وَلَا تَقۡرَبُواۡ مَالَ ٱلۡيَتِيمِ إِلَّا بِٱلَّتِى هِىَ أَحۡسَنُ حَتَّىٰ يَبۡلُغَ أَشُدَّهُۥ‌ۖ وَأَوۡفُواۡ ٱلۡكَيۡلَ وَٱلۡمِيزَانَ بِٱلۡقِسۡطِ‌ۖ لَا نُكَلِّفُ نَفۡسًا إِلَّا وُسۡعَهَا‌ۖ وَإِذَا قُلۡتُمۡ فَٱعۡدِلُواۡ وَلَوۡ كَانَ ذَا قُرۡبَىٰ‌ۖ وَبِعَهۡدِ ٱللَّهِ أَوۡفُواۡ‌ۚ ذٰلِكُمۡ وَصَّـٰكُم بِهِۦ لَعَلَّكُمۡ تَذَكَّرُونَ ١٥٢

And (do) notyaklaşmayınاور نہwalāgo nearتم قریب جاؤtaqrabūwealthmalınaمال کےmāla(of) the orphansyetiminیتیم کےl-yatīmiexceptmüstesnaمگرillāwith that(olması)ساتھ اس طریقے کےbi-allatīwhichonunوہhiya(is) besten güzel biçimdeاچھا ہےaḥsanuuntilkadarیہاں تک کہḥattāhe reacheserişinceyeوہ پہنچ پائےyablughahis maturityerginlik çağınaاپنی جوانی کو / سن اشد کوashuddahuAnd give fullve tam yapınاور پورا کروwa-awfū[the] measureölçüناپ کوl-kaylaand the weightve tartıyıاور تول کوwal-mīzānawith justiceadaletleانصاف کے ساتھbil-qis'ṭiNotbiz teklif etmeyizنہیںWe burdenہم تکلیف دیتےnukallifuany soulkişiyeکسی جان کوnafsanexceptdışındakiniمگرillā(to) its capacitygücünün yettiğindenاس کی وسعت کے مطابقwus'ʿahāAnd whenve zamanاور جبwa-idhāyou speaksöylediğinizکہو تم / بات کروqul'tumthen be justadalet yapınتم تو عدل کروfa-iʿ'dilūeven ifeğerاگرچہwalawhe isolsa daہوںkāna(one of)akrabanızdhāa near relativeقریبی رشتے دارqur'bāAnd (the) Covenantve tutunاور عہد کوwabiʿahdi(of) AllahAllah'aاللہ کےl-lahifulfilverdiğiniz sözüپورا کروawfūThatişteیہ باتdhālikum(He) has enjoined on yousize tavsiye etti.وصیت کرتا ہے وہ تمہیںwaṣṣākumwith itbunlarıساتھ اس کےbihiso that you mayumulur kiتاکہ تمlaʿallakumrememberöğüt alırsınızنصیحت پکڑوtadhakkarūna

152 And do not approach the orphan's property except in a way that is best until he reaches maturity. And give full measure and weight in justice. We do not charge any soul except [with that within] its capacity. And when you testify, be just, even if [it concerns] a near relative. And the covenant of Allah fulfill. This has He instructed you that you may remember.

152 Yetim malına, erginlik çağına erişene kadar en iyi şeklin dışında yaklaşmayın; ölçüyü ve tartıyı doğru yapın. Biz kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükleriz. Konuştuğunuzda, akraba bile olsa sözünüzde adil olun. Allah'ın ahdini yerine getirin. Allah size bunları öğüt almanız için buyurmaktadır.

152 Yetimin malına yaklaşmayın; yalnız erginlik çağına erişinceye kadar (malına) en güzel biçimde (yaklaşabilir ve uygun şekilde harcayabilirsiniz). Ölçü ve tartıyı tam adaletle yapın. Biz kimseye gücünün yettiğinden fazlasını teklif etmeyiz. Söylediğiniz zaman da, yakınınız da olsa âdil olun ve Allah'a verdiğiniz sözü tutun. Öğüt alıp düşünesiniz diye Allah bunları size emretmiştir.

152 اور یتیم کے مال کے پاس بھی نہ جانا مگر ایسے طریق سے کہ بہت ہی پسندیدہ ہو یہاں تک کہ وہ جوانی کو پہنچ جائے اور ناپ تول انصاف کے ساتھ پوری پوری کیا کرو ہم کسی کو تکلیف نہیں دیتے مگر اس کی طاقت کے مطابق اور جب (کسی کی نسبت) کوئی بات کہو تو انصاف سے کہو گو وہ (تمہارا) رشتہ دار ہی ہو اور خدا کے عہد کو پورا کرو ان باتوں کا خدا تمہیں حکم دیتا ہے تاکہ تم نصحیت کرو

152 (1) اور یہ کہ یتیم کے مال کے قریب نہ جاوٴ مگر ایسے طریقہ سے جو بہترین ہو2 یہاں تک کہ وہ اپنے سنِ رُشد کو پہنچ جائے،(۷) اور ناپ تول میں پورا انصاف کرو، ہم ہر شخص پر ذمہ داری کا اُتنا ہی بار رکھتے ہیں جتنا اس کے امکان میں ہے،3(۸) اور جب بات کہو انصاف کی کہو خواہ معاملہ اپنے رشتہ دار ہی کا کیوں نہ ہو، (۹) اور اللہ کے عہد کو پُورا کرو۔4ان باتوں کی ہدایت اللہ نے تمہیں کی ہے شاید کہ تم نصیحت قبول کرو

وَأَنَّ هَـٰذَا صِرٰطِى مُسۡتَقِيمًا فَٱتَّبِعُوهُ‌ۖ وَلَا تَتَّبِعُواۡ ٱلسُّبُلَ فَتَفَرَّقَ بِكُمۡ عَن سَبِيلِهِۦ‌ۚ ذٰلِكُمۡ وَصَّـٰكُم بِهِۦ لَعَلَّكُمۡ تَتَّقُونَ ١٥٣

And thatve işteاور بیشکwa-annathisbudurیہhādhā(is) My pathbenim yolumمیرا راستہ ہےṣirāṭīstraightdosdoğruسیدھاmus'taqīmanso follow itona uyunپس پیروی کرو اس کیfa-ittabiʿūhuAnd (do) notuymayınاور نہwalāfollowتم پیروی کروtattabiʿūthe (other) pathsyollaraراستوں کیl-subulathen they will separateayırmasınورنہ وہ جدا کریں گےfatafarraqayousiziتم کوbikumfromO'nun yolundanسےʿanHis pathاس کے راستے (سے)sabīlihiThatböyleceیہ باتdhālikum(He) has enjoined on yousize tavsiye ettiوصیت کرتا ہے وہ تمہیںwaṣṣākum[with it]kendisiyleساتھ اس کےbihiso that you mayumulur kiتاکہ تمlaʿallakumbecome righteouskorunursunuzتقویٰ اختیار کروtattaqūna

153 And, [moreover], this is My path, which is straight, so follow it; and do not follow [other] ways, for you will be separated from His way. This has He instructed you that you may become righteous.

153 Bu, dosdoğru olan yoluma uyun. Sizi Allah yolundan ayrı düşürecek yollara uymayın. Allah size bunları sakınasınız diye buyurmaktadır.

153 İşte benim doğru yolum budur; ona uyun. Sizi O'nun yolundan ayıracak başka yollara uymayın. (Azabından) korunmanız için Allah size böyle tavsiye etmiştir.

153 اور یہ کہ میرا سیدھا رستہ یہی ہے تو تم اسی پر چلنا اور اور رستوں پر نہ چلنا کہ (ان پر چل کر) خدا کے رستے سے الگ ہو جاؤ گے ان باتوں کا خدا تمہیں حکم دیتا ہے تاکہ تم پرہیزگار بنو

153 (1۰) نیز اس کی ہدایت یہ ہے کہ یہی میرا سیدھا راستہ ہے لہٰذا تم اِسی پر چلو اور دُوسرے راستوں پر نہ چلو کہ وہ اُس کے راستے سے ہٹاکر تمہیں پراگندہ کردیں گے۔135 یہ ہے وہ ہدایت جو تمہارے رب نے تمہیں کی ہے، شاید کہ تم کَج روی سے بچو۔

ثُمَّ ءَاتَيۡنَا مُوسَى ٱلۡكِتَـٰبَ تَمَامًا عَلَى ٱلَّذِىٓ أَحۡسَنَ وَتَفۡصِيلاً لِّكُلِّ شَىۡءٍ وَهُدًى وَرَحۡمَةً لَّعَلَّهُم بِلِقَآءِ رَبِّهِمۡ يُؤۡمِنُونَ ١٥٤

MoreoversonraپھرthummaWe gaveverdikدی ہم نےātaynāMusaMusa'yaموسیٰ کوmūsāthe BookKitabıکتابl-kitābacompleting (Our Favor)(ni'metimizi) tamamlamak içinپورا کرنے کوtamāmanonüzerineاوپرʿalāthe one whokimselereاس کے جوalladhīdid goodiyilik eden(lere)نیکی کرےaḥsanaand an explanationve açıklamak (için)اور تفصیل (بیان کرنے کو)watafṣīlanof everyherہرlikullithingşeyiچیز کے لئےshayinand a guidanceve yola ileticiاور باعث ہدایتwahudanand mercyve rahmet olarakاور باعث رحمتwaraḥmatanso that they mayumulur kiتاکہ وہlaʿallahumin (the) meetingkavuşacaklarınaملاقات کاbiliqāi(with) their LordRablerineاپنے رب کیrabbihimbelieveinanırlarایمان رکھیں / ایمان لائیںyu'minūna

154 Then We gave Moses the Scripture, making complete [Our favor] upon the one who did good and as a detailed explanation of all things and as guidance and mercy that perhaps in [the matter of] the meeting with their Lord they would believe.

154 Sonra, iyilik işleyenlere nimeti tamamlamak, her şeyi uzun uzadıya açıklamak, doğruyu göstermek ve rahmet olmak üzere Musa'ya Kitap'ı verdik. Rablerine kavuşacaklarına belki artık inanırlar.

154 Sonra iyilik edenlere (nimetimizi) tamamlamak, her şeyi açıklamak ve doğru yola iletici ve rahmet olmak üzere Musa'ya Kitab'ı verdik ki, Rablerinin huzuruna varacaklarına inansınlar.

154 (ہاں) پھر (سن لو کہ) ہم نے موسیؑ کو کتاب عنایت کی تھی تاکہ ان لوگوں پر جو نیکوکار ہیں نعمت پوری کر دیں اور (اس میں) ہر چیز کا بیان (ہے) اور ہدایت (ہے) اور رحمت ہے تاکہ (ان کی امت کے) لوگ اپنے پروردگار کے رُوبرو حاضر ہونے کا یقین کریں

154 پھر ہم نے موسیٰ ؑ کو کتاب عطا کی تھی جو بھلائی کی روش اختیار کرنے والے انسان پر نعمت کی تکمیل اور ہر ضروری چیز کی تفصیل اور سراسر ہدایت و رحمت تھی (اور اس لیے بھی اسرائیل کو دی گئی تھی کہ) شاید لوگ اپنے رب کی ملاقات پر ایمان لائیں۔1

وَهَـٰذَا كِتَـٰبٌ أَنزَلۡنَـٰهُ مُبَارَكٌ فَٱتَّبِعُوهُ وَٱتَّقُواۡ لَعَلَّكُمۡ تُرۡحَمُونَ ١٥٥

And thisişte bu (Kur'an) daاور یہwahādhā(is) a BookKitaptırکتاب ہےkitābunWe have revealed it indirdiğimizنازل کیا ہم نے اس کوanzalnāhublessedmübarekبابرکت ہےmubārakunso follow itO'na uyunپس پیروی کرو اس کیfa-ittabiʿūhuand fear (Allah)ve korununاور تقویٰ اختیار کروwa-ittaqūso that you mayumulur ki sizتاکہ تمlaʿallakumreceive mercymerhamet olunursunuzتم رحم کئے جاؤtur'ḥamūna

155 And this [Qur'an] is a Book We have revealed [which is] blessed, so follow it and fear Allah that you may receive mercy.

155 Bu, indirdiğimiz kutsal Kitap'dır, ona uyun. "Bizden önce iki topluluğa kitap indirildi, bizim onların okuduklarından haberimiz yok" demekten veya "Bize kitap indirilseydi onlardan daha doğru yolda olurduk" demekten sakının ki merhamet olunasınız. Şüphesiz o, size Rabbinizden belge, yol gösteren ve rahmet olarak gelmiştir. Allah'ın ayetlerini yalanlayandan ve onlardan yüz çevirenden daha zalim kimdir? Ayetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden ötürü, kötü bir azabla cezalandıracağız.

155 İşte bu (Kur'ân) da mübarek bir Kitap'tır. Onu biz indirdik. Ona uyun ve Allah'tan korkun ki, size rahmet edilsin.

155 اور (اے کفر کرنے والوں) یہ کتاب بھی ہمیں نے اتاری ہے برکت والی تو اس کی پیروی کرو اور (خدا سے) ڈرو تاکہ تم پر مہربانی کی جائے

155 اور اسی طرح یہ کتاب ہم نے نازل کی ہے، ایک برکت والی کتاب پس تم اِس کی پیروی کرو اور تقویٰ کی روش اختیار کرو، بعید نہیں کہ تم پر رحم کیا جائے

أَن تَقُولُوٓاۡ إِنَّمَآ أُنزِلَ ٱلۡكِتَـٰبُ عَلَىٰ طَآئِفَتَيۡنِ مِن قَبۡلِنَا وَإِن كُنَّا عَن دِرَاسَتِهِمۡ لَغَـٰفِلِينَ ١٥٦

Lestdemeyesinizیہ کہanyou sayتم کہوtaqūlūOnlyyalnızاس کے سوا نہیںinnamāwas revealedindirildiاتاری گئیunzilathe BookKitapکتابl-kitābuonüzerineاوپرʿalāthe two groupsiki toplulukدو گروہوں کےṭāifataynifrombizden öncekiسےminbefore usہم سے پہلےqablināand indeedbiz ise idikاور بیشکwa-inwe wereتھے ہمkunnāaboutonların okumasındanاس کےʿantheir studyپڑھنے پڑھانے سےdirāsatihimcertainly unawarehabersizالبتہ غافلlaghāfilīna

156 [We revealed it] lest you say, "The Scripture was only sent down to two groups before us, but we were of their study unaware,"

156 Bu, indirdiğimiz kutsal Kitap'dır, ona uyun. "Bizden önce iki topluluğa kitap indirildi, bizim onların okuduklarından haberimiz yok" demekten veya "Bize kitap indirilseydi onlardan daha doğru yolda olurduk" demekten sakının ki merhamet olunasınız. Şüphesiz o, size Rabbinizden belge, yol gösteren ve rahmet olarak gelmiştir. Allah'ın ayetlerini yalanlayandan ve onlardan yüz çevirenden daha zalim kimdir? Ayetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden ötürü, kötü bir azabla cezalandıracağız.

156 (Onu size indirdik ki:) "Kitap, sadece bizden önceki iki topluluğa (yahudi ve hıristiyanlara) indirildi; biz ise, onların okumasından habersizdik (o kitapları okuyamıyor ve dillerini anlayamıyorduk)" demeyesiniz.

156 (اور اس لیے اتاری ہے) کہ (تم یوں نہ) کہو کہ ہم سے پہلے دو ہی گروہوں پر کتابیں اتری تھیں اور ہم ان کے پڑھنے سے (معذور اور) بےخبر تھے

156 اب تم یہ نہیں کہہ سکتے کہ کتاب تو ہم سے پہلے کے دو گروہوں کو دی گئی تھی،1 اور ہم کو کچھ خبر نہ تھی کہ وہ کیا پڑھتے پڑھاتے تھے

أَوۡ تَقُولُواۡ لَوۡ أَنَّآ أُنزِلَ عَلَيۡنَا ٱلۡكِتَـٰبُ لَكُنَّآ أَهۡدَىٰ مِنۡهُمۡ‌ۚ فَقَدۡ جَآءَكُم بَيِّنَةٌ مِّن رَّبِّكُمۡ وَهُدًى وَرَحۡمَةٌ‌ۚ فَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّن كَذَّبَ بِـَٔـايَـٰتِ ٱللَّهِ وَصَدَفَ عَنۡهَا‌ۗ سَنَجۡزِى ٱلَّذِينَ يَصۡدِفُونَ عَنۡ ءَايَـٰتِنَا سُوٓءَ ٱلۡعَذَابِ بِمَا كَانُواۡ يَصۡدِفُونَ ١٥٧

Oryahutیاawyou saydemeyesinizتم کہوtaqūlūIfeğerکہ اگرlaw[that]şüphesiz kiبیشک ہمannāwas revealedindirilseydiنازل کی جاتیunzilato usbizeہم پرʿalaynāthe BookKitapکتابl-kitābusurely we (would) have beenbiz olurdukالبتہ ہوتے ہمlakunnābetter guideddaha doğru yoldaزیادہ ہدایت یافتہahdāthan themonlardanان سےmin'humSo verilyişteتو تحقیقfaqadhas come to yousize de geldiآگئی ہے تمہارے پاسjāakumclear proofsaçık delilکھلی دلیلbayyinatunfromRabbinizdenسےminyour Lordتمہارے رب کی طرف سےrabbikumand a Guidanceve hidayetاور ہدایتwahudanand a Mercyve rahmetاور رحمتwaraḥmatunThen whokim olabilir?تو کونfaman(is) more unjustdaha zalimزیادہ بڑا ظالم ہےaẓlamuthan (he) whokimsedenاس سے جوmimmandeniesyalanlayıpجھٹلائےkadhaba[with] (the) Versesayetleriniآیات کوbiāyāti(of) AllahAllah'ınاللہ کیl-lahiand turns awayve yüz çevirenاور روکےwaṣadafafrom themonlardanان سےʿanhāWe will recompensecezalandıracağızعنقریب ہم جزا دیں گےsanajzīthose whokimseleriان لوگوں کوalladhīnaturn awayyüz çevirenleriجو منہ موڑتے ہیںyaṣdifūnafromayetlerimizdenسےʿanOur Signsہماری آیات سےāyātinā(with) an evilen kötüsüyleبراsūapunishmentazabınعذابl-ʿadhābibecauseötürüبوجہ اس کےbimāthey used toyüz çevirmelerindenجو تھےkānūturn awayوہ منہ موڑتےyaṣdifūna

157 Or lest you say, "If only the Scripture had been revealed to us, we would have been better guided than they." So there has [now] come to you a clear evidence from your Lord and a guidance and mercy. Then who is more unjust than one who denies the verses of Allah and turns away from them? We will recompense those who turn away from Our verses with the worst of punishment for their having turned away.

157 Bu, indirdiğimiz kutsal Kitap'dır, ona uyun. "Bizden önce iki topluluğa kitap indirildi, bizim onların okuduklarından haberimiz yok" demekten veya "Bize kitap indirilseydi onlardan daha doğru yolda olurduk" demekten sakının ki merhamet olunasınız. Şüphesiz o, size Rabbinizden belge, yol gösteren ve rahmet olarak gelmiştir. Allah'ın ayetlerini yalanlayandan ve onlardan yüz çevirenden daha zalim kimdir? Ayetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden ötürü, kötü bir azabla cezalandıracağız.

157 Yahut: "Eğer bize kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk", demeyesiniz. İşte size de Rabbinizden açık delil, hidayet ve rahmet geldi. Allah'ın âyetlerini yalanlayıp, onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Âyetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmeleri sebebiyle azabın en kötüsüyle cezalandıracağız.

157 یا (یہ نہ) کہو کہ اگر ہم پر بھی کتاب نازل ہوتی تو ہم ان لوگوں کی نسبت کہیں سیدھے رستے پر ہوتے سو تمہارے پاس تمہارے پروردگار کی طرف سے دلیل اور ہدایت اور رحمت آ گئی ہے تو اس سے بڑھ کر ظالم کون ہوگا جو خدا کی آیتوں کی تکذیب کرے اور ان سے (لوگوں کو) پھیرے جو لوگ ہماری آیتوں سے پھیرتے ہیں اس پھیرنے کے سبب ہم ان کو برے عذاب کی سزا دیں گے

157 اور اب تم یہ بہانہ بھی نہیں کرسکتے کہ اگر ہم پر کتاب نازل کی گئی ہوتی تو ہم ان سے زیادہ راست رو ثابت ہوتے۔ تمہارے پاس تمہارے رب کی طرف سے ایک دلیلِ روشن اور ہدایت اور رحمت آگئی ہے، اب اس سے بڑھ کر ظالم کون ہوگا جو اللہ کی آیات کو جھٹلائے اور ان سے منہ موڑے۔1 جو لوگ ہماری آیات سے منہ موڑتے ہیں انہیں اس رُوگردانی کی پاداش میں ہم بدترین سزا دے کر رہیں گے

Surah 6 / Al-An'am / The Cattle سورة الأنعام 150
And (do) notyaklaşmayınاور نہ walā go nearتم قریب جاؤ taqrabū wealthmalınaمال کے māla (of) the orphansyetiminیتیم کے l-yatīmi exceptmüstesnaمگر illā with that(olması)ساتھ اس طریقے کے bi-allatī whichonunوہ hiya (is) besten güzel biçimdeاچھا ہے aḥsanu untilkadarیہاں تک کہ ḥattā he reacheserişinceyeوہ پہنچ پائے yablugha his maturityerginlik çağınaاپنی جوانی کو / سن اشد کو ashuddahu
And give fullve tam yapınاور پورا کرو wa-awfū [the] measureölçüناپ کو l-kayla and the weightve tartıyıاور تول کو wal-mīzāna with justiceadaletleانصاف کے ساتھ bil-qis'ṭi Notbiz teklif etmeyizنہیں We burdenہم تکلیف دیتے nukallifu any soulkişiyeکسی جان کو nafsan exceptdışındakiniمگر illā
(to) its capacitygücünün yettiğindenاس کی وسعت کے مطابق wus'ʿahā And whenve zamanاور جب wa-idhā you speaksöylediğinizکہو تم / بات کرو qul'tum then be justadalet yapınتم تو عدل کرو fa-iʿ'dilū even ifeğerاگرچہ walaw he isolsa daہوں kāna (one of)akrabanız dhā a near relativeقریبی رشتے دار qur'bā And (the) Covenantve tutunاور عہد کو wabiʿahdi
(of) AllahAllah'aاللہ کے l-lahi fulfilverdiğiniz sözüپورا کرو awfū Thatişteیہ بات dhālikum (He) has enjoined on yousize tavsiye etti.وصیت کرتا ہے وہ تمہیں waṣṣākum with itbunlarıساتھ اس کے bihi so that you mayumulur kiتاکہ تم laʿallakum rememberöğüt alırsınızنصیحت پکڑو tadhakkarūna١٥٢
And thatve işteاور بیشک wa-anna thisbudurیہ hādhā (is) My pathbenim yolumمیرا راستہ ہے ṣirāṭī straightdosdoğruسیدھا mus'taqīman so follow itona uyunپس پیروی کرو اس کی fa-ittabiʿūhu And (do) notuymayınاور نہ walā followتم پیروی کرو tattabiʿū the (other) pathsyollaraراستوں کی l-subula
then they will separateayırmasınورنہ وہ جدا کریں گے fatafarraqa yousiziتم کو bikum fromO'nun yolundanسے ʿan His pathاس کے راستے (سے) sabīlihi Thatböyleceیہ بات dhālikum (He) has enjoined on yousize tavsiye ettiوصیت کرتا ہے وہ تمہیں waṣṣākum [with it]kendisiyleساتھ اس کے bihi so that you mayumulur kiتاکہ تم laʿallakum
become righteouskorunursunuzتقویٰ اختیار کرو tattaqūna١٥٣ Moreoversonraپھر thumma We gaveverdikدی ہم نے ātaynā MusaMusa'yaموسیٰ کو mūsā the BookKitabıکتاب l-kitāba completing (Our Favor)(ni'metimizi) tamamlamak içinپورا کرنے کو tamāman onüzerineاوپر ʿalā the one whokimselereاس کے جو alladhī
did goodiyilik eden(lere)نیکی کرے aḥsana and an explanationve açıklamak (için)اور تفصیل (بیان کرنے کو) watafṣīlan of everyherہر likulli thingşeyiچیز کے لئے shayin and a guidanceve yola ileticiاور باعث ہدایت wahudan and mercyve rahmet olarakاور باعث رحمت waraḥmatan so that they mayumulur kiتاکہ وہ laʿallahum in (the) meetingkavuşacaklarınaملاقات کا biliqāi
(with) their LordRablerineاپنے رب کی rabbihim believeinanırlarایمان رکھیں / ایمان لائیں yu'minūna١٥٤ And thisişte bu (Kur'an) daاور یہ wahādhā (is) a BookKitaptırکتاب ہے kitābun We have revealed it indirdiğimizنازل کیا ہم نے اس کو anzalnāhu blessedmübarekبابرکت ہے mubārakun so follow itO'na uyunپس پیروی کرو اس کی fa-ittabiʿūhu
and fear (Allah)ve korununاور تقویٰ اختیار کرو wa-ittaqū so that you mayumulur ki sizتاکہ تم laʿallakum receive mercymerhamet olunursunuzتم رحم کئے جاؤ tur'ḥamūna١٥٥ Lestdemeyesinizیہ کہ an you sayتم کہو taqūlū Onlyyalnızاس کے سوا نہیں innamā was revealedindirildiاتاری گئی unzila the BookKitapکتاب l-kitābu
onüzerineاوپر ʿalā the two groupsiki toplulukدو گروہوں کے ṭāifatayni frombizden öncekiسے min before usہم سے پہلے qablinā and indeedbiz ise idikاور بیشک wa-in we wereتھے ہم kunnā aboutonların okumasındanاس کے ʿan their studyپڑھنے پڑھانے سے dirāsatihim certainly unawarehabersizالبتہ غافل laghāfilīna
١٥٦ Oryahutیا aw you saydemeyesinizتم کہو taqūlū Ifeğerکہ اگر law [that]şüphesiz kiبیشک ہم annā was revealedindirilseydiنازل کی جاتی unzila to usbizeہم پر ʿalaynā the BookKitapکتاب l-kitābu surely we (would) have beenbiz olurdukالبتہ ہوتے ہم lakunnā better guideddaha doğru yoldaزیادہ ہدایت یافتہ ahdā than themonlardanان سے min'hum
So verilyişteتو تحقیق faqad has come to yousize de geldiآگئی ہے تمہارے پاس jāakum clear proofsaçık delilکھلی دلیل bayyinatun fromRabbinizdenسے min your Lordتمہارے رب کی طرف سے rabbikum and a Guidanceve hidayetاور ہدایت wahudan and a Mercyve rahmetاور رحمت waraḥmatun Then whokim olabilir?تو کون faman
(is) more unjustdaha zalimزیادہ بڑا ظالم ہے aẓlamu than (he) whokimsedenاس سے جو mimman deniesyalanlayıpجھٹلائے kadhaba [with] (the) Versesayetleriniآیات کو biāyāti (of) AllahAllah'ınاللہ کی l-lahi and turns awayve yüz çevirenاور روکے waṣadafa from themonlardanان سے ʿanhā We will recompensecezalandıracağızعنقریب ہم جزا دیں گے sanajzī those whokimseleriان لوگوں کو alladhīna
turn awayyüz çevirenleriجو منہ موڑتے ہیں yaṣdifūna fromayetlerimizdenسے ʿan Our Signsہماری آیات سے āyātinā (with) an evilen kötüsüyleبرا sūa punishmentazabınعذاب l-ʿadhābi becauseötürüبوجہ اس کے bimā they used toyüz çevirmelerindenجو تھے kānū turn awayوہ منہ موڑتے yaṣdifūna١٥٧
١٥٠
‹ 148page 149 of the printed Mushaf150 ›