وَيُكَلِّمُ ٱلنَّاسَ فِى ٱلۡمَهۡدِ وَكَهۡلاً وَمِنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ ٤٦

And he will speakve konuşacakاور کلام کرے گاwayukallimu(to) the peopleinsanlaraلوگوں سےl-nāsainbeşikteمیںthe cradleپن گھوڑےl-mahdiand (in) maturityve yetişkinlikteاور کہولت میں۔ بڑی عمر میںwakahlanand (he will be) ofve iyilerden olacaktırاور میں سے ہوگاwaminathe righteousصالح لوگوںl-ṣāliḥīna

46 He will speak to the people in the cradle and in maturity and will be of the righteous."

46 "İnsanlarla, beşikte iken de, yetişkin iken de konuşacaktır ve o, iyilerdendir".

46 Beşikte de, yetişkin çağında da insanlarla konuşacak ve iyilerden olacaktır.

46 اور ماں کی گود میں اور بڑی عمر کا ہو کر (دونوں حالتوں میں) لوگوں سے (یکساں) گفتگو کرے گا اور نیکو کاروں میں ہوگا

46 لوگوں سے گہوارے میں بھی کلام کرے گا اور بڑی عمر کو پہنچ کر بھی، اور وہ ایک مرد صالح ہوگا"

قَالَتۡ رَبِّ أَنَّىٰ يَكُونُ لِى وَلَدٌ وَلَمۡ يَمۡسَسۡنِى بَشَرٌ‌ۖ قَالَ كَذٰلِكِ ٱللَّهُ يَخۡلُقُ مَا يَشَآءُ‌ۚ إِذَا قَضَىٰٓ أَمۡرًا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ ٤٧

She saiddedi kiکہنے لگیںqālatMy LordRabbimاے میرے ربrabbihownasılکیونکر۔ کس طرحannāis [it]olurہوگاyakūnufor mebenimمیرے لیےa boyçocuğumایک بچہwaladunand (has) notbana dokunmamışkenحالانکہ نہیںwalamtouch(ed) meچھوا مجھ کو۔ ہاتھ لگایا مجھ کوyamsasnīany manbir beşerکسی انسان کےbasharunHe saiddediفرمایاqālaThusböyledirاس طرحkadhālikiAllahاللہ تعالیٰl-lahucreatesyaratırپیدا کرتا ہےyakhluquwhatşeyiجوHe willsdilediğiوہ چاہتا ہے ۭyashāuWhenzamanجبidhāHe decreesistediğiفیصلہ کرلیتا ہےqaḍāa matterbir şey(in olmasını)کسی کام کاamranthen onlysadeceتو بیشکfa-innamāHe saysderوہ کہتا ہےyaqūluto itonaوہ کہتا ہےlahuBeol'ہوجاkunand it becomeso da oluverirتو وہ ہو جاتا ہےfayakūnu

47 She said, "My Lord, how will I have a child when no man has touched me?" [The angel] said, "Such is Allah; He creates what He wills. When He decrees a matter, He only says to it, 'Be,' and it is.

47 Meryem: "Rabbim! Bana bir insan dokunmamışken nasıl çocuğum olabilir?" demişti. Melekler şöyle dediler: "Allah dilediğini böylece yaratır. Bir işin olmasını dilerse ona ol der ve olur".

47 (Meryem): "Ey Rabbim, bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?" dedi. Allah: "Öyle ama, Allah dilediğini yaratır, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece 'ol!' der, o da hemen oluverir." dedi.

47 مریم نے کہا پروردگار میرے ہاں بچہ کیونکر ہوگا کہ کسی انسان نے مجھے ہاتھ تک تو لگایا نہیں فرمایا کہ خدا اسی طرح جو چاہتا ہے پیدا کرتا ہے جب وہ کوئی کام کرنا چاہتا ہے تو ارشاد فرما دیتا ہے کہ ہوجا تو وہ ہو جاتا ہے

47 یہ سُن کر مریم بولی”پروردگار!میرے ہا ں بچہ کہاں سے ہوگا، مجھے تو کسی شخص نے ہاتھ تک نہیں لگایا“۔ جواب ملا”ایسا ہی ہوگا،1 اللہ جو چاھتا ہے پیدا کر تا ہے۔ وہ جب کسی کا م کے کرنے کا فیصلہ فرماتا ہے تو بس کہتا ہے کہ ہو جا اور وہ ہو جا تا ہے“

وَيُعَلِّمُهُ ٱلۡكِتَـٰبَ وَٱلۡحِكۡمَةَ وَٱلتَّوۡرَىٰةَ وَٱلۡإِنجِيلَ ٤٨

And He will teach himve ona öğretecektirاور تعلیم دے گا اس کو۔ سکھائے گا اس کوwayuʿallimuhuthe BookKitabıکتابl-kitābaand [the] wisdomve Hikmetiاورحکمتwal-ḥik'mataand the Tauratve Tevrat'ıاور توراتwal-tawrātaand the Injeelve İncil'iاور انجیلwal-injīla

48 And He will teach him writing and wisdom and the Torah and the Gospel

48 Ona Kitabı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretecek, İsrailoğullarına şöyle diyen bir peygamber kılacak: "Ben size Rabbinizden bir ayet getirdim. Ben size çamurdan kuş gibi bir şey yapıp ona üfleyeceğim, Allah'ın izniyle, hemen kuş olacaktır; anadan doğma körleri, alacalıları iyi edeceğim; Allah'ın izniyle, ölüleri dirilteceğim; yediklerinizi ve evlerinizde sakladıklarınızı da size haber vereceğim. İnanmışsanız bunda size delil vardır".

48 Allah ona kitab (okuma ve yazmay)ı, hikmeti ve Tevrat ile İncil'i öğretir.

48 اور وہ انہیں لکھنا (پڑھنا) اور دانائی اور تورات اور انجیل سکھائے گا

48 (فرشتوں نے پھر سلسلئہ کلام میں کہا) "اور اللہ اُسے کتاب اور حکمت کی تعلیم دے گا، تورات اور انجیل کا علم سکھائے گا

وَرَسُولاً إِلَىٰ بَنِىٓ إِسۡرٰٓءِيلَ أَنِّى قَدۡ جِئۡتُكُم بِـَٔـايَةٍ مِّن رَّبِّكُمۡ‌ۖ أَنِّىٓ أَخۡلُقُ لَكُم مِّنَ ٱلطِّينِ كَهَيۡــَٔةِ ٱلطَّيۡرِ فَأَنفُخُ فِيهِ فَيَكُونُ طَيۡرَۢا بِإِذۡنِ ٱللَّهِ‌ۖ وَأُبۡرِئُ ٱلۡأَكۡمَهَ وَٱلۡأَبۡرَصَ وَأُحۡىِ ٱلۡمَوۡتَىٰ بِإِذۡنِ ٱللَّهِ‌ۖ وَأُنَبِّئُكُم بِمَا تَأۡكُلُونَ وَمَا تَدَّخِرُونَ فِى بُيُوتِكُمۡ‌ۚ إِنَّ فِى ذٰلِكَ لَأَيَةً لَّكُمۡ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ ٤٩

And (make him) a Messengerve bir elçi (şöyle diyen)اور رسول ہوگاwarasūlantooğullarınaطرفilā(the) Childrenبنیbanī(of) Israelİsrailاسرائیل کےis'rāīlaIndeed, Ibenبیشک میںannī[surely]doğrusuتحقیقqad[I] (have) come (to) yousize getirdimمیں لایا ہوں تمہارے پاسji'tukumwith a signbir mu'cizeایک نشانیbiāyatinfromRabbinizdenطرف سےminyour Lordتمہارے رب کیrabbikumthat Ibenبیشک میںannī[I] designyaratırımمیں بنادیتا ہوںakhluqufor yousizin içinتمہارے لئیےlakumfromçamurdanسےmina[the] clayمٹیl-ṭīnilike the formşeklinde bir şeyمانند شکلkahayati(of) the birdkuşپرندے کیl-ṭayrithen I breathüflerimپھر میں پھونک مار دوں گاfa-anfukhuinto itonaاس میںfīhiand it becomeshemen oluverirتو وہ ہوجائے گاfayakūnua birdbir kuşایک پرندہṭayranby (the) permissionizniyleاذن سےbi-idh'ni(of) AllahAllah'ınاللہ کےl-lahiAnd I cureve iyileştiririmمیں اچھا کردیتا ہوںwa-ub'ri-uthe blindkörüپیدائشی اندھے کوl-akmahaand the leperve alacalıyıاور برص والے کو۔ کوڑھی کوwal-abraṣaand I give lifeve diriltirimمیں زندہ کرلیتا ہوںwa-uḥ'yī(to) the deadölüleriمردوں کوl-mawtāby (the) permissionizniyleاذن کے ساتھbi-idh'ni(of) AllahAllah'ınاللہ کےl-lahiAnd I inform youve size haber veririmاور میں بتاتا ہوں تم کو۔ میں خبر دیتا ہوں تم کوwa-unabbi-ukumof whatneساتھ اس کے جوbimāyou eatyediğiniziتم کھاتے ہوtakulūnaand whatve neاور جوwamāyou storebiriktirdiğiniziتم ذخیرہ کرتے ہوtaddakhirūnainevlerinizdeمیںyour housesاپنے گھروں (میں)buyūtikumIndeedelbetteبیشکinnainbundaاسthatمیںdhālika(is) surely a signbir ibret vardırالبتہ ایک نشانی ہےlaāyatanfor yousizin içinتمہارے لیےlakumifeğerاگرinyou areisenizہو تمkuntumbelieversinanıyorایمان لانے والےmu'minīna

49 And [make him] a messenger to the Children of Israel, [who will say], 'Indeed I have come to you with a sign from your Lord in that I design for you from clay [that which is] like the form of a bird, then I breathe into it and it becomes a bird by permission of Allah. And I cure the blind and the leper, and I give life to the dead - by permission of Allah. And I inform you of what you eat and what you store in your houses. Indeed in that is a sign for you, if you are believers.

49 Ona Kitabı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretecek, İsrailoğullarına şöyle diyen bir peygamber kılacak: "Ben size Rabbinizden bir ayet getirdim. Ben size çamurdan kuş gibi bir şey yapıp ona üfleyeceğim, Allah'ın izniyle, hemen kuş olacaktır; anadan doğma körleri, alacalıları iyi edeceğim; Allah'ın izniyle, ölüleri dirilteceğim; yediklerinizi ve evlerinizde sakladıklarınızı da size haber vereceğim. İnanmışsanız bunda size delil vardır".

49 Allah onu İsrailoğullarına (şöyle diyecek) bir peygamber olarak gönderir: "Şüphesiz ki ben size Rabbinizden bir âyet (mucize, belge) getirdim: Size, kuş biçiminde çamurdan birşey yaparım da içine üflerim, Allah'ın izniyle o, kuş olur; anadan doğma körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah'ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyor ve neleri biriktiriyorsanız size haber veririm".

49 اور (عیسیٰ) بنی اسرائیل کی طرف پیغمبر (ہو کر جائیں گے اور کہیں گے) کہ میں تمہارے پروردگار کی طرف سے نشانی لے کر آیا ہوں وہ یہ کہ تمہارے سامنے مٹی کی مورت بشکل پرند بناتا ہوں پھر اس میں پھونک مارتا ہوں تو وہ خدا کے حکم سے (سچ مچ) جانور ہو جاتا ہے اور اندھے اور ابرص کو تندرست کر دیتا ہوں اور خدا کے حکم سے مردے میں جان ڈال دیتا ہوں اور جو کچھ تم کھا کر آتے ہو اور جو اپنے گھروں میں جمع کر رکھتے ہو سب تم کو بتا دیتا ہوں اگر تم صاحب ایمان ہو تو ان باتوں میں تمہارے لیے (قدرت خدا کی) نشانی ہے

49 اور بنی اسرئیل کی طرف اپنا رسول مقرر کرے گا“۔(اور جب وہ بحیثیت رسول بنی اسرائیل کے پاس آیا تو اس نے کہا) ”میں تمہارے رب کی طرف سے تمہارے پاس نشانی لے کر آیا ہوں۔ میں تمہارے سامنے مٹی سے پرندے کی صورت کا ایک مجسمہ بناتا ہوں اور اس میں پھونک مارتا ہوں، وہ اللہ کے حکم سے پرندہ بن جاتا ہے۔ میں اللہ کے حکم سے مادر زاد اندھے اور کوڑھی کو اچھا کرتا ہوں اور مُردے کو زندہ کرتا ہوں۔ میں تمہیں بتاتا ہوں کہ تم کیا کھاتے ہو اور کیا اپنے گھروں میں ذخیرہ کرکے رکھتے ہو۔ اس میں تمہارے لیے کافی نشانی ہے اگر تم ایمان لانے والے ہو۔1

وَمُصَدِّقًا لِّمَا بَيۡنَ يَدَىَّ مِنَ ٱلتَّوۡرَىٰةِ وَلِأُحِلَّ لَكُم بَعۡضَ ٱلَّذِى حُرِّمَ عَلَيۡكُمۡ‌ۚ وَجِئۡتُكُم بِـَٔـايَةٍ مِّن رَّبِّكُمۡ فَٱتَّقُواۡ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ ٥٠

And confirmingve doğrulayıcı olarakاور تصدیق کرنے والا ہوںwamuṣaddiqanthat whichşeyiواسطے اس کے جوlimā(was)benden önce gelenمیرے سامنے ہےbaynabefore meyadayyaofTevrat'ıسےminathe Tauratتورات (میں سے)l-tawrātiand so that I make lawfulve helal kılmak içinاور تاکہ میں حلال کردوںwali-uḥillafor yousizeتمہارے لیےlakumsomebazıبعضbaʿḍa(of) that whichşeyleriوہ چیزalladhīwas forbiddenharam kılınanجو حرام کی گئیḥurrimato yousizeتم پرʿalaykumAnd I (have) come to youve size getirdimاورمیں لایا ہوں تمہارے پاسwaji'tukumwith a signbir mu'cizeایک نشانیbiāyatinfromRabbinizdenطرف سےminyour Lordتمہارے رب کیrabbikumSo fearo halde korkunپس ڈروfa-ittaqūAllahAllah'tanاللہ سےl-lahaand obey meve bana ita'at edinاور اطاعت کرو میریwa-aṭīʿūni

50 And [I have come] confirming what was before me of the Torah and to make lawful for you some of what was forbidden to you. And I have come to you with a sign from your Lord, so fear Allah and obey me.

50 "Benden önce gelen Tevrat'ı tasdik etmekle beraber size yasak edilenlerin bir kısmını helal kılmak üzere, Rabbinizden size bir ayet getirdim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin; çünkü Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O'na kulluk edin, bu doğru yoldur".

50 "Önümdeki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helal kılmak için (geldim) ve Rabbiniz tarafından size bir mucize getirdim. Artık Allah'tan korkun da bana uyun".

50 اور مجھ سے پہلے جو تورات (نازل ہوئی) تھی اس کی تصدیق بھی کرتا ہوں اور (میں) اس لیے بھی (آیا ہوں) کہ بعض چیزیں جو تم پر حرام تھیں ان کو تمہارے لیے حلال کر دوں اور میں تو تمہارے پروردگار کی طرف سے نشانی لے کر آیا ہوں تو خدا سے ڈرو اور میرا کہا مانو

50 اور میں اُس تعلیم و ہدایت کی تصدیق کرنے والا بن کر آیا ہوں جو تو رات میں سے اِس وقت میرے زمانہ میں موجود ہے۔1 اور اس لیے آیا ہوں کہ تمہارے لیے بعض اُن چیزوں کو حلال کر دوں جو تم پر حرام کر دی گئی ہیں۔2 دیکھو ، میں تمہارے رب کی طرف سے تمہارے پاس نشانی لے کر آیا ہوں ، لہٰذا اللہ سے ڈرو اور میری اطاعت کرو

إِنَّ ٱللَّهَ رَبِّى وَرَبُّكُمۡ فَٱعۡبُدُوهُ‌ۗ هَـٰذَا صِرٰطٌ مُّسۡتَقِيمٌ ٥١

IndeedşüphesizبیشکinnaAllahاللہ تعالیٰl-laha(is) my Lordbenim Rabbimdirمیرا رب ہےrabbīand your Lordve sizin de Rabbinizdirاور تمہارا ربwarabbukumso worship HimO'na kulluk edinپس عبادت کرو اس کیfa-uʿ'budūhuThisbudurیہhādhā(is) the pathyolراستہ ہےṣirāṭunstraightdoğruسیدھاmus'taqīmun

51 Indeed, Allah is my Lord and your Lord, so worship Him. That is the straight path."

51 "Benden önce gelen Tevrat'ı tasdik etmekle beraber size yasak edilenlerin bir kısmını helal kılmak üzere, Rabbinizden size bir ayet getirdim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin; çünkü Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O'na kulluk edin, bu doğru yoldur".

51 "Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Onun için hep O'na kulluk edin! İşte bu, doğru yoldur".

51 کچھ شک نہیں کہ خدا ہی میرا اور تمہارا پروردگار ہے تو اسی کی عبادت کرو یہی سیدھا رستہ ہے

51 اللہ میرا رب بھی ہے اور تمہارا رب بھی ، لہٰذا تم اُسی کی بندگی اختیار کرو، یہی سیدھا راستہ ہے“۔1

۞فَلَمَّآ أَحَسَّ عِيسَىٰ مِنۡهُمُ ٱلۡكُفۡرَ قَالَ مَنۡ أَنصَارِىٓ إِلَى ٱللَّهِ‌ۖ قَالَ ٱلۡحَوَارِيُّونَ نَحۡنُ أَنصَارُ ٱللَّهِ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَٱشۡهَدۡ بِأَنَّا مُسۡلِمُونَ ٥٢

Then whenne zaman kiپھر جبfalammāperceivedsezdiمحسوس کیاaḥassaIsaÎsaعیسیٰ نےʿīsāfrom themonlardanان میں سےmin'humu[the] disbeliefinkarıکفر کوl-kuf'rahe saiddedi kiبولےqālaWhokimlerکونman(will be) my helpersbana yardımcı olacakمیرا مددگار ہوگاanṣārīto(yolunda)طرفilāAllahاللہ کیl-lahiSaiddedilerکہاqālathe disciplesHavarilerحواریوں نےl-ḥawāriyūnaWeBizہمnaḥnu(will be the) helpersyardımcılarıyızمددگار ہیںanṣāru(of) AllahAllah(yolun)unاللہ کےl-lahiwe believe[d]inandıkہم ایمان لائےāmannāin AllahAllah'aاللہ پرbil-lahiand bear witnessşahid olگواہ رہیےwa-ish'hadthat webizبیشک ہمbi-annā(are) Muslimsmüslümanlarızمسلمان ہیںmus'limūna

52 But when Jesus felt [persistence in] disbelief from them, he said, "Who are my supporters for [the cause of] Allah?" The disciples said, "We are supporters for Allah. We have believed in Allah and testify that we are Muslims [submitting to Him].

52 İsa onların inkarlarını hissedince: "Allah uğrunda yardımcılarım kimlerdir?" dedi. Havariler şöyle dediler: "Biz Allah'ın yardımcılarıyız, Allah'a inandık, O'na teslim olduğumuza şahid ol".

52 İsa onların inkârlarını hissedince: "Allah yolunda yardımcılarım kim?" dedi. Havariler: "Allah yolunda yardımcılar biziz. Allah'a iman ettik. Şahit ol ki, biz muhakkak müslümanlarız." dediler.

52 جب عیسیٰؑ نے ان کی طرف سے نافرمانی اور (نیت قتل) دیکھی تو کہنے لگے کہ کوئی ہے جو خدا کا طرف دار اور میرا مددگار ہو حواری بولے کہ ہم خدا کے (طرفدار اور آپ کے) مددگار ہیں ہم خدا پر ایمان لائے اور آپ گواہ رہیں کہ ہم فرمانبردار ہیں

52 جب عیسٰی نے محسوس کیا کہ بنی اسرئیل کفر و انکار پر آمادہ ہیں تو اس نے کہا ”کون اللہ کی راہ میں میرا مددگار ہو تا ہے“؟ حواریوں1 نے جواب دیا”ہم اللہ کے مدد گار ہیں ،2 ہم اللہ پر ایمان لائے، گواہ رہو کہ ہم مسلم(اللہ کے آگے سرِ اطاعت جھکادینے والے )ہیں

Surah 3 / Ali 'Imran / Family of Imran سورة آل عمران 57
And he will speakve konuşacakاور کلام کرے گا wayukallimu (to) the peopleinsanlaraلوگوں سے l-nāsa inbeşikteمیں the cradleپن گھوڑے l-mahdi and (in) maturityve yetişkinlikteاور کہولت میں۔ بڑی عمر میں wakahlan and (he will be) ofve iyilerden olacaktırاور میں سے ہوگا wamina the righteousصالح لوگوں l-ṣāliḥīna٤٦
She saiddedi kiکہنے لگیں qālat My LordRabbimاے میرے رب rabbi hownasılکیونکر۔ کس طرح annā is [it]olurہوگا yakūnu for mebenimمیرے لیے a boyçocuğumایک بچہ waladun and (has) notbana dokunmamışkenحالانکہ نہیں walam touch(ed) meچھوا مجھ کو۔ ہاتھ لگایا مجھ کو yamsasnī any manbir beşerکسی انسان کے basharun He saiddediفرمایا qāla Thusböyledirاس طرح kadhāliki
Allahاللہ تعالیٰ l-lahu createsyaratırپیدا کرتا ہے yakhluqu whatşeyiجو He willsdilediğiوہ چاہتا ہے ۭ yashāu Whenzamanجب idhā He decreesistediğiفیصلہ کرلیتا ہے qaḍā a matterbir şey(in olmasını)کسی کام کا amran then onlysadeceتو بیشک fa-innamā He saysderوہ کہتا ہے yaqūlu to itonaوہ کہتا ہے lahu Beol'ہوجا kun and it becomeso da oluverirتو وہ ہو جاتا ہے fayakūnu٤٧
And He will teach himve ona öğretecektirاور تعلیم دے گا اس کو۔ سکھائے گا اس کو wayuʿallimuhu the BookKitabıکتاب l-kitāba and [the] wisdomve Hikmetiاورحکمت wal-ḥik'mata and the Tauratve Tevrat'ıاور تورات wal-tawrāta and the Injeelve İncil'iاور انجیل wal-injīla٤٨
And (make him) a Messengerve bir elçi (şöyle diyen)اور رسول ہوگا warasūlan tooğullarınaطرف ilā (the) Childrenبنی banī (of) Israelİsrailاسرائیل کے is'rāīla Indeed, Ibenبیشک میں annī [surely]doğrusuتحقیق qad [I] (have) come (to) yousize getirdimمیں لایا ہوں تمہارے پاس ji'tukum with a signbir mu'cizeایک نشانی biāyatin fromRabbinizdenطرف سے min your Lordتمہارے رب کی rabbikum
that Ibenبیشک میں annī [I] designyaratırımمیں بنادیتا ہوں akhluqu for yousizin içinتمہارے لئیے lakum fromçamurdanسے mina [the] clayمٹی l-ṭīni like the formşeklinde bir şeyمانند شکل kahayati (of) the birdkuşپرندے کی l-ṭayri then I breathüflerimپھر میں پھونک مار دوں گا fa-anfukhu into itonaاس میں fīhi
and it becomeshemen oluverirتو وہ ہوجائے گا fayakūnu a birdbir kuşایک پرندہ ṭayran by (the) permissionizniyleاذن سے bi-idh'ni (of) AllahAllah'ınاللہ کے l-lahi And I cureve iyileştiririmمیں اچھا کردیتا ہوں wa-ub'ri-u the blindkörüپیدائشی اندھے کو l-akmaha and the leperve alacalıyıاور برص والے کو۔ کوڑھی کو wal-abraṣa
and I give lifeve diriltirimمیں زندہ کرلیتا ہوں wa-uḥ'yī (to) the deadölüleriمردوں کو l-mawtā by (the) permissionizniyleاذن کے ساتھ bi-idh'ni (of) AllahAllah'ınاللہ کے l-lahi And I inform youve size haber veririmاور میں بتاتا ہوں تم کو۔ میں خبر دیتا ہوں تم کو wa-unabbi-ukum of whatneساتھ اس کے جو bimā you eatyediğiniziتم کھاتے ہو takulūna and whatve neاور جو wamā you storebiriktirdiğiniziتم ذخیرہ کرتے ہو taddakhirūna
inevlerinizdeمیں your housesاپنے گھروں (میں) buyūtikum Indeedelbetteبیشک inna inbundaاس thatمیں dhālika (is) surely a signbir ibret vardırالبتہ ایک نشانی ہے laāyatan for yousizin içinتمہارے لیے lakum ifeğerاگر in you areisenizہو تم kuntum believersinanıyorایمان لانے والے mu'minīna٤٩
And confirmingve doğrulayıcı olarakاور تصدیق کرنے والا ہوں wamuṣaddiqan that whichşeyiواسطے اس کے جو limā (was)benden önce gelenمیرے سامنے ہے bayna before me yadayya ofTevrat'ıسے mina the Tauratتورات (میں سے) l-tawrāti and so that I make lawfulve helal kılmak içinاور تاکہ میں حلال کردوں wali-uḥilla for yousizeتمہارے لیے lakum
somebazıبعض baʿḍa (of) that whichşeyleriوہ چیز alladhī was forbiddenharam kılınanجو حرام کی گئی ḥurrima to yousizeتم پر ʿalaykum And I (have) come to youve size getirdimاورمیں لایا ہوں تمہارے پاس waji'tukum with a signbir mu'cizeایک نشانی biāyatin fromRabbinizdenطرف سے min your Lordتمہارے رب کی rabbikum
So fearo halde korkunپس ڈرو fa-ittaqū AllahAllah'tanاللہ سے l-laha and obey meve bana ita'at edinاور اطاعت کرو میری wa-aṭīʿūni٥٠ Indeedşüphesizبیشک inna Allahاللہ تعالیٰ l-laha (is) my Lordbenim Rabbimdirمیرا رب ہے rabbī and your Lordve sizin de Rabbinizdirاور تمہارا رب warabbukum so worship HimO'na kulluk edinپس عبادت کرو اس کی fa-uʿ'budūhu
Thisbudurیہ hādhā (is) the pathyolراستہ ہے ṣirāṭun straightdoğruسیدھا mus'taqīmun٥١ Then whenne zaman kiپھر جب falammā perceivedsezdiمحسوس کیا aḥassa IsaÎsaعیسیٰ نے ʿīsā from themonlardanان میں سے min'humu
[the] disbeliefinkarıکفر کو l-kuf'ra he saiddedi kiبولے qāla Whokimlerکون man (will be) my helpersbana yardımcı olacakمیرا مددگار ہوگا anṣārī to(yolunda)طرف ilā Allahاللہ کی l-lahi Saiddedilerکہا qāla the disciplesHavarilerحواریوں نے l-ḥawāriyūna WeBizہم naḥnu
(will be the) helpersyardımcılarıyızمددگار ہیں anṣāru (of) AllahAllah(yolun)unاللہ کے l-lahi we believe[d]inandıkہم ایمان لائے āmannā in AllahAllah'aاللہ پر bil-lahi and bear witnessşahid olگواہ رہیے wa-ish'had that webizبیشک ہم bi-annā (are) Muslimsmüslümanlarızمسلمان ہیں mus'limūna٥٢
٥٧
‹ 55page 56 of the printed Mushaf57 ›