وَنَادَىٰٓ أَصۡحَـٰبُ ٱلۡجَنَّةِ أَصۡحَـٰبَ ٱلنَّارِ أَن قَدۡ وَجَدۡنَا مَا وَعَدَنَا رَبُّنَا حَقًّا فَهَلۡ وَجَدتُّم مَّا وَعَدَ رَبُّكُمۡ حَقًّا‌ۖ قَالُواۡ نَعَمۡ‌ۚ فَأَذَّنَ مُؤَذِّنُۢ بَيۡنَهُمۡ أَن لَّعۡنَةُ ٱللَّهِ عَلَى ٱلظَّـٰلِمِينَ ٤٤

And will call outve seslendiاور پکاریں گےwanādā(the) companionshalkıوالےaṣḥābu(of) Paradisecennetجنتl-janati(to the) companionshalkınaوالوں کوaṣḥāba(of) the Fireateşآگl-nārithatkiکہanIndeedmuhakkakتحقیقqadwe foundbiz buldukپایا ہم نےwajadnāwhatşeyiجو(had) promised usbize va'dettiğiniوعدہ کیا تھا ہم نےwaʿadanāour LordRabbimizinہمارے رب نےrabbunātruegerçekسچاḥaqqanSo havemu?تو کیاfahalyou foundsiz buldunuzپایا تم نےwajadttumwhatşeyiجو(was) promisedsize va'dettiğiniوعدہ کیا تھاwaʿada(by) your LordRabbinizinتمہارے رب نےrabbukum(to be) truegerçekسچاḥaqqanThey will saydedilerوہ کہیں گےqālūYesevetہاںnaʿamThen will announceve seslendiکہیں تو پکارے گاfa-adhanaan announcerbir ünleyiciایک پکارنے والاmu-adhinunamong themaralarındanان کے درمیانbaynahum[that]diyeکہan(The) cursela'netiلعنتlaʿnatu(of) AllahAllah'ınاللہ کیl-lahi(is) onüzerine olsunپرʿalāthe wrongdoerszalimlerinظالموں (پر)l-ẓālimīna

44 And the companions of Paradise will call out to the companions of the Fire, "We have already found what our Lord promised us to be true. Have you found what your Lord promised to be true?" They will say, "Yes." Then an announcer will announce among them, "The curse of Allah shall be upon the wrongdoers."

44 Cennetlikler, cehennemliklere: "Biz Rabbimizin bize vadettiğini gerçek bulduk, Rabbinizin size de vadettiğini gerçek buldunuz mu?" diye seslenirler, "Evet" derler. Aralarında bir münadi, "Allah'ın laneti Allah yolundan alıkoyan, o yolun eğriliğini isteyen ve ahireti inkar eden zalimleredir" diye seslenir.

44 Cennet ehli, cehennem ehline: "Rabbimizin bize vaad ettiğini gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin size vaad ettiğini gerçek buldunuz mu?" diye seslenirler. Onlar da "evet" derler. Bunun üzerine aralarında bir çağırıcı şöyle seslenir: "Allah'ın laneti zalimler üzerine olsun!

44 اور اہل بہشت دوزخیوں سے پکار کر کہیں گے کہ جو وعدہ ہمارے پروردگار نے ہم سے کیا تھا ہم نے تو اسے سچا پالیا۔ بھلا جو وعدہ تمہارے پروردگار نے تم سے کیا تھا تم نے بھی اسے سچا پایا؟ وہ کہیں گے ہاں تو (اس وقت) ان میں ایک پکارنے والا پکارے گا کہ بےانصافوں پر خدا کی لعنت

44 پھر یہ جنت کے لوگ دوزخ والوں سے پکار کر کہیں گے، "ہم نے اُن سارے وعدوں کو ٹھیک پا لیا جو ہمارے رب نے ہم سے کیے تھے، کیا تم نے بھی ان وعدوں کو ٹھیک پایا جو تمہارے رب نے کیے تھے؟" وہ جواب دیں گے "ہاں" تب ایک پکارنے والا ان کے درمیان پکارے گا کہ "خدا کی لعنت اُن ظالموں پر

ٱلَّذِينَ يَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَيَبۡغُونَهَا عِوَجًا وَهُم بِٱلۡأَخِرَةِ كَـٰفِرُونَ ٤٥

Those whoonlar kiوہ لوگalladhīnahindermenedipجو روکتے تھےyaṣuddūnafromyolundanسےʿan(the) wayراستےsabīli(of) AllahAllah'ınاللہ کےl-lahiand seek in itve onu isterlerاور تلاش کرتے تھے اس کاwayabghūnahācrookednesseğriltmekٹیڑھا پنʿiwajanwhile they (are)ve onlarاور وہwahumconcerning the Hereafterahireti deآخرت کےbil-ākhiratidisbelieversinkar ederlerdiانکاری تھےkāfirūna

45 Who averted [people] from the way of Allah and sought to make it [seem] deviant while they were, concerning the Hereafter, disbelievers.

45 Cennetlikler, cehennemliklere: "Biz Rabbimizin bize vadettiğini gerçek bulduk, Rabbinizin size de vadettiğini gerçek buldunuz mu?" diye seslenirler, "Evet" derler. Aralarında bir münadi, "Allah'ın laneti Allah yolundan alıkoyan, o yolun eğriliğini isteyen ve ahireti inkar eden zalimleredir" diye seslenir.

45 Onlar, Allah'ın yolundan men ederler ve onu eğriltmek isterler, ahireti de inkâr ederlerdi".

45 جو خدا کی راہ سے روکتے اور اس میں کجی ڈھونڈتے اور آخرت سے انکار کرتے تھے

45 جو اللہ کے راستے سے لوگوں کو روکتے اور اسے ٹیڑھا کرنا چاہتے تھے اور آخرت کے منکر تھے"

وَبَيۡنَهُمَا حِجَابٌ‌ۚ وَعَلَى ٱلۡأَعۡرَافِ رِجَالٌ يَعۡرِفُونَ كُلاَّۢ بِسِيمَـٰهُمۡ‌ۚ وَنَادَوۡاۡ أَصۡحَـٰبَ ٱلۡجَنَّةِ أَن سَلَـٰمٌ عَلَيۡكُمۡ‌ۚ لَمۡ يَدۡخُلُوهَا وَهُمۡ يَطۡمَعُونَ ٤٦

And between themiki taraf arasındaاور ان دونوں کے درمیانwabaynahumā(will be) a partitionbir perde (vardır)ایک آڑ ہوگی / ایک دیوار ہوگیḥijābunand onve üzerindeاور پرwaʿalāthe heightsA'rafاعراف (پر)l-aʿrāfi(will be) menerkekler (vardır)کچھ لوگ ہوں گےrijālunrecognizingtanıyanوہ پہچانتے ہوں گےyaʿrifūnaallhepsiniہر ایک کوkullanby their marksyüzlerindeki işaretleriyleان کے چہرے سے/ ان کی علامت سےbisīmāhumAnd they will call outve seslendilerاور وہ پکاریں گےwanādaw(to the) companionshalkınaوالوں کوaṣḥāba(of) Paradisecennetجنت والوں کوl-janatithatdiyeکہanPeaceselam olsunسلام ہوsalāmun(be) upon yousizeتم پرʿalaykumNotcennete girmemişنہیںlamthey have entered itوہ داخل ہوئے ہوں گے اس میںyadkhulūhābut theyfakat onlarاور وہwahumhopebeklemektedirlerامید رکھتے ہوں گےyaṭmaʿūna

46 And between them will be a partition, and on [its] elevations are men who recognize all by their mark. And they call out to the companions of Paradise, "Peace be upon you." They have not [yet] entered it, but they long intensely.

46 İki taraf arasında bir perde ve burçlar üzerinde her iki tarafı da simalarından tanıyan adamlar vardır; cennetliklere, "Size selam olsun" derler. Bunlar henüz girmeyen fakat cenneti uman kimselerdir.

46 Cennetliklerle cehennemlikler arasında bir perde vardır. A'raf üzerinde de, her iki taraftakileri simalarından tanıyan kişiler vardır. Bunlar cennetliklere: "selâm olsun size" diye seslenirler. Bunlar henüz cennete girmemiş, fakat girmeyi arzu eden kimselerdir.

46 ان دونوں (یعنی بہشت اور دوزخ) کے درمیان (اعراف نام) ایک دیوار ہو گی اور اعراف پر کچھ آدمی ہوں گے جو سب کو ان کی صورتوں سے پہچان لیں گے۔ تو وہ اہل بہشت کو پکار کر کہیں گے کہ تم پر سلامتی ہو۔ یہ لوگ بھی بہشت میں داخل تو نہیں ہوں گے مگر امید رکھتے ہوں گے

46 ان دونوں گروہوں کے درمیان ایک اوٹ حائل ہوگی جس کی بلندیوں (اَعراف) پر کچھ اور لوگ ہوں گے۔ یہ ہر ایک کو اس کے قیافہ سے پہچانیں گے اور جنّت والوں سے پکار کر کہیں گے کہ ”سلامتی ہو تم پر“ یہ لوگ جنّت میں داخل تو نہیں ہوئے مگر اس کے امیدوار ہوں گے۔1

۞وَإِذَا صُرِفَتۡ أَبۡصَـٰرُهُمۡ تِلۡقَآءَ أَصۡحَـٰبِ ٱلنَّارِ قَالُواۡ رَبَّنَا لَا تَجۡعَلۡنَا مَعَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلظَّـٰلِمِينَ ٤٧

And whenzamanاور جبwa-idhāare turnedçevrildiğiپھیری جائیں گیṣurifattheir eyesgözleriان کی نگاہیںabṣāruhumtowardstarafınaطرفtil'qāa(the) companionshalkıوالوں کےaṣḥābi(of) the Fireateşآگ (والوں کے)l-nārithey (will) saydedilerوہ کہیں گےqālūOur LordRabbimizاے ہمارے ربrabbanā(Do) notbizi bulundurmaنہplace usکر ہم کوtajʿalnāwithberaberساتھmaʿathe people topluluklaقوم کےl-qawmithe wrongdoerszalimظالم (قوم کےساتھ)l-ẓālimīna

47 And when their eyes are turned toward the companions of the Fire, they say, "Our Lord, do not place us with the wrongdoing people."

47 Gözleri cehennemlikler yönüne çevrilince: "Rabbimiz! Bizi zalimlerle beraber bulundurma" derler.

47 Gözleri cehennemlikler tarafına çevrilince de: "Rabbimiz! Bizi zalim toplulukla beraber eyleme!" derler.

47 اور جب ان کی نگاہیں پلٹ کر اہل دوزخ کی طرف جائیں گی تو عرض کریں گے کہ اے ہمارے پروردگار ہم کو ظالم لوگوں کے ساتھ شامل نہ کیجیو

47 اور جب ان کی نگاہیں دوزخ والوں کی طرف پھریں گی تو کہیں گے، "اے رب! ہمیں اِن ظالم لوگوں میں شامل نہ کیجیو"

وَنَادَىٰٓ أَصۡحَـٰبُ ٱلۡأَعۡرَافِ رِجَالاً يَعۡرِفُونَهُم بِسِيمَـٰهُمۡ قَالُواۡ مَآ أَغۡنَىٰ عَنكُمۡ جَمۡعُكُمۡ وَمَا كُنتُمۡ تَسۡتَكۡبِرُونَ ٤٨

And (will) call outve seslendilerاور پکاریں گےwanādā(the) companionshalkıوالےaṣḥābu(of) the heightsA'rafاعراف (والے)l-aʿrāfi(to) menbirtakım adamlaraکچھ لوگوں کوrijālanwhom they recognizetanıdıklarıجن کو وہ پہچانتے ہوں گےyaʿrifūnahumby their marksyüzlerindenان کی علامات سےbisīmāhumsayingdediler kiوہ کہیں گےqālūNothiçbir yarar sağlamadıنہ(has) availedکام آیاaghnā[to] yousizeتم کوʿankumyour gatheringtopluluğunuzunجتھا تمہاراjamʿukumand whatne deاور جو کچھwamāyou weresizeتھے تمkuntumarrogant (about)büyüklük taslamanızتم تکبر کرتےtastakbirūna

48 And the companions of the Elevations will call to men [within Hell] whom they recognize by their mark, saying, "Of no avail to you was your gathering and [the fact] that you were arrogant."

48 Burçlarda olanlar, simalarından tanıdıkları adamlara; Topluluğunuz, topladığınız mal ve büyüklük taslamalarınız size fayda vermedi. Allah'ın rahmetine erdirmeyeceğine yemin ettikleriniz bunlar mıydı? Oysa Allah onlara şöyle der: "Cennete girin, size korku yoktur, sizler mahzun da olmayacaksınız."

48 A'raftakiler yüzlerinden tanıdıkları kişilere seslenerek şöyle derler: "Ne topluluğunuz, ne de büyüklük taslamanız, size hiç bir yarar sağlamadı".

48 اور اہل اعراف (کافر) لوگوں کو جنہیں ان کی صورتوں سے شناخت کرتے ہوں گے پکاریں گے اور کہیں گے (کہ آج) نہ تو تمہاری جماعت ہی تمہارے کچھ کام آئی اور نہ تمہارا تکبّر (ہی سودمند ہوا)

48 پھر یہ اعراف کے لوگ دوزخ کی چند بڑی بڑی شخصیتوں کو ان کی علامتوں سے پہچان کر پکاریں گے کہ "دیکھ لیا تم نے، آج نہ تمہارے جتھے تمہارے کسی کام آئے اور نہ وہ ساز و سامان جن کو تم بڑی چیز سمجھتے تھے

أَهَـٰٓؤُلَآءِ ٱلَّذِينَ أَقۡسَمۡتُمۡ لَا يَنَالُهُمُ ٱللَّهُ بِرَحۡمَةٍ‌ۚ ٱدۡخُلُواۡ ٱلۡجَنَّةَ لَا خَوۡفٌ عَلَيۡكُمۡ وَلَآ أَنتُمۡ تَحۡزَنُونَ ٤٩

Are thesebunlar mıydı?کیا یہی ہیںahāulāithe ones whomkimselerوہ لوگalladhīnayou had swornyemin ettiğinizقسم کھائی تم نےaqsamtum(that) notonları erdirmeyecek diyeنہیں(will) grant themپہنچائے گا ان کوyanāluhumuAllahاللہl-lahuMercyhiçbir rahmeteرحمتbiraḥmatinEntergirinداخل ہوجاؤud'khulūParadisecenneteجنت میںl-janata(There will be) noyokturنہیںfearkorkuکوئی خوفkhawfunupon youartık sizeتم پرʿalaykumand notve değilsinizاور نہwalāyousizتمantumwill grieveüzülecek deغمگین ہوں گےtaḥzanūna

49 [Allah will say], "Are these the ones whom you [inhabitants of Hell] swore that Allah would never offer them mercy? Enter Paradise, [O People of the Elevations]. No fear will there be concerning you, nor will you grieve."

49 Burçlarda olanlar, simalarından tanıdıkları adamlara; Topluluğunuz, topladığınız mal ve büyüklük taslamalarınız size fayda vermedi. Allah'ın rahmetine erdirmeyeceğine yemin ettikleriniz bunlar mıydı? Oysa Allah onlara şöyle der: "Cennete girin, size korku yoktur, sizler mahzun da olmayacaksınız."

49 "Allah onları hiç bir rahmete erdirmiyecek, diye yemin ettiğiniz kimseler bunlar mıydı?" (Cennetliklere dönerek): "Girin cennete, artık size ne korku vardır, ne de siz üzüleceksiniz" derler.

49 (پھر مومنوں کی طرف اشارہ کر کے کہیں گے) کیا یہ وہی لوگ ہیں جن کے بارے میں تم قسمیں کھایا کرتے تھے کہ خدا اپنی رحمت سے ان کی دستگیری نہیں کرے گا (تو مومنو) تم بہشت میں داخل ہو جاؤ تمہیں کچھ خوف نہیں اور نہ تم کو کچھ رنج واندوہ ہوگا

49 اور کیا یہ اہل جنت وہی لوگ نہیں ہیں جن کے متعلق تم قسمیں کھا کھا کر کہتے تھے کہ اِن کو تو خدا پنی رحمت میں سے کچھ بھی نہ دے گا؟ آج انہی سے کہا گیا کہ داخل ہو جاؤ جنت میں، تمہارے لیے نہ خوف ہے نہ رنج"

وَنَادَىٰٓ أَصۡحَـٰبُ ٱلنَّارِ أَصۡحَـٰبَ ٱلۡجَنَّةِ أَنۡ أَفِيضُواۡ عَلَيۡنَا مِنَ ٱلۡمَآءِ أَوۡ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ‌ۚ قَالُوٓاۡ إِنَّ ٱللَّهَ حَرَّمَهُمَا عَلَى ٱلۡكَـٰفِرِينَ ٥٠

And (will) call outve seslendilerاور پکاریں گےwanādā(the) companionshalkıوالےaṣḥābu(of) the Fireateşآگ (والے)l-nāri(to the) companionshalkınaوالوں کوaṣḥāba(of) Paradisecennetجنت (والوں کو)l-janati[that]diyeیہ کہanPourbiraz da akıtınڈالو / پلٹوafīḍūupon usbizim üzerimizeہم پرʿalaynā[of]su(yunuz)danسےmina(some) waterپانی میں سےl-māiorveyaیاawof whatsize verdiği rızıktanاس میں سے جوmimmā(has been) provided (to) youرزق دیا تم کوrazaqakumu(by) AllahAllah'ınاللہ نےl-lahuThey (will) saydediler kiوہ کہیں گےqālūIndeedşüphesizبیشکinnaAllahاللہ تعالیٰl-lahahas forbidden bothbu ikisini haram etmiştirحرام کردیاḥarramahumātoüzerineپرʿalāthe disbelieverskafirlerکافروں (پر)l-kāfirīna

50 And the companions of the Fire will call to the companions of Paradise, "Pour upon us some water or from whatever Allah has provided you." They will say, "Indeed, Allah has forbidden them both to the disbelievers."

50 Cehennemlikler cennetliklere, "Bize biraz su veya Allah'ın size verdiği rızıktan gönderin" diye seslenirler, onlar da, "Doğrusu Allah dinlerini alay ve eğlenceye alan, dünya hayatına aldanan inkarcılara ikisini de haram etmiştir" derler. Bugünle karşılaşacaklarını unuttukları, ayetlerimizi bile bile inkar ettikleri gibi biz de onları unutuyoruz.

50 Cehennemdekiler, cennettekilere: "Bize biraz su akıtın veya Allah'ın size verdiği rızıktan bize de verin." diye seslenirler. Cennettekiler de: "Allah, bunların ikisini de kâfirlere haram kıldı." derler.

50 اور وہ دوزخی بہشتیوں سے (گڑگڑا کر) کہیں گے کہ کسی قدر ہم پر پانی بہاؤ یا جو رزق خدا نے تمہیں عنایت فرمایا ہے ان میں سے (کچھ ہمیں بھی دو) وہ جواب دیں گے کہ خدا نے بہشت کا پانی اور رزق کافروں پر حرام کر دیا ہے

50 اور دوزخ کے لوگ جنت والوں کو پکاریں گے کہ کچھ تھوڑا سا پانی ہم پر ڈال دو یا جو رزق اللہ نے تمہیں دیا ہے اُسی میں سے کچھ پھینک دو وہ جواب دیں گے کہ "اللہ نے یہ دونوں چیزیں اُن منکرین حق پر حرام کر دی ہیں

ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُواۡ دِينَهُمۡ لَهۡوًا وَلَعِبًا وَغَرَّتۡهُمُ ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَا‌ۚ فَٱلۡيَوۡمَ نَنسَـٰهُمۡ كَمَا نَسُواۡ لِقَآءَ يَوۡمِهِمۡ هَـٰذَا وَمَا كَانُواۡ بِـَٔـايَـٰتِنَا يَجۡحَدُونَ ٥١

Those whoonlar kiوہ لوگalladhīnatookyerine koydularجنہوں نے بنالیاittakhadhūtheir religiondinleriniاپنے دین کوdīnahum(as) an amusementbir eğlenceشغلlahwanand playve oyunاور کھیلwalaʿibanand deluded themve kendilerini aldattıاور دھوکے میں ڈالے رکھا ان کوwagharrathumuthe lifehayatıزندگی نےl-ḥayatu(of) the worlddünyaدنیا کیl-dun'yāSo todaybugünتو آجfal-yawmaWe forget thembiz de onları unuturuzہم بھلادیں گے ان کوnansāhumasgibiجیسا کہkamāthey forgotunuttuklarıوہ بھول گئے تھےnasū(the) meetingkarşılaşacaklarınıملاقات کوliqāa(of) their daygünleriyleاپنے اس دن کیyawmihimthisbuاسhādhāand [what]veاور جوwamā(as) they used toettikleriتھے وہkānūwith Our Versesayetlerimiziہماری آیات کاbiāyātināthey rejectbile bile inkarانکار کرتےyajḥadūna

51 Who took their religion as distraction and amusement and whom the worldly life deluded." So today We will forget them just as they forgot the meeting of this Day of theirs and for having rejected Our verses.

51 Cehennemlikler cennetliklere, "Bize biraz su veya Allah'ın size verdiği rızıktan gönderin" diye seslenirler, onlar da, "Doğrusu Allah dinlerini alay ve eğlenceye alan, dünya hayatına aldanan inkarcılara ikisini de haram etmiştir" derler. Bugünle karşılaşacaklarını unuttukları, ayetlerimizi bile bile inkar ettikleri gibi biz de onları unutuyoruz.

51 Onlar ki, dinlerini bir eğlence ve oyun yerine koydular ve dünya hayatı kendilerini aldattı. Onlar, bugüne kavuşacaklarını nasıl unuttular ve âyetlerimizi nasıl inkâr ettilerse, biz de bugün onları öyle unuturuz.

51 جنہوں نے اپنے دین کو تماشا اور کھیل بنا رکھا تھا اور دنیا کی زندگی نے ان کو دھوکے میں ڈال رکھا تھا۔ تو جس طرح یہ لوگ اس دن کے آنے کو بھولے ہوئے اور ہماری آیتوں سے منکر ہو رہے تھے۔ اسی طرح آج ہم بھی انہیں بھلا دیں گے

51 جنہوں نے اپنے دین کو کھیل اور تفریح بنا لیا تھا اور جنہیں دنیا کی زندگی نے فریب میں مبتلا کر رکھا تھا۔ اللہ فرماتا ہے کہ آج ہم بھی انہیں اسی طرح بُھلا دیں گے جس طرح وہ اِس دن کی ملاقات بھُولے رہے اور ہماری آیتوں کا انکار کرتے رہے۔“1

Surah 7 / Al-A'raf / The Heights سورة الأعراف 157
And will call outve seslendiاور پکاریں گے wanādā (the) companionshalkıوالے aṣḥābu (of) Paradisecennetجنت l-janati (to the) companionshalkınaوالوں کو aṣḥāba (of) the Fireateşآگ l-nāri thatkiکہ an Indeedmuhakkakتحقیق qad we foundbiz buldukپایا ہم نے wajadnā whatşeyiجو (had) promised usbize va'dettiğiniوعدہ کیا تھا ہم نے waʿadanā our LordRabbimizinہمارے رب نے rabbunā truegerçekسچا ḥaqqan
So havemu?تو کیا fahal you foundsiz buldunuzپایا تم نے wajadttum whatşeyiجو (was) promisedsize va'dettiğiniوعدہ کیا تھا waʿada (by) your LordRabbinizinتمہارے رب نے rabbukum (to be) truegerçekسچا ḥaqqan They will saydedilerوہ کہیں گے qālū Yesevetہاں naʿam Then will announceve seslendiکہیں تو پکارے گا fa-adhana an announcerbir ünleyiciایک پکارنے والا mu-adhinun among themaralarındanان کے درمیان baynahum [that]diyeکہ an
(The) cursela'netiلعنت laʿnatu (of) AllahAllah'ınاللہ کی l-lahi (is) onüzerine olsunپر ʿalā the wrongdoerszalimlerinظالموں (پر) l-ẓālimīna٤٤ Those whoonlar kiوہ لوگ alladhīna hindermenedipجو روکتے تھے yaṣuddūna fromyolundanسے ʿan (the) wayراستے sabīli (of) AllahAllah'ınاللہ کے l-lahi and seek in itve onu isterlerاور تلاش کرتے تھے اس کا wayabghūnahā
crookednesseğriltmekٹیڑھا پن ʿiwajan while they (are)ve onlarاور وہ wahum concerning the Hereafterahireti deآخرت کے bil-ākhirati disbelieversinkar ederlerdiانکاری تھے kāfirūna٤٥ And between themiki taraf arasındaاور ان دونوں کے درمیان wabaynahumā (will be) a partitionbir perde (vardır)ایک آڑ ہوگی / ایک دیوار ہوگی ḥijābun and onve üzerindeاور پر waʿalā the heightsA'rafاعراف (پر) l-aʿrāfi
(will be) menerkekler (vardır)کچھ لوگ ہوں گے rijālun recognizingtanıyanوہ پہچانتے ہوں گے yaʿrifūna allhepsiniہر ایک کو kullan by their marksyüzlerindeki işaretleriyleان کے چہرے سے/ ان کی علامت سے bisīmāhum And they will call outve seslendilerاور وہ پکاریں گے wanādaw (to the) companionshalkınaوالوں کو aṣḥāba (of) Paradisecennetجنت والوں کو l-janati thatdiyeکہ an Peaceselam olsunسلام ہو salāmun (be) upon yousizeتم پر ʿalaykum
Notcennete girmemişنہیں lam they have entered itوہ داخل ہوئے ہوں گے اس میں yadkhulūhā but theyfakat onlarاور وہ wahum hopebeklemektedirlerامید رکھتے ہوں گے yaṭmaʿūna٤٦ And whenzamanاور جب wa-idhā are turnedçevrildiğiپھیری جائیں گی ṣurifat their eyesgözleriان کی نگاہیں abṣāruhum towardstarafınaطرف til'qāa
(the) companionshalkıوالوں کے aṣḥābi (of) the Fireateşآگ (والوں کے) l-nāri they (will) saydedilerوہ کہیں گے qālū Our LordRabbimizاے ہمارے رب rabbanā (Do) notbizi bulundurmaنہ place usکر ہم کو tajʿalnā withberaberساتھ maʿa the people topluluklaقوم کے l-qawmi the wrongdoerszalimظالم (قوم کےساتھ) l-ẓālimīna٤٧ And (will) call outve seslendilerاور پکاریں گے wanādā (the) companionshalkıوالے aṣḥābu
(of) the heightsA'rafاعراف (والے) l-aʿrāfi (to) menbirtakım adamlaraکچھ لوگوں کو rijālan whom they recognizetanıdıklarıجن کو وہ پہچانتے ہوں گے yaʿrifūnahum by their marksyüzlerindenان کی علامات سے bisīmāhum sayingdediler kiوہ کہیں گے qālū Nothiçbir yarar sağlamadıنہ (has) availedکام آیا aghnā [to] yousizeتم کو ʿankum your gatheringtopluluğunuzunجتھا تمہارا jamʿukum
and whatne deاور جو کچھ wamā you weresizeتھے تم kuntum arrogant (about)büyüklük taslamanızتم تکبر کرتے tastakbirūna٤٨ Are thesebunlar mıydı?کیا یہی ہیں ahāulāi the ones whomkimselerوہ لوگ alladhīna you had swornyemin ettiğinizقسم کھائی تم نے aqsamtum (that) notonları erdirmeyecek diyeنہیں (will) grant themپہنچائے گا ان کو yanāluhumu
Allahاللہ l-lahu Mercyhiçbir rahmeteرحمت biraḥmatin Entergirinداخل ہوجاؤ ud'khulū Paradisecenneteجنت میں l-janata (There will be) noyokturنہیں fearkorkuکوئی خوف khawfun upon youartık sizeتم پر ʿalaykum and notve değilsinizاور نہ walā yousizتم antum will grieveüzülecek deغمگین ہوں گے taḥzanūna
٤٩ And (will) call outve seslendilerاور پکاریں گے wanādā (the) companionshalkıوالے aṣḥābu (of) the Fireateşآگ (والے) l-nāri (to the) companionshalkınaوالوں کو aṣḥāba (of) Paradisecennetجنت (والوں کو) l-janati [that]diyeیہ کہ an Pourbiraz da akıtınڈالو / پلٹو afīḍū upon usbizim üzerimizeہم پر ʿalaynā
[of]su(yunuz)danسے mina (some) waterپانی میں سے l-māi orveyaیا aw of whatsize verdiği rızıktanاس میں سے جو mimmā (has been) provided (to) youرزق دیا تم کو razaqakumu (by) AllahAllah'ınاللہ نے l-lahu They (will) saydediler kiوہ کہیں گے qālū Indeedşüphesizبیشک inna Allahاللہ تعالیٰ l-laha has forbidden bothbu ikisini haram etmiştirحرام کردیا ḥarramahumā toüzerineپر ʿalā
the disbelieverskafirlerکافروں (پر) l-kāfirīna٥٠ Those whoonlar kiوہ لوگ alladhīna tookyerine koydularجنہوں نے بنالیا ittakhadhū their religiondinleriniاپنے دین کو dīnahum (as) an amusementbir eğlenceشغل lahwan and playve oyunاور کھیل walaʿiban
and deluded themve kendilerini aldattıاور دھوکے میں ڈالے رکھا ان کو wagharrathumu the lifehayatıزندگی نے l-ḥayatu (of) the worlddünyaدنیا کی l-dun'yā So todaybugünتو آج fal-yawma We forget thembiz de onları unuturuzہم بھلادیں گے ان کو nansāhum asgibiجیسا کہ kamā they forgotunuttuklarıوہ بھول گئے تھے nasū
(the) meetingkarşılaşacaklarınıملاقات کو liqāa (of) their daygünleriyleاپنے اس دن کی yawmihim thisbuاس hādhā and [what]veاور جو wamā (as) they used toettikleriتھے وہ kānū with Our Versesayetlerimiziہماری آیات کا biāyātinā they rejectbile bile inkarانکار کرتے yajḥadūna٥١
١٥٧
‹ 155page 156 of the printed Mushaf157 ›