وَهُوَ ٱلَّذِى يَتَوَفَّـٰكُم بِٱلَّيۡلِ وَيَعۡلَمُ مَا جَرَحۡتُم بِٱلنَّهَارِ ثُمَّ يَبۡعَثُكُمۡ فِيهِ لِيُقۡضَىٰٓ أَجَلٌ مُّسَمًّى‌ۖ ثُمَّ إِلَيۡهِ مَرۡجِعُكُمۡ ثُمَّ يُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ٦٠

And Heve O'durاور وہwahuwa(is) the One Whokimselerاللہ وہ ذات ہےalladhītakes your (soul)sizi öldürenجو فوت کرتا ہے تم کوyatawaffākumby the nightgeceleyinرات کوbi-al-layliand He knowsve bilirاور وہ جانتا ہےwayaʿlamuwhatşeyiجوyou committedişlediğinizکمائی تم کرتے ہوjaraḥtumby the daygündüzünدن میںbil-nahāriThensonraپھرthummaHe raises you upsizi diriltirوہ اٹھاتا ہے تم کوyabʿathukumthereinondaاس میںfīhiso that is fulfilledtamamlanıncaya kadarتاکہ پورا کیا جائےliyuq'ḍā(the) termsüreوقتajalunspecifiedbelirlenmişمقررہmusammanThensonraپھرthummato HimO'nadırاس کی طرفilayhiwill be your returndönüşünüzلوٹنا ہے تمہاراmarjiʿukumthensonraپھرthummaHe will inform yousize haber verecektirوہ بتائے گا تم کوyunabbi-ukumabout whatşeyleriساتھ اس کےbimāyou used toolduğunuzجو تھے تمkuntumdoyapmışتم عمل کرتےtaʿmalūna

60 And it is He who takes your souls by night and knows what you have committed by day. Then He revives you therein that a specified term may be fulfilled. Then to Him will be your return; then He will inform you about what you used to do.

60 Geceleyin sizi ölü gibi uyutan, gündüzün yaptıklarınızı bilen, mukadder olan hayat süreniz doluncaya kadar gündüzleri sizi tekrar kaldıran O'dur. Sonra dönüşünüz O'nadır, işlediklerinizi size bildirecektir.

60 Sizi geceleyin ölü gibi uyutan, gündüzün ne yaptıklarınızı bilen, sonra ölüm ânı gelinceye kadar gündüzleri sizi uyandırıp kaldıran O'dur. Sonunda da dönüşünüz ancak O'nadır. Sonra bütün yaptıklarınızı size O haber verecektir.

60 اور وہی تو ہے جو رات کو (سونے کی حالت میں) تمہاری روح قبض کرلیتا ہے اور جو کچھ تم دن میں کرتے ہو اس سے خبر رکھتا ہے پھر تمہیں دن کو اٹھا دیتا ہے تاکہ (یہی سلسلہ جاری رکھ کر زندگی کی) معین مدت پوری کردی جائے پھر تم (سب) کو اسی کی طرف لوٹ کر جانا ہے (اس روز) وہ تم کو تمہارے عمل جو تم کرتے ہو (ایک ایک کرکے) بتائے گا

60 وہی ہے جو رات کو تمہاری روحیں قبض کرتا ہے اور دن کو جو کچھ تم کرتے ہو اسے جانتا ہے، پھر دوسرے روز وہ تمہیں اِسی کاروبار کے عالم میں واپس بھیج دیتا ہے تاکہ زندگی کی مقرر مدت پوری ہو آخر کار اسی کی طرف تمہاری واپسی ہے، پھر و ہ تمہیں بتا دے گا کہ تم کیا کرتے رہے ہو

وَهُوَ ٱلۡقَاهِرُ فَوۡقَ عِبَادِهِۦ‌ۖ وَيُرۡسِلُ عَلَيۡكُمۡ حَفَظَةً حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَحَدَكُمُ ٱلۡمَوۡتُ تَوَفَّتۡهُ رُسُلُنَا وَهُمۡ لَا يُفَرِّطُونَ ٦١

And Heve Oاور وہwahuwa(is) the Subjugatortek hakimdirغالب آنے والا ہےl-qāhiruoverüstündeاوپرfawqaHis slaveskullarınاپنے بندوں کےʿibādihiand He sendsve gönderirاور وہ بھیجتا ہےwayur'siluover yousizeتم پرʿalaykumguardianskoruyucu(melek)lerنگہبانḥafaẓatanuntilnihayetیہاں تک کہḥattāwhenzamanجبidhācomesgeldiğiآتی ہےjāa(to) anyone of youbirinizeتم میں سے کسی ایک کوaḥadakumuthe deathölümموتl-mawtutake himonun canını alırlarفوت کرنے ہیں اس کوtawaffathuOur messengerselçilerimizہمارے بھیجے ہوئےrusulunāand theyonlarاور وہwahum(do) nothiç geri kalmazlarنہیںfailکمی کرتےyufarriṭūna

61 And He is the subjugator over His servants, and He sends over you guardian-angels until, when death comes to one of you, Our messengers take him, and they do not fail [in their duties].

61 O, kulların üstünde yegane Hakim'dir, size koruyucular gönderir. Artık birinize ölüm gelince elçilerimiz, bir eksiklik yapmaksızın onun canını alırlar, sonra gerçek Mevlalarına döndürürler. Haberiniz olsun, hüküm O'nundur. O, hesap görenlerin en süratlisidir.

61 O, kulları üzerinde hükümranlığı sürdürür ve size koruyucular gönderir, sonunda sizden birinize ölüm geldiği vakit elçilerimiz, hiç eksiklik yapmadan, onun canını alırlar.

61 اور وہ اپنے بندوں پر غالب ہے۔ اور تم پر نگہبان مقرر کئے رکھتا ہے۔ یہاں تک کہ جب تم میں سے کسی کی موت آتی ہے تو ہمارے فرشتے اس کی روح قبض کرلیتے ہیں اور وہ کسی طرح کی کوتاہی نہیں کرتے

61 اپنے بندوں پر وہ پُوری قدرت رکھتا ہے اور تم پر نگرانی کرنے والے مقرر کرکے بھیجتا ہے،1 یہاں تک کہ جب تم میں سے کسی کی مَوت کا وقت آ جاتا ہے تو اس کے بھیجے ہوئے فرشتے اس کی جان نکال لیتے ہیں اور اپنا فرض انجام دینے میں ذرا کوتاہی نہیں کرتے

ثُمَّ رُدُّوٓاۡ إِلَى ٱللَّهِ مَوۡلَـٰهُمُ ٱلۡحَقِّ‌ۚ أَلَا لَهُ ٱلۡحُكۡمُ وَهُوَ أَسۡرَعُ ٱلۡحَـٰسِبِينَ ٦٢

Thensonraپھرthummathey are returneddöndürülürlerوہ لوٹائے جائیں گےruddūtoAllah'aطرفilāAllahاللہ کیl-lahitheir Protector Tanrılarıجو مولا ہے ان کاmawlāhumu[the] Truegerçek olanسچاl-ḥaqiUnquestionablydoğrusuخبردارalāfor Himyalnız O'nundurاسی کے لیے ہےlahu(is) the judgmenthükümفیصلہ ۣl-ḥuk'muAnd Heve Oاور وہwahuwa(is) swiftesten çabuğudurسب سے تیز ہےasraʿu(of) the Reckonershesap görenlerinحساب لینے والوں میںl-ḥāsibīna

62 Then they His servants are returned to Allah, their true Lord. Unquestionably, His is the judgement, and He is the swiftest of accountants.

62 O, kulların üstünde yegane Hakim'dir, size koruyucular gönderir. Artık birinize ölüm gelince elçilerimiz, bir eksiklik yapmaksızın onun canını alırlar, sonra gerçek Mevlalarına döndürürler. Haberiniz olsun, hüküm O'nundur. O, hesap görenlerin en süratlisidir.

62 Sonra da gerçek Mevlâlarına döndürülürler. Dikkatli olun, hüküm ancak O'nundur ve O, hesap görenlerin en süratlisidir.

62 پھر (قیامت کے دن تمام) لوگ اپنے مالک برحق خدا تعالیٰ کے پاس واپس بلائے جائیں گے۔ سن لو کہ حکم اسی کا ہے اور وہ نہایت جلد حساب لینے والا ہے

62 پھر سب کے سب اللہ، اپنے حقیقی آقا کی طرف واپس لائے جاتے ہیں خبردار ہو جاؤ، فیصلہ کے سارے اختیارات اسی کو حاصل ہیں اور وہ حساب لینے میں بہت تیز ہے

قُلۡ مَن يُنَجِّيكُم مِّن ظُلُمَـٰتِ ٱلۡبَرِّ وَٱلۡبَحۡرِ تَدۡعُونَهُۥ تَضَرُّعًا وَخُفۡيَةً لَّئِنۡ أَنجَـٰنَا مِنۡ هَـٰذِهِۦ لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلشَّـٰكِرِينَ ٦٣

Sayde kiکہہ دیجیےqulWhokimکونmansaves yousizi kurtarıyorبچاتا ہے تم کوyunajjīkumfromkaranlıklarındanسےmindarkness[es]اندھیروں سےẓulumāti(of) the landkaranınخشکی کےl-bariand the seave denizinاور سمندر کےwal-baḥriyou call HimO'na yakardığınızdaتم پکارتے ہو اس کوtadʿūnahuhumblygizli olarakگڑ گڑا کرtaḍarruʿanand secretlyve açık olarakاور چپکے چپکے ۚwakhuf'yatanIfeğerالبتہ اگرla-inHe saves usbizi kurtarırsaاس نے نجات دی ہمیںanjānāfrombundanسےminthisاسhādhihisurely we will beelbette olacağızالبتہ ہم ضرور ہوجائیں گےlanakūnannafromşükredenlerdenمیں سےminathe grateful onesشکر کرنے والوںl-shākirīna

63 Say, "Who rescues you from the darknesses of the land and sea [when] you call upon Him imploring [aloud] and privately, 'If He should save us from this [crisis], we will surely be among the thankful.' "

63 De ki: "Kara ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarır? Bundan bizi kurtarırsan şükredenlerden olacağız diye O'na gizli gizli yalvarır yakarırsınız."

63 De ki: "Bizi bu tehlikeden kurtarırsa elbette şükredenlerden olacağız" diye gizli ve aşikâr O'na yalvarıp dururken, karanın ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarır?

63 کہو بھلا تم کو جنگلوں اور دریاؤں کے اندھیروں سے کون مخلصی دیتا ہے (جب) کہ تم اسے عاجزی اور نیاز پنہانی سے پکارتے ہو (اور کہتے ہو) اگر خدا ہم کو اس (تنگی) سے نجات بخشے تو ہم اس کے بہت شکر گزار ہوں

63 اے محمدؐ! ا ن سے پوچھو، صحرا اور سمندر کی تاریکیوں میں کون تمہیں خطرات سے بچاتا ہے؟ کو ن ہے جس سے تم (مصیبت کے وقت) گڑ گڑا، گڑگڑا کر اور چپکے چپکے دعائیں مانگتے ہو؟ کس سے کہتے ہو کہ اگر اس بلا سے تو نے ہم کو بچا لیا تو ہم ضرور شکر گزار ہوں گے؟

قُلِ ٱللَّهُ يُنَجِّيكُم مِّنۡهَا وَمِن كُلِّ كَرۡبٍ ثُمَّ أَنتُمۡ تُشۡرِكُونَ ٦٤

Sayde kiکہہ دیجیےquliAllahکہ اللہl-lahusaves yousizi kurtarıyorنجات دیتا ہے تم کوyunajjīkumfrom itondanاس سےmin'hāand fromveاور سےwamineverybütünہرkullidistresssıkıntılardanمشکلkarbinyetsonraپھرthummayousiz yineتمantumassociate partners (with Allah)O'na ortak koşuyorsunuzتم شرک کرتے ہوtush'rikūna

64 Say, "It is Allah who saves you from it and from every distress; then you [still] associate others with Him."

64 De ki: "Allah sizi ondan ve her sıkıntıdan kurtarır, sonra da O'na ortak koşarsınız."

64 De ki: "Allah, sizi ondan ve bütün sıkıntılardan kurtarır, sonra da siz yine ortak koşarsınız".

64 کہو کہ خدا ہی تم کو اس (تنگی) سے اور ہر سختی سے نجات بخشتا ہے۔ پھر (تم) اس کے ساتھ شرک کرتے ہو

64 کہو، اللہ تمہیں اُس سے اور ہر تکلیف سے نجات دیتا ہے پھر تم دُوسروں کو اُس کا شریک ٹھیراتے ہو۔1

قُلۡ هُوَ ٱلۡقَادِرُ عَلَىٰٓ أَن يَبۡعَثَ عَلَيۡكُمۡ عَذَابًا مِّن فَوۡقِكُمۡ أَوۡ مِن تَحۡتِ أَرۡجُلِكُمۡ أَوۡ يَلۡبِسَكُمۡ شِيَعًا وَيُذِيقَ بَعۡضَكُم بَأۡسَ بَعۡضٍ‌ۗ ٱنظُرۡ كَيۡفَ نُصَرِّفُ ٱلۡأَيَـٰتِ لَعَلَّهُمۡ يَفۡقَهُونَ ٦٥

Sayde kiکہہ دیجیےqulHeOوہhuwa(is) All-Capablekadirdirقدرت رکھتا ہےl-qādiru[on]üzerineاس بات پرʿalātogöndermeğeکہansendوہ بھیجےyabʿathaupon yousizin üzerinizeتم پرʿalaykumpunishmentbir azabعذابʿadhābanfromüstünüzdenسےminabove youتمہارے اوپرfawqikumoryahutیاawfromaltındanسےminbeneathنیچےtaḥtiyour feetayaklarınızınتمہارے پاؤں کےarjulikumorya daیاaw(to) confuse yousizi birbirinize düşürüpوہ تم کو ملا دےyalbisakum(into) sectsparti partiگروہوں میںshiyaʿanand make (you) taste ve taddırmağaاور چکھا دےwayudhīqasome of youkiminizeتم میں سے بعض کوbaʿḍakumviolencehıncınıزورbasa(of) otherskiminizinبعض کاbaʿḍinSeebakدیکھوunẓurhownasılکس طرحkayfaWe explainaçıklıyoruzہم پھیر پھیر کر بیان کرتے ہیںnuṣarrifuthe Signsayetleriآیاتl-āyātiso that they maydiyeتاکہ وہlaʿallahumunderstandanlasınlarوہ سمجھیںyafqahūna

65 Say, "He is the [one] Able to send upon you affliction from above you or from beneath your feet or to confuse you [so you become] sects and make you taste the violence of one another." Look how We diversify the signs that they might understand.

65 De ki: "Üstünüzden ve altınızdan size azab göndermeğe, sizi fırka fırka yapıp kiminize kiminizin hıncını tattırmağa Kadir olan O'dur." Anlasınlar diye ayetleri nasıl yerli yerince açıkladığımıza bak.

65 De ki: "O'nun üstünüzden ve ayaklarınızın altından azab göndermeye, yahut sizi fırkalara ayırıp kiminizin kiminize hıncını tattırmaya gücü yeter". Bak, âyetlerimizi nasıl inceden inceye açıklıyoruz ki, onlar iyice anlasınlar.

65 کہہ دو کہ وہ (اس پر بھی) قدرت رکھتا ہے کہ تم پر اوپر کی طرف سے یا تمہارے پاؤں کے نیچے سے عذاب بھیجے یا تمہیں فرقہ فرقہ کردے اور ایک کو دوسرے (سے لڑا کر آپس) کی لڑائی کا مزہ چکھادے۔ دیکھو ہم اپنی آیتوں کو کس کس طرح بیان کرتے ہیں تاکہ یہ لوگ سمجھیں

65 کہو، وہ اِس پر قادر ہے کہ تم پر کوئی عذاب اُوپر سے نازل کردے، یا تمہارے قدموں کے نیچے سے برپا کردے، یا تمہیں گروہوں میں تقسیم کرکے ایک گروہ کو دُوسرے گروہ کی طاقت کا مزہ چکھوادے۔ دیکھو، ہم کس طرح بار بار مختلف طریقوں سے اپنی نشانیاں ان کے سامنے پیش کر رہے ہیں شاید کہ یہ حقیقت کو سمجھ لیں۔1

وَكَذَّبَ بِهِۦ قَوۡمُكَ وَهُوَ ٱلۡحَقُّ‌ۚ قُل لَّسۡتُ عَلَيۡكُم بِوَكِيلٍ ٦٦

But deniedve yalanladıاور جھٹلایاwakadhabait onuاس کوbihiyour peoplekavminتیری قوم نےqawmukawhile itve Oحالانکہ وہwahuwa(is) the truthgerçek ikenحق ہےl-ḥaquSayde kiکہہ دیجیےqulI am notben değilimنہیں ہوں میںlastuover yousizeتم پرʿalaykuma managervekilحوالہ دار۔ کارسازbiwakīlin

66 But your people have denied it while it is the truth. Say, "I am not over you a manager."

66 Gerçekten, senin milletin Kuran'ı yalanladı. "Cezanızı ben verecek değilim" de.

66 Kavmin o (Kur'ân'ı) yalan saydı, halbuki o gerçektir. De ki: " Ben sizin vekiliniz değilim".

66 اور اس (قرآن) کو تمہاری قوم نے جھٹلایا حالانکہ وہ سراسر حق ہے۔ کہہ دو کہ میں تمہارا داروغہ نہیں ہوں

66 تمہاری قوم اُس کا انکار کر رہی ہے حالانکہ وہ حقیقت ہے۔ اِن سے کہہ دو کہ میں تم پر حوالہ دار نہیں بنایا گیا ہوں،1

لِّكُلِّ نَبَإٍ مُّسۡتَقَرٌّ‌ۚ وَسَوۡفَ تَعۡلَمُونَ ٦٧

For everyherواسطے ہرlikullinewshaberinخبر کےnaba-in(is) a fixed timegerçekleşeceği bir zaman vardırایک وقت مقرر ہےmus'taqarrunand soonyakındaاور عنقریبwasawfayou will knowbilirsinizتم جان لو گےtaʿlamūna

67 For every happening is a finality; and you are going to know.

67 Her haberin gerçekleşeceği bir zaman vardır ki siz onu yakında bileceksiniz.

67 Her haberin kararlaştırılmış bir zamanı vardır, siz de onu yakında bileceksiniz.

67 ہر خبر کے لئے ایک وقت مقرر ہے اور تم کو عنقریب معلوم ہوجائے گا

67 ہر خبر کے ظہور میں آنے کا ایک وقت مقرر ہے، عنقریب تم کو خود انجام معلوم ہو جائے گا

وَإِذَا رَأَيۡتَ ٱلَّذِينَ يَخُوضُونَ فِىٓ ءَايَـٰتِنَا فَأَعۡرِضۡ عَنۡهُمۡ حَتَّىٰ يَخُوضُواۡ فِى حَدِيثٍ غَيۡرِهِۦ‌ۚ وَإِمَّا يُنسِيَنَّكَ ٱلشَّيۡطَـٰنُ فَلَا تَقۡعُدۡ بَعۡدَ ٱلذِّكۡرَىٰ مَعَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلظَّـٰلِمِينَ ٦٨

And whenve zamanاور جبwa-idhāyou seegördüğünتم دیکھوra-aytathose who(münasebetsizliğe) dalanlarıان لوگوں کوalladhīnaengage (in vain talks)وہ مشغول ہوتے ہیںyakhūḍūnaabouthakkındaمیںOur Versesayetlerimizہماری آیاتāyātināthen turn awayyüz çevirتو اعراض کرfa-aʿriḍfrom themonlardanان سےʿanhumuntilkadarیہاں تک کہḥattāthey engageonlar geçinceyeوہ مشغول ہوجائیںyakhūḍūinbir sözeمیںa talkکسی باتḥadīthinother than itbaşkaاس کے علاوہghayrihiAnd ifeğerاور اگرwa-immācauses you to forgetsana (bunu) unutturursaبھلا دے تم کوyunsiyannakathe Shaitaanşeytanشیطانl-shayṭānuthen (do) nototurmaتو نہfalāsitتم بیٹھوtaqʿudaftersonraبعدbaʿdathe reminderhatırladıktanیاد آنے کےl-dhik'rāwithberaberساتھmaʿathe people topluluğuylaقوم کےl-qawmithe wrongdoerszalimlerظالمl-ẓālimīna

68 And when you see those who engage in [offensive] discourse concerning Our verses, then turn away from them until they enter into another conversation. And if Satan should cause you to forget, then do not remain after the reminder with the wrongdoing people.

68 Ayetlerimizi çekişmeye dalanları görünce, başka bir bahse geçmelerine kadar onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra artık zulmedenlerle beraber oturma.

68 Âyetlerimiz hakkında münasebetsizliğe dalanları gördüğün zaman hemen onlardan uzaklaş ki, ondan başka söze dalsınlar. Eğer şeytan bunu sana unutturursa hatırladıktan sonra hemen kalk, o zalimler topluluğuyla oturma.

68 اور جب تم ایسے لوگوں کو دیکھو جو ہماری آیتوں کے بارے میں بیہودہ بکواس کر رہے ہوں تو ان سے الگ ہوجاؤ یہاں تک کہ اور باتوں میں مصروف ہوجائیں۔ اور اگر (یہ بات) شیطان تمہیں بھلا دے تو یاد آنے پر ظالم لوگوں کے ساتھ نہ بیٹھو

68 اوراے محمد ؐ ، جب تم دیکھو کہ لوگ ہماری آیات پر نکتہ چینیاں کر رہے ہیں تو ان کے پاس سے ہٹ جاوٴ یہاں تک کہ وہ اس گفتگو کو چھوڑ کر دُوسری باتوں میں لگ جائیں۔ اور اگر کبھی شیطان تمہیں بھُلاوے میں ڈال دے1 تو جس وقت تمہیں اس غلطی کا احساس ہوجائے اس کے بعد پھر ایسے ظالم لوگوں کے پاس نہ بیٹھو

Surah 6 / Al-An'am / The Cattle سورة الأنعام 136
And Heve O'durاور وہ wahuwa (is) the One Whokimselerاللہ وہ ذات ہے alladhī takes your (soul)sizi öldürenجو فوت کرتا ہے تم کو yatawaffākum by the nightgeceleyinرات کو bi-al-layli and He knowsve bilirاور وہ جانتا ہے wayaʿlamu whatşeyiجو you committedişlediğinizکمائی تم کرتے ہو jaraḥtum by the daygündüzünدن میں bil-nahāri Thensonraپھر thumma
He raises you upsizi diriltirوہ اٹھاتا ہے تم کو yabʿathukum thereinondaاس میں fīhi so that is fulfilledtamamlanıncaya kadarتاکہ پورا کیا جائے liyuq'ḍā (the) termsüreوقت ajalun specifiedbelirlenmişمقررہ musamman Thensonraپھر thumma to HimO'nadırاس کی طرف ilayhi will be your returndönüşünüzلوٹنا ہے تمہارا marjiʿukum
thensonraپھر thumma He will inform yousize haber verecektirوہ بتائے گا تم کو yunabbi-ukum about whatşeyleriساتھ اس کے bimā you used toolduğunuzجو تھے تم kuntum doyapmışتم عمل کرتے taʿmalūna٦٠ And Heve Oاور وہ wahuwa (is) the Subjugatortek hakimdirغالب آنے والا ہے l-qāhiru overüstündeاوپر fawqa His slaveskullarınاپنے بندوں کے ʿibādihi
and He sendsve gönderirاور وہ بھیجتا ہے wayur'silu over yousizeتم پر ʿalaykum guardianskoruyucu(melek)lerنگہبان ḥafaẓatan untilnihayetیہاں تک کہ ḥattā whenzamanجب idhā comesgeldiğiآتی ہے jāa (to) anyone of youbirinizeتم میں سے کسی ایک کو aḥadakumu the deathölümموت l-mawtu take himonun canını alırlarفوت کرنے ہیں اس کو tawaffathu
Our messengerselçilerimizہمارے بھیجے ہوئے rusulunā and theyonlarاور وہ wahum (do) nothiç geri kalmazlarنہیں failکمی کرتے yufarriṭūna٦١ Thensonraپھر thumma they are returneddöndürülürlerوہ لوٹائے جائیں گے ruddū toAllah'aطرف ilā Allahاللہ کی l-lahi their Protector Tanrılarıجو مولا ہے ان کا mawlāhumu [the] Truegerçek olanسچا l-ḥaqi
Unquestionablydoğrusuخبردار alā for Himyalnız O'nundurاسی کے لیے ہے lahu (is) the judgmenthükümفیصلہ ۣ l-ḥuk'mu And Heve Oاور وہ wahuwa (is) swiftesten çabuğudurسب سے تیز ہے asraʿu (of) the Reckonershesap görenlerinحساب لینے والوں میں l-ḥāsibīna٦٢ Sayde kiکہہ دیجیے qul Whokimکون man saves yousizi kurtarıyorبچاتا ہے تم کو yunajjīkum fromkaranlıklarındanسے min
darkness[es]اندھیروں سے ẓulumāti (of) the landkaranınخشکی کے l-bari and the seave denizinاور سمندر کے wal-baḥri you call HimO'na yakardığınızdaتم پکارتے ہو اس کو tadʿūnahu humblygizli olarakگڑ گڑا کر taḍarruʿan and secretlyve açık olarakاور چپکے چپکے ۚ wakhuf'yatan Ifeğerالبتہ اگر la-in He saves usbizi kurtarırsaاس نے نجات دی ہمیں anjānā frombundanسے min thisاس hādhihi
surely we will beelbette olacağızالبتہ ہم ضرور ہوجائیں گے lanakūnanna fromşükredenlerdenمیں سے mina the grateful onesشکر کرنے والوں l-shākirīna٦٣ Sayde kiکہہ دیجیے quli Allahکہ اللہ l-lahu saves yousizi kurtarıyorنجات دیتا ہے تم کو yunajjīkum from itondanاس سے min'hā and fromveاور سے wamin everybütünہر kulli distresssıkıntılardanمشکل karbin
yetsonraپھر thumma yousiz yineتم antum associate partners (with Allah)O'na ortak koşuyorsunuzتم شرک کرتے ہو tush'rikūna٦٤ Sayde kiکہہ دیجیے qul HeOوہ huwa (is) All-Capablekadirdirقدرت رکھتا ہے l-qādiru [on]üzerineاس بات پر ʿalā togöndermeğeکہ an sendوہ بھیجے yabʿatha upon yousizin üzerinizeتم پر ʿalaykum punishmentbir azabعذاب ʿadhāban
fromüstünüzdenسے min above youتمہارے اوپر fawqikum oryahutیا aw fromaltındanسے min beneathنیچے taḥti your feetayaklarınızınتمہارے پاؤں کے arjulikum orya daیا aw (to) confuse yousizi birbirinize düşürüpوہ تم کو ملا دے yalbisakum (into) sectsparti partiگروہوں میں shiyaʿan and make (you) taste ve taddırmağaاور چکھا دے wayudhīqa some of youkiminizeتم میں سے بعض کو baʿḍakum
violencehıncınıزور basa (of) otherskiminizinبعض کا baʿḍin Seebakدیکھو unẓur hownasılکس طرح kayfa We explainaçıklıyoruzہم پھیر پھیر کر بیان کرتے ہیں nuṣarrifu the Signsayetleriآیات l-āyāti so that they maydiyeتاکہ وہ laʿallahum understandanlasınlarوہ سمجھیں yafqahūna٦٥
But deniedve yalanladıاور جھٹلایا wakadhaba it onuاس کو bihi your peoplekavminتیری قوم نے qawmuka while itve Oحالانکہ وہ wahuwa (is) the truthgerçek ikenحق ہے l-ḥaqu Sayde kiکہہ دیجیے qul I am notben değilimنہیں ہوں میں lastu over yousizeتم پر ʿalaykum a managervekilحوالہ دار۔ کارساز biwakīlin٦٦ For everyherواسطے ہر likulli
newshaberinخبر کے naba-in (is) a fixed timegerçekleşeceği bir zaman vardırایک وقت مقرر ہے mus'taqarrun and soonyakındaاور عنقریب wasawfa you will knowbilirsinizتم جان لو گے taʿlamūna٦٧ And whenve zamanاور جب wa-idhā you seegördüğünتم دیکھو ra-ayta those who(münasebetsizliğe) dalanlarıان لوگوں کو alladhīna engage (in vain talks)وہ مشغول ہوتے ہیں yakhūḍūna abouthakkındaمیں
Our Versesayetlerimizہماری آیات āyātinā then turn awayyüz çevirتو اعراض کر fa-aʿriḍ from themonlardanان سے ʿanhum untilkadarیہاں تک کہ ḥattā they engageonlar geçinceyeوہ مشغول ہوجائیں yakhūḍū inbir sözeمیں a talkکسی بات ḥadīthin other than itbaşkaاس کے علاوہ ghayrihi And ifeğerاور اگر wa-immā causes you to forgetsana (bunu) unutturursaبھلا دے تم کو yunsiyannaka
the Shaitaanşeytanشیطان l-shayṭānu then (do) nototurmaتو نہ falā sitتم بیٹھو taqʿud aftersonraبعد baʿda the reminderhatırladıktanیاد آنے کے l-dhik'rā withberaberساتھ maʿa the people topluluğuylaقوم کے l-qawmi the wrongdoerszalimlerظالم l-ẓālimīna٦٨
١٣٦
‹ 134page 135 of the printed Mushaf136 ›