أُوۡلَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَعَنَهُمُ ٱللَّهُ‌ۖ وَمَن يَلۡعَنِ ٱللَّهُ فَلَن تَجِدَ لَهُۥ نَصِيرًا ٥٢

Thoseişte onlarیہیulāika(are) the ones⋯وہ لوگ ہیںalladhīna(who have been) cursedla'netlediği (insanlardır)لعنت کی ان پرlaʿanahumu(by) AllahAllah'ınاللہ نےl-lahuand whoeverkimiاور جس پرwaman(is) cursedla'netlerseلعنت کردےyalʿani(by) AllahAllahاللہl-lahuthen never⋯تو ہرگز نہیںfalanwill you findartık bulamazsınتم پاؤ گےtajidafor himonun içinاس کے لیےlahu(any) helper(hiçbir) yardımcıکوئی مددگارnaṣīran

52 Those are the ones whom Allah has cursed; and he whom Allah curses - never will you find for him a helper.

52 İşte, Allah'ın lanetledikleri onlardır. Allah'ın lanetlediği kişiye asla yardımcı bulamayacaksın.

52 Onlar, Allah'ın lanet ettiği kimselerdir. Allah kime lanet ederse artık ona asla bir yardımcı bulamazsın.

52 یہی لوگ ہیں جن پر خدا نے لعنت کی ہے اور جس پر خدا لعنت کرے تو تم اس کا کسی کو مددگار نہ پاؤ گے

52 ایسے ہی لوگ ہیں جن پر اللہ نے لعنت کی ہے اور جس پر اللہ لعنت کر دے پھر تم اُس کا کوئی مدد گار نہیں پاؤ گے

أَمۡ لَهُمۡ نَصِيبٌ مِّنَ ٱلۡمُلۡكِ فَإِذًا لَّا يُؤۡتُونَ ٱلنَّاسَ نَقِيرًا ٥٣

Oryoksaکیاamfor themonların var mıان کے لیےlahum(is) a sharebir payıایک حصہ ہےnaṣībunof⋯میں سےminathe Kingdommülktenبادشاہتl-mul'kiThenöyle olsaydıتو تبfa-idhannot would⋯نہیںlāthey givevermezlerdiوہ دیں گےyu'tūnathe peopleinsanlaraلوگوں کوl-nāsa(even as much as the) speck on a date seedbir çekirdek zerresi bile?تل برابرnaqīran

53 Or have they a share of dominion? Then [if that were so], they would not give the people [even as much as] the speck on a date seed.

53 Yoksa onların hükümranlıktan bir payı mı var? O zaman insanlara bir çekirdek parçası bile vermezler.

53 Yoksa onların mülkten bir payı mı vardır. Eğer öyle olsaydı, insanlara bir çekirdeğin zerresini bile vermezlerdi.

53 کیا ان کے پاس بادشاہی کا کچھ حصہ ہے تو لوگوں کو تل برابر بھی نہ دیں گے

53 کیا حکومت میں اُن کا کوئی حصّہ ہے؟ اگر ایسا ہوتا تو یہ دُوسروں کو ایک پُھوٹی کوڑی تک نہ دیتے۔1

أَمۡ يَحۡسُدُونَ ٱلنَّاسَ عَلَىٰ مَآ ءَاتَـٰهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضۡلِهِۦ‌ۖ فَقَدۡ ءَاتَيۡنَآ ءَالَ إِبۡرٰهِيمَ ٱلۡكِتَـٰبَ وَٱلۡحِكۡمَةَ وَءَاتَيۡنَـٰهُم مُّلۡكًا عَظِيمًا ٥٤

Oryoksaیا وہamare they jealouskıskanıyorlar mıحسد کرتے ہیںyaḥsudūna(of) the peopleinsanlaraلوگوں سےl-nāsaforyüzündenاوپرʿalāwhatşeyi (vahiyleri)اس کے جوmāgave themverdiğiدیا انکوātāhumuAllahAllah'ınاللہ نےl-lahufrom⋯میں سےminHis Bountylutfundanاپنے فضلfaḍlihiBut surelyoysaتو تحقیقfaqadWe gavebiz verdikدی ہم نےātaynā(the) familysoyunaآلāla(of) Ibrahimİbrahimابراہیم کوib'rāhīmathe BookKitabıکتابl-kitābaand [the] wisdomve hikmetiاور حکمتwal-ḥik'mataand [We] gave themve onlara verdikاور دی ہم نےwaātaynāhuma kingdombir mülkبادشاہتmul'kangreatbüyükبڑیʿaẓīman

54 Or do they envy people for what Allah has given them of His bounty? But we had already given the family of Abraham the Scripture and wisdom and conferred upon them a great kingdom.

54 Yoksa Allah'ın bol nimetinden verdiği kimseleri mi çekemiyorlar? Oysa İbrahim ailesine kitap ve hikmet verdik, onlara büyük hükümranlık bahşettik.

54 Yoksa onlar, Allah'ın lütuf ve kereminden insanlara verdiği nimetleri kıskanıyorlar mı? Şüphesiz biz, İbrahim ailesine de kitap ve hikmeti vermiştik. Hem de onlara büyük bir mülk ve saltanat ihsan ettik.

54 یا جو خدا نے لوگوں کو اپنے فضل سے دے رکھا ہے اس کا حسد کرتے ہیں تو ہم نے خاندان ابراہیم ؑ کو کتاب اور دانائی عطا فرمائی تھی اور سلطنت عظیم بھی بخشی تھی

54 پھر یا یہ دُوسروں سے اس لیے حسد کرتے ہیں کہ اللہ نے انہیں اپنے فضل سے نواز دیا؟1 اگر یہ بات ہے تو انہیں معلوم ہوکہ ہم نے تو ابراہیم ؑ کی اولاد کو کتاب اور حکمت عطا کی اور ملکِ عظیم بخش دیا،2

فَمِنۡهُم مَّنۡ ءَامَنَ بِهِۦ وَمِنۡهُم مَّن صَدَّ عَنۡهُ‌ۚ وَكَفَىٰ بِجَهَنَّمَ سَعِيرًا ٥٥

Then of themonlardanتو ان میں سےfamin'hum(are some) whokimiکوئیmanbelievedinandıایمان لایاāmanain himO(Hak Kitabı)naساتھ اس کےbihiand of themonlardanاور ان میں سےwamin'hum(are some) whokimi deکوئیmanturned awayyüz çevirdiرک گیاṣaddafrom himondanاس سےʿanhuand sufficientöylesine de yettiاور کافی ہےwakafā(is) Hellcehennemجہنم کیbijahannama(as a) Blazing Fireçılgın alevliبھڑکتی ہوئی آگsaʿīran

55 And some among them believed in it, and some among them were averse to it. And sufficient is Hell as a blaze.

55 Onlardan ona inananlar ve yüz çevirenler vardı. Çılgın bir alev olarak cehennem yeter. Doğrusu, ayetlerimizi inkar edenleri ateşe sokacağız; derilerinin her yanışında, azabı tatmaları için onları başka derilerle değiştireceğiz. Allah güçlüdür, Hakim'dir.

55 İşte o yahudilerden bir kısmı ona iman etti. Bir kısmı da ondan yüz çevirdi. O iman etmeyenlere cehennem alevi yeter.

55 پھر لوگوں میں سے کسی نے تو اس کتاب کو مانا اور کوئی اس سے رکا (اور ہٹا) رہا تو نہ ماننے والوں (کے جلانے) کو دوزخ کی جلتی ہوئی آگ کافی ہے

55 مگر ان میں سے کوئی اس پر ایمان لایا اور کوئی اس سے منہ موڑگیا، 1اور منہ موڑنے والوں کے لیے تو بس جہنّم کی بھڑکتی ہوئی آگ ہی کافی ہے

إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواۡ بِـَٔـايَـٰتِنَا سَوۡفَ نُصۡلِيهِمۡ نَارًا كُلَّمَا نَضِجَتۡ جُلُودُهُم بَدَّلۡنَـٰهُمۡ جُلُودًا غَيۡرَهَا لِيَذُوقُواۡ ٱلۡعَذَابَ‌ۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَزِيزًا حَكِيمًا ٥٦

Indeedşüphesizبیشکinnathose whokimseleriوہ لوگalladhīnadisbelievedinkar eden(leri)جنہوں نے کفر کیاkafarūin Our Signsayetlerimiziہماری آیات کے ساتھbiāyātināsoonyakındaعنقریبsawfaWe will burn themsokacağızہم داخل کریں گے ان کوnuṣ'līhim(in) a Firebir ateşeآگ میںnāranEvery timeherجب کبھیkullamāare roastedpiştikçeپک جائیں گیnaḍijattheir skinsderileriکھالیں ان کیjulūduhumWe will change theirdeğiştireceğizتبدیل کردیں گے ہم ان کیbaddalnāhumskinsderileriکھالیںjulūdanfor other (than) thatbaşkasıylaان کے علاوہghayrahāso that they may tastetadsınlar diyeتاکہ وہ چکھتے رہیںliyadhūqūthe punishmentazabıعذاب کوl-ʿadhābaIndeedşüphesizبیشکinnaAllahAllahاللہ تعالیٰl-lahaisdaima üstündürہےkānaAll-Mighty⋯زبردستʿazīzanAll-Wisehüküm ve hikmet sahibidirحکمت والاḥakīman

56 Indeed, those who disbelieve in Our verses - We will drive them into a Fire. Every time their skins are roasted through We will replace them with other skins so they may taste the punishment. Indeed, Allah is ever Exalted in Might and Wise.

56 Onlardan ona inananlar ve yüz çevirenler vardı. Çılgın bir alev olarak cehennem yeter. Doğrusu, ayetlerimizi inkar edenleri ateşe sokacağız; derilerinin her yanışında, azabı tatmaları için onları başka derilerle değiştireceğiz. Allah güçlüdür, Hakim'dir.

56 Şüphesiz ki âyetlerimizi inkâr eden kâfirleri biz yarın bir ateşe atacağız. Derileri piştikçe azabı duysunlar diye, kendilerine başka deriler vereceğiz. Çünkü, Allah gerçekten çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

56 جن لوگوں نے ہماری آیتوں سے کفر کیا ان کو ہم عنقریب آگ میں داخل کریں گے جب ان کی کھالیں گل (اور جل) جائیں گی تو ہم اور کھالیں بدل دیں گے تاکہ (ہمیشہ) عذاب (کا مزہ چکھتے) رہیں بےشک خدا غالب حکمت والا ہے

56 جن لوگوں نے ہماری آیات کو ماننے سے انکار کر دیا ہے انہیں بالیقین ہم آگ میں جھونکیں گے اور جب ان کے بدن کی کھال گل جائے گی تو اس کی جگہ دوسری کھال پیدا کر دیں گے تاکہ وہ خوب عذاب کا مزہ چکھیں، اللہ بڑی قدرت رکھتا ہے اور اپنے فیصلوں کو عمل میں لانے کی حکمت خوب جانتا ہے

وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواۡ وَعَمِلُواۡ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ سَنُدۡخِلُهُمۡ جَنَّـٰتٍ تَجۡرِى مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَـٰرُ خَـٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا‌ۖ لَّهُمۡ فِيهَآ أَزۡوٰجٌ مُّطَهَّرَةٌ‌ۖ وَنُدۡخِلُهُمۡ ظِلاًّ ظَلِيلاً ٥٧

And those whokimseleriاور وہ لوگwa-alladhīnabelieve[d]inananجو ایمان لائےāmanūand didve yapanlarıاور انہوں نے عمل کیےwaʿamilūthe good deedsiyi işlerاچھےl-ṣāliḥātiWe will admit themsokacağızعنقریب ہم داخل کریں گے ان کوsanud'khiluhum(in) Gardenscennetlereباغات میںjannātinflowsakanبہتی ہیںtajrīfrom⋯ان کےminunderneath italtlarındanنیچےtaḥtihāthe riversırmaklarنہریںl-anhāruwill abidekalacaklardırہمیشہ رہنے والے ہیںkhālidīnain itoradaان میںfīhāforeversürekliہمیشہ ہمیشہabadanFor themkendilerine vardırان کے لیےlahumin itoradaان میںfīhā(are) spouseseşler deبیویاں ہیںazwājunpuretertemizپاکیزہmuṭahharatunand We will admit themve onları sokacağızاور ہم داخل کریں گے ان کوwanud'khiluhum(in the) shadebir gölgeyeسائے میںẓillanthick(hiç güneş sızmayan) eşsizگھنےẓalīlan

57 But those who believe and do righteous deeds - We will admit them to gardens beneath which rivers flow, wherein they abide forever. For them therein are purified spouses, and We will admit them to deepening shade.

57 İnanıp yararlı iş işleyenleri içinde temelli ve ebedi kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Onları en koyu gölgeliklere yerleştireceğiz.

57 İman edip salih ameller işliyenleri ise, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Orada ebedî olarak kalacaklar. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Onları, koyu gölgeler altında bulunduracağız.

57 اور جو ایمان لائے اور نیک عمل کرتے رہے ان کو ہم بہشتوں میں داخل کریں گے جن کے نیچے نہریں بہہ رہی ہیں وہ ان میں ہمیشہ ہمیشہ رہیں گے وہاں ان کے لئے پاک بیبیاں ہیں اور ان کو ہم گھنے سائے میں داخل کریں گے

57 اور جن لوگوں نے ہماری آیات کو مان لیا اور نیک عمل کیے اُن کو ہم ایسے باغوں میں داخل کریں گے جن کے نیچے نہریں بہتی ہوں گی، جہاں وہ ہمیشہ ہمیشہ رہیں گے اور اُن کو پاکیزہ بیویاں ملیں گی اور انہیں ہم گھنی چھاؤں میں رکھیں گے

۞إِنَّ ٱللَّهَ يَأۡمُرُكُمۡ أَن تُؤَدُّواۡ ٱلۡأَمَـٰنَـٰتِ إِلَىٰٓ أَهۡلِهَا وَإِذَا حَكَمۡتُم بَيۡنَ ٱلنَّاسِ أَن تَحۡكُمُواۡ بِٱلۡعَدۡلِ‌ۚ إِنَّ ٱللَّهَ نِعِمَّا يَعِظُكُم بِهِۦٓ‌ۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ سَمِيعَۢا بَصِيرًا ٥٨

IndeedşüphesizبیشکinnaAllahAllahاللہ تعالیٰl-lahaorders yousize emrederحکم دیتا ہےyamurukumto⋯امانتوں کوanrendervermeniziکہ تم ادا کروtu-addūthe trustsemanetleriامانتوں کوl-amānātito⋯طرفilātheir ownersehlineان کے اہل کےahlihāand whenve zamanاور جبwa-idhāyou judgehükmettiğinizفیصلہ کرو تمḥakamtumbetweenarasındaدرمیانbaynathe peopleinsanlarلوگوں کےl-nāsito⋯یہ کہanjudgehükmetmeniziتم فیصلہtaḥkumūwith justiceadaletleانصاف کے ساتھbil-ʿadliIndeedşüphesizبیشکinnaAllahAllahاللہl-lahaexcellentlyne güzelکتنی اچھیniʿimmāadvises yousize öğüt veriyorوہ نصیحت کرتا ہے تم کوyaʿiẓukumwith itonunlaساتھ اس کےbihiIndeeddoğrusuبیشکinnaAllahAllahاللہl-lahaisişitendirہےkānaAll-Hearing⋯سننے والاsamīʿanAll-Seeinggörendirدیکھنے والاbaṣīran

58 Indeed, Allah commands you to render trusts to whom they are due and when you judge between people to judge with justice. Excellent is that which Allah instructs you. Indeed, Allah is ever Hearing and Seeing.

58 Hiç şüphesiz Allah size, emanetleri ehline teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz Allah işitir ve görür.

58 Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla görendir.

58 خدا تم کو حکم دیتا ہے کہ امانت والوں کی امانتیں ان کے حوالے کردیا کرو اور جب لوگوں میں فیصلہ کرنے لگو تو انصاف سے فیصلہ کیا کرو خدا تمہیں بہت خوب نصیحت کرتا ہے بےشک خدا سنتا اور دیکھتا ہے

58 مسلمانو ! اللہ تمہیں حکم دیتا ہے کہ امانتیں اہلِ امانت کے سپرد کرو، اور جب لوگوں کے درمیان فیصلہ کرو تو عدل کے ساتھ کرو، 1اللہ تم کو نہایت عمدہ نصیحت کرتا ہے اور یقیناً اللہ سب کچھ سُنتا اور دیکھتا ہے

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاۡ أَطِيعُواۡ ٱللَّهَ وَأَطِيعُواۡ ٱلرَّسُولَ وَأُوۡلِى ٱلۡأَمۡرِ مِنكُمۡ‌ۖ فَإِن تَنَـٰزَعۡتُمۡ فِى شَىۡءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى ٱللَّهِ وَٱلرَّسُولِ إِن كُنتُمۡ تُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأَخِرِ‌ۚ ذٰلِكَ خَيۡرٌ وَأَحۡسَنُ تَأۡوِيلاً ٥٩

O youEyاے لوگوyāayyuhāwhokimselerجوalladhīnabelieve[d]iman eden(ler)ایمان لائے ہوāmanūObeyita'at edinاطاعت کروaṭīʿūAllahAllah'aاللہ کیl-lahaand obeyve ita'at edinاور اطاعت کوwa-aṭīʿūthe MessengerElçiyeرسول کیl-rasūlaand thoseve sahibineپھر اگرwa-ulī(having) authoritybuyrukتنازعہ ہوجائے تم میںl-amriamong yousizden olanتم میں سےminkumThen ifeğerپھر اگرfa-inyou disagreeanlaşmazlığa düşersenizتنازعہ ہوجائے تم میںtanāzaʿtuminhakkındaمیںfīanythingherhangi bir şeyکسی چیزshayinrefer itonu götürünتو پھیر دو اسکوfaruddūhuto⋯طرفilāAllahAllah'aاللہ کیl-lahiand the Messengerve Elçiyeاور رسول کےwal-rasūliifeğerاگرinyouisenizہو تمkuntumbelieveinanıyorتم ایمان رکھتے ہوtu'minūnain AllahAllah'aاللہ پرbil-lahiand the Dayve gününeاور دن پرwal-yawmi[the] Lastahiretآخرت کےl-ākhiriThatbuیہdhālika(is) bestdaha iyidirبہتر ہےkhayrunand more suitableve daha güzeldirاور زیادہ اچھا ہےwa-aḥsanu(for final) determinationsonuç bakımından daانجام کے اعتبار سےtawīlan

59 O you who have believed, obey Allah and obey the Messenger and those in authority among you. And if you disagree over anything, refer it to Allah and the Messenger, if you should believe in Allah and the Last Day. That is the best [way] and best in result.

59 Ey İnananlar! Allah'a itaat edin, Peygambere ve sizden buyruk sahibi olanlara itaat edin. Eğer bir şeyde çekişirseniz, Allah'a ve ahiret gününe inanmışsanız onun halini Allah'a ve Peygambere bırakın. Bu, hayırlı ve netice itibariyle en güzeldir.

59 Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygambere de itaat edin ve sizden olan emir sahibine de itaat edin. Eğer herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz; Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resulüne arz edin. Bu, daha iyidir ve sonuç bakımından da daha güzeldir.

59 مومنو! خدا اور اس کے رسول کی فرمانبرداری کرو اور جو تم میں سے صاحب حکومت ہیں ان کی بھی اور اگر کسی بات میں تم میں اختلاف واقع ہو تو اگر خدا اور روز آخرت پر ایمان رکھتے ہو تو اس میں خدا اور اس کے رسول (کے حکم) کی طرف رجوع کرو یہ بہت اچھی بات ہے اور اس کا مآل بھی اچھا ہے

59 اے لوگو جو ایمان لائے ہو، اطاعت کرو اللہ کی اور اطاعت کرو رسول کی اور اُن لوگوں کی جو تم میں سے صاحبِ امر ہوں، پھر اگر تمہارے درمیان کسی معاملہ میں نزاع ہوجائے تو اسے اللہ اور رسُول کی طرف پھیردو1 اگر تم واقعی اللہ اور روزِ آخر پر ایمان رکھتے ہو۔ یہی ایک صحیح طریقِ کار ہے اور انجام کے اعتبار سے بھی بہتر ہے۔2

Surah 4 / An-Nisa / The Women سورة النساء 88
Thoseişte onlarیہی ulāika (are) the ones⋯وہ لوگ ہیں alladhīna (who have been) cursedla'netlediği (insanlardır)لعنت کی ان پر laʿanahumu (by) AllahAllah'ınاللہ نے l-lahu and whoeverkimiاور جس پر waman (is) cursedla'netlerseلعنت کردے yalʿani (by) AllahAllahاللہ l-lahu then never⋯تو ہرگز نہیں falan will you findartık bulamazsınتم پاؤ گے tajida for himonun içinاس کے لیے lahu (any) helper(hiçbir) yardımcıکوئی مددگار naṣīran٥٢
Oryoksaکیا am for themonların var mıان کے لیے lahum (is) a sharebir payıایک حصہ ہے naṣībun of⋯میں سے mina the Kingdommülktenبادشاہت l-mul'ki Thenöyle olsaydıتو تب fa-idhan not would⋯نہیں lā they givevermezlerdiوہ دیں گے yu'tūna the peopleinsanlaraلوگوں کو l-nāsa (even as much as the) speck on a date seedbir çekirdek zerresi bile?تل برابر naqīran٥٣ Oryoksaیا وہ am
are they jealouskıskanıyorlar mıحسد کرتے ہیں yaḥsudūna (of) the peopleinsanlaraلوگوں سے l-nāsa foryüzündenاوپر ʿalā whatşeyi (vahiyleri)اس کے جو mā gave themverdiğiدیا انکو ātāhumu AllahAllah'ınاللہ نے l-lahu from⋯میں سے min His Bountylutfundanاپنے فضل faḍlihi But surelyoysaتو تحقیق faqad We gavebiz verdikدی ہم نے ātaynā
(the) familysoyunaآل āla (of) Ibrahimİbrahimابراہیم کو ib'rāhīma the BookKitabıکتاب l-kitāba and [the] wisdomve hikmetiاور حکمت wal-ḥik'mata and [We] gave themve onlara verdikاور دی ہم نے waātaynāhum a kingdombir mülkبادشاہت mul'kan greatbüyükبڑی ʿaẓīman٥٤
Then of themonlardanتو ان میں سے famin'hum (are some) whokimiکوئی man believedinandıایمان لایا āmana in himO(Hak Kitabı)naساتھ اس کے bihi and of themonlardanاور ان میں سے wamin'hum (are some) whokimi deکوئی man turned awayyüz çevirdiرک گیا ṣadda from himondanاس سے ʿanhu and sufficientöylesine de yettiاور کافی ہے wakafā (is) Hellcehennemجہنم کی bijahannama (as a) Blazing Fireçılgın alevliبھڑکتی ہوئی آگ saʿīran
٥٥ Indeedşüphesizبیشک inna those whokimseleriوہ لوگ alladhīna disbelievedinkar eden(leri)جنہوں نے کفر کیا kafarū in Our Signsayetlerimiziہماری آیات کے ساتھ biāyātinā soonyakındaعنقریب sawfa We will burn themsokacağızہم داخل کریں گے ان کو nuṣ'līhim (in) a Firebir ateşeآگ میں nāran Every timeherجب کبھی kullamā are roastedpiştikçeپک جائیں گی naḍijat
their skinsderileriکھالیں ان کی julūduhum We will change theirdeğiştireceğizتبدیل کردیں گے ہم ان کی baddalnāhum skinsderileriکھالیں julūdan for other (than) thatbaşkasıylaان کے علاوہ ghayrahā so that they may tastetadsınlar diyeتاکہ وہ چکھتے رہیں liyadhūqū the punishmentazabıعذاب کو l-ʿadhāba Indeedşüphesizبیشک inna AllahAllahاللہ تعالیٰ l-laha
isdaima üstündürہے kāna All-Mighty⋯زبردست ʿazīzan All-Wisehüküm ve hikmet sahibidirحکمت والا ḥakīman٥٦ And those whokimseleriاور وہ لوگ wa-alladhīna believe[d]inananجو ایمان لائے āmanū and didve yapanlarıاور انہوں نے عمل کیے waʿamilū the good deedsiyi işlerاچھے l-ṣāliḥāti
We will admit themsokacağızعنقریب ہم داخل کریں گے ان کو sanud'khiluhum (in) Gardenscennetlereباغات میں jannātin flowsakanبہتی ہیں tajrī from⋯ان کے min underneath italtlarındanنیچے taḥtihā the riversırmaklarنہریں l-anhāru will abidekalacaklardırہمیشہ رہنے والے ہیں khālidīna in itoradaان میں fīhā foreversürekliہمیشہ ہمیشہ abadan
For themkendilerine vardırان کے لیے lahum in itoradaان میں fīhā (are) spouseseşler deبیویاں ہیں azwājun puretertemizپاکیزہ muṭahharatun and We will admit themve onları sokacağızاور ہم داخل کریں گے ان کو wanud'khiluhum (in the) shadebir gölgeyeسائے میں ẓillan thick(hiç güneş sızmayan) eşsizگھنے ẓalīlan٥٧ Indeedşüphesizبیشک inna
AllahAllahاللہ تعالیٰ l-laha orders yousize emrederحکم دیتا ہے yamurukum to⋯امانتوں کو an rendervermeniziکہ تم ادا کرو tu-addū the trustsemanetleriامانتوں کو l-amānāti to⋯طرف ilā their ownersehlineان کے اہل کے ahlihā and whenve zamanاور جب wa-idhā you judgehükmettiğinizفیصلہ کرو تم ḥakamtum betweenarasındaدرمیان bayna
the peopleinsanlarلوگوں کے l-nāsi to⋯یہ کہ an judgehükmetmeniziتم فیصلہ taḥkumū with justiceadaletleانصاف کے ساتھ bil-ʿadli Indeedşüphesizبیشک inna AllahAllahاللہ l-laha excellentlyne güzelکتنی اچھی niʿimmā advises yousize öğüt veriyorوہ نصیحت کرتا ہے تم کو yaʿiẓukum with itonunlaساتھ اس کے bihi Indeeddoğrusuبیشک inna AllahAllahاللہ l-laha isişitendirہے kāna All-Hearing⋯سننے والا samīʿan
All-Seeinggörendirدیکھنے والا baṣīran٥٨ O youEyاے لوگو yāayyuhā whokimselerجو alladhīna believe[d]iman eden(ler)ایمان لائے ہو āmanū Obeyita'at edinاطاعت کرو aṭīʿū AllahAllah'aاللہ کی l-laha and obeyve ita'at edinاور اطاعت کو wa-aṭīʿū the MessengerElçiyeرسول کی l-rasūla and thoseve sahibineپھر اگر wa-ulī
(having) authoritybuyrukتنازعہ ہوجائے تم میں l-amri among yousizden olanتم میں سے minkum Then ifeğerپھر اگر fa-in you disagreeanlaşmazlığa düşersenizتنازعہ ہوجائے تم میں tanāzaʿtum inhakkındaمیں fī anythingherhangi bir şeyکسی چیز shayin refer itonu götürünتو پھیر دو اسکو faruddūhu to⋯طرف ilā AllahAllah'aاللہ کی l-lahi and the Messengerve Elçiyeاور رسول کے wal-rasūli ifeğerاگر in youisenizہو تم kuntum
believeinanıyorتم ایمان رکھتے ہو tu'minūna in AllahAllah'aاللہ پر bil-lahi and the Dayve gününeاور دن پر wal-yawmi [the] Lastahiretآخرت کے l-ākhiri Thatbuیہ dhālika (is) bestdaha iyidirبہتر ہے khayrun and more suitableve daha güzeldirاور زیادہ اچھا ہے wa-aḥsanu (for final) determinationsonuç bakımından daانجام کے اعتبار سے tawīlan٥٩
٨٨
page 87 of the printed Mushaf