وَلَوۡ أَنَّا كَتَبۡنَا عَلَيۡهِمۡ أَنِ ٱقۡتُلُوٓاۡ أَنفُسَكُمۡ أَوِ ٱخۡرُجُواۡ مِن دِيَـٰرِكُم مَّا فَعَلُوهُ إِلَّا قَلِيلٌ مِّنۡهُمۡ‌ۖ وَلَوۡ أَنَّهُمۡ فَعَلُواۡ مَا يُوعَظُونَ بِهِۦ لَكَانَ خَيۡرًا لَّهُمۡ وَأَشَدَّ تَثۡبِيتًا ٦٦

And ifve eğerاور اگرwalaw[that] Webizبیشک ہمannā(had) decreedyazsaydıkہم لکھتےkatabnāon themonlaraان پرʿalayhimthatöldürünکہaniKillقتل کروuq'tulūyourselveskendiniziاپنے نفسوں کوanfusakumorya daیاawiGo forthçıkınنکلو۔ نکل جاؤukh'rujūfromyurtlarınızdanسےminyour homesاپنے گھروں ان میں سےdiyārikumnotbunu yapmazlardıنہthey would have done itوہ کرتے اس کوfaʿalūhuexcepthariçمگرillāa fewpek azıتھوڑےqalīlunof themiçlerindenان میں سےmin'humBut ifeğerاور اگرwalaw[that] theyonlarبیشک وہannahumhad doneyapsalardıوہ کرتےfaʿalūwhatşeyiجوthey were advisedöğütlenenوہ نصیحت کیے جاتے ہیںyūʿaẓūnawith [it]kendilerineساتھbihisurely (it) would have beenelbette olurduالبتہ ہوتاlakānabetterdaha iyiبہترkhayranfor themkendileri içinان کے لیےlahumand strongerve daha sağlamاور زیادہ شدیدwa-ashaddastrengthen(ing)sağlamlıktaثابت رکھنے میںtathbītan

66 And if We had decreed upon them, "Kill yourselves" or "Leave your homes," they would not have done it, except for a few of them. But if they had done what they were instructed, it would have been better for them and a firmer position [for them in faith].

66 Şayet onlara "Kendinizi öldürün" yahut "Memleketinizden çıkın" diye emretmiş olsaydık, pek azından başkaları bunu yapmazlardı. Kendilerine verilen öğüdü yerine getirmiş olsalardı onlar için daha iyi ve daha sağlam olurdu.

66 Eğer biz onlara: "Kendinizi öldürün, veya yurtlarınızdan çıkın." diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapamazlardı. Fakat kendilerine verilen öğütleri tutsalardı, elbette haklarında hem daha hayırlı, hem de daha sağlam olurdu.

66 اور اگر ہم انہیں حکم دیتے کہ اپنے آپ کو قتل کر ڈالو یا اپنے گھر چھوڑ کر نکل جاؤ تو ان میں سے تھوڑے ہی ایسا کرتے اور اگر یہ اس نصیحت پر کاربند ہوتے جو ان کو کی جاتی ہے تو ان کے حق میں بہتر اور (دین میں) زیادہ ثابت قدمی کا موجب ہوتا

66 اگر ہم نے انہیں حکم دیا ہوتا کہ اپنے آپ کو ہلاک کردو یا اپنے گھروں سے نکل جاوٴ تو ان میں سے کم ہی آدمی اس پر عمل کرتے۔ 1حالانکہ جو نصیحت انہیں کی جاتی ہے اگر یہ اس پر عمل کرتے تو یہ ان کے لیے زیادہ بہتری اور زیادہ ثابت قدمی کا موجب ہوتا2

وَإِذًا لَّأَتَيۡنَـٰهُم مِّن لَّدُنَّآ أَجۡرًا عَظِيمًا ٦٧

And thenve o zamanاور تبwa-idhanWe would (have) given themkendilerine verirdikالبتہ ہم دیتے ان کوlaātaynāhumfromkatımızdanسےminOurselvesاپنے پاسladunnāa rewardbir mükafatاجرajrangreatbüyükعظیمʿaẓīman

67 And then We would have given them from Us a great reward.

67 O zaman onlara kendi katımızdan büyük bir ecir verir ve onları doğru yola eriştirirdik.

67 Ve o zaman elbette kendilerine katımızdan büyük mükafat verirdik.

67 اور ہم ان کو اپنے ہاں سے اجر عظیم بھی عطا فرماتے

67 اور جب یہ ایسا کرتے تو ہم انہیں اپنی طرف سے بہت بڑا اجر دیتے

وَلَهَدَيۡنَـٰهُمۡ صِرٰطًا مُّسۡتَقِيمًا ٦٨

And We would have guided themve onları iletirdikاور البتہ ہم ہدایت دیتے ہیں ان کوwalahadaynāhum(to the) waybir yolaراستے کیṣirāṭan(the) straightdoğruسیدھےmus'taqīman

68 And We would have guided them to a straight path.

68 O zaman onlara kendi katımızdan büyük bir ecir verir ve onları doğru yola eriştirirdik.

68 Ve onları elbette doğru yola iletirdik.

68 اور سیدھا رستہ بھی دکھاتے

68 اور انہیں سیدھا راستہ دکھادیتے۔ 1

وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَٱلرَّسُولَ فَأُوۡلَـٰٓئِكَ مَعَ ٱلَّذِينَ أَنۡعَمَ ٱللَّهُ عَلَيۡهِم مِّنَ ٱلنَّبِيِّــۧنَ وَٱلصِّدِّيقِينَ وَٱلشُّهَدَآءِ وَٱلصَّـٰلِحِينَ‌ۚ وَحَسُنَ أُوۡلَـٰٓئِكَ رَفِيقًا ٦٩

And whoeverve kimاور جو کوئیwamanobeysita'at ederseاطاعت کرے گاyuṭiʿiAllahAllah'aاللہ کیl-lahaand the Messengerve Elçi'yeاور رسول کیwal-rasūlathen thoseişte onlarتو یہی لوگfa-ulāika(will be) withberaberdirساتھ ہوں گےmaʿathose whomkimselerleان لوگوں کےalladhīnahas bestowed (His) Favorni'metlendirdiğiانعام فرمایاanʿamaAllahAllah'ınاللہ نےl-lahuupon them kendileriniجن پرʿalayhimofpeygamberlerleمیں سےminathe Prophetsنبیوںl-nabiyīnaand the truthfulve sıddiklarlaاور صدیقینwal-ṣidīqīnaand the martyrsve şehidlerleاور شہیدوں میں سےwal-shuhadāiand the righteousve Salihlerleاور صالحین میں سےwal-ṣāliḥīnaAnd excellentve ne güzelاور کتنے اچھے ہیںwaḥasuna(are) thoseonlarیہ سب لوگulāikacompanion(s)arkadaştırدوستrafīqan

69 And whoever obeys Allah and the Messenger - those will be with the ones upon whom Allah has bestowed favor of the prophets, the steadfast affirmers of truth, the martyrs and the righteous. And excellent are those as companions.

69 Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar Allah'ın nimetine eriştirdiği peygamberlerle, dosdoğru olanlar, şehidler ve iyilerle beraberdirler. Onlar ne iyi arkadaştırlar!

69 Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse işte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehidlerle, iyilerle birliktedir. Bunlar ne güzel arkadaştır!

69 اور جو لوگ خدا اور اس کے رسول کی اطاعت کرتے ہیں وہ (قیامت کے روز) ان لوگوں کے ساتھ ہوں گے جن پر خدا نے بڑا فضل کیا یعنی انبیاء اور صدیق اور شہید اور نیک لوگ اور ان لوگوں کی رفاقت بہت ہی خوب ہے

69 جو اللہ اور رسُول کی اطاعت کرے گا وہ ان لوگوں کے ساتھ ہوگا جن پر اللہ نے انعام فرمایا ہے یعنی انبیاء اور صدّیقین اور شہداء اور صالحین۔1 کیسے اچّھے ہیں یہ رفیق جو کسی کو میسّر آئیں۔2

ذٰلِكَ ٱلۡفَضۡلُ مِنَ ٱللَّهِ‌ۚ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ عَلِيمًا ٧٠

Thatbuیہdhālika(is) the Bountyni'metفضل ہےl-faḍluofAllahtandırسےminaAllahاللہ کی طرفl-lahiand sufficientve yeterاور کافی ہےwakafāAllahاللہbil-lahi(as) All-Knowerbilen olarakعلم والاʿalīman

70 That is the bounty from Allah, and sufficient is Allah as Knower.

70 Bu nimet, Allah'tandır. Bilen olarak Allah yeter.

70 Bu lütuf Allah'tandır. Bilen olarak Allah yeter.

70 یہ خدا کا فضل ہے اور خدا جاننے والا کافی ہے

70 یہ حقیقی فضل ہے جو اللہ کی طرف سے ملتا ہے اور حقیقت جاننے کے لیے بس اللہ ہی کا علم کافی ہے

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواۡ خُذُواۡ حِذۡرَكُمۡ فَٱنفِرُواۡ ثُبَاتٍ أَوِ ٱنفِرُواۡ جَمِيعًا ٧١

O youEyاے لوگوyāayyuhāwhokimselerجوalladhīnabelieve[d]inanan(lar)ایمان لائے ہوāmanūTakealınپکڑ لوkhudhūyour precautionskorunma(tedbirleri)niziبچاؤ اپناḥidh'rakumand advancesavaşa gidinپھر نکلوfa-infirū(in) groupsbölük bölükدستوں میں۔thubātinorya daیاawiadvancesavaşa gidinنکلوinfirūall togetherhep birlikteسارے کے سارےjamīʿan

71 O you who have believed, take your precaution and [either] go forth in companies or go forth all together.

71 Ey İnananlar! İhtiyatlı davranın, bölük bölük veya hep birden savaşa gidin.

71 Ey iman edenler! Düşmana karşı her türlü savunma tedbirinizi alınız. Onlara karşı ya küçük birlikler halinde hareket ediniz veya topyekün seferber olunuz.

71 مومنو! (جہاد کے لئے) ہتھیار لے لیا کرو پھر یا تو جماعت جماعت ہو کر نکلا کرو یا سب اکھٹے کوچ کیا کرو

71 اے لوگو جو ایمان لائے ہو، مقابلہ کے لیے ہر وقت تیار رہو،1 پھر جیسا موقع ہو الگ الگ دستوں کی شکل میں نکلویا اکٹھے ہوکر

وَإِنَّ مِنكُمۡ لَمَن لَّيُبَطِّئَنَّ فَإِنۡ أَصَـٰبَتۡكُم مُّصِيبَةٌ قَالَ قَدۡ أَنۡعَمَ ٱللَّهُ عَلَىَّ إِذۡ لَمۡ أَكُن مَّعَهُمۡ شَهِيدًا ٧٢

And indeedve şüphesizاور بیشکwa-innaamong youiçinizdenتم میں سےminkum(is he) whobir kısmı var kiالبتہ کوئی جوlamanlags behindpek ağır davranırالبتہ ضرور سستی دکھائے گاlayubaṭṭi-annathen ifeğerپھر اگرfa-inbefalls yousize erişirseپہنچے تم کوaṣābatkuma disasterbir felaketکوئی مصیبتmuṣībatunhe saidder kiکہتا ہےqālaVerilymuhakkakتحقیقqad(has) favoredlutfettiانعام فرمایاanʿamaAllahاللہ نےl-lahu[on] mebanaمجھ پرʿalayya[when]bulunmadımجبکہidh(that) notنہlamI wasمیں تھاakunwith themonlarla beraberان کے ساتھmaʿahumpresenthazırحاضرshahīdan

72 And indeed, there is among you he who lingers behind; and if disaster strikes you, he says, "Allah has favored me in that I was not present with them."

72 Şüphesiz aranızda pek ağır davrananlar vardır; size bir musibet gelirse: "Allah bana iyilikte bulundu, çünkü onlarla beraber bulunmadim" der.

72 Şüphesiz içinizden bir kısmı vardır ki, pek ağır davranır. Eğer başınıza bir musibet gelirse: "Allah bana lutfetti de onlarla beraber bulunmadım." der.

72 اور تم میں کوئی ایسا بھی ہے کہ (عمداً) دیر لگاتا ہے۔ پھر اگر تم پر کوئی مصیبت پڑ جائے تو کہتا ہے کہ خدا نے مجھ پر بڑی مہربانی کی کہ میں ان میں موجود نہ تھا

72 ہاں، تم میں کوئی کوئی آدمی ایسا بھی ہےجو لڑائی سے جی چُراتا ہے،1 اگر تم پر کوئی مصیبت آئے تو کہتا ہے اللہ نے مجھ پربڑا فضل کیا کہ میں اِن لوگوں کے ساتھ نہ گیا

وَلَئِنۡ أَصَـٰبَكُمۡ فَضۡلٌ مِّنَ ٱللَّهِ لَيَقُولَنَّ كَأَن لَّمۡ تَكُنۢ بَيۡنَكُمۡ وَبَيۡنَهُۥ مَوَدَّةٌ يَـٰلَيۡتَنِى كُنتُ مَعَهُمۡ فَأَفُوزَ فَوۡزًا عَظِيمًا ٧٣

And ifve eğerاور البتہ اگرwala-inbefalls yousize erişirseپہنچے تم کوaṣābakumbountybir ni'metکوئی فضلfaḍlunfromAllahtanطرف سےminaAllahاللہ کیl-lahihe would surely sayderالبتہ ضرور کہے گاlayaqūlannaas ifsankiگویا کہka-an(had) notyokmuş gibiنہlamthere beenتھیtakunbetween yousizinleتمہارے درمیانbaynakumand between himkendisi arasındaاور اس کے درمیانwabaynahuany affectionhiç sevgiکوئی محبتmawaddatunOh! I wishkeşke ben deہائے افسوس مجھ پرyālaytanīI had beenolsaydımمیں ہوتاkuntuwith themonlarla beraberان کے ساتھmaʿahumthen I would have attainedkazansaydımتو میں کامیابی پاتاfa-afūzaa successbir başarıکامیابیfawzangreatbüyükبڑیʿaẓīman

73 But if bounty comes to you from Allah, he will surely say, as if there had never been between you and him any affection. "Oh, I wish I had been with them so I could have attained a great attainment."

73 Allah'tan size bir nimet erişse, and olsun ki, sizinle kendi arasında bir dostluk yokmuş gibi: "Keşki onlarla beraber olsaydım da ben de büyük bir başarı kazansaydım" der.

73 Ve eğer Allah'tan size bir lütuf ve zafer erişecek olsa, sizinle kendisi arasında hiç sevgi yokmuş gibi, bu sefer de hiç şüphesiz şöyle diyecek: "Ah ne olurdu, onlarla beraber olaydım da büyük murada ereydim."

73 اور اگر خدا تم پر فضل کرے تو اس طرح سے کہ گویا تم میں اس میں دوستی تھی ہی نہیں (کہ افسوس کرتا اور) کہتا ہے کہ کاش میں بھی ان کے ساتھ ہوتا تو مقصد عظیم حاصل کرتا

73 اور اگر اللہ کی طرف سے تم پر فضل ہو تو کہتا ہے اور اس طرح کہتا ہے کہ گویا تمہارے اور اس کے درمیان محبت کا تو کوئی تعلق تھا ہی نہیں کہ کاش میں بھی ان کے ساتھ ہوتا تو بڑا کام بن جاتا

۞فَلۡيُقَـٰتِلۡ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ٱلَّذِينَ يَشۡرُونَ ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَا بِٱلۡأَخِرَةِ‌ۚ وَمَن يُقَـٰتِلۡ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَيُقۡتَلۡ أَوۡ يَغۡلِبۡ فَسَوۡفَ نُؤۡتِيهِ أَجۡرًا عَظِيمًا ٧٤

So let fightsavaşsınlarپس چاہیے کہ جنگ کریںfalyuqātilinyolundaمیں(the) wayراستےsabīli(of) AllahAllahاللہ کےl-lahithose whokimselerوہ لوگalladhīnasellsatan(lar)جو بیچتے ہیںyashrūnathe lifehayatınıزندگیl-ḥayata(of) the worlddünyaدنیا کیl-dun'yāfor the Hereafterahireti karşılığındaآخرت کے بدلے میںbil-ākhiratiAnd whoeverve kimاور جو کوئیwamanfightssavaşır daجنگ کرے گاyuqātilinyolundaمیں(the) wayرستے میںsabīli(of) AllahAllahاللہ کےl-lahithen he is killedöldürülürپھر قتل کیا جائےfayuq'talorveyaیاawachieves victorygalib gelirseغالب آجائےyaghlibthen soonyakındaپس عنقریبfasawfaWe will grant himbiz ona vereceğizہم دیں گے اس کوnu'tīhia rewardbir mükafatاجرajrana greatbüyükبڑاʿaẓīman

74 So let those fight in the cause of Allah who sell the life of this world for the Hereafter. And he who fights in the cause of Allah and is killed or achieves victory - We will bestow upon him a great reward.

74 O halde, dünya hayatı yerine ahireti alanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşır, öldürülür veya galib gelirse, Biz ona büyük bir ecir vereceğiz.

74 O halde geçici dünya hayatını, ebedî ahiret hayatı karşılığında satacak olanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Her kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse, her iki durumda da biz ona yarın pek büyük bir mükafat vereceğiz.

74 تو جو لوگ آخرت (کو خریدتے اور اس) کے بدلے دنیا کی زندگی کو بیچنا چاہتے ہیں اُن کو چاہیئے کہ خدا کی راہ میں جنگ کریں اور جو شخص خدا کی راہ میں جنگ کرے اور شہید ہوجائے یا غلبہ پائے ہم عنقریب اس کو بڑا ثواب دیں گے

74 (ایسے لوگوں کو معلوم ہوکہ) اللہ کی راہ میں لڑنا چاہیے اُن لوگوں کو جو آخرت کے بدلے دُنیا کی زندگی کو فروخت کردیں،1 پھر جو اللہ کی راہ میں لڑے گا اور مارا جائے گا یا غالب رہے گا اُسے ضرور ہم اجرِ عظیم عطا کریں گے

Surah 4 / An-Nisa / The Women سورة النساء 90
And ifve eğerاور اگر walaw [that] Webizبیشک ہم annā (had) decreedyazsaydıkہم لکھتے katabnā on themonlaraان پر ʿalayhim thatöldürünکہ ani Killقتل کرو uq'tulū yourselveskendiniziاپنے نفسوں کو anfusakum orya daیا awi Go forthçıkınنکلو۔ نکل جاؤ ukh'rujū fromyurtlarınızdanسے min
your homesاپنے گھروں ان میں سے diyārikum notbunu yapmazlardıنہ they would have done itوہ کرتے اس کو faʿalūhu excepthariçمگر illā a fewpek azıتھوڑے qalīlun of themiçlerindenان میں سے min'hum But ifeğerاور اگر walaw [that] theyonlarبیشک وہ annahum had doneyapsalardıوہ کرتے faʿalū whatşeyiجو they were advisedöğütlenenوہ نصیحت کیے جاتے ہیں yūʿaẓūna
with [it]kendilerineساتھ bihi surely (it) would have beenelbette olurduالبتہ ہوتا lakāna betterdaha iyiبہتر khayran for themkendileri içinان کے لیے lahum and strongerve daha sağlamاور زیادہ شدید wa-ashadda strengthen(ing)sağlamlıktaثابت رکھنے میں tathbītan٦٦ And thenve o zamanاور تب wa-idhan We would (have) given themkendilerine verirdikالبتہ ہم دیتے ان کو laātaynāhum fromkatımızdanسے min
Ourselvesاپنے پاس ladunnā a rewardbir mükafatاجر ajran greatbüyükعظیم ʿaẓīman٦٧ And We would have guided themve onları iletirdikاور البتہ ہم ہدایت دیتے ہیں ان کو walahadaynāhum (to the) waybir yolaراستے کی ṣirāṭan (the) straightdoğruسیدھے mus'taqīman٦٨
And whoeverve kimاور جو کوئی waman obeysita'at ederseاطاعت کرے گا yuṭiʿi AllahAllah'aاللہ کی l-laha and the Messengerve Elçi'yeاور رسول کی wal-rasūla then thoseişte onlarتو یہی لوگ fa-ulāika (will be) withberaberdirساتھ ہوں گے maʿa those whomkimselerleان لوگوں کے alladhīna has bestowed (His) Favorni'metlendirdiğiانعام فرمایا anʿama AllahAllah'ınاللہ نے l-lahu upon them kendileriniجن پر ʿalayhim
ofpeygamberlerleمیں سے mina the Prophetsنبیوں l-nabiyīna and the truthfulve sıddiklarlaاور صدیقین wal-ṣidīqīna and the martyrsve şehidlerleاور شہیدوں میں سے wal-shuhadāi and the righteousve Salihlerleاور صالحین میں سے wal-ṣāliḥīna And excellentve ne güzelاور کتنے اچھے ہیں waḥasuna
(are) thoseonlarیہ سب لوگ ulāika companion(s)arkadaştırدوست rafīqan٦٩ Thatbuیہ dhālika (is) the Bountyni'metفضل ہے l-faḍlu ofAllahtandırسے mina Allahاللہ کی طرف l-lahi and sufficientve yeterاور کافی ہے wakafā
Allahاللہ bil-lahi (as) All-Knowerbilen olarakعلم والا ʿalīman٧٠ O youEyاے لوگو yāayyuhā whokimselerجو alladhīna believe[d]inanan(lar)ایمان لائے ہو āmanū Takealınپکڑ لو khudhū your precautionskorunma(tedbirleri)niziبچاؤ اپنا ḥidh'rakum
and advancesavaşa gidinپھر نکلو fa-infirū (in) groupsbölük bölükدستوں میں۔ thubātin orya daیا awi advancesavaşa gidinنکلو infirū all togetherhep birlikteسارے کے سارے jamīʿan٧١ And indeedve şüphesizاور بیشک wa-inna among youiçinizdenتم میں سے minkum (is he) whobir kısmı var kiالبتہ کوئی جو laman lags behindpek ağır davranırالبتہ ضرور سستی دکھائے گا layubaṭṭi-anna
then ifeğerپھر اگر fa-in befalls yousize erişirseپہنچے تم کو aṣābatkum a disasterbir felaketکوئی مصیبت muṣībatun he saidder kiکہتا ہے qāla Verilymuhakkakتحقیق qad (has) favoredlutfettiانعام فرمایا anʿama Allahاللہ نے l-lahu [on] mebanaمجھ پر ʿalayya [when]bulunmadımجبکہ idh (that) notنہ lam I wasمیں تھا akun with themonlarla beraberان کے ساتھ maʿahum
presenthazırحاضر shahīdan٧٢ And ifve eğerاور البتہ اگر wala-in befalls yousize erişirseپہنچے تم کو aṣābakum bountybir ni'metکوئی فضل faḍlun fromAllahtanطرف سے mina Allahاللہ کی l-lahi he would surely sayderالبتہ ضرور کہے گا layaqūlanna as ifsankiگویا کہ ka-an
(had) notyokmuş gibiنہ lam there beenتھی takun between yousizinleتمہارے درمیان baynakum and between himkendisi arasındaاور اس کے درمیان wabaynahu any affectionhiç sevgiکوئی محبت mawaddatun Oh! I wishkeşke ben deہائے افسوس مجھ پر yālaytanī I had beenolsaydımمیں ہوتا kuntu with themonlarla beraberان کے ساتھ maʿahum then I would have attainedkazansaydımتو میں کامیابی پاتا fa-afūza
a successbir başarıکامیابی fawzan greatbüyükبڑی ʿaẓīman٧٣ So let fightsavaşsınlarپس چاہیے کہ جنگ کریں falyuqātil inyolundaمیں (the) wayراستے sabīli (of) AllahAllahاللہ کے l-lahi those whokimselerوہ لوگ alladhīna
sellsatan(lar)جو بیچتے ہیں yashrūna the lifehayatınıزندگی l-ḥayata (of) the worlddünyaدنیا کی l-dun'yā for the Hereafterahireti karşılığındaآخرت کے بدلے میں bil-ākhirati And whoeverve kimاور جو کوئی waman fightssavaşır daجنگ کرے گا yuqātil inyolundaمیں
(the) wayرستے میں sabīli (of) AllahAllahاللہ کے l-lahi then he is killedöldürülürپھر قتل کیا جائے fayuq'tal orveyaیا aw achieves victorygalib gelirseغالب آجائے yaghlib then soonyakındaپس عنقریب fasawfa We will grant himbiz ona vereceğizہم دیں گے اس کو nu'tīhi a rewardbir mükafatاجر ajran a greatbüyükبڑا ʿaẓīman٧٤
٩٠
‹ 88page 89 of the printed Mushaf90 ›