ٱسۡتَغۡفِرۡ لَهُمۡ أَوۡ لَا تَسۡتَغۡفِرۡ لَهُمۡ إِن تَسۡتَغۡفِرۡ لَهُمۡ سَبۡعِينَ مَرَّةً فَلَن يَغۡفِرَ ٱللَّهُ لَهُمۡ‌ۚ ذٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ كَفَرُواۡ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ‌ۗ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِى ٱلۡقَوۡمَ ٱلۡفَـٰسِقِينَ ٨٠

Ask forgiveness(ister) af dileبخشش مانگوis'taghfirfor themonlar içinان کے لیےlahumorveyaیاaw(do) not(ister) dilemeنہask forgivenessتم بخشش مانگوtastaghfirfor themonlar içinان کے لیےlahumIfşayetاگرinyou ask forgivenessaf dilesenتم بخشش مانگو گےtastaghfirfor themonlar içinان کے لیےlahumseventyyetmişسترsabʿīnatimesdefaبارmarratanneveraslaپس ہرگز نہfalanwill Allah forgiveaffetmezمعاف کرے گاyaghfirawill Allah forgiveAllahاللہl-lahu[for] themonlarıان کے لیےlahumThatböyledirیہdhālika(is) because theyçünkü onlarبوجہ اس کے کہ بے شکbi-annahumdisbelievedinkar ettilerانہوں نے انکار کیاkafarūin AllahAllah'ıاللہ کاbil-lahiand His Messengerve Elçisiniاور اس کے رسول کاwarasūlihiand Allahve Allahاور اللہwal-lahu(does) notyola iletmezنہیںguideہدایت دیتاyahdīthe peoplekavmiان لوگوں کوl-qawmathe defiantly disobedientyoldan çıkanجو فاسق ہیںl-fāsiqīna

80 Ask forgiveness for them, [O Muhammad], or do not ask forgiveness for them. If you should ask forgiveness for them seventy times - never will Allah forgive them. That is because they disbelieved in Allah and His Messenger, and Allah does not guide the defiantly disobedient people.

80 Onların ister bağışlanmasını dile, ister dileme, birdir. Onlara yetmiş defa bağışlanma dilesen Allah onları bağışlamayacaktır. Bu, Allah'ı ve Peygamberini inkar etmelerinden ötürüdür. Allah fasık topluluğu doğru yola eriştirmez.

80 Onlar için Allah'dan ister mağfiret dile, ister dileme. Onlar için yetmiş kere mağfiret dilesen de yine Allah onları affetmeyecektir. Bu, onların Allah'ı ve Resulünü inkâr etmelerinden dolayı böyledir. Allah, böylesine baştan çıkmış fasıklar güruhuna hidayet etmez.

80 تم ان کے لیے بخشش مانگو یا نہ مانگو۔ (بات ایک ہے)۔ اگر ان کے لیے ستّر دفعہ بھی بخشش مانگو گے تو بھی خدا ان کو نہیں بخشے گا۔ یہ اس لیے کہ انہوں نے خدا اور اس کے رسول سے کفر کیا۔ اور خدا نافرمان لوگوں کو ہدایت نہیں دیتا

80 اے نبیؐ، تم خواہ ایسے لوگوں کے لیے معافی کی درخواست کرو یا نہ کرو، اگر تم ستر مرتبہ بھی انہیں معاف کردینے کی درخواست کرو گے تو اللہ انہیں ہرگز معاف نہ کرے گا اس لیے کہ انہوں نے اللہ اور اس کے رسول کے ساتھ کفر کیا ہے، اور اللہ فاسق لوگوں کو راہ نجات نہیں دکھاتا

فَرِحَ ٱلۡمُخَلَّفُونَ بِمَقۡعَدِهِمۡ خِلَـٰفَ رَسُولِ ٱللَّهِ وَكَرِهُوٓاۡ أَن يُجَـٰهِدُواۡ بِأَمۡوٰلِهِمۡ وَأَنفُسِهِمۡ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَقَالُواۡ لَا تَنفِرُواۡ فِى ٱلۡحَرِّ‌ۗ قُلۡ نَارُ جَهَنَّمَ أَشَدُّ حَرًّا‌ۚ لَّوۡ كَانُواۡ يَفۡقَهُونَ ٨١

Rejoicesevindilerخوش ہوگئےfariḥathose who remained behindmuhalefet ederek;پیچھے چھوڑے جانے والےl-mukhalafūnain their stayingoturup kalmalarınaاپنے بیٹھنے پرbimaqʿadihimbehindgeride kalanlarبعدkhilāfa(the) MessengerPeygamberineرسولrasūli(of) AllahAllah'ınاللہ کےl-lahiand they dislikedve hoşlanmadılarاور انہوں نے ناپسند کیاwakarihūtocihadetmektenکہanstriveوہ جہاد کریںyujāhidūwith their wealthmallarıyleاپنے مالوں کے ساتھbi-amwālihimand their livesve canlarıyleاور اپنی جانوں کے ساتھwa-anfusihiminyolundaمیں(the) wayراستے (میں )sabīli(of) AllahAllahاللہ کےl-lahiand they saidve dedilerاور انہوں نے کہاwaqālū(Do) notsefere çıkmayınمتgo forthنکلوtanfirūinsıcaktaمیںthe heatگرمی (میں)l-ḥariSayde kiکہہ دیجیےqul(The) Fireateşiآگnāru(of) Hellcehenneminجہنم کیjahannama(is) more intensedahaزیادہ شدید ہےashaddu(in) heatsıcaktırگرمی میںḥarranIf (only)keşkeکاش کہlawthey couldolsalardıہوتے وہkānūunderstandanlıyor(lar)سمجھتےyafqahūna

81 Those who remained behind rejoiced in their staying [at home] after [the departure of] the Messenger of Allah and disliked to strive with their wealth and their lives in the cause of Allah and said, "Do not go forth in the heat." Say, "The fire of Hell is more intensive in heat" - if they would but understand.

81 Allah'ın Peygamberinin hilafına geri kalanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallariyle ve canlariyle cihat hoşlarına gitmedi. "Sıcakta savaşa çıkmayın" dediler. De ki: "Cehennem ateşi daha sıcaktır." Keşke bilseydiler!

81 Savaştan geri kalan münafıklar, Resulullah'ın hilafına, onun savaşa gitmesine karşılık, oturup kalmalarıyla ferahladılar ve mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda cihad etmekten hoşlanmadılar, üstelik "Bu sıcakta savaşa gitmeyin." dediler. De ki: "Cehennem ateşi daha sıcaktır." Keşke anlayabilselerdi.

81 جو لوگ (غزوہٴ تبوک میں) پیچھے رہ گئے وہ پیغمبر خدا (کی مرضی) کے خلاف بیٹھے رہنے سے خوش ہوئے اور اس بات کو ناپسند کیا کہ خدا کی راہ میں اپنے مال اور جان سے جہاد کریں۔ اور (اوروں سے بھی) کہنے لگے کہ گرمی میں مت نکلنا۔ (ان سے) کہہ دو کہ دوزخ کی آگ اس سے کہیں زیادہ گرم ہے۔ کاش یہ (اس بات) کو سمجھتے

81 جن لوگوں کو پیچھے رہ جانے کی اجازت دے دی گئی تھی وہ اللہ کے رسول کا ساتھ نہ دینے اور گھر بیٹھے رہنے پر خوش ہوئے اور انہیں گوارا نہ ہوا کہ اللہ کی راہ میں جان و مال سے جہاد کریں انہوں نے لوگوں سے کہا کہ "اس سخت گرمی میں نہ نکلو" ان سے کہو کہ جہنم کی آگ اس سے زیادہ گرم ہے، کاش انہیں اس کا شعور ہوتا

فَلۡيَضۡحَكُواۡ قَلِيلاً وَلۡيَبۡكُواۡ كَثِيرًا جَزَآءَۢ بِمَا كَانُواۡ يَكۡسِبُونَ ٨٢

So let them laughartık gülsünlerپس چاہیے کہ ہنسیںfalyaḍḥakūa littleazتھوڑاqalīlanand let them weepve ağlasınlarاور چاہیے کہ روئیںwalyabkūmuchçokزیادہkathīran(as) a recompensekarşılıkبدلہ ہےjazāanfor whatşeylereبوجہ اس کے جوbimāthey used toolduklarıوہ تھےkānūearnkazanıyor(lar)کمائی کرکےyaksibūna

82 So let them laugh a little and [then] weep much as recompense for what they used to earn.

82 Yaptıklarının cezası olarak, bundan böyle az gülsünler, çok ağlasınlar.

82 Kazandıkları günahın cezası olarak, artık az gülsünler, çok ağlasınlar.

82 یہ (دنیا میں) تھوڑا سا ہنس لیں اور (آخرت میں) ان کو ان اعمال کے بدلے جو کرتے رہے ہیں بہت سا رونا ہوگا

82 اب چاہیے کہ یہ لوگ ہنسنا کم کریں اور روئیں زیادہ، اس لیے کہ جو بدی یہ کماتے رہے ہیں اس کی جزا ایسی ہی ہے (کہ انہیں اس پر رونا چاہیے)

فَإِن رَّجَعَكَ ٱللَّهُ إِلَىٰ طَآئِفَةٍ مِّنۡهُمۡ فَٱسۡتَــٔۡذَنُوكَ لِلۡخُرُوجِ فَقُل لَّن تَخۡرُجُواۡ مَعِىَ أَبَدًا وَلَن تُقَـٰتِلُواۡ مَعِىَ عَدُوًّا‌ۖ إِنَّكُمۡ رَضِيتُم بِٱلۡقُعُودِ أَوَّلَ مَرَّةٍ فَٱقۡعُدُواۡ مَعَ ٱلۡخَـٰلِفِينَ ٨٣

Then ifeğerپھر اگرfa-inAllah returns youseni döndürürseلوٹا لایا تجھ کوrajaʿakaAllah returns youAllahاللہl-lahutobir topluluğaطرفilāa groupایک گروہ کےṭāifatinof themonlardanان میں سےmin'humand they ask you permissionsenden izin isterlerseپھر انہوں نے اجازت مانگی آپ سےfa-is'tadhanūkato go outçıkmak içinنکلنے کے لیےlil'khurūjithen sayde kiپس کہہ دیجیےfaqulNeverçıkmayacaksınızہرگز نہیںlanwill you come outتم نکلو گےtakhrujūwith mebenimleمیرے ساتھmaʿiyaeveraslaکبھی بھیabadanand neverve aslaاور ہرگز نہwalanwill you fightsavaşmayacaksınızتم جنگ کرو گےtuqātilūwith mebenimle beraberمیرے ساتھmaʿiyaany enemydüşmanlaدشمن کے ساتھʿaduwwanIndeed, youşüphesiz sizبیشک تمinnakumwere satisfiedrazı olmuştunuzراضی ہوگئے تمraḍītumwith sittingoturmağaبیٹھنے پرbil-quʿūdi(the) firstilkپہلیawwalatimeönceبارmarratinso sitöyle ise oturunپس بیٹھے رہوfa-uq'ʿudūwithberaberساتھmaʿathose who stay behindgeri kalanlarlaپیچھے رہنے والوں کےl-khālifīna

83 If Allah should return you to a faction of them [after the expedition] and then they ask your permission to go out [to battle], say, "You will not go out with me, ever, and you will never fight with me an enemy. Indeed, you were satisfied with sitting [at home] the first time, so sit [now] with those who stay behind."

83 Allah seni geri döndürüp, onlardan bir toplulukla karşılaştırdığı zaman, senden savaşa çıkmak için izin isterlerse, de ki: "Benimle asla çıkamayacaksınız, benim yanımda hiçbir düşmanla savaşmıyacaksınız; çünkü baştan, oturup kalmaya razı oldunuz. Artık geri kalanlarla beraber oturun."

83 Eğer Allah, seni onlardan bir kısmının yanına döndürür de onlar başka bir cihada seninle birlikte çıkmak için senden izin isterlerse, de ki; "Artık siz hiçbir zaman benimle çıkamayacaksınız. Daha önce oturup kalmaktan hoşlanıyordunuz. Bundan böyle artık geride kalanlarla beraber oturup kalın."

83 پھر اگر خدا تم کو ان میں سے کسی گروہ کی طرف لے جائے اور وہ تم سے نکلنے کی اجازت طلب کریں تو کہہ دینا کہ تم میرے ساتھ ہرگز نہیں نکلو گے اور نہ میرے ساتھ (مددگار ہوکر) دشمن سے لڑائی کرو گے۔ تم پہلی دفعہ بیٹھ رہنے سے خوش ہوئے تو اب بھی پیچھے رہنے والوں کے ساتھ بیٹھے رہو

83 اگر اللہ ان کے درمیان تمہیں واپس لے جائے اور آئندہ ان میں سے کوئی گروہ جہاد کے لیے نکلنے کی تم سے اجازت مانگے تو صاف کہہ دینا کہ، "اب تم میرے ساتھ ہرگز نہیں چل سکتے اور نہ میری معیت میں کسی دشمن سے لڑ سکتے ہو، تم نے پہلے بیٹھ ر ہنے کو پسند کیا تھا تو اب گھر بیٹھنے والوں ہی کے ساتھ بیٹھے رہو"

وَلَا تُصَلِّ عَلَىٰٓ أَحَدٍ مِّنۡهُم مَّاتَ أَبَدًا وَلَا تَقُمۡ عَلَىٰ قَبۡرِهِۦٓ‌ۖ إِنَّهُمۡ كَفَرُواۡ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَمَاتُواۡ وَهُمۡ فَـٰسِقُونَ ٨٤

And notveاور نہwalāyou praynamaz kılmaتم جنازہ پڑھوtuṣalliforüzerineپرʿalāanybirininکسی ایک (پر)aḥadinof themonlardanان میں سے جوmin'humwho diesölenمر جائےmātaeveraslaکبھی بھیabadanand notveاور نہwalāyou standdurmaتم کھڑے ہوtaqumbybaşındaپرʿalāhis graveonun kabriاس کی قبر (پر )qabrihiIndeed, theyçünkü onlarکیونکہinnahumdisbelievedinkar ettilerانہوں نے کفر کیاkafarūin AllahAllah'ıاللہ کاbil-lahiand His Messengerve Elçisiniاور اس کے رسول کاwarasūlihiand diedve öldülerاور وہ مرگئےwamātūwhile they wereonlarاور وہwahumdefiantly disobedientyoldan çıkmış olarakنافرمان تھےfāsiqūna

84 And do not pray [the funeral prayer, O Muhammad], over any of them who has died - ever - or stand at his grave. Indeed, they disbelieved in Allah and His Messenger and died while they were defiantly disobedient.

84 Onlardan ölen kimsenin namazını sakın kılma, mezarı başında da durma! Çünkü onlar Allah'ı ve peygamberini inkar ettiler, fasık olarak öldüler.

84 Ve onlardan biri ölürse asla namazını kılma ve kabirinin başına gidip durma. Çünkü onlar Allah'ı ve Resulünü tanımadılar. Ve fasık olarak can verdiler.

84 اور (اے پیغمبر) ان میں سے کوئی مر جائے تو کبھی اس (کے جنازے) پر نماز نہ پڑھنا اور نہ اس کی قبر پر (جا کر) کھڑے ہونا۔ یہ خدا اور اس کے رسول کے ساتھ کفر کرتے رہے اور مرے بھی نافرمان (ہی مرے)

84 اور آئندہ ان میں سے جو کوئی مرے اس کی نمازِ جنازہ بھی تم ہر گز نہ پڑھنا اور نہ کبھی اس کی قبر پر کھڑے ہونا کیونکہ انہوں نے اللہ اور اُس کے رسول ؐ کے ساتھ کُفر کیا ہے اور وہ مرے ہیں اس حال میں کہ وہ فاسق تھے۔1

وَلَا تُعۡجِبۡكَ أَمۡوٰلُهُمۡ وَأَوۡلَـٰدُهُمۡ‌ۚ إِنَّمَا يُرِيدُ ٱللَّهُ أَن يُعَذِّبَهُم بِهَا فِى ٱلدُّنۡيَا وَتَزۡهَقَ أَنفُسُهُمۡ وَهُمۡ كَـٰفِرُونَ ٨٥

And (let) notveاور نہwalāimpress youseni imrendirmesinپسندآئے تجھ کوtuʿ'jib'katheir wealthonların mallarıان کے مالamwāluhumand their childrenve evladlarıاور ان کی اولادیںwa-awlāduhumOnlyşüphesizبیشکinnamāAllah intendsistiyorچاہتا ہےyurīduAllah intendsAllahاللہl-lahutoonlara azabetmeyiکہanpunish themعذاب دے ان کوyuʿadhibahumwith itbunlarlaساتھ ان کےbihāindünyadaمیںthe worldدنیا میںl-dun'yāand will departve çıkmasınıاور نکلیںwatazhaqatheir soulscanlarınınان کی جانیںanfusuhumwhile theyonlarاس حال میں کہ وہwahum(are) disbelieverskafir olarakکافر ہوںkāfirūna

85 And let not their wealth and their children impress you. Allah only intends to punish them through them in this world and that their souls should depart [at death] while they are disbelievers.

85 Malları ve çocukları seni hayrete düşürmesin; Allah bunlarla onlara dünyada azabetmek ve canlarının inkarcı olarak çıkmasını ister.

85 Onların ne malları, ne de evlatları seni imrendirmesin. Allah, onları dünyada bunlarla cezalandırmayı ve canlarının kâfir olarak çıkmasını murad ediyor, başka değil.

85 ان کے اولاد اور مال سے تعجب نہ کرنا۔ ان چیزوں سے خدا یہ چاہتا ہے کہ ان کو دنیا میں عذاب کرے اور (جب) ان کی جان نکلے تو (اس وقت بھی) یہ کافر ہی ہوں

85 ان کی مالداری اور ان کی کثرت اولاد تم کو دھوکے میں نہ ڈالے اللہ نے تو ارادہ کر لیا ہے کہ اِس مال و اولاد کے ذریعہ سے ان کو اسی دنیا میں سزا دے اور ان کی جانیں اس حال میں نکلیں کہ وہ کافر ہوں

وَإِذَآ أُنزِلَتۡ سُورَةٌ أَنۡ ءَامِنُواۡ بِٱللَّهِ وَجَـٰهِدُواۡ مَعَ رَسُولِهِ ٱسۡتَــٔۡذَنَكَ أُوۡلُواۡ ٱلطَّوۡلِ مِنۡهُمۡ وَقَالُواۡ ذَرۡنَا نَكُن مَّعَ ٱلۡقَـٰعِدِينَ ٨٦

And whenzamanاور جبwa-idhāwas revealedindirildiğiاتاری گئیunzilata Surahbir sureایک سورتsūratunthatdiyeکہanbelieveinanınایمان لاؤāminūin AllahAllah'aاللہ پرbil-lahiand striveve cihadedinاور جہاد کروwajāhidūwithberaberساتھmaʿaHis MessengerElçisiyleاس کے رسول کےrasūlihiask your permissionsenden izin istedilerاجازت مانگنے لگے تجھ سےis'tadhanaka(the) mensahibi olanlarوالےulū(of) wealthservetوسعتl-ṭawliamong themiçlerindenان میں سےmin'humand saidve dedilerاور کہنے لگےwaqālūLeave usbizi bırakچھوڑ دو ہم کوdharnā(to) beolalımہم ہوجائیںnakunwithberaberساتھmaʿathose who sitoturanlarlaبیٹھنے والوں کےl-qāʿidīna

86 And when a surah was revealed [enjoining them] to believe in Allah and to fight with His Messenger, those of wealth among them asked your permission [to stay back] and said, "Leave us to be with them who sit [at home]."

86 "Allah'a inanın ve Peygamberinin yanında savaşın" diye bir sure inmiş olsa, onların gücü yetenleri sizden izin isterler ve "Bizi bırak oturanlarla beraber kalalım" derler.

86 "Allah'a iman edin ve Resulü ile birlikte cihada gidin." diye bir sûre indirildiği zaman, içlerinden mal mülk sahibi olanlar senden izin istediler ve "Bırak bizi oturanlarla beraber oturalım." dediler.

86 اور جب کوئی سورت نازل ہوتی ہے کہ خدا پر ایمان لاؤ اور اس کے رسول کے ساتھ ہو کر لڑائی کرو تو جو ان میں دولت مند ہیں وہ تم سے اجازت طلب کرتے ہیں اور کہتے ہیں کہ ہمیں تو رہنے ہی دیجیئے کہ جو لوگ گھروں میں رہیں گے ہم بھی ان کے ساتھ رہیں

86 جب کبھی کوئی سورۃ اس مضمون کی نازل ہوئی کہ اللہ کو مانو اور اس کے رسول کے ساتھ جہاد کرو تو تم نے دیکھا کہ جو لوگ ان میں سے صاحب مقدرت تھے وہی تم سے درخواست کرنے لگے کہ انہیں جہاد کی شرکت سے معاف رکھا جائے اور انہوں نے کہا کہ ہمیں چھوڑ دیجیے کہ ہم بیٹھنے والوں کے ساتھ رہیں

Surah 9 / At-Tawbah / The Repentance سورة التوبة 201
Ask forgiveness(ister) af dileبخشش مانگو is'taghfir for themonlar içinان کے لیے lahum orveyaیا aw (do) not(ister) dilemeنہ ask forgivenessتم بخشش مانگو tastaghfir for themonlar içinان کے لیے lahum Ifşayetاگر in you ask forgivenessaf dilesenتم بخشش مانگو گے tastaghfir for themonlar içinان کے لیے lahum seventyyetmişستر sabʿīna timesdefaبار marratan
neveraslaپس ہرگز نہ falan will Allah forgiveaffetmezمعاف کرے گا yaghfira will Allah forgiveAllahاللہ l-lahu [for] themonlarıان کے لیے lahum Thatböyledirیہ dhālika (is) because theyçünkü onlarبوجہ اس کے کہ بے شک bi-annahum disbelievedinkar ettilerانہوں نے انکار کیا kafarū in AllahAllah'ıاللہ کا bil-lahi and His Messengerve Elçisiniاور اس کے رسول کا warasūlihi
and Allahve Allahاور اللہ wal-lahu (does) notyola iletmezنہیں guideہدایت دیتا yahdī the peoplekavmiان لوگوں کو l-qawma the defiantly disobedientyoldan çıkanجو فاسق ہیں l-fāsiqīna٨٠ Rejoicesevindilerخوش ہوگئے fariḥa those who remained behindmuhalefet ederek;پیچھے چھوڑے جانے والے l-mukhalafūna
in their stayingoturup kalmalarınaاپنے بیٹھنے پر bimaqʿadihim behindgeride kalanlarبعد khilāfa (the) MessengerPeygamberineرسول rasūli (of) AllahAllah'ınاللہ کے l-lahi and they dislikedve hoşlanmadılarاور انہوں نے ناپسند کیا wakarihū tocihadetmektenکہ an striveوہ جہاد کریں yujāhidū with their wealthmallarıyleاپنے مالوں کے ساتھ bi-amwālihim
and their livesve canlarıyleاور اپنی جانوں کے ساتھ wa-anfusihim inyolundaمیں (the) wayراستے (میں ) sabīli (of) AllahAllahاللہ کے l-lahi and they saidve dedilerاور انہوں نے کہا waqālū (Do) notsefere çıkmayınمت go forthنکلو tanfirū insıcaktaمیں the heatگرمی (میں) l-ḥari Sayde kiکہہ دیجیے qul (The) Fireateşiآگ nāru (of) Hellcehenneminجہنم کی jahannama
(is) more intensedahaزیادہ شدید ہے ashaddu (in) heatsıcaktırگرمی میں ḥarran If (only)keşkeکاش کہ law they couldolsalardıہوتے وہ kānū understandanlıyor(lar)سمجھتے yafqahūna٨١ So let them laughartık gülsünlerپس چاہیے کہ ہنسیں falyaḍḥakū a littleazتھوڑا qalīlan and let them weepve ağlasınlarاور چاہیے کہ روئیں walyabkū muchçokزیادہ kathīran
(as) a recompensekarşılıkبدلہ ہے jazāan for whatşeylereبوجہ اس کے جو bimā they used toolduklarıوہ تھے kānū earnkazanıyor(lar)کمائی کرکے yaksibūna٨٢ Then ifeğerپھر اگر fa-in Allah returns youseni döndürürseلوٹا لایا تجھ کو rajaʿaka Allah returns youAllahاللہ l-lahu tobir topluluğaطرف ilā a groupایک گروہ کے ṭāifatin
of themonlardanان میں سے min'hum and they ask you permissionsenden izin isterlerseپھر انہوں نے اجازت مانگی آپ سے fa-is'tadhanūka to go outçıkmak içinنکلنے کے لیے lil'khurūji then sayde kiپس کہہ دیجیے faqul Neverçıkmayacaksınızہرگز نہیں lan will you come outتم نکلو گے takhrujū with mebenimleمیرے ساتھ maʿiya everaslaکبھی بھی abadan and neverve aslaاور ہرگز نہ walan
will you fightsavaşmayacaksınızتم جنگ کرو گے tuqātilū with mebenimle beraberمیرے ساتھ maʿiya any enemydüşmanlaدشمن کے ساتھ ʿaduwwan Indeed, youşüphesiz sizبیشک تم innakum were satisfiedrazı olmuştunuzراضی ہوگئے تم raḍītum with sittingoturmağaبیٹھنے پر bil-quʿūdi (the) firstilkپہلی awwala timeönceبار marratin so sitöyle ise oturunپس بیٹھے رہو fa-uq'ʿudū
withberaberساتھ maʿa those who stay behindgeri kalanlarlaپیچھے رہنے والوں کے l-khālifīna٨٣ And notveاور نہ walā you praynamaz kılmaتم جنازہ پڑھو tuṣalli forüzerineپر ʿalā anybirininکسی ایک (پر) aḥadin of themonlardanان میں سے جو min'hum who diesölenمر جائے māta everaslaکبھی بھی abadan and notveاور نہ walā you standdurmaتم کھڑے ہو taqum
bybaşındaپر ʿalā his graveonun kabriاس کی قبر (پر ) qabrihi Indeed, theyçünkü onlarکیونکہ innahum disbelievedinkar ettilerانہوں نے کفر کیا kafarū in AllahAllah'ıاللہ کا bil-lahi and His Messengerve Elçisiniاور اس کے رسول کا warasūlihi and diedve öldülerاور وہ مرگئے wamātū while they wereonlarاور وہ wahum defiantly disobedientyoldan çıkmış olarakنافرمان تھے fāsiqūna
٨٤ And (let) notveاور نہ walā impress youseni imrendirmesinپسندآئے تجھ کو tuʿ'jib'ka their wealthonların mallarıان کے مال amwāluhum and their childrenve evladlarıاور ان کی اولادیں wa-awlāduhum Onlyşüphesizبیشک innamā Allah intendsistiyorچاہتا ہے yurīdu Allah intendsAllahاللہ l-lahu toonlara azabetmeyiکہ an punish themعذاب دے ان کو yuʿadhibahum
with itbunlarlaساتھ ان کے bihā indünyadaمیں the worldدنیا میں l-dun'yā and will departve çıkmasınıاور نکلیں watazhaqa their soulscanlarınınان کی جانیں anfusuhum while theyonlarاس حال میں کہ وہ wahum (are) disbelieverskafir olarakکافر ہوں kāfirūna٨٥ And whenzamanاور جب wa-idhā
was revealedindirildiğiاتاری گئی unzilat a Surahbir sureایک سورت sūratun thatdiyeکہ an believeinanınایمان لاؤ āminū in AllahAllah'aاللہ پر bil-lahi and striveve cihadedinاور جہاد کرو wajāhidū withberaberساتھ maʿa His MessengerElçisiyleاس کے رسول کے rasūlihi ask your permissionsenden izin istedilerاجازت مانگنے لگے تجھ سے is'tadhanaka
(the) mensahibi olanlarوالے ulū (of) wealthservetوسعت l-ṭawli among themiçlerindenان میں سے min'hum and saidve dedilerاور کہنے لگے waqālū Leave usbizi bırakچھوڑ دو ہم کو dharnā (to) beolalımہم ہوجائیں nakun withberaberساتھ maʿa those who sitoturanlarlaبیٹھنے والوں کے l-qāʿidīna٨٦
٢٠١
‹ 199page 200 of the printed Mushaf201 ›