إِن نَّقُولُ إِلَّا ٱعۡتَرَىٰكَ بَعۡضُ ءَالِهَتِنَا بِسُوٓءٍ‌ۗ قَالَ إِنِّىٓ أُشۡهِدُ ٱللَّهَ وَٱشۡهَدُوٓاۡ أَنِّى بَرِىٓءٌ مِّمَّا تُشۡرِكُونَ ٥٤

Notdiyoruz kiنہیںinwe sayہم کہتےnaqūluexcept (that)sadeceمگرillāhave seized youseni çarpmışیہ کہ سامنے لائے ہیں تیرے۔ معاملہ کیا ہے تیرے ساتھiʿ'tarākasomebazılarıبعضbaʿḍu(of) our godsilahlarımızdanہمارے معبودوں نےālihatināwith evilfenaبرائی کاbisūinHe saiddedi kiاس نے کہاqālaIndeed, Işüphesiz benبیشک میںinnī[I] call Allah to witnessşahit tutuyorumگواہ بناتا ہوںush'hidu[I] call Allah to witnessAllah'ıاللہ کوl-lahaand (you) bear witnessve şahid olunاور تم گواہ رہوwa-ish'hadūthat I amelbette benبیشک میںannīinnocentuzağımبری الذمہ ہوںbarīonof whatortak koştuklarınızdanاس سے جوmimmāyou associateتم شریک ٹھہراتےtush'rikūna

54 We only say that some of our gods have possessed you with evil." He said, "Indeed, I call Allah to witness, and witness [yourselves] that I am free from whatever you associate with Allah

54 Bir kısım tanrılarımız seni çarpmıştır, demekten başka birşey demeyiz" dediler. Hud: "Doğrusu ben Allah'ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben O'nu bırakıp koştuğunuz ortaklardan uzağım. Hepiniz bana tuzak kurun sonra da ertelemeyin. Ben, ancak benim de sizin de Rabbiniz olan Allah'a güvenirim. Hiçbir canlı yoktur ki Allah ona el koymamış bulunsun. Rabbim elbette doğru yoldadır. Eğer yüz çevirirseniz, şüphesiz ben size benimle gönderileni bildirdim. Rabbim sizden başka bir milleti yerinize getirebilir, O'na bir şey de yapamazsınız. Doğrusu Rabbim herşeyi koruyandır" dedi.

54 "Ancak şu kadarını diyebiliriz ki; "tanrılarımızdan bazısı seni fena çarpmış". O da dedi ki; "Allah'ı şahit tutuyorum, siz de şahid olun ki ben, Allah'a koştuğunuz ortaklardan uzağım."

54 ہم تو یہ سمجھتے ہیں کہ ہمارے کسی معبود نے تمہیں آسیب پہنچا کر (دیوانہ کر) دیا ہے۔ انہوں نے کہا کہ میں خدا کو گواہ کرتا ہوں اور تم بھی گواہ رہو کہ جن کو تم (خدا کا) شریک بناتے ہو میں اس سے بیزار ہوں

54 ہم تو یہ سمجھتے ہیں کہ تیرے اُوپر ہمارے معبودوں میں سے کسی کی مار پڑگئی ہے۔“1ہُود ؑ نے کہا”میں اللہ کی شہادت پیش کرتا ہوں۔2 اور تم گواہ رہو کہ یہ جو اللہ کے سوا دُوسروں کو تم نے خدائی میں شریک ٹھہرا رکھا ہے اس سے میں بیزار ہوں۔3

مِن دُونِهِۦ‌ۖ فَكِيدُونِى جَمِيعًا ثُمَّ لَا تُنظِرُونِ ٥٥

Other than HimO'ndan başkaکےminOther than Himاس کے سواdūnihiSo plot against mehaydi bana tuzak kurunپس چال چلو میرے خلافfakīdūnīall togetherhep birlikteسب کے سبjamīʿanthensonraپھرthumma(do) notbana hiç göz açtırmayınنہgive me respiteتم مہلت دو مجھ کوtunẓirūni

55 Other than Him. So plot against me all together; then do not give me respite.

55 Bir kısım tanrılarımız seni çarpmıştır, demekten başka birşey demeyiz" dediler. Hud: "Doğrusu ben Allah'ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben O'nu bırakıp koştuğunuz ortaklardan uzağım. Hepiniz bana tuzak kurun sonra da ertelemeyin. Ben, ancak benim de sizin de Rabbiniz olan Allah'a güvenirim. Hiçbir canlı yoktur ki Allah ona el koymamış bulunsun. Rabbim elbette doğru yoldadır. Eğer yüz çevirirseniz, şüphesiz ben size benimle gönderileni bildirdim. Rabbim sizden başka bir milleti yerinize getirebilir, O'na bir şey de yapamazsınız. Doğrusu Rabbim herşeyi koruyandır" dedi.

55 "O'ndan başka herşeyden uzağım, artık hepiniz toplanın bana istediğiniz tuzağı kurun, sonra hiç bekletmeyin.

55 (یعنی جن کی) خدا کے سوا (عبادت کرتے ہو تو) تم سب مل کر میرے بارے میں جو تدبیر (کرنی چاہو) کرلو اور مجھے مہلت نہ دو

55 تم سب کے سب مل کر میرے خلاف اپنی کرنی میں کسر نہ اُٹھا رکھو اور مجھے مہلت نہ دو1

إِنِّى تَوَكَّلۡتُ عَلَى ٱللَّهِ رَبِّى وَرَبِّكُم‌ۚ مَّا مِن دَآبَّةٍ إِلَّا هُوَ ءَاخِذُۢ بِنَاصِيَتِهَآ‌ۚ إِنَّ رَبِّى عَلَىٰ صِرٰطٍ مُّسۡتَقِيمٍ ٥٦

Indeed, Işüphesiz benبیشک میں نےinnī[I] put my trustgüvendimتوکل کیاtawakkaltuuponAllah'aپرʿalāAllahاللہ پرl-lahimy Lordbenim Rabbimجو میرا رب ہےrabbīand your Lordve sizin Rabbiniz olanاور تمہارا ربwarabbikum(There is) notyokturنہیںof a moving creaturehiçbirکوئیminof a moving creaturecanlıجاندارdābbatinbutkiمگرillāHeO'nun (Allah)وہhuwahas grasptutmadığıپکڑے ہوئے ہےākhidhunof its forelockonun perçemindenاس کی پیشانی کوbināṣiyatihāIndeedşüphesizبیشکinnamy LordRabbimمیرا ربrabbī(is) onüzeredirاوپرʿalāa pathyolراستےṣirāṭinstraightdoğruسیدھے کے ہےmus'taqīmin

56 Indeed, I have relied upon Allah, my Lord and your Lord. There is no creature but that He holds its forelock. Indeed, my Lord is on a path [that is] straight."

56 Bir kısım tanrılarımız seni çarpmıştır, demekten başka birşey demeyiz" dediler. Hud: "Doğrusu ben Allah'ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben O'nu bırakıp koştuğunuz ortaklardan uzağım. Hepiniz bana tuzak kurun sonra da ertelemeyin. Ben, ancak benim de sizin de Rabbiniz olan Allah'a güvenirim. Hiçbir canlı yoktur ki Allah ona el koymamış bulunsun. Rabbim elbette doğru yoldadır. Eğer yüz çevirirseniz, şüphesiz ben size benimle gönderileni bildirdim. Rabbim sizden başka bir milleti yerinize getirebilir, O'na bir şey de yapamazsınız. Doğrusu Rabbim herşeyi koruyandır" dedi.

56 "Ben muhakkak ki, hem benim Rabbim, hem de sizin Rabbiniz olan Allah'a dayanmaktayım. Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, idaresi ve yönetimi O'nun elinde olmasın. Benim Rabbim, hiç şüphe yok ki, doğru yoldadır."

56 میں خدا پر جو میرا اور تمہارا (سب کا) پروردگار ہے، بھروسہ رکھتا ہوں (زمین پر) جو چلنے پھرنے والا ہے وہ اس کو چوٹی سے پکڑے ہوئے ہے۔ بےشک میرا پروردگار سیدھے رستے پر ہے

56 میرا بھروسہ اللہ پر ہے جو میرا ربّ بھی ہے اور تمہارا ربّ بھی۔ کوئی جاندار ایسا نہیں جس کی چوٹی اس کے ہاتھ میں نہ ہو۔ بے شک میرا ربّ سیدھی راہ پر ہے۔1

فَإِن تَوَلَّوۡاۡ فَقَدۡ أَبۡلَغۡتُكُم مَّآ أُرۡسِلۡتُ بِهِۦٓ إِلَيۡكُمۡ‌ۚ وَيَسۡتَخۡلِفُ رَبِّى قَوۡمًا غَيۡرَكُمۡ وَلَا تَضُرُّونَهُۥ شَيۡــًٔا‌ۚ إِنَّ رَبِّى عَلَىٰ كُلِّ شَىۡءٍ حَفِيظٌ ٥٧

So ifeğerپھر اگرfa-inyou turn awayyüz çevirirsenizتم منہ پھیرتے ہوtawallawthen verilyartıkتو تحقیقfaqadI have conveyed to yousize tebliğ ettimمیں نے پہنچا دیا تم کوablaghtukumwhatşeyiوہ جوI was sentbenimle gönderilenمیں بھیجا گیا ہوںur'sil'tuwith [it]sizeساتھ اس کےbihito youتمہاری طرفilaykumAnd my Lord will give successionve yerinize yerleştirirاور پیچھے لائے گا۔ خلیفہ بنائے گاwayastakhlifuAnd my Lord will give successionRabbimمیرا ربrabbī(to) a peoplebir toplulukایک قوم کوqawmanother than yousizden başkaتمہارے علاوہghayrakumand notveاور نہwalāyou will harm HimO'na zarar da veremezsinizتم نقصان دے سکتے ہو اس کوtaḍurrūnahu(in) anythinghiçbirکچھ بھیshayanIndeedşüphesizبیشکinnamy LordRabbimمیرا ربrabbī(is) onherپرʿalāallہرkullithingsşeyiچیز پرshayina Guardiankoruyandırنگران ہےḥafīẓun

57 But if they turn away, [say], "I have already conveyed that with which I was sent to you. My Lord will give succession to a people other than you, and you will not harm Him at all. Indeed my Lord is, over all things, Guardian."

57 Bir kısım tanrılarımız seni çarpmıştır, demekten başka birşey demeyiz" dediler. Hud: "Doğrusu ben Allah'ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben O'nu bırakıp koştuğunuz ortaklardan uzağım. Hepiniz bana tuzak kurun sonra da ertelemeyin. Ben, ancak benim de sizin de Rabbiniz olan Allah'a güvenirim. Hiçbir canlı yoktur ki Allah ona el koymamış bulunsun. Rabbim elbette doğru yoldadır. Eğer yüz çevirirseniz, şüphesiz ben size benimle gönderileni bildirdim. Rabbim sizden başka bir milleti yerinize getirebilir, O'na bir şey de yapamazsınız. Doğrusu Rabbim herşeyi koruyandır" dedi.

57 "Eğer, yine de yüz çevirirseniz, ben size ne ile gönderilmişsem, işte onu tebliğ ettim. Ayrıca Rabbim, sizin yerinize başka bir kavmi getirir de siz O'na zerrece zarar veremezsiniz. Hiç şüphesiz O, herşeyi koruyup gözetendir.

57 اگر تم روگردانی کرو گے تو جو پیغام میرے ہاتھ تمہاری طرف بھیجا گیا ہے، وہ میں نے تمہیں پہنچا دیا ہے۔ اور میرا پروردگار تمہاری جگہ اور لوگوں کو لابسائے گا۔ اور تم خدا کا کچھ بھی نقصان نہیں کرسکتے۔ میرا پروردگار تو ہر چیز پر نگہبان ہے

57 اگر تم منہ پھیرتے ہو تو پھیر لو۔ جو پیغام دے کر میں تمہارے پاس بھیجا گیا تھا وہ میں تم کو پہنچا چکا ہوں۔ اب میرا ربّ تمہاریجگہ دُوسری قوم کو اُٹھائے گا اور تم اس کا کچھ نہ بگاڑ سکو 1گے۔ یقیناً میرا ربّ ہر چیز پر نگراں ہے۔“

وَلَمَّا جَآءَ أَمۡرُنَا نَجَّيۡنَا هُودًا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواۡ مَعَهُۥ بِرَحۡمَةٍ مِّنَّا وَنَجَّيۡنَـٰهُم مِّنۡ عَذَابٍ غَلِيظٍ ٥٨

And whenve ne zaman kiاور جبwalammācamegelinceآگیاjāaOur commandemrimizفیصلہ ہماراamrunāWe savedkurtardıkنجات دی ہم نےnajjaynāHudHud'uہود کوhūdanand those whove kimseleriاور ان لوگوں کوwa-alladhīnabelievediman eden(leri)جو ایمان لائےāmanūwith himberaberindekiاس کے ساتھmaʿahuby a Mercybir rahmetleساتھ رحمت کےbiraḥmatinfrom Usbizdenہماری طرف سےminnāand We saved themve onları korudukاور نجات دی ہم نے ان کوwanajjaynāhumfrombir azaptanسےmina punishmentعذابʿadhābinseverekaskatıسختghalīẓin

58 And when Our command came, We saved Hud and those who believed with him, by mercy from Us; and We saved them from a harsh punishment.

58 Buyruğumuz gelince, Hud'u ve beraberindeki inananları, rahmetimizle kurtardık. Onları çetin bir azabdan koruduk.

58 Ne zaman ki emrimiz geldi, Hud'u ve beraberindeki iman edenleri, tarafımızdan bir rahmet ile kurtardık, ayrıca onları çok ağır bir azaptan da kurtardık.

58 اور جب ہمارا حکم عذاب آپہنچا تو ہم نے ہود کو اور جو لوگ ان کے ساتھ ایمان لائے تھے ان کو اپنی مہربانی سے بچا لیا۔ اور ان کو عذاب شدید سے نجات دی

58 پھر جب ہمارا حکم آگیا تو ہم نے اپنی رحمت سے ہودؑ کو اور اُن لوگوں کو جو اُس کے ساتھ ایمان لائے تھے نجات دے دی اور ایک سخت عذاب سے بچا لیا

وَتِلۡكَ عَادٌ‌ۖ جَحَدُواۡ بِـَٔـايَـٰتِ رَبِّهِمۡ وَعَصَوۡاۡ رُسُلَهُۥ وَٱتَّبَعُوٓاۡ أَمۡرَ كُلِّ جَبَّارٍ عَنِيدٍ ٥٩

And thisve işte buاور یہwatil'ka(was) AadAd (halkı)عاد تھےʿādunthey rejectedinkar ettiانہوں نے انکار کیاjaḥadū(the) Signsayetleriniآیات کاbiāyāti(of) their LordRabblerininاپنے رب کیrabbihimand disobeyedve karşı geldilerاور نافرمانی کیwaʿaṣawHis Messengerspeygamberlerineاس کے رسولوں کیrusulahuand followedve uydularاور انہوں نے پیروی کیwa-ittabaʿū(the) commandemrineحکم کیamra(of) everyherہرkullityrantzorbanınجبار۔ ظالمjabbārinobstinateinatçıعناد رکھنے والے کیʿanīdin

59 And that was 'Aad, who rejected the signs of their Lord and disobeyed His messengers and followed the order of every obstinate tyrant.

59 İşte bu, Rablerinin ayetlerini bile bile inkar eden, peygamberlerine kafa tutan ve her inatçı zorbanın emrine uyan Ad milletidir.

59 İşte Âd kavmi buydu. Rablerinin âyetlerini bile bile inkâr ettiler ve peygamberlerine isyan ettiler. Başa geçen her zorbanın emrine uyup arkasından gittiler.

59 یہ (وہی) عاد ہیں جنہوں نے خدا کی نشانیوں سے انکار کیا اور اس کے پیغمبروں کی نافرمانی کی اور ہر متکبر وسرکش کا کہا مانا

59 یہ ہیں عاد ، اپنے ربّ کی آیات سے انہوں نے انکار کیا، اس کے رسُولوں کی بات نہ مانی،1 اور ہر جبّار دُشمنِ حق کی پیروی کرتے رہے

وَأُتۡبِعُواۡ فِى هَـٰذِهِ ٱلدُّنۡيَا لَعۡنَةً وَيَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِ‌ۗ أَلَآ إِنَّ عَادًا كَفَرُواۡ رَبَّهُمۡ‌ۗ أَلَا بُعۡدًا لِّعَادٍ قَوۡمِ هُودٍ ٦٠

And they were followedve uğradılarاور ان کے پیچھے لگا دیا گیاwa-ut'biʿūinbuمیںthisاس (میں)hādhihiworlddünyadaدنیا (میں)l-dun'yā(with) a curselaneteلعنت کوlaʿnatanand (on the) Dayve günündeاور دنwayawma(of) the Resurrectionkıyametقیامت کے (دن بھی)l-qiyāmatiNo doubtiyi bilin kiخبردارalāIndeedşüphesizبےشک۔ یقیناًinnaAadAd (halkı)عاد نےʿādandisbelievedinkar ettilerانکار کیا۔ کفر کیاkafarūtheir LordRabbleriniاپنے رب کا۔ سےrabbahumSodikkat edinخبردارalāawayuzak olsunدوری ہے۔ لعنت ہےbuʿ'danwith AadAdعاد کے لیےliʿādin(the) peoplekavmiجو قومqawmi(of) HudHud'unہود (تھی)hūdin

60 And they were [therefore] followed in this world with a curse and [as well] on the Day of Resurrection. Unquestionably, 'Aad denied their Lord; then away with 'Aad, the people of Hud.

60 Bu dünyada da, kıyamet gününde de lanete uğradılar. Bilin ki Ad milleti Rablerini inkar etti ve yine bilin ki Hud'un milleti Ad Allah'ın rahmetinden uzaklaştı.

60 Hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde bir lânetle izlendiler. Bilin ki, Âd kavmi, gerçekten Rablerini inkâr ettiler. Yine bilin ki, Hud'un kavmi olan Âd, defolup gittiler.

60 تو اس دنیا میں بھی لعنت ان کے پیچھے لگی رہے گی اور قیامت کے دن بھی (لگی رہے گی) دیکھو عاد نے اپنے پروردگار سے کفر کیا۔ (اور) سن رکھو ہود کی قوم عاد پر پھٹکار ہے

60 آخر کار اس دنیا میں بھی ان پر پھٹکار پڑی اور قیامت کے روز بھی سنو! عاد نے اپنے رب سے کفر کیا، سنو! دور پھینک دیے گئے عاد، ہودؑ کی قوم کے لوگ

۞وَإِلَىٰ ثَمُودَ أَخَاهُمۡ صَـٰلِحًا‌ۚ قَالَ يَـٰقَوۡمِ ٱعۡبُدُواۡ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَـٰهٍ غَيۡرُهُۥ‌ۖ هُوَ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ وَٱسۡتَعۡمَرَكُمۡ فِيهَا فَٱسۡتَغۡفِرُوهُ ثُمَّ تُوبُوٓاۡ إِلَيۡهِ‌ۚ إِنَّ رَبِّى قَرِيبٌ مُّجِيبٌ ٦١

And tove (gönderdik)اور طرفwa-ilāThamudSemud halkınaثمود کےthamūda(We sent) their brotherkardeşleriان کے بھائیakhāhumSalihSalih'iصالح کو (بھیجا)ṣāliḥanHe saidşöyle dediانہوں نے کہاqālaO my peopleey kavmimاے میری قومyāqawmiWorshipkulluk edinعبادت کروuʿ'budūAllahAllah'aاللہ کیl-lahanotyokturنہیںyou havesizinتمہارے لیےlakumanyilahınızکوئیmingodالہ (برحق)ilāhinother than HimO'ndan başkaاس کے سواghayruhuHeOاس نےhuwaproduced yousizi yarattıپیدا کیا تم کوansha-akumfromyerdenسےminathe earthزمین سےl-arḍiand settled youve size ömür sürdürdüاور آباد کیا تم کوwa-is'taʿmarakumin itoradaاس میںfīhāSo ask forgiveness of HimO'ndan bağışlanma dileyinپس بخشش مانگو اس سےfa-is'taghfirūhuthensonraپھرthummaturn in repentancetevbe edinتوبہ کروtūbūto HimO'naاس کی طرفilayhiIndeedmuhakkak kiبیشکinnamy LordRabbimمیرا ربrabbī(is) nearyakındırقریب ہےqarībunAll-Responsivekabul edendirجواب دینے والا ہےmujībun

61 And to Thamud [We sent] their brother Salih. He said, "O my people, worship Allah; you have no deity other than Him. He has produced you from the earth and settled you in it, so ask forgiveness of Him and then repent to Him. Indeed, my Lord is near and responsive."

61 Semud milletine kardeşleri Salih'i gönderdik. "Ey milletim! Allah'a kulluk edin; O'ndan başka tanrınız yoktur; sizi yeryüzünde yaratıp orayı imar etmenizi dileyen O'dur. Öyleyse O'ndan mağfiret dileyin, sonra da O'na tevbe edin. Doğrusu Rabbim size yakın ve duaları kabul edendir" dedi.

61 Semud kavmine de kardeşleri Salih'i gönderdik. Dedi ki, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka bir tanrınız daha yoktur. Sizi topraktan O meydana getirdi. Sizi orada ömür sürmeye O memur etti. Bu sebepten O'nun mağfiretini isteyin, sonra O'na tevbe edin. Şüphesiz Rabbim yakındır, dualarınızı kabul eder."

61 اور ثمود کی طرف ان کے بھائی صالح کو (بھیجا) تو انہوں نے کہا کہ قوم! خدا ہی کی عبادت کرو اس کے سوا تمہارا کوئی معبود نہیں۔ اسی نے تم کو زمین سے پیدا کیا اور اس میں آباد کیا تو اس سے مغفرت مانگو اور اس کے آگے توبہ کرو۔ بےشک میرا پروردگار نزدیک (بھی ہے اور دعا کا) قبول کرنے والا (بھی) ہے

61 اور ثمود کی طرف ہم نے اُن کے بھائی صالحؑ کو بھیجا۔1 اُس نے کہا”اے میری قوم کے لوگو، اللہ کی بندگی کرو، اُس کے سوا تمہارا کوئی خُدا نہیں ہے۔ وہی ہے جس نے تم کو زمین سے پیدا کیا اور یہاں تم کو بسایا ہے۔2 لہٰذا تم اُس سے معافی چاہو3 اور اُس کی طرف پلٹ آوٴ، یقیناً میرا ربّ قریب ہے اور وہ دعاؤں کا جواب دینے والا ہے۔“4

قَالُواۡ يَـٰصَـٰلِحُ قَدۡ كُنتَ فِينَا مَرۡجُوًّا قَبۡلَ هَـٰذَآ‌ۖ أَتَنۡهَـٰنَآ أَن نَّعۡبُدَ مَا يَعۡبُدُ ءَابَآؤُنَا وَإِنَّنَا لَفِى شَكٍّ مِّمَّا تَدۡعُونَآ إِلَيۡهِ مُرِيبٍ ٦٢

They saiddediler kiانہوں نے کہاqālūO SalihEy Salihاے صالحyāṣāliḥuVerilydoğrusuتحقیقqadyou weresen idinتھا توkuntaamong usaramızdaہمارے درمیانfīnāthe one in whom hope was placedümit beslenen biriبڑی توقع والا۔ ہونہارmarjuwwanbeforeönceقبلqablathisbundanاس سےhādhāDo you forbid usbizi men mi ediyorsun?کیا تو روکتا ہے ہم کوatanhānāthattapmaktanکہanwe worshipہم عبادت کریںnaʿbudawhattaptıklarınaجس کیour forefathers worshippedعبادت کرتے ہیںyaʿbuduour forefathers worshippedbabalarımızınہمارے باپ داداābāunāAnd indeed wedoğrusu bizاور بیشک ہمwa-innanāsurely (are) iniçindeyizالبتہlafīdoubtşüpheشک میں ہیںshakkinabout whatşeydenاس چیز کے بارے میںmimmāyou call usbizi çağırdığınتم بلاتے ہو ہم کوtadʿūnāto itkendisineاس کی طرفilayhisuspicioustereddütlüبےچین کرنے والے (شک میں مبتلا ہیں)murībin

62 They said, "O Salih, you were among us a man of promise before this. Do you forbid us to worship what our fathers worshipped? And indeed we are, about that to which you invite us, in disquieting doubt."

62 "Ey Salih! Sen bundan önce, aramızda kendisinden iyilik beklenir bir kimseydin; şimdi babalarımızın taptıklarına bizi tapmaktan men mi ediyorsun? Doğrusu bizi çağırdığın şeyden şüphe ve endişedeyiz" dediler.

62 Dediler: "Ey Salih,! Bundan önce sen bizim içimizde ümit beslenir bir zat idin. Şimdi bizi babalarımızın taptıklarına tapmaktan mı engelliyorsun? Biz, doğrusunu istersen bizi davet ettiğin şeyden kuşkulandıran bir şüphe içindeyiz."

62 انہوں نے کہا کہ صالح اس سے پہلے ہم تم سے (کئی طرح کی) امیدیں رکھتے تھے (اب وہ منقطع ہوگئیں) کیا تم ہم کو ان چیزوں کے پوجنے سے منع کرتے ہو جن کو ہمارے بزرگ پوجتے آئے ہیں؟ اور جس بات کی طرف تم ہمیں بلاتے ہو، اس میں ہمیں قوی شبہ ہے

62 اُنہوں نے کہا”اے صالح ؑ ، اس سے پہلے تُو ہمارے درمیان ایسا شخص تھا جس سے بڑی توقعات وابستہ تھیں۔1 کیا تُو ہمیں اُن معبودوں کی پرستش سے روکنا چاہتا ہے جن کی پرستش ہمارے باپ دادا کرتے تھے؟2 تُو جس طریقے کی طرف ہمیں بُلا رہا ہے اُس کے بارے میں ہم کو سخت شُبہ ہے جس نے ہمیں خلجان میں ڈال رکھا ہے۔“3

Surah 11 / Hud / Hud سورة هود 229
Notdiyoruz kiنہیں in we sayہم کہتے naqūlu except (that)sadeceمگر illā have seized youseni çarpmışیہ کہ سامنے لائے ہیں تیرے۔ معاملہ کیا ہے تیرے ساتھ iʿ'tarāka somebazılarıبعض baʿḍu (of) our godsilahlarımızdanہمارے معبودوں نے ālihatinā with evilfenaبرائی کا bisūin He saiddedi kiاس نے کہا qāla Indeed, Işüphesiz benبیشک میں innī [I] call Allah to witnessşahit tutuyorumگواہ بناتا ہوں ush'hidu [I] call Allah to witnessAllah'ıاللہ کو l-laha
and (you) bear witnessve şahid olunاور تم گواہ رہو wa-ish'hadū that I amelbette benبیشک میں annī innocentuzağımبری الذمہ ہوں barīon of whatortak koştuklarınızdanاس سے جو mimmā you associateتم شریک ٹھہراتے tush'rikūna٥٤ Other than HimO'ndan başkaکے min Other than Himاس کے سوا dūnihi So plot against mehaydi bana tuzak kurunپس چال چلو میرے خلاف fakīdūnī
all togetherhep birlikteسب کے سب jamīʿan thensonraپھر thumma (do) notbana hiç göz açtırmayınنہ give me respiteتم مہلت دو مجھ کو tunẓirūni٥٥ Indeed, Işüphesiz benبیشک میں نے innī [I] put my trustgüvendimتوکل کیا tawakkaltu uponAllah'aپر ʿalā Allahاللہ پر l-lahi my Lordbenim Rabbimجو میرا رب ہے rabbī and your Lordve sizin Rabbiniz olanاور تمہارا رب warabbikum (There is) notyokturنہیں
of a moving creaturehiçbirکوئی min of a moving creaturecanlıجاندار dābbatin butkiمگر illā HeO'nun (Allah)وہ huwa has grasptutmadığıپکڑے ہوئے ہے ākhidhun of its forelockonun perçemindenاس کی پیشانی کو bināṣiyatihā Indeedşüphesizبیشک inna my LordRabbimمیرا رب rabbī (is) onüzeredirاوپر ʿalā a pathyolراستے ṣirāṭin straightdoğruسیدھے کے ہے mus'taqīmin
٥٦ So ifeğerپھر اگر fa-in you turn awayyüz çevirirsenizتم منہ پھیرتے ہو tawallaw then verilyartıkتو تحقیق faqad I have conveyed to yousize tebliğ ettimمیں نے پہنچا دیا تم کو ablaghtukum whatşeyiوہ جو I was sentbenimle gönderilenمیں بھیجا گیا ہوں ur'sil'tu with [it]sizeساتھ اس کے bihi to youتمہاری طرف ilaykum And my Lord will give successionve yerinize yerleştirirاور پیچھے لائے گا۔ خلیفہ بنائے گا wayastakhlifu
And my Lord will give successionRabbimمیرا رب rabbī (to) a peoplebir toplulukایک قوم کو qawman other than yousizden başkaتمہارے علاوہ ghayrakum and notveاور نہ walā you will harm HimO'na zarar da veremezsinizتم نقصان دے سکتے ہو اس کو taḍurrūnahu (in) anythinghiçbirکچھ بھی shayan Indeedşüphesizبیشک inna my LordRabbimمیرا رب rabbī (is) onherپر ʿalā allہر kulli thingsşeyiچیز پر shayin a Guardiankoruyandırنگران ہے ḥafīẓun
٥٧ And whenve ne zaman kiاور جب walammā camegelinceآگیا jāa Our commandemrimizفیصلہ ہمارا amrunā We savedkurtardıkنجات دی ہم نے najjaynā HudHud'uہود کو hūdan and those whove kimseleriاور ان لوگوں کو wa-alladhīna believediman eden(leri)جو ایمان لائے āmanū with himberaberindekiاس کے ساتھ maʿahu by a Mercybir rahmetleساتھ رحمت کے biraḥmatin
from Usbizdenہماری طرف سے minnā and We saved themve onları korudukاور نجات دی ہم نے ان کو wanajjaynāhum frombir azaptanسے min a punishmentعذاب ʿadhābin severekaskatıسخت ghalīẓin٥٨ And thisve işte buاور یہ watil'ka (was) AadAd (halkı)عاد تھے ʿādun they rejectedinkar ettiانہوں نے انکار کیا jaḥadū (the) Signsayetleriniآیات کا biāyāti
(of) their LordRabblerininاپنے رب کی rabbihim and disobeyedve karşı geldilerاور نافرمانی کی waʿaṣaw His Messengerspeygamberlerineاس کے رسولوں کی rusulahu and followedve uydularاور انہوں نے پیروی کی wa-ittabaʿū (the) commandemrineحکم کی amra (of) everyherہر kulli tyrantzorbanınجبار۔ ظالم jabbārin obstinateinatçıعناد رکھنے والے کی ʿanīdin٥٩ And they were followedve uğradılarاور ان کے پیچھے لگا دیا گیا wa-ut'biʿū
inbuمیں thisاس (میں) hādhihi worlddünyadaدنیا (میں) l-dun'yā (with) a curselaneteلعنت کو laʿnatan and (on the) Dayve günündeاور دن wayawma (of) the Resurrectionkıyametقیامت کے (دن بھی) l-qiyāmati No doubtiyi bilin kiخبردار alā Indeedşüphesizبےشک۔ یقیناً inna AadAd (halkı)عاد نے ʿādan disbelievedinkar ettilerانکار کیا۔ کفر کیا kafarū their LordRabbleriniاپنے رب کا۔ سے rabbahum Sodikkat edinخبردار alā
awayuzak olsunدوری ہے۔ لعنت ہے buʿ'dan with AadAdعاد کے لیے liʿādin (the) peoplekavmiجو قوم qawmi (of) HudHud'unہود (تھی) hūdin٦٠ And tove (gönderdik)اور طرف wa-ilā ThamudSemud halkınaثمود کے thamūda (We sent) their brotherkardeşleriان کے بھائی akhāhum SalihSalih'iصالح کو (بھیجا) ṣāliḥan He saidşöyle dediانہوں نے کہا qāla
O my peopleey kavmimاے میری قوم yāqawmi Worshipkulluk edinعبادت کرو uʿ'budū AllahAllah'aاللہ کی l-laha notyokturنہیں you havesizinتمہارے لیے lakum anyilahınızکوئی min godالہ (برحق) ilāhin other than HimO'ndan başkaاس کے سوا ghayruhu HeOاس نے huwa produced yousizi yarattıپیدا کیا تم کو ansha-akum fromyerdenسے mina the earthزمین سے l-arḍi
and settled youve size ömür sürdürdüاور آباد کیا تم کو wa-is'taʿmarakum in itoradaاس میں fīhā So ask forgiveness of HimO'ndan bağışlanma dileyinپس بخشش مانگو اس سے fa-is'taghfirūhu thensonraپھر thumma turn in repentancetevbe edinتوبہ کرو tūbū to HimO'naاس کی طرف ilayhi Indeedmuhakkak kiبیشک inna my LordRabbimمیرا رب rabbī (is) nearyakındırقریب ہے qarībun All-Responsivekabul edendirجواب دینے والا ہے mujībun
٦١ They saiddediler kiانہوں نے کہا qālū O SalihEy Salihاے صالح yāṣāliḥu Verilydoğrusuتحقیق qad you weresen idinتھا تو kunta among usaramızdaہمارے درمیان fīnā the one in whom hope was placedümit beslenen biriبڑی توقع والا۔ ہونہار marjuwwan beforeönceقبل qabla thisbundanاس سے hādhā Do you forbid usbizi men mi ediyorsun?کیا تو روکتا ہے ہم کو atanhānā thattapmaktanکہ an
we worshipہم عبادت کریں naʿbuda whattaptıklarınaجس کی our forefathers worshippedعبادت کرتے ہیں yaʿbudu our forefathers worshippedbabalarımızınہمارے باپ دادا ābāunā And indeed wedoğrusu bizاور بیشک ہم wa-innanā surely (are) iniçindeyizالبتہ lafī doubtşüpheشک میں ہیں shakkin about whatşeydenاس چیز کے بارے میں mimmā you call usbizi çağırdığınتم بلاتے ہو ہم کو tadʿūnā to itkendisineاس کی طرف ilayhi suspicioustereddütlüبےچین کرنے والے (شک میں مبتلا ہیں) murībin٦٢
٢٢٩
‹ 227page 228 of the printed Mushaf229 ›