وَيَصۡنَعُ ٱلۡفُلۡكَ وَكُلَّمَا مَرَّ عَلَيۡهِ مَلَأٌ مِّن قَوۡمِهِۦ سَخِرُواۡ مِنۡهُ‌ۚ قَالَ إِن تَسۡخَرُواۡ مِنَّا فَإِنَّا نَسۡخَرُ مِنكُمۡ كَمَا تَسۡخَرُونَ ٣٨

And he was constructingve yapıyorduوہ بنا رہا تھاwayaṣnaʿuthe shipgemiyiکشتیl-ful'kaand every timeve ne zamanاور جب کبھیwakullamāpassedyanından geçseگزرتےmarraby himonunاس پرʿalayhi(the) chiefsileri gelenlerسردارmala-onofkavmindenسےminhis peopleاس کی قوم میں سےqawmihithey ridiculedalay ediyorlardıوہ تمسخر کرتےsakhirū[of] himonunlaاس سےmin'huHe saiddedi kiوہ کہتاqālaIfeğerاگرinyou ridiculealay edersenizتم مذاق اڑاتے ہوtaskharūusbizimleہماراminnāthen wemuhakkak biz deتو ہمfa-innācan ridiculealay edeceğizبھی مذاق اڑائیں گےnaskharuyousizinleتمہاراminkumasgibiجیسےkamāyou ridiculesizin alay ettiğinizتم مذاق کررہے ہوtaskharūna

38 And he constructed the ship, and whenever an assembly of the eminent of his people passed by him, they ridiculed him. He said, "If you ridicule us, then we will ridicule you just as you ridicule.

38 Gemiyi yaparken, milletinin inkarcı ileri gelenleri yanına uğradıkça onunla alay ederlerdi. O da: "Bizimle alay ediyorsunuz ama, alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz; rezil edecek olan azabın kime geleceğini ve kime sürekli azabın ineceğini göreceksiniz" dedi.

38 Gemiyi yapıyordu, kavminden bazı ileri gelen gruplar, onun yanından gelip geçtikçe, onunla alay ediyorlardı. Nuh dedi ki: "Bizimle eğleniyorsunuz, biz de sizinle tıpkı bizimle eğlendiğiniz gibi alay edip eğleneceğiz."

38 تو نوح نے کشتی بنانی شروع کردی۔ اور جب ان کی قوم کے سردار ان کے پاس سے گزرتے تو ان سے تمسخر کرتے۔ وہ کہتے کہ اگر تم ہم سے تمسخر کرتے ہو تو جس طرح تم ہم سے تمسخر کرتے ہو اس طرح (ایک وقت) ہم بھی تم سے تمسخر کریں گے

38 نوحؑ کشتی بنا رہا تھا اور اس کی قوم کے سرداروں میں سے جو کوئی اس کے پاس سے گزرتا تھا وہ اس کا مذاق اڑاتا تھا اس نے کہا "اگر تم ہم پر ہنستے ہو تو ہم بھی تم پر ہنس رہے ہیں

فَسَوۡفَ تَعۡلَمُونَ مَن يَأۡتِيهِ عَذَابٌ يُخۡزِيهِ وَيَحِلُّ عَلَيۡهِ عَذَابٌ مُّقِيمٌ ٣٩

And soonyakındaپس عنقریبfasawfayou will knowbileceksinizتم جان لوگےtaʿlamūna(on) whomkimeکون ہےmanwill comegeleceğiniآئے گا اس کے پاسyatīhia punishmentazabınعذابʿadhābun(that) will disgrace himrezil ediciرسوا کردے گا اس کوyukh'zīhiand will descendve ineceğiniاور اترے گاwayaḥilluon himbaşınaاس پرʿalayhia punishmentazabınعذابʿadhābunlastingkalıcıدائمیmuqīmun

39 And you are going to know who will get a punishment that will disgrace him [on earth] and upon whom will descend an enduring punishment [in the Hereafter]."

39 Gemiyi yaparken, milletinin inkarcı ileri gelenleri yanına uğradıkça onunla alay ederlerdi. O da: "Bizimle alay ediyorsunuz ama, alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz; rezil edecek olan azabın kime geleceğini ve kime sürekli azabın ineceğini göreceksiniz" dedi.

39 O perişan edici azabın kime geleceğini ve o sürekli azabın kimin başına ineceğini ilerde bileceksiniz.

39 اور تم کو جلد معلوم ہوجائے گا کہ کس پر عذاب آتا ہے اور جو اسے رسوا کرے گا اور کس پر ہمیشہ کا عذاب نازل ہوتا ہے

39 عنقریب تمہیں خود معلوم ہو جائے گا کہ کس پر وہ عذاب آتا ہے جو اُسے رُسوا کر دے گا اور کس پر وہ بلا ٹوٹ پڑتی ہے جو ٹالے نہ ٹلے گی۔“ 1

حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَمۡرُنَا وَفَارَ ٱلتَّنُّورُ قُلۡنَا ٱحۡمِلۡ فِيهَا مِن كُلٍّ زَوۡجَيۡنِ ٱثۡنَيۡنِ وَأَهۡلَكَ إِلَّا مَن سَبَقَ عَلَيۡهِ ٱلۡقَوۡلُ وَمَنۡ ءَامَنَ‌ۚ وَمَآ ءَامَنَ مَعَهُۥٓ إِلَّا قَلِيلٌ ٤٠

Tillsonundaیہاں تک کہḥattāwhenzamanجبidhācamegeldiğiآگیاjāaOur commandemrimizحکم ہماراamrunāand overflowedve kaynadığındaاور جوش ماراwafārathe oventandırتنور نے۔ سطح زمین نےl-tanūruWe saiddedik kiکہا ہمqul'nāLoadbindirسوار کرiḥ'milin itonaاس میںfīhāofher şeydenسےminevery kindہر چیز سےkullina pairçiftiجوڑےzawjaynitwoikişerدو ۔ نر اور مادہith'nayniand your familyve aileniاور اپنے اہل و عیال کوwa-ahlakaexceptdışındakiسوائےillāwhoolanlarاس کے جس کے بارے میںmanhas precededöncedenگزرچکیsabaqaagainst himaleyhlerineاس پرʿalayhithe wordhüküm verilmişباتl-qawluand whoeverveاور جو لوگwamanbelievediman edenleriایمان لائےāmanaAnd notveاور نہwamābelievedzaten iman etmemiştiایمان لائےāmanawith himonunla beraberاس کے ساتھmaʿahuexceptdışındaمگرillāa fewçok az kimseبہت تھوڑےqalīlun

40 [So it was], until when Our command came and the oven overflowed, We said, "Load upon the ship of each [creature] two mates and your family, except those about whom the word has preceded, and [include] whoever has believed." But none had believed with him, except a few.

40 Buyruğumuz gelip tandırdan sular kaynamağa başlayınca, "Her cinsten birer çifti ve aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan çoluk çocuğunu ve inananları gemiye bindir" dedik. Pek az kimse onunla beraber inanmıştı.

40 Nihayet emrimiz geldiği ve tennur (tandır veya geminin kazanı) tutuşup parladığı zaman dedik ki; "Erkeği ve dişisi olan her canlıdan ikişer tane, aleyhlerinde hüküm verilmiş olanların dışında, aileni ve iman etmiş olanları geminin içine yükle". Zaten beraberinde iman edenler çok az idi.

40 یہاں تک کہ جب ہمارا حکم آپہنچا اور تنور جوش مارنے لگا تو ہم نے نوح کو حکم دیا کہ ہر قسم (کے جانداروں) میں سے جوڑا جوڑا (یعنی) دو (دو جانور۔ ایک ایک نر اور ایک ایک مادہ) لے لو اور جس شخص کی نسبت حکم ہوچکا ہے (کہ ہلاک ہوجائے گا) اس کو چھوڑ کر اپنے گھر والوں کو جو ایمان لایا ہو اس کو کشتی میں سوار کر لو اور ان کے ساتھ ایمان بہت ہی کم لوگ لائے تھے

40 یہاں تک کہ جب ہمارا حکم آگیا اور وہ تنور اُبل پڑا1 تو ہم نے کہا”ہر قسم کے جانوروں کا ایک ایک جوڑا کشتی میں رکھ لو، اپنے گھر والوں کو بھی۔۔۔۔ سوائے اُن اشخاص کے جن کی نشان دہی پہلے کی جا چکی ہے2۔۔۔۔ اس میں سوار کرا دو اور ان لوگوں کو بھی بٹھا لو جو ایمان لائے ہیں۔3“ اور تھوڑے ہی لوگ تھے جو نوح ؑ کے ساتھ ایمان لائے تھے

۞وَقَالَ ٱرۡكَبُواۡ فِيهَا بِسۡمِ ٱللَّهِ مَجۡر۪ىٰهَا وَمُرۡسَـٰهَآ‌ۚ إِنَّ رَبِّى لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ ٤١

And he saidve dedi kiاور اس نے کہاwaqālaEmbarkhaydi bininسوار ہوجاؤir'kabūin itonaاس میںfīhāin the nameadıyladırنام کے ساتھbis'miof AllahAllah'ınاللہ کےl-lahi(is) its courseyüzmesi deچلنا ہے اس کاmajrahāand its anchorageve durması daاور ٹھہرنا ہے اس کاwamur'sāhāIndeedşüphesizبیشکinnamy LordRabbimمیرا ربrabbī(is) certainly Oft-Forgivingbağışlayıcıdırالبتہ غفورlaghafūrunMost Mercifulrahmet edicidirرحیم ہےraḥīmun

41 And [Noah] said, "Embark therein; in the name of Allah is its course and its anchorage. Indeed, my Lord is Forgiving and Merciful."

41 Allah "Oraya binin; yürümesi ve durması Allah'ın ismiyledir, Rabbin bağışlar ve merhamet eder" dedi.

41 Nuh dedi ki; "Allah'ın adıyla binin içine. Onun akışı da, duruşu da (O'nun adıyladır). Hiç şüphesiz Rabbim gerçekten çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.

41 (نوح نے) کہا کہ خدا کا نام لے کر (کہ اسی کے ہاتھ میں اس کا) چلنا اور ٹھہرنا (ہے) اس میں سوار ہوجاؤ۔ بےشک میرا پروردگار بخشنے والا مہربان ہے

41 نوح ؑ نے کہا ”سوار ہو جاوٴ اِس میں، اللہ ہی کے نام سے ہے اس کا چلنا بھی اور اس کا ٹھہرنا بھی ، میرا ربّ بڑا غفور و رحیم ہے۔“1

وَهِىَ تَجۡرِى بِهِمۡ فِى مَوۡجٍ كَٱلۡجِبَالِ وَنَادَىٰ نُوحٌ ٱبۡنَهُۥ وَكَانَ فِى مَعۡزِلٍ يَـٰبُنَىَّ ٱرۡكَب مَّعَنَا وَلَا تَكُن مَّعَ ٱلۡكَـٰفِرِينَ ٤٢

And it(Gemi)اور وہwahiyasailedgeçirirkenچل رہی تھیtajrīwith themonlarıساتھ ان کے۔ انہیں ساتھ لیےbihimoniçindenمیںthe wavesdalgalarınموجmawjinlike mountainsdağlar gibi;پہاڑوں جیسیkal-jibāliand Nuh called outve seslendiاور پکاراwanādāand Nuh called outNuhنوح نےnūḥun(to) his sonoğlunaاپنے بیٹے کوib'nahuand he wasve o (idi)اور وہ تھاwakāna[in]bir kenardaمیںapartکنارے میںmaʿzilinO my sonEy oğulcağızımاے میرے بیٹےyābunayyaEmbarkgel binسوار ہوجاir'kabwith usbizimle birlikteہمارے ساتھmaʿanāand (do) notاور نہwalābeolmaتم ہوجاؤtakunwithberaberساتھmaʿathe disbelieverskâfirlerleکافروں کےl-kāfirīna

42 And it sailed with them through waves like mountains, and Noah called to his son who was apart [from them], "O my son, come aboard with us and be not with the disbelievers."

42 Gemi, dağlar gibi dalgalar içinde onları götürürken, Nuh, bir kenarda ayrı kalmış olan oğluna "Ey oğulcuğum! Bizimle beraber gel, kafirlerle birlik olma" diye seslendi.

42 Gemi içindekilerle birlikte, dağlar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nuh ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna bağırdı: "Yavrucuğum, gel, bizimle beraber bin! Kâfirlerle beraber olma!"

42 اور وہ ان کو لے کر (طوفان کی) لہروں میں چلنے لگی۔ (لہریں کیا تھیں) گویا پہاڑ (تھے) اس وقت نوح نے اپنے بیٹے کو کہ جو (کشتی سے) الگ تھا، پکارا کہ بیٹا ہمارے ساتھ سوار ہوجا اور کافروں میں شامل نہ ہو

42 کشتی ان لوگوں کو لیے چلی جا رہی تھی اور ایک ایک موج پہاڑ کی طرح اٹھ رہی تھی نوحؑ کا بیٹا دور فاصلے پر تھا نوحؑ نے پکار کر کہا "بیٹا، ہمارے ساتھ سوار ہو جا، کافروں کے ساتھ نہ رہ"

قَالَ سَـَٔـاوِىٓ إِلَىٰ جَبَلٍ يَعۡصِمُنِى مِنَ ٱلۡمَآءِ‌ۚ قَالَ لَا عَاصِمَ ٱلۡيَوۡمَ مِنۡ أَمۡرِ ٱللَّهِ إِلَّا مَن رَّحِمَ‌ۚ وَحَالَ بَيۡنَهُمَا ٱلۡمَوۡجُ فَكَانَ مِنَ ٱلۡمُغۡرَقِينَ ٤٣

He said(O) dedi kiوہ بولاqālaI will betake myselfsığınacağımعنقریب میں پناہ لے لوں گاsaāwītobir dağaطرفilāa mountainایک پہاڑ کیjabalin(that) will save meo beni korurوہ بچا لے گا مجھ کوyaʿṣimunīfromsudanسےminathe waterپانی سےl-māiHe saiddedi ki(نوح نے) کہاqāla(There is) noyokturنہیںprotectorkurtulacakکوئی بچانے والاʿāṣimatodaybugünآجl-yawmafromemrindenسےminthe Command of Allahحکم سےamrithe Command of AllahAllah'ınاللہ کےl-lahiexceptdışındaمگرillā(on) whomkimselerinجس پرmanHe has mercymerhamet ettiğiوہ خود رحم کرےraḥimaAnd camebu sırada girdiاور حائل ہوگئیwaḥāla(in) between themaralarınaان دونوں کے درمیانbaynahumāthe wavesbir dalgaایک موجl-mawjuso he wasve o da olduتو ہوگیاfakānaamongboğulanlardanسےminathe drownedوہ غرق ہونے والوں میں سےl-mugh'raqīna

43 [But] he said, "I will take refuge on a mountain to protect me from the water." [Noah] said, "There is no protector today from the decree of Allah, except for whom He gives mercy." And the waves came between them, and he was among the drowned.

43 Oğlu: "Dağa sığınırım, beni sudan kurtarır" deyince, Nuh: "Bugün Allah'ın buyruğundan O'nun acıdıkları dışında kurtulacak yoktur" dedi. Aralarına dalga girdi, oğlu da boğulanlara karıştı.

43 O, dedi ki; "Ben, beni sudan koruyacak bir dağa çıkacağım". Nuh da "Bu gün Allah'ın merhamet ettiğinden başkasını, Allah'ın bu emrinden koruyacak kimse yoktur." dedi. Derken dalga aralarına giriverdi. O da boğulanlardan oldu.

43 اس نے کہا کہ میں (ابھی) پہاڑ سے جا لگوں گا، وہ مجھے پانی سے بچالے گا۔ انہوں نے کہا کہ آج خدا کے عذاب سے کوئی بچانے والا نہیں (اور نہ کوئی بچ سکتا ہے) مگر جس پر خدا رحم کرے۔ اتنے میں دونوں کے درمیان لہر آحائل ہوئی اور وہ ڈوب کر رہ گیا

43 اُس نے پلٹ کر جواب دیا "میں ابھی ایک پہاڑ پر چڑھا جاتا ہوں جو مجھے پانی سے بچا لے گا" نوحؑ نے کہا، آج کوئی چیز اللہ کے حکم سے بچانے والی نہیں ہے سوائے اِس کے کہ اللہ ہی کسی پر رحم فرمائے" اتنے میں ایک موج دونوں کے درمیان حائل ہو گئی اور وہ بھی ڈوبنے والوں میں شامل ہو گیا

وَقِيلَ يَـٰٓأَرۡضُ ٱبۡلَعِى مَآءَكِ وَيَـٰسَمَآءُ أَقۡلِعِى وَغِيضَ ٱلۡمَآءُ وَقُضِىَ ٱلۡأَمۡرُ وَٱسۡتَوَتۡ عَلَى ٱلۡجُودِىِّ‌ۖ وَقِيلَ بُعۡدًا لِّلۡقَوۡمِ ٱلظَّـٰلِمِينَ ٤٤

And it was saidve denildiاور کہہ دیا گیاwaqīlaO earthey yerاے زمینyāarḍuSwallowçekنگل جاib'laʿīyour watersuyunuاپنا پانیmāakiand O skyve ey gökاور اے آسمانwayāsamāuWithholdsen de tutتھم جاaqliʿīAnd subsidedve çekildiاور خشک کردیا گیاwaghīḍathe watersuپانیl-māuand was fulfilledve bitirildiاور فیصلہ کردیا گیاwaquḍiyathe Commandمعاملے کاl-amruAnd it restedve oturduاور آٹھہری (کشتی)wa-is'tawatonüzerineپرʿalāthe JudiCudi'ninجودی پرl-jūdiyiAnd it was saidve denildiاور کہہ دیا گیاwaqīlaAwayyok olsunدوری ہوئیbuʿ'danwith the peopletopluluğuقومlil'qawmithe wrongdoerszalimlerظالموں کیl-ẓālimīna

44 And it was said, "O earth, swallow your water, and O sky, withhold [your rain]." And the water subsided, and the matter was accomplished, and the ship came to rest on the [mountain of] Judiyy. And it was said, "Away with the wrongdoing people."

44 Yere, "Suyunu çek!", göğe, "Ey gök sen de tut!" denildi. Su çekildi, iş de bitti; gemi Cudi'ye oturdu. "Haksızlık yapan millet Allah'ın rahmetinden uzak olsun" denildi.

44 Allah tarafından denildi ki: "Ey yeryüzü suyunu yut! Ey gökyüzü sen de suyunu kes! Ve sular çekildi. Emir yerine gelmiş oldu. Gemi de Cudi dağı üzerine oturdu. O zalim kavme böylece dünyadan uzak olun denildi.

44 اور حکم دیا گیا کہ اے زمین اپنا پانی نگل جا اور اے آسمان تھم جا۔ تو پانی خشک ہوگیا اور کام تمام کردیا گیا اور کشی کوہ جودی پر جا ٹھہری۔ اور کہہ دیا گیا کہ بےانصاف لوگوں پر لعنت

44 حکم ہوا”اے زمین، اپنا سارا پانی نِگل جا اور اے آسمان ، رُک جا۔“ چنانچہ پانی زمین میں بیٹھ گیا، فیصلہ چکا دیا گیا، کشتی جودی پر ٹِک1گئی، اور کہہ دیا گیا کہ دُور ہوئی ظالموں کی قوم!

وَنَادَىٰ نُوحٌ رَّبَّهُۥ فَقَالَ رَبِّ إِنَّ ٱبۡنِى مِنۡ أَهۡلِى وَإِنَّ وَعۡدَكَ ٱلۡحَقُّ وَأَنتَ أَحۡكَمُ ٱلۡحَـٰكِمِينَ ٤٥

And Nuh calledve seslendiاور پکاراwanādāAnd Nuh calledNuhنوح نےnūḥun(to) his LordRabbineاپنے رب کوrabbahuand saidve dedi kiپھر کہاfaqālaO my LordRabbimاے میرے ربrabbiIndeedşüphesizبیشکinnamy sonoğlumمیرا بیٹاib'nī(is) ofbenim ailemdendirسےminmy familyمیرے گھروالوں میں سے تھاahlīand indeedve şüphesizاور بیشکwa-innaYour promisesenin vaadinتیرا وعدہwaʿdaka(is) truehaktırسچا ہےl-ḥaquand Youve senاور توwa-anta(are) the Most Justen iyi hükmedenisinبہترین فیصلہ کرنے والا ہےaḥkamu(of) the judgeshükmedenlerinسب فیصلہ کرنے والوں میں سےl-ḥākimīna

45 And Noah called to his Lord and said, "My Lord, indeed my son is of my family; and indeed, Your promise is true; and You are the most just of judges!"

45 Nuh Rabbine seslendi: "Rabbim! Oğlum benim ailemdendi. Doğrusu Senin vadin haktır. Sen hükmedenlerin en iyi hükmedenisin" dedi.

45 Nuh Rabbine niyaz edip dedi ki: "Ey Rabbim! Oğlum benim ehlimdendi senin vaadin de elbette haktır ve gerçektir. Ve sen hakimler hakimisin."

45 اور نوح نے اپنے پروردگار کو پکارا اور کہا کہ پروردگار میرا بیٹا بھی میرے گھر والوں میں ہے (تو اس کو بھی نجات دے) تیرا وعدہ سچا ہے اور تو سب سے بہتر حاکم ہے

45 نُوحؑ نے اپنے ربّ کو پکارا۔ کہا ”اے ربّ، میرا بیٹا میرے گھر والوں میں سے ہے اور تیرا وعدہ سچا ہے1 اور تُو سب حاکموں سے بڑا اور بہتر حاکم ہے۔2“

Surah 11 / Hud / Hud سورة هود 227
And he was constructingve yapıyorduوہ بنا رہا تھا wayaṣnaʿu the shipgemiyiکشتی l-ful'ka and every timeve ne zamanاور جب کبھی wakullamā passedyanından geçseگزرتے marra by himonunاس پر ʿalayhi (the) chiefsileri gelenlerسردار mala-on ofkavmindenسے min his peopleاس کی قوم میں سے qawmihi they ridiculedalay ediyorlardıوہ تمسخر کرتے sakhirū
[of] himonunlaاس سے min'hu He saiddedi kiوہ کہتا qāla Ifeğerاگر in you ridiculealay edersenizتم مذاق اڑاتے ہو taskharū usbizimleہمارا minnā then wemuhakkak biz deتو ہم fa-innā can ridiculealay edeceğizبھی مذاق اڑائیں گے naskharu yousizinleتمہارا minkum asgibiجیسے kamā you ridiculesizin alay ettiğinizتم مذاق کررہے ہو taskharūna٣٨
And soonyakındaپس عنقریب fasawfa you will knowbileceksinizتم جان لوگے taʿlamūna (on) whomkimeکون ہے man will comegeleceğiniآئے گا اس کے پاس yatīhi a punishmentazabınعذاب ʿadhābun (that) will disgrace himrezil ediciرسوا کردے گا اس کو yukh'zīhi and will descendve ineceğiniاور اترے گا wayaḥillu on himbaşınaاس پر ʿalayhi a punishmentazabınعذاب ʿadhābun
lastingkalıcıدائمی muqīmun٣٩ Tillsonundaیہاں تک کہ ḥattā whenzamanجب idhā camegeldiğiآگیا jāa Our commandemrimizحکم ہمارا amrunā and overflowedve kaynadığındaاور جوش مارا wafāra the oventandırتنور نے۔ سطح زمین نے l-tanūru We saiddedik kiکہا ہم qul'nā Loadbindirسوار کر iḥ'mil in itonaاس میں fīhā
ofher şeydenسے min every kindہر چیز سے kullin a pairçiftiجوڑے zawjayni twoikişerدو ۔ نر اور مادہ ith'nayni and your familyve aileniاور اپنے اہل و عیال کو wa-ahlaka exceptdışındakiسوائے illā whoolanlarاس کے جس کے بارے میں man has precededöncedenگزرچکی sabaqa against himaleyhlerineاس پر ʿalayhi the wordhüküm verilmişبات l-qawlu
and whoeverveاور جو لوگ waman believediman edenleriایمان لائے āmana And notveاور نہ wamā believedzaten iman etmemiştiایمان لائے āmana with himonunla beraberاس کے ساتھ maʿahu exceptdışındaمگر illā a fewçok az kimseبہت تھوڑے qalīlun٤٠ And he saidve dedi kiاور اس نے کہا waqāla Embarkhaydi bininسوار ہوجاؤ ir'kabū
in itonaاس میں fīhā in the nameadıyladırنام کے ساتھ bis'mi of AllahAllah'ınاللہ کے l-lahi (is) its courseyüzmesi deچلنا ہے اس کا majrahā and its anchorageve durması daاور ٹھہرنا ہے اس کا wamur'sāhā Indeedşüphesizبیشک inna my LordRabbimمیرا رب rabbī (is) certainly Oft-Forgivingbağışlayıcıdırالبتہ غفور laghafūrun Most Mercifulrahmet edicidirرحیم ہے raḥīmun٤١ And it(Gemi)اور وہ wahiya
sailedgeçirirkenچل رہی تھی tajrī with themonlarıساتھ ان کے۔ انہیں ساتھ لیے bihim oniçindenمیں the wavesdalgalarınموج mawjin like mountainsdağlar gibi;پہاڑوں جیسی kal-jibāli and Nuh called outve seslendiاور پکارا wanādā and Nuh called outNuhنوح نے nūḥun (to) his sonoğlunaاپنے بیٹے کو ib'nahu and he wasve o (idi)اور وہ تھا wakāna
[in]bir kenardaمیں apartکنارے میں maʿzilin O my sonEy oğulcağızımاے میرے بیٹے yābunayya Embarkgel binسوار ہوجا ir'kab with usbizimle birlikteہمارے ساتھ maʿanā and (do) notاور نہ walā beolmaتم ہوجاؤ takun withberaberساتھ maʿa the disbelieverskâfirlerleکافروں کے l-kāfirīna٤٢
He said(O) dedi kiوہ بولا qāla I will betake myselfsığınacağımعنقریب میں پناہ لے لوں گا saāwī tobir dağaطرف ilā a mountainایک پہاڑ کی jabalin (that) will save meo beni korurوہ بچا لے گا مجھ کو yaʿṣimunī fromsudanسے mina the waterپانی سے l-māi He saiddedi ki(نوح نے) کہا qāla (There is) noyokturنہیں protectorkurtulacakکوئی بچانے والا ʿāṣima
todaybugünآج l-yawma fromemrindenسے min the Command of Allahحکم سے amri the Command of AllahAllah'ınاللہ کے l-lahi exceptdışındaمگر illā (on) whomkimselerinجس پر man He has mercymerhamet ettiğiوہ خود رحم کرے raḥima And camebu sırada girdiاور حائل ہوگئی waḥāla (in) between themaralarınaان دونوں کے درمیان baynahumā the wavesbir dalgaایک موج l-mawju so he wasve o da olduتو ہوگیا fakāna
amongboğulanlardanسے mina the drownedوہ غرق ہونے والوں میں سے l-mugh'raqīna٤٣ And it was saidve denildiاور کہہ دیا گیا waqīla O earthey yerاے زمین yāarḍu Swallowçekنگل جا ib'laʿī your watersuyunuاپنا پانی māaki and O skyve ey gökاور اے آسمان wayāsamāu
Withholdsen de tutتھم جا aqliʿī And subsidedve çekildiاور خشک کردیا گیا waghīḍa the watersuپانی l-māu and was fulfilledve bitirildiاور فیصلہ کردیا گیا waquḍiya the Commandمعاملے کا l-amru And it restedve oturduاور آٹھہری (کشتی) wa-is'tawat onüzerineپر ʿalā the JudiCudi'ninجودی پر l-jūdiyi And it was saidve denildiاور کہہ دیا گیا waqīla
Awayyok olsunدوری ہوئی buʿ'dan with the peopletopluluğuقوم lil'qawmi the wrongdoerszalimlerظالموں کی l-ẓālimīna٤٤ And Nuh calledve seslendiاور پکارا wanādā And Nuh calledNuhنوح نے nūḥun (to) his LordRabbineاپنے رب کو rabbahu and saidve dedi kiپھر کہا faqāla O my LordRabbimاے میرے رب rabbi Indeedşüphesizبیشک inna
my sonoğlumمیرا بیٹا ib'nī (is) ofbenim ailemdendirسے min my familyمیرے گھروالوں میں سے تھا ahlī and indeedve şüphesizاور بیشک wa-inna Your promisesenin vaadinتیرا وعدہ waʿdaka (is) truehaktırسچا ہے l-ḥaqu and Youve senاور تو wa-anta (are) the Most Justen iyi hükmedenisinبہترین فیصلہ کرنے والا ہے aḥkamu (of) the judgeshükmedenlerinسب فیصلہ کرنے والوں میں سے l-ḥākimīna٤٥
٢٢٧
‹ 225page 226 of the printed Mushaf227 ›