وَٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمۡوٰلَهُمۡ رِئَآءَ ٱلنَّاسِ وَلَا يُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَلَا بِٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأَخِرِ‌ۗ وَمَن يَكُنِ ٱلشَّيۡطَـٰنُ لَهُۥ قَرِينًا فَسَآءَ قَرِينًا ٣٨

And those whobunlarاور وہ لوگwa-alladhīnaspendverirlerجو خرچ کرتے ہیںyunfiqūnatheir wealthmallarınıاپنے مالوں کوamwālahumto be seengösteriş içinدکھاوے کے لیےriāa(by) the peopleinsanlaraلوگوں کوl-nāsiand notinanmazlarاور نہیںwalāthey believeوہ ایمان رکھتےyu'minūnain AllahAllah'aاللہ پرbil-lahiand notve gününeاور نہwalāin the Dayدن پرbil-yawmithe Lastahiretآخرت کےl-ākhiriand whoeverkiminاور جو کوئیwamanhasiseہوyakunithe Shaitaanşeytanشیطانl-shayṭānufor himo(nun)اس کاlahu(as) companion arkadaşıساتھیqarīnanthen evilne kötüتو کتنا برا ہےfasāa(is he as) a companionbir arkadaş(ı var)dırساتھیqarīnan

38 And [also] those who spend of their wealth to be seen by the people and believe not in Allah nor in the Last Day. And he to whom Satan is a companion - then evil is he as a companion.

38 Mallarını insanlara gösteriş için sarfedip, Allah'a ve ahiret gününe inanmayanları da Allah sevmez. Şeytanın arkadaş olduğu kimsenin ne fena arkadaşı vardır!

38 Bunlar, Allah'a ve ahiret gününe iman etmedikleri halde mallarını, insanlara gösteriş yapmak için harcarlar. Şeytan kimin arkadaşı olursa, o ne kötü arkadaştır!

38 اور خرچ بھی کریں تو (خدا کے لئے نہیں بلکہ) لوگوں کے دکھانے کو اور ایمان نہ خدا پر لائیں اور نہ روز آخرت پر (ایسے لوگوں کو ساتھی شیطان ہے) اور جس کا ساتھی شیطان ہوا تو (کچھ شک نہیں کہ) وہ برا ساتھی ہے

38 اور وہ لوگ بھی اللہ کو ناپسند ہیں جو اپنے مال محض لوگوں کو دکھانے کیلیے خرچ کرتے ہیں اور در حقیقت نہ اللہ پر ایمان رکھتے ہیں نہ روز آخر پر سچ یہ ہے کہ شیطان جس کا رفیق ہوا اُسے بہت ہی بری رفاقت میسر آئی

وَمَاذَا عَلَيۡهِمۡ لَوۡ ءَامَنُواۡ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأَخِرِ وَأَنفَقُواۡ مِمَّا رَزَقَهُمُ ٱللَّهُ‌ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ بِهِمۡ عَلِيمًا ٣٩

And whatne olurduاور کیا ہےwamādhā(is) against themonlaraان کو۔ ان پرʿalayhimifsankiاگرlawthey believedinansalardıوہ ایمان لائےāmanūin AllahAllah'aاللہ پرbil-lahiand the Dayve gününeاور یومwal-yawmithe Lastahiretآخرت پرl-ākhiriand spentve harcasalardıاور خرچ کرتے ہیںwa-anfaqūfrom whatkendilerine verdiği rızıktanاس میں سے جوmimmā(has) provided themرزق دیا انکوrazaqahumuAllahAllah'ınاللہ نےl-lahuAnd isve idiاور ہےwakānaAllahاللہl-lahuabout themonlarıساتھ انکےbihimAll-Knowerbiliyorعلم رکھنے والا ہےʿalīman

39 And what [harm would come] upon them if they believed in Allah and the Last Day and spent out of what Allah provided for them? And Allah is ever, about them, Knowing.

39 Bunlar Allah'a, ahiret gününe inanmış, Allah'ın verdiği rızıklardan sarfetmiş olsalardı ne zararı olurdu? Oysa Allah onları bilir.

39 Bunlar, Allah'a ve ahiret gününe iman etselerdi ve Allah'ın verdiği rızıktan gösterişsiz harcasalardı kendilerine ne zarar gelirdi? Allah onların söz ve işlerini çok iyi bilendir.

39 اور اگر یہ لوگ خدا پر اور روز قیامت پر ایمان لاتے اور جو کچھ خدا نے ان کو دیا تھا اس میں سے خرچ کرتے تو ان کا کیا نقصان ہوتا اور خدا ان کو خوب جانتا ہے

39 آخر اِن لوگوں پر کیا آفت آ جاتی اگر یہ اللہ اور روز آخر پر ایمان رکھتے اور جو کچھ اللہ نے دیا ہے اس میں سے خرچ کرتے اگر یہ ایسا کرتے تو اللہ سے ان کی نیکی کا حال چھپا نہ رہ جاتا

إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَظۡلِمُ مِثۡقَالَ ذَرَّةٍ‌ۖ وَإِن تَكُ حَسَنَةً يُضَـٰعِفۡهَا وَيُؤۡتِ مِن لَّدُنۡهُ أَجۡرًا عَظِيمًا ٤٠

IndeedşüphesizبیشکinnaAllahاللہ تعالیٰl-laha(does) nothaksızlık etmezنہیںwrongظلم کرتاyaẓlimu(as much as) weightkadarذرے کےmith'qāla(of) an atomzerreمقدارdharratinAnd ifeğerاور اگرwa-inthere isolsaہوtakua good(zerre miktarı) bir iyilikنیکیḥasanatanHe doubles itonu kat kat yaparوہ دوگنا کرتا ہے اسکوyuḍāʿif'hāand givesve verirاور دیتا ہےwayu'tifromkendi katındanپاس سےminnear Himاس کو اپنےladun'hua rewardbir mükafatاجرajrangreatbüyükبڑاʿaẓīman

40 Indeed, Allah does not do injustice, [even] as much as an atom's weight; while if there is a good deed, He multiplies it and gives from Himself a great reward.

40 Allah şüphesiz zerre kadar haksızlık yapmaz, zerre kadar iyilik olsa onu kat kat arttırır ve yapana büyük ecir verir.

40 Şüphesiz ki Allah, hiç kimseye zerre kadar zulüm etmez. Eğer yapılan iyilik zerre kadar da olsa, onun sevabını kat kat artırır. Ve kendi katından büyük bir mükafat verir.

40 خدا کسی کی ذرا بھی حق تلفی نہیں کرتا اور اگر نیکی (کی) ہوگی تو اس کو دوچند کردے گا اور اپنے ہاں سے اجرعظیم بخشے گا

40 اللہ کسی پر ذرہ برابر بھی ظلم نہیں کرتا اگر کوئی ایک نیکی کرے تو اللہ اُسے دو چند کرتا ہے اور پھر اپنی طرف سے بڑا اجر عطا فرماتا ہے

فَكَيۡفَ إِذَا جِئۡنَا مِن كُلِّ أُمَّةِۭ بِشَهِيدٍ وَجِئۡنَا بِكَ عَلَىٰ هَـٰٓؤُلَآءِ شَهِيدًا ٤١

So how (will it be)(halleri) nice olur?پھر کس طرح ہوگاfakayfawhenzamanجبidhāWe bringgetirdiğimizہم لائیں گےji'nāfromherسےmineveryہرkullinationümmettenامتummatina witnessbir şahidایک گواہbishahīdinand We bringve getirdiğimizdeاور لائیں گے ہمwaji'nāyouseni deآپ کوbikaagainstüzerineاوپرʿalāthese (people)bunlarان لوگوں کےhāulāi(as) a witnessşahid olarakگواہ بنا کرshahīdan

41 So how [will it be] when We bring from every nation a witness and we bring you, [O Muhammad] against these [people] as a witness?

41 Her ümmete bir şahid getirdiğimiz ve seni de bunlara şahid getirdiğimiz vakit durumları nasıl olacak?

41 Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onların üzerine bir şahit yaptığımız zaman bakalım kâfirlerin hali ne olacak!..

41 بھلا اس دن کا کیا حال ہوگا جب ہم ہر امت میں سے احوال بتائے والے کو بلائیں گے اور تم کو ان لوگوں کا حال (بتانے کو) گواہ طلب کریں گے

41 پھر سوچو کہ اُس وقت یہ کیا کریں گے جب ہم ہر اُمّت میں سے ایک گواہ لائیں گے اور ان لوگوں پر تمہیں (یعنی محمد ﷺ کو) گواہ کی حیثیت سے کھڑا کریں گے۔ 1

يَوۡمَئِذٍ يَوَدُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواۡ وَعَصَوُاۡ ٱلرَّسُولَ لَوۡ تُسَوَّىٰ بِهِمُ ٱلۡأَرۡضُ وَلَا يَكۡتُمُونَ ٱللَّهَ حَدِيثًا ٤٢

(On) that Dayo günجس دنyawma-idhinwill wishisterlerجائیں گےyawadduthose whokimselerوہ لوگalladhīnadisbelievedinkar eden(ler)جنہوں نے کفر کیاkafarūand disobeyedve karşı gelenlerاور نافرمانی کیwaʿaṣawūthe MessengerElçi'yeرسول کیl-rasūlaif(mümkün olsa)کاشlawwas leveledbir olmayıبرابر کردی جائےtusawwāwith themyer ileان پرbihimuthe earthزمینl-arḍuand notve gizleyemezlerاور نہwalāthey will (be able to) hideوہ چھپا سکیں گےyaktumūna(from) AllahAllah'tanاللہ سےl-laha(any) statement(hiçbir) sözکوئی باتḥadīthan

42 That Day, those who disbelieved and disobeyed the Messenger will wish they could be covered by the earth. And they will not conceal from Allah a [single] statement.

42 O gün, inkar edip Peygambere baş kaldırmış olanlar, yerle bir olmayı ne kadar isterler ve Allah'tan bir söz gizleyemezler.

42 Allah'ı, inkar edip peygambere isyan edenler, o kıyamet günü yerle bir olmayı isterler. Allah'tan hiçbir sözü gizleyemezler.

42 اس روز کافر اور پیغمبر کے نافرمان آرزو کریں گے کہ کاش ان کو زمین میں مدفون کرکے مٹی برابر کردی جاتی اور خدا سے کوئی بات چھپا نہیں سکیں گے

42 اُس وقت وہ سب لوگ جنہوں نے رسولؐ کی بات نہ مانی اور اس کی نافرمانی کرتے رہے، تمنا کریں گے کہ کاش زمین پھٹ جائے اور وہ اس میں سما جائیں وہاں یہ اپنی کوئی بات اللہ سے نہ چھپا سکیں گے

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواۡ لَا تَقۡرَبُواۡ ٱلصَّلَوٰةَ وَأَنتُمۡ سُكَـٰرَىٰ حَتَّىٰ تَعۡلَمُواۡ مَا تَقُولُونَ وَلَا جُنُبًا إِلَّا عَابِرِى سَبِيلٍ حَتَّىٰ تَغۡتَسِلُواۡ‌ۚ وَإِن كُنتُم مَّرۡضَىٰٓ أَوۡ عَلَىٰ سَفَرٍ أَوۡ جَآءَ أَحَدٌ مِّنكُم مِّنَ ٱلۡغَآئِطِ أَوۡ لَـٰمَسۡتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَلَمۡ تَجِدُواۡ مَآءً فَتَيَمَّمُواۡ صَعِيدًا طَيِّبًا فَٱمۡسَحُواۡ بِوُجُوهِكُمۡ وَأَيۡدِيكُمۡ‌ۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَفُوًّا غَفُورًا ٤٣

O youEyاےyāayyuhāwhokimselerلوگو۔alladhīnabelieve[d]inanan(lar)جو ایمان لائے ہوāmanū(Do) notyaklaşmayınنہgo nearتم قریب جاوtaqrabūthe prayernamazaنماز کےl-ṣalatawhile youve sizاس حال میں کہ ہو تمwa-antum(are) intoxicatedsarhoşkenنشے کی حالت میں ہوsukārāuntilkiیہاں تک کہḥattāyou knowbilesinizتم جان لوtaʿlamūwhatne dediğiniziجوyou are sayingتم کہتے ہوtaqūlūnaand notve (yaklaşmayın)اور نہwalā(when you are) impurecünüp ikenناپاکی میںjunubanexceptdışındaمگرillā(when) passinggeçici olmanızعبور کرنے والےʿābirī(through) a wayyoldanرستے کوsabīlinuntilkadarیہاں تک کےḥattāyou have bathedyıkanıncayaتم غسل کرلوtaghtasilūAnd ifeğerاور اگرwa-inyou areisenizہو تمkuntumillhastaمریضmarḍāoryahutیاawonüzerindeاوپرʿalāa journeyyolculukسفر کےsafarinoryahutیاawcamegelmişseیا آئےjāaonebirinizکوئی ایکaḥadunof yousizdenتم میں سےminkumfromtuvalettenسےminathe toiletجائے حاجتl-ghāiṭioryahutیاawyou have toucheddokunmuşsanızچھوؤ تمlāmastumuthe womenkadınlaraعورتوں کوl-nisāaand notbulamadığınız takdirdeپھر نہfalamyou findتم پاوtajidūwatersuپانیmāanthen do tayammumteyemmüm edinتو تیمم کروfatayammamū(with) earthtoprağaمٹی سےṣaʿīdancleantemizپاکیزہṭayyibanand wipe (with it)sürünپھر مسح کروfa-im'saḥūyour facesyüzlerinizeاپنے چہروں پہbiwujūhikumand your handsve ellerinizeاور اپنے ہاتھوں پہwa-aydīkumIndeedşüphesizبیشکinnaAllahاللہl-lahaisçok affedendirہےkānaOft-Pardoningمعاف کرنے والا ہےʿafuwwanOft-Forgivingçok bağışlayandırبخشنے والا ہےghafūran

43 O you who have believed, do not approach prayer while you are intoxicated until you know what you are saying or in a state of janabah, except those passing through [a place of prayer], until you have washed [your whole body]. And if you are ill or on a journey or one of you comes from the place of relieving himself or you have contacted women and find no water, then seek clean earth and wipe over your faces and your hands [with it]. Indeed, Allah is ever Pardoning and Forgiving.

43 Ey İnananlar! Sarhoşken, ne dediğinizi bilene kadar, cünübken, yolcu olan müstesna gusledene kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz yahut biriniz ayak yolundan gelmişseniz veya kadınlara yaklaşmışsanız ve bu durumlarda su bulamamışsanız tertemiz bir toprağa teyemmüm edin, yüzlerinize ve ellerinize sürün. Allah affeder ve bağışlar.

43 Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın. Cünüb iken de yolcu olanlar müstesna gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur, veya yolculukta bulunursanız veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince veya cinsî münasebette bulunup, su da bulamazsanız o zaman tertemiz bir toprak ile teyemmüm edin. Niyetle yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz ki Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.

43 مومنو! جب تم نشے کی حالت میں ہو تو جب تک (ان الفاظ کو) جو منہ سے کہو سمجھنے (نہ) لگو نماز کے پاس نہ جاؤ اور جنابت کی حالت میں بھی (نماز کے پاس نہ جاؤ) جب تک کہ غسل (نہ) کرلو ہاں اگر بحالت سفر رستے چلے جارہے ہو اور پانی نہ ملنے کے سبب غسل نہ کرسکو تو تیمم کرکے نماز پڑھ لو) اور اگر تم بیمار ہو سفر میں ہو یا تم میں سے کوئی بیت الخلاء سے ہو کر آیا ہو یا تم عورتوں سے ہم بستر ہوئے ہو اور تمہیں پانی نہ ملے تو پاک مٹی لو اور منہ اور ہاتھوں پر مسح (کرکے تیمم) کرلو بےشک خدا معاف کرنے والا اور بخشنے والا ہے

43 اے لوگو جو ایمان لائے ہو، جب تم نشے کی حالت میں ہو تو نماز کے قریب نہ جاوٴ۔1 نماز اُس وقت پڑھنی چاہیے جب تم جانو کہ کیا کہہ رہے ہو۔2 اور اسی طرح جَنابت کی حالت3 میں بھی نماز کے قریب نہ جاوٴ جب تک کہ غسل نہ کرلو، اِلّا یہ کہ راستہ سے گزرتے ہو۔4 اور اگر کبھی ایسا ہو کہ تم بیمار ہو، یا سفر میں ہو، یا تم میں سے کوئی شخص رفع حاجت کرکے آئے، یا تم نے عورتوں سے لَمس کیا ہو،5 اور پھر پانی نہ ملے تو پاک مٹی سے کام لو اور اس سے اپنے چہروں اور ہاتھوں پر مسح کرلو،6 بے شک اللہ نرمی سے کام لینے والا اور بخشش فرمانے والا ہے

أَلَمۡ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ أُوتُواۡ نَصِيبًا مِّنَ ٱلۡكِتَـٰبِ يَشۡتَرُونَ ٱلضَّلَـٰلَةَ وَيُرِيدُونَ أَن تَضِلُّواۡ ٱلسَّبِيلَ ٤٤

Did notgörmedin mi?کیا نہیںalamyou seeتم نے دیکھاtara[towards]kimselerinطرفilāthose whoان لوگوں کیalladhīnawere givenkendilerine verilenجو دیے گئےūtūa portionbir payایک حصہnaṣībanofKitaptanمیں سےminathe Bookکتابl-kitābipurchasingsatın alıyorlarوہ خریدتے ہیںyashtarūna[the] errorsapıklığıگمراہیl-ḍalālataand wishingve istiyorlarاور وہ چاہتے ہیںwayurīdūnathatsizin sapıtmanızıanyou strayتم بھٹک جاؤtaḍillū(from) the wayyoluراستے سےl-sabīla

44 Have you not seen those who were given a portion of the Scripture, purchasing error [in exchange for it] and wishing you would lose the way?

44 Kendilerine Kitap'dan bir pay verilenlerin sapıklığı satın aldıklarını ve sizin yolu sapıtmanızı istediklerini görmüyor musun?

44 Kendilerine kitaptan bir nasib verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar, sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan sapmanızı istiyorlar.

44 بھلا تم نے ان لوگوں کو نہیں دیکھا جن کو کتاب سے حصہ دیا گیا تھا کہ وہ گمراہی کو خریدتے ہیں اور چاہتے ہیں کہ تم بھی رستے سے بھٹک جاؤ

44 ہم نے اُن لوگوں کو بھی دیکھا جنہیں کتاب کے علم کا کچھ حصّہ دیا گیا ہے؟1 وہ خود ضلالت کے خریدار بنے ہوئے ہیں اور چاہتے ہیں کہ تم بھی راہ گم کردو

Surah 4 / An-Nisa / The Women سورة النساء 86
And those whobunlarاور وہ لوگ wa-alladhīna spendverirlerجو خرچ کرتے ہیں yunfiqūna their wealthmallarınıاپنے مالوں کو amwālahum to be seengösteriş içinدکھاوے کے لیے riāa (by) the peopleinsanlaraلوگوں کو l-nāsi and notinanmazlarاور نہیں walā they believeوہ ایمان رکھتے yu'minūna
in AllahAllah'aاللہ پر bil-lahi and notve gününeاور نہ walā in the Dayدن پر bil-yawmi the Lastahiretآخرت کے l-ākhiri and whoeverkiminاور جو کوئی waman hasiseہو yakuni the Shaitaanşeytanشیطان l-shayṭānu for himo(nun)اس کا lahu (as) companion arkadaşıساتھی qarīnan then evilne kötüتو کتنا برا ہے fasāa
(is he as) a companionbir arkadaş(ı var)dırساتھی qarīnan٣٨ And whatne olurduاور کیا ہے wamādhā (is) against themonlaraان کو۔ ان پر ʿalayhim ifsankiاگر law they believedinansalardıوہ ایمان لائے āmanū in AllahAllah'aاللہ پر bil-lahi and the Dayve gününeاور یوم wal-yawmi the Lastahiretآخرت پر l-ākhiri and spentve harcasalardıاور خرچ کرتے ہیں wa-anfaqū
from whatkendilerine verdiği rızıktanاس میں سے جو mimmā (has) provided themرزق دیا انکو razaqahumu AllahAllah'ınاللہ نے l-lahu And isve idiاور ہے wakāna Allahاللہ l-lahu about themonlarıساتھ انکے bihim All-Knowerbiliyorعلم رکھنے والا ہے ʿalīman٣٩ Indeedşüphesizبیشک inna Allahاللہ تعالیٰ l-laha (does) nothaksızlık etmezنہیں wrongظلم کرتا yaẓlimu
(as much as) weightkadarذرے کے mith'qāla (of) an atomzerreمقدار dharratin And ifeğerاور اگر wa-in there isolsaہو taku a good(zerre miktarı) bir iyilikنیکی ḥasanatan He doubles itonu kat kat yaparوہ دوگنا کرتا ہے اسکو yuḍāʿif'hā and givesve verirاور دیتا ہے wayu'ti fromkendi katındanپاس سے min near Himاس کو اپنے ladun'hu
a rewardbir mükafatاجر ajran greatbüyükبڑا ʿaẓīman٤٠ So how (will it be)(halleri) nice olur?پھر کس طرح ہوگا fakayfa whenzamanجب idhā We bringgetirdiğimizہم لائیں گے ji'nā fromherسے min everyہر kulli nationümmettenامت ummatin a witnessbir şahidایک گواہ bishahīdin
and We bringve getirdiğimizdeاور لائیں گے ہم waji'nā youseni deآپ کو bika againstüzerineاوپر ʿalā these (people)bunlarان لوگوں کے hāulāi (as) a witnessşahid olarakگواہ بنا کر shahīdan٤١ (On) that Dayo günجس دن yawma-idhin will wishisterlerجائیں گے yawaddu those whokimselerوہ لوگ alladhīna
disbelievedinkar eden(ler)جنہوں نے کفر کیا kafarū and disobeyedve karşı gelenlerاور نافرمانی کی waʿaṣawū the MessengerElçi'yeرسول کی l-rasūla if(mümkün olsa)کاش law was leveledbir olmayıبرابر کردی جائے tusawwā with themyer ileان پر bihimu the earthزمین l-arḍu and notve gizleyemezlerاور نہ walā they will (be able to) hideوہ چھپا سکیں گے yaktumūna
(from) AllahAllah'tanاللہ سے l-laha (any) statement(hiçbir) sözکوئی بات ḥadīthan٤٢ O youEyاے yāayyuhā whokimselerلوگو۔ alladhīna believe[d]inanan(lar)جو ایمان لائے ہو āmanū (Do) notyaklaşmayınنہ go nearتم قریب جاو taqrabū the prayernamazaنماز کے l-ṣalata
while youve sizاس حال میں کہ ہو تم wa-antum (are) intoxicatedsarhoşkenنشے کی حالت میں ہو sukārā untilkiیہاں تک کہ ḥattā you knowbilesinizتم جان لو taʿlamū whatne dediğiniziجو you are sayingتم کہتے ہو taqūlūna and notve (yaklaşmayın)اور نہ walā (when you are) impurecünüp ikenناپاکی میں junuban exceptdışındaمگر illā (when) passinggeçici olmanızعبور کرنے والے ʿābirī
(through) a wayyoldanرستے کو sabīlin untilkadarیہاں تک کے ḥattā you have bathedyıkanıncayaتم غسل کرلو taghtasilū And ifeğerاور اگر wa-in you areisenizہو تم kuntum illhastaمریض marḍā oryahutیا aw onüzerindeاوپر ʿalā a journeyyolculukسفر کے safarin oryahutیا aw camegelmişseیا آئے jāa
onebirinizکوئی ایک aḥadun of yousizdenتم میں سے minkum fromtuvalettenسے mina the toiletجائے حاجت l-ghāiṭi oryahutیا aw you have toucheddokunmuşsanızچھوؤ تم lāmastumu the womenkadınlaraعورتوں کو l-nisāa and notbulamadığınız takdirdeپھر نہ falam you findتم پاو tajidū watersuپانی māan
then do tayammumteyemmüm edinتو تیمم کرو fatayammamū (with) earthtoprağaمٹی سے ṣaʿīdan cleantemizپاکیزہ ṭayyiban and wipe (with it)sürünپھر مسح کرو fa-im'saḥū your facesyüzlerinizeاپنے چہروں پہ biwujūhikum and your handsve ellerinizeاور اپنے ہاتھوں پہ wa-aydīkum Indeedşüphesizبیشک inna
Allahاللہ l-laha isçok affedendirہے kāna Oft-Pardoningمعاف کرنے والا ہے ʿafuwwan Oft-Forgivingçok bağışlayandırبخشنے والا ہے ghafūran٤٣ Did notgörmedin mi?کیا نہیں alam you seeتم نے دیکھا tara [towards]kimselerinطرف ilā those whoان لوگوں کی alladhīna were givenkendilerine verilenجو دیے گئے ūtū a portionbir payایک حصہ naṣīban ofKitaptanمیں سے mina
the Bookکتاب l-kitābi purchasingsatın alıyorlarوہ خریدتے ہیں yashtarūna [the] errorsapıklığıگمراہی l-ḍalālata and wishingve istiyorlarاور وہ چاہتے ہیں wayurīdūna thatsizin sapıtmanızı an you strayتم بھٹک جاؤ taḍillū (from) the wayyoluراستے سے l-sabīla٤٤
٨٦
‹ 84page 85 of the printed Mushaf86 ›