۞وَإِذۡ نَتَقۡنَا ٱلۡجَبَلَ فَوۡقَهُمۡ كَأَنَّهُۥ ظُلَّةٌ وَظَنُّوٓاۡ أَنَّهُۥ وَاقِعُۢ بِهِمۡ خُذُواۡ مَآ ءَاتَيۡنَـٰكُم بِقُوَّةٍ وَٱذۡكُرُواۡ مَا فِيهِ لَعَلَّكُمۡ تَتَّقُونَ ١٧١

And whenhaniاور جبwa-idhWe raisedkaldırmıştıkہم نے اٹھایاnataqnāthe mountaindağıپہاڑ کوl-jabalaabove themüzerlerineان کے اوپرfawqahumas if it wassanki gibiگویا کہ وہka-annahua canopybir gölgeایک سائبان ہےẓullatunand they thoughtve sanmışlardıاور انہوں نے سمجھ لیاwaẓannūthat itonlar şüphesizکہ بیشک وہannahu(would) fallüstlerine düşecekگرنے والا ہےwāqiʿunupon themonlarınان پرbihim(We said), "Taketutunپکڑوkhudhūwhatşeyi (Kitabı)جوWe have given yousize verdiğimدیا ہم نے تم کوātaynākumwith strengthkuvvetleمضبوطی کے ساتھbiquwwatinand rememberve hatırlayınاور یاد کروwa-udh'kurūwhatolanıجو(is) in itiçindeاس میں ہےfīhiso that you maybelkiتاکہ تمlaʿallakumfear Allahkorunursunuzمتقی بن جاؤtattaqūna

171 And [mention] when We raised the mountain above them as if it was a dark cloud and they were certain that it would fall upon them, [and Allah said], "Take what We have given you with determination and remember what is in it that you might fear Allah."

171 Tur dağını, gölgelik gibi onların üzerlerine yükseltmiştik, onlar tepelerine düşeceğini sanmışlardı. Onlara: "Size verdiğimiz Kitap'a sıkıca sarılın, içinde olanı düşünün ki sakınanlardan olasınız" demiştik.

171 Hani bir zamanlar biz o dağı gölgelik gibi tepelerine çekmiştik de üzerlerine düşüyor zannettikleri bir sırada demiştik ki; "size verdiğimiz kitabı kuvvetle tutun ve içindekini hatırınızdan çıkarmayın, umulur ki korunursunuz."

171 اور جب ہم نے ان (کے سروں) پر پہاڑ اٹھا کھڑا کیا گویا وہ سائبان تھا اور انہوں نے خیال کیا کہ وہ ان پر گرتا ہے تو (ہم نے کہا کہ) جو ہم نے تمہیں دیا ہے اسے زور سے پکڑے رہو۔ اور جو اس میں لکھا ہے اس پر عمل کرو تاکہ بچ جاؤ

171 انہیں وہ وقت بھی کچھ یاد ہے جبکہ ہم نے پہاڑ کو ہلا کر اُن پر اس طرح چھا دیا تھا کہ گویا وہ چھتری ہےاور یہ گمان کر رہے تھے کہ وہ ان پر آ پڑے گا اور اُس وقت ہم نے اُن سے کہا تھا کہ جو کتاب ہم تمہیں دے رہے ہیں اسے مضبوطی کے ساتھ تھامو اور جو کچھ اس میں لکھا ہے اسے یاد رکھو،توقع ہے کہ تم غلط روی سے بچے رہو گے۔ 1

وَإِذۡ أَخَذَ رَبُّكَ مِنۢ بَنِىٓ ءَادَمَ مِن ظُهُورِهِمۡ ذُرِّيَّتَهُمۡ وَأَشۡهَدَهُمۡ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمۡ أَلَسۡتُ بِرَبِّكُمۡ‌ۖ قَالُواۡ بَلَىٰ‌ۛ شَهِدۡنَآ‌ۛ أَن تَقُولُواۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِ إِنَّا كُنَّا عَنۡ هَـٰذَا غَـٰفِلِينَ ١٧٢

And whenve haniاور جبwa-idh(was) takenalmıştıنکالا۔ لیاakhadha(by) your LordRabbinتیرے رب نےrabbukafromoğullarındanسے۔ کوmin(the) Childrenبنیbanī(of) Adam Ademآدم کوādamafrombellerindenسےmintheir loins ان کی پیٹھوںẓuhūrihimtheir descendantszürriyetleriniان کی اولادوں کوdhurriyyatahumand made them testifyve şahid tutmuştuاور ان کو گواہ بنایاwa-ashhadahumoveronlarıپرʿalāthemselveskendilerineان کے نفسوں (پر)anfusihimAm I notben değil miyim?کیا نہیں ہوں میںalastuyour Lordsizin Rabbinizتمہارا ربbirabbikumThey saiddedilerانہوں نے کہاqālūYesevetکیوں نہیںbalāwe have testifiedşahidizہم نے گواہی دیshahid'nāLestdemeyesinizکہanyou sayتم کہو گےtaqūlū(on the) Daygünüدنyawma(of) the Resurrectionkıyametقیامت کےl-qiyāmatiIndeedbiz elbetteبیشک ہمinnāwe wereidikتھے ہمkunnāaboutbundanاس سےʿanthishādhāunawarehabersizغافلghāfilīna

172 And [mention] when your Lord took from the children of Adam - from their loins - their descendants and made them testify of themselves, [saying to them], "Am I not your Lord?" They said, "Yes, we have testified." [This] - lest you should say on the day of Resurrection, "Indeed, we were of this unaware."

172 Rabbin, insanoğlunun sulbünden soyunu alıp devam ettirmiş, onlara: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim" demiş ve buna kendilerini şahit tutmuştu. Onlar da: "Evet şahidiz" demişlerdi. Bu, kıyamet günü, "Bizim bundan haberimiz yoktu" dersiniz veya "Daha önce babalarımız Allah'a ortak koşmuşlardı, biz de onlardan sonra gelen bir soyuz, bizi, boşa çalışanların yaptıklarından ötürü yok eder misin?" dersiniz diyedir.

172 Bir de Rabbin, Âdemoğullarından, bellerindeki zürriyetlerini alıp da onları kendi nefislerine şahit tutarak: Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" dediği vakit, "pekâlâ Rabbimizsin, şahidiz" dediler. (Bunu) kıyamet günü "Bizim bundan haberimiz yoktu." demeyesiniz diye (yapmıştık).

172 اور جب تمہارے پروردگار نے بنی آدم سے یعنی ان کی پیٹھوں سے ان کی اولاد نکالی تو ان سے خود ان کے مقابلے میں اقرار کرا لیا (یعنی ان سے پوچھا کہ) کیا تمہارا پروردگار نہیں ہوں۔ وہ کہنے لگے کیوں نہیں ہم گواہ ہیں (کہ تو ہمارا پروردگار ہے)۔ یہ اقرار اس لیے کرایا تھا کہ قیامت کے دن (کہیں یوں نہ) کہنے لگو کہ ہم کو تو اس کی خبر ہی نہ تھی

172 1اور اے نبی، لوگوں کو یاد دلاؤ وہ وقت جبکہ تمہارے رب نے بنی آدم کی پُشتوں سے ان کی نسل کو نکالا تھا اور انہیں خود ان کے اوپر گواہ بناتے ہوئے پوچھا تھا ”کیا میں تمارا رب نہیں ہوں؟“ انہوں نے کہا”ضرور آپ ہی ہمارے رب ہیں ، ہم اس پر گواہی دیتے ہیں2“۔ یہ ہم نے اس لیے کیا کہ کہیں تم قیامت کے روز یہ نہ کہہ دو کہ ”ہم اس بات سے بے خبر تھے“

أَوۡ تَقُولُوٓاۡ إِنَّمَآ أَشۡرَكَ ءَابَآؤُنَا مِن قَبۡلُ وَكُنَّا ذُرِّيَّةً مِّنۢ بَعۡدِهِمۡ‌ۖ أَفَتُهۡلِكُنَا بِمَا فَعَلَ ٱلۡمُبۡطِلُونَ ١٧٣

Oryahutیاawyou saydemeyesinizتم کہو گےtaqūlūOnlyşüphesizبیشکinnamāpartners (were) associated (with Allah)ortak koştuشرک کیا تھاashraka(by) our forefathersbabalarımızہمارے آباؤ اجداد نےābāunāfromdaha önceاس سےminbefore (us)پہلےqabluand we arebiz de oldukاور تھے ہمwakunnādescendantsbir nesilاولادdhurriyyatanfromonlardan sonra gelenminafter themان کے بعدbaʿdihimSo will You destroy usbizi helak mı ediyorsun?کیا پھر تو ہلاک کرے گا ہم کوafatuh'likunāfor whatyüzündenبوجہ اس کے جوbimādidyaptıklarıکیاfaʿalathe falsifiersiptal edenlerinباطل پرستوں نے۔ غلط کار لوگوں نےl-mub'ṭilūna

173 Or [lest] you say, "It was only that our fathers associated [others in worship] with Allah before, and we were but descendants after them. Then would You destroy us for what the falsifiers have done?"

173 Rabbin, insanoğlunun sulbünden soyunu alıp devam ettirmiş, onlara: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim" demiş ve buna kendilerini şahit tutmuştu. Onlar da: "Evet şahidiz" demişlerdi. Bu, kıyamet günü, "Bizim bundan haberimiz yoktu" dersiniz veya "Daha önce babalarımız Allah'a ortak koşmuşlardı, biz de onlardan sonra gelen bir soyuz, bizi, boşa çalışanların yaptıklarından ötürü yok eder misin?" dersiniz diyedir.

173 Yahut, atalarımız daha önce şirk koşmuşlardı. Biz onlardan sonra gelen bir nesil idik, şimdi o batıl yolu tutanların yaptıkları yüzünden bizi helâk mi edeceksin, demeyesiniz diye (yapmıştık).

173 یا یہ (نہ) کہو کہ شرک تو پہلے ہمارے بڑوں نے کیا تھا۔ اور ہم تو ان کی اولاد تھے (جو) ان کے بعد (پیدا ہوئے)۔ تو کیا جو کام اہل باطل کرتے رہے اس کے بدلے تو ہمیں ہلاک کرتا ہے

173 یا یہ نہ کہنے لگو کہ ”شرک کی ابتدا تو ہمارے باپ دادا نے ہم سے پہلے کی تھی اور ہم بعد کو ان کی نسل سے پیدا ہوئے، پھر کیا آپ ہمیں اُس قصُور میں پکڑتے ہیں جو غلط کار لوگوں نے کیا تھا۔“1

وَكَذٰلِكَ نُفَصِّلُ ٱلۡأَيَـٰتِ وَلَعَلَّهُمۡ يَرۡجِعُونَ ١٧٤

And thusişte böyleاور اسی طرحwakadhālikaWe explainbiz açıklıyoruzہم واضح طور پر پیش کرتے ہیںnufaṣṣiluthe Versesayetleriآیاتl-āyātiso that they mayartık herhaldeاور شاید کہ وہwalaʿallahumreturndöner(yola gelir)lerپلٹ آئیںyarjiʿūna

174 And thus do We [explain in] detail the verses, and perhaps they will return.

174 Belki doğru yola dönerler diye ayetleri böylece uzun uzadıya açıklıyoruz.

174 Ve işte biz, âyetleri böyle ayrıntılı olarak açıklıyoruz ki, belki dönerler.

174 اور اسی طرح ہم (اپنی) آیتیں کھول کھول کر بیان کرتے ہیں تاکہ یہ رجوع کریں

174 دیکھو، اِس طرح ہم نشانیاں واضح طور پر پیش کرتے ہیں۔1 اور اس لیے کرتے ہیں کہ یہ لوگ پلٹ آئیں۔2

وَٱتۡلُ عَلَيۡهِمۡ نَبَأَ ٱلَّذِىٓ ءَاتَيۡنَـٰهُ ءَايَـٰتِنَا فَٱنسَلَخَ مِنۡهَا فَأَتۡبَعَهُ ٱلشَّيۡطَـٰنُ فَكَانَ مِنَ ٱلۡغَاوِينَ ١٧٥

And reciteve okuاور پڑھ کر سنایئےwa-ut'luto themonlaraان پرʿalayhim(the) storyhaberiniخبرnaba-a(of the) one whomkiاس شخص کیalladhīWe gave [him]kendisine verdikدیں ہم نے اس کوātaynāhuOur Versesayetlerimiziاپنی آیاتāyātinābut he detachedsıyrıldı çıktı'پس نکل بھاگا وہfa-insalakha[from] themonlardanان سےmin'hāso followed himonu peşine taktıپس پیچھے لگ گیا اس کےfa-atbaʿahuthe Shaitaanşeytanشیطانl-shayṭānuand he becameböylece olduتو ہوگیاfakānaofazgınlardanمیں سےminathose gone astrayگمراہوںl-ghāwīna

175 And recite to them, [O Muhammad], the news of him to whom we gave [knowledge of] Our signs, but he detached himself from them; so Satan pursued him, and he became of the deviators.

175 Onlara, şeytanın peşine takdığı ve kendisine verdiğimiz ayetlerden sıyrılarak azgınlıklardan olan kişinin olayını anlat.

175 Onlara, kendisine âyetlerimizi sunduğumuz o adamın kıssasını da anlat; âyetlerden sıyrılıp çıktı, derken onu şeytan arkasına taktı, en sonunda da helak olanlardan oldu.

175 اور ان کو اس شخص کا حال پڑھ کر سنا دو جس کو ہم نے اپنی آیتیں عطا فرمائیں (اور ہفت پارچہٴ علم شرائع سے مزین کیا) تو اس نے ان کو اتار دیا پھر شیطان اس کے پیچھے لگا تو وہ گمراہوں میں ہوگیا

175 اور اے محمد ؐ ، اِن کے سامنے اُس شخص کا حال بیان کرو جس کو ہم نے اپنی آیات کا علم عطا کیا تھا 1 مگر وہ ان کی پابندی سے نِکل بھاگا۔ آخر کار شیطان اس کے پیچھے پڑ گیا یہاں تک کہ وہ بھٹکنے والوں میں شامل ہو کر رہا

وَلَوۡ شِئۡنَا لَرَفَعۡنَـٰهُ بِهَا وَلَـٰكِنَّهُۥٓ أَخۡلَدَ إِلَى ٱلۡأَرۡضِ وَٱتَّبَعَ هَوَىٰهُ‌ۚ فَمَثَلُهُۥ كَمَثَلِ ٱلۡكَلۡبِ إِن تَحۡمِلۡ عَلَيۡهِ يَلۡهَثۡ أَوۡ تَتۡرُكۡهُ يَلۡهَث‌ۚ ذّٰلِكَ مَثَلُ ٱلۡقَوۡمِ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواۡ بِـَٔـايَـٰتِنَا‌ۚ فَٱقۡصُصِ ٱلۡقَصَصَ لَعَلَّهُمۡ يَتَفَكَّرُونَ ١٧٦

And ifve şayetاور اگرwalawWe willeddileseydikچاہتے ہمshi'nāsurely, We (could) have raised himelbette onu yükseltirdikالبتہ ہم اٹھاتے اس کوlarafaʿnāhuwith theseonlarla (ayetlerle)ساتھ ان کےbihā[and] but hefakat oاور لیکن وہwalākinnahuadheredsaplandıجھک گیاakhladatoyereطرفilāthe earthزمین کیl-arḍiand followedve peşine düştüاور اس نے پیروی کیwa-ittabaʿahis (vain) desireshevesininاپنی خواہشات کیhawāhuSo his exampleonun durumuتو مثال اس کیfamathaluhu(is) like (the) exampledurumuna benzerمانند مثال کے ہےkamathali(of) the dogşu köpeğinکتے کیl-kalbiifeğerاگرinyou attackvarsanتو حملہ کرےtaḥmil[on] himüstüneاس پرʿalayhihe lolls out his tonguedilini sarkıtıp solurزبان باہر نکالتا ہےyalhathorveyahutیاawif you leave himonu bıraksanتو چھوڑ دے اس کوtatruk'huhe lolls out his tonguedilini sarkıtıp solurزبان باہر نکالتا ہےyalhathThatişte budurیہdhālika(is the) exampledurumuمثال ہےmathalu(of) the peopletoplumlarınاس قوم کیl-qawmiwhoyalanlayanجنہوں نےalladhīnadeniedجھٹلایاkadhabū[in] Our Signsayetlerimiziہماری آیات کوbiāyātināSo relateanlatپس بیان کروfa-uq'ṣuṣithe storybu kıssayıحکایاتl-qaṣaṣaso that they maybelkiشاید کہ وہlaʿallahumreflectdüşünürlerغور و فکر کریںyatafakkarūna

176 And if We had willed, we could have elevated him thereby, but he adhered [instead] to the earth and followed his own desire. So his example is like that of the dog: if you chase him, he pants, or if you leave him, he [still] pants. That is the example of the people who denied Our signs. So relate the stories that perhaps they will give thought.

176 Dileseydik, onu ayetlerimizle üstün kılardık; fakat o, dünyaya meyletti ve hevesine uydu. Durumu, üstüne varsan da, kendi haline bıraksan da, dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalan sayan kimselerin hali böyledir. Sen onlara bu kıssayı anlat, belki üzerinde düşünürler.

176 Ve eğer dileseydik onu o âyetlerle yüceltirdik, fakat o alçaklığa saplandı kaldı ve kendi keyfinin ardına düştü. Artık onun ibret verici hali o köpeğin haline benzer ki, üzerine varsan da dilini uzatır solur, bıraksan da solur. İşte bu, âyetlerimizi inkâr eden kavmin misalidir. Bu kıssayı iyice anlat, belki biraz düşünürler.

176 اور اگر ہم چاہتے تو ان آیتوں سے اس (کے درجے) کو بلند کر دیتے مگر وہ تو پستی کی طرف مائل ہوگیا اور اپنی خواہش کے پیچھے چل پڑا۔ تو اس کی مثال کتے کی سی ہوگئی کہ اگر سختی کرو تو زبان نکالے رہے اور یونہی چھوڑ دو تو بھی زبان نکالے رہے۔ یہی مثال ان لوگوں کی ہے جنہوں نے ہماری آیتوں کو جھٹلایا تو ان سے یہ قصہ بیان کردو۔ تاکہ وہ فکر کریں

176 اگر ہم چاہتے اسے اُن آیتوں کے ذریعہ سے بلندی عطا کرتے، مگر وہ تو زمین کی طرف جھک کر رہ گیا اور اپنی خواہش نفس ہی کے پیچھے پڑارہا، لہٰذا اس کی حالت کتّے کی سی ہو گئی کہ تم اس پر حملہ کرو تب بھی زبان لٹکائے رہے اور اسے چھوڑ دو تب بھی زبان لٹکائے رہے۔1 یہی مثال ہے اُن لوگوں کی جو ہماری آیات کو جھٹلاتے ہیں۔ تم یہ حکایات اِن کو سناتے رہو، شاید کہ یہ کچھ غوروفکرکریں

سَآءَ مَثَلاً ٱلۡقَوۡمُ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواۡ بِـَٔـايَـٰتِنَا وَأَنفُسَهُمۡ كَانُواۡ يَظۡلِمُونَ ١٧٧

Evilne kötüdürبڑی ہی بری ہےsāa(as) an exampledurumuمثالmathalan(are) the peopletopluluğunاس قوم کیl-qawmuthose whoyalanlayanجنہوں نےalladhīnadeniedجھٹلایاkadhabūOur Signsayetlerimiziہماری آیات کوbiāyātināand themselvesve kendilerineاور اپنے نفسوں پرwa-anfusahumthey used toolanتھے وہkānūwrongzulmediyorظلم کرتےyaẓlimūna

177 How evil an example [is that of] the people who denied Our signs and used to wrong themselves.

177 Ayetlerimizi yalan sayan, kendine zulmeden millet ne kötü bir misaldir!

177 Âyetlerimizi inkâr edip, sırf kendilerine zulmeden o kavmin hali ne kadar kötüdür!

177 جن لوگوں نے ہماری آیتوں کی تکذیب کی ان کی مثال بری ہے اور انہوں نے نقصان (کیا تو) اپنا ہی کیا

177 بڑی ہی بری مثال ہے ایسے لوگوں کی جنہوں نے ہماری آیات کو جھٹلایا، اور وہ آپ اپنے ہی اوپر ظلم کرتے رہے ہیں

مَن يَهۡدِ ٱللَّهُ فَهُوَ ٱلۡمُهۡتَدِى‌ۖ وَمَن يُضۡلِلۡ فَأُوۡلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡخَـٰسِرُونَ ١٧٨

Whoeverkimeجسےman(is) guidedyol gösterirseہدایت بخشےyahdi(by) AllahAllahاللہl-lahuthen heişte odurپس وہیfahuwa(is) the guided oneyolu bulanہدایت پانے والا ہےl-muh'tadīwhile whoeverve kimi deاور جس کوwamanHe lets go astraysaptırırsaبھٹکا دےyuḍ'lilthen thoseişteپس یہی لوگ ہیںfa-ulāika[they]onlardırوہhumu(are) the losersziyana uğrayanlarجو خسارہ پانے والے ہیںl-khāsirūna

178 Whoever Allah guides - he is the [rightly] guided; and whoever He sends astray - it is those who are the losers.

178 Allah'ın doğru yola sevkettiği kimse doğru yolda olur. Saptırdığı kimseler ise, işte onlar mahvolanlardır.

178 Allah kime hidayet ederse, o hidayete erer, kimi de dalalette bırakırsa, işte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileri olurlar.

178 جس کو خدا ہدایت دے وہی راہ یاب ہے اور جس کو گمراہ کرے تو ایسے ہی لوگ نقصان اٹھانے والے ہیں

178 جسے اللہ ہدایت بخشے بس وہی راہ راست پاتا ہے اور جس کو اللہ اپنی رہنمائی سے محروم کر دے وہی ناکام و نامراد ہو کر رہتا ہے

Surah 7 / Al-A'raf / The Heights سورة الأعراف 174
And whenhaniاور جب wa-idh We raisedkaldırmıştıkہم نے اٹھایا nataqnā the mountaindağıپہاڑ کو l-jabala above themüzerlerineان کے اوپر fawqahum as if it wassanki gibiگویا کہ وہ ka-annahu a canopybir gölgeایک سائبان ہے ẓullatun and they thoughtve sanmışlardıاور انہوں نے سمجھ لیا waẓannū that itonlar şüphesizکہ بیشک وہ annahu (would) fallüstlerine düşecekگرنے والا ہے wāqiʿun upon themonlarınان پر bihim
(We said), "Taketutunپکڑو khudhū whatşeyi (Kitabı)جو We have given yousize verdiğimدیا ہم نے تم کو ātaynākum with strengthkuvvetleمضبوطی کے ساتھ biquwwatin and rememberve hatırlayınاور یاد کرو wa-udh'kurū whatolanıجو (is) in itiçindeاس میں ہے fīhi so that you maybelkiتاکہ تم laʿallakum fear Allahkorunursunuzمتقی بن جاؤ tattaqūna١٧١
And whenve haniاور جب wa-idh (was) takenalmıştıنکالا۔ لیا akhadha (by) your LordRabbinتیرے رب نے rabbuka fromoğullarındanسے۔ کو min (the) Childrenبنی banī (of) Adam Ademآدم کو ādama frombellerindenسے min their loins ان کی پیٹھوں ẓuhūrihim their descendantszürriyetleriniان کی اولادوں کو dhurriyyatahum and made them testifyve şahid tutmuştuاور ان کو گواہ بنایا wa-ashhadahum
overonlarıپر ʿalā themselveskendilerineان کے نفسوں (پر) anfusihim Am I notben değil miyim?کیا نہیں ہوں میں alastu your Lordsizin Rabbinizتمہارا رب birabbikum They saiddedilerانہوں نے کہا qālū Yesevetکیوں نہیں balā we have testifiedşahidizہم نے گواہی دی shahid'nā Lestdemeyesinizکہ an you sayتم کہو گے taqūlū (on the) Daygünüدن yawma
(of) the Resurrectionkıyametقیامت کے l-qiyāmati Indeedbiz elbetteبیشک ہم innā we wereidikتھے ہم kunnā aboutbundanاس سے ʿan this hādhā unawarehabersizغافل ghāfilīna١٧٢ Oryahutیا aw you saydemeyesinizتم کہو گے taqūlū Onlyşüphesizبیشک innamā partners (were) associated (with Allah)ortak koştuشرک کیا تھا ashraka
(by) our forefathersbabalarımızہمارے آباؤ اجداد نے ābāunā fromdaha önceاس سے min before (us)پہلے qablu and we arebiz de oldukاور تھے ہم wakunnā descendantsbir nesilاولاد dhurriyyatan fromonlardan sonra gelen min after themان کے بعد baʿdihim So will You destroy usbizi helak mı ediyorsun?کیا پھر تو ہلاک کرے گا ہم کو afatuh'likunā for whatyüzündenبوجہ اس کے جو bimā didyaptıklarıکیا faʿala
the falsifiersiptal edenlerinباطل پرستوں نے۔ غلط کار لوگوں نے l-mub'ṭilūna١٧٣ And thusişte böyleاور اسی طرح wakadhālika We explainbiz açıklıyoruzہم واضح طور پر پیش کرتے ہیں nufaṣṣilu the Versesayetleriآیات l-āyāti so that they mayartık herhaldeاور شاید کہ وہ walaʿallahum returndöner(yola gelir)lerپلٹ آئیں yarjiʿūna
١٧٤ And reciteve okuاور پڑھ کر سنایئے wa-ut'lu to themonlaraان پر ʿalayhim (the) storyhaberiniخبر naba-a (of the) one whomkiاس شخص کی alladhī We gave [him]kendisine verdikدیں ہم نے اس کو ātaynāhu Our Versesayetlerimiziاپنی آیات āyātinā but he detachedsıyrıldı çıktı'پس نکل بھاگا وہ fa-insalakha [from] themonlardanان سے min'hā
so followed himonu peşine taktıپس پیچھے لگ گیا اس کے fa-atbaʿahu the Shaitaanşeytanشیطان l-shayṭānu and he becameböylece olduتو ہوگیا fakāna ofazgınlardanمیں سے mina those gone astrayگمراہوں l-ghāwīna١٧٥ And ifve şayetاور اگر walaw We willeddileseydikچاہتے ہم shi'nā
surely, We (could) have raised himelbette onu yükseltirdikالبتہ ہم اٹھاتے اس کو larafaʿnāhu with theseonlarla (ayetlerle)ساتھ ان کے bihā [and] but hefakat oاور لیکن وہ walākinnahu adheredsaplandıجھک گیا akhlada toyereطرف ilā the earthزمین کی l-arḍi and followedve peşine düştüاور اس نے پیروی کی wa-ittabaʿa his (vain) desireshevesininاپنی خواہشات کی hawāhu So his exampleonun durumuتو مثال اس کی famathaluhu
(is) like (the) exampledurumuna benzerمانند مثال کے ہے kamathali (of) the dogşu köpeğinکتے کی l-kalbi ifeğerاگر in you attackvarsanتو حملہ کرے taḥmil [on] himüstüneاس پر ʿalayhi he lolls out his tonguedilini sarkıtıp solurزبان باہر نکالتا ہے yalhath orveyahutیا aw if you leave himonu bıraksanتو چھوڑ دے اس کو tatruk'hu
he lolls out his tonguedilini sarkıtıp solurزبان باہر نکالتا ہے yalhath Thatişte budurیہ dhālika (is the) exampledurumuمثال ہے mathalu (of) the peopletoplumlarınاس قوم کی l-qawmi whoyalanlayanجنہوں نے alladhīna deniedجھٹلایا kadhabū [in] Our Signsayetlerimiziہماری آیات کو biāyātinā So relateanlatپس بیان کرو fa-uq'ṣuṣi
the storybu kıssayıحکایات l-qaṣaṣa so that they maybelkiشاید کہ وہ laʿallahum reflectdüşünürlerغور و فکر کریں yatafakkarūna١٧٦ Evilne kötüdürبڑی ہی بری ہے sāa (as) an exampledurumuمثال mathalan (are) the peopletopluluğunاس قوم کی l-qawmu those whoyalanlayanجنہوں نے alladhīna
deniedجھٹلایا kadhabū Our Signsayetlerimiziہماری آیات کو biāyātinā and themselvesve kendilerineاور اپنے نفسوں پر wa-anfusahum they used toolanتھے وہ kānū wrongzulmediyorظلم کرتے yaẓlimūna١٧٧ Whoeverkimeجسے man (is) guidedyol gösterirseہدایت بخشے yahdi (by) AllahAllahاللہ l-lahu
then heişte odurپس وہی fahuwa (is) the guided oneyolu bulanہدایت پانے والا ہے l-muh'tadī while whoeverve kimi deاور جس کو waman He lets go astraysaptırırsaبھٹکا دے yuḍ'lil then thoseişteپس یہی لوگ ہیں fa-ulāika [they]onlardırوہ humu (are) the losersziyana uğrayanlarجو خسارہ پانے والے ہیں l-khāsirūna١٧٨
١٧٤
‹ 172page 173 of the printed Mushaf174 ›