وَرٰوَدَتۡهُ ٱلَّتِى هُوَ فِى بَيۡتِهَا عَن نَّفۡسِهِۦ وَغَلَّقَتِ ٱلۡأَبۡوٰبَ وَقَالَتۡ هَيۡتَ لَكَ‌ۚ قَالَ مَعَاذَ ٱللَّهِ‌ۖ إِنَّهُۥ رَبِّىٓ أَحۡسَنَ مَثۡوَاىَ‌ۖ إِنَّهُۥ لَا يُفۡلِحُ ٱلظَّـٰلِمُونَ ٢٣

And sought to seduce himve murad almak istediاور پھسلانا چاہا اس کوwarāwadathushe whokadınاس عورت نےallatīhe (was)o (Yusuf)وہhuwainonun evinde ikenمیںher houseجس کے گھر میں تھےbaytihāfromonun nefsindenسےʿanhis selfاس کے نفس سےnafsihiAnd she closedve kilitlediاور بند کرلیےwaghallaqatithe doorskapılarıدروازےl-abwābaand she saidve dediاور بولیwaqālatCome onhaydi gelseneآجاؤhaytayousenتمlakaHe saiddediبولےqālaI seek refuge in AllahsığınırımپناہmaʿādhaI seek refuge in AllahAllah'aاللہ کیl-lahiIndeed, heşüphesizبیشک وہinnahu(is) my lordefendimمیرا رب ہےrabbī(who has) made gooden güzel şekildeجس نے اچھا دیاaḥsanamy staybana baktıمجھے ٹھکانہmathwāyaIndeedşüphesizبیشک وہinnahunotiflah olmazنہیںwill succeedفلاح پاتےyuf'liḥuthe wrongdoerszalimlerوہ جو ظالم ہیںl-ẓālimūna

23 And she, in whose house he was, sought to seduce him. She closed the doors and said, "Come, you." He said, "[I seek] the refuge of Allah. Indeed, he is my master, who has made good my residence. Indeed, wrongdoers will not succeed."

23 Evinde bulunduğu kadın onu kendine çağırdı, kapıları sıkı sıkı kapadı ve "gelsene" dedi. Yusuf: "Günah işlemekten Allah'a sığınırım, doğrusu senin kocan benim efendimdir; bana iyi baktı. Haksızlık yapanlar şüphesiz başarıya ulaşamazlar." dedi.

23 Derken, evinde bulunduğu hanım, onun nefsinden murad alıp yararlanmak istedi. Kapıları kilitledi ve "Haydi beri gel!" dedi. Yusuf: "Allah'a sığınırım! Muhakkak ki, o (kocan), benim efendim, bana çok güzel baktı. Doğrusu zalimler hiç iflah olmazlar" dedi.

23 تو جس عورت کے گھر میں وہ رہتے تھے اس نے ان کو اپنی طرف مائل کرنا چاہا اور دروازے بند کرکے کہنے لگی (یوسف) جلدی آؤ۔ انہوں نے کہا کہ خدا پناہ میں رکھے (وہ یعنی تمہارے میاں) تو میرے آقا ہیں انہوں نے مجھے اچھی طرح سے رکھا ہے (میں ایسا ظلم نہیں کرسکتا) بےشک ظالم لوگ فلاح نہیں پائیں گے

23 جس عورت کے گھر میں وہ تھا وہ اُس پر ڈورے ڈالنے لگی اور ایک روز دروازے بند کر کے بولی”آجا۔“ یُوسف نے کہا”خدا کی پناہ، میرے ربّ نے تو مجھے اچھی منزلت بخشی(اور میں یہ کام کروں!)ایسے ظالم کبھی فلاح نہیں پایا کرتے۔“1

وَلَقَدۡ هَمَّتۡ بِهِۦ‌ۖ وَهَمَّ بِهَا لَوۡلَآ أَن رَّءَا بُرۡهَـٰنَ رَبِّهِۦ‌ۚ كَذٰلِكَ لِنَصۡرِفَ عَنۡهُ ٱلسُّوٓءَ وَٱلۡفَحۡشَآءَ‌ۚ إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُخۡلَصِينَ ٢٤

And certainlyandolsunاور البتہ تحقیقwalaqadshe did desirekadın arzu etmiştiاس عورت نے ارادہ کیاhammathimonuاس کاbihiand he would have desiredo da arzu etmiştiاور وہ بھی ارادہ کرلیتاwahammaheronuاس کاbihāif noteğerاگر نہlawlāthatgörmeseydiکہanhe sawوہ دیکھ لیتاraāthe proofdoğruyu gösteren deliliniبرہانbur'hāna(of) his LordRabbininاپنے رب کیrabbihiThusböyleceاسی طرحkadhālikathat We might avertçevirmek istedikتاکہ ہم پھیر دیںlinaṣrifafrom himondanاس سےʿanhuthe evilkötülüğüبرائی کوl-sūaand the immoralityve fuhşuاور بےحیائی کوwal-faḥshāaIndeed, heçünkü oکیونکہ وہinnahu(was) ofkullarımızdandırسےminOur slavesہمارے بندوں میں (سے) تھاʿibādināthe sincereihlasa erdirilmişچنے ہوئےl-mukh'laṣīna

24 And she certainly determined [to seduce] him, and he would have inclined to her had he not seen the proof of his Lord. And thus [it was] that We should avert from him evil and immorality. Indeed, he was of Our chosen servants.

24 And olsun ki kadın Yusuf'a karşı istekli idi; Rabbin'den bir işaret görmeseydi Yusuf da onu isteyecekti. İşte ondan kötülüğü ve fenalığı böylece engelledik. Doğrusu o bizim çok samimi kullarımızdandır.

24 O hanım, ona gerçekten niyeti bozmuştu. Eğer Rabbinin burhanını görmese idi. Yusuf da ona özenip gitmişti. Aslında ondan fuhşu ve fenalığı uzak tutalım diye böyle olmuştu. Çünkü o bizim ihlasa erdirilmiş kullarımızdan biriydi.

24 اور اس عورت نے ان کا قصد کیا اور انہوں نے اس کا قصد کیا۔ اگر وہ اپنے پروردگار کی نشانی نہ دیکھتے (تو جو ہوتا ہوتا) یوں اس لیے (کیا گیا) کہ ہم ان سے برائی اور بےحیائی کو روک دیں۔ بےشک وہ ہمارے خالص بندوں میں سے تھے

24 وہ اُس کی طرف بڑھی اور یُوسف بھی اُس کی طرف بڑھتا اگر اپنے ربّ کی بُرہان نہ دیکھ لیتا۔1 ایسا ہُوا، تاکہ ہم اُس سے بدی اور بے حیائی کو دُور کر دیں،2 در حقیقت وہ ہمارے چُنے ہوئے بندوں میں سے تھا

وَٱسۡتَبَقَا ٱلۡبَابَ وَقَدَّتۡ قَمِيصَهُۥ مِن دُبُرٍ وَأَلۡفَيَا سَيِّدَهَا لَدَا ٱلۡبَابِ‌ۚ قَالَتۡ مَا جَزَآءُ مَنۡ أَرَادَ بِأَهۡلِكَ سُوٓءًا إِلَّآ أَن يُسۡجَنَ أَوۡ عَذَابٌ أَلِيمٌ ٢٥

And they both racedve koşuştularاور وہ دونوں بڑھےwa-is'tabaqā(to) the doorkapıya doğruدروازے کی طرفl-bābaand she toreve kadın yırttıاور اس عورت نے پھاڑ دیاwaqaddathis shirtgömleğiniاس کا قمیصqamīṣahufromarkasındanسےminthe backپچھلی طرف سےduburinand they both foundve rastladılarاور دونوں نے پایاwa-alfayāher husbandkadının kocasınaاس کے شوہر کوsayyidahāatyanındaپاسladāthe doorkapınınدروازے کے (پاس)l-bābiShe said(kadın) dedi kiبول اٹھیqālatWhatnedir?کیا(is) the recompensecezasıبدلہ ہوسکتا ہےjazāu(of one) whokimseninجوmanintendedisteyenارادہ کرےarādafor your wifesenin aileneتیری گھروالی کے ساتھbi-ahlikaevilkötülükبرائی کاsūanexceptbaşkaمگرillāthathapsolunmaktanیہ کہanhe be imprisonedقید کیا جائےyus'janaorveyaیاawa punishmentbir azaptanسزا دیا جائےʿadhābunpainfulacıklıدردناکalīmun

25 And they both raced to the door, and she tore his shirt from the back, and they found her husband at the door. She said, "What is the recompense of one who intended evil for your wife but that he be imprisoned or a painful punishment?"

25 İkisi de kapıya koştu, kadın arkadan Yusuf'un gömleğini yırttı; kapının önünde kocasına rastladılar. Kadın kocasına "Ailene fenalık etmek isteyen bir kimsenin cezası ya hapis ya da can yakıcı bir azab olmalıdır" dedi.

25 İkisi de kapıya koştular. Hanım, onun gömleğini arkadan yırttı. Ve kapının yanında hanımın efendisiyle karşı karşıya geldiler. Hanım hemen dedi ki: "Senin eşine fenalık yapmak isteyenin cezası, zindana atılmaktan veya acı bir azaba uğratılmaktan başka ne olabilir?"

25 اور دونوں دروازے کی طرف بھاگے (آگے یوسف اور پیچھے زلیخا) اور عورت نے ان کا کرتا پیچھے سے (پکڑ کر جو کھینچا تو) پھاڑ ڈالا اور دونوں کو دروازے کے پاس عورت کا خاوند مل گیا تو عورت بولی کہ جو شخص تمہاری بیوی کے ساتھ برا ارادہ کرے اس کی اس کے سوا کیا سزا ہے کہ یا تو قید کیا جائے یا دکھ کا عذاب دیا جائے

25 آخر کار یوسفؑ اور وہ آگے پیچھے دروازے کی طرف بھاگے اور اس نے پیچھے سے یوسفؑ کا قمیص (کھینچ کر) پھاڑ دیا دروازے پر دونوں نے اس کے شوہر کو موجود پایا اسے دیکھتے ہی عورت کہنے لگی، "کیا سزا ہے اس شخص کی جو تیری گھر والی پر نیت خراب کرے؟ اِس کے سوا اور کیا سزا ہوسکتی ہے کہ وہ قید کیا جائے یا اسے سخت عذاب دیا جائے"

قَالَ هِىَ رٰوَدَتۡنِى عَن نَّفۡسِى‌ۚ وَشَهِدَ شَاهِدٌ مِّنۡ أَهۡلِهَآ إِن كَانَ قَمِيصُهُۥ قُدَّ مِن قُبُلٍ فَصَدَقَتۡ وَهُوَ مِنَ ٱلۡكَـٰذِبِينَ ٢٦

He said(Yusuf) dedi kiاس نے کہاqālaSheOیہhiyasought to seduce memurad almak istediپھسلانا چاہتی تھی تجھ کوrāwadatnīaboutbendenسےʿanmyselfمیرے نفسnafsīAnd testifiedve şahidlik ettiاور گواہی دیwashahidaa witnessbir şahidایک گواہ نےshāhidunofkadının ailesindenسےminher familyاس کے گھروالوں میں سےahlihāIfeğerاگرin[is]iseہےkānahis shirtgömleğiاس کی قمیصqamīṣuhu(is) tornyırtılmışپھاڑی گئیquddafromöndenسےminthe frontسامنے سےqubulinthen she has spoken the truthkadın doğrudurتو یہ سچی ہےfaṣadaqatand heo iseاور وہwahuwa(is) ofyalancılardandırسےminathe liarsجھوٹوں میں سے ہےl-kādhibīna

26 [Joseph] said, "It was she who sought to seduce me." And a witness from her family testified. "If his shirt is torn from the front, then she has told the truth, and he is of the liars.

26 Yusuf: "Beni kendine o çağırdı" dedi. Kadın tarafından bir şahit, "Eğer gömleği önden yırtılmışsa kadın doğru söylemiş, erkek yalancılardandır; şayet gömleği arkadan yırtılmışsa kadın yalan söylemiştir, erkek doğrulardandır" diye şahidlik etti.

26 Yusuf: "kendisi benden yararlanmak istedi" dedi. Hanımın akrabasından biri de şöyle şahitlik etti: "Eğer gömleği önden yırtılmış ise hanım doğru söylemiştir, o zaman bu, yalancılardandır."

26 یوسف نے کہا اسی نے مجھ کو اپنی طرف مائل کرنا چاہا تھا۔ اس کے قبیلے میں سے ایک فیصلہ کرنے والے نے فیصلہ کیا کہ اگر اس کا کرتا آگے سے پھٹا تو یہ سچی اور یوسف جھوٹا

26 یُوسُف ؑ نے کہا”یہی مجھے پھانسنے کی کوشش کر رہی تھی۔“ اس عورت کے اپنے کنبہ والوں میں سے ایک شخص نے(قرینے کی)شہادت پیش کی1 کہ ”اگر یُوسُف ؑ کا قمیص آگے سے پھٹا ہو تو عورت سچی ہے اور یہ جھُوٹا

وَإِن كَانَ قَمِيصُهُۥ قُدَّ مِن دُبُرٍ فَكَذَبَتۡ وَهُوَ مِنَ ٱلصَّـٰدِقِينَ ٢٧

But ifve şayetاور اگرwa-in[is]iseہےkānahis shirtonun gömleğiاس کی قمیصqamīṣuhu(is) tornyırtılmışپھاڑی گئیquddafromarkadanسےmin(the) backپچھلی طرفduburinthen she has liedkadın yalancıdırتو وہ جھوٹی ہےfakadhabatand heo iseاور وہwahuwa(is) ofdoğrulardandırسےminathe truthfulسچوں میں سے ہےl-ṣādiqīna

27 But if his shirt is torn from the back, then she has lied, and he is of the truthful."

27 Yusuf: "Beni kendine o çağırdı" dedi. Kadın tarafından bir şahit, "Eğer gömleği önden yırtılmışsa kadın doğru söylemiş, erkek yalancılardandır; şayet gömleği arkadan yırtılmışsa kadın yalan söylemiştir, erkek doğrulardandır" diye şahidlik etti.

27 "Yok eğer gömleği arkadan yırtılmış ise hanım yalan söylemiştir, o zaman bu doğru söyleyenlerdendir."

27 اور اگر کرتا پیچھے سے پھٹا ہو تو یہ جھوٹی اور وہ سچا ہے

27 اور اگر اِس کا قمیص پیچھے سے پھٹا ہو تو عورت جھُوٹی ہے اور یہ سچا۔“1

فَلَمَّا رَءَا قَمِيصَهُۥ قُدَّ مِن دُبُرٍ قَالَ إِنَّهُۥ مِن كَيۡدِكُنَّ‌ۖ إِنَّ كَيۡدَكُنَّ عَظِيمٌ ٢٨

So whenne zaman kiتو جبfalammāhe sawgördülerاس نے دیکھاraāhis shirtgömleğininاس کی قمیص کوqamīṣahutornyırtıldığınıپھاڑ دی گئی ہےquddafromarkadanسےmin(the) backپچھلی طرف سےduburinhe said(kadına) dedi kiکہا۔ بولاqālaIndeed, itşüphesiz buبیشک وہinnahu(is) ofsizin hilenizdirسےminyour plotتم عورتوں کی چال میں سے ہےkaydikunnaIndeedgerçektenبیشکinnayour plotsizin hilenizتم عورتوں کی چالیںkaydakunna(is) greatbüyüktürبہت بڑی ہوتی ہیںʿaẓīmun

28 So when her husband saw his shirt torn from the back, he said, "Indeed, it is of the women's plan. Indeed, your plan is great.

28 Kocası gömleğin arkadan yırtılmış olduğunu görünce, karısına hitaben "Doğrusu bu sizin hilenizdir, siz kadınların fendi büyüktür" dedi. Yusuf'a dönerek: "Yusuf! Sen bundan kimseye bahsetme"; kadına dönerek: "Sen de günahının bağışlanmasını dile, çünkü suçlulardansın" dedi.

28 Ne zaman ki, gömleğin arkadan yırtılmış olduğunu gördü, o zaman dedi ki: "Bu iş, siz kadınların tuzağındandır. Gerçekten de sizin tuzağınız çok büyüktür".

28 اور جب اس کا کرتا دیکھا (تو) پیچھے سے پھٹا تھا (تب اس نے زلیخا سے کہا) کہ یہ تمہارا ہی فریب ہے۔ اور کچھ شک نہیں کہ تم عورتوں کے فریب بڑے (بھاری) ہوتے ہیں

28 جب شوہر نے دیکھا کہ یوسفؑ کا قمیص پیچھے سے پھٹا ہے تو اس نے کہا "یہ تم عورتوں کی چالاکیاں ہیں، واقعی بڑ ے غضب کی ہوتی ہیں تمہاری چالیں

يُوسُفُ أَعۡرِضۡ عَنۡ هَـٰذَا‌ۚ وَٱسۡتَغۡفِرِى لِذَنۢبِكِ‌ۖ إِنَّكِ كُنتِ مِنَ ٱلۡخَاطِــِٔينَ ٢٩

YusufYusufیوسفyūsufuturn awaysen vazgeçدرگزر کروaʿriḍfrombundanسےʿanthisاس (سے)hādhāAnd ask forgiveness(kadın) sen de bağışlanmasını dileاور بخشش مانگwa-is'taghfirīfor your singünahınınاے عورت اپنے گناہ کیlidhanbikiIndeed, youçünkü senکیونکہ توinnakiareoldunہی ہے توkuntiofgünahkarlardanسےminathe sinfulخطا کاروں میں سےl-khāṭiīna

29 Joseph, ignore this. And, [my wife], ask forgiveness for your sin. Indeed, you were of the sinful."

29 Kocası gömleğin arkadan yırtılmış olduğunu görünce, karısına hitaben "Doğrusu bu sizin hilenizdir, siz kadınların fendi büyüktür" dedi. Yusuf'a dönerek: "Yusuf! Sen bundan kimseye bahsetme"; kadına dönerek: "Sen de günahının bağışlanmasını dile, çünkü suçlulardansın" dedi.

29 "Yusuf! Sakın sen bundan bahsetme! Kadın! Sen de günahından dolayı istiğfar et. Sen gerçekten günahkarlardan oldun".

29 یوسف اس بات کا خیال نہ کر۔ اور (زلیخا) تو اپنے گناہوں کی بخشش مانگ، بےشک خطا تیری ہے

29 یُوسُف، اس معاملے سے درگزر کر، اور اے عورت، تُو اپنے قصُور کی معافی مانگ، تُو ہی اصل میں خطا کار تھی۔“1

۞وَقَالَ نِسۡوَةٌ فِى ٱلۡمَدِينَةِ ٱمۡرَأَتُ ٱلۡعَزِيزِ تُرٰوِدُ فَتَـٰهَا عَن نَّفۡسِهِۦ‌ۖ قَدۡ شَغَفَهَا حُبًّا‌ۖ إِنَّا لَنَرَىٰهَا فِى ضَلَـٰلٍ مُّبِينٍ ٣٠

And saidve dediler kiاور کہاwaqālawomenbirtakım kadınlarعورتوں نےnis'watuninşehirdeمیںthe cityشہرl-madīnatiThe wife ofkarısıبیوی۔ عورتim'ra-atuAzizVezir'inعزیز کیl-ʿazīzi(is) seeking to seducemurad almak istemişاکساتی ہے۔ پھسلاتی ہےturāwiduher slave boyuşağınınاس کوfatāhāaboutnefsindenسےʿanhimselfاس کے نفس سےnafsihiindeedmuhakakتحقیقqadhe has impassioned heronun bağrını yakmışبےقابو کررکھا ہے اس کوshaghafahā(with) lovesevdaمحبت نےḥubbanIndeed, weelbette bizبیشک ہمinnā[we] surely see heronu görüyoruzالبتہ ہم دیکھتے ہیں اس کوlanarāhāiniçindeمیںan errorbir sapıklıkگمراہیḍalālinclearaçıkکھلیmubīnin

30 And women in the city said, "The wife of al-'Azeez is seeking to seduce her slave boy; he has impassioned her with love. Indeed, we see her [to be] in clear error."

30 Şehirde bir takım kadınlar: "Vezirin karısı kölesinin olmak istiyormuş; sevgisi bağrını yakmış; doğrusu onun besbelli sapıtmış olduğunu görüyoruz." dediler.

30 Şehirde bazı kadınlar da "Azizin karısı, delikanlısından murad almaya kalkmış, sevgi yüreğini yakıp kavuruyormuş, görüyoruz ki, kadın çıldırmış besbelli..." dediler.

30 اور شہر میں عورتیں گفتگوئیں کرنے لگیں کہ عزیز کی بیوی اپنے غلام کو اپنی طرف مائل کرنا چاہتی ہے۔ اور اس کی محبت اس کے دل میں گھر کرگئی ہے۔ ہم دیکھتی ہیں کہ وہ صریح گمراہی میں ہے

30 شہر کی عورتیں آپس میں چرچا کرنے لگیں کہ "عزیز کی بیوی اپنے نوجوان غلام کے پیچھے پڑی ہوئی ہے، محبت نے اس کو بے قابو کر رکھا ہے، ہمارے نزدیک تو وہ صریح غلطی کر رہی ہے"

Surah 12 / Yusuf / Joseph سورة يوسف 239
And sought to seduce himve murad almak istediاور پھسلانا چاہا اس کو warāwadathu she whokadınاس عورت نے allatī he (was)o (Yusuf)وہ huwa inonun evinde ikenمیں her houseجس کے گھر میں تھے baytihā fromonun nefsindenسے ʿan his selfاس کے نفس سے nafsihi And she closedve kilitlediاور بند کرلیے waghallaqati the doorskapılarıدروازے l-abwāba
and she saidve dediاور بولی waqālat Come onhaydi gelseneآجاؤ hayta yousenتم laka He saiddediبولے qāla I seek refuge in Allahsığınırımپناہ maʿādha I seek refuge in AllahAllah'aاللہ کی l-lahi Indeed, heşüphesizبیشک وہ innahu (is) my lordefendimمیرا رب ہے rabbī (who has) made gooden güzel şekildeجس نے اچھا دیا aḥsana my staybana baktıمجھے ٹھکانہ mathwāya
Indeedşüphesizبیشک وہ innahu notiflah olmazنہیں will succeedفلاح پاتے yuf'liḥu the wrongdoerszalimlerوہ جو ظالم ہیں l-ẓālimūna٢٣ And certainlyandolsunاور البتہ تحقیق walaqad she did desirekadın arzu etmiştiاس عورت نے ارادہ کیا hammat himonuاس کا bihi and he would have desiredo da arzu etmiştiاور وہ بھی ارادہ کرلیتا wahamma heronuاس کا bihā
if noteğerاگر نہ lawlā thatgörmeseydiکہ an he sawوہ دیکھ لیتا raā the proofdoğruyu gösteren deliliniبرہان bur'hāna (of) his LordRabbininاپنے رب کی rabbihi Thusböyleceاسی طرح kadhālika that We might avertçevirmek istedikتاکہ ہم پھیر دیں linaṣrifa from himondanاس سے ʿanhu the evilkötülüğüبرائی کو l-sūa
and the immoralityve fuhşuاور بےحیائی کو wal-faḥshāa Indeed, heçünkü oکیونکہ وہ innahu (was) ofkullarımızdandırسے min Our slavesہمارے بندوں میں (سے) تھا ʿibādinā the sincereihlasa erdirilmişچنے ہوئے l-mukh'laṣīna٢٤ And they both racedve koşuştularاور وہ دونوں بڑھے wa-is'tabaqā
(to) the doorkapıya doğruدروازے کی طرف l-bāba and she toreve kadın yırttıاور اس عورت نے پھاڑ دیا waqaddat his shirtgömleğiniاس کا قمیص qamīṣahu fromarkasındanسے min the backپچھلی طرف سے duburin and they both foundve rastladılarاور دونوں نے پایا wa-alfayā her husbandkadının kocasınaاس کے شوہر کو sayyidahā atyanındaپاس ladā the doorkapınınدروازے کے (پاس) l-bābi
She said(kadın) dedi kiبول اٹھی qālat Whatnedir?کیا (is) the recompensecezasıبدلہ ہوسکتا ہے jazāu (of one) whokimseninجو man intendedisteyenارادہ کرے arāda for your wifesenin aileneتیری گھروالی کے ساتھ bi-ahlika evilkötülükبرائی کا sūan exceptbaşkaمگر illā thathapsolunmaktanیہ کہ an he be imprisonedقید کیا جائے yus'jana orveyaیا aw a punishmentbir azaptanسزا دیا جائے ʿadhābun
painfulacıklıدردناک alīmun٢٥ He said(Yusuf) dedi kiاس نے کہا qāla SheOیہ hiya sought to seduce memurad almak istediپھسلانا چاہتی تھی تجھ کو rāwadatnī aboutbendenسے ʿan myselfمیرے نفس nafsī And testifiedve şahidlik ettiاور گواہی دی washahida a witnessbir şahidایک گواہ نے shāhidun ofkadının ailesindenسے min
her familyاس کے گھروالوں میں سے ahlihā Ifeğerاگر in [is]iseہے kāna his shirtgömleğiاس کی قمیص qamīṣuhu (is) tornyırtılmışپھاڑی گئی qudda fromöndenسے min the frontسامنے سے qubulin then she has spoken the truthkadın doğrudurتو یہ سچی ہے faṣadaqat and heo iseاور وہ wahuwa (is) ofyalancılardandırسے mina
the liarsجھوٹوں میں سے ہے l-kādhibīna٢٦ But ifve şayetاور اگر wa-in [is]iseہے kāna his shirtonun gömleğiاس کی قمیص qamīṣuhu (is) tornyırtılmışپھاڑی گئی qudda fromarkadanسے min (the) backپچھلی طرف duburin then she has liedkadın yalancıdırتو وہ جھوٹی ہے fakadhabat and heo iseاور وہ wahuwa
(is) ofdoğrulardandırسے mina the truthfulسچوں میں سے ہے l-ṣādiqīna٢٧ So whenne zaman kiتو جب falammā he sawgördülerاس نے دیکھا raā his shirtgömleğininاس کی قمیص کو qamīṣahu tornyırtıldığınıپھاڑ دی گئی ہے qudda fromarkadanسے min (the) backپچھلی طرف سے duburin he said(kadına) dedi kiکہا۔ بولا qāla Indeed, itşüphesiz buبیشک وہ innahu
(is) ofsizin hilenizdirسے min your plotتم عورتوں کی چال میں سے ہے kaydikunna Indeedgerçektenبیشک inna your plotsizin hilenizتم عورتوں کی چالیں kaydakunna (is) greatbüyüktürبہت بڑی ہوتی ہیں ʿaẓīmun٢٨ YusufYusufیوسف yūsufu turn awaysen vazgeçدرگزر کرو aʿriḍ frombundanسے ʿan
thisاس (سے) hādhā And ask forgiveness(kadın) sen de bağışlanmasını dileاور بخشش مانگ wa-is'taghfirī for your singünahınınاے عورت اپنے گناہ کی lidhanbiki Indeed, youçünkü senکیونکہ تو innaki areoldunہی ہے تو kunti ofgünahkarlardanسے mina the sinfulخطا کاروں میں سے l-khāṭiīna
٢٩ And saidve dediler kiاور کہا waqāla womenbirtakım kadınlarعورتوں نے nis'watun inşehirdeمیں the cityشہر l-madīnati The wife ofkarısıبیوی۔ عورت im'ra-atu AzizVezir'inعزیز کی l-ʿazīzi (is) seeking to seducemurad almak istemişاکساتی ہے۔ پھسلاتی ہے turāwidu her slave boyuşağınınاس کو fatāhā
aboutnefsindenسے ʿan himselfاس کے نفس سے nafsihi indeedmuhakakتحقیق qad he has impassioned heronun bağrını yakmışبےقابو کررکھا ہے اس کو shaghafahā (with) lovesevdaمحبت نے ḥubban Indeed, weelbette bizبیشک ہم innā [we] surely see heronu görüyoruzالبتہ ہم دیکھتے ہیں اس کو lanarāhā iniçindeمیں an errorbir sapıklıkگمراہی ḍalālin clearaçıkکھلی mubīnin٣٠
٢٣٩
‹ 237page 238 of the printed Mushaf239 ›