وَمَا لَكُمۡ أَلَّا تَأۡكُلُواۡ مِمَّا ذُكِرَ ٱسۡمُ ٱللَّهِ عَلَيۡهِ وَقَدۡ فَصَّلَ لَكُم مَّا حَرَّمَ عَلَيۡكُمۡ إِلَّا مَا ٱضۡطُرِرۡتُمۡ إِلَيۡهِ‌ۗ وَإِنَّ كَثِيرًا لَّيُضِلُّونَ بِأَهۡوَآئِهِم بِغَيۡرِ عِلۡمٍ‌ۗ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعۡلَمُ بِٱلۡمُعۡتَدِينَ ١١٩

And whatne oluyor ki?اور کیا ہےwamāfor yousizeتم کوlakumthat notyemiyorsunuzکہ نہیںallāyou eatتم کھاتےtakulūof whatolanlardanاس میں سے جوmimmāhas been mentionedanılmışذکر کیا گیاdhukira(the) nameadıنامus'mu(of) AllahAllah'ınاللہ کاl-lahion itüzerineاس پرʿalayhiwhen indeedve muhakkakحالانکہ تحقیقwaqadHe (has) explained in detailaçıklamıştırاس نے کھول کر بیان کیاfaṣṣalato yousizeتمہارے لئےlakumwhatşeyleriجوHe (has) forbiddenharam kıldığıاس نے حرام کیاḥarramato yousizeتم پرʿalaykumexceptdışındaمگرillāwhatşeyleriجوyou are compelledmecbur kaldıklarınızتم مجبور کئے گئےuḍ'ṭurir'tumto itonlaraاس کی طرفilayhiAnd indeedve doğrusuاور بیشکwa-innamanybirçoklarıبہت سے لوگkathīransurely lead astrayşaşırtıyorlarالبتہ گمراہ کرتے ہیںlayuḍillūnaby their (vain) desireskeyiflerine uyarakاپنی خواہشات کے ساتھbi-ahwāihimwithoutolmaksızınبغیرbighayriknowledgebir bilgileriعلم کےʿil'minIndeedmuhakkak kiبیشکinnayour LordRabbinرب تمہاراrabbakaHeOوہhuwa(is) most knowingçok iyi bilirزیادہ جانتا ہےaʿlamuof the transgressorssınırı aşanlarıحد سے بڑھنے والوں کوbil-muʿ'tadīna

119 And why should you not eat of that upon which the name of Allah has been mentioned while He has explained in detail to you what He has forbidden you, excepting that to which you are compelled. And indeed do many lead [others] astray through their [own] inclinations without knowledge. Indeed, your Lord - He is most knowing of the transgressors.

119 Size ne oluyor ki, Allah size darda kalmanızın dışında, haram olanları genişçe anlatmışken adının üzerine anıldığı şeyden yemiyorsunuz? Doğrusu çoğunluk, heva ve heveslerine uyarak, bilmeden sapıtıyorlar. Aşırı gidenleri en iyi bilen Rabbindir.

119 Size ne oluyor da Allah'ın adı anılarak kesilenlerden yemiyorsunuz? Halbuki O size, mecbur kalmanızın dışında haram olan şeyleri genişce açıklamıştır. Doğrusu birçokları bilmeden keyiflerine uyarak insanları doğru yoldan saptırıyorlar. Muhakkak ki, Rabbin, sınırı aşanları çok iyi bilir.

119 اور سبب کیا ہے کہ جس چیز پر خدا کا نام لیا جائے تم اسے نہ کھاؤ حالانکہ جو چیزیں اس نے تمہارے لیے حرام ٹھیرا دی ہیں وہ ایک ایک کر کے بیان کر دی ہیں (بے شک ان کو نہیں کھانا چاہیے) مگر اس صورت میں کہ ان کے (کھانے کے) لیے ناچار ہو جاؤ اور بہت سے لوگ بےسمجھے بوجھے اپنے نفس کی خواہشوں سے لوگوں کو بہکا رہے ہیں کچھ شک نہیں کہ ایسے لوگوں کو جو (خدا کی مقرر کی ہوئی) حد سے باہر نکل جاتے ہیں تمہارا پروردگار خوب جانتا ہے

119 آخر کیا وجہ ہے کہ تم وہ چیز نہ کھاوٴ جس پر اللہ کا نام لیا گیا ہو ، حالانکہ جب چیزوں کا استعمال حالتِ اضطرار کے سوا دُوسری تمام حالتوں میں اللہ نے حرام کردیا ہے اُن کی تفصیل وہ تمہیں بتاچکا ہے۔1 بکثرت لوگوں کا حال یہ ہے کہ علم کے بغیر محض اپنی خواہشات کی بنا پر گمراہ کُن باتیں کرتے ہیں، ان حد سے گزرنے والوں کو تمہارا رب خوب جانتا ہے

وَذَرُواۡ ظَـٰهِرَ ٱلۡإِثۡمِ وَبَاطِنَهُۥٓ‌ۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكۡسِبُونَ ٱلۡإِثۡمَ سَيُجۡزَوۡنَ بِمَا كَانُواۡ يَقۡتَرِفُونَ ١٢٠

Forsakeve bırakınاور چھوڑ دوwadharūopenaçığınıظاہریẓāhira[the] sinsgünahınگناہوں کوl-ith'miand the secretve gizlisiniاور ان کے چھپے ہوؤں کوwabāṭinahuIndeedşüphesizبیشکinnathose whokimselerوہ لوگalladhīnaearnkazananlarجو کماتے ہیںyaksibūna[the] singünahگناہوں کوl-ith'mathey will be recompensedcezasını çekeceklerdirعنقریب وہ جزاء دیئے جائیںsayuj'zawnafor whatolduklarınınساتھ اس کے جوbimāthey used toتھے وہkānūcommityapmışوہ کمائی کرتےyaqtarifūna

120 And leave what is apparent of sin and what is concealed thereof. Indeed, those who earn [blame for] sin will be recompensed for that which they used to commit.

120 Günahın açığını da gizlisini de bırakın. Günah kazananlar, kazandıklarına karşılık şüphesiz ceza göreceklerdir.

120 Günahın açığını da, gizlisini de bırakın! Günah kazananlar, yaptıklarının cezasını çekecekler.

120 اور ظاہری اور پوشیدہ (ہر طرح کا) گناہ ترک کر دو جو لوگ گناہ کرتے ہیں وہ عنقریب اپنے کئے کی سزا پائیں گے

120 تم کھلے گناہوں سے بھی بچو اور چھپے گناہوں سے بھی، جو لوگ گناہ کا اکتساب کرتے ہیں وہ اپنی اس کمائی کا بدلہ پاکر رہیں گے

وَلَا تَأۡكُلُواۡ مِمَّا لَمۡ يُذۡكَرِ ٱسۡمُ ٱللَّهِ عَلَيۡهِ وَإِنَّهُۥ لَفِسۡقٌ‌ۗ وَإِنَّ ٱلشَّيَـٰطِينَ لَيُوحُونَ إِلَىٰٓ أَوۡلِيَآئِهِمۡ لِيُجَـٰدِلُوكُمۡ‌ۖ وَإِنۡ أَطَعۡتُمُوهُمۡ إِنَّكُمۡ لَمُشۡرِكُونَ ١٢١

And (do) notyemeyinizاور نہwalāeatتم کھاؤtakulūof thatşeylerdenاس میں سےmimmānotanılmayanlardanنہیںlamhas been mentionedذکر کیا گیاyudh'kari(the) nameadıنامus'mu(of) AllahAllah'ınاللہ کاl-lahion itüzerineاس پرʿalayhiand indeed, it (is)çünkü oاور بیشک وہwa-innahugrave disobedienceyoldan çıkmadırالبتہ گناہ ہےlafis'qunAnd indeedve şüphesizاور بیشکwa-innathe devilsşeytanlarشیاطینl-shayāṭīnainspirefısıldarlarالبتہ وحی کرتے ہیں / القاء کرتے ہیںlayūḥūnatodostlarınaطرفilātheir friendsاپنے دوستوں کےawliyāihimso that they dispute with yousizinle mücadele etmeleriniتاکہ وہ جھگڑیں تم سےliyujādilūkumand ifve eğerاور اگرwa-inyou obey themonlara uyarsanızاطاعت کرو گے تم ان کیaṭaʿtumūhumindeed, youşüphesiz siz deبیشک تمinnakum(would) be the polytheistsmüşriklerden (olursunuz)البتہ مشرک ہوگےlamush'rikūna

121 And do not eat of that upon which the name of Allah has not been mentioned, for indeed, it is grave disobedience. And indeed do the devils inspire their allies [among men] to dispute with you. And if you were to obey them, indeed, you would be associators [of others with Him].

121 Üzerine Allah'ın adının anılmadığı kesilmiş hayvanları yemeyin, bunu yapmak Allah'ın yolundan çıkmaktır. Doğrusu şeytanlar sizinle tartışmaları için dostlarına fısıldarlar, eğer onlara itaat ederseniz şüphesiz siz müşrik olursunuz.

121 Üzerlerine Allah'ın ismi anılmamış olanlardan yemeyin, çünkü onu yemek yoldan çıkmaktır. Şeytanlar, dostlarına, sizinle mücadele etmeleri için telkinde bulunurlar. Eğer onlara uyarsanız, muhakkak ki, Allah'a ortak koşanlardan olursunuz.

121 اور جس چیز پر خدا کا نام نہ لیا جائے اسے مت کھاؤ کہ اس کا کھانا گناہ ہے اور شیطان (لوگ) اپنے رفیقوں کے دلوں میں یہ بات ڈالتے ہیں کہ تم سے جھگڑا کریں اور اگر تم لوگ ان کے کہے پر چلے تو بےشک تم بھی مشرک ہوئے

121 اور جس جانور کو اللہ کا نام لے کر ذبح نہ کیا گیا ہو اس کا گوشت نہ کھاوٴ، ایسا کرنا فسق ہے۔ شیاطین اپنے ساتھیوں کے دِلوں میں شکوک و اعتراضات القا کرتے ہیں تاکہ وہ تم سے جھگڑا کریں۔ 1لیکن اگر تم نے اُن کی اطاعت قبول کرلی تو یقیناً تم مشرک ہو۔2

أَوَمَن كَانَ مَيۡتًا فَأَحۡيَيۡنَـٰهُ وَجَعَلۡنَا لَهُۥ نُورًا يَمۡشِى بِهِۦ فِى ٱلنَّاسِ كَمَن مَّثَلُهُۥ فِى ٱلظُّلُمَـٰتِ لَيۡسَ بِخَارِجٍ مِّنۡهَا‌ۚ كَذٰلِكَ زُيِّنَ لِلۡكَـٰفِرِينَ مَا كَانُواۡ يَعۡمَلُونَ ١٢٢

Is (one) whokimse gibi midir?کیا بھلا وہ جوawamanwasikenتھاkānadeadölüمردہmaytanand We gave him lifekendisini dirilttiğimizتو ہم نے زندہ کیا اس کوfa-aḥyaynāhuand We madeve verdiğimizاور بنایا ہم نےwajaʿalnāfor himkendisineاس کے لئےlahulightbir ışıkایک نورnūranhe walksyürüyebileceğiوہ چاہتا ہےyamshīwherebyonunlaساتھ اس کےbihiamongarasındaمیںthe peopleinsanlarلوگوںl-nāsilike (one) whokimseninہوسکتا ہے جوkaman[similar to him]benzeriمانند اس کےmathaluhu(is) iniçindekiمیںthe darknesseskaranlıklarاندھیروں میں ہےl-ẓulumātinotolmayanنہیں ہےlaysahe comes outçıkışıنکلنے والاbikhārijinof itondanان سےmin'hāThusişte öyleاسی طرحkadhālikais made fair-seemingsüslü gösterilmiştirخوبصورت بنادیا گیا ہےzuyyinato the disbelieverskafirlereکافروں کے لئےlil'kāfirīnawhat(işler)جوthey wereolduklarıہیںkānūdoingyapıyorوہ عمل کرتےyaʿmalūna

122 And is one who was dead and We gave him life and made for him light by which to walk among the people like one who is in darkness, never to emerge therefrom? Thus it has been made pleasing to the disbelievers that which they were doing.

122 Ölü iken kalbini diriltip, insanlar arasında yürürken önünü aydınlatacak bir nur verdiğimiz kimsenin durumu, karanlıklarda kalıp çıkamayan kimsenin durumu gibi midir? Kafirlere de, işledikleri güzel gösterilmiştir.

122 Ölü iken hidayetle dirilttiğimiz, kendisine insanlar arasında yürüyecek bir nûr verdiğimiz kimse, karanlıklar içinde kalıp, ondan çıkamayan kimse gibi olur mu? Fakat kâfirlere, yaptıkları, böyle süslü gösterilir.

122 بھلا جو پہلے مردہ تھا پھر ہم نے اس کو زندہ کیا اور اس کے لیے روشنی کر دی جس کے ذریعے سے وہ لوگوں میں چلتا پھرتا ہے کہیں اس شخص جیسا ہو سکتا ہے جو اندھیرے میں پڑا ہوا ہو اور اس سے نکل ہی نہ سکے اسی طرح کافر جو عمل کر رہے ہیں وہ انہیں اچھے معلوم ہوتے ہیں

122 کیا وہ شخص جو پہلے مُردہ تھا پھر ہم نے اسے زندگی بخشی 1اور اس کو وہ روشنی عطا کی جس کے اُجالے میں وہ لوگوں کے درمیان زندگی کی راہ طے کرتا ہے اُس شخص کی طرح ہو سکتا ہے جو تاریکیوں میں پڑا ہوا ہو اور کسی طرح اُن سے نہ نکلتا ہو؟2 کافروں کے لیے تو اسی طرح ان کے اعمال خوشنما بنادیے گئے ہیں،3

وَكَذٰلِكَ جَعَلۡنَا فِى كُلِّ قَرۡيَةٍ أَكَـٰبِرَ مُجۡرِمِيهَا لِيَمۡكُرُواۡ فِيهَا‌ۖ وَمَا يَمۡكُرُونَ إِلَّا بِأَنفُسِهِمۡ وَمَا يَشۡعُرُونَ ١٢٣

And thusve böyleceاور اسی طرحwakadhālikaWe placedyaptıkبنادیا ہم نے / مقرر کردیا ہم نےjaʿalnāinherمیںeveryہرkullicitykentinبستیqaryatingreatestbüyükleriniبڑے بڑےakābira(of) its criminals(oranın) suçlularıاس کے مجرموں کوmuj'rimīhāso that they plottuzak kursunlar diyeتاکہ وہ مکرو فریب کریںliyamkurūthereinoradaاس میںfīhāAnd not(oysa)اور نہیںwamāthey plotonlar tuzak kurmazlarوہ چالیں چلتےyamkurūnaexceptbaşkasınaمگرillāagainst themselveskendilerindenاپنے نفسوں کے ساتھbi-anfusihimand notama farkında değillerdirاور نہیںwamāthey perceiveوہ شعور رکھتےyashʿurūna

123 And thus We have placed within every city the greatest of its criminals to conspire therein. But they conspire not except against themselves, and they perceive [it] not.

123 Bunun gibi, her kasabanın bir takım ileri gelenlerini orada hile yapan suçlular kıldık. Oysa yalnız kendilerine hile yaparlar da farkına varmazlar.

123 Böylece, her kentte ileri gelenleri, oranın suçluları yaptık ki, orada hileler çevirsinler. Halbuki bunlar, kötülüğü başkasına değil kendilerine yapıyorlar da farkına varmıyorlar.

123 اور اسی طرح ہم نے ہر بستی میں بڑے بڑے مجرم پیدا کئے کہ ان میں مکاریاں کرتے رہیں اور جو مکاریاں یہ کرتے ہیں ان کا نقصان انہیں کو ہے اور (اس سے) بےخبر ہیں

123 اور اسی طرح ہم نے ہر بستی میں اس کے بڑے بڑے مجرموں کو لگا دیا ہے کہ وہاں اپنے مکر و فریب کا جال پھیلائیں دراصل وہ اپنے فریب کے جال میں آپ پھنستے ہیں، مگر اُنہیں اس کا شعور نہیں ہے

وَإِذَا جَآءَتۡهُمۡ ءَايَةٌ قَالُواۡ لَن نُّؤۡمِنَ حَتَّىٰ نُؤۡتَىٰ مِثۡلَ مَآ أُوتِىَ رُسُلُ ٱللَّهِ‌ۘ ٱللَّهُ أَعۡلَمُ حَيۡثُ يَجۡعَلُ رِسَالَتَهُۥ‌ۗ سَيُصِيبُ ٱلَّذِينَ أَجۡرَمُواۡ صَغَارٌ عِندَ ٱللَّهِ وَعَذَابٌ شَدِيدُۢ بِمَا كَانُواۡ يَمۡكُرُونَ ١٢٤

And whenve zamanاور جبwa-idhācomes to themonlara geldiğiآتی ہے ان کے پاسjāathuma Signbir ayetکوئی نشانیāyatunthey saydedilerوہ کہتے ہیںqālūNeverkat'iyyen inanmayızہم ہرگز نہیںlanwe will believeایمان لائیںnu'minauntilkadarیہاں تک کہḥattāwe are givenbize verilinceyeہم دیئے جائیںnu'tālikeaynısıمانند (اس کے)mith'lawhatverileninجوwas givenدیے گئےūtiya(to the) Messengerselçilerineرسولrusulu(of) AllahAllah'ınاللہ کےl-lahiAllahاللہ تعالیٰl-lahuknows bestdaha iyi bilirزیادہ جانتا ہےaʿlamuwhereyeriجہاںḥaythuHe placeskoyacağıوہ ڈالےyajʿaluHis Messagemesajınıاپنی رسالت کوrisālatahuWill afflicterişecektirعنقریب پہنچے گیsayuṣībuthose whokimselereان لوگوں کوalladhīnacommitted crimessuç işleyen(lere)جنہوں نے جرم کیاajramūa humiliationbir aşağılıkذلتṣaghārunfromkatındaہاںʿindaAllahاللہ کے ہاںl-lahiand a punishmentve bir azabاور عذابwaʿadhābunsevereçetinشدیدshadīdunfor whatkarşıبوجہ اس کےbimāthey used to(yaptıkları)جو تھےkānūplothilelerineوہ مکرو فریب کرتےyamkurūna

124 And when a sign comes to them, they say, "Never will we believe until we are given like that which was given to the messengers of Allah." Allah is most knowing of where He places His message. There will afflict those who committed crimes debasement before Allah and severe punishment for what they used to conspire.

124 Onlara bir ayet geldiği zaman, "Allah'ın peygamberlerine verilen bize de verilmedikçe inanmayız" derler. Allah, peygamberliğini vereceği kimseyi daha iyi bilir. Suç işleyenlere Allah katından bir aşağılık ve hilelerinden ötürü de şiddetli bir azab erişecektir.

124 Onlara bir âyet geldiği zaman: "Allah'ın peygamberlerine verilenin aynısı bize de verilmedikçe iman etmeyiz" derler. Allah peygamberliğini kime vereceğini daha iyi bilir. Suçlu olanlara, yaptıkları hilelerinden dolayı Allah katından bir zillet ve şiddetli bir azap erişecektir.

124 اور جب ان کے پاس کوئی آیت آتی ہے تو کہتے ہیں کہ جس طرح کی رسالت خدا کے پیغمبروں کو ملی ہے جب تک اسی طرح کی رسالت ہم کو نہ ملے ہم ہرگز ایمان نہیں لائیں گے اس کو خدا ہی خوب جانتا ہے کہ (رسالت کا کون سا محل ہے اور) وہ اپنی پیغمبری کسے عنایت فرمائے جو لوگ جرم کرتے ہیں ان کو خدا کے ہاں ذلّت اور عذابِ شدید ہوگا اس لیے کہ مکّاریاں کرتے تھے

124 جب ان کے سامنے کوئی آیت آتی ہے تو وہ کہتے ہیں ”ہم نہ مانیں گے جب تک کہ وہ چیز خود ہم کو نہ دی جائے جو اللہ کے رسُولوں کو دی گئی ہے“۔1 اللہ زیادہ بہتر جانتا ہے کہ اپنی پیغامبری کا کام کس سے لے اور کس طرح لے۔ قریب ہے وہ وقت جب یہ مجرم اپنی مکّاریوں کی پاداش میں اللہ کے ہاں ذلّت اور سخت عذاب سے دوچار ہوں گے

Surah 6 / Al-An'am / The Cattle سورة الأنعام 144
And whatne oluyor ki?اور کیا ہے wamā for yousizeتم کو lakum that notyemiyorsunuzکہ نہیں allā you eatتم کھاتے takulū of whatolanlardanاس میں سے جو mimmā has been mentionedanılmışذکر کیا گیا dhukira (the) nameadıنام us'mu (of) AllahAllah'ınاللہ کا l-lahi on itüzerineاس پر ʿalayhi when indeedve muhakkakحالانکہ تحقیق waqad He (has) explained in detailaçıklamıştırاس نے کھول کر بیان کیا faṣṣala
to yousizeتمہارے لئے lakum whatşeyleriجو He (has) forbiddenharam kıldığıاس نے حرام کیا ḥarrama to yousizeتم پر ʿalaykum exceptdışındaمگر illā whatşeyleriجو you are compelledmecbur kaldıklarınızتم مجبور کئے گئے uḍ'ṭurir'tum to itonlaraاس کی طرف ilayhi And indeedve doğrusuاور بیشک wa-inna manybirçoklarıبہت سے لوگ kathīran surely lead astrayşaşırtıyorlarالبتہ گمراہ کرتے ہیں layuḍillūna
by their (vain) desireskeyiflerine uyarakاپنی خواہشات کے ساتھ bi-ahwāihim withoutolmaksızınبغیر bighayri knowledgebir bilgileriعلم کے ʿil'min Indeedmuhakkak kiبیشک inna your LordRabbinرب تمہارا rabbaka HeOوہ huwa (is) most knowingçok iyi bilirزیادہ جانتا ہے aʿlamu of the transgressorssınırı aşanlarıحد سے بڑھنے والوں کو bil-muʿ'tadīna١١٩
Forsakeve bırakınاور چھوڑ دو wadharū openaçığınıظاہری ẓāhira [the] sinsgünahınگناہوں کو l-ith'mi and the secretve gizlisiniاور ان کے چھپے ہوؤں کو wabāṭinahu Indeedşüphesizبیشک inna those whokimselerوہ لوگ alladhīna earnkazananlarجو کماتے ہیں yaksibūna [the] singünahگناہوں کو l-ith'ma
they will be recompensedcezasını çekeceklerdirعنقریب وہ جزاء دیئے جائیں sayuj'zawna for whatolduklarınınساتھ اس کے جو bimā they used toتھے وہ kānū commityapmışوہ کمائی کرتے yaqtarifūna١٢٠ And (do) notyemeyinizاور نہ walā eatتم کھاؤ takulū of thatşeylerdenاس میں سے mimmā notanılmayanlardanنہیں lam has been mentionedذکر کیا گیا yudh'kari
(the) nameadıنام us'mu (of) AllahAllah'ınاللہ کا l-lahi on itüzerineاس پر ʿalayhi and indeed, it (is)çünkü oاور بیشک وہ wa-innahu grave disobedienceyoldan çıkmadırالبتہ گناہ ہے lafis'qun And indeedve şüphesizاور بیشک wa-inna the devilsşeytanlarشیاطین l-shayāṭīna inspirefısıldarlarالبتہ وحی کرتے ہیں / القاء کرتے ہیں layūḥūna todostlarınaطرف ilā
their friendsاپنے دوستوں کے awliyāihim so that they dispute with yousizinle mücadele etmeleriniتاکہ وہ جھگڑیں تم سے liyujādilūkum and ifve eğerاور اگر wa-in you obey themonlara uyarsanızاطاعت کرو گے تم ان کی aṭaʿtumūhum indeed, youşüphesiz siz deبیشک تم innakum (would) be the polytheistsmüşriklerden (olursunuz)البتہ مشرک ہوگے lamush'rikūna١٢١
Is (one) whokimse gibi midir?کیا بھلا وہ جو awaman wasikenتھا kāna deadölüمردہ maytan and We gave him lifekendisini dirilttiğimizتو ہم نے زندہ کیا اس کو fa-aḥyaynāhu and We madeve verdiğimizاور بنایا ہم نے wajaʿalnā for himkendisineاس کے لئے lahu lightbir ışıkایک نور nūran he walksyürüyebileceğiوہ چاہتا ہے yamshī wherebyonunlaساتھ اس کے bihi amongarasındaمیں
the peopleinsanlarلوگوں l-nāsi like (one) whokimseninہوسکتا ہے جو kaman [similar to him]benzeriمانند اس کے mathaluhu (is) iniçindekiمیں the darknesseskaranlıklarاندھیروں میں ہے l-ẓulumāti notolmayanنہیں ہے laysa he comes outçıkışıنکلنے والا bikhārijin of itondanان سے min'hā Thusişte öyleاسی طرح kadhālika
is made fair-seemingsüslü gösterilmiştirخوبصورت بنادیا گیا ہے zuyyina to the disbelieverskafirlereکافروں کے لئے lil'kāfirīna what(işler)جو they wereolduklarıہیں kānū doingyapıyorوہ عمل کرتے yaʿmalūna١٢٢ And thusve böyleceاور اسی طرح wakadhālika We placedyaptıkبنادیا ہم نے / مقرر کردیا ہم نے jaʿalnā
inherمیں everyہر kulli citykentinبستی qaryatin greatestbüyükleriniبڑے بڑے akābira (of) its criminals(oranın) suçlularıاس کے مجرموں کو muj'rimīhā so that they plottuzak kursunlar diyeتاکہ وہ مکرو فریب کریں liyamkurū thereinoradaاس میں fīhā And not(oysa)اور نہیں wamā
they plotonlar tuzak kurmazlarوہ چالیں چلتے yamkurūna exceptbaşkasınaمگر illā against themselveskendilerindenاپنے نفسوں کے ساتھ bi-anfusihim and notama farkında değillerdirاور نہیں wamā they perceiveوہ شعور رکھتے yashʿurūna١٢٣ And whenve zamanاور جب wa-idhā comes to themonlara geldiğiآتی ہے ان کے پاس jāathum
a Signbir ayetکوئی نشانی āyatun they saydedilerوہ کہتے ہیں qālū Neverkat'iyyen inanmayızہم ہرگز نہیں lan we will believeایمان لائیں nu'mina untilkadarیہاں تک کہ ḥattā we are givenbize verilinceyeہم دیئے جائیں nu'tā likeaynısıمانند (اس کے) mith'la whatverileninجو was givenدیے گئے ūtiya (to the) Messengerselçilerineرسول rusulu (of) AllahAllah'ınاللہ کے l-lahi Allahاللہ تعالیٰ l-lahu
knows bestdaha iyi bilirزیادہ جانتا ہے aʿlamu whereyeriجہاں ḥaythu He placeskoyacağıوہ ڈالے yajʿalu His Messagemesajınıاپنی رسالت کو risālatahu Will afflicterişecektirعنقریب پہنچے گی sayuṣību those whokimselereان لوگوں کو alladhīna committed crimessuç işleyen(lere)جنہوں نے جرم کیا ajramū
a humiliationbir aşağılıkذلت ṣaghārun fromkatındaہاں ʿinda Allahاللہ کے ہاں l-lahi and a punishmentve bir azabاور عذاب waʿadhābun severeçetinشدید shadīdun for whatkarşıبوجہ اس کے bimā they used to(yaptıkları)جو تھے kānū plothilelerineوہ مکرو فریب کرتے yamkurūna١٢٤
١٤٤
‹ 142page 143 of the printed Mushaf144 ›