ثُمَّ أَنزَلَ عَلَيۡكُم مِّنۢ بَعۡدِ ٱلۡغَمِّ أَمَنَةً نُّعَاسًا يَغۡشَىٰ طَآئِفَةً مِّنكُمۡ‌ۖ وَطَآئِفَةٌ قَدۡ أَهَمَّتۡهُمۡ أَنفُسُهُمۡ يَظُنُّونَ بِٱللَّهِ غَيۡرَ ٱلۡحَقِّ ظَنَّ ٱلۡجَـٰهِلِيَّةِ‌ۖ يَقُولُونَ هَل لَّنَا مِنَ ٱلۡأَمۡرِ مِن شَىۡءٍ‌ۗ قُلۡ إِنَّ ٱلۡأَمۡرَ كُلَّهُۥ لِلَّهِ‌ۗ يُخۡفُونَ فِىٓ أَنفُسِهِم مَّا لَا يُبۡدُونَ لَكَ‌ۖ يَقُولُونَ لَوۡ كَانَ لَنَا مِنَ ٱلۡأَمۡرِ شَىۡءٌ مَّا قُتِلۡنَا هَـٰهُنَا‌ۗ قُل لَّوۡ كُنتُمۡ فِى بُيُوتِكُمۡ لَبَرَزَ ٱلَّذِينَ كُتِبَ عَلَيۡهِمُ ٱلۡقَتۡلُ إِلَىٰ مَضَاجِعِهِمۡ‌ۖ وَلِيَبۡتَلِىَ ٱللَّهُ مَا فِى صُدُورِكُمۡ وَلِيُمَحِّصَ مَا فِى قُلُوبِكُمۡ‌ۗ وَٱللَّهُ عَلِيمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ ١٥٤

ThensonraپھرthummaHe sent downindirdiاتارا اس نےanzalaupon yousizeتم پرʿalaykumfromardındanminafterکے بعدbaʿdithe distresso üzüntününغمl-ghamisecurity bir güvenامن والی۔ باعث سکونamanatanslumberbir uykuایک اونگھ کوnuʿāsanovercomingbürüyenجس نے ڈھانپ لیاyaghshāa groupbir kısmınızıایک گروہ کوṭāifatanof yousizdenتم میں سےminkumwhile a groupve bir kısmınız daاور ایک گروہwaṭāifatuncertainlydoğrusuتحقیقqadworried [them]kaygısına düşmüştüفکر میں ڈالا ان کوahammathum(about) themselveskendi canlarınınان کے نفسوں نےanfusuhumthinkingbir zanda bulunuyorlarوہ گمان کر رہے تھےyaẓunnūnaabout AllahAllah'a karşıاللہ کے بارے میںbil-lahiother thanhaksızناghayrathe truth حقl-ḥaqi(the) thoughtzannı (gibi)جیسا کہ گمان کرنا ہوتا ہےẓanna(of) [the] ignorancecahiliyyeجاہلیت کاl-jāhiliyatisayingdiyorlardıوہ کہہ رہے تھےyaqūlūnaIs (there)var mıکیاhalfor usbizeہمارے لیے ہےlanāfrombu iştenسےminathe matterمعاملے میں سےl-amrianyhiçbirسےminthingşeyکوئی چیز۔ کچھ بھیshayinSayde kiکہہ دیجیےqulIndeedşüphesizبیشکinnathe matterمعاملہl-amraall (of) itbütünüyleوہ سارے کا ساراkullahu(is) for AllahAllah'a aittirاللہ ہی کے لیے ہےlillahiThey hideonlar gizliyorlarوہ چھپا رہے تھےyukh'fūnainiçlerindeمیںthemselvesاپنے نفسوں (میں)anfusihimwhatşeyleriجوnotaçıklayamadıklarıنہیںthey revealوہ ظاہر کر رہے تھےyub'dūnato yousanaتیرے لیےlakaThey saydiyorlar kiوہ کہہ رہے تھےyaqūlūnaIfşayetاگرlawwasolsaydıہوتاkānafor usbizeہمارے لیےlanāfrombu iştenسےminathe matterمعاملے میں سےl-amrianythingbir şey (fayda)کچھ۔ کوئی چیزshayonnotöldürülmezdikنہwe would have been killedہم قتل کیے جاتےqutil'nāhereburadaاس جگہhāhunāSayde kiکہہ دیجیےqulIfşayetاگرlawyou wereolsaydınızہوتے تمkuntuminevlerinizde dahiمیںyour housesاپنے گھروں (میں)buyūtikumsurely (would have) come outmutlaka boylardıالبتہ نکل پڑتےlabarazathose who olanlarوہ لوگalladhīnawas decreedyazılmışلکھ دیا گیا۔ لکھا گیاkutibaupon themüzerineجن پرʿalayhimu[the] deathöldürülme(si)قتل ہوناl-qatlutowardsyatacakları yeriطرفilātheir places of deathاپنی قتل گاہوں کےmaḍājiʿihimAnd that might testve denemesi içindirاور تاکہ آزمائےwaliyabtaliyaAllahAllah'ınاللہ اس کوl-lahuwhatolanıجو(is) iniçindeمیںyour breastsgöğüslerinizتمہارے سینوں (میں) ہےṣudūrikumand that He may purgeve açığa çıkarması içindirاور تاکہ چھانٹ دےwaliyumaḥḥiṣawhatolanıجو(is) iniçindeمیںyour heartskalblerinizتمہارے دلوں میں ہےqulūbikumAnd AllahAllahاور اللہwal-lahu(is) All-Awarebilirجاننے والا ہےʿalīmunof whatözünüبھیدbidhāti(is in) the breastsgöğüslerinسینوں کےl-ṣudūri

154 Then after distress, He sent down upon you security [in the form of] drowsiness, overcoming a faction of you, while another faction worried about themselves, thinking of Allah other than the truth - the thought of ignorance, saying, "Is there anything for us [to have done] in this matter?" Say, "Indeed, the matter belongs completely to Allah." They conceal within themselves what they will not reveal to you. They say, "If there was anything we could have done in the matter, some of us would not have been killed right here." Say, "Even if you had been inside your houses, those decreed to be killed would have come out to their death beds." [It was] so that Allah might test what is in your breasts and purify what is in your hearts. And Allah is Knowing of that within the breasts.

154 Kederden sonra, bir takımınızı kendinden geçirecek şekilde size huzur ve emniyet indirdi; oysa bir takımınız da kendi derdlerine düşmüşlerdi. Haksız yere Allah hakkında, cahiliye devrinde olduğu gibi inanıyorlar. "Bu işte bizim bir fikrimiz var mı?" diyorlardı; De ki: "Buyruğun hepsi Allah'ındır". Sana açmadıklarını içlerinde gizliyorlar. "Bu işte bizim fikrimiz alınsaydı, burada öldürülmezdik" diyorlar. De ki: Evlerinizde olsaydınız, haklarında ölüm yazılı olan kimseler, yine de devrilecekleri yere varırlardı. Bu, Allah'ın içinizde olanı denemesi, kalblerinizde olanı arıtması içindir. Allah gönüllerde olanı bilir.

154 Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize öyle bir eminlik, öyle bir uyku indirdi ki, o, içinizden bir zümreyi örtüp bürüyordu. Bir zümre de canları sevdasına düşmüştü. Allah'a karşı, cahiliyet zannı gibi, hakka aykırı bir zan besliyorlar ve "Bu işten bize ne?" diyorlardı. De ki: "Bütün iş Allah'ındır". Onlar sana açıklamayacaklarını içlerinde saklıyorlar (ve) diyorlar ki: "Bize bu işten bir şey olsaydı burada öldürülmezdik". Onlara şöyle söyle: "Eğer siz evlerinizde olsaydınız bile, üzerlerine öldürülmesi yazılmış olanlar yine muhakkak yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gidecekti. Allah (bunu) göğüslerinizin içindekini denemek ve yüreklerinizdekini temizlemek için yaptı. Allah göğüslerin içinde olanı bilir.

154 پھر خدا نے غم ورنج کے بعد تم پر تسلی نازل فرمائی (یعنی) نیند کہ تم میں سے ایک جماعت پر طاری ہو گئی اور کچھ لوگ جن کو جان کے لالے پڑ رہے تھے خدا کے بارے میں ناحق (ایام) کفر کے سے گمان کرتے تھے اور کہتے تھے بھلا ہمارے اختیار کی کچھ بات ہے؟ تم کہہ دو کہ بےشک سب باتیں خدا ہی کے اختیار میں ہیں یہ لوگ (بہت سی باتیں) دلوں میں مخفی رکھتے ہیں جو تم پر ظاہر نہیں کرتے تھے کہتے تھے کہ ہمارے بس کی بات ہوتی تو ہم یہاں قتل ہی نہ کیے جاتے کہہ دو کہ اگر تم اپنے گھروں میں بھی ہوتے تو جن کی تقدیر میں مارا جانا لکھا تھا وہ اپنی اپنی قتل گاہوں کی طرف ضرور نکل آتے اس سے غرض یہ تھی کہ خدا تمہارے سینوں کی باتوں کو آزمائے اور جو کچھ تمہارے دلوں میں ہے اس کو خالص اور صاف کر دے اور خدا دلوں کی باتوں سے خوب واقف ہے

154 اس غم کے بعد پھر اللہ نے تم میں سے کچھ لوگوں پر ایسی اطمینان کی سی حالت طاری کردی کہ وہ اونگھنے لگے۔1 مگر ایک دوسرا گروہ ، جس کے لیے ساری اہمیت بس اپنے مفادہی کی تھی، اللہ کے متعلق طرح طرح کے جاہلانہ گمان کرنے لگا جو سراسر خلافِ حق تھے، یہ لوگ اب کہتےہیں کہ”اس کام کے چلانے میں ہمارا بھی کوئی حصہ ہے؟“ ان سے کہو”(کسی کا کوئی حصہ نہیں) اس کام کے سارے اختیارات اللہ کے ہاتھ میں ہیں“۔ دراصل یہ لوگ اپنے دلوں میں جو بات چھپاتےہوئے ہیں اسے تم پر ظاہر نہیں کرتے، ان کا اصل مطلب یہ ہے کہ ”اگر(قیادت کے) اختیارات میں ہمارا کچھ حصہ ہوتا تو یہاں ہم نہ مارے جاتے۔“ ان سے کہہ دو کہ”اگر تم اپنے گھروں میں بھی ہوتے تو جن لوگوں کی موت لکھی ہوئی تھی وہ خود اپنی قتل گاہوں کی طرف نکل آتے“۔ اور یہ معاملہ جو پیش آیا ، یہ تو اس لیے تھا کہ جو کچھ تمہارے سینوں میں پوشیدہ ہے اللہ اسے آزمالے اور جو کھوٹ تمارے دلوں میں ہے اسےچھانٹ دے، اللہ دلوں کا حال خوب جانتا ہے

إِنَّ ٱلَّذِينَ تَوَلَّوۡاۡ مِنكُمۡ يَوۡمَ ٱلۡتَقَى ٱلۡجَمۡعَانِ إِنَّمَا ٱسۡتَزَلَّهُمُ ٱلشَّيۡطَـٰنُ بِبَعۡضِ مَا كَسَبُواۡ‌ۖ وَلَقَدۡ عَفَا ٱللَّهُ عَنۡهُمۡ‌ۗ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ حَلِيمٌ ١٥٥

Indeedşüphesizبیشکinnathose whokimseleriوہ لوگalladhīnaturned backyüz çevirip gidenجو منہ موڑ گئےtawallawamong youiçinizdenتم میں سےminkum(on the) daygünجس دنyawmametkarşılaştığıآمنے سامنے ہوئیں۔ ملیں تھیںl-taqāthe two hosts iki topluluğunدو جماعتیںl-jamʿānionlyşüphesizبیشکinnamāmade them slip(yoldan) kaydırmak istemiştiپھسلا دیا تھا ان کوis'tazallahumuthe Shaitaanşeytanشیطان نےl-shayṭānufor somebazıساتھ بعض کےbibaʿḍi(of) whatdolayıجوthey (had) earnedyaptıkları işlerdenانہوں نے کمائی کیkasabūAnd surelyama elbetteاور البتہ تحقیقwalaqadforgaveaffettiمعاف کردیاʿafāAllahاللہ نےl-lahu[on] themonlarıان کوʿanhumindeedşüphesizبیشکinnaAllahاللہl-laha(is) Oft-Forgivingçok bağışlayandırبخشنے والاghafūrunAll-Forbearinghalimdirبردبار ہےḥalīmun

155 Indeed, those of you who turned back on the day the two armies met, it was Satan who caused them to slip because of some [blame] they had earned. But Allah has already forgiven them. Indeed, Allah is Forgiving and Forbearing.

155 İki topluluğun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirenlerin, yaptıklarının bir kısmından ötürü şeytan ayaklarını kaydırıp yoldan çıkarmak istemişti. Allah, and olsun ki, onları affetti. Allah bağışlayandır. Halim'dir.

155 İki toplumun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirip gidenler var ya, şeytan onların kazandıkları bazı şeylerden dolayı ayaklarını kaydırmak istedi. Ama yine de Allah onları affetti. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır, halim(çok yumuşak)dir.

155 جو لوگ تم میں سے (اُحد کے دن) جبکہ (مومنوں اور کافروں کی) دو جماعتیں ایک دوسرے سے گتھ گئیں (جنگ سے) بھاگ گئے تو ان کے بعض افعال کے سبب شیطان نے ان کو پھسلا دیا مگر خدا نے ان کا قصور معاف کر دیا بےشک خدا بخشنے والا اور بردبار ہے

155 تم میں سے جو لوگ مقابلہ کے دن پیٹھ پھیر گئے تھے اُن کی ا ِس لغزش کا سبب یہ تھا کہ ان کی بعض کمزوریوں کی وجہ سے شیطان نے اُن کے قدم ڈگمگا دیے تھے اللہ نے انہیں معاف کر دیا، اللہ بہت درگزر کرنے والا اور بردبار ہے

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواۡ لَا تَكُونُواۡ كَٱلَّذِينَ كَفَرُواۡ وَقَالُواۡ لِإِخۡوٰنِهِمۡ إِذَا ضَرَبُواۡ فِى ٱلۡأَرۡضِ أَوۡ كَانُواۡ غُزًّى لَّوۡ كَانُواۡ عِندَنَا مَا مَاتُواۡ وَمَا قُتِلُواۡ لِيَجۡعَلَ ٱللَّهُ ذٰلِكَ حَسۡرَةً فِى قُلُوبِهِمۡ‌ۗ وَٱللَّهُ يُحۡىِۦ وَيُمِيتُ‌ۗ وَٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ بَصِيرٌ ١٥٦

O youEyاےyāayyuhāwhokimselerوہ لوگوalladhīnabelieve[d]inananlarجو ایمان لائے ہوāmanū(Do) notolmayınنہbeتم ہوجاؤtakūnūlike those whokimseler (gibi)ان لوگوں کی طرحka-alladhīnadisbelievedinkar eden(ler)جنہوں نے کفر کیاkafarūand they saidve diyenler (gibi)اور انہوں نے کہاwaqālūabout their brotherskardeşleri içinواسطے اپنے بھائیوں کےli-ikh'wānihimwhenzamanجبidhāthey traveledsefere çıktıklarıوہ چلے پھرےḍarabūinyeryüzündeمیںthe earthزمین (میں)l-arḍiorya daیاawthey weresavaşa çıktıklarıتھے وہkānūfightingلڑنے والےghuzzanIfeğerاگرlawthey had beenolsalardıوہ ہوتےkānūwith usbizim yanımızdaہمارے پاسʿindanānotölmezlerdiنہthey (would have) diedوہ مرتےmātūand notve öldürülmezlerdiاور نہwamāthey (would have) been killedوہ قتل کیے جاتےqutilūSo makesyaparتاکہ کردےliyajʿalaAllahاللہl-lahuthatbu (düşünce ve sözlerini)اس کوdhālikaa regretbir dertحسرت کا سببḥasrataninkalblerindeمیںtheir heartsان کے دلوں (میں)qulūbihimAnd AllahAllahtırاور اللہwal-lahugives lifeyaşatanزندہ کرتا ہےyuḥ'yīand causes deathve öldürenاور موت دیتا ہےwayumītuand AllahAllahاور اللہwal-lahuof whatşeyleriساتھ اس کے جوbimāyou doyaptıklarınızتم کرتے ہوtaʿmalūna(is) All-Seergörmektedirدیکھنے والا ہےbaṣīrun

156 O you who have believed, do not be like those who disbelieved and said about their brothers when they traveled through the land or went out to fight, "If they had been with us, they would not have died or have been killed," so Allah makes that [misconception] a regret within their hearts. And it is Allah who gives life and causes death, and Allah is Seeing of what you do.

156 Ey İnananlar! Yolculuğa çıkan veya savaşa giden kardeşleri hakkında: "Onlar yanımızda olsalardı ölmezler ve öldürülmezlerdi" diyen inkarcılar gibi olmayın ki, Allah bunu onların kalblerinde bir hasret olarak bıraksın. Dirilten de öldüren de Allah'tır. Allah işlediklerinizi görür.

156 Ey iman edenler! Sizler inkâr edenler ve yeryüzünde sefere veya savaşa çıkan kardeşleri için: "Eğer bizim yanımızda olsalardı ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi." diyenler gibi olmayın. Allah bunu, onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu. Allah, diriltir ve öldürür. Allah yaptıklarınızı görmektedir.

156 مومنو! ان لوگوں جیسے نہ ہونا جو کفر کرتے ہیں اور ان کے (مسلمان) بھائی جب (خدا کی راہ میں) سفر کریں (اور مر جائیں) یا جہاد کو نکلیں (اور مارے جائیں) تو ان کی نسبت کہتے ہیں کہ اگر وہ ہمارے پاس رہتے تو نہ مرتے اور نہ مارے جاتے۔ ان باتوں سے مقصود یہ ہے کہ خدا ان لوگوں کے دلوں میں افسوس پیدا کر دے اور زندگی اور موت تو خدا ہی دیتا ہے اور خدا تمہارے سب کاموں کو دیکھ رہا ہے

156 اے لوگو جو ایمان لائے ہو ، کافروں کی سی باتیں نہ کرو جن کے عزیز و اقارب اگر کبھی سفر پر جاتے ہیں یا جنگ میں شریک ہوتے ہیں(اور وہاں کسی حادثہ سے دو چار ہو جاتے ہیں) تو وہ کہتے ہیں کہ اگر وہ ہمارے پاس ہوتے تو نہ مارے جاتے اور نہ قتل ہوتے۔ اللہ اس قوم کی باتوں کو ان کے دلوں میں حسرت واندوہ کا سبب بنا دیتا ہے ،1 ورنہ دراصل مارنے اور جِلانے والا تو اللہ ہی ہے اور تمہاری تمام حرکات پر وہی نگراں ہے

وَلَئِن قُتِلۡتُمۡ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أَوۡ مُتُّمۡ لَمَغۡفِرَةٌ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَحۡمَةٌ خَيۡرٌ مِّمَّا يَجۡمَعُونَ ١٥٧

And ifeğerاور البتہ اگرwala-inyou are killedöldürülürمارے گئے تمqutil'tuminyolundaمیں(the) wayراستےsabīli(of) AllahAllahاللہ کےl-lahiorya daیاawdie[d] ölürsenizمرگئے تمmuttumcertainly forgivenessbağışlaması vardırالبتہ بخشش ہےlamaghfiratunfromAllah'ınسےminaAllahاللہ کی طرفl-lahiand Mercyve rahmetiاور رحمتwaraḥmatun(are) betterdaha hayırlıdırوہ بہتر ہےkhayrunthan whatşeylerdenاس سے جوmimmāthey accumulateonların topladıklarıوہ جمع کر رہے ہیںyajmaʿūna

157 And if you are killed in the cause of Allah or die - then forgiveness from Allah and mercy are better than whatever they accumulate [in this world].

157 Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, size Allah'tan onların topladıklarından hayırlı bir mağfiret ve rahmet vardır.

157 Eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah'ın bağışlaması ve rahmeti, (sizin için) onların topladıkları (dünyalıkları)ndan daha hayırlıdır.

157 اور اگر تم خدا کے رستے میں مارے جاؤ یا مرجاؤ تو جو (مال و متاع) لوگ جمع کرتے ہیں اس سے خدا کی بخشش اور رحمت کہیں بہتر ہے

157 اگر تم اللہ کی راہ میں مارے جاؤ یا مر جاؤ تو اللہ کی جو رحمت اور بخشش تمہارے حصہ میں آئے گی وہ اُن ساری چیزوں سے زیادہ بہتر ہے جنہیں یہ لوگ جمع کرتے ہیں

Surah 3 / Ali 'Imran / Family of Imran سورة آل عمران 71
Thensonraپھر thumma He sent downindirdiاتارا اس نے anzala upon yousizeتم پر ʿalaykum fromardından min afterکے بعد baʿdi the distresso üzüntününغم l-ghami security bir güvenامن والی۔ باعث سکون amanatan slumberbir uykuایک اونگھ کو nuʿāsan overcomingbürüyenجس نے ڈھانپ لیا yaghshā a groupbir kısmınızıایک گروہ کو ṭāifatan
of yousizdenتم میں سے minkum while a groupve bir kısmınız daاور ایک گروہ waṭāifatun certainlydoğrusuتحقیق qad worried [them]kaygısına düşmüştüفکر میں ڈالا ان کو ahammathum (about) themselveskendi canlarınınان کے نفسوں نے anfusuhum thinkingbir zanda bulunuyorlarوہ گمان کر رہے تھے yaẓunnūna about AllahAllah'a karşıاللہ کے بارے میں bil-lahi other thanhaksızنا ghayra
the truth حق l-ḥaqi (the) thoughtzannı (gibi)جیسا کہ گمان کرنا ہوتا ہے ẓanna (of) [the] ignorancecahiliyyeجاہلیت کا l-jāhiliyati sayingdiyorlardıوہ کہہ رہے تھے yaqūlūna Is (there)var mıکیا hal for usbizeہمارے لیے ہے lanā frombu iştenسے mina the matterمعاملے میں سے l-amri anyhiçbirسے min thingşeyکوئی چیز۔ کچھ بھی shayin
Sayde kiکہہ دیجیے qul Indeedşüphesizبیشک inna the matterمعاملہ l-amra all (of) itbütünüyleوہ سارے کا سارا kullahu (is) for AllahAllah'a aittirاللہ ہی کے لیے ہے lillahi They hideonlar gizliyorlarوہ چھپا رہے تھے yukh'fūna iniçlerindeمیں themselvesاپنے نفسوں (میں) anfusihim whatşeyleriجو notaçıklayamadıklarıنہیں they revealوہ ظاہر کر رہے تھے yub'dūna to yousanaتیرے لیے laka
They saydiyorlar kiوہ کہہ رہے تھے yaqūlūna Ifşayetاگر law wasolsaydıہوتا kāna for usbizeہمارے لیے lanā frombu iştenسے mina the matterمعاملے میں سے l-amri anythingbir şey (fayda)کچھ۔ کوئی چیز shayon notöldürülmezdikنہ we would have been killedہم قتل کیے جاتے qutil'nā hereburadaاس جگہ hāhunā Sayde kiکہہ دیجیے qul Ifşayetاگر law you wereolsaydınızہوتے تم kuntum
inevlerinizde dahiمیں your housesاپنے گھروں (میں) buyūtikum surely (would have) come outmutlaka boylardıالبتہ نکل پڑتے labaraza those who olanlarوہ لوگ alladhīna was decreedyazılmışلکھ دیا گیا۔ لکھا گیا kutiba upon themüzerineجن پر ʿalayhimu [the] deathöldürülme(si)قتل ہونا l-qatlu towardsyatacakları yeriطرف ilā their places of deathاپنی قتل گاہوں کے maḍājiʿihim
And that might testve denemesi içindirاور تاکہ آزمائے waliyabtaliya AllahAllah'ınاللہ اس کو l-lahu whatolanıجو (is) iniçindeمیں your breastsgöğüslerinizتمہارے سینوں (میں) ہے ṣudūrikum and that He may purgeve açığa çıkarması içindirاور تاکہ چھانٹ دے waliyumaḥḥiṣa whatolanıجو (is) iniçindeمیں your heartskalblerinizتمہارے دلوں میں ہے qulūbikum
And AllahAllahاور اللہ wal-lahu (is) All-Awarebilirجاننے والا ہے ʿalīmun of whatözünüبھید bidhāti (is in) the breastsgöğüslerinسینوں کے l-ṣudūri١٥٤ Indeedşüphesizبیشک inna those whokimseleriوہ لوگ alladhīna turned backyüz çevirip gidenجو منہ موڑ گئے tawallaw among youiçinizdenتم میں سے minkum
(on the) daygünجس دن yawma metkarşılaştığıآمنے سامنے ہوئیں۔ ملیں تھیں l-taqā the two hosts iki topluluğunدو جماعتیں l-jamʿāni onlyşüphesizبیشک innamā made them slip(yoldan) kaydırmak istemiştiپھسلا دیا تھا ان کو is'tazallahumu the Shaitaanşeytanشیطان نے l-shayṭānu for somebazıساتھ بعض کے bibaʿḍi (of) whatdolayıجو
they (had) earnedyaptıkları işlerdenانہوں نے کمائی کی kasabū And surelyama elbetteاور البتہ تحقیق walaqad forgaveaffettiمعاف کردیا ʿafā Allahاللہ نے l-lahu [on] themonlarıان کو ʿanhum indeedşüphesizبیشک inna Allahاللہ l-laha (is) Oft-Forgivingçok bağışlayandırبخشنے والا ghafūrun All-Forbearinghalimdirبردبار ہے ḥalīmun١٥٥ O youEyاے yāayyuhā
whokimselerوہ لوگو alladhīna believe[d]inananlarجو ایمان لائے ہو āmanū (Do) notolmayınنہ beتم ہوجاؤ takūnū like those whokimseler (gibi)ان لوگوں کی طرح ka-alladhīna disbelievedinkar eden(ler)جنہوں نے کفر کیا kafarū and they saidve diyenler (gibi)اور انہوں نے کہا waqālū about their brotherskardeşleri içinواسطے اپنے بھائیوں کے li-ikh'wānihim whenzamanجب idhā
they traveledsefere çıktıklarıوہ چلے پھرے ḍarabū inyeryüzündeمیں the earthزمین (میں) l-arḍi orya daیا aw they weresavaşa çıktıklarıتھے وہ kānū fightingلڑنے والے ghuzzan Ifeğerاگر law they had beenolsalardıوہ ہوتے kānū with usbizim yanımızdaہمارے پاس ʿindanā notölmezlerdiنہ they (would have) diedوہ مرتے mātū and notve öldürülmezlerdiاور نہ wamā
they (would have) been killedوہ قتل کیے جاتے qutilū So makesyaparتاکہ کردے liyajʿala Allahاللہ l-lahu thatbu (düşünce ve sözlerini)اس کو dhālika a regretbir dertحسرت کا سبب ḥasratan inkalblerindeمیں their heartsان کے دلوں (میں) qulūbihim And AllahAllahtırاور اللہ wal-lahu gives lifeyaşatanزندہ کرتا ہے yuḥ'yī and causes deathve öldürenاور موت دیتا ہے wayumītu
and AllahAllahاور اللہ wal-lahu of whatşeyleriساتھ اس کے جو bimā you doyaptıklarınızتم کرتے ہو taʿmalūna (is) All-Seergörmektedirدیکھنے والا ہے baṣīrun١٥٦ And ifeğerاور البتہ اگر wala-in you are killedöldürülürمارے گئے تم qutil'tum inyolundaمیں (the) wayراستے sabīli (of) AllahAllahاللہ کے l-lahi
orya daیا aw die[d] ölürsenizمرگئے تم muttum certainly forgivenessbağışlaması vardırالبتہ بخشش ہے lamaghfiratun fromAllah'ınسے mina Allahاللہ کی طرف l-lahi and Mercyve rahmetiاور رحمت waraḥmatun (are) betterdaha hayırlıdırوہ بہتر ہے khayrun than whatşeylerdenاس سے جو mimmā they accumulateonların topladıklarıوہ جمع کر رہے ہیں yajmaʿūna١٥٧
٧١
‹ 69page 70 of the printed Mushaf71 ›