۞لَّا خَيۡرَ فِى كَثِيرٍ مِّن نَّجۡوَىٰهُمۡ إِلَّا مَنۡ أَمَرَ بِصَدَقَةٍ أَوۡ مَعۡرُوفٍ أَوۡ إِصۡلَـٰحِۭ بَيۡنَ ٱلنَّاسِ‌ۚ وَمَن يَفۡعَلۡ ذٰلِكَ ٱبۡتِغَآءَ مَرۡضَاتِ ٱللَّهِ فَسَوۡفَ نُؤۡتِيهِ أَجۡرًا عَظِيمًا ١١٤

(There is) noyokturنہیںgoodhayırکوئی بھلائیkhayrainçoğundaان کیmuchاکثرkathīrinofgizli konuşmalarınınمیں سےmintheir secret talkسرگوشیوںnajwāhumexceptyalnız hariçمگرillā(he) whokimseجوmanordersemredenحکم دےamaracharitysadakayıصدقہ کاbiṣadaqatinoryahutیاawkindnessiyiliğiنیکی کاmaʿrūfinorya daیاawconciliationdüzeltmeyiاصلاح کاiṣ'lāḥinbetweenarasınıدرمیانbaynathe peopleinsanlarınلوگوں کےl-nāsiAnd whove kimاور جو کوئیwamandoesyaparsaکرے گاyafʿalthatbunuیہ کامdhālikaseekingamacıyleتلاش کرنے کو۔ چاہنے کوib'tighāapleasurerızasını kazanmakرضاmarḍāti(of) AllahAllah'ınاللہ کیl-lahithen soonyakındaتو عنقریبfasawfaWe will give himona vereceğizہم دیں گے اس کوnu'tīhia rewardbir mükafatاجرajrangreatbüyükبڑاʿaẓīman

114 No good is there in much of their private conversation, except for those who enjoin charity or that which is right or conciliation between people. And whoever does that seeking means to the approval of Allah - then We are going to give him a great reward.

114 Ancak sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayı ve insanların arasını düzeltmeyi gözeten kimseler müstesna, onların gizli toplantılarının çoğunda hayır yoktur. Bunları, Allah'ın rızasını kazanmak için yapana büyük ecir vereceğiz.

114 Bir sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayı veyahut da insanlar arasını düzeltmeyi emreden(ler)inki hariç, onların aralarındaki gizli gizli konuşmalarının çoğunda hiçbir hayır yoktur. Kim bunları sırf Allah'ın rızasını kazanmak için yaparsa, yakında ona büyük bir mükafat vereceğiz.

114 ان لوگوں کی بہت سی مشورتیں اچھی نہیں ہاں (اس شخص کی مشورت اچھی ہوسکتی ہے) جو خیرات یا نیک بات یا لوگوں میں صلح کرنے کو کہے اور جو ایسے کام خدا کی خوشنودی حاصل کرنے کے لئے کرے گا تو ہم اس کو بڑا ثواب دیں گے

114 لوگوں کی خفیہ سرگوشیوں میں اکثر و بیشتر کوئی بھلائی نہیں ہوتی ہاں اگر کوئی پوشیدہ طور پر صدقہ و خیرات کی تلقین کرے یا کسی نیک کام کے لیے یا لوگوں کے معاملات میں اصلاح کرنے کے لیے کسی سے کچھ کہے تو یہ البتہ بھلی بات ہے، اور جو کوئی اللہ کی رضا جوئی کے لیے ایسا کرے گا اُسے ہم بڑا اجر عطا کریں گے

وَمَن يُشَاقِقِ ٱلرَّسُولَ مِنۢ بَعۡدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُ ٱلۡهُدَىٰ وَيَتَّبِعۡ غَيۡرَ سَبِيلِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ نُوَلِّهِۦ مَا تَوَلَّىٰ وَنُصۡلِهِۦ جَهَنَّمَ‌ۖ وَسَآءَتۡ مَصِيرًا ١١٥

And whoeverkim deاور جو کوئیwamanopposeskarşı gelirمخالفت کرے گاyushāqiqithe MessengerElçi'yeرسول کیl-rasūlafromsonraاس کےminafterبعدbaʿdiwhatbelli olduktanجو(has) become clearواضح ہوگئیtabayyanato himkendisineاس کے لیےlahu(of) the guidancedoğru yolہدایتl-hudāand he followsve uyarsaاور پیروی کرے گاwayattabiʿother thanbaşkasınaسوائےghayra(the) wayyolundanراستے کےsabīli(of) the believersmü'minlerinمومنوں کےl-mu'minīnaWe will turn himonu yöneltirizہم پھیر دیں گے اس کوnuwallihi(to) whatdöndüğü (yola)جدھرhe (has) turnedوہ پھر گیاtawallāand We will burn himve sokarızاور ہم جھونکیں گے اس کوwanuṣ'lihi(in) Hellcehennemeجہنم میںjahannamaand evil it isne kötüاور کتنا برا ہےwasāat(as) a destinationbir gidiş yeridirٹھکانہ۔ لوٹنے کی جگہmaṣīran

115 And whoever opposes the Messenger after guidance has become clear to him and follows other than the way of the believers - We will give him what he has taken and drive him into Hell, and evil it is as a destination.

115 Doğru yol kendisine apaçık belli olduktan sonra, Peygamberden ayrılıp, inananların yolundan başkasına uyan kimseyi, döndüğü yöne döndürür ve onu cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir dönüş yeridir!

115 Kim kendisine doğru yol besbelli olduktan sonra Peygamber'e karşı çıkar, müminlerin yolundan başkasına uyup giderse onu döndüğü yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir gidiş yeridir.

115 اور جو شخص سیدھا رستہ معلوم ہونے کے بعد پیغمبر کی مخالف کرے اور مومنوں کے رستے کے سوا اور رستے پر چلے تو جدھر وہ چلتا ہے ہم اسے ادھر ہی چلنے دیں گے اور (قیامت کے دن) جہنم میں داخل کریں گے اور وہ بری جگہ ہے

115 مگر جو شخص رسول کی مخالفت پر کمر بستہ ہو اور اہل ایمان کی روش کے سوا کسی اور روش پر چلے، درآں حالیکہ اس پر راہ راست واضح ہو چکی ہو ، تو اس کو ہم اسی طرف چلائیں گے جدھر وہ خود پھر گیا 1اور اسے جہنم میں جھونکیں گے جو بدترین جائے قرار ہے

إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَغۡفِرُ أَن يُشۡرَكَ بِهِۦ وَيَغۡفِرُ مَا دُونَ ذٰلِكَ لِمَن يَشَآءُ‌ۚ وَمَن يُشۡرِكۡ بِٱللَّهِ فَقَدۡ ضَلَّ ضَلَـٰلاَۢ بَعِيدًا ١١٦

IndeedşüpheizبیشکinnaAllahاللہl-lahadoes notbağışlamazنہیںforgiveبخشے گاyaghfiruthatortak koşulmasınıکہanpartners be associatedشرک کیا جائےyush'rakawith Himkendisineساتھ اس کےbihibut He forgivesve bağışlarاور بخش دے گاwayaghfiru[what]herşeyiجوother thanbaşkaعلاوہ ہوگاdūnathatbundanاس کےdhālikafor whomkimseyeجس کے لیےlimanHe willsdilediğiوہ چاہے گاyashāuAnd whoeverve kimاور جوwamanassociates partnersortak koşarsaشریک ٹھہرائے گاyush'rikwith AllahAllah'aساتھ اللہ کےbil-lahithen surelymuhakkakتو تحقیقfaqadhe lost (the) waysapıklığa düşmüştürوہ بھٹک گیاḍallastrayingbir sapkınlıklaبھٹکناḍalālanfar awayuzakدور کاbaʿīdan

116 Indeed, Allah does not forgive association with Him, but He forgives what is less than that for whom He wills. And he who associates others with Allah has certainly gone far astray.

116 Allah, kendisine ortak koşulmasını elbette bağışlamaz, bundan başkasını dilediğine bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse derin bir sapıklığa sapmış olur.

116 Şüphesiz Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında dilediğini bağışlar. Allah'a ortak koşan, muhakkak ki, derin bir sapıklığa düşmüştür.

116 خدا اس کے گناہ کو نہیں بخشے گا کہ کسی کو اس کا شریک بنایا جائے اور اس کے سوا (اور گناہ) جس کو چاہیے گا بخش دے گا۔ اور جس نے خدا کے ساتھ شریک بنایا وہ رستے سے دور جا پڑا

116 اللہ کے ہاں1 بس شرک ہی کی بخشش نہیں ہے، اس کے سوا اور سب کچھ معاف ہو سکتاہے جسے وہ معاف کر نا چاہے۔ جس نے اللہ کے ساتھ کسی کو شریک ٹھہرایا وہ تو گمراہی میں بہت دور نکل گیا

إِن يَدۡعُونَ مِن دُونِهِۦٓ إِلَّآ إِنَـٰثًا وَإِن يَدۡعُونَ إِلَّا شَيۡطَـٰنًا مَّرِيدًا ١١٧

Noteğerنہیںinthey invokeçağırıyorlarوہ پکارتےyadʿūnafromO'nu bırakıp daاس کےminbesides Himسواdūnihibutyalnızcaمگرillāfemale (deities)birtakım dişilereدیویوں کوināthanand notve çağırıyorlarاور نہیںwa-inthey invokeوہ پکارتےyadʿūnaexceptyalnızcaمگرillāShaitaan şeytanaشیطانshayṭānanrebelliousasiسرکش کوmarīdan

117 They call upon instead of Him none but female [deities], and they [actually] call upon none but a rebellious Satan.

117 Onlar Allah'ı bırakıp tanrıçalara taparlar ve: "Elbette senin kullarından belli bir takımı alıp onları saptıracağım, onlara kuruntu kurduracağım, develerin kulaklarını yarmalarını emredeceğim, Allah'ın yarattığını değiştirmelerini emredeceğim" diyen, Allah'ın lanet ettiği azgın şeytana taparlar. Allah'ı bırakıp şeytanı dost edinen şüphesiz açıktan açığa kayba uğramıştır.

117 Onlar, Allah'ı bırakırlar da, yalnız dişilere taparlar. Böylece ancak inatçı şeytana tapmış olurlar.

117 یہ جو خدا کے سوا پرستش کرتے ہیں تو عورتوں کی اور پکارتے ہیں تو شیطان کی سرکش ہی کو

117 وہ اللہ کو چھوڑ کر دیویوں کو معبود بناتے ہیں۔ وہ اس باغی شیطان کو معبود بناتے ہیں1

لَّعَنَهُ ٱللَّهُ‌ۘ وَقَالَ لَأَتَّخِذَنَّ مِنۡ عِبَادِكَ نَصِيبًا مَّفۡرُوضًا ١١٨

He was cursedona la'net ettiلعنت کی اسےlaʿanahuby AllahAllahاللہ نےl-lahuand he saidve (o da) dediاور کہا اس نےwaqālaI will surely takeelbette alacağımالبتہ میں ضرور لے کر رہوں گاla-attakhidhannafromsenin kullarındanمیں سےminyour slavesتیرے بندوںʿibādikaa portionbir payایک حصہnaṣībanappointedbelirliطے شدہ۔ مقررmafrūḍan

118 Whom Allah has cursed. For he had said, "I will surely take from among Your servants a specific portion.

118 Onlar Allah'ı bırakıp tanrıçalara taparlar ve: "Elbette senin kullarından belli bir takımı alıp onları saptıracağım, onlara kuruntu kurduracağım, develerin kulaklarını yarmalarını emredeceğim, Allah'ın yarattığını değiştirmelerini emredeceğim" diyen, Allah'ın lanet ettiği azgın şeytana taparlar. Allah'ı bırakıp şeytanı dost edinen şüphesiz açıktan açığa kayba uğramıştır.

118 Allah o şeytana lanet etti. Ve o da: "Elbette senin kullarından belirli bir pay alacağım, onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntulara sokacağım, ve onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, onlara emredeceğim de Allah'ın yaratışını değiştirecekler" dedi. Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost edinirse, şüphesiz o, apaçık bir ziyana uğramış olur.

118 جس پر خدا نے لعنت کی ہے (جو خدا سے) کہنے لگا میں تیرے بندوں سے (غیر خدا کی نذر دلوا کر مال کا) ایک مقرر حصہ لے لیا کروں گا۔

118 جس کو اللہ نے لعنت زدہ کیا ہے۔(وہ اس شیطان کی اطاعت کر رہے ہیں)جس نے اللہ سے کہا تھا کہ”میں تیرے بندوں سے ایک مقرر حصہ لے کر رہوں گا،1

وَلَأُضِلَّنَّهُمۡ وَلَأُمَنِّيَنَّهُمۡ وَلَأَمُرَنَّهُمۡ فَلَيُبَتِّكُنَّ ءَاذَانَ ٱلۡأَنۡعَـٰمِ وَلَأَمُرَنَّهُمۡ فَلَيُغَيِّرُنَّ خَلۡقَ ٱللَّهِ‌ۚ وَمَن يَتَّخِذِ ٱلشَّيۡطَـٰنَ وَلِيًّا مِّن دُونِ ٱللَّهِ فَقَدۡ خَسِرَ خُسۡرَانًا مُّبِينًا ١١٩

And I will surely mislead themve onları mutlaka saptıracağımاور البتہ میں ضرور بھٹکاؤں گا ان کوwala-uḍillannahumand surely arouse desires in themve mutlaka onları boş kuruntulara sokacağımاور البتہ میں ضرور امیدیں دلاؤں گا ان کوwala-umanniyannahumand surely I will order themve onlara emredeceğimاور البتہ میں ضرور حکم دوں گا ان کوwalaāmurannahumso they will surely cut offyaracaklarپھر البتہ وہ ضرور کاٹیں گےfalayubattikunna(the) earskulaklarınıکانādhāna(of) the cattlehayvanlarınجانوروں کےl-anʿāmiand surely I will order themve onlara emredeceğimاور البتہ میں ضرور حکم دوں گا ان کوwalaāmurannahumso they will surely changedeğiştireceklerپس البتہ وہ ضرور بدل دیں گےfalayughayyirunna(the) creationyaratışınıتخلیق کوkhalqa(of) AllahAllah'ınاللہ کیl-lahiAnd whoeverve kimاور جو کوئیwamantakestutarsaبنائے گاyattakhidhithe Shaitaanşeytanıشیطان کوl-shayṭāna(as) a frienddostدوستwaliyyanfromyerineminbesidesسواdūniAllahAllah'ınاللہ کےl-lahithen surelymuhakkak kiتو تحقیقfaqadhe (has) lost ziyana uğramıştırاس نے نقصان اٹھایاkhasiraa lossbir ziyanlaنقصان اٹھاناkhus'rānanmanifestaçıkکھلم کھلاmubīnan

119 And I will mislead them, and I will arouse in them [sinful] desires, and I will command them so they will slit the ears of cattle, and I will command them so they will change the creation of Allah." And whoever takes Satan as an ally instead of Allah has certainly sustained a clear loss.

119 Onlar Allah'ı bırakıp tanrıçalara taparlar ve: "Elbette senin kullarından belli bir takımı alıp onları saptıracağım, onlara kuruntu kurduracağım, develerin kulaklarını yarmalarını emredeceğim, Allah'ın yarattığını değiştirmelerini emredeceğim" diyen, Allah'ın lanet ettiği azgın şeytana taparlar. Allah'ı bırakıp şeytanı dost edinen şüphesiz açıktan açığa kayba uğramıştır.

119 Allah o şeytana lanet etti. Ve o da: "Elbette senin kullarından belirli bir pay alacağım, onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntulara sokacağım, ve onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, onlara emredeceğim de Allah'ın yaratışını değiştirecekler" dedi. Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost edinirse, şüphesiz o, apaçık bir ziyana uğramış olur.

119 اور ان کو گمراہ کرتا اور امیدیں دلاتا ہروں گا اور یہ سکھاتا رہوں گا کہ جانوروں کے کان چیرتے رہیں اور (یہ بھی) کہتا رہوں گا کہ وہ خدا کی بنائی ہوئی صورتوں کو بدلتے رہیں اور جس شخص نے خدا کو چھوڑ کر شیطان کو دوست بنایا اور وہ صریح نقصان میں پڑ گیا

119 میں انہیں بہکاؤں گا، میں انہیں آرزوؤں میں اُلجھادوں گا، میں انہیں حکم دوں گا اور وہ میرے حکم سے جانوروں کے کان پھاڑیں گے1 اور میں انہیں حکم دوں گا اور وہ میرے حکم سے خدائی ساخت میں ردوبدل کریں گے۔“ 2اس شیطان کو جس نے اللہ کے بجائے اپنا ولی و سر پرست بنالیا وہ صریح نقصان میں پڑگیا

يَعِدُهُمۡ وَيُمَنِّيهِمۡ‌ۖ وَمَا يَعِدُهُمُ ٱلشَّيۡطَـٰنُ إِلَّا غُرُورًا ١٢٠

He promises them(Şeytan) onlara söz verirوہ وعدہ کرتا ہے ان سےyaʿiduhumand arouses desires in themve umut verirاور امیدیں دلاتا ہے ان کوwayumannīhimand notve değildirاور نہیںwamāpromises themsözüوعدہ کرتا ان سےyaʿiduhumuthe Shaitaan şeytanınشیطانl-shayṭānuexceptbaşka bir şeyمگرillādeceptionaldatmadanدھوکے کاghurūran

120 Satan promises them and arouses desire in them. But Satan does not promise them except delusion.

120 Şeytan onlara vadediyor, onları kuruntulara düşürüyor, ancak aldatmak için vaadde bulunuyor.

120 Şeytan onlara vaad eder ve onları boş umutlarla oyalar. Oysa şeytanın onlara vaadi, aldatmadan başka bir şey değildir.

120 وہ ان کو وعدے دیتا رہا اور امیدیں دلاتا ہے اور جو کچھ شیطان انہیں وعدے دیتا ہے جو دھوکا ہی دھوکا ہے

120 وہ ان لوگوں سے وعدے کرتا ہے اور انہیں اُمیدیں دلاتا ہے،1 مگر شیطان کے سارے وعدے بجز فریب کے اور کچھ نہیں ہیں

أُوۡلَـٰٓئِكَ مَأۡوَىٰهُمۡ جَهَنَّمُ وَلَا يَجِدُونَ عَنۡهَا مَحِيصًا ١٢١

Those işte onlarınیہی لوگulāikatheir abodevaracağı yerٹھکانہ ان کاmawāhum(is) Hellcehennemdirجہنم ہےjahannamuand notasla bulamazlarاور نہیںwalāthey will findوہ پائیں گےyajidūnafrom itondanاس سےʿanhāany escapekaçmak (imkanı)جائے پناہmaḥīṣan

121 The refuge of those will be Hell, and they will not find from it an escape.

121 İşte onların varacağı yer cehennemdir. Oradan kaçacak yer de bulamıyacaklardır.

121 Bunların varacakları yer cehennemdir. Ondan kurtulmak için çare bulamazlar.

121 ایسے لوگوں کا ٹھکانا جہنم ہے۔ اور وہ وہاں سے مخلصی نہیں پاسکیں گے

121 اِن لوگوں کا ٹھکانا جہنم ہے جس سے خلاصی کی کوئی صورت یہ نہ پائیں گے

Surah 4 / An-Nisa / The Women سورة النساء 98
(There is) noyokturنہیں goodhayırکوئی بھلائی khayra inçoğundaان کی muchاکثر kathīrin ofgizli konuşmalarınınمیں سے min their secret talkسرگوشیوں najwāhum exceptyalnız hariçمگر illā (he) whokimseجو man ordersemredenحکم دے amara charitysadakayıصدقہ کا biṣadaqatin
oryahutیا aw kindnessiyiliğiنیکی کا maʿrūfin orya daیا aw conciliationdüzeltmeyiاصلاح کا iṣ'lāḥin betweenarasınıدرمیان bayna the peopleinsanlarınلوگوں کے l-nāsi And whove kimاور جو کوئی waman doesyaparsaکرے گا yafʿal thatbunuیہ کام dhālika
seekingamacıyleتلاش کرنے کو۔ چاہنے کو ib'tighāa pleasurerızasını kazanmakرضا marḍāti (of) AllahAllah'ınاللہ کی l-lahi then soonyakındaتو عنقریب fasawfa We will give himona vereceğizہم دیں گے اس کو nu'tīhi a rewardbir mükafatاجر ajran greatbüyükبڑا ʿaẓīman١١٤ And whoeverkim deاور جو کوئی waman
opposeskarşı gelirمخالفت کرے گا yushāqiqi the MessengerElçi'yeرسول کی l-rasūla fromsonraاس کے min afterبعد baʿdi whatbelli olduktanجو (has) become clearواضح ہوگئی tabayyana to himkendisineاس کے لیے lahu (of) the guidancedoğru yolہدایت l-hudā and he followsve uyarsaاور پیروی کرے گا wayattabiʿ other thanbaşkasınaسوائے ghayra
(the) wayyolundanراستے کے sabīli (of) the believersmü'minlerinمومنوں کے l-mu'minīna We will turn himonu yöneltirizہم پھیر دیں گے اس کو nuwallihi (to) whatdöndüğü (yola)جدھر he (has) turnedوہ پھر گیا tawallā and We will burn himve sokarızاور ہم جھونکیں گے اس کو wanuṣ'lihi (in) Hellcehennemeجہنم میں jahannama and evil it isne kötüاور کتنا برا ہے wasāat
(as) a destinationbir gidiş yeridirٹھکانہ۔ لوٹنے کی جگہ maṣīran١١٥ Indeedşüpheizبیشک inna Allahاللہ l-laha does notbağışlamazنہیں forgiveبخشے گا yaghfiru thatortak koşulmasınıکہ an partners be associatedشرک کیا جائے yush'raka with Himkendisineساتھ اس کے bihi but He forgivesve bağışlarاور بخش دے گا wayaghfiru [what]herşeyiجو other thanbaşkaعلاوہ ہوگا dūna
thatbundanاس کے dhālika for whomkimseyeجس کے لیے liman He willsdilediğiوہ چاہے گا yashāu And whoeverve kimاور جو waman associates partnersortak koşarsaشریک ٹھہرائے گا yush'rik with AllahAllah'aساتھ اللہ کے bil-lahi then surelymuhakkakتو تحقیق faqad he lost (the) waysapıklığa düşmüştürوہ بھٹک گیا ḍalla strayingbir sapkınlıklaبھٹکنا ḍalālan far awayuzakدور کا baʿīdan
١١٦ Noteğerنہیں in they invokeçağırıyorlarوہ پکارتے yadʿūna fromO'nu bırakıp daاس کے min besides Himسوا dūnihi butyalnızcaمگر illā female (deities)birtakım dişilereدیویوں کو ināthan and notve çağırıyorlarاور نہیں wa-in they invokeوہ پکارتے yadʿūna
exceptyalnızcaمگر illā Shaitaan şeytanaشیطان shayṭānan rebelliousasiسرکش کو marīdan١١٧ He was cursedona la'net ettiلعنت کی اسے laʿanahu by AllahAllahاللہ نے l-lahu and he saidve (o da) dediاور کہا اس نے waqāla I will surely takeelbette alacağımالبتہ میں ضرور لے کر رہوں گا la-attakhidhanna
fromsenin kullarındanمیں سے min your slavesتیرے بندوں ʿibādika a portionbir payایک حصہ naṣīban appointedbelirliطے شدہ۔ مقرر mafrūḍan١١٨ And I will surely mislead themve onları mutlaka saptıracağımاور البتہ میں ضرور بھٹکاؤں گا ان کو wala-uḍillannahum and surely arouse desires in themve mutlaka onları boş kuruntulara sokacağımاور البتہ میں ضرور امیدیں دلاؤں گا ان کو wala-umanniyannahum
and surely I will order themve onlara emredeceğimاور البتہ میں ضرور حکم دوں گا ان کو walaāmurannahum so they will surely cut offyaracaklarپھر البتہ وہ ضرور کاٹیں گے falayubattikunna (the) earskulaklarınıکان ādhāna (of) the cattlehayvanlarınجانوروں کے l-anʿāmi and surely I will order themve onlara emredeceğimاور البتہ میں ضرور حکم دوں گا ان کو walaāmurannahum
so they will surely changedeğiştireceklerپس البتہ وہ ضرور بدل دیں گے falayughayyirunna (the) creationyaratışınıتخلیق کو khalqa (of) AllahAllah'ınاللہ کی l-lahi And whoeverve kimاور جو کوئی waman takestutarsaبنائے گا yattakhidhi the Shaitaanşeytanıشیطان کو l-shayṭāna (as) a frienddostدوست waliyyan
fromyerine min besidesسوا dūni AllahAllah'ınاللہ کے l-lahi then surelymuhakkak kiتو تحقیق faqad he (has) lost ziyana uğramıştırاس نے نقصان اٹھایا khasira a lossbir ziyanlaنقصان اٹھانا khus'rānan manifestaçıkکھلم کھلا mubīnan١١٩
He promises them(Şeytan) onlara söz verirوہ وعدہ کرتا ہے ان سے yaʿiduhum and arouses desires in themve umut verirاور امیدیں دلاتا ہے ان کو wayumannīhim and notve değildirاور نہیں wamā promises themsözüوعدہ کرتا ان سے yaʿiduhumu the Shaitaan şeytanınشیطان l-shayṭānu exceptbaşka bir şeyمگر illā deceptionaldatmadanدھوکے کا ghurūran١٢٠
Those işte onlarınیہی لوگ ulāika their abodevaracağı yerٹھکانہ ان کا mawāhum (is) Hellcehennemdirجہنم ہے jahannamu and notasla bulamazlarاور نہیں walā they will findوہ پائیں گے yajidūna from itondanاس سے ʿanhā any escapekaçmak (imkanı)جائے پناہ maḥīṣan١٢١
٩٨
‹ 96page 97 of the printed Mushaf98 ›