أَلَآ إِنَّ أَوۡلِيَآءَ ٱللَّهِ لَا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ ٦٢

No doubtiyi bilin kiخبردارalāIndeedşüphesizبیشکinna(the) friendsdostları içinدوستawliyāa(of) AllahAllah'ınاللہ کےl-lahi(there will be) noyokturنہیںfearkorkuکوئی خوفkhawfunupon thenonlaraان پرʿalayhimand notveاور نہwalātheyonlarوہhumwill grieveüzülmeyeceklerdirغمگین ہوں گےyaḥzanūna

62 Unquestionably, [for] the allies of Allah there will be no fear concerning them, nor will they grieve

62 İyi bilin ki, Allah'ın dostlarına korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.

62 Açın gözünüzü! Allah'ın dostları üzerine ne korku vardır, ne de onlar mahzun olurlar.

62 سن رکھو کہ جو خدا کے دوست ہیں ان کو نہ کچھ خوف ہوگا اور نہ وہ غمناک ہوں گے

62 سُنو! جو اللہ کے دوست ہیں، جو ایمان لائے، ان کے لیے کسی خوف اور رنج کا موقع نہیں ہے

ٱلَّذِينَ ءَامَنُواۡ وَكَانُواۡ يَتَّقُونَ ٦٣

Those whokimseler;وہ لوگalladhīnabelieveonlar iman edenجو ایمان لائےāmanūand areveاور تھے وہwakānūconscious (of Allah)sakınanlarتقوی اختیار کرتےyattaqūna

63 Those who believed and were fearing Allah

63 Onlar Allah'a inanmış ve O'na karşı gelmekten sakınmışlardır.

63 Onlar ki, iman etmişler ve Allah'a karşı gelmekten sakınmışlardır.

63 (یعنی) جو لوگ ایمان لائے اور پرہیزگار رہے

63 جو ایمان لائے اور جنہوں نے تقویٰ کا رویہ اختیار کیا ،

لَهُمُ ٱلۡبُشۡرَىٰ فِى ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَفِى ٱلۡأَخِرَةِ‌ۚ لَا تَبۡدِيلَ لِكَلِمَـٰتِ ٱللَّهِ‌ۚ ذٰلِكَ هُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ ٦٤

For themonlar için vardırان کے لیےlahumu(are) the glad tidingsmüjdelerخوشخبری ہےl-bush'rāinhayatındaمیںthe lifeزندگیl-ḥayati(of) the worlddünyaدنیا کیl-dun'yāand inveاور میںwafīthe Hereafterahiretteآخرتl-ākhiratiNoolmazنہیں ہےchangedeğişmeتبدیل ہوناtabdīla(is there) in the Wordssözlerindeکلمات کوlikalimāti(of) AllahAllah'ınاللہ کےl-lahiThatişteیہیdhālikaisbuوہhuwathe successkurtuluşturکامیابی ہےl-fawzuthe greatbüyükجو بڑی ہےl-ʿaẓīmu

64 For them are good tidings in the worldly life and in the Hereafter. No change is there in the words of Allah. That is what is the great attainment.

64 Dünya hayatında da, ahirette de müjde onlaradır. Allah'ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. Bu büyük başarıdır.

64 Onlara dünya hayatında da, ahiret hayatında da müjdeler vardır. Allah'ın sözlerinde değişiklik yoktur. İşte bu en büyük kurtuluştur.

64 ان کے لیے دنیا کی زندگی میں بھی بشارت ہے اور آخرت میں بھی۔ خدا کی باتیں بدلتی نہیں۔ یہی تو بڑی کامیابی ہے

64 دُنیا اور آخرت دونوں زندگیوں میں ان کے لیے بشارت ہی بشارت ہے اللہ کی باتیں بدل نہیں سکتیں یہی بڑی کامیابی ہے

وَلَا يَحۡزُنكَ قَوۡلُهُمۡ‌ۘ إِنَّ ٱلۡعِزَّةَ لِلَّهِ جَمِيعًا‌ۚ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ ٦٥

And (let) notseni üzmesinاور نہwalāgrieve youغمگین کرے تجھ کوyaḥzunkatheir speechonların sözleriان کا قولqawluhumIndeedşüphesizبیشکinnathe honoryücelikعزتl-ʿizata(belongs) to AllahAllah'ındırاللہ کے لیے ہےlillahialltamamenساری کی ساریjamīʿanHeOوہیhuwa(is) the All-Hearerduyandırسننے والاl-samīʿuthe All-Knowerbilendirجاننے والا ہےl-ʿalīmu

65 And let not their speech grieve you. Indeed, honor [due to power] belongs to Allah entirely. He is the Hearing, the Knowing.

65 İnkarcıların sözleri seni üzmesin, çünkü bütün kudret Allah'ındır. O, işitir ve bilir.

65 Habibim, onların lafları seni üzmesin. Çünkü şan ve şeref bütünüyle Allah'ındır. O her şeyi işitiyor, hepsini görüyor.

65 اور (اے پیغمبر) ان لوگوں کی باتوں سے آزردہ نہ ہونا (کیونکہ) عزت سب خدا ہی کی ہے وہ (سب کچھ) سنتا (اور) جانتا ہے

65 اے نبیؐ، جو باتیں یہ لوگ تجھ پر بناتے ہیں وہ تجھے رنجیدہ نہ کریں، عزّت ساری کی ساری خدا کے اختیار میں ہے، اور وہ سب کچھ سنتا اور جانتا ہے

أَلَآ إِنَّ لِلَّهِ مَن فِى ٱلسَّمَـٰوٰتِ وَمَن فِى ٱلۡأَرۡضِ‌ۗ وَمَا يَتَّبِعُ ٱلَّذِينَ يَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ شُرَكَآءَ‌ۚ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَإِنۡ هُمۡ إِلَّا يَخۡرُصُونَ ٦٦

No doubtiyi bilin kiخبردارalāIndeedşüphesizبیشکinnato Allah (belongs)Allah'ındırاللہ ہی کے لیے ہےlillahiwhoeverkim varsaجو کچھman(is) ingöklerdeمیں ہےthe heavensآسمانوںl-samāwātiand whoeverve kim varsaاور جو کچھwaman(is) inyerdeمیں ہےthe earthزمینl-arḍiAnd notveاور جو کچھ بھی ہےwamāfollowuymuyorlarپیروی کرتے ہیںyattabiʿuthose whokimselerوہ لوگalladhīnainvoketapınan(lar)جو پکارتے ہیںyadʿūnaother than Allahbaşkalarınaminother than Allahسواdūniother than AllahAllah'tanاللہ کےl-lahipartnersortak koştuklarınaشریکوں کوshurakāaNotancakنہیںinthey followonlar uyuyorlarوہ پیروی کرتےyattabiʿūnabutsadeceمگرillāthe assumptionzannaگمانl-ẓanaand notveاور نہیںwa-intheyonlarوہhumbutsadeceمگرillāguesssaçmalıyorlarوہ قیاس آرائیاں کرتے ہیںyakhruṣūna

66 Unquestionably, to Allah belongs whoever is in the heavens and whoever is on the earth. And those who invoke other than Allah do not [actually] follow [His] "partners." They follow not except assumption, and they are not but falsifying

66 İyi bilin ki, göklerde ve yerde kim varsa hepsi Allah'ındır. Allah'ı bırakıp ortak koşanlar sadece zanna uyanlardır. Onlar ancak tahminde bulunuyorlar.

66 Açın gözünüzü! Göklerde kim var, yerde kim varsa hep Allah'ındır. Allah'dan başkasına tapanlar dahi, Allah'a ortak koştuklarına uymuş olmuyorlar, ancak zanna uymuş oluyorlar. Ve yalandan başka bir şey söylemiyorlar.

66 سن رکھو کہ جو مخلوق آسمانوں میں ہے اور جو زمین میں ہے سب خدا کے (بندے اور اس کے مملوک) ہیں۔ اور یہ جو خدا کے سوا (اپنے بنائے ہوئے) شریکوں کو پکارتے ہیں۔ وہ (کسی اور چیز کے) پیچھے نہیں چلتے۔ صرف ظن کے پیچھے چلتے ہیں اور محض اٹکلیں دوڑا رہے ہیں

66 آگاہ رہو! آسمان کے بسنے والے ہوں یا زمین کے، سب کے سب اللہ کے مملوک ہیں اور جو لوگ اللہ کے سوا کچھ (اپنے خودساختہ) شریکوں کو پکار رہے ہیں وہ نِرے وہم و گمان کے پیرو ہیں اور محض قیاس آرائیاں کرتے ہیں

هُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلَّيۡلَ لِتَسۡكُنُواۡ فِيهِ وَٱلنَّهَارَ مُبۡصِرًا‌ۚ إِنَّ فِى ذٰلِكَ لَأَيَـٰتٍ لِّقَوۡمٍ يَسۡمَعُونَ ٦٧

HeO'durوہ اللہhuwa(is) the One Whoo kiوہ ذات ہےalladhīmadeyaratanجس نے بنایاjaʿalafor yousizin içinتمہارے لیےlakumuthe nightgeceyiرات کوal-laylathat you may restdinlenmeniz içinتاکہ تم سکون حاصل کروlitaskunūin itondaاس میںfīhiand the dayve gündüzüاور دن کوwal-nahāragiving visibilityaydınlatıcı olarakروشنmub'ṣiranIndeedşüphesizبیشکinnainbundaاس میںthatdhālikasurely (are) Signsayetler vardırالبتہ نشانیاں ہیںlaāyātinfor a peoplebir topluluk içinان لوگوں کے لیےliqawmin(who) listenduyanجو سنتے ہوںyasmaʿūna

67 It is He who made for you the night to rest therein and the day, giving sight. Indeed in that are signs for a people who listen.

67 Size geceyi dinlenesiniz diye karanlık ve gündüzü çalışasınız diye aydınlık olarak yaratan Allah'tır. Kulak veren millet için bunlarda ayetler vardır.

67 O, öyle bir Allah'dır ki, içinde dinlenesiniz diye sizin için geceyi, göresiniz diye de gündüzü yaptı. Elbette bunda söz dinleyecek olan bir kavim için âyetler (ibretler) vardır.

67 وہی تو ہے جس نے تمہارے لیے رات بنائی تاکہ اس میں آرام کرو اور روز روشن بنایا ( تاکہ اس میں کام کرو) جو لوگ (مادہٴ) سماعت رکھتے ہیں ان کے لیے ان میں نشانیاں ہیں

67 وہ اللہ ہی ہے جس نے تمہارے لیے رات بنائی کہ اس میں سکون حاصل کرو اور دن کو روشن بنایا۔ اس میں نشانیاں ہیں اُن لوگوں کے لیے جو ( کُھلے کانوں سے پیغمبر کی دعوت کو) سُنتے ہیں۔1

قَالُواۡ ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ وَلَدًا‌ۗ سُبۡحَـٰنَهُۥ‌ۖ هُوَ ٱلۡغَنِىُّ‌ۖ لَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوٰتِ وَمَا فِى ٱلۡأَرۡضِ‌ۚ إِنۡ عِندَكُم مِّن سُلۡطَـٰنِۭ بِهَـٰذَآ‌ۚ أَتَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعۡلَمُونَ ٦٨

They saydedilerانہوں نے کہاqālūAllah has takenedindiبنا لیاittakhadhaAllah has takenAllahاللہ نےl-lahua sonçocukایک بیٹاwaladanGlory be to HimO bundan münezzehtirپاک ہے وہsub'ḥānahuHeOوہhuwa(is) the Self-sufficienthiç bir şeye ihtiyacı olmayandırبےنیاز ہےl-ghaniyuTo Him (belongs)O'nundurاسی کے لیے ہےlahuwhateverne varsaجو کچھ(is) ingöklerdeمیں ہےthe heavensآسمانوںl-samāwātiand whateverve ne varsaاور جو کچھwamā(is) inyerdeمیں ہےthe earthزمینl-arḍiNotyokturنہیںinyou havesizinتمہارے پاسʿindakumanyhiçbirکوئیminauthoritydelilinizدلیلsul'ṭāninfor thisbu konudaاس کیbihādhāDo you saysöylüyor musunuz?کیا تم کہتے ہوataqūlūnaabouthakkındaاوپرʿalāAllahاللہ کےl-lahiwhatşeyiجوnotbilmediğinizنہیںyou knowتم جانتےtaʿlamūna

68 They have said, "Allah has taken a son." Exalted is He; He is the [one] Free of need. To Him belongs whatever is in the heavens and whatever is in the earth. You have no authority for this [claim]. Do you say about Allah that which you do not know?

68 "Allah çocuk edindi" dediler; haşa; O müstağnidir; göklerde ve yerde olanlara sahiptir. Elinizde, onun çocuk edindiğine dair bir delil yoktur, bilmediğiniz şeyi Allah'a karşı nasıl söylüyorsunuz?

68 Dediler ki: "Allah, kendine çocuk edindi". O, böyle şeylerden münezzehtir. O, müstağnidir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Bu hususta elinizde hiç bir delil yoktur. Allah'a karşı bilmediğiniz bir şeyi neden söylüyorsunuz?

68 (بعض لوگ) کہتے ہیں کہ خدا نے بیٹا بنا لیا ہے۔ اس کی ذات (اولاد سے) پاک ہے (اور) وہ بےنیاز ہے۔ جو کچھ آسمانوں میں ہے اور جو کچھ زمین میں ہے وہ سب اسی کا ہے (اے افتراء پردازو) تمہارے پاس اس (قول باطل) کی کوئی دلیل نہیں ہے۔ تم خدا کی نسبت ایسی بات کیوں کہتے ہو جو جانتے نہیں

68 لوگوں نے کہہ دیا کہ اللہ نے کسی کو بیٹا بنایاہے1، سُبحان اللہ!2وہ تو بے نیاز ہے، آسمانوں اور زمین میں جو کچھ ہے سب اُس کی مِلک ہے۔3 تمہارے پاس اِس قول کے لیے آخر دلیل کیا ہے؟ کیا تم اللہ کے متعلق وہ باتیں کہتے ہو جو تمہارے علم میں نہیں ہیں؟

قُلۡ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَفۡتَرُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلۡكَذِبَ لَا يُفۡلِحُونَ ٦٩

Sayde kiکہہ دیجیےqulIndeedşüphesizبیشکinnathose whokimselerوہ لوگalladhīnainventuyduran(lar)جو گھڑتے ہیںyaftarūnaagainsthakkındaپرʿalāAllahاللہl-lahithe lieyalanجھوٹl-kadhibathey will not succeedkurtuluşa eremezlerنہیںthey will not succeedفلاح پائیں گےyuf'liḥūna

69 Say, "Indeed, those who invent falsehood about Allah will not succeed."

69 De ki: "Allah'a karşı yalan uyduranlar, kurtuluşa erişemezler."

69 De ki: Allah'a iftira edenler elbette felah bulmazlar.

69 کہہ دو جو لوگ خدا پر جھوٹ بہتان باندھتے ہیں فلاح نہیں پائیں گے

69 اے محمدؐ، کہہ دو کہ جو لوگ اللہ پر جھوٹے افترا باندھتے ہیں وہ ہرگز فلاح نہیں پا سکتے

مَتَـٰعٌ فِى ٱلدُّنۡيَا ثُمَّ إِلَيۡنَا مَرۡجِعُهُمۡ ثُمَّ نُذِيقُهُمُ ٱلۡعَذَابَ ٱلشَّدِيدَ بِمَا كَانُواۡ يَكۡفُرُونَ ٧٠

An enjoymentbir geçim sürerlerفائدہ اٹھانا ہےmatāʿunindünyadaمیںthe worldدنیاl-dun'yāthensonraپھرthummato Usbizedirہماری طرفilaynā(is) their returndönüşleriلوٹنا ہے ان کاmarjiʿuhumthensonraپھرthummaWe will make them tastetattırırızہم چکھائیں گے ان کوnudhīquhumuthe punishmentazabıعذابl-ʿadhābathe severeşiddetliشدیدl-shadīdabecausedolayıبوجہ اس کے جوbimāthey used toolmalarındanتھے وہkānūdisbelieveinkâr ediyor(lar)کفر کرتےyakfurūna

70 [For them is brief] enjoyment in this world; then to Us is their return; then We will make them taste the severe punishment because they used to disbelieve

70 Onlar için dünyada bir müddet geçinme vardır, sonra dönüşleri Bizedir. İnkarlarına karşılık onlara çetin azab taddıracağız.

70 Dünyadaki zevkler çabuk biter. Sonra dönüşleri bize olacaktır. Daha sonra da inkâr ettiklerinden dolayı o çetin azabı biz onlara tattıracağız.

70 (ان کے لیے جو) فائدے ہیں دنیا میں (ہیں) پھر ان کو ہماری ہی طرف لوٹ کر آنا ہے۔ اس وقت ہم ان کو شدید عذاب (کے مزے) چکھائیں گے کیونکہ کفر (کی باتیں) کیا کرتے تھے

70 دنیا کی چند روزہ زندگی میں مزے کر لیں، پھر ہماری طرف اُن کو پلٹنا ہے پھر ہم اس کفر کے بدلے جس کا ارتکاب وہ کر رہے ہیں ان کو سخت عذاب کا مزہ چکھائیں گے

Surah 10 / Yunus / Jonah سورة يونس 217
No doubtiyi bilin kiخبردار alā Indeedşüphesizبیشک inna (the) friendsdostları içinدوست awliyāa (of) AllahAllah'ınاللہ کے l-lahi (there will be) noyokturنہیں fearkorkuکوئی خوف khawfun upon thenonlaraان پر ʿalayhim and notveاور نہ walā theyonlarوہ hum will grieveüzülmeyeceklerdirغمگین ہوں گے yaḥzanūna
٦٢ Those whokimseler;وہ لوگ alladhīna believeonlar iman edenجو ایمان لائے āmanū and areveاور تھے وہ wakānū conscious (of Allah)sakınanlarتقوی اختیار کرتے yattaqūna٦٣ For themonlar için vardırان کے لیے lahumu (are) the glad tidingsmüjdelerخوشخبری ہے l-bush'rā
inhayatındaمیں the lifeزندگی l-ḥayati (of) the worlddünyaدنیا کی l-dun'yā and inveاور میں wafī the Hereafterahiretteآخرت l-ākhirati Noolmazنہیں ہے changedeğişmeتبدیل ہونا tabdīla (is there) in the Wordssözlerindeکلمات کو likalimāti (of) AllahAllah'ınاللہ کے l-lahi
Thatişteیہی dhālika isbuوہ huwa the successkurtuluşturکامیابی ہے l-fawzu the greatbüyükجو بڑی ہے l-ʿaẓīmu٦٤ And (let) notseni üzmesinاور نہ walā grieve youغمگین کرے تجھ کو yaḥzunka their speechonların sözleriان کا قول qawluhum Indeedşüphesizبیشک inna
the honoryücelikعزت l-ʿizata (belongs) to AllahAllah'ındırاللہ کے لیے ہے lillahi alltamamenساری کی ساری jamīʿan HeOوہی huwa (is) the All-Hearerduyandırسننے والا l-samīʿu the All-Knowerbilendirجاننے والا ہے l-ʿalīmu٦٥ No doubtiyi bilin kiخبردار alā Indeedşüphesizبیشک inna to Allah (belongs)Allah'ındırاللہ ہی کے لیے ہے lillahi
whoeverkim varsaجو کچھ man (is) ingöklerdeمیں ہے the heavensآسمانوں l-samāwāti and whoeverve kim varsaاور جو کچھ waman (is) inyerdeمیں ہے the earthزمین l-arḍi And notveاور جو کچھ بھی ہے wamā followuymuyorlarپیروی کرتے ہیں yattabiʿu those whokimselerوہ لوگ alladhīna
invoketapınan(lar)جو پکارتے ہیں yadʿūna other than Allahbaşkalarına min other than Allahسوا dūni other than AllahAllah'tanاللہ کے l-lahi partnersortak koştuklarınaشریکوں کو shurakāa Notancakنہیں in they followonlar uyuyorlarوہ پیروی کرتے yattabiʿūna butsadeceمگر illā
the assumptionzannaگمان l-ẓana and notveاور نہیں wa-in theyonlarوہ hum butsadeceمگر illā guesssaçmalıyorlarوہ قیاس آرائیاں کرتے ہیں yakhruṣūna٦٦ HeO'durوہ اللہ huwa (is) the One Whoo kiوہ ذات ہے alladhī madeyaratanجس نے بنایا jaʿala for yousizin içinتمہارے لیے lakumu
the nightgeceyiرات کو al-layla that you may restdinlenmeniz içinتاکہ تم سکون حاصل کرو litaskunū in itondaاس میں fīhi and the dayve gündüzüاور دن کو wal-nahāra giving visibilityaydınlatıcı olarakروشن mub'ṣiran Indeedşüphesizبیشک inna inbundaاس میں that dhālika
surely (are) Signsayetler vardırالبتہ نشانیاں ہیں laāyātin for a peoplebir topluluk içinان لوگوں کے لیے liqawmin (who) listenduyanجو سنتے ہوں yasmaʿūna٦٧ They saydedilerانہوں نے کہا qālū Allah has takenedindiبنا لیا ittakhadha Allah has takenAllahاللہ نے l-lahu a sonçocukایک بیٹا waladan
Glory be to HimO bundan münezzehtirپاک ہے وہ sub'ḥānahu HeOوہ huwa (is) the Self-sufficienthiç bir şeye ihtiyacı olmayandırبےنیاز ہے l-ghaniyu To Him (belongs)O'nundurاسی کے لیے ہے lahu whateverne varsaجو کچھ (is) ingöklerdeمیں ہے the heavensآسمانوں l-samāwāti and whateverve ne varsaاور جو کچھ wamā (is) inyerdeمیں ہے the earthزمین l-arḍi
Notyokturنہیں in you havesizinتمہارے پاس ʿindakum anyhiçbirکوئی min authoritydelilinizدلیل sul'ṭānin for thisbu konudaاس کی bihādhā Do you saysöylüyor musunuz?کیا تم کہتے ہو ataqūlūna abouthakkındaاوپر ʿalā Allahاللہ کے l-lahi whatşeyiجو
notbilmediğinizنہیں you knowتم جانتے taʿlamūna٦٨ Sayde kiکہہ دیجیے qul Indeedşüphesizبیشک inna those whokimselerوہ لوگ alladhīna inventuyduran(lar)جو گھڑتے ہیں yaftarūna againsthakkındaپر ʿalā Allahاللہ l-lahi the lieyalanجھوٹ l-kadhiba
they will not succeedkurtuluşa eremezlerنہیں they will not succeedفلاح پائیں گے yuf'liḥūna٦٩ An enjoymentbir geçim sürerlerفائدہ اٹھانا ہے matāʿun indünyadaمیں the worldدنیا l-dun'yā thensonraپھر thumma to Usbizedirہماری طرف ilaynā (is) their returndönüşleriلوٹنا ہے ان کا marjiʿuhum thensonraپھر thumma
We will make them tastetattırırızہم چکھائیں گے ان کو nudhīquhumu the punishmentazabıعذاب l-ʿadhāba the severeşiddetliشدید l-shadīda becausedolayıبوجہ اس کے جو bimā they used toolmalarındanتھے وہ kānū disbelieveinkâr ediyor(lar)کفر کرتے yakfurūna٧٠
٢١٧
‹ 215page 216 of the printed Mushaf217 ›