۞لَّا يُحِبُّ ٱللَّهُ ٱلۡجَهۡرَ بِٱلسُّوٓءِ مِنَ ٱلۡقَوۡلِ إِلَّا مَن ظُلِمَ‌ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ سَمِيعًا عَلِيمًا ١٤٨

(Does) notsevmezنہیںloveپسند کرتاyuḥibbuAllahاللہl-lahuthe public mentionaçıkçaزور سے کہنا۔ ظاہر کرنا۔ کھلم کھلا کہنا۔ بلند آواز سے کہناl-jahraof [the] evilkötüبرائی کاbil-sūi[of]söz söylenmesiniسےmina[the] wordsبات میںl-qawliexceptdışındaمگرillā(by the one) whokendisineجو کوئیmanhas been wrongedhaksızlık edilenظلم کیا گیاẓulimaAnd isdoğrusu Allahاور ہےwakānaAllahاللہl-lahuAll-Hearingişitendirسننے والاsamīʿanAll-Knowingbilendirجاننے والاʿalīman

148 Allah does not like the public mention of evil except by one who has been wronged. And ever is Allah Hearing and Knowing.

148 Allah, zulme uğrayan kimseden başkasının, kötülüğü sözle bile açıklamasını sevmez. Allah işitir ve bilir.

148 Allah, zulme uğrayanların dışında, çirkin sözün açıkça söylenmesinden hoşlanmaz. Allah her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla bilendir.

148 خدا اس بات کو پسند نہیں کرتا کہ کوئی کسی کو علانیہ برا کہے مگر وہ جو مظلوم ہو۔ اور خدا (سب کچھ) سنتا (اور) جانتا ہے

148 اللہ اس کو پسند نہیں کرتا کہ آدمی بد گوئی پر زبان کھولے، الا یہ کہ کسی پر ظلم کیا گیا ہو، اور اللہ سب کچھ سننے اور جاننے والا ہے

إِن تُبۡدُواۡ خَيۡرًا أَوۡ تُخۡفُوهُ أَوۡ تَعۡفُواۡ عَن سُوٓءٍ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَفُوًّا قَدِيرًا ١٤٩

Ifeğerاگرinyou discloseaçığa vurursanızتم ظاہر کرو گےtub'dūa goodbir iyiliğiنیکیkhayranorveyaیاawyou conceal itonu gizlersenizتم چھپاؤ گے اس کوtukh'fūhuoryahutیاawpardonaffedersenizتم معاف کردوtaʿfū[of]bir kötülüğüسےʿanan evilبرائیsūinthen indeed(bilin ki) şüphesizتو بیشکfa-innaAllahAllah daاللہ تعالیٰl-lahaisaffedicidirہےkānaOft-Pardoningمعاف کرنے والاʿafuwwanAll-Powerfulgüçlüdürقدرت رکھنے والاqadīran

149 If [instead] you show [some] good or conceal it or pardon an offense - indeed, Allah is ever Pardoning and Competent.

149 Bir iyiliği açığa vurur veya gizler yahut bir kötülüğü affederseniz, bilin ki Allah da Affeden'dir, Güçlü Olan'dır.

149 Bir hayrı açıklar yahut gizlerseniz, yahut da bir kötülüğü bağışlarsanız, biliniz ki, Allah da çok bağışlayıcıdır, her şeye hakkıyla kadirdir.

149 اگر تم لوگ بھلائی کھلم کھلا کرو گے یا چھپا کر یا برائی سے درگزر کرو گے تو خدا بھی معاف کرنے والا (اور) صاحب قدرت ہے

149 (مظلوم ہونے کی صورت میں اگر چہ تم کو بد گوئی کا حق ہے ) لیکن اگر تم ظاہر و باطن میں بھلائی ہی کیے جاؤ، یا کم از کم بُرائی سے درگزر کرو، تو اللہ کی صفت بھی یہی ہے کہ وہ بڑا معاف کرنے والا ہے حالانکہ سزا دینے پر پوری قدرت رکھتا ہے۔1

إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكۡفُرُونَ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ وَيُرِيدُونَ أَن يُفَرِّقُواۡ بَيۡنَ ٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ وَيَقُولُونَ نُؤۡمِنُ بِبَعۡضٍ وَنَكۡفُرُ بِبَعۡضٍ وَيُرِيدُونَ أَن يَتَّخِذُواۡ بَيۡنَ ذٰلِكَ سَبِيلاً ١٥٠

Indeedşüphesizبیشکinnathose whookimseler kiوہ لوگalladhīnadisbelieveinkar ederlerجو کفر کرتے ہیںyakfurūnain AllahAllah'ıاللہ کاbil-lahiand His Messengersve elçilerini;اور اس کے رسول کاwarusulihiand they wishve isterlerاور وہ چاہتے ہیںwayurīdūnathatayırmakکہanthey differentiateفرق کریںyufarriqūbetweenarasınıدرمیانbaynaAllahاللہ کےl-lahiand His Messengersile elçilerininاور اس کے رسولوں کےwarusulihiand they sayve derlerاور وہ کہتے ہیںwayaqūlūnaWe believeinanırızہم ایمان لاتے ہیںnu'minuin somekimineساتھ بعض کےbibaʿḍinand we disbelieveve inkar ederizاور ہم کفر کرتے ہیںwanakfuruin otherskiminiبعض کاbibaʿḍinAnd they wishve isterlerاور وہ چاہتے ہیںwayurīdūnathattutmakکہanthey takeوہ بنالیںyattakhidhūbetweenarasındaدرمیانbaynathatbunun (ikisinin)اس کےdhālikaa waybir yolکوئی راستہsabīlan

150 Indeed, those who disbelieve in Allah and His messengers and wish to discriminate between Allah and His messengers and say, "We believe in some and disbelieve in others," and wish to adopt a way in between -

150 Allah'ı ve peygamberlerini inkar eden, Allah'la peygamberleri arasını ayırmak isteyen, "Bir kısmına inanır bir kısmını inkar ederiz" diyerek ikisi arasında bir yol tutmak isteyenler, işte onlar gerçekten kafir olanlardır. Kafirlere ağır bir azab hazırlamışızdır.

150 Onlar, Allah'ı ve peygamberlerini inkâr ederler, Allah ile peygamberlerinin arasını ayırmak isterler. "Kimine inanırız, kimini inkâr ederiz" derler. Bu ikisinin (imanla küfrün) arasında bir yol tutmak isterler.

150 جو لوگ خدا سے اور اس کے پیغمبروں سے کفر کرتے ہیں اور خدا اور اس کے پیغمبروں میں فرق کرنا چاہتے ہیں اور کہتے ہیں کہ ہم بعض کو مانتے ہیں اور بعض کو نہیں مانتے اور ایمان اور کفر کے بیچ میں ایک راہ نکالنی چاہتے ہیں

150 جو لوگ اللہ اور اس کے رسولوں سے کفر کرتے ہیں، اور چاہتے ہیں کہ اللہ اور اس کے رسولوں کے درمیان تفریق کریں، اور کہتے ہیں کہ ہم کسی کو مانیں گے اور کسی کو نہ مانیں گے، اور کفر و ایمان کے بیچ میں ایک راہ نکالنے کا ارادہ رکھتے ہیں

أُوۡلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡكَـٰفِرُونَ حَقًّا‌ۚ وَأَعۡتَدۡنَا لِلۡكَـٰفِرِينَ عَذَابًا مُّهِينًا ١٥١

Those işteیہی لوگulāikatheyonlarوہhumu(are) the disbelieverskafirlerdirجو کافر ہیںl-kāfirūnatrulygerçekپکےḥaqqanAnd We have preparedbiz de hazırlamışızdırاور تیار کیا ہم نےwa-aʿtadnāfor the disbelieverskafirlereکافروں کے لیےlil'kāfirīnaa punishmentbir azabعذابʿadhābanhumiliatingalçaltıcıرسوا کرنے والاmuhīnan

151 Those are the disbelievers, truly. And We have prepared for the disbelievers a humiliating punishment.

151 Allah'ı ve peygamberlerini inkar eden, Allah'la peygamberleri arasını ayırmak isteyen, "Bir kısmına inanır bir kısmını inkar ederiz" diyerek ikisi arasında bir yol tutmak isteyenler, işte onlar gerçekten kafir olanlardır. Kafirlere ağır bir azab hazırlamışızdır.

151 İşte onlar gerçek kâfirlerdir. Biz de kâfirlere alçaltıcı bir azab hazırlamışızdır.

151 وہ بلا اشتباہ کافر ہیں اور کافروں کے لئے ہم نے ذلت کا عذاب تیار کر رکھا ہے

151 وہ سب پکے کافر ہیں1 اور ایسے کافروں کے لیے ہم نے وہ سزا مہیّا کر رکھی ہے جو انہیں ذلیل و خوار کر دینے والی ہو گی

وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواۡ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ وَلَمۡ يُفَرِّقُواۡ بَيۡنَ أَحَدٍ مِّنۡهُمۡ أُوۡلَـٰٓئِكَ سَوۡفَ يُؤۡتِيهِمۡ أُجُورَهُمۡ‌ۗ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا ١٥٢

And those whove onlar kiاور وہ لوگwa-alladhīnabelieveinandılarجو ایمان لائےāmanūin AllahAllah'aاللہ پرbil-lahiand His Messengersve elçilerineاور اس کے رسولوں پرwarusulihiand notveاور نہیںwalamthey differentiateayırım yapmadılarانہوں نے فرق کیاyufarriqūbetweenarasındaدرمیانbayna(any) onehiçbiriکسی ایک کےaḥadinof themonlardanان میں سےmin'humthose işte (Allah)یہی لوگulāikasoonpek yakındaعنقریبsawfaHe will give themverecektirدے گا ان کوyu'tīhimtheir rewardonların da mükafatlarınıان کے اجرujūrahumAnd isveاور ہےwakānaAllahاللہl-lahuOft-Forgivingçok bağışlayandırغفورghafūranMost Mercifulçok esirgeyendirرحیمraḥīman

152 But they who believe in Allah and His messengers and do not discriminate between any of them - to those He is going to give their rewards. And ever is Allah Forgiving and Merciful.

152 Allah'a ve peygamberlerine inanıp, onlardan hiçbirini ayırmayanlara, işte onlara Allah ecirlerini verecektir. O, bağışlar ve merhamet eder.

152 Allah'a ve peygamberlerine iman edenler ve onlar arasında ayırım yapmayanlara (Allah) pek yakında mükafatlarını verecektir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

152 اور جو لوگ خدا اور اس کے پیغمبروں پر ایمان لائے اور ان میں سے کسی میں فرق نہ کیا (یعنی سب کو مانا) ایسے لوگوں کو وہ عنقریب ان (کی نیکیوں) کے صلے عطا فرمائے گا اور خدا بخشنے والا مہربان ہے

152 بخلاف اس کے جو لوگ اللہ اور اس کے تمام رسولوں کو مانیں، اور ان کے درمیان تفریق نہ کریں، ان کو ہم ضرور ان کے اجر عطا کریں گے ،1 اور اللہ بڑا درگزر فرمانے والا اور رحم کرنے والا ہے۔2

يَسۡــَٔلُكَ أَهۡلُ ٱلۡكِتَـٰبِ أَن تُنَزِّلَ عَلَيۡهِمۡ كِتَـٰبًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ‌ۚ فَقَدۡ سَأَلُواۡ مُوسَىٰٓ أَكۡبَرَ مِن ذٰلِكَ فَقَالُوٓاۡ أَرِنَا ٱللَّهَ جَهۡرَةً فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلصَّـٰعِقَةُ بِظُلۡمِهِمۡ‌ۚ ثُمَّ ٱتَّخَذُواۡ ٱلۡعِجۡلَ مِنۢ بَعۡدِ مَا جَآءَتۡهُمُ ٱلۡبَيِّنَـٰتُ فَعَفَوۡنَا عَن ذٰلِكَ‌ۚ وَءَاتَيۡنَا مُوسَىٰ سُلۡطَـٰنًا مُّبِينًا ١٥٣

Ask yousenden istiyorlarسوال کرتے ہیں آپ سےyasaluka(the) Peopleehliاہلahlu(of) the BookKitapکتابl-kitābithatindirmeniیہ کہanyou bring downتو اتار لائےtunazzilato themkendilerineان پرʿalayhima bookbir Kitapکتابkitābanfromgöktenسےminathe heavenآسمانl-samāiThen indeedmuhakkakتو تحقیقfaqadthey (had) askedistemişlerانہوں نے سوال کیا تھاsa-alūMusaMusa'danموسیٰ سےmūsāgreaterdaha büyüğünüزیادہ بڑاakbarathanbundanسےminthatاسdhālikafor they saiddemişlerdiتو انہوں نے کہا تھاfaqālūShow usbize gösterدکھایئے ہم کوarināAllahAllah'ıاللہ تعالیٰl-lahamanifestlyaçıkçaسامنےjahratanso struck themderhal onları yakalamıştıتو۔ پھر پکڑ لیا ان کوfa-akhadhathumuthe thunderboltyıldırım gürültüsüبجلی کی کڑک نےl-ṣāʿiqatufor their wrongdoinghaksızlıklarından dolayıبوجہ ان کے ظلم کےbiẓul'mihimThensonraپھرthummathey tooktutmuşlardıانہوں نے بنا لیاittakhadhūthe calf (for worship)buzağıyı (tanrı)بچھڑے کو (میں)l-ʿij'lafromsonraکےminafterبعد اس کےbaʿdi[what]kendilerine geldikkenجوcame to themآئیں ان کے پاسjāathumuthe clear proofsaçık delillerروشن نشانیاںl-bayinātuthen We forgave themvazgeçtikتو معاف کردیا ہم نےfaʿafawnāforbundan daسےʿanthatاسdhālikaAnd We gaveve verdikاور دی ہم نےwaātaynāMusaMusa'yaموسیٰ کوmūsāan authoritybir yetkiدلیل۔ حجتsul'ṭānanclearaçıkکھلی۔ صریحmubīnan

153 The People of the Scripture ask you to bring down to them a book from the heaven. But they had asked of Moses [even] greater than that and said, "Show us Allah outright," so the thunderbolt struck them for their wrongdoing. Then they took the calf [for worship] after clear evidences had come to them, and We pardoned that. And We gave Moses a clear authority.

153 Kitap ehli, senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni isterler. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi ve "Bize Allah'ı apaçık göster" demişlerdi. Zulümlerinden ötürü onları yıldırım çarpmıştı. Belgeler kendilerine geldikten sonra da, buzağıyı tanrı olarak benimsediler, fakat bunları affettik ve Musa'ya apaçık bir hüccet verdik, söz vermelerine karşılık Tur dağını üzerlerine kaldırdık ve onlara: "Kapıdan secde ederek girin" dedik, "Cumartesileri aşırı gitmeyin" dedik, onlardan sağlam bir söz aldık.

153 Kitap ehli, senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişler ve: "Allah'ı bize açıkça göster" demişlerdi. Haksızlıkları sebebiyle onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine açık deliller geldiği halde buzağıyı (tanrı) edinmişlerdi. Onları bundan dolayı da affettik. Ve Musa'ya açık bir delil (yetki) verdik.

153 (اے محمدﷺ) اہل کتاب تم سے درخواست کرتے ہیں کہ تم ان پر ایک (لکھی ہوئی) کتاب آسمان سے اتار لاؤ تو یہ موسیٰ سے اس سے بھی بڑی بڑی درخواستیں کرچکے ہیں (ان سے) کہتے تھے ہمیں خدا ظاہر (یعنی آنکھوں سے) دکھا دو سو ان کے گناہ کی وجہ سے ان کو بجلی نے آپکڑا۔ پھر کھلی نشانیاں آئے پیچھے بچھڑے کو (معبود) بنا بیٹھے تو اس سے بھی ہم نے درگزر کی۔ اور موسیٰ کو صریح غلبہ دیا

153 یہ اہل کتاب اگر آج تم سے مطالبہ کر رہے ہیں کہ تم آسمان سے کوئی تحریر اُن پر نازل کراؤ1 تو اس سے بڑھ چڑھ کر مجرمانہ مطالبے یہ پہلے موسیٰؑ سے کر چکے ہیں۔ اس سے تو انہوں نے کہا تھا کہ ہمیں خدا کو علانیہ دکھا دو اور اسی سر کشی کی وجہ سے یکایک ان پر بجلی ٹوٹ پڑی تھی۔ 2پھر انہوں نے بچھڑے کو اپنا معبود بنالیا،حالانکہ یہ کھلی کھلی نشانیاں دیکھ چکے تھے۔ 3اس پر بھی ہم نے ان سے درگزر کیا۔ ہم نے موسیٰؑ کو صریح فرمان عطا کیا

وَرَفَعۡنَا فَوۡقَهُمُ ٱلطُّورَ بِمِيثَـٰقِهِمۡ وَقُلۡنَا لَهُمُ ٱدۡخُلُواۡ ٱلۡبَابَ سُجَّدًا وَقُلۡنَا لَهُمۡ لَا تَعۡدُواۡ فِى ٱلسَّبۡتِ وَأَخَذۡنَا مِنۡهُم مِّيثَـٰقًا غَلِيظًا ١٥٤

And We raisedve kaldırdıkاور اٹھایا ہم نےwarafaʿnāover themüzerlerineان پرfawqahumuthe mountTur'uکوہ طور کوl-ṭūrafor their covenantsöz vermeleri içinان سے میثاق لینے کے لئیےbimīthāqihimand We saidve dedikاور کہا ہم نےwaqul'nāto themonlaraان کے لیےlahumuEntergirinداخل ہوجاؤud'khulūthe gatekapıdanدروازے میںl-bābaprostratingsecde ederekسجدہ کرتے ہوئےsujjadanAnd We saidve dedikاور کہا ہم نےwaqul'nāto themonlaraان کے لیےlahum(Do) notçiğnemeyinنہtransgressتم زیادتی کروtaʿdūincumartesi(yasakları)nıمیںthe Sabbathسبت میں۔ ہفتے کے بارے میںl-sabtiAnd We tookve aldıkاور لیا ہم نےwa-akhadhnāfrom themonlardanان سےmin'huma covenantbir sözپختہ عہدmīthāqansolemnsağlamپکاghalīẓan

154 And We raised over them the mount for [refusal of] their covenant; and We said to them, "Enter the gate bowing humbly", and We said to them, "Do not transgress on the sabbath", and We took from them a solemn covenant.

154 Kitap ehli, senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni isterler. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi ve "Bize Allah'ı apaçık göster" demişlerdi. Zulümlerinden ötürü onları yıldırım çarpmıştı. Belgeler kendilerine geldikten sonra da, buzağıyı tanrı olarak benimsediler, fakat bunları affettik ve Musa'ya apaçık bir hüccet verdik, söz vermelerine karşılık Tur dağını üzerlerine kaldırdık ve onlara: "Kapıdan secde ederek girin" dedik, "Cumartesileri aşırı gitmeyin" dedik, onlardan sağlam bir söz aldık.

154 Söz vermeleri için Tur dağını üzerlerine kaldırdık. Onlara: "O kapıdan secde ederek girin" dedik. Yine onlara: "Cumartesi yasağını çiğnemeyin" dedik ve onlardan sağlam bir söz aldık.

154 اور ان سے عہد لینے کو ہم نے ان پر کوہ طور اٹھا کھڑا کیا اور انہیں حکم دیا کہ (شہر کے) دروازے میں (داخل ہونا تو) سجدہ کرتے ہوئے داخل ہونا اور یہ بھی حکم دیا کہ ہفتے کے دن (مچھلیاں پکڑنے) میں تجاویز (یعنی حکم کے خلاف) نہ کرنا۔ غرض ہم نے ان سے مضبوط عہد لیا

154 اور ان لوگوں پر طور کو اٹھا کر ان سے ( اس فرمان کی اطاعت کا)عہد لیا۔1 ہم نے ان کو حکم دیا کہ دروازہ میں سجدہ ریز ہوتے ہوئے داخل ہو۔2 ہم نے ان سے کہا کہ سَبت کا قانون نہ توڑو اور اس پر اِن سےپختہ عہد لیا۔3

Surah 4 / An-Nisa / The Women سورة النساء 103
(Does) notsevmezنہیں loveپسند کرتا yuḥibbu Allahاللہ l-lahu the public mentionaçıkçaزور سے کہنا۔ ظاہر کرنا۔ کھلم کھلا کہنا۔ بلند آواز سے کہنا l-jahra of [the] evilkötüبرائی کا bil-sūi [of]söz söylenmesiniسے mina [the] wordsبات میں l-qawli exceptdışındaمگر illā (by the one) whokendisineجو کوئی man has been wrongedhaksızlık edilenظلم کیا گیا ẓulima And isdoğrusu Allahاور ہے wakāna
Allahاللہ l-lahu All-Hearingişitendirسننے والا samīʿan All-Knowingbilendirجاننے والا ʿalīman١٤٨ Ifeğerاگر in you discloseaçığa vurursanızتم ظاہر کرو گے tub'dū a goodbir iyiliğiنیکی khayran orveyaیا aw you conceal itonu gizlersenizتم چھپاؤ گے اس کو tukh'fūhu oryahutیا aw pardonaffedersenizتم معاف کردو taʿfū [of]bir kötülüğüسے ʿan
an evilبرائی sūin then indeed(bilin ki) şüphesizتو بیشک fa-inna AllahAllah daاللہ تعالیٰ l-laha isaffedicidirہے kāna Oft-Pardoningمعاف کرنے والا ʿafuwwan All-Powerfulgüçlüdürقدرت رکھنے والا qadīran١٤٩ Indeedşüphesizبیشک inna those whookimseler kiوہ لوگ alladhīna disbelieveinkar ederlerجو کفر کرتے ہیں yakfurūna
in AllahAllah'ıاللہ کا bil-lahi and His Messengersve elçilerini;اور اس کے رسول کا warusulihi and they wishve isterlerاور وہ چاہتے ہیں wayurīdūna thatayırmakکہ an they differentiateفرق کریں yufarriqū betweenarasınıدرمیان bayna Allahاللہ کے l-lahi and His Messengersile elçilerininاور اس کے رسولوں کے warusulihi
and they sayve derlerاور وہ کہتے ہیں wayaqūlūna We believeinanırızہم ایمان لاتے ہیں nu'minu in somekimineساتھ بعض کے bibaʿḍin and we disbelieveve inkar ederizاور ہم کفر کرتے ہیں wanakfuru in otherskiminiبعض کا bibaʿḍin And they wishve isterlerاور وہ چاہتے ہیں wayurīdūna
thattutmakکہ an they takeوہ بنالیں yattakhidhū betweenarasındaدرمیان bayna thatbunun (ikisinin)اس کے dhālika a waybir yolکوئی راستہ sabīlan١٥٠ Those işteیہی لوگ ulāika theyonlarوہ humu (are) the disbelieverskafirlerdirجو کافر ہیں l-kāfirūna
trulygerçekپکے ḥaqqan And We have preparedbiz de hazırlamışızdırاور تیار کیا ہم نے wa-aʿtadnā for the disbelieverskafirlereکافروں کے لیے lil'kāfirīna a punishmentbir azabعذاب ʿadhāban humiliatingalçaltıcıرسوا کرنے والا muhīnan١٥١ And those whove onlar kiاور وہ لوگ wa-alladhīna believeinandılarجو ایمان لائے āmanū
in AllahAllah'aاللہ پر bil-lahi and His Messengersve elçilerineاور اس کے رسولوں پر warusulihi and notveاور نہیں walam they differentiateayırım yapmadılarانہوں نے فرق کیا yufarriqū betweenarasındaدرمیان bayna (any) onehiçbiriکسی ایک کے aḥadin of themonlardanان میں سے min'hum those işte (Allah)یہی لوگ ulāika soonpek yakındaعنقریب sawfa
He will give themverecektirدے گا ان کو yu'tīhim their rewardonların da mükafatlarınıان کے اجر ujūrahum And isveاور ہے wakāna Allahاللہ l-lahu Oft-Forgivingçok bağışlayandırغفور ghafūran Most Mercifulçok esirgeyendirرحیم raḥīman١٥٢ Ask yousenden istiyorlarسوال کرتے ہیں آپ سے yasaluka
(the) Peopleehliاہل ahlu (of) the BookKitapکتاب l-kitābi thatindirmeniیہ کہ an you bring downتو اتار لائے tunazzila to themkendilerineان پر ʿalayhim a bookbir Kitapکتاب kitāban fromgöktenسے mina the heavenآسمان l-samāi Then indeedmuhakkakتو تحقیق faqad they (had) askedistemişlerانہوں نے سوال کیا تھا sa-alū
MusaMusa'danموسیٰ سے mūsā greaterdaha büyüğünüزیادہ بڑا akbara thanbundanسے min thatاس dhālika for they saiddemişlerdiتو انہوں نے کہا تھا faqālū Show usbize gösterدکھایئے ہم کو arinā AllahAllah'ıاللہ تعالیٰ l-laha manifestlyaçıkçaسامنے jahratan so struck themderhal onları yakalamıştıتو۔ پھر پکڑ لیا ان کو fa-akhadhathumu
the thunderboltyıldırım gürültüsüبجلی کی کڑک نے l-ṣāʿiqatu for their wrongdoinghaksızlıklarından dolayıبوجہ ان کے ظلم کے biẓul'mihim Thensonraپھر thumma they tooktutmuşlardıانہوں نے بنا لیا ittakhadhū the calf (for worship)buzağıyı (tanrı)بچھڑے کو (میں) l-ʿij'la fromsonraکے min afterبعد اس کے baʿdi [what]kendilerine geldikkenجو came to themآئیں ان کے پاس jāathumu
the clear proofsaçık delillerروشن نشانیاں l-bayinātu then We forgave themvazgeçtikتو معاف کردیا ہم نے faʿafawnā forbundan daسے ʿan thatاس dhālika And We gaveve verdikاور دی ہم نے waātaynā MusaMusa'yaموسیٰ کو mūsā an authoritybir yetkiدلیل۔ حجت sul'ṭānan clearaçıkکھلی۔ صریح mubīnan١٥٣
And We raisedve kaldırdıkاور اٹھایا ہم نے warafaʿnā over themüzerlerineان پر fawqahumu the mountTur'uکوہ طور کو l-ṭūra for their covenantsöz vermeleri içinان سے میثاق لینے کے لئیے bimīthāqihim and We saidve dedikاور کہا ہم نے waqul'nā to themonlaraان کے لیے lahumu Entergirinداخل ہوجاؤ ud'khulū the gatekapıdanدروازے میں l-bāba prostratingsecde ederekسجدہ کرتے ہوئے sujjadan
And We saidve dedikاور کہا ہم نے waqul'nā to themonlaraان کے لیے lahum (Do) notçiğnemeyinنہ transgressتم زیادتی کرو taʿdū incumartesi(yasakları)nıمیں the Sabbathسبت میں۔ ہفتے کے بارے میں l-sabti And We tookve aldıkاور لیا ہم نے wa-akhadhnā from themonlardanان سے min'hum a covenantbir sözپختہ عہد mīthāqan solemnsağlamپکا ghalīẓan١٥٤
١٠٣
‹ 101page 102 of the printed Mushaf103 ›