وَإِن يُرِيدُوٓاۡ أَن يَخۡدَعُوكَ فَإِنَّ حَسۡبَكَ ٱللَّهُ‌ۚ هُوَ ٱلَّذِىٓ أَيَّدَكَ بِنَصۡرِهِۦ وَبِٱلۡمُؤۡمِنِينَ ٦٢

But ifeğerاور اگرwa-inthey intendisterlerseوہ چاہیںyurīdūtosana hile yapmakکہandeceive youوہ دھوکہ دیں تجھ کوyakhdaʿūkathen indeedşüphesizتو بیشکfa-innais sufficient for yousana yeterکافی ہے تجھ کوḥasbakaAllahاللہl-lahuHeOوہ اللہhuwa(is) the One Whokiوہ ذات ہےalladhīsupported youseni desteklediجس نے تائید کی تیریayyadakawith His helpyardımıyleساتھ اپنی مدد کےbinaṣrihiand with the believersve mü'minleriاور مومنوں کے ذریعےwabil-mu'minīna

62 But if they intend to deceive you - then sufficient for you is Allah. It is He who supported you with His help and with the believers

62 Seni aldatmak isterlerse, bil ki şüphesiz Allah sana kafidir. Seni ve inananları yardımıyla destekleyen, kalblerini uzlaştıran O'dur. Eğer yeryüzünde olan her şeyi sarfetsen bile, sen onların kalblerini uzlaştıramazdın, ama Allah onları uzlaştırdı. Doğrusu O Güçlü'dür, Hakim'dir.

62 Eğer sana hile yapmak isterlerse, muhakkak ki sana Allah yeter. Seni yardımıyla ve müminlerle güçlendirecek olan O'dur.

62 اور اگر یہ چاہیں کہ تم کو فریب دیں تو خدا تمہیں کفایت کرے گا۔ وہی تو ہے جس نے تم کو اپنی مدد سے اور مسلمانوں (کی جمعیت) سے تقویت بخشی

62 اور اگر وہ دھوکے کی نیت رکھتے ہوں تو تمہارے لیے اللہ کافی ہے۔1 وہی تو ہے جس نے اپنی مدد سے اور مومنوں کے ذریعہ سے تمہاری تائید کی

وَأَلَّفَ بَيۡنَ قُلُوبِهِمۡ‌ۚ لَوۡ أَنفَقۡتَ مَا فِى ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعًا مَّآ أَلَّفۡتَ بَيۡنَ قُلُوبِهِمۡ وَلَـٰكِنَّ ٱللَّهَ أَلَّفَ بَيۡنَهُمۡ‌ۚ إِنَّهُۥ عَزِيزٌ حَكِيمٌ ٦٣

And He (has) put affectionve uzlaştırdıاور الفت ڈال دیwa-allafabetweenarasınıدرمیانbaynatheir heartsonların kalblerininان کے دلوں کےqulūbihimIfşayetاگرlawyou (had) spentsen verseydinتم خرچ کرتےanfaqtawhateverbulunanجو(is) inمیںthe earthyeryüzündeزمین میں ہےl-arḍiallherşeyiسارے کا ساراjamīʿannotyine de uzlaştıramazdınنہ(could) you (have) put affectionتم الفت ڈال سکتے تھےallaftabetweenarasınıدرمیانbaynatheir heartsonların kalblerininان کے دلوں کےqulūbihimbutfakatاور لیکنwalākinnaAllahاللہ تعالیٰ نےl-laha(has) put affectionuzlaştırdıالفت ڈال دیallafabetween themonların arasınıان کے درمیانbaynahumIndeed, Heçünkü Oبیشک وہinnahu(is) All-Mightydaima üstündürزبردست ہےʿazīzunAll-Wisehüküm ve hikmet sahibidirحکمت والا ہےḥakīmun

63 And brought together their hearts. If you had spent all that is in the earth, you could not have brought their hearts together; but Allah brought them together. Indeed, He is Exalted in Might and Wise.

63 Seni aldatmak isterlerse, bil ki şüphesiz Allah sana kafidir. Seni ve inananları yardımıyla destekleyen, kalblerini uzlaştıran O'dur. Eğer yeryüzünde olan her şeyi sarfetsen bile, sen onların kalblerini uzlaştıramazdın, ama Allah onları uzlaştırdı. Doğrusu O Güçlü'dür, Hakim'dir.

63 Müminlerin kalplerini birbirlerine O ısındırdı. Yoksa yeryüzünde ne varsa sen hepsini harcasaydın yine de onların kalblerini (böylesine) ısındıramazdın. Lâkin Allah, kalplerini kaynaştırdı. Muhakkak ki, O azizdir, hakimdir.

63 اور ان کے دلوں میں الفت پیدا کردی۔ اور اگر تم دنیا بھر کی دولت خرچ کرتے تب بھی ان کے دلوں میں الفت نہ پیدا کرسکتے۔ مگر خدا ہی نے ان میں الفت ڈال دی۔ بےشک وہ زبردست (اور) حکمت والا ہے

63 اور مومنوں کے دل ایک دوسرے کے ساتھ جوڑ دیے۔ تم رُوئے زمین کی ساری دولت بھی خرچ کر ڈالتے تو اِن لوگوں کے دل نہ جوڑ سکتے تھے مگر وہ اللہ ہے جس نے ان لوگوں کے دل جوڑے1، یقیناً وہ بڑا زبردست اور دانا ہے

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ حَسۡبُكَ ٱللَّهُ وَمَنِ ٱتَّبَعَكَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ٦٤

OEyاےyāayyuhāProphetpeygamberنبی (صلی اللہ علیہ وآلہ وسلم)l-nabiyuSufficient for yousana yeterکافی ہے تجھ کوḥasbuka(is) AllahAllahاللہl-lahuand whoeverve kimselereاور جوwamanifollows yousana tabi olanlaraپیروی کرے تیریittabaʿakaofmü'minlerdenسےminathe believersمومنوں میں سےl-mu'minīna

64 O Prophet, sufficient for you is Allah and for whoever follows you of the believers.

64 Allah'ın yardımı sana ve sana uyan müminlere yeter.

64 Ey Peygamber! Sana Allah yetişir, arkandan gelen müminlerle beraber.

64 اے نبی! خدا تم کو اور مومنوں کو جو تمہارے پیرو ہیں کافی ہے

64 اے نبیؐ، تمہارے لیے اور تمہارے پیرو اہلِ ایمان کے لیے تو بس اللہ کافی ہے

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ حَرِّضِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ عَلَى ٱلۡقِتَالِ‌ۚ إِن يَكُن مِّنكُمۡ عِشۡرُونَ صَـٰبِرُونَ يَغۡلِبُواۡ مِاۡئَتَيۡنِ‌ۚ وَإِن يَكُن مِّنكُم مِّاۡئَةٌ يَغۡلِبُوٓاۡ أَلۡفًا مِّنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواۡ بِأَنَّهُمۡ قَوۡمٌ لَّا يَفۡقَهُونَ ٦٥

OEyاےyāayyuhāProphetpeygamberنبی (صلی اللہ علیہ وآلہ وسلم)l-nabiyuUrgeteşvik etابھار دئیے۔ رغبت والا ہےḥarriḍithe believersmü'minleriمومنوں کوl-mu'minīnatosavaşaپرʿalā[the] fightجنگ پرl-qitāliIfeğerاگرin(there) areolursaہوں گےyakunamong yousizdenتم میں سےminkumtwentyyirmi (kişi)بیسʿish'rūnasteadfastsabredenصبر کرنے والےṣābirūnathey will overcomeyenerlerغالب آجائیں گےyaghlibūtwo hundrediki yüz(kafir)iدو سو پرmi-atayniAnd ifve eğerاور اگرwa-in(there) areolursaہوںyakunamong yousizdenتم میں سےminkuma hundredyüz (kişi)ایک سوmi-atunthey will overcomeyenerlerغالب آجائیں گےyaghlibūa thousandbin (kişiyi)ایک ہزار پرalfanofkimselerdenسےminathose whoان لوگوں میں سےalladhīnadisbelievekafir(ler)جنہوں نے کفر کیاkafarūbecause theyçünkü onlarبوجہ اس کے بیشک وہbi-annahum(are) a peoplebir toplulukturایک قوم ہیں جوqawmun(who do) notanlamazنہیںunderstandسمجھتیyafqahūna

65 O Prophet, urge the believers to battle. If there are among you twenty [who are] steadfast, they will overcome two hundred. And if there are among you one hundred [who are] steadfast, they will overcome a thousand of those who have disbelieved because they are a people who do not understand.

65 Müminleri savaş için coştur. Sizin sabırlı yirmi kişiniz onlardan ikiyüz kişiyi yener. Sizin yüz kişiniz, inkar edenlerden bin kişiyi yener; çünkü onlar anlayışsız bir güruhtur. Şimdi Allah yükünüzü hafifletti, zira içinizde zaaf bulunduğunu biliyordu. Sizin sabırlı yüz kişiniz onlardan ikiyüz kişiyi yener; sizin bin kişiniz, Allah'ın izniyle, ikibin kişiyi yener. Allah sabredenlerle beraberdir.

65 Ey Peygamber! Müminleri cihada teşvik eyle. Eğer sizden sabredecek yirmi kişi olursa ikiyüze galip gelirler ve eğer sizden yüz kişi olursa kâfirlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar hakkı ve akıbeti düşünmeyen anlayışsız bir kavimdirler.

65 اے نبی! مسلمانوں کو جہاد کی ترغیب دو۔ اور اگر تم بیس آدمی ثابت قدم رہنے والے ہوں گے تو دو سو کافروں پر غالب رہیں گے۔ اور اگر سو (ایسے) ہوں گے تو ہزار پر غالب رہیں گے۔ اس لیے کہ کافر ایسے لوگ ہیں کہ کچھ بھی سمجھ نہیں رکھتے

65 اے نبی ؐ ، مومنوں کو جنگ پر اُبھارو۔ اگر تم میں سے بیس آدمیں صابر ہوں تو وہ دو سو پر غالب آئیں گے اور اگر سو آدمی ایسے ہوں تو منکرینِ حق میں سے ہزار آدمیوں پر بھاری رہیں گے کیونکہ وہ ایسے لوگ ہیں جو سمجھ نہیں رکھتے۔ 1

ٱلۡـَٔـٰنَ خَفَّفَ ٱللَّهُ عَنكُمۡ وَعَلِمَ أَنَّ فِيكُمۡ ضَعۡفًا‌ۚ فَإِن يَكُن مِّنكُم مِّاۡئَةٌ صَابِرَةٌ يَغۡلِبُواۡ مِاۡئَتَيۡنِ‌ۚ وَإِن يَكُن مِّنكُمۡ أَلۡفٌ يَغۡلِبُوٓاۡ أَلۡفَيۡنِ بِإِذۡنِ ٱللَّهِ‌ۗ وَٱللَّهُ مَعَ ٱلصَّـٰبِرِينَ ٦٦

Nowşimdiابal-ānahas (been) lightenedhafiflettiہلکا کردیاkhaffafa(by) AllahAllahاللہ نےl-lahufor yousizdenتم سےʿankumand He knowsve bildiاور اس نے جان لیاwaʿalimathatsizde bulunduğunuبیشکannain youتم میںfīkum(there) is weaknesszayıflıkکمزوری ہےḍaʿfanSo ifbundan böyleپس اگرfa-in(there) areolsaہوںyakunamong yousizdenتم میں سےminkuma hundredyüz (kişi)ایک سوmi-atunsteadfastsabredenصبر کرنے والےṣābiratunthey will overcomeyenerlerغالب آجائیں گےyaghlibūtwo hundrediki yüz(kafir)iدو سو پرmi-atayniAnd ifve eğerاور اگرwa-in(there) areolsaہوںyakunamong yousizdenتم میں سےminkuma thousandbin (kişi)ایک ہزارalfunthey will overcomeyenerlerوہ غالب آجائیں گےyaghlibūtwo thousandiki bin(kafir)iدو ہزار پرalfayniwith (the) permissionizniyleاذن سےbi-idh'ni(of) AllahAllah'ınاللہ کےl-lahiAnd AllahAllahاور اللہwal-lahu(is) withberaberdirساتھ ہےmaʿathe steadfastsabredenlerleصبر کرنے والوں کے (ساتھ ہے)l-ṣābirīna

66 Now, Allah has lightened [the hardship] for you, and He knows that among you is weakness. So if there are from you one hundred [who are] steadfast, they will overcome two hundred. And if there are among you a thousand, they will overcome two thousand by permission of Allah. And Allah is with the steadfast.

66 Müminleri savaş için coştur. Sizin sabırlı yirmi kişiniz onlardan ikiyüz kişiyi yener. Sizin yüz kişiniz, inkar edenlerden bin kişiyi yener; çünkü onlar anlayışsız bir güruhtur. Şimdi Allah yükünüzü hafifletti, zira içinizde zaaf bulunduğunu biliyordu. Sizin sabırlı yüz kişiniz onlardan ikiyüz kişiyi yener; sizin bin kişiniz, Allah'ın izniyle, ikibin kişiyi yener. Allah sabredenlerle beraberdir.

66 Şimdi Allah sizden yükü hafifletti ve sizde bir zaaf olduğunu bildi. O halde sizden sabredecek yüz kişi olursa ikiyüz düşmana galip gelirler, sizden bin kişi olursa Allah'ın izniyle ikibin düşmana galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir.

66 اب خدا نے تم پر سے بوجھ ہلکا کر دیا اور معلوم کرلیا کہ (ابھی) تم میں کسی قدر کمزوری ہے۔ پس اگر تم میں ایک سو ثابت قدم رہنے والے ہوں گے تو دو سو پر غالب رہیں گے۔ اور اگر ایک ہزار ہوں گے تو خدا کے حکم سے دو ہزار پر غالب رہیں گے۔ اور خدا ثابت قدم رہنے والوں کا مدد گار ہے

66 اچھا، اب اللہ نے تمہارا بوجھ ہلکا کیا اور اسے معلوم ہوا کہ ابھی تم میں کمزوری ہے، پس اگر تم میں سے سو آدمی صابر ہوں تو وہ دو سو پر اور ہزار آدمی ایسے ہوں تو دو ہزار پر اللہ کے حکم سے غالب آئیں گے،1 اور اللہ ان لوگوں کے ساتھ ہے جو صبر کرنے والے ہیں

مَا كَانَ لِنَبِىٍّ أَن يَكُونَ لَهُۥٓ أَسۡرَىٰ حَتَّىٰ يُثۡخِنَ فِى ٱلۡأَرۡضِ‌ۚ تُرِيدُونَ عَرَضَ ٱلدُّنۡيَا وَٱللَّهُ يُرِيدُ ٱلۡأَخِرَةَ‌ۗ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ ٦٧

Notyakışmazنہیںisہےkānafor a Prophethiçbir peygambereکسی نبی کے لیےlinabiyyinthatolmakکہan(there) should beہوںyakūnafor himsahibiاس کے لیےlahuprisoners of waresirlerقیدیasrāuntilkadarیہاں تک کہḥattāhe has battled strenuouslyağır basıncayaوہ اچھی طرح خون بہا دےyuth'khinainyeryüzündeمیںthe landزمین (میں)l-arḍiYou desiresiz istiyorsunuzتم چاہتے ہوturīdūna(the) commoditiesgeçici malınıفائدہʿaraḍa(of) the worlddünyaدنیا کا (فائدہ)l-dun'yābut AllahAllah iseاور اللہwal-lahudesiresistiyorوہ چاہتا ہےyurīdu(for you) the Hereafterahiretiآخرتl-ākhirataAnd AllahAllahاور اللہwal-lahu(is) All-Mightydaima üstünزبردست ہےʿazīzunAll-Wisehüküm ve hikmet sahibidirحکمت والا ہےḥakīmun

67 It is not for a prophet to have captives [of war] until he inflicts a massacre [upon Allah 's enemies] in the land. Some Muslims desire the commodities of this world, but Allah desires [for you] the Hereafter. And Allah is Exalted in Might and Wise.

67 Yeryüzünde savaşırken, düşmanı yere sermeden esir almak hiçbir peygambere yaraşmaz. Geçici dünya malını istiyorsunuz, oysa Allah ahireti kazanmanızı ister. Allah Güçlü'dür, Hakim'dir.

67 Hiçbir peygamberin, yeryüzünde ağır basmadıkça (kesin zafere ulaşıp üstün gelmedikçe) esirleri olması layık değildir. Siz dünya malını istersiniz, oysa Allah ahireti kazanmanızı murad eder. Allah azizdir, hakimdir.

67 پیغمبر کو شایان نہیں کہ اس کے قبضے میں قیدی رہیں جب تک (کافروں کو قتل کر کے) زمین میں کثرت سے خون (نہ) بہا دے۔ تم لوگ دنیا کے مال کے طالب ہو۔ اور خدا آخرت (کی بھلائی) چاہتا ہے۔ اور خدا غالب حکمت والا ہے

67 کسی نبی کے لیے یہ زیبا نہیں ہے کہ اس کے پاس قیدی ہوں جب تک کہ وہ زمین میں دشمنوں کو اچھی طرح کچل نہ دے تم لوگ دنیا کے فائدے چاہتے ہو، حالانکہ اللہ کے پیشِ نظر آخرت ہے، اور اللہ غالب اور حکیم ہے

لَّوۡلَا كِتَـٰبٌ مِّنَ ٱللَّهِ سَبَقَ لَمَسَّكُمۡ فِيمَآ أَخَذۡتُمۡ عَذَابٌ عَظِيمٌ ٦٨

Had noteğer olmasaydıاگر نہ ہوتاlawlāan ordainmentbir yazıلکھا ہواkitābunfromAllahtanسےminaAllahاللہ کی طرف سےl-lahiprecededgeçmişجو گزرچکاsabaqasurely (would) have touched yousize mutlaka dokunurduالبتہ پہنچتا تم کوlamassakumfor whatdolayıاس میں جوfīmāyou took aldığınız fidyedenلیا تم نےakhadhtuma punishmentbir azabعذابʿadhābungreatbüyükبڑاʿaẓīmun

68 If not for a decree from Allah that preceded, you would have been touched for what you took by a great punishment.

68 Daha önceden Allah'tan verilmiş bir hüküm olmasaydı, aldıklarınızdan ötürü size büyük bir azab erişirdi.

68 Eğer Allah'dan bir yazı (hüküm) bulunmasa idi aldığınız fidyeden dolayı size mutlaka büyük bir azab dokunurdu.

68 اگر خدا کا حکم پہلے نہ ہوچکا ہوتا تو جو (فدیہ) تم نے لیا ہے اس کے بدلے تم پر بڑا عذاب نازل ہوتا

68 اگر اللہ کا نوشتہ پہلے نہ لکھا جا چکا ہوتا تو جو کچھ تم لوگوں نے لیا ہے اس کی پاداش میں تم کو بڑی سزا دی جاتی

فَكُلُواۡ مِمَّا غَنِمۡتُمۡ حَلَـٰلاً طَيِّبًا‌ۚ وَٱتَّقُواۡ ٱللَّهَ‌ۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ ٦٩

So eatartık yeyinپس کھاؤfakulūfrom whataldığınız ganimettenاس میں سے جوmimmāyou got as war booty مال غنیمت حاصل کرو تمghanim'tumlawfulhelalحلالḥalālan(and) good(ve) temiz olarakپاک (سمجھ کر)ṭayyibanand fearve korkunاور ڈروwa-ittaqūAllahAllah'tanاللہ سےl-lahaIndeedşüphesizبیشکinnaAllahاللہ تعالیٰl-laha(is) Oft-ForgivingbağışlayandırغفورghafūrunMost Mercifulesirgeyendirرحیم ہےraḥīmun

69 So consume what you have taken of war booty [as being] lawful and good, and fear Allah. Indeed, Allah is Forgiving and Merciful.

69 Elde ettiğiniz ganimetleri temiz ve helal olarak yiyin; Allah'tan sakının, doğrusu Allah bağışlar ve merhamet eder.

69 Artık elde ettiğiniz ganimetten helâl ve hoş olarak yiyin ve Allah'a karşı gelmekten sakının. Muhakkak ki, Allah bağışlayıcıdır ve merhamet edicidir.

69 تو جو مالِ غنیمت تمہیں ملا ہے اسے کھاؤ (کہ وہ تمہارے لیے) حلال طیب رہے اور خدا سے ڈرتے رہو۔ بےشک خدا بخشنے والا مہربان ہے

69 پس جو کچھ تم نے مال حاصل کیا ہے اسے کھاوٴ کہ وہ حلال اور پاک ہے اور اللہ سے ڈرتے رہو1، یقیناً اللہ درگزر کرنے والا اور رحم فرمانے والا ہے

Surah 8 / Al-Anfal / The Spoils of War سورة الأنفال 186
But ifeğerاور اگر wa-in they intendisterlerseوہ چاہیں yurīdū tosana hile yapmakکہ an deceive youوہ دھوکہ دیں تجھ کو yakhdaʿūka then indeedşüphesizتو بیشک fa-inna is sufficient for yousana yeterکافی ہے تجھ کو ḥasbaka Allahاللہ l-lahu HeOوہ اللہ huwa (is) the One Whokiوہ ذات ہے alladhī supported youseni desteklediجس نے تائید کی تیری ayyadaka
with His helpyardımıyleساتھ اپنی مدد کے binaṣrihi and with the believersve mü'minleriاور مومنوں کے ذریعے wabil-mu'minīna٦٢ And He (has) put affectionve uzlaştırdıاور الفت ڈال دی wa-allafa betweenarasınıدرمیان bayna their heartsonların kalblerininان کے دلوں کے qulūbihim Ifşayetاگر law you (had) spentsen verseydinتم خرچ کرتے anfaqta
whateverbulunanجو (is) inمیں the earthyeryüzündeزمین میں ہے l-arḍi allherşeyiسارے کا سارا jamīʿan notyine de uzlaştıramazdınنہ (could) you (have) put affectionتم الفت ڈال سکتے تھے allafta betweenarasınıدرمیان bayna their heartsonların kalblerininان کے دلوں کے qulūbihim butfakatاور لیکن walākinna
Allahاللہ تعالیٰ نے l-laha (has) put affectionuzlaştırdıالفت ڈال دی allafa between themonların arasınıان کے درمیان baynahum Indeed, Heçünkü Oبیشک وہ innahu (is) All-Mightydaima üstündürزبردست ہے ʿazīzun All-Wisehüküm ve hikmet sahibidirحکمت والا ہے ḥakīmun٦٣ OEyاے yāayyuhā Prophetpeygamberنبی (صلی اللہ علیہ وآلہ وسلم) l-nabiyu Sufficient for yousana yeterکافی ہے تجھ کو ḥasbuka
(is) AllahAllahاللہ l-lahu and whoeverve kimselereاور جو wamani follows yousana tabi olanlaraپیروی کرے تیری ittabaʿaka ofmü'minlerdenسے mina the believersمومنوں میں سے l-mu'minīna٦٤ OEyاے yāayyuhā Prophetpeygamberنبی (صلی اللہ علیہ وآلہ وسلم) l-nabiyu Urgeteşvik etابھار دئیے۔ رغبت والا ہے ḥarriḍi
the believersmü'minleriمومنوں کو l-mu'minīna tosavaşaپر ʿalā [the] fightجنگ پر l-qitāli Ifeğerاگر in (there) areolursaہوں گے yakun among yousizdenتم میں سے minkum twentyyirmi (kişi)بیس ʿish'rūna steadfastsabredenصبر کرنے والے ṣābirūna
they will overcomeyenerlerغالب آجائیں گے yaghlibū two hundrediki yüz(kafir)iدو سو پر mi-atayni And ifve eğerاور اگر wa-in (there) areolursaہوں yakun among yousizdenتم میں سے minkum a hundredyüz (kişi)ایک سو mi-atun they will overcomeyenerlerغالب آجائیں گے yaghlibū a thousandbin (kişiyi)ایک ہزار پر alfan ofkimselerdenسے mina
those whoان لوگوں میں سے alladhīna disbelievekafir(ler)جنہوں نے کفر کیا kafarū because theyçünkü onlarبوجہ اس کے بیشک وہ bi-annahum (are) a peoplebir toplulukturایک قوم ہیں جو qawmun (who do) notanlamazنہیں understandسمجھتی yafqahūna٦٥ Nowşimdiاب al-āna has (been) lightenedhafiflettiہلکا کردیا khaffafa
(by) AllahAllahاللہ نے l-lahu for yousizdenتم سے ʿankum and He knowsve bildiاور اس نے جان لیا waʿalima thatsizde bulunduğunuبیشک anna in youتم میں fīkum (there) is weaknesszayıflıkکمزوری ہے ḍaʿfan So ifbundan böyleپس اگر fa-in (there) areolsaہوں yakun among yousizdenتم میں سے minkum a hundredyüz (kişi)ایک سو mi-atun
steadfastsabredenصبر کرنے والے ṣābiratun they will overcomeyenerlerغالب آجائیں گے yaghlibū two hundrediki yüz(kafir)iدو سو پر mi-atayni And ifve eğerاور اگر wa-in (there) areolsaہوں yakun among yousizdenتم میں سے minkum a thousandbin (kişi)ایک ہزار alfun they will overcomeyenerlerوہ غالب آجائیں گے yaghlibū two thousandiki bin(kafir)iدو ہزار پر alfayni
with (the) permissionizniyleاذن سے bi-idh'ni (of) AllahAllah'ınاللہ کے l-lahi And AllahAllahاور اللہ wal-lahu (is) withberaberdirساتھ ہے maʿa the steadfastsabredenlerleصبر کرنے والوں کے (ساتھ ہے) l-ṣābirīna٦٦ Notyakışmazنہیں isہے kāna for a Prophethiçbir peygambereکسی نبی کے لیے linabiyyin thatolmakکہ an (there) should beہوں yakūna
for himsahibiاس کے لیے lahu prisoners of waresirlerقیدی asrā untilkadarیہاں تک کہ ḥattā he has battled strenuouslyağır basıncayaوہ اچھی طرح خون بہا دے yuth'khina inyeryüzündeمیں the landزمین (میں) l-arḍi You desiresiz istiyorsunuzتم چاہتے ہو turīdūna (the) commoditiesgeçici malınıفائدہ ʿaraḍa (of) the worlddünyaدنیا کا (فائدہ) l-dun'yā
but AllahAllah iseاور اللہ wal-lahu desiresistiyorوہ چاہتا ہے yurīdu (for you) the Hereafterahiretiآخرت l-ākhirata And AllahAllahاور اللہ wal-lahu (is) All-Mightydaima üstünزبردست ہے ʿazīzun All-Wisehüküm ve hikmet sahibidirحکمت والا ہے ḥakīmun٦٧ Had noteğer olmasaydıاگر نہ ہوتا lawlā an ordainmentbir yazıلکھا ہوا kitābun fromAllahtanسے mina
Allahاللہ کی طرف سے l-lahi precededgeçmişجو گزرچکا sabaqa surely (would) have touched yousize mutlaka dokunurduالبتہ پہنچتا تم کو lamassakum for whatdolayıاس میں جو fīmā you took aldığınız fidyedenلیا تم نے akhadhtum a punishmentbir azabعذاب ʿadhābun greatbüyükبڑا ʿaẓīmun٦٨ So eatartık yeyinپس کھاؤ fakulū from whataldığınız ganimettenاس میں سے جو mimmā
you got as war booty مال غنیمت حاصل کرو تم ghanim'tum lawfulhelalحلال ḥalālan (and) good(ve) temiz olarakپاک (سمجھ کر) ṭayyiban and fearve korkunاور ڈرو wa-ittaqū AllahAllah'tanاللہ سے l-laha Indeedşüphesizبیشک inna Allahاللہ تعالیٰ l-laha (is) Oft-Forgivingbağışlayandırغفور ghafūrun Most Mercifulesirgeyendirرحیم ہے raḥīmun٦٩
١٨٦
‹ 184page 185 of the printed Mushaf186 ›