إِذۡ هَمَّت طَّآئِفَتَانِ مِنكُمۡ أَن تَفۡشَلَا وَٱللَّهُ وَلِيُّهُمَا‌ۗ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلۡيَتَوَكَّلِ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ ١٢٢

Wheno vakitجبidhinclinedyüz tutmuştuارادہ کیاhammattwo partiesiki takımدو گروہوں نےṭāifatāniamong yousizdenتم میں سےminkumthatkorkup bozulmayaکہanthey lost heartوہ دونوں بزدلی دکھائیںtafshalābut Allahhalbuki Allahاور اللہwal-lahu(was) their protectorkendilerinin dostu idiمددگار تھا ان دونوں کا۔ سرپرست تھاwaliyyuhumāAnd onAllah'aاور پرwaʿalāAllahاللہl-lahilet put (their) trustdayansınlarپس چاہیے کہ توکل کریںfalyatawakkalithe believersinananlarایمان والےl-mu'minūna

122 When two parties among you were about to lose courage, but Allah was their ally; and upon Allah the believers should rely.

122 Sizden iki takım bozulup geri çekilmek üzere idi; oysa Allah onların dostu idi, inananlar yalnız Allah'a güvensinler.

122 O zaman içinizden iki takım bozulmaya yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. İnananlar, yalnız Allah'a dayanıp güvensinler.

122 اس وقت تم میں سے دو جماعتوں نے جی چھوڑ دینا چاہا مگر خدا ان کا مددگار تھا اور مومنوں کو خدا ہی پر بھروسہ رکھنا چاہیئے

122 یاد کرو جب تم میں سے دو گروہ بُزدلی دکھانے پر آمادہ ہو گئے تھے ،1 حالانکہ اللہ ان کی مدد پر موجود تھا اور مومنوں کو اللہ ہی پر بھروسہ رکھنا چاہیے

وَلَقَدۡ نَصَرَكُمُ ٱللَّهُ بِبَدۡرٍ وَأَنتُمۡ أَذِلَّةٌ‌ۖ فَٱتَّقُواۡ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ ١٢٣

And certainlynitekimاور البتہ تحقیقwalaqadhelped yousize yardım etmiştiمدد کی تمہاریnaṣarakumuAllahاللہ نےl-lahuin BadrBedir'deبدر میںbibadrinwhile you (were)ve sizحالانکہ تمwa-antumweakzayıf durumdaykenکمزور تھےadhillatunSo fearO halde korkunپس ڈروfa-ittaqūAllahAllah'tanاللہ سےl-lahaso that you mayumulur kiتاکہ تمlaʿallakum(be) gratefulşükredersinizتم شکر ادا کروtashkurūna

123 And already had Allah given you victory at [the battle of] Badr while you were few in number. Then fear Allah; perhaps you will be grateful.

123 And olsun ki, siz düşkün bir durumda iken, Bedir'de, Allah size yardım etmişti; Allah'tan sakının ki şükredebilesiniz.

123 Andolsun, sizler güçsüz olduğunuz halde Allah size Bedir'de yardım etmişti. Allah'tan sakının ki, O'na şükretmiş olasınız.

123 اور خدا نے جنگِ بدر میں بھی تمہاری مدد کی تھی اور اس وقت بھی تم بے سرو وسامان تھے پس خدا سے ڈرو (اور ان احسانوں کو یاد کرو) تاکہ شکر کرو

123 آخر اس سے پہلے جنگ بدر میں اللہ تمہاری مدد کر چکا تھا حالانکہ اس وقت تم بہت کمزور تھے لہٰذا تم کو چاہیے کہ اللہ کی ناشکر ی سے بچو، امید ہے کہ اب تم شکر گزار بنو گے

إِذۡ تَقُولُ لِلۡمُؤۡمِنِينَ أَلَن يَكۡفِيَكُمۡ أَن يُمِدَّكُمۡ رَبُّكُم بِثَلَـٰثَةِ ءَالَـٰفٍ مِّنَ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةِ مُنزَلِينَ ١٢٤

WhenO zamanجبidhyou saidsen diyordunتم کہہ رہے تھےtaqūluto the believersmü'minlereمومنوں کوlil'mu'minīnaIs it notsize yetmez mi?کیا نہیںalanenough for youکافی تم کوyakfiyakumthatsize yardım etmesiکہanreinforces youمدد کرتے تمہاریyumiddakumyour LordRabbinizinرب تمہاراrabbukumwith threeüçساتھ تینbithalāthatithousand[s]binہزار کےālāfin[of]melek ileسےmina[the] Angelsفرشتوںl-malāikati[the ones] sent downindirilmişاتارے ہوئےmunzalīna

124 [Remember] when you said to the believers, "Is it not sufficient for you that your Lord should reinforce you with three thousand angels sent down?

124 İnananlara: "Rabbinizin size gönderilmiş üç bin melekle yardım etmesi size yetmeyecek mi?" diyordun. Evet, eğer sabrederseniz, sakınırsanız ve onlar de hemen üzerinize gelirlerse Rabbiniz size, nişanlı beş bin melekle imdat edecektir.

124 O zaman sen müminlere: "Rabbinizin size, indirilmiş üç bin melek ile yardım etmesi size yetmez mi?" diyordun.

124 جب تم مومنوں سے یہ کہہ (کر ان کے دل بڑھا) رہے تھے کہ کیا یہ کافی نہیں کہ پروردگار تین ہزار فرشتے نازل کر کے تمہیں مدد دے

124 یاد کرو جب تم مومنوں سے کہہ رہے تھے”کیا تمہارے لیے یہ بات کافی نہیں کہ اللہ تین ہزار فرشتے اتار کر تمہاری مدد کرے“؟۔۔۔۔1

بَلَىٰٓ‌ۚ إِن تَصۡبِرُواۡ وَتَتَّقُواۡ وَيَأۡتُوكُم مِّن فَوۡرِهِمۡ هَـٰذَا يُمۡدِدۡكُمۡ رَبُّكُم بِخَمۡسَةِ ءَالَـٰفٍ مِّنَ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةِ مُسَوِّمِينَ ١٢٥

Yesevetکیوں نہیں ۔ ہاںbalāifeğerاگرinyou are patientsabredersenizتم صبر کرو گےtaṣbirūand fear (Allah)ve korunursanızاور تم تقوی کرے گےwatattaqūand they come upon youüzerinize gelselerاور وہ آئیں تمہارے پاسwayatūkum[of]onlar ansızınسےminsuddenlyاپنے جوش کے ساتھfawrihim[this]şu (anda)اس طرحhādhāwill reinforce yousize yardım ederمدد کرے گا تمہاریyum'did'kumyour LordRabbinizرب تمہاراrabbukumwith fivebeşساتھ پانچbikhamsatithousand[s]binہزار کےālāfin[of]melekleسےmina[the] Angelsفرشتوں میںl-malāikati[the ones] having marksnişanlıنشان لگے ہوئے ۔ نشان دار۔ نشان مقرر کرنے والے نشان لگے ہوئے ۔ نشان دار۔ نشان مقرر کرنے والےmusawwimīna

125 Yes, if you remain patient and conscious of Allah and the enemy come upon you [attacking] in rage, your Lord will reinforce you with five thousand angels having marks [of distinction]

125 İnananlara: "Rabbinizin size gönderilmiş üç bin melekle yardım etmesi size yetmeyecek mi?" diyordun. Evet, eğer sabrederseniz, sakınırsanız ve onlar de hemen üzerinize gelirlerse Rabbiniz size, nişanlı beş bin melekle imdat edecektir.

125 Evet, sabreder ve (Allah'tan) korkarsanız, onlar ansızın üzerinize gelseler, Rabbiniz size nişanlı nişanlı beş bin melekle yardım eder.

125 ہاں اگر تم دل کو مضبوط رکھو اور (خدا سے) ڈرتے رہو اور کافر تم پر جوش کے ساتھ دفعتہً حملہ کردیں تو پروردگار پانچ ہزار فرشتے جن پر نشان ہوں گے تمہاری مدد کو بھیجے گا

125 بے شک، اگر تم صبر کرو اور خدا سے ڈرتے ہوئے کام کرو تو جس آن دشمن تمہارے اوپر چڑھ کر آئیں گے اُسی آن تمہارا رب (تین ہزار نہیں) پانچ ہزار صاحب نشان فرشتوں سے تمہاری مدد کرے گا

وَمَا جَعَلَهُ ٱللَّهُ إِلَّا بُشۡرَىٰ لَكُمۡ وَلِتَطۡمَئِنَّ قُلُوبُكُم بِهِۦ‌ۗ وَمَا ٱلنَّصۡرُ إِلَّا مِنۡ عِندِ ٱللَّهِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡحَكِيمِ ١٢٦

And notonu yapmazاور نہیںwamāmade itبنایا اس کوjaʿalahuAllahاللہ نےl-lahuexceptancak (yapar)مگرillā(as) good newsmüjde olsun diyeخوشخبریbush'rāfor yousizeتمہارے لیےlakumand to reassureve güven bulsun diyeاور تاکہ مطمن ہوجائیںwalitaṭma-innayour heartskalblerinizدل تمہارےqulūbukumwith itbununlaساتھ اس کےbihiAnd (there is) nove yokturاور (آتی) نہیں ہےwamā[the] victoryyardımمددl-naṣruexceptancak( vardır)مگرillāfromkatındaسےmin[near]پاس (سے)ʿindiAllahاللہ کےl-lahithe All-Mightydaima galibجو زبردست ہےl-ʿazīzithe All-Wisehüküm ve hikmet sahibiحکمت والا ہےl-ḥakīmi

126 And Allah made it not except as [a sign of] good tidings for you and to reassure your hearts thereby. And victory is not except from Allah, the Exalted in Might, the Wise -

126 Allah bunu, ancak size müjde olsun ve böylece kalbleriniz yatışsın diye yapmıştır. İnkar edenlerin bir kısmını kesmek veya ümidsiz olarak geri dönecek şekilde bozguna uğratmak için gereken yardım, ancak Güçlü ve Hakim olan Allah katından olur.

126 Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı. Yardım, yalnız daima galip ve hikmet sahibi olan Allah katındandır.

126 اور اس مدد کو خدا نے تمھارے لیے (ذریعہٴ) بشارت بنایا یعنی اس لیے کہ تمہارے دلوں کو اس سے تسلی حاصل ہو ورنہ مدد تو خدا ہی کی ہے جو غالب (اور) حکمت والا ہے

126 یہ بات اللہ نے تمہیں اس لیے بتا دی ہے کہ تم خوش ہو جاؤ اور تمہارے دل مطمئن ہو جائیں فتح و نصرت جو کچھ بھی ہے اللہ کی طرف سے ہے جو بڑی قوت والا اور دانا و بینا ہے

لِيَقۡطَعَ طَرَفًا مِّنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاۡ أَوۡ يَكۡبِتَهُمۡ فَيَنقَلِبُواۡ خَآئِبِينَ ١٢٧

That He may cut offkessin diyeتاکہ کاٹ دے وہliyaqṭaʿaa partbir kısmınıایک گروہ کو۔ ایک حصے کوṭarafanofkimselerdenسےminathose whoان لوگوں میں (سے)alladhīnadisbelievedinkar eden(ler)جنہوں نے کفر کیاkafarūoryahutیاawsuppress themve perişan etsin deرسوا کرے ان کو۔ ذلیل کرے ان کوyakbitahumso (that) they turn backdönüp gitsinler diyeتو وہ لوٹ جائیںfayanqalibūdisappointedumutsuz olarakناکام ہوکرkhāibīna

127 That He might cut down a section of the disbelievers or suppress them so that they turn back disappointed.

127 Allah bunu, ancak size müjde olsun ve böylece kalbleriniz yatışsın diye yapmıştır. İnkar edenlerin bir kısmını kesmek veya ümidsiz olarak geri dönecek şekilde bozguna uğratmak için gereken yardım, ancak Güçlü ve Hakim olan Allah katından olur.

127 (Allah bu yardımı) inkâr edenlerden bir kısmını kessin veya perişan etsin de umutsuz olarak dönüp gitsinler (diye yaptı).

127 (یہ خدا نے) اس لیے (کیا) کہ کافروں کی ایک جماعت کو ہلاک یا انہیں ذلیل ومغلوب کر دے کہ (جیسے آئے تھے ویسے ہی) ناکام واپس جائیں

127 (اور یہ مدد وہ تمہیں اس لیے دے گا) تاکہ کفر کی راہ چلنے والوں کا ایک بازو کاٹ دے، یا ان کو ایسی ذلیل شکست دے کہ وہ نامرادی کے ساتھ پسپا ہو جائیں

لَيۡسَ لَكَ مِنَ ٱلۡأَمۡرِ شَىۡءٌ أَوۡ يَتُوبَ عَلَيۡهِمۡ أَوۡ يُعَذِّبَهُمۡ فَإِنَّهُمۡ ظَـٰلِمُونَ ١٢٨

Notyokturنہیں ہےlaysafor youseninآپ کے لیےlakaofo konudaسےminathe decisionمعاملہl-amri(of) anything(yapacağın) bir şeyکوئی چیز۔ اختیارshayonwhetheryaیا۔ خواہawHe turns(Allah) tevbelerini kabul ederوہ معاف کردے۔ مہربان ہوجائےyatūbato themonlarınان پرʿalayhimorya daیاawpunishes themonlara azab ederوہ عذاب دے ان کوyuʿadhibahumfor indeed, theyşüphesiz onlar (diye)تو بیشک وہfa-innahum(are) wrongdoerszalimlerdirظالم ہیںẓālimūna

128 Not for you, [O Muhammad, but for Allah], is the decision whether He should [cut them down] or forgive them or punish them, for indeed, they are wrongdoers.

128 Allah'ın, onların tevbelerini kabul veya onlara azab etmesi işiyle senin bir ilişiğin yoktur; çünkü onlar zalimlerdir.

128 Bu işten sana hiçbir şey düşmez. (Allah), ya onların tevbesini kabul eder, yahut onlara, zalim olduklarından dolayı azab eder.

128 (اے پیغمبر) اس کام میں تمہارا کچھ اختیار نہیں (اب دو صورتیں ہیں) یا خدا انکے حال پر مہربانی کرے یا انہیں عذاب دے کہ یہ ظالم لوگ ہیں

128 (اے پیغمبرؐ) فیصلہ کے اختیارات میں تمہارا کوئی حصہ نہیں، اللہ کو اختیار ہے چاہے انہیں معاف کرے، چاہے سزا دے کیونکہ وہ ظالم ہیں

وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوٰتِ وَمَا فِى ٱلۡأَرۡضِ‌ۚ يَغۡفِرُ لِمَن يَشَآءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ‌ۚ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ ١٢٩

And to Allah (belongs)ve Allah'ındırاور اللہ ہی کے لیے ہےwalillahiwhatolanlarجو کچھ(is) ingöklerdeمیںthe heavensآسمانوں میں ہےl-samāwātiand whatve olanlarاور جو کچھwamā(is) inyerdeمیںthe earthزمین میں ہےl-arḍiHe forgives(O) bağışlarبخش دے گا۔ دیتا ہےyaghfiru[for] whomkimseyiجس کے لیےlimanHe willsdilediğiوہ چاہتا ہے۔ چاہے گاyashāuand punishesve azabederاور عذاب دے گا۔ دیتا ہےwayuʿadhibuwhomdimseyeجس کوmanHe willsdilediğiوہ چاہے گا۔ چاہتا ہےyashāuAnd AllahAllahاور اللہwal-lahu(is) Oft-Forgivingçok bağışlayanبخشنے والاghafūrunMost Mercifulçok esirgeyendirمہربان ہےraḥīmun

129 And to Allah belongs whatever is in the heavens and whatever is on the earth. He forgives whom He wills and punishes whom He wills. And Allah is Forgiving and Merciful.

129 Göklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah'ındır. Dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.

129 Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ındır. Dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

129 اور جو کچھ آسمانوں میں ہے اور جو کچھ زمین میں ہے سب خدا ہی کا ہے وہ جسے چاہے بخش دے اور جسے چاہے عذاب کرے اور خدا بخشنے والا مہربان ہے

129 زمین اور آسمانوں میں جو کچھ ہے اس کا مالک اللہ ہے، جس کو چاہے بخش دے اور جس کو چاہے عذاب دے، وہ معاف کرنے والا اور رحیم ہے۔1

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواۡ لَا تَأۡكُلُواۡ ٱلرِّبَوٰٓاۡ أَضۡعَـٰفًا مُّضَـٰعَفَةً‌ۖ وَٱتَّقُواۡ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمۡ تُفۡلِحُونَ ١٣٠

O youEyاےyāayyuhāwhokimselerلوگوalladhīnabelieveinanan(lar)جو ایمان لائے ہوāmanū(Do) notyemeyinنہeatتم کھاؤtakulūthe usuryribaسودl-ribadoubledkat katدوگناaḍʿāfanmultipliedarttırarakکئی گنا بنا کرmuḍāʿafatanAnd fearve korkunاور ڈروwa-ittaqūAllahAllah'tanاللہ سےl-lahaso that you mayumulur kiتاکہ تمlaʿallakum(be) successfulkurtuluşa erersinizتم فلاح پاجاؤtuf'liḥūna

130 O you who have believed, do not consume usury, doubled and multiplied, but fear Allah that you may be successful.

130 Ey İnananlar! Faizi kat kat alarak yemeyin. Allah'tan sakının ki başarıya erişesiniz.

130 Ey iman edenler! Kat kat artırılmış olarak faiz yemeyin. Allah'tan sakının ki kurtuluşa eresiniz.

130 اےایمان والو! دگنا چوگنا سود نہ کھاؤ اور خدا سے ڈرو تاکہ نجات حاصل کرو

130 اے لوگو جو ایما ن لائے ہو ، یہ بڑھتا اور چڑھتا سُود کھانا چھوڑ دو1 اور اللہ سے ڈرو، امید ہے کہ فلاح پاؤ گے

وَٱتَّقُواۡ ٱلنَّارَ ٱلَّتِىٓ أُعِدَّتۡ لِلۡكَـٰفِرِينَ ١٣١

And fearve sakınınاور ڈرو۔ بچوwa-ittaqūthe Fireateştenآگ سےl-nārawhicho kiوہ جوallatīis preparedhazırlanmıştırتیار کی گئیuʿiddatfor the disbelieverskafirler içinکافروں کے لیےlil'kāfirīna

131 And fear the Fire, which has been prepared for the disbelievers.

131 İnkar edenler için hazırlanmış ateşten sakının.

131 Kâfirler için hazırlanmış olan ateşten sakının.

131 اور (دوزخ کی) آگ سے بچو جو کافروں کے لیے تیار کی گئی ہے

131 اُس آگ سے بچو جو کافروں کے لیے مہیا کی گئی ہے

وَأَطِيعُواۡ ٱللَّهَ وَٱلرَّسُولَ لَعَلَّكُمۡ تُرۡحَمُونَ ١٣٢

And obeyve ita'at edinاور اطاعت کروwa-aṭīʿūAllahAllah'aاللہ کیl-lahaand the Messengerve Elçiyeاور رسول کیwal-rasūlaso that you mayumulur ki olursunuzتاکہ تمlaʿallakumreceive mercymerhamet edilenlerdenتم رحم کیے جاؤtur'ḥamūna

132 And obey Allah and the Messenger that you may obtain mercy.

132 Size merhamet edilmesi için, Allah'a ve Peygamber'e itaat edin.

132 Allah ve Peygambere itaat edin ki, size de merhamet edilsin.

132 اور خدا اور اس کے رسول کی اطاعت کرو تاکہ تم پر رحمت کی جائے

132 اور اللہ اور رسول کا حکم مان لو، توقع ہے کہ تم پر رحم کیا جائے گا

Surah 3 / Ali 'Imran / Family of Imran سورة آل عمران 67
Wheno vakitجب idh inclinedyüz tutmuştuارادہ کیا hammat two partiesiki takımدو گروہوں نے ṭāifatāni among yousizdenتم میں سے minkum thatkorkup bozulmayaکہ an they lost heartوہ دونوں بزدلی دکھائیں tafshalā but Allahhalbuki Allahاور اللہ wal-lahu (was) their protectorkendilerinin dostu idiمددگار تھا ان دونوں کا۔ سرپرست تھا waliyyuhumā And onAllah'aاور پر waʿalā
Allahاللہ l-lahi let put (their) trustdayansınlarپس چاہیے کہ توکل کریں falyatawakkali the believersinananlarایمان والے l-mu'minūna١٢٢ And certainlynitekimاور البتہ تحقیق walaqad helped yousize yardım etmiştiمدد کی تمہاری naṣarakumu Allahاللہ نے l-lahu in BadrBedir'deبدر میں bibadrin while you (were)ve sizحالانکہ تم wa-antum
weakzayıf durumdaykenکمزور تھے adhillatun So fearO halde korkunپس ڈرو fa-ittaqū AllahAllah'tanاللہ سے l-laha so that you mayumulur kiتاکہ تم laʿallakum (be) gratefulşükredersinizتم شکر ادا کرو tashkurūna١٢٣ WhenO zamanجب idh you saidsen diyordunتم کہہ رہے تھے taqūlu to the believersmü'minlereمومنوں کو lil'mu'minīna
Is it notsize yetmez mi?کیا نہیں alan enough for youکافی تم کو yakfiyakum thatsize yardım etmesiکہ an reinforces youمدد کرتے تمہاری yumiddakum your LordRabbinizinرب تمہارا rabbukum with threeüçساتھ تین bithalāthati thousand[s]binہزار کے ālāfin [of]melek ileسے mina [the] Angelsفرشتوں l-malāikati
[the ones] sent downindirilmişاتارے ہوئے munzalīna١٢٤ Yesevetکیوں نہیں ۔ ہاں balā ifeğerاگر in you are patientsabredersenizتم صبر کرو گے taṣbirū and fear (Allah)ve korunursanızاور تم تقوی کرے گے watattaqū and they come upon youüzerinize gelselerاور وہ آئیں تمہارے پاس wayatūkum [of]onlar ansızınسے min suddenlyاپنے جوش کے ساتھ fawrihim
[this]şu (anda)اس طرح hādhā will reinforce yousize yardım ederمدد کرے گا تمہاری yum'did'kum your LordRabbinizرب تمہارا rabbukum with fivebeşساتھ پانچ bikhamsati thousand[s]binہزار کے ālāfin [of]melekleسے mina [the] Angelsفرشتوں میں l-malāikati [the ones] having marksnişanlıنشان لگے ہوئے ۔ نشان دار۔ نشان مقرر کرنے والے نشان لگے ہوئے ۔ نشان دار۔ نشان مقرر کرنے والے musawwimīna
١٢٥ And notonu yapmazاور نہیں wamā made itبنایا اس کو jaʿalahu Allahاللہ نے l-lahu exceptancak (yapar)مگر illā (as) good newsmüjde olsun diyeخوشخبری bush'rā for yousizeتمہارے لیے lakum and to reassureve güven bulsun diyeاور تاکہ مطمن ہوجائیں walitaṭma-inna your heartskalblerinizدل تمہارے qulūbukum with itbununlaساتھ اس کے bihi And (there is) nove yokturاور (آتی) نہیں ہے wamā
[the] victoryyardımمدد l-naṣru exceptancak( vardır)مگر illā fromkatındaسے min [near]پاس (سے) ʿindi Allahاللہ کے l-lahi the All-Mightydaima galibجو زبردست ہے l-ʿazīzi the All-Wisehüküm ve hikmet sahibiحکمت والا ہے l-ḥakīmi١٢٦ That He may cut offkessin diyeتاکہ کاٹ دے وہ liyaqṭaʿa a partbir kısmınıایک گروہ کو۔ ایک حصے کو ṭarafan
ofkimselerdenسے mina those whoان لوگوں میں (سے) alladhīna disbelievedinkar eden(ler)جنہوں نے کفر کیا kafarū oryahutیا aw suppress themve perişan etsin deرسوا کرے ان کو۔ ذلیل کرے ان کو yakbitahum so (that) they turn backdönüp gitsinler diyeتو وہ لوٹ جائیں fayanqalibū disappointedumutsuz olarakناکام ہوکر khāibīna١٢٧ Notyokturنہیں ہے laysa for youseninآپ کے لیے laka
ofo konudaسے mina the decisionمعاملہ l-amri (of) anything(yapacağın) bir şeyکوئی چیز۔ اختیار shayon whetheryaیا۔ خواہ aw He turns(Allah) tevbelerini kabul ederوہ معاف کردے۔ مہربان ہوجائے yatūba to themonlarınان پر ʿalayhim orya daیا aw punishes themonlara azab ederوہ عذاب دے ان کو yuʿadhibahum for indeed, theyşüphesiz onlar (diye)تو بیشک وہ fa-innahum (are) wrongdoerszalimlerdirظالم ہیں ẓālimūna
١٢٨ And to Allah (belongs)ve Allah'ındırاور اللہ ہی کے لیے ہے walillahi whatolanlarجو کچھ (is) ingöklerdeمیں the heavensآسمانوں میں ہے l-samāwāti and whatve olanlarاور جو کچھ wamā (is) inyerdeمیں the earthزمین میں ہے l-arḍi He forgives(O) bağışlarبخش دے گا۔ دیتا ہے yaghfiru [for] whomkimseyiجس کے لیے liman He willsdilediğiوہ چاہتا ہے۔ چاہے گا yashāu
and punishesve azabederاور عذاب دے گا۔ دیتا ہے wayuʿadhibu whomdimseyeجس کو man He willsdilediğiوہ چاہے گا۔ چاہتا ہے yashāu And AllahAllahاور اللہ wal-lahu (is) Oft-Forgivingçok bağışlayanبخشنے والا ghafūrun Most Mercifulçok esirgeyendirمہربان ہے raḥīmun١٢٩ O youEyاے yāayyuhā whokimselerلوگو alladhīna
believeinanan(lar)جو ایمان لائے ہو āmanū (Do) notyemeyinنہ eatتم کھاؤ takulū the usuryribaسود l-riba doubledkat katدوگنا aḍʿāfan multipliedarttırarakکئی گنا بنا کر muḍāʿafatan And fearve korkunاور ڈرو wa-ittaqū AllahAllah'tanاللہ سے l-laha
so that you mayumulur kiتاکہ تم laʿallakum (be) successfulkurtuluşa erersinizتم فلاح پاجاؤ tuf'liḥūna١٣٠ And fearve sakınınاور ڈرو۔ بچو wa-ittaqū the Fireateştenآگ سے l-nāra whicho kiوہ جو allatī is preparedhazırlanmıştırتیار کی گئی uʿiddat for the disbelieverskafirler içinکافروں کے لیے lil'kāfirīna
١٣١ And obeyve ita'at edinاور اطاعت کرو wa-aṭīʿū AllahAllah'aاللہ کی l-laha and the Messengerve Elçiyeاور رسول کی wal-rasūla so that you mayumulur ki olursunuzتاکہ تم laʿallakum receive mercymerhamet edilenlerdenتم رحم کیے جاؤ tur'ḥamūna١٣٢
٦٧
‹ 65page 66 of the printed Mushaf67 ›