يَـٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَـٰبِ لِمَ تَلۡبِسُونَ ٱلۡحَقَّ بِٱلۡبَـٰطِلِ وَتَكۡتُمُونَ ٱلۡحَقَّ وَأَنتُمۡ تَعۡلَمُونَ ٧١

O PeopleEy ehliاے اہلyāahla(of) the BookKitapکتابl-kitābiWhyniçinکیوںlimado you mixkarıştırıyorsunuzتم ملاتے ہوtalbisūnathe truthhakkıحق کوl-ḥaqawith the falsehoodbatıllaساتھ باطل کےbil-bāṭiliand concealve gizliyorsunuzاور تم چھپاتے ہوwataktumūnathe truthgerçeğiحق کوl-ḥaqawhile youve sizاور تم جانتے ہوwa-antumknowbildiğiniz haldeتم جانتے ہوtaʿlamūna

71 O People of the Scripture, why do you confuse the truth with falsehood and conceal the truth while you know [it]?

71 Ey Kitap ehli! Niçin hakkı batıla karıştırıyor ve bile bile hakkı gizliyorsunuz?

71 Ey kitap ehli! Niçin hakkı batıla karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?

71 اے اہلِ کتاب تم سچ کو جھوٹ کے ساتھ خلط ملط کیوں کرتے ہو اور حق کو کیوں چھپاتے ہو اور تم جانتے بھی ہو

71 اے اہل کتاب! کیوں حق کو باطل کا رنگ چڑھا کر مشتبہ بناتے ہو؟ کیوں جانتے بوجھتے حق کو چھپاتے ہو؟

وَقَالَت طَّآئِفَةٌ مِّنۡ أَهۡلِ ٱلۡكِتَـٰبِ ءَامِنُواۡ بِٱلَّذِىٓ أُنزِلَ عَلَى ٱلَّذِينَ ءَامَنُواۡ وَجۡهَ ٱلنَّهَارِ وَٱكۡفُرُوٓاۡ ءَاخِرَهُۥ لَعَلَّهُمۡ يَرۡجِعُونَ ٧٢

And saidve dedi kiاور کہاwaqālata groupbir grupایک گروہ نےṭāifatunofehlindenسےmin(the) People(اہل)ahli(of) the BookKitapکتاب (میں سے)l-kitābiBelieveinanınایمان لے آؤāminūin whatolanaساتھ اس چیز کےbi-alladhīwas revealedindirilmişجونازل کی گئیunzilaonüzerineاوپرʿalāthose whokimselerان لوگوں کےalladhīnabelieve[d]inanan(lara)جو ایمان لائےāmanū(at the) beginningönündeچہرہwajha(of) the daygününدن ( دن کے پہلے حصے میں۔ یعنی صبح کے وقت)l-nahāriand rejectve inkar edinاور کفرکرو۔ انکار کردوwa-uk'furū(at) its endsonundaاس کے آخری حصے میں۔ یعنی پچھلے پہرākhirahuperhaps they maybelki onlarتاکہ وہlaʿallahumreturndönerlerلوٹ آئیںyarjiʿūna

72 And a faction of the People of the Scripture say [to each other], "Believe in that which was revealed to the believers at the beginning of the day and reject it at its end that perhaps they will abandon their religion,

72 Kitap ehlinden bir takımı şöyle dedi: "İnananlara indirilene günün başında inanın, sonunda inkar edin ki, belki dönerler ve dininize uyanlardan başkasına inanmayın". De ki: "Doğru yol Allah'ın yoludur". Ve yine başkasına da verildiğine veya Rabbinizin katında Müslümanların karşı delil getirip sizi alt edeceğine inanmayın, derler. De ki: "Doğrusu bol nimet Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah'ın fazlı her şeyi kaplar, O her şeyi bilir".

72 Kitap ehlinden bir grup: "Müminlere indirilene günün başlangıcında inanın, sonunda da inkâr edin, belki onlar da dönerler." dedi.

72 اور اہلِ کتاب ایک دوسرے سے کہتے ہیں کہ جو (کتاب) مومنوں پر نازل ہوئی ہے اس پر دن کے شروع میں تو ایمان لے آیا کرو اور اس کے آخر میں انکار کر دیا کرو تاکہ وہ (اسلام سے) برگشتہ ہو جائیں

72 اہل کتاب میں سے ایک گروہ کہتا ہےکہ اس کےنبی کے ماننے والوں پر جو کچھ نازل ہوا ہے اس پر صحیح ایمان لاؤ اور شام کو اس سے انکار کردو، شاید اس ترکیب سے یہ لوگ اپنے ایمان سے پھر جائیں۔1

وَلَا تُؤۡمِنُوٓاۡ إِلَّا لِمَن تَبِعَ دِينَكُمۡ قُلۡ إِنَّ ٱلۡهُدَىٰ هُدَى ٱللَّهِ أَن يُؤۡتَىٰٓ أَحَدٌ مِّثۡلَ مَآ أُوتِيتُمۡ أَوۡ يُحَآجُّوكُمۡ عِندَ رَبِّكُمۡ‌ۗ قُلۡ إِنَّ ٱلۡفَضۡلَ بِيَدِ ٱللَّهِ يُؤۡتِيهِ مَن يَشَآءُ‌ۗ وَٱللَّهُ وٰسِعٌ عَلِيمٌ ٧٣

And (do) notve güvenmeyinاور نہwalābelieveتم ایمان لاؤtu'minūexceptbaşkasınaمگرillā(the one) whokimsedenواسطے اس کے جوlimanfollowsuyanپیروی کرےtabiʿayour religionsizin dininizeتمہارے دین کیdīnakumSayde kiکہہ دیجیےqulIndeedşüphesizبیشکinnathe (true) guidanceHidayetہدایت توl-hudā(is the) Guidancehidayetidirہدایتhudā(of) Allah Allah'ınاللہ کی ہےl-lahilestverilmesinden (mi?)کہanis givenدیا جائےyu'tā(to) one birineکوئی ایکaḥadun(the) likebenzerininمانندmith'la(of) whatşeyinجوwas given to yousize verilenدیے گئے تمūtītumorveyaیاawthey may argue with you(aleyhinize) deliller getireceklerinden (mi?)وہ جھگڑا کریں تم سےyuḥājjūkumnearhuzurundaکے پاسʿindayour LordRabbinizinتمہارے ربrabbikumSayde kiکہہ دیجیےqulIndeedşüphesizبیشکinnathe BountyLutufفضلl-faḍla(is) in the Handelindedirہاتھ میں ہےbiyadi(of) AllahAllah'ınاللہ کےl-lahiHe gives itonu verirوہ دیتا ہے اسکوyu'tīhi(to) whomkimseyeجسےmanHe willsdilediğiوہ چاہتا ہےyashāuand AllahAllah'ınاور اللہwal-lahu(is) All-Encompassing(lutfu) geniştirوسعت والا ہےwāsiʿunAll-Knowing(O her şeyi) bilendirجاننے والا ہےʿalīmun

73 And do not trust except those who follow your religion." Say, "Indeed, the [true] guidance is the guidance of Allah. [Do you fear] lest someone be given [knowledge] like you were given or that they would [thereby] argue with you before your Lord?" Say, "Indeed, [all] bounty is in the hand of Allah - He grants it to whom He wills. And Allah is all-Encompassing and Wise."

73 Kitap ehlinden bir takımı şöyle dedi: "İnananlara indirilene günün başında inanın, sonunda inkar edin ki, belki dönerler ve dininize uyanlardan başkasına inanmayın". De ki: "Doğru yol Allah'ın yoludur". Ve yine başkasına da verildiğine veya Rabbinizin katında Müslümanların karşı delil getirip sizi alt edeceğine inanmayın, derler. De ki: "Doğrusu bol nimet Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah'ın fazlı her şeyi kaplar, O her şeyi bilir".

73 "Ve kendi dininize uyanlardan başkasına inanmayın" (dediler). De ki: "Şüphesiz doğru yol, Allah'ın yoludur". (Onlar kendi aralarında): "Size verilenin benzerinin hiçbir kimseye verilmiş olduğuna, yahut Rabbinizin huzurunda sizin aleyhinize deliller getireceklerine" (de inanmayın dediler). De ki: "Lütuf Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah, rahmeti bol olan, her şeyi hakkıyla bilendir".

73 اور اپنے دین کے پیرو کے سوا کسی اور کے قائل نہ ہونا (اے پیغمبر) کہہ دو کہ ہدایت تو خدا ہی کی ہدایت ہے (وہ یہ بھی کہتے ہیں) یہ بھی (نہ ماننا) کہ جو چیز تم کو ملی ہے ویسی کسی اور کو ملے گی یا وہ تمہیں خدا کے روبرو قائل معقول کر سکیں گے یہ بھی کہہ دو کہ بزرگی خدا ہی کے ہاتھ میں ہے وہ جسے چاہتا ہے دیتا ہے اور خدا کشائش والا (اور) علم والا ہے

73 نیز یہ لوگ آپس میں کہتے ہیں کہ اپنے مذہب والے کے سوا کسی کی بات نہ مانو۔ اے نبی! ان سے کہہ دو کہ”اصل میں ہدایت تو اللہ کی ہدایت ہے اور یہ اُسی کی دین ہے کہ کسی کو وہی کچھ دے دیا جائے جو کبھی تم کو دیا گیا تھا، یا یہ کہ دوسروں کو تمہارے رب کے حضور پیش کرنے کے لیے تمہارے خلاف قوی حجّت مل جائے“۔ اے نبیؐ ! ان سے کہو کہ ”فضل و شرف اللہ کے اختیار میں ہے ، جسے چاہے عطا فرمائے۔ وہ وسیع النظر ہے1 اور سب کچھ جانتا ہے،2

يَخۡتَصُّ بِرَحۡمَتِهِۦ مَن يَشَآءُ‌ۗ وَٱللَّهُ ذُو ٱلۡفَضۡلِ ٱلۡعَظِيمِ ٧٤

He chooseshas kılarخاص کرلیتا ہےyakhtaṣṣufor His MercyRahmetiniساتھ اپنی رحمت کےbiraḥmatihiwhomkimseyeجسےmanHe willsdilediğiوہ چاہتا ہےyashāuAnd AllahAllahاور اللہwal-lahu(is) the Possessorsahibidirوالا ہےdhū(of) Bounty lutuf ve ikramفضلl-faḍli[the] greatbüyükبڑےl-ʿaẓīmi

74 He selects for His mercy whom He wills. And Allah is the possessor of great bounty.

74 "Rahmetini dilediğine tahsis eder, Allah büyük, bol nimet sahibidir".

74 Rahmetini dilediğine tahsis eder. Allah, büyük lütuf ve kerem sahibidir.

74 وہ اپنی رحمت سے جس کو چاہتا ہے خاص کر لیتا ہے اور خدا بڑے فضل کا مالک ہے

74 اپنی رحمت کے لیے جس کو چاہتا ہے مخصوص کر لیتا ہے اور اس کا فضل بہت بڑا ہے"

۞وَمِنۡ أَهۡلِ ٱلۡكِتَـٰبِ مَنۡ إِن تَأۡمَنۡهُ بِقِنطَارٍ يُؤَدِّهِۦٓ إِلَيۡكَ وَمِنۡهُم مَّنۡ إِن تَأۡمَنۡهُ بِدِينَارٍ لَّا يُؤَدِّهِۦٓ إِلَيۡكَ إِلَّا مَا دُمۡتَ عَلَيۡهِ قَآئِمًا‌ۗ ذٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ قَالُواۡ لَيۡسَ عَلَيۡنَا فِى ٱلۡأُمِّيِّــۧنَ سَبِيلٌ وَيَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلۡكَذِبَ وَهُمۡ يَعۡلَمُونَ ٧٥

And fromehlindenاور میں سے (کچھ میں)wamin(the) Peopleاہلahli(of) the BookKitapکتاب اگرl-kitābi(is he) whoöylesi (vardır ki)جوmanifeğerاگرinyou entrust himona emanet bıraksanتو امانت دے اس کوtamanhuwith a great amount of wealthyüklerle malساتھ خزانے کےbiqinṭārinhe will return itonu öderوہ ادا کردے گا اس کوyu-addihito yousanaطرف تیرےilaykaAnd from themve onlardanان میں سے کچھ ہیںwamin'hum(is he) whoöylesi (de vardır ki)جوmanifeğerاگرinyou entrust himona versenتو امانت دے اس کوtamanhuwith a single coinbir dinarایک دینارbidīnārinnotonu ödemezنہیںhe will return itوہ ادا کرے گاyu-addihito yousanaاس کو طرف تیرےilaykaexceptbaşka türlüمگرillāthatsürekliyou keep constantlyجب تک تو رہےdum'taover himbaşınaاس پرʿalayhistandingdikilmedenقائم۔ ٹھہرا۔ کھڑا ہواqāimanThatbuیہdhālika(is) because theyonların (içindir)بوجہ اس کے بیشکbi-annahumsaiddedikleriوہ کہتے ہیںqālūNotyokturنہیں ہےlaysaon usbizeہم پرʿalaynāconcerningkarşıبارے میںthe unlettered peopleümmilereامیوں کےl-umiyīnaany [way] (accountability)bir yol (sorumluluk)کوئی رستہsabīlunAnd they sayve söylüyorlarوہ کہتے ہیںwayaqūlūnaaboutkarşıپرʿalāAllahAllah'aاللہl-lahithe lieyalanجھوٹl-kadhibawhile theyve onlarاور وہwahumknowbile bileجانتے ہیںyaʿlamūna

75 And among the People of the Scripture is he who, if you entrust him with a great amount [of wealth], he will return it to you. And among them is he who, if you entrust him with a [single] silver coin, he will not return it to you unless you are constantly standing over him [demanding it]. That is because they say, "There is no blame upon us concerning the unlearned." And they speak untruth about Allah while they know [it].

75 Kitap ehli arasında kantarla emanet bıraksan onu sana ödeyen ve bir lira emanet etsen, tepesine dikilmedikçe onu sana ödemeyen vardır. Bu, onların: "Kitapsızlara karşı üzerimize bir sorumluluk yoktur" demelerindendir. Onlar bile bile Allah'a karşı yalan söylemektedirler.

75 Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana eksiksiz iade eder. Fakat öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, "Ümmîlere karşı yaptıklarımızdan bize vebal yoktur." demelerinden dolayıdır. Ve onlar, bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.

75 اور اہلِ کتاب میں سے کوئی تو ایسا ہے کہ اگر تم اس کے پاس (روپوں کا) ڈھیر امانت رکھ دو تو تم کو (فوراً) واپس دے دے اور کوئی اس طرح کا ہے کہ اگر اس کے پاس ایک دینار بھی امانت رکھو تو جب تک اس کے سر پر ہر وقت کھڑے نہ رہو تمہیں دے ہی نہیں یہ اس لیے کہ وہ کہتے ہیں کہ امیوں کے بارے میں ہم سے مواخذہ نہیں ہوگا یہ خدا پر محض جھوٹ بولتے ہیں اور (اس بات کو) جانتے بھی ہیں

75 اہل کتاب میں کوئی تو ایسا ہے کہ اگر تم اس کے اعتماد پر مال و دولت کا ایک ڈھیربھی دے دو تو وہ تمہارا مال تمہیں ادا کردے گا، اور کسی کا حال یہ ہے کہ اگر تم ایک دینار کے معاملہ میں بھی اس پر بھروسہ کرو تو وہ ادا نہ کرے گا اِلّا یہ کہ تم اس کے سر پر سوار ہو جاؤ۔ ان کی اس اخلاقی حالت کا سبب یہ ہے کہ وہ کہتےہیں ”اُمّیوں (غیر یہودی لوگوں) کے معاملہ میں ہم پر کوئی مواخذہ نہیں ہے“۔1 اور یہ بات وہ محض جھوٹ گھڑ کر اللہ کی طرف منسوب کرتے ہیں، حالانکہ انہیں معلوم ہے کہ اللہ نے ایسی کوئی بات نہیں فرمائی ہے، آخر کیوں ان سے باز پرس نہ ہو گی؟

بَلَىٰ مَنۡ أَوۡفَىٰ بِعَهۡدِهِۦ وَٱتَّقَىٰ فَإِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلۡمُتَّقِينَ ٧٦

NayHayırکیوں نہیںbalāwhoeverkimجس نےmanfulfillsyerine getirirپورا کیاawfāhis covenantsözünüاپنے عہد کوbiʿahdihiand fears (Allah)ve (günahtan) korunursaاور تقوی کیاwa-ittaqāthen indeedşüphesizتو بیشکfa-innaAllahAllah (da)اللہ تعالیٰl-lahalovesseverمحبت رکھتا ہےyuḥibbuthose who fear (Him)korunanlarıتقوی کرنے والوں سےl-mutaqīna

76 But yes, whoever fulfills his commitment and fears Allah - then indeed, Allah loves those who fear Him.

76 Hayır, öyle değil; ahdini yerine getiren ve günahtan sakınan bilsin ki, Allah sakınanları şüphesiz sever.

76 Hayır, kim sözünü yerine getirir ve kötülüklerden korunursa, şüphesiz Allah da korunanları sever.

76 ہاں جو شخص اپنے اقرار کو پورا کرے اور (خدا سے) ڈرے تو خدا ڈرنے والوں کو دوست رکھتا ہے

76 جو بھی اپنے عہد کو پورا کرے گا اور برائی سے بچ کر رہے گا وہ اللہ کا محبوب بنے گا، کیونکہ پرہیز گار لوگ اللہ کو پسند ہیں

إِنَّ ٱلَّذِينَ يَشۡتَرُونَ بِعَهۡدِ ٱللَّهِ وَأَيۡمَـٰنِهِمۡ ثَمَنًا قَلِيلاً أُوۡلَـٰٓئِكَ لَا خَلَـٰقَ لَهُمۡ فِى ٱلۡأَخِرَةِ وَلَا يُكَلِّمُهُمُ ٱللَّهُ وَلَا يَنظُرُ إِلَيۡهِمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِ وَلَا يُزَكِّيهِمۡ وَلَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٌ ٧٧

Indeedşüphesizبیشکinnathose whokimseler (var ya)وہ لوگalladhīnaexchangesatanlarجو لیتے ہیںyashtarūna(the) Covenantverdikleri sözüبدلے عہد کےbiʿahdi(of) AllahAllah'aاللہ کےl-lahiand their oathsve yeminleriniاور اپنی قسموں کےwa-aymānihim(for) a priceparayaپیسےthamananlittleaz birتھوڑےqalīlanthose işteیہی لوگulāikanoyokturنہیںsharebir payıکوئی حصہkhalāqafor themonlarınان کے لیےlahuminahiretteمیںthe Hereafterآخرتl-ākhiratiand notonlara konuşmayacakاور نہwalāwill speak to themکلام کرے گا ان سےyukallimuhumuAllahاللہl-lahuand notbakmayacakاور نہwalālookوہ دیکھے گاyanẓuruat themonlaraان کی طرفilayhim(on the) Daygünüدنyawma(of) the Resurrectionkıyametقیامت کےl-qiyāmatiand notve onları yüceltmeyecektirاور نہwalāpurify themوہ پاک کرے گا ان کوyuzakkīhimand for themve onlar için vardırاور ان کے لئیےwalahum(is) a punishmentbir azabان کے لیےʿadhābunpainfulacıklıعذاب ہے دردناکalīmun

77 Indeed, those who exchange the covenant of Allah and their [own] oaths for a small price will have no share in the Hereafter, and Allah will not speak to them or look at them on the Day of Resurrection, nor will He purify them; and they will have a painful punishment.

77 Allah'ın ahdini ve yeminlerini az bir değere değişenlerin, işte onların, ahirette bir payları yoktur. Allah onlara kıyamet günü hitab etmeyecek, onlara bakmayacak, onları temize çıkarmayacaktır. Elem verici azab onlar içindir.

77 Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir paraya satanlar var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur; Allah kıyamet günü onlarla hiç konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için acı bir azab vardır.

77 جو لوگ خدا کے اقراروں اور اپنی قسموں (کو بیچ ڈالتے ہیں اور ان) کے عوض تھوڑی سی قیمت حاصل کرتے ہیں ان کا آخرت میں کچھ حصہ نہیں ان سے خدا نہ تو کلام کرے گا اور نہ قیامت کے روز ان کی طرف دیکھے گا اور نہ ان کو پاک کرے گا اور ان کو دکھ دینے والا عذاب ہوگا

77 رہے وہ لوگ جو اللہ کے عہد اور اپنی قسموں کو تھوڑی قیمت پر بیچ ڈالتے ہیں، تو ان کے لیے آخرت میں کوئی حصّہ نہیں، اللہ قیامت کے روز نہ ان سے بات کرے گا نہ ان کی طرف دیکھے گا اور نہ انھیں پاک کرے گا،1 بلکہ ان کےلیے تو سخت درد ناک سزا ہے

Surah 3 / Ali 'Imran / Family of Imran سورة آل عمران 60
O PeopleEy ehliاے اہل yāahla (of) the BookKitapکتاب l-kitābi Whyniçinکیوں lima do you mixkarıştırıyorsunuzتم ملاتے ہو talbisūna the truthhakkıحق کو l-ḥaqa with the falsehoodbatıllaساتھ باطل کے bil-bāṭili and concealve gizliyorsunuzاور تم چھپاتے ہو wataktumūna the truthgerçeğiحق کو l-ḥaqa
while youve sizاور تم جانتے ہو wa-antum knowbildiğiniz haldeتم جانتے ہو taʿlamūna٧١ And saidve dedi kiاور کہا waqālat a groupbir grupایک گروہ نے ṭāifatun ofehlindenسے min (the) People(اہل) ahli (of) the BookKitapکتاب (میں سے) l-kitābi Believeinanınایمان لے آؤ āminū
in whatolanaساتھ اس چیز کے bi-alladhī was revealedindirilmişجونازل کی گئی unzila onüzerineاوپر ʿalā those whokimselerان لوگوں کے alladhīna believe[d]inanan(lara)جو ایمان لائے āmanū (at the) beginningönündeچہرہ wajha (of) the daygününدن ( دن کے پہلے حصے میں۔ یعنی صبح کے وقت) l-nahāri and rejectve inkar edinاور کفرکرو۔ انکار کردو wa-uk'furū (at) its endsonundaاس کے آخری حصے میں۔ یعنی پچھلے پہر ākhirahu
perhaps they maybelki onlarتاکہ وہ laʿallahum returndönerlerلوٹ آئیں yarjiʿūna٧٢ And (do) notve güvenmeyinاور نہ walā believeتم ایمان لاؤ tu'minū exceptbaşkasınaمگر illā (the one) whokimsedenواسطے اس کے جو liman followsuyanپیروی کرے tabiʿa your religionsizin dininizeتمہارے دین کی dīnakum Sayde kiکہہ دیجیے qul Indeedşüphesizبیشک inna
the (true) guidanceHidayetہدایت تو l-hudā (is the) Guidancehidayetidirہدایت hudā (of) Allah Allah'ınاللہ کی ہے l-lahi lestverilmesinden (mi?)کہ an is givenدیا جائے yu'tā (to) one birineکوئی ایک aḥadun (the) likebenzerininمانند mith'la (of) whatşeyinجو was given to yousize verilenدیے گئے تم ūtītum orveyaیا aw they may argue with you(aleyhinize) deliller getireceklerinden (mi?)وہ جھگڑا کریں تم سے yuḥājjūkum
nearhuzurundaکے پاس ʿinda your LordRabbinizinتمہارے رب rabbikum Sayde kiکہہ دیجیے qul Indeedşüphesizبیشک inna the BountyLutufفضل l-faḍla (is) in the Handelindedirہاتھ میں ہے biyadi (of) AllahAllah'ınاللہ کے l-lahi He gives itonu verirوہ دیتا ہے اسکو yu'tīhi (to) whomkimseyeجسے man He willsdilediğiوہ چاہتا ہے yashāu and AllahAllah'ınاور اللہ wal-lahu (is) All-Encompassing(lutfu) geniştirوسعت والا ہے wāsiʿun
All-Knowing(O her şeyi) bilendirجاننے والا ہے ʿalīmun٧٣ He chooseshas kılarخاص کرلیتا ہے yakhtaṣṣu for His MercyRahmetiniساتھ اپنی رحمت کے biraḥmatihi whomkimseyeجسے man He willsdilediğiوہ چاہتا ہے yashāu And AllahAllahاور اللہ wal-lahu (is) the Possessorsahibidirوالا ہے dhū (of) Bounty lutuf ve ikramفضل l-faḍli
[the] greatbüyükبڑے l-ʿaẓīmi٧٤ And fromehlindenاور میں سے (کچھ میں) wamin (the) Peopleاہل ahli (of) the BookKitapکتاب اگر l-kitābi (is he) whoöylesi (vardır ki)جو man ifeğerاگر in you entrust himona emanet bıraksanتو امانت دے اس کو tamanhu with a great amount of wealthyüklerle malساتھ خزانے کے biqinṭārin
he will return itonu öderوہ ادا کردے گا اس کو yu-addihi to yousanaطرف تیرے ilayka And from themve onlardanان میں سے کچھ ہیں wamin'hum (is he) whoöylesi (de vardır ki)جو man ifeğerاگر in you entrust himona versenتو امانت دے اس کو tamanhu with a single coinbir dinarایک دینار bidīnārin notonu ödemezنہیں he will return itوہ ادا کرے گا yu-addihi to yousanaاس کو طرف تیرے ilayka exceptbaşka türlüمگر illā
thatsürekli you keep constantlyجب تک تو رہے dum'ta over himbaşınaاس پر ʿalayhi standingdikilmedenقائم۔ ٹھہرا۔ کھڑا ہوا qāiman Thatbuیہ dhālika (is) because theyonların (içindir)بوجہ اس کے بیشک bi-annahum saiddedikleriوہ کہتے ہیں qālū Notyokturنہیں ہے laysa on usbizeہم پر ʿalaynā concerningkarşıبارے میں the unlettered peopleümmilereامیوں کے l-umiyīna
any [way] (accountability)bir yol (sorumluluk)کوئی رستہ sabīlun And they sayve söylüyorlarوہ کہتے ہیں wayaqūlūna aboutkarşıپر ʿalā AllahAllah'aاللہ l-lahi the lieyalanجھوٹ l-kadhiba while theyve onlarاور وہ wahum knowbile bileجانتے ہیں yaʿlamūna٧٥
NayHayırکیوں نہیں balā whoeverkimجس نے man fulfillsyerine getirirپورا کیا awfā his covenantsözünüاپنے عہد کو biʿahdihi and fears (Allah)ve (günahtan) korunursaاور تقوی کیا wa-ittaqā then indeedşüphesizتو بیشک fa-inna AllahAllah (da)اللہ تعالیٰ l-laha lovesseverمحبت رکھتا ہے yuḥibbu those who fear (Him)korunanlarıتقوی کرنے والوں سے l-mutaqīna٧٦ Indeedşüphesizبیشک inna
those whokimseler (var ya)وہ لوگ alladhīna exchangesatanlarجو لیتے ہیں yashtarūna (the) Covenantverdikleri sözüبدلے عہد کے biʿahdi (of) AllahAllah'aاللہ کے l-lahi and their oathsve yeminleriniاور اپنی قسموں کے wa-aymānihim (for) a priceparayaپیسے thamanan littleaz birتھوڑے qalīlan those işteیہی لوگ ulāika noyokturنہیں
sharebir payıکوئی حصہ khalāqa for themonlarınان کے لیے lahum inahiretteمیں the Hereafterآخرت l-ākhirati and notonlara konuşmayacakاور نہ walā will speak to themکلام کرے گا ان سے yukallimuhumu Allahاللہ l-lahu and notbakmayacakاور نہ walā lookوہ دیکھے گا yanẓuru at themonlaraان کی طرف ilayhim
(on the) Daygünüدن yawma (of) the Resurrectionkıyametقیامت کے l-qiyāmati and notve onları yüceltmeyecektirاور نہ walā purify themوہ پاک کرے گا ان کو yuzakkīhim and for themve onlar için vardırاور ان کے لئیے walahum (is) a punishmentbir azabان کے لیے ʿadhābun painfulacıklıعذاب ہے دردناک alīmun٧٧
٦٠
‹ 58page 59 of the printed Mushaf60 ›