ٱللَّهُ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ‌ۚ لَيَجۡمَعَنَّكُمۡ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَـٰمَةِ لَا رَيۡبَ فِيهِ‌ۗ وَمَنۡ أَصۡدَقُ مِنَ ٱللَّهِ حَدِيثًا ٨٧

Allah Allah (ki)اللہal-lahu(there is) noyokturنہیںgodtanrıکوئی الہilāhaexceptbaşkaمگرillāHimO'ndanوہیhuwasurely He will gather yousizi bir araya toplayacaktırالبتہ ضرور جمع کرے گا تم سب کوlayajmaʿannakumtogünündeطرفilā(the) Dayدن کےyawmi(of) Resurrection kıyametقیامت کےl-qiyāmatinoolmayanنہیںdoubtşüpheکوئی شکraybaabout itkendindeاس میںfīhiAnd whokim olabilir?اور کونwaman(is) more truthfuldaha doğruزیادہ سچا ہےaṣdaquthanAllahtanسے بڑھ کرminaAllahاللہl-lahi(in) statementsözlüبات میںḥadīthan

87 Allah - there is no deity except Him. He will surely assemble you for [account on] the Day of Resurrection, about which there is no doubt. And who is more truthful than Allah in statement.

87 Allah'tan başka tanrı yoktur, geleceğinde şüphe olmayan kıyamet günü, sizi mutlaka toplayacaktır. Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir?

87 Kendinden başka ilâh olmayan Allah, sizi kıyamet gününde mutlaka biraraya toplayacaktır. Bunda asla şüphe yoktur. Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir?

87 خدا (وہ معبود برحق ہے کہ) اس کے سوا کوئی عبادت کے لائق نہیں وہ قیامت کے دن تم سب کو ضرور جمع کرے گا اور خدا سے بڑھ کر بات کا سچا کون ہے؟

87 اللہ وہ ہے جس کےسوا کوئی خدا نہیں ہے، وہ تم سب کو اس قیامت کے دن جمع کرے گا جس کے آنے میں کوئی شبہہ نہیں، اور اللہ کی بات سے بڑھ کر سچی بات اور کس کی ہو سکتی ہے۔1

۞فَمَا لَكُمۡ فِى ٱلۡمُنَـٰفِقِينَ فِئَتَيۡنِ وَٱللَّهُ أَرۡكَسَهُم بِمَا كَسَبُوٓاۡ‌ۚ أَتُرِيدُونَ أَن تَهۡدُواۡ مَنۡ أَضَلَّ ٱللَّهُ‌ۖ وَمَن يُضۡلِلِ ٱللَّهُ فَلَن تَجِدَ لَهُۥ سَبِيلاً ٨٨

So whatne oldu kiتو کیا ہےfamā(is the matter) with yousizeتمہارے لیےlakumconcerninghakkındaبارے میںthe hypocrites (that)münafıklarمنافقوں کےl-munāfiqīna(you have become) two partiesiki gruba ayrıldınızدو گروہfi-atayniWhile Allahoysa Allahاور اللہ نےwal-lahucast them backonları baş aşağı etmiştirالٹا پھیر دیا ان کوarkasahumfor whatişlerden dolayıبوجہ اس کے جوbimāthey earnedyaptıklarıانہوں نے کمائی کیkasabūDo you wishmi istiyorsunuz?کیا تم چاہتے ہوaturīdūnathatdoğru yola iletmekکہanyou guideتم ہدایت دوtahdūwhomkimseyiجس کوmanis let astraysaptırdığıگمراہ کردیاaḍalla(by) AllahAllah'ınاللہ نےl-lahuAnd whoeverve biriniاور جس کوwamanis let astraysaptırırsaگمراہ کردےyuḍ'lili(by) AllahAllahاللہl-lahuthen neverartıkتو ہرگز نہیںfalanwill you findbulamazsınızتم پاؤ گےtajidafor himonun içinاس کے لیےlahua waybir yolکوئی راستہsabīlan

88 What is [the matter] with you [that you are] two groups concerning the hypocrites, while Allah has made them fall back [into error and disbelief] for what they earned. Do you wish to guide those whom Allah has sent astray? And he whom Allah sends astray - never will you find for him a way [of guidance].

88 Ey müslümanlar! Münafıklar hakkında iki fırka olmanız da niye? Allah onları, yaptıklarından dolayı başaşağı etmiştir. Allah'ın saptırdığını siz mi yola getirmek istiyorsunuz? Allah'ın saptırdığı kimseye sen hiç yol bulamayacaksın.

88 O halde, siz niçin münafıklar hakkında iki gruba ayrılıyorsunuz? Allah onları kazandıkları günah yüzünden terslerine döndürdüğü halde Allah'ın saptırdığını yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa, sen onun için bir çıkış yolu bulamazsın.

88 تو کیا سبب ہے کہ تم منافقوں کے بارے میں دو گروہ ہو رہے ہو حالانکہ خدا نے ان کو ان کے کرتوتوں کے سبب اوندھا کردیا ہے کیا تم چاہتے ہو کہ جس شخص کو خدا نے گمراہ کردیا ہے اس کو رستے پر لے آؤ اور جس شخص کو خدا گمراہ کردے تو اس کے لئے کبھی بھی رستہ نہیں پاؤ گے

88 پھر یہ تمہیں کیا ہو گیا ہے کہ منافقین کے بارے میں تمہارے درمیان دورائیں پائی جاتی ہیں،1 حالانکہ جو برائیاں انہوں نے کمائی ہیں ان کی بدولت اللہ انہیں الٹا پھیر چکا ہے۔2 کیا تم چاہتے ہو کہ جسے اللہ نے ہدایت نہیں بخشی اسے تم ہدایت بخش دو؟ حالانکہ جس کو اللہ نے راستہ سے ہٹا دیا اس کے لیے تم کوئی راستہ نہیں پا سکتے

وَدُّواۡ لَوۡ تَكۡفُرُونَ كَمَا كَفَرُواۡ فَتَكُونُونَ سَوَآءً‌ۖ فَلَا تَتَّخِذُواۡ مِنۡهُمۡ أَوۡلِيَآءَ حَتَّىٰ يُهَاجِرُواۡ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ‌ۚ فَإِن تَوَلَّوۡاۡ فَخُذُوهُمۡ وَٱقۡتُلُوهُمۡ حَيۡثُ وَجَدتُّمُوهُمۡ‌ۖ وَلَا تَتَّخِذُواۡ مِنۡهُمۡ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا ٨٩

They wishistedilerوہ چاہتے ہیںwaddūifkeşkeکاشlawyou disbelievesiz de inkar etsenizتم کفر کروtakfurūnaasgibiجیسا کہkamāthey disbelievedkendilerin inkar ettiğiانہوں نے کفر کیاkafarūand you would beki onlarla olsanızتو تم سب ہوجاؤfatakūnūnaalikeeşitبرابرsawāanSo (do) noto halde edinmeyinتو نہfalātakeتم بناؤtattakhidhūfrom themonlardanان میں سےmin'humalliesdostlarدوستawliyāauntilkadarیہاں تک کہḥattāthey emigrateonlar göç edinceyeوہ ہجرت کرجائیںyuhājirūinyolundaمیں(the) wayراستےsabīli(of) AllahAllahاللہ کےl-lahiBut ifeğerپھر اگرfa-inthey turn backyüz çevirirlerseوہ منہ موڑ جائیںtawallawseize themonları yakalayınتو پکڑو ان کوfakhudhūhumand kill themve öldürünاور قتل کرو ان کوwa-uq'tulūhumwhereverneredeجہاں کہیںḥaythuyou find thembulursanızپاؤ تم ان کوwajadttumūhumAnd (do) notve tutmayınاور نہwalātakeتم بناؤtattakhidhūfrom themonlardanان میں سےmin'humany ally(ne) bir dostکوئی دوستwaliyyanand notne deاور نہwalāany helperbir yardımcıکوئی مددگارnaṣīran

89 They wish you would disbelieve as they disbelieved so you would be alike. So do not take from among them allies until they emigrate for the cause of Allah. But if they turn away, then seize them and kill them wherever you find them and take not from among them any ally or helper.

89 Onlar kendileri inkar ettikleri gibi, keşki siz de inkar etseniz de eşit olsanız isterler. Allah yolunda hicret etmedikçe onlardan dost edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse onları tutun, bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan dost ve yardımcı edinmeyin.

89 Onlar, küfür işledikleri gibi, sizin de küfür işleyip kendileriyle bir olmanızı arzu ettiler. Onun için, onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. Eğer bundan yüz çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün; Onlardan ne bir dost, ne de bir yardımcı edinmeyin.

89 وہ تو یہی چاہتے ہیں کہ جس طرح وہ خود کافر ہیں (اسی طرح) تم بھی کافر ہو کر (سب) برابر ہوجاؤ تو جب تک وہ خدا کی راہ میں وطن نہ چھوڑ جائیں ان میں سے کسی کو دوست نہ بنانا اگر (ترک وطن کو) قبول نہ کریں تو ان کو پکڑ لو اور جہاں پاؤ قتل کردو اور ان میں سے کسی کو اپنا رفیق اور مددگار نہ بناؤ

89 وہ تو یہ چاہتے ہیں کہ جس طرح وہ خود کافر ہیں اسی طرح تم بھی کافر ہو جاؤ تاکہ تم اور وہ سب یکساں ہو جائیں۔ لہٰذا ان میں سے کسی کو اپنا دوست نہ بناؤ جب تک کہ وہ اللہ کی راہ میں ہجرت کرکے نہ آجائیں، اور اگر وہ ہجرت سے باز رہیں تو جہاں پاؤ انہیں پکڑو اور قتل کرو1 اور ان میں سے کسی کو اپنا دوست اور مدد گار نہ بناؤ

إِلَّا ٱلَّذِينَ يَصِلُونَ إِلَىٰ قَوۡمِۭ بَيۡنَكُمۡ وَبَيۡنَهُم مِّيثَـٰقٌ أَوۡ جَآءُوكُمۡ حَصِرَتۡ صُدُورُهُمۡ أَن يُقَـٰتِلُوكُمۡ أَوۡ يُقَـٰتِلُواۡ قَوۡمَهُمۡ‌ۚ وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ لَسَلَّطَهُمۡ عَلَيۡكُمۡ فَلَقَـٰتَلُوكُمۡ‌ۚ فَإِنِ ٱعۡتَزَلُوكُمۡ فَلَمۡ يُقَـٰتِلُوكُمۡ وَأَلۡقَوۡاۡ إِلَيۡكُمُ ٱلسَّلَمَ فَمَا جَعَلَ ٱللَّهُ لَكُمۡ عَلَيۡهِمۡ سَبِيلاً ٩٠

Exceptancak hariçمگرillāthose whokimselerوہ لوگalladhīnajoinsığınan(lar)جو پناہ لیںyaṣilūna[to]bir toplumaکی طرفilāa groupایسی ایک قومqawminbetween yousizinleتمہارے درمیانbaynakumand between themkendileri arasındaاور ان کے درمیانwabaynahum(is) a treatyandlaşma bulunanپختہ عہد ہےmīthāqunoryahutیاawthose who come to yousize gelenlerآئیں وہ تمہارے پاسjāūkumrestrainingsıkılarakتنگ ہوئےḥaṣirattheir heartsyürekleriسینے ان کےṣudūruhumthatsizinle savaşmaktanکہanthey fight youوہ جنگ کریں تم سےyuqātilūkumorveyaیاawthey fightsavaşmaktanوہ جنگ کریں تم سےyuqātilūtheir peoplekendi toplumlarıyleاپنی قوم سےqawmahumAnd ifeğerاور اگرwalaw(had) willeddileseydiچاہتاshāaAllahاللہl-lahusurely He (would have) given them poweronları salardıالبتہ مسلط کردیتا ان کوlasallaṭahumover yousizin üstünüzeتم پرʿalaykumand surely they (would have) fought yousizinle savaşırlardıپس البتہ وہ لڑتے تم سےfalaqātalūkumSo ifo haldeپھر وہ اگرfa-inithey withdraw from youonlar sizden uzak dururlarایک طرف ہوجائیں تم سےiʿ'tazalūkumand (do) notsizinle savaşmazlarپھر نہfalamfight against youوہ جنگ کریں تم سےyuqātilūkumand offerve isterlerseاور وہ ڈالیںwa-alqawto yousizinleتمہاری طرفilaykumu[the] peacebarış içinde yaşamakسلامl-salamathen notvermemiştirتو نہیںfamā(has) madeبنایاjaʿalaAllahاللہ نےl-lahufor yousizeتمہارے لئیےlakumagainst themonların aleyhineان پرʿalayhima waybir yolکوئی راستہsabīlan

90 Except for those who take refuge with a people between yourselves and whom is a treaty or those who come to you, their hearts strained at [the prospect of] fighting you or fighting their own people. And if Allah had willed, He could have given them power over you, and they would have fought you. So if they remove themselves from you and do not fight you and offer you peace, then Allah has not made for you a cause [for fighting] against them.

90 Ancak, sizinle kendileri arasında anlaşma olan bir millete sığınanlar yahut sizinle savaştan veya kendi milletleriyle savaşmaktan bıkarak size başvuranlar müstesnadır. Allah dileseydi onları üzerinize çullandırırdı da sizinle savaşırlardı. Eğer sizden uzak durur, sizinle savaşmaz, size barış teklif ederlerse Allah onlara dokunmanıza izin vermez.

90 Ancak o kimselere dokunmayın ki, sizinle aralarında anlaşma olan bir kavme sığınmış bulunurlar. Yahut ne sizinle, ne de kendi kavimleriyle savaşmayı gönüllerine sığdıramayıp tarafsız olarak size gelmişlerdir. Eğer Allah dileseydi, onları size musallat kılardı, onlar da sizinle savaşırlardı. Eğer onlar sizden uzak dururlar, sizinle savaşmayıp size barış teklif ederlerse, Allah, sizin için onlar aleyhine bir yol vermemiştir.

90 مگر جو لوگ ایسے لوگوں سے جا ملے ہوں جن میں اور تم میں (صلح کا) عہد ہو یا اس حال میں کہ ان کے دل تمہارے ساتھ یا اپنی قوم کے ساتھ لڑنے سے رک گئے ہوں تمہارے پاس آجائیں (تو احتراز ضروری نہیں) اور اگر خدا چاہتا تو ان کو تم پر غالب کردیتا تو وہ تم سے ضرور لڑتے پھر اگر وہ تم سے (جنگ کرنے سے) کنارہ کشی کریں اور لڑیں نہیں اور تمہاری طرف صلح (کا پیغام) بھیجیں تو خدا نے تمہارے لئے ان پر (زبردستی کرنے کی) کوئی سبیل مقرر نہیں کی

90 البتہ وہ منافق اس حکم سے مستشنٰی ہیں جو کسی ایسی قوم سے جا ملیں جس کے ساتھ تمہارا معاہدہ ہے۔1 اسی طرح وہ منافق بھی مستشنٰی ہیں جو تمہارے پاس آتے ہیں اور لڑائی سے دل برداشتہ ہیں، نہ تم سے لڑنا چاہتے ہیں نہ اپنی قوم سے۔ اللہ چاہتا تو ان کو تم پر مسلّط کر دیتا اور وہ بھی تم سے لڑتے۔ لہٰذا اگر وہ تم سے کنارہ کش ہو جائیں اور لڑنے سے باز رہیں اور تمہاری طرف صلح و آشتی کا ہاتھ بڑھائیں تو اللہ نے تمہارے لیے ان پر دست درازی کی کوئی سبیل نہیں رکھی ہے

سَتَجِدُونَ ءَاخَرِينَ يُرِيدُونَ أَن يَأۡمَنُوكُمۡ وَيَأۡمَنُواۡ قَوۡمَهُمۡ كُلَّ مَا رُدُّوٓاۡ إِلَى ٱلۡفِتۡنَةِ أُرۡكِسُواۡ فِيهَا‌ۚ فَإِن لَّمۡ يَعۡتَزِلُوكُمۡ وَيُلۡقُوٓاۡ إِلَيۡكُمُ ٱلسَّلَمَ وَيَكُفُّوٓاۡ أَيۡدِيَهُمۡ فَخُذُوهُمۡ وَٱقۡتُلُوهُمۡ حَيۡثُ ثَقِفۡتُمُوهُمۡ‌ۚ وَأُوۡلَـٰٓئِكُمۡ جَعَلۡنَا لَكُمۡ عَلَيۡهِمۡ سُلۡطَـٰنًا مُّبِينًا ٩١

You will findbulacaksınızعنقریب تم پاؤ گےsatajidūnaothersbaşkalarınıکچھ دوسرے لوگوں کوākharīnawishingisterوہ چاہتے ہیںyurīdūnathatsizden emin olmakکہ وہanthey be secure from youامن سے رہیں تم سےyamanūkumand they be secure fromve emin olmakاور امن میں رہیںwayamanūtheir peoplekendi toplumlarındanاپنی قوم سےqawmahumEverytimeher ne zamanجب کبھیkullathatgötürülselerفتنہ کی طرفthey are returnedوہ لوٹائے گئے۔ وہ پھرگئےruddūtofitneyeطرفilāthe temptationفتنہ کیl-fit'natithey are plungedbaşaşağı atılırlarالٹے لوٹا دیے گئےur'kisūinto it(fitnenin) içineاس میںfīhāSo ifeğerپھر اگرfa-innotsizden uzak durmazlarsaنہlamthey withdraw from youوہ چھوڑیں تم کوyaʿtazilūkumand offerve istemezlerseاور نہ دالیںwayul'qūto yousizinleتمہاری طرفilaykumu[the] peacebarış içinde yaşamakسلامتی۔ صلحl-salamaand they restrain(saldırıdan) çekmezlerseاور نہ روکیںwayakuffūtheir handselleriniاپنے ہاتھوں کوaydiyahumthen seize themonları yakalayınتو پکڑو ان کوfakhudhūhumand kill themve öldürünاور قتل کرو ان کوwa-uq'tulūhumwhereverneredeجہاں کہیںḥaythuyou find thembulursanızتم پاؤ ان کوthaqif'tumūhumAnd those işte öylelerineاور یہی لوگwa-ulāikumWe madeverdikبنایا ہم نےjaʿalnāfor yousizeتمہارے لیےlakumagainst themkarşıان کے خلافʿalayhiman authoritybir yetkiحجت ۔ دلیلsul'ṭānanclearaçıkکھلیmubīnan

91 You will find others who wish to obtain security from you and [to] obtain security from their people. Every time they are returned to [the influence of] disbelief, they fall back into it. So if they do not withdraw from you or offer you peace or restrain their hands, then seize them and kill them wherever you overtake them. And those - We have made for you against them a clear authorization.

91 Diğerlerinin de sizden ve kendi milletlerinden güvende olmayı istediklerini göreceksiniz. Ne var ki fitneciliğe her çağırıldıklarında ona can atarlar; eğer sizden uzak durmazlar, barış teklif etmezler ve sizden el çekmezlerse onları yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün. İşte onların aleyhlerine size apaçık ferman verdik.

91 Diğer birtakım kimseleri de bulacaksınız ki; hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak isterler. Fitne için her davet olunuşlarında onun içine başaşağı dalarlar. Eğer bunlar sizden çekinmezlerse, kendilerini bulduğunuz yerde yakalayın ve öldürün. İşte bunlar aleyhinde size açık bir ferman verdik.

91 تم کچھ اور لوگ ایسے بھی پاؤ گے جو یہ چاہتے ہیں کہ تم سے بھی امن میں رہیں اور اپنی قوم سے بھی امن میں رہیں لیکن فتنہ انگیزی کو بلائے جائیں تو اس میں اوندھے منہ گر پڑیں تو ایسے لوگ اگر تم سے (لڑنے سے) کنارہ کشی نہ کریں اور نہ تمہاری طرف (پیغام) صلح بھیجیں اور نہ اپنے ہاتھوں کو روکیں تو ان کو پکڑ لو اور جہاں پاؤ قتل کردو ان لوگوں کے مقابلے میں ہم نے تمہارے لئے سند صریح مقرر کردی ہے

91 ایک اور قسم کے منافق تمہیں ایسے ملیں گے جو چاہتے ہیں کہ تم سے بھی امن میں رہیں اور اپنی قوم سے بھی، مگر جب کبھی فتنہ کا موقع پائیں گے اس میں کود پڑیں گے ایسے لوگ اگر تمہارے مقابلہ سے باز نہ رہیں اور صلح و سلامتی تمہارے آگے پیش نہ کریں اور اپنے ہاتھ نہ روکیں تو جہاں وہ ملیں انہیں پکڑو اور مارو، ان پر ہاتھ اٹھانے کے لیے ہم نے تمہیں کھلی حجت دے دی ہے

Surah 4 / An-Nisa / The Women سورة النساء 93
Allah Allah (ki)اللہ al-lahu (there is) noyokturنہیں godtanrıکوئی الہ ilāha exceptbaşkaمگر illā HimO'ndanوہی huwa surely He will gather yousizi bir araya toplayacaktırالبتہ ضرور جمع کرے گا تم سب کو layajmaʿannakum togünündeطرف ilā (the) Dayدن کے yawmi (of) Resurrection kıyametقیامت کے l-qiyāmati noolmayanنہیں doubtşüpheکوئی شک rayba about itkendindeاس میں fīhi
And whokim olabilir?اور کون waman (is) more truthfuldaha doğruزیادہ سچا ہے aṣdaqu thanAllahtanسے بڑھ کر mina Allahاللہ l-lahi (in) statementsözlüبات میں ḥadīthan٨٧ So whatne oldu kiتو کیا ہے famā (is the matter) with yousizeتمہارے لیے lakum concerninghakkındaبارے میں the hypocrites (that)münafıklarمنافقوں کے l-munāfiqīna
(you have become) two partiesiki gruba ayrıldınızدو گروہ fi-atayni While Allahoysa Allahاور اللہ نے wal-lahu cast them backonları baş aşağı etmiştirالٹا پھیر دیا ان کو arkasahum for whatişlerden dolayıبوجہ اس کے جو bimā they earnedyaptıklarıانہوں نے کمائی کی kasabū Do you wishmi istiyorsunuz?کیا تم چاہتے ہو aturīdūna thatdoğru yola iletmekکہ an you guideتم ہدایت دو tahdū whomkimseyiجس کو man
is let astraysaptırdığıگمراہ کردیا aḍalla (by) AllahAllah'ınاللہ نے l-lahu And whoeverve biriniاور جس کو waman is let astraysaptırırsaگمراہ کردے yuḍ'lili (by) AllahAllahاللہ l-lahu then neverartıkتو ہرگز نہیں falan will you findbulamazsınızتم پاؤ گے tajida for himonun içinاس کے لیے lahu a waybir yolکوئی راستہ sabīlan٨٨ They wishistedilerوہ چاہتے ہیں waddū ifkeşkeکاش law
you disbelievesiz de inkar etsenizتم کفر کرو takfurūna asgibiجیسا کہ kamā they disbelievedkendilerin inkar ettiğiانہوں نے کفر کیا kafarū and you would beki onlarla olsanızتو تم سب ہوجاؤ fatakūnūna alikeeşitبرابر sawāan So (do) noto halde edinmeyinتو نہ falā takeتم بناؤ tattakhidhū from themonlardanان میں سے min'hum alliesdostlarدوست awliyāa
untilkadarیہاں تک کہ ḥattā they emigrateonlar göç edinceyeوہ ہجرت کرجائیں yuhājirū inyolundaمیں (the) wayراستے sabīli (of) AllahAllahاللہ کے l-lahi But ifeğerپھر اگر fa-in they turn backyüz çevirirlerseوہ منہ موڑ جائیں tawallaw seize themonları yakalayınتو پکڑو ان کو fakhudhūhum and kill themve öldürünاور قتل کرو ان کو wa-uq'tulūhum
whereverneredeجہاں کہیں ḥaythu you find thembulursanızپاؤ تم ان کو wajadttumūhum And (do) notve tutmayınاور نہ walā takeتم بناؤ tattakhidhū from themonlardanان میں سے min'hum any ally(ne) bir dostکوئی دوست waliyyan and notne deاور نہ walā any helperbir yardımcıکوئی مددگار naṣīran٨٩
Exceptancak hariçمگر illā those whokimselerوہ لوگ alladhīna joinsığınan(lar)جو پناہ لیں yaṣilūna [to]bir toplumaکی طرف ilā a groupایسی ایک قوم qawmin between yousizinleتمہارے درمیان baynakum and between themkendileri arasındaاور ان کے درمیان wabaynahum (is) a treatyandlaşma bulunanپختہ عہد ہے mīthāqun oryahutیا aw those who come to yousize gelenlerآئیں وہ تمہارے پاس jāūkum
restrainingsıkılarakتنگ ہوئے ḥaṣirat their heartsyürekleriسینے ان کے ṣudūruhum thatsizinle savaşmaktanکہ an they fight youوہ جنگ کریں تم سے yuqātilūkum orveyaیا aw they fightsavaşmaktanوہ جنگ کریں تم سے yuqātilū their peoplekendi toplumlarıyleاپنی قوم سے qawmahum And ifeğerاور اگر walaw (had) willeddileseydiچاہتا shāa
Allahاللہ l-lahu surely He (would have) given them poweronları salardıالبتہ مسلط کردیتا ان کو lasallaṭahum over yousizin üstünüzeتم پر ʿalaykum and surely they (would have) fought yousizinle savaşırlardıپس البتہ وہ لڑتے تم سے falaqātalūkum So ifo haldeپھر وہ اگر fa-ini they withdraw from youonlar sizden uzak dururlarایک طرف ہوجائیں تم سے iʿ'tazalūkum and (do) notsizinle savaşmazlarپھر نہ falam fight against youوہ جنگ کریں تم سے yuqātilūkum
and offerve isterlerseاور وہ ڈالیں wa-alqaw to yousizinleتمہاری طرف ilaykumu [the] peacebarış içinde yaşamakسلام l-salama then notvermemiştirتو نہیں famā (has) madeبنایا jaʿala Allahاللہ نے l-lahu for yousizeتمہارے لئیے lakum against themonların aleyhineان پر ʿalayhim a waybir yolکوئی راستہ sabīlan٩٠
You will findbulacaksınızعنقریب تم پاؤ گے satajidūna othersbaşkalarınıکچھ دوسرے لوگوں کو ākharīna wishingisterوہ چاہتے ہیں yurīdūna thatsizden emin olmakکہ وہ an they be secure from youامن سے رہیں تم سے yamanūkum and they be secure fromve emin olmakاور امن میں رہیں wayamanū their peoplekendi toplumlarındanاپنی قوم سے qawmahum Everytimeher ne zamanجب کبھی kulla
thatgötürülselerفتنہ کی طرف they are returnedوہ لوٹائے گئے۔ وہ پھرگئے ruddū tofitneyeطرف ilā the temptationفتنہ کی l-fit'nati they are plungedbaşaşağı atılırlarالٹے لوٹا دیے گئے ur'kisū into it(fitnenin) içineاس میں fīhā So ifeğerپھر اگر fa-in notsizden uzak durmazlarsaنہ lam they withdraw from youوہ چھوڑیں تم کو yaʿtazilūkum and offerve istemezlerseاور نہ دالیں wayul'qū to yousizinleتمہاری طرف ilaykumu
[the] peacebarış içinde yaşamakسلامتی۔ صلح l-salama and they restrain(saldırıdan) çekmezlerseاور نہ روکیں wayakuffū their handselleriniاپنے ہاتھوں کو aydiyahum then seize themonları yakalayınتو پکڑو ان کو fakhudhūhum and kill themve öldürünاور قتل کرو ان کو wa-uq'tulūhum whereverneredeجہاں کہیں ḥaythu
you find thembulursanızتم پاؤ ان کو thaqif'tumūhum And those işte öylelerineاور یہی لوگ wa-ulāikum We madeverdikبنایا ہم نے jaʿalnā for yousizeتمہارے لیے lakum against themkarşıان کے خلاف ʿalayhim an authoritybir yetkiحجت ۔ دلیل sul'ṭānan clearaçıkکھلی mubīnan٩١
٩٣
‹ 91page 92 of the printed Mushaf93 ›