وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوٰتِ وَمَا فِى ٱلۡأَرۡضِ‌ۚ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرۡجَعُ ٱلۡأُمُورُ ١٠٩

And to Allah (belongs)Allah'ındırاور اللہ ہی کے لیے ہےwalillahiwhateverolanlarجو کچھ(is) ingöklerdeمیںthe heavensآسمانوں میں ہےl-samāwātiand whateverve olanlarاور جو کچھwamā(is) inyerdeمیںthe earthزمین میں ہےl-arḍiAnd tove Allah'aاور طرفwa-ilāAllahاللہ کےl-lahiwill be returneddöndürülürلوٹائے جائیں گےtur'jaʿuthe mattersbütün işlerسب کام۔ معاملاتl-umūru

109 To Allah belongs whatever is in the heavens and whatever is on the earth. And to Allah will [all] matters be returned.

109 Göklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah'ındır. İşler Allah'a varacaktır.

109 Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. Bütün işler Allah'a döndürülür.

109 اور جو کچھ آسمانوں میں اور جو کچھ زمین میں ہے سب خدا ہی کا ہے اور سب کاموں کا رجوع (اور انجام) خدا ہی کی طرف ہے

109 زمین و آسمان کی ساری چیزوں کا مالک اللہ ہے اور سارے معاملات اللہ ہی کے حضور پیش ہوتے ہیں

كُنتُمۡ خَيۡرَ أُمَّةٍ أُخۡرِجَتۡ لِلنَّاسِ تَأۡمُرُونَ بِٱلۡمَعۡرُوفِ وَتَنۡهَوۡنَ عَنِ ٱلۡمُنكَرِ وَتُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ‌ۗ وَلَوۡ ءَامَنَ أَهۡلُ ٱلۡكِتَـٰبِ لَكَانَ خَيۡرًا لَّهُم‌ۚ مِّنۡهُمُ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ وَأَكۡثَرُهُمُ ٱلۡفَـٰسِقُونَ ١١٠

You aresiz oldunuzہو تمkuntum(the) besten hayırlıبہترینkhayra(of) peoplebir ümmetامت۔ جماعتummatinraisedçıkarılmışنکالی گئیukh'rijatfor the mankind insanlar içinلوگوں کے لیےlilnnāsienjoiningemrediyorsunuzتم حکم دیتے ہوtamurūnathe rightiyiliğiنیکی کاbil-maʿrūfiand forbiddingmen'ediyorsunuzاور تم روکتے ہوwatanhawna[from]kötülüktenسےʿanithe wrongبرائیl-munkariand believingve inanıyorsunuzاور تم ایمان لاتے ہوwatu'minūnain AllahAllah'aاللہ پرbil-lahiAnd ifeğerاور اگرwalawbelievedinanmış olsaydıایمان لاتےāmana(the) Peopleehliاہلahlu(of) the BookKitapکتابl-kitābisurely would have beenelbette olurduالبتہ ہوتاlakānagoodhayırlıبہترkhayranfor themkendileri içinان کے لیےlahumAmong themonlardanان میں سےmin'humu(are) [the] believersinananlar da varبعض وہ ہیں جو مومن ہیںl-mu'minūnabut most of themama çoklarıاور اکثر ان کےwa-aktharuhumu(are) defiantly disobedientyoldan çıkmışlardırنافرمان ہیںl-fāsiqūna

110 You are the best nation produced [as an example] for mankind. You enjoin what is right and forbid what is wrong and believe in Allah. If only the People of the Scripture had believed, it would have been better for them. Among them are believers, but most of them are defiantly disobedient.

110 Siz, insanlar için ortaya çıkarılan, doğruluğu emreden, fenalıktan alıkoyan, Allah'a inanan hayırlı bir ümmetsiniz. Kitap ehli inanmış olsalardı, kendileri için daha hayırlı olurdu; içlerinde inananlar olmakla beraber, çoğu yoldan çıkmıştır.

110 Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten vazgeçirmeğe çalışır ve Allah'a inanırsınız. Kitap ehli de inansaydı kendileri için elbette daha hayırlı olurdu. İçlerinden iman edenler de var, ama pek çoğu yoldan çıkmışlardır.

110 (مومنو) جتنی امتیں (یعنی قومیں) لوگوں میں پیدا ہوئیں تم ان سب سے بہتر ہو کہ نیک کام کرنے کو کہتے ہو اور برے کاموں سے منع کرتے ہو اور خدا پر ایمان رکھتے ہو اور اگر اہلِ کتاب بھی ایمان لے آتے تو ان کے لیے بہت اچھا ہوتا ان میں ایمان لانے والے بھی ہیں (لیکن تھوڑے) اور اکثر نافرمان ہیں

110 اب دنیا میں وہ بہترین گروہ تم ہو جسے انسانوں کی ہدایت و اصلاح کے لیے میدان میں لایا گیا ہے۔1 تم نیکی کا حکم دیتے ہو، بدی سے روکتے ہو اور اللہ پر ایمان رکھتے ہو۔ یہ اہل کتاب ایمان لاتے تو انہی کے حق میں بہتر تھا۔2 اگرچہ ان میں کچھ لوگ ایمان دار بھی پائے جاتے ہیں مگر ان کے بیشتر افراد نافرمان ہیں

لَن يَضُرُّوكُمۡ إِلَّآ أَذًى‌ۖ وَإِن يُقَـٰتِلُوكُمۡ يُوَلُّوكُمُ ٱلۡأَدۡبَارَ ثُمَّ لَا يُنصَرُونَ ١١١

Neversize zarar veremezlerہرگز نہیںlanwill they harm youوہ نقصان دیں گے تم کوyaḍurrūkumexceptdışındaمگرillāa hurtincitmeاذیتadhanAnd ifeğerاور اگرwa-inthey fight yousizinle savaşsalar (bile)وہ جنگ کریں گے تم سےyuqātilūkumthey will turn (towards) yousize dönüp kaçarlarوہ پھیر دیں گے تم سےyuwallūkumuthe backsarkalarınıپیٹھیںl-adbārathensonraپھرthummanotonlara yardım da edilmezنہthey will be helpedوہ مدد کیے جائیں گےyunṣarūna

111 They will not harm you except for [some] annoyance. And if they fight you, they will show you their backs; then they will not be aided.

111 Onlar incitmekten başka size bir zarar veremezler. Sizinle savaşa koyulurlarsa, geri dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmez.

111 Onlar size eziyetten başka bir zarar veremezler. Eğer sizinle savaşmaya kalkışsalar, size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmez.

111 اور یہ تمہیں خفیف سی تکلیف کے سوا کچھ نقصان نہیں پہنچا سکیں گے اور اگر تم سے لڑیں گے تو پیٹھ پھیر کر بھاگ جائیں گے پھر ان کو مدد بھی (کہیں سے) نہیں ملے گی

111 یہ تمہارا کچھ بگاڑ نہیں سکتے، زیادہ سے زیادہ بس کچھ ستا سکتے ہیں اگر یہ تم سے لڑیں گے تو مقابلہ میں پیٹھ دکھائیں گے، پھر ایسے بے بس ہوں گے کہ کہیں سے اِن کو مدد نہ ملے گی

ضُرِبَتۡ عَلَيۡهِمُ ٱلذِّلَّةُ أَيۡنَ مَا ثُقِفُوٓاۡ إِلَّا بِحَبۡلٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَحَبۡلٍ مِّنَ ٱلنَّاسِ وَبَآءُو بِغَضَبٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَضُرِبَتۡ عَلَيۡهِمُ ٱلۡمَسۡكَنَةُ‌ۚ ذٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ كَانُواۡ يَكۡفُرُونَ بِـَٔـايَـٰتِ ٱللَّهِ وَيَقۡتُلُونَ ٱلۡأَنۢبِيَآءَ بِغَيۡرِ حَقٍّ‌ۚ ذٰلِكَ بِمَا عَصَواۡ وَّكَانُواۡ يَعۡتَدُونَ ١١٢

Struckvurulmuşturماری گئیḍuribaton themonlaraان پرʿalayhimuthe humiliationalçaklık (damgası)ذلتl-dhilatuwhereverneredeجہاں کہیںaynathatbulunsalarمگرthey are foundوہ پائے گئےthuqifūexceptancak hariçمگرillāwith a ropeahdine (ipine)ساتھ رسی کے (تعلق کے)biḥablinfromAllah'ınسےminaAllahاللہl-lahiand a ropeve ahdine (ipine)اور رسی کے (تعلق کے)waḥablinfrom(inanan) insanlarınسےminathe peopleلوگوںl-nāsiAnd they incurredve uğradılarاور وہ لوٹےwabāūwrathgazabınaساتھ غضب کےbighaḍabinfromAllah'ınطرف سےminaAllahاللہ کیl-lahiand struckve vurulduاور ماری گئیwaḍuribaton themüzerlerineان پرʿalayhimuthe povertymiskinlik (damgası)محتاجیl-maskanatuThatböyledirیہdhālika(is) becauseçünkü onlarبوجہ اس کے کہ بیشک وہbi-annahumthey used toinkar ediyorlarتھےkānūdisbelieveکفر کرتےyakfurūnain (the) Versesayetleriniآیات کاbiāyāti(of) AllahAllah'ınاللہ کیl-lahiand they killedöldürüyorlardıاور قتل کرتےwayaqtulūnathe Prophetspeygamberleriنبیوں کوl-anbiyāawithouthaksız yereناbighayrirightحقḥaqqinThatböyledirیہdhālika(is) becauseçünküبو جوہ اس کے جوbimāthey disobeyedisyan etmişlerdiانہوں نے نافرمانی کیʿaṣawand they used tove haddi aşıyorlardıاور تھے وہwakānūtransgressحد سے بڑھ جاتےyaʿtadūna

112 They have been put under humiliation [by Allah] wherever they are overtaken, except for a covenant from Allah and a rope from the Muslims. And they have drawn upon themselves anger from Allah and have been put under destitution. That is because they disbelieved in the verses of Allah and killed the prophets without right. That is because they disobeyed and [habitually] transgressed.

112 Nerede bulunsalar Allah'ın ve inanan insanların himayesinde olanlar müstesna onlara alçaklık damgası vurulmuştur. Allah'tan bir gazaba uğradılar, onlara aşağılık damgası vuruldu. Bu, Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri ve haksız yere peygamberleri öldürmelerindendir. Bu, karşı gelmeleri ve taşkınlık yapmalarındandır.

112 Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, üzerlerine alçaklık damgası vurulmuştur. Meğer ki Allah'ın ipine ve insanlar (müminler)ın ahdine sığınmış olsunlar. Onlar Allah'ın hışmına uğradılar ve üzerlerine de miskinlik damgası vuruldu. Bunun sebebi, onların Allah'ın âyetlerini inkâr etmiş olmaları ve haksız yere peygamberleri öldürmeleridir. Ayrıca isyan etmiş ve haddi de aşmışlardı.

112 یہ جہاں نظر آئیں گے ذلت (کو دیکھو گے کہ) ان سے چمٹ رہی ہے بجز اس کے کہ یہ خدا اور (مسلمان) لوگوں کی پناہ میں آ جائیں اور یہ لوگ خدا کے غضب میں گرفتار ہیں اور ناداری ان سے لپٹ رہی ہے یہ اس لیے کہ خدا کی آیتوں سے انکار کرتےتھے اور (اس کے) پیغمبروں کو ناحق قتل کر دیتے تھے یہ اس لیے کہ یہ نافرمانی کیے جاتے اور حد سے بڑھے جاتے تھے

112 یہ جہاں بھی پائے گئے ان پر ذلت کی مار ہی پڑی ، کہیں اللہ کے ذمّہ یا انسانوں کے ذمّہ میں پناہ مل گئی تو یہ اور بات ہے،1 یہ اللہ کے غضب میں گھر چکے ہیں، ان پر محتاجی و مغلوبی مسلط کر دی گئی ہے، اور یہ سب کچھ صرف اس وجہ سے ہوا ہے کہ یہ اللہ کی آیات سے کفر کرتے رہے اور انہوں نے پیغمبروں کو نا حق قتل کیا۔ یہ ان کی نا فرمانیوں اور زیادتیوں کا انجام ہے

۞لَيۡسُواۡ سَوَآءً‌ۗ مِّنۡ أَهۡلِ ٱلۡكِتَـٰبِ أُمَّةٌ قَآئِمَةٌ يَتۡلُونَ ءَايَـٰتِ ٱللَّهِ ءَانَآءَ ٱلَّيۡلِ وَهُمۡ يَسۡجُدُونَ ١١٣

They are not(ama) hepsi değildirنہیں ہیں وہ سبlaysū(the) sameaynıبرابرsawāanamongehlindenسےmin(the) Peopleاہلahli(of) the BookKitapکتاب میں (سے)l-kitābi(is) a communitybir topluluk vardırایک جماعت ہےummatunstandingayakta duranقائم رہتی ہیں۔ کھڑی رہتی ہےqāimatun(and) recitingokuyarakوہ تلاوت کرتے ہیں۔ پڑھتے ہیںyatlūna(the) Versesayetleriniآیات کوāyāti(of) AllahAllah'ınاللہ کیl-lahi(in the) hourssaatlerindeگھڑیوں میںānāa(of) the nightgeceرات کیal-layliand theyve onlarاور وہwahumprostratesecdeye kapanırlarسجدہ کرتے ہیںyasjudūna

113 They are not [all] the same; among the People of the Scripture is a community standing [in obedience], reciting the verses of Allah during periods of the night and prostrating [in prayer].

113 Kitap ehlinin hepsi bir değildir: Onlardan geceleri secdeye kapanarak Allah'ın ayetlerini okuyup duranlar vardır; bunlar Allah'a ve ahiret gününe inanır, kötülükten meneder, iyiliklere koşarlar. İşte onlar iyilerdendir.

113 Hepsi bir değildirler. Kitap ehli içinde doğruluk üzere bulunan bir ümmet (topluluk) vardır ki, gecenin saatlerinde onlar secdeye kapanarak Allah'ın âyetlerini okurlar.

113 یہ بھی سب ایک جیسے نہیں ہیں ان اہلِ کتاب میں کچھ لوگ (حکمِ خدا پر) قائم بھی ہیں جو رات کے وقت خدا کی آیتیں پڑھتے اور (اس کے آگے) سجدہ کرتے ہیں

113 مگر سارے اہل کتاب یکساں نہیں ہیں ان میں کچھ لوگ ایسے بھی ہیں جو راہ راست پر قائم ہیں، راتوں کو اللہ کی آیات پڑھتے ہیں اور اسکے آگے سجدہ ریز ہوتے ہیں

يُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأَخِرِ وَيَأۡمُرُونَ بِٱلۡمَعۡرُوفِ وَيَنۡهَوۡنَ عَنِ ٱلۡمُنكَرِ وَيُسَـٰرِعُونَ فِى ٱلۡخَيۡرٰتِ وَأُوۡلَـٰٓئِكَ مِنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ ١١٤

They believeinanırlarوہ ایمان لاتے ہیں۔ وہ ایمان لے آئے ہیںyu'minūnain AllahAllah'aاللہ پرbil-lahiand the Dayve gününeاور یومwal-yawmithe Lastahiretآخرت پرl-ākhiriand they enjoinve emrederاور وہ حکم دیتے ہیںwayamurūna[with] the rightiyiliğiنیکی کا۔ بھلائی کاbil-maʿrūfiand forbidve men'ederlerاور وہ روکتے ہیںwayanhawna[from]kötülüktenسےʿanithe wrongبرائی (سے)l-munkariand they hastenve koşarlarاور وہ جلدی کرتے ہیںwayusāriʿūnainhayır işlerineمیںthe good deedsبھلائیوں ۔ نیکیوں میںl-khayrātiAnd thoseişte onlarاور یہی لوگwa-ulāika(are) fromiyilerdendirسےminathe righteousصالحین میں (سے) ہیںl-ṣāliḥīna

114 They believe in Allah and the Last Day, and they enjoin what is right and forbid what is wrong and hasten to good deeds. And those are among the righteous.

114 Kitap ehlinin hepsi bir değildir: Onlardan geceleri secdeye kapanarak Allah'ın ayetlerini okuyup duranlar vardır; bunlar Allah'a ve ahiret gününe inanır, kötülükten meneder, iyiliklere koşarlar. İşte onlar iyilerdendir.

114 Allah'a ve ahiret gününe inanırlar, iyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar, hayır işlerinde de birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar iyi insanlardandır.

114 (اور) خدا پر اور روز آخرت پر ایمان رکھتے اور اچھے کام کرنےکو کہتے اور بری باتوں سے منع کرتےاور نیکیوں پر لپکتے ہیں اور یہی لوگ نیکوکار ہیں

114 اللہ اور روز آخرت پر ایمان رکھتے ہیں، نیکی کا حکم دیتے ہیں، برائیوں سے روکتے ہیں اور بھلائی کے کاموں میں سرگرم رہتے ہیں یہ صالح لوگ ہیں

وَمَا يَفۡعَلُواۡ مِنۡ خَيۡرٍ فَلَن يُكۡفَرُوهُ‌ۗ وَٱللَّهُ عَلِيمُۢ بِٱلۡمُتَّقِينَ ١١٥

And whateverve şeylerاور جو کچھwamāthey doyapacaklarıوہ کریں گےyafʿalūofiyiliktenسےmina goodکسی بھی بھلائی میںkhayrinthen neverinkar edilmeyecektirتو ہرگز نہیںfalanwill they be denied itوہ ناشکری کیے جائیں گے اس کیyuk'farūhuAnd AllahŞüphesiz Allahاور اللہwal-lahu(is) All-Knowingbilmektedirجاننے والا ہےʿalīmunof the God-fearing(günahlardan) korunanlarıتقوی والوں کوbil-mutaqīna

115 And whatever good they do - never will it be removed from them. And Allah is Knowing of the righteous.

115 Ne iyilik yaparlarsa, karşılığını bulacaklardır. Allah sakınanları bilir.

115 Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. Allah kendisinden gereği gibi sakınanları bilir.

115 اور یہ جس طرح کی نیکی کریں گے اس کی ناقدری نہیں کی جائے گی اور خدا پرہیزگاروں کو خوب جانتا ہے

115 اور جو نیکی بھی یہ کریں گے اس کی نا قدری نہ کی جائے گی، اللہ پرہیزگار لوگوں کو خوب جانتا ہے

Surah 3 / Ali 'Imran / Family of Imran سورة آل عمران 65
And to Allah (belongs)Allah'ındırاور اللہ ہی کے لیے ہے walillahi whateverolanlarجو کچھ (is) ingöklerdeمیں the heavensآسمانوں میں ہے l-samāwāti and whateverve olanlarاور جو کچھ wamā (is) inyerdeمیں the earthزمین میں ہے l-arḍi And tove Allah'aاور طرف wa-ilā Allahاللہ کے l-lahi will be returneddöndürülürلوٹائے جائیں گے tur'jaʿu the mattersbütün işlerسب کام۔ معاملات l-umūru
١٠٩ You aresiz oldunuzہو تم kuntum (the) besten hayırlıبہترین khayra (of) peoplebir ümmetامت۔ جماعت ummatin raisedçıkarılmışنکالی گئی ukh'rijat for the mankind insanlar içinلوگوں کے لیے lilnnāsi enjoiningemrediyorsunuzتم حکم دیتے ہو tamurūna the rightiyiliğiنیکی کا bil-maʿrūfi
and forbiddingmen'ediyorsunuzاور تم روکتے ہو watanhawna [from]kötülüktenسے ʿani the wrongبرائی l-munkari and believingve inanıyorsunuzاور تم ایمان لاتے ہو watu'minūna in AllahAllah'aاللہ پر bil-lahi And ifeğerاور اگر walaw believedinanmış olsaydıایمان لاتے āmana
(the) Peopleehliاہل ahlu (of) the BookKitapکتاب l-kitābi surely would have beenelbette olurduالبتہ ہوتا lakāna goodhayırlıبہتر khayran for themkendileri içinان کے لیے lahum Among themonlardanان میں سے min'humu (are) [the] believersinananlar da varبعض وہ ہیں جو مومن ہیں l-mu'minūna
but most of themama çoklarıاور اکثر ان کے wa-aktharuhumu (are) defiantly disobedientyoldan çıkmışlardırنافرمان ہیں l-fāsiqūna١١٠ Neversize zarar veremezlerہرگز نہیں lan will they harm youوہ نقصان دیں گے تم کو yaḍurrūkum exceptdışındaمگر illā a hurtincitmeاذیت adhan
And ifeğerاور اگر wa-in they fight yousizinle savaşsalar (bile)وہ جنگ کریں گے تم سے yuqātilūkum they will turn (towards) yousize dönüp kaçarlarوہ پھیر دیں گے تم سے yuwallūkumu the backsarkalarınıپیٹھیں l-adbāra thensonraپھر thumma notonlara yardım da edilmezنہ they will be helpedوہ مدد کیے جائیں گے yunṣarūna١١١ Struckvurulmuşturماری گئی ḍuribat
on themonlaraان پر ʿalayhimu the humiliationalçaklık (damgası)ذلت l-dhilatu whereverneredeجہاں کہیں ayna thatbulunsalarمگر they are foundوہ پائے گئے thuqifū exceptancak hariçمگر illā with a ropeahdine (ipine)ساتھ رسی کے (تعلق کے) biḥablin fromAllah'ınسے mina Allahاللہ l-lahi and a ropeve ahdine (ipine)اور رسی کے (تعلق کے) waḥablin from(inanan) insanlarınسے mina the peopleلوگوں l-nāsi
And they incurredve uğradılarاور وہ لوٹے wabāū wrathgazabınaساتھ غضب کے bighaḍabin fromAllah'ınطرف سے mina Allahاللہ کی l-lahi and struckve vurulduاور ماری گئی waḍuribat on themüzerlerineان پر ʿalayhimu the povertymiskinlik (damgası)محتاجی l-maskanatu Thatböyledirیہ dhālika
(is) becauseçünkü onlarبوجہ اس کے کہ بیشک وہ bi-annahum they used toinkar ediyorlarتھے kānū disbelieveکفر کرتے yakfurūna in (the) Versesayetleriniآیات کا biāyāti (of) AllahAllah'ınاللہ کی l-lahi and they killedöldürüyorlardıاور قتل کرتے wayaqtulūna the Prophetspeygamberleriنبیوں کو l-anbiyāa withouthaksız yereنا bighayri
rightحق ḥaqqin Thatböyledirیہ dhālika (is) becauseçünküبو جوہ اس کے جو bimā they disobeyedisyan etmişlerdiانہوں نے نافرمانی کی ʿaṣaw and they used tove haddi aşıyorlardıاور تھے وہ wakānū transgressحد سے بڑھ جاتے yaʿtadūna١١٢ They are not(ama) hepsi değildirنہیں ہیں وہ سب laysū (the) sameaynıبرابر sawāan
amongehlindenسے min (the) Peopleاہل ahli (of) the BookKitapکتاب میں (سے) l-kitābi (is) a communitybir topluluk vardırایک جماعت ہے ummatun standingayakta duranقائم رہتی ہیں۔ کھڑی رہتی ہے qāimatun (and) recitingokuyarakوہ تلاوت کرتے ہیں۔ پڑھتے ہیں yatlūna (the) Versesayetleriniآیات کو āyāti (of) AllahAllah'ınاللہ کی l-lahi (in the) hourssaatlerindeگھڑیوں میں ānāa (of) the nightgeceرات کی al-layli
and theyve onlarاور وہ wahum prostratesecdeye kapanırlarسجدہ کرتے ہیں yasjudūna١١٣ They believeinanırlarوہ ایمان لاتے ہیں۔ وہ ایمان لے آئے ہیں yu'minūna in AllahAllah'aاللہ پر bil-lahi and the Dayve gününeاور یوم wal-yawmi the Lastahiretآخرت پر l-ākhiri
and they enjoinve emrederاور وہ حکم دیتے ہیں wayamurūna [with] the rightiyiliğiنیکی کا۔ بھلائی کا bil-maʿrūfi and forbidve men'ederlerاور وہ روکتے ہیں wayanhawna [from]kötülüktenسے ʿani the wrongبرائی (سے) l-munkari and they hastenve koşarlarاور وہ جلدی کرتے ہیں wayusāriʿūna
inhayır işlerineمیں the good deedsبھلائیوں ۔ نیکیوں میں l-khayrāti And thoseişte onlarاور یہی لوگ wa-ulāika (are) fromiyilerdendirسے mina the righteousصالحین میں (سے) ہیں l-ṣāliḥīna١١٤ And whateverve şeylerاور جو کچھ wamā they doyapacaklarıوہ کریں گے yafʿalū
ofiyiliktenسے min a goodکسی بھی بھلائی میں khayrin then neverinkar edilmeyecektirتو ہرگز نہیں falan will they be denied itوہ ناشکری کیے جائیں گے اس کی yuk'farūhu And AllahŞüphesiz Allahاور اللہ wal-lahu (is) All-Knowingbilmektedirجاننے والا ہے ʿalīmun of the God-fearing(günahlardan) korunanlarıتقوی والوں کو bil-mutaqīna١١٥
٦٥
‹ 63page 64 of the printed Mushaf65 ›