قَـٰتِلُوهُمۡ يُعَذِّبۡهُمُ ٱللَّهُ بِأَيۡدِيكُمۡ وَيُخۡزِهِمۡ وَيَنصُرۡكُمۡ عَلَيۡهِمۡ وَيَشۡفِ صُدُورَ قَوۡمٍ مُّؤۡمِنِينَ ١٤

Fight them onlarla savaşın (ki)جنگ کرو ان سےqātilūhumAllah will punish themonlara azabetsinعذاب دے گا ان کوyuʿadhib'humuAllah will punish themAllahاللہl-lahuby your handssizin ellerinizleساتھ تمہارے ہاتھوں کےbi-aydīkumand disgrace themve onları rezil etsinاور رسوا کرے گا ان کوwayukh'zihimand give you victoryve sizi üstün getirsinاور مدد کرے گا تمہاریwayanṣur'kumover themonlaraان کے خلافʿalayhimand will healve şifa versinاور شفا دے گا۔ ٹھنڈا کردے گاwayashfi(the) breastsgöğüslerineسینوں کوṣudūra(of) a peopletoplumununقومqawmin(who are) believersinananlarمومن (قوم) کےmu'minīna

14 Fight them; Allah will punish them by your hands and will disgrace them and give you victory over them and satisfy the breasts of a believing people

14 Onlarla savaşın ki Allah sizin elinizle onları azablandırsın, rezil etsin ve sizi üstün getirsin de müminlerin gönüllerini ferahlandırsın, kalblerindeki öfkeyi gidersin. Allah dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah Bilendir, Hakimdir.

14 Onlarla savaşın ki Allah, sizin ellerinizle onların cezasını versin ve... onları rezil ve rüsvay etsin, yardımıyla sizi onlara muzaffer kılsın. Ve mümin bir kavmin yüreklerini ferahlandırsın.

14 ان سے (خوب) لڑو۔ خدا ان کو تمہارے ہاتھوں سے عذاب میں ڈالے گا اور رسوا کرے گا اور تم کو ان پر غلبہ دے گا اور مومن لوگوں کے سینوں کو شفا بخشے گا

14 ان سے لڑو، اللہ تمہارے ہاتھوں سے ان کو سزا دلوائے گا اور انہیں ذلیل و خوار کرے گا اور ان کے مقابلہ میں تمہاری مدد کرے گا اور بہت سے مومنوں کے دل ٹھنڈے کرے گا

وَيُذۡهِبۡ غَيۡظَ قُلُوبِهِمۡ‌ۗ وَيَتُوبُ ٱللَّهُ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ‌ۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ ١٥

And removeve gidersinاور لے جائے گاwayudh'hib(the) angeröfkesiniغصہghayẓa(of) their heartsyüreklerininان کے دلوں کاqulūbihimAnd Allah accepts repentanceve tevbesini kabul ederاور مہربان ہوگاwayatūbuAnd Allah accepts repentanceAllahاللہl-lahuofkişininپرʿalāwhomجس (پر )manHe willsdilediğiچاہے گاyashāuAnd Allahve Allahاور اللہwal-lahu(is) All-Knowerbilendirعلم والا ہےʿalīmunAll-Wisehüküm ve hikmet sahibidirحکمت والا ہےḥakīmun

15 And remove the fury in the believers' hearts. And Allah turns in forgiveness to whom He wills; and Allah is Knowing and Wise.

15 Onlarla savaşın ki Allah sizin elinizle onları azablandırsın, rezil etsin ve sizi üstün getirsin de müminlerin gönüllerini ferahlandırsın, kalblerindeki öfkeyi gidersin. Allah dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah Bilendir, Hakimdir.

15 Ve kalblerindeki öfkeyi gidersin. Allah dilediğine tevbeyi nasib eder. Allah her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir.

15 اور ان کے دلوں سے غصہ دور کرے گا اور جس پر چاہے گا رحمت کرے گا۔ اور خدا سب کچھ جانتا (اور) حکمت والا ہے

15 اور ان کے قلوب کی جلن مٹا دے گا، اور جسے چاہے گا توبہ کی توفیق بھی دے گا۔1 اللہ سب کچھ جاننے والا اور دانا ہے

أَمۡ حَسِبۡتُمۡ أَن تُتۡرَكُواۡ وَلَمَّا يَعۡلَمِ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ جَـٰهَدُواۡ مِنكُمۡ وَلَمۡ يَتَّخِذُواۡ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلَا رَسُولِهِۦ وَلَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَلِيجَةً‌ۚ وَٱللَّهُ خَبِيرُۢ بِمَا تَعۡمَلُونَ ١٦

Oryoksaکیاam(do) you thinksiz sandınız mı?سمجھ رکھا ہے تم نےḥasib'tumthatbırakılacağınızıکہanyou would be leftتم چھوڑ دیے جاؤ گےtut'rakūwhile notbilmedenحالانکہ نہیںwalammāAllah made evidentجاناyaʿlamiAllah made evidentAllahاللہ نےl-lahuthose whokimseleriان لوگوں کوalladhīnastrivecihad eden(leri)جنہوں نے جہاد کیاjāhadūamong youiçinizdenتم میں سےminkumand notveاور نہیںwalamtakeedinmeyen(leri)انہوں نے بنایاyattakhidhūbesides Allahbaşkasınıسےminbesides Allahسواdūnibesides AllahAllah('tan)اللہ کےl-lahiand notveاور سواwalāHis MessengerElçisin(den)اور اس کے رسول کے (سوا)rasūlihiand notveاور سواwalāthe believersmü'minler(den)اور مومنوں کے سوا(کسی کو)l-mu'minīna(as) intimatessırdaşولی دوستwalījatanAnd Allahve Allahاور اللہwal-lahu(is) All-Awarehaber almaktadırخبر رکھنے والا ہےkhabīrunof whatşeyleriساتھ اس کے جوbimāyou doyaptıklarınızıتم عمل کرتے ہوtaʿmalūna

16 Do you think that you will be left [as you are] while Allah has not yet made evident those among you who strive [for His cause] and do not take other than Allah, His Messenger and the believers as intimates? And Allah is Acquainted with what you do.

16 Allah, içinizden cihat edenleri; Allah'tan, peygamberinden ve inananlardan başka sırdaş edinmeyenleri ortaya çıkarmadan sizi kendi halinize bırakacak mı zannediyorsunuz? Allah işlediklerinizden haberdardır.

16 Yoksa siz hep kendi halinize terk olunacağınızı mı sandınız? Allah'ın, içinizden cihad edenleri ve Allah'tan, Resulü'nden, müminlerden başka kimseye sığınmayan ve başkaca sığınacak bir yer aramayanları görmediğini mi (zannediyorsunuz)? Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

16 کیا تم لوگ یہ خیال کرتے ہو کہ (بےآزمائش) چھوڑ دیئے جاؤ گے اور ابھی خدا نے ایسے لوگوں کو متمیز کیا ہی نہیں جنہوں نے تم میں سے جہاد کئے اور خدا اور اس کے رسول اور مومنوں کے سوا کسی کو دلی دوست نہیں بنایا۔ اور خدا تمہارے سب کاموں سے واقف ہے

16 کیا تم لوگوں نے یہ سمجھ رکھا ہے کہ یونہی چھوڑ دیے جاوٴ گے حالانکہ ابھی اللہ نے یہ تو دیکھا ہی نہیں کہ تم میں سے کون وہ لوگ ہیں جنہوں نے (اس کی راہ میں) جا ں فشانی کی اور اللہ اور رسول اور مومنین کے سوا کسی کو جگری دوست نہ بنایا 1، جو کچھ تم کرتے ہو اللہ اس سے با خبر ہے

مَا كَانَ لِلۡمُشۡرِكِينَ أَن يَعۡمُرُواۡ مَسَـٰجِدَ ٱللَّهِ شَـٰهِدِينَ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِم بِٱلۡكُفۡرِ‌ۚ أُوۡلَـٰٓئِكَ حَبِطَتۡ أَعۡمَـٰلُهُمۡ وَفِى ٱلنَّارِ هُمۡ خَـٰلِدُونَ ١٧

(It) is notyokturنہیں(It) is notyokturہےkānafor the polytheistsmüşrikler içinمشرکین کے لیےlil'mush'rikīnathatimar etmeleriکہanthey maintainوہ آباد کریںyaʿmurū(the) masajid of Allahmescidleriniمساجد کوmasājida(the) masajid of AllahAllah'ınاللہ کیl-lahi(while) witnessingşahitler ikenگواہ بنتے ہوئےshāhidīnaagainstkendi nefislerininکے خلافʿalāthemselvesاپنے نفسوں (کے خلاف)anfusihim[with] disbeliefküfrüneکفر کے ساتھbil-kuf'ri(For) thoseonlarınیہ لوگulāikaworthlessboşa çıkmıştırضائع ہوگئےḥabiṭat(are) their deedsyaptıkları işlerان کے اعمالaʿmāluhumand inveاور میںwafīthe Fireateşteآگ (میں)l-nāritheyonlarوہhum(will) abide foreversürekli kalacaklardırہمیشہ رہنے والے ہیںkhālidūna

17 It is not for the polytheists to maintain the mosques of Allah [while] witnessing against themselves with disbelief. [For] those, their deeds have become worthless, and in the Fire they will abide eternally.

17 Puta tapanların kendilerinin inkarcı olduklarını itiraf edip dururken Allah'ın mescidlerini onarmaları gerekmez. Onların işledikleri boşa gitmiştir, cehennemde temelli kalacaklardır.

17 Müşrikler kendi inkârlarına kendileri şahit olup dururlarken Allah'ın mescidlerini imar etmeleri mümkün değildir. Onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Ve onlar ateş içinde ebedi olarak kalacaklardır.

17 مشرکوں کی زیبا نہیں کہ خدا کی مسجدوں کو آباد کریں جب کہ وہ اپنے آپ پر کفر کی گواہی دے رہے ہیں۔ ان لوگوں کے سب اعمال بےکار ہیں اور یہ ہمیشہ دوزخ میں رہیں گے

17 مشرکین کا یہ کام نہیں ہے کہ وہ اللہ کی مسجدوں کے مجاور و خادم بنیں در انحا لیکہ اپنے اوپر وہ خود کفر کی شہادت د ے رہے ہیں۔1 ان کے تو سارے اعمال ضائع ہوگئے2 اور جہنّم میں انہیں ہمیشہ رہنا ہے

إِنَّمَا يَعۡمُرُ مَسَـٰجِدَ ٱللَّهِ مَنۡ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأَخِرِ وَأَقَامَ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَى ٱلزَّكَوٰةَ وَلَمۡ يَخۡشَ إِلَّا ٱللَّهَ‌ۖ فَعَسَىٰٓ أُوۡلَـٰٓئِكَ أَن يَكُونُواۡ مِنَ ٱلۡمُهۡتَدِينَ ١٨

Onlyancakبیشکinnamāwill maintainimar ederlerآباد کرتے ہیںyaʿmuru(the) masajid of Allahmescidleriniمسجدوں کوmasājida(the) masajid of AllahAllah'ınاللہ کیl-lahi(the one) whokimselerجوmanbelievesinananایمان لائیںāmanain AllahAllah'aاللہ پرbil-lahiand the Dayve gününeاور یومwal-yawmithe Lastahiretآخرت پرl-ākhiriand establishesve kılanاور قائم کریںwa-aqāmathe prayernamazıنمازl-ṣalataand givesve verenاور ادا کریںwaātāthe zakahzekatıزکوۃl-zakataand notveاور نہwalamfearkorkmayanڈریںyakhshaexceptbaşkasındanسوائےillāAllahAllah'tanاللہ کےl-lahaThen perhapsumulurتو امید ہےfaʿasāthoseonlarınیہ لوگulāika[that]olmalarıکہanthey areوہ ہوںyakūnūofdoğru yolu bulanlardanسےminathe guided onesہدایت پانے والوں میں سےl-muh'tadīna

18 The mosques of Allah are only to be maintained by those who believe in Allah and the Last Day and establish prayer and give zakah and do not fear except Allah, for it is expected that those will be of the [rightly] guided.

18 Allah'ın mescidlerini sadece, Allah'a ve ahiret gününe inanan, namaz kılan, zekat veren ve ancak Allah'tan korkan kimseler onarır. İşte onlar doğru yolda bulunanlardan olabilirler.

18 Allah'ın mescidlerini, ancak Allah'a ve ahiret gününe inanan, namazı kılan, zekatı veren ve Allah'dan başkasından korkmayan kimseler imar ederler. İşte hidayet üzere oldukları umulanlar bunlardır.

18 خدا کی مسجدوں کو تو وہ لوگ آباد کرتے ہیں جو خدا پر اور روز قیامت پر ایمان لاتے ہیں اور نماز پڑھتے اور زکواة دیتے ہیں اور خدا کے سوا کسی سے نہیں ڈرتے۔ یہی لوگ امید ہے کہ ہدایت یافتہ لوگوں میں (داخل) ہوں

18 اللہ کی مسجدوں کے آباد کار (مجاور و خادم) تو وہی لوگ ہوسکتے ہیں جو اللہ اور روز آخر کو مانیں اور نما ز قائم کریں، زکوٰۃ دیں اور اللہ کے سوا کسی سے نہ ڈریں انہی سے یہ توقع ہے کہ سیدھی راہ چلیں گے

۞أَجَعَلۡتُمۡ سِقَايَةَ ٱلۡحَآجِّ وَعِمَارَةَ ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِ كَمَنۡ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأَخِرِ وَجَـٰهَدَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ‌ۚ لَا يَسۡتَوُۥنَ عِندَ ٱللَّهِ‌ۗ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِى ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّـٰلِمِينَ ١٩

Do you makebir mi tuttunuz?کیا بنا لیا تم نےajaʿaltumthe providing of watersu vermeyiپانی پلاناsiqāyata(to) the pilgrimshacılaraحاجیوں کوl-ḥājiand (the) maintenanceve imar etmeyiاور آباد کرناwaʿimārata(of) Al-Masjid Al-HaraamMescid-iمسجدl-masjidi(of) Al-Masjid Al-HaraamHaram'ıحرام کوl-ḥarāmilike (the one) whokimse gibiمانند اس شخص کےkamanbelievesinananجو ایمان لایاāmanain AllahAllah'aاللہ پرbil-lahiand the Dayve gününeاور یومwal-yawmithe Lastahiretآخرت پرl-ākhiriand strivesve cihadedenاور اس نے جہاد کیاwajāhadainyolundaمیں(the) wayراستے میںsabīli(of) AllahAllahاللہ کےl-lahiThey are not equalolmaz(lar)نہیںThey are not equaleşitوہ برابر ہوسکتےyastawūnanearkatındaنزدیکʿindaAllahاللہ کےl-lahiAnd Allahve Allahاور اللہwal-lahu(does) notyol göstermezنہیںguideہدایت دیتاyahdīthe people topluluğunaقومl-qawmathe wrongdoerszalimlerظالم (قوم کو)l-ẓālimīna

19 Have you made the providing of water for the pilgrim and the maintenance of al-Masjid al-Haram equal to [the deeds of] one who believes in Allah and the Last Day and strives in the cause of Allah? They are not equal in the sight of Allah. And Allah does not guide the wrongdoing people.

19 Hacca gelenlere su vermeyi, Mescidi Haramı onarmayı, Allah'a ve ahiret gününe inananla, Allah yolunda cihat edenle bir mi tuttunuz? Allah katında bir olmazlar; Allah zulmeden milleti doğru yola eriştirmez.

19 Siz hacılara su dağıtma ve Mescidi Haram'ı imar etme işiyle Allah'a ve ahiret gününe iman edip, Allah yolunda cihad edenlerin yaptığı işi bir mi tutuyorsunuz? Bunlar Allah katında eşit olamazlar. Allah zalimler topluluğuna hidayet ihsan etmez.

19 کیا تم نے حاجیوں کو پانی پلانا اور مسجد محترم یعنی (خانہٴ کعبہ) کو آباد کرنا اس شخص کے اعمال جیسا خیال کیا ہے جو خدا اور روز آخرت پر ایمان رکھتا ہے اور خدا کی راہ میں جہاد کرتا ہے۔ یہ لوگ خدا کے نزدیک برابر نہیں ہیں۔ اور خدا ظالم لوگوں کو ہدایت نہیں دیا کرتا

19 کیا تم لوگوں نے حاجیوں کو پانی پلانے اور مسجدِ حرام کی مجاوری کرنے کو اس شخص کے کام کے برابر ٹھہرا لیا ہے جو ایمان لایا اللہ پر اور روزِ آخر پر اور جس نے جانفشانی کی اللہ کی راہ میں؟1 اللہ کے نزدیک تو یہ دونوں برابر نہیں ہیں اور اللہ ظالموں کی رہنمائی نہیں کرتا

ٱلَّذِينَ ءَامَنُواۡ وَهَاجَرُواۡ وَجَـٰهَدُواۡ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ بِأَمۡوٰلِهِمۡ وَأَنفُسِهِمۡ أَعۡظَمُ دَرَجَةً عِندَ ٱللَّهِ‌ۚ وَأُوۡلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡفَآئِزُونَ ٢٠

Those whokimselerوہ لوگalladhīnabelievedinanan(lar)جو ایمان لائےāmanūand emigratedve hicret eden(ler)اور انہوں نے ہجرت کیwahājarūand stroveve cihad eden(ler)اور جہاد کیاwajāhadūinyolundaمیں(the) wayراستےsabīli(of) AllahAllahاللہ کےl-lahiwith their wealthmallarıylaاپنے مالوں کے ساتھbi-amwālihimand their livesve canlarıylaاور اپنے نفسوں کے ساتھwa-anfusihim(are) greaterdaha büyüktürزیادہ بڑے ہیںaʿẓamu(in) rankdereceleriدرجے میںdarajatannearkatındaنزدیکʿindaAllahاللہ کےl-lahiAnd those ve işteاور یہی لوگwa-ulāikatheyonlardırوہhumu(are) the successfulkurtuluşa erenlerکامیاب ہونے والے ہیںl-fāizūna

20 The ones who have believed, emigrated and striven in the cause of Allah with their wealth and their lives are greater in rank in the sight of Allah. And it is those who are the attainers [of success].

20 İnanan, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihat eden kimselere Allah katında en büyük dereceler vardır. İşte kurtulanlar onlardır.

20 İman edip de hicret edip, mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad edenler, Allah katında en büyük dereceye sahiptirler. İşte bunlar murada ermiş olan mutlu kullardır.

20 جو لوگ ایمان لائے اور وطن چھوڑ گئے اور خدا کی راہ میں مال اور جان سے جہاد کرتے رہے۔ خدا کے ہاں ان کے درجے بہت بڑے ہیں۔ اور وہی مراد کو پہنچنے والے ہیں

20 اللہ کے ہاں تو انہی لوگوں کا درجہ بڑا ہے جو ایمان لائے اور جنہوں نے اس کی راہ میں گھر بار چھوڑے اور جان و مال سے جہاد کیا وہی کامیاب ہیں

Surah 9 / At-Tawbah / The Repentance سورة التوبة 190
Fight them onlarla savaşın (ki)جنگ کرو ان سے qātilūhum Allah will punish themonlara azabetsinعذاب دے گا ان کو yuʿadhib'humu Allah will punish themAllahاللہ l-lahu by your handssizin ellerinizleساتھ تمہارے ہاتھوں کے bi-aydīkum and disgrace themve onları rezil etsinاور رسوا کرے گا ان کو wayukh'zihim and give you victoryve sizi üstün getirsinاور مدد کرے گا تمہاری wayanṣur'kum
over themonlaraان کے خلاف ʿalayhim and will healve şifa versinاور شفا دے گا۔ ٹھنڈا کردے گا wayashfi (the) breastsgöğüslerineسینوں کو ṣudūra (of) a peopletoplumununقوم qawmin (who are) believersinananlarمومن (قوم) کے mu'minīna١٤ And removeve gidersinاور لے جائے گا wayudh'hib
(the) angeröfkesiniغصہ ghayẓa (of) their heartsyüreklerininان کے دلوں کا qulūbihim And Allah accepts repentanceve tevbesini kabul ederاور مہربان ہوگا wayatūbu And Allah accepts repentanceAllahاللہ l-lahu ofkişininپر ʿalā whomجس (پر ) man He willsdilediğiچاہے گا yashāu And Allahve Allahاور اللہ wal-lahu (is) All-Knowerbilendirعلم والا ہے ʿalīmun All-Wisehüküm ve hikmet sahibidirحکمت والا ہے ḥakīmun
١٥ Oryoksaکیا am (do) you thinksiz sandınız mı?سمجھ رکھا ہے تم نے ḥasib'tum thatbırakılacağınızıکہ an you would be leftتم چھوڑ دیے جاؤ گے tut'rakū while notbilmedenحالانکہ نہیں walammā Allah made evidentجانا yaʿlami Allah made evidentAllahاللہ نے l-lahu those whokimseleriان لوگوں کو alladhīna strivecihad eden(leri)جنہوں نے جہاد کیا jāhadū
among youiçinizdenتم میں سے minkum and notveاور نہیں walam takeedinmeyen(leri)انہوں نے بنایا yattakhidhū besides Allahbaşkasınıسے min besides Allahسوا dūni besides AllahAllah('tan)اللہ کے l-lahi and notveاور سوا walā His MessengerElçisin(den)اور اس کے رسول کے (سوا) rasūlihi and notveاور سوا walā the believersmü'minler(den)اور مومنوں کے سوا(کسی کو) l-mu'minīna
(as) intimatessırdaşولی دوست walījatan And Allahve Allahاور اللہ wal-lahu (is) All-Awarehaber almaktadırخبر رکھنے والا ہے khabīrun of whatşeyleriساتھ اس کے جو bimā you doyaptıklarınızıتم عمل کرتے ہو taʿmalūna١٦ (It) is notyokturنہیں (It) is notyokturہے kāna for the polytheistsmüşrikler içinمشرکین کے لیے lil'mush'rikīna
thatimar etmeleriکہ an they maintainوہ آباد کریں yaʿmurū (the) masajid of Allahmescidleriniمساجد کو masājida (the) masajid of AllahAllah'ınاللہ کی l-lahi (while) witnessingşahitler ikenگواہ بنتے ہوئے shāhidīna againstkendi nefislerininکے خلاف ʿalā themselvesاپنے نفسوں (کے خلاف) anfusihim [with] disbeliefküfrüneکفر کے ساتھ bil-kuf'ri
(For) thoseonlarınیہ لوگ ulāika worthlessboşa çıkmıştırضائع ہوگئے ḥabiṭat (are) their deedsyaptıkları işlerان کے اعمال aʿmāluhum and inveاور میں wafī the Fireateşteآگ (میں) l-nāri theyonlarوہ hum (will) abide foreversürekli kalacaklardırہمیشہ رہنے والے ہیں khālidūna١٧
Onlyancakبیشک innamā will maintainimar ederlerآباد کرتے ہیں yaʿmuru (the) masajid of Allahmescidleriniمسجدوں کو masājida (the) masajid of AllahAllah'ınاللہ کی l-lahi (the one) whokimselerجو man believesinananایمان لائیں āmana in AllahAllah'aاللہ پر bil-lahi and the Dayve gününeاور یوم wal-yawmi the Lastahiretآخرت پر l-ākhiri
and establishesve kılanاور قائم کریں wa-aqāma the prayernamazıنماز l-ṣalata and givesve verenاور ادا کریں waātā the zakahzekatıزکوۃ l-zakata and notveاور نہ walam fearkorkmayanڈریں yakhsha exceptbaşkasındanسوائے illā AllahAllah'tanاللہ کے l-laha Then perhapsumulurتو امید ہے faʿasā
thoseonlarınیہ لوگ ulāika [that]olmalarıکہ an they areوہ ہوں yakūnū ofdoğru yolu bulanlardanسے mina the guided onesہدایت پانے والوں میں سے l-muh'tadīna١٨ Do you makebir mi tuttunuz?کیا بنا لیا تم نے ajaʿaltum the providing of watersu vermeyiپانی پلانا siqāyata
(to) the pilgrimshacılaraحاجیوں کو l-ḥāji and (the) maintenanceve imar etmeyiاور آباد کرنا waʿimārata (of) Al-Masjid Al-HaraamMescid-iمسجد l-masjidi (of) Al-Masjid Al-HaraamHaram'ıحرام کو l-ḥarāmi like (the one) whokimse gibiمانند اس شخص کے kaman believesinananجو ایمان لایا āmana in AllahAllah'aاللہ پر bil-lahi and the Dayve gününeاور یوم wal-yawmi the Lastahiretآخرت پر l-ākhiri
and strivesve cihadedenاور اس نے جہاد کیا wajāhada inyolundaمیں (the) wayراستے میں sabīli (of) AllahAllahاللہ کے l-lahi They are not equalolmaz(lar)نہیں They are not equaleşitوہ برابر ہوسکتے yastawūna nearkatındaنزدیک ʿinda Allahاللہ کے l-lahi And Allahve Allahاور اللہ wal-lahu (does) notyol göstermezنہیں guideہدایت دیتا yahdī the people topluluğunaقوم l-qawma
the wrongdoerszalimlerظالم (قوم کو) l-ẓālimīna١٩ Those whokimselerوہ لوگ alladhīna believedinanan(lar)جو ایمان لائے āmanū and emigratedve hicret eden(ler)اور انہوں نے ہجرت کی wahājarū and stroveve cihad eden(ler)اور جہاد کیا wajāhadū inyolundaمیں (the) wayراستے sabīli (of) AllahAllahاللہ کے l-lahi
with their wealthmallarıylaاپنے مالوں کے ساتھ bi-amwālihim and their livesve canlarıylaاور اپنے نفسوں کے ساتھ wa-anfusihim (are) greaterdaha büyüktürزیادہ بڑے ہیں aʿẓamu (in) rankdereceleriدرجے میں darajatan nearkatındaنزدیک ʿinda Allahاللہ کے l-lahi And those ve işteاور یہی لوگ wa-ulāika theyonlardırوہ humu (are) the successfulkurtuluşa erenlerکامیاب ہونے والے ہیں l-fāizūna٢٠
١٩٠
‹ 188page 189 of the printed Mushaf190 ›