وَمَا تَسۡــَٔلُهُمۡ عَلَيۡهِ مِنۡ أَجۡرٍ‌ۚ إِنۡ هُوَ إِلَّا ذِكۡرٌ لِّلۡعَـٰلَمِينَ ١٠٤

And notsen istemiyorsunاور نہیںwamāyou ask themتم سوال کرتے ان سےtasaluhumfor itbuna karşılıkاس پرʿalayhianybirکسیminrewardücretاجر کاajrinNotOنہیں ہےin(is) itوہhuwabutsadeceمگرillāa reminderbir öğüttürایک ذکرdhik'runto the worldsbütün alemler içinسارے جہان والوں کے لئےlil'ʿālamīna

104 And you do not ask of them for it any payment. It is not except a reminder to the worlds.

104 Oysa sen buna karşılık onlardan bir ücret de istemiyorsun. Kuran, alemler için sadece bir öğüttür.

104 Buna karşılık onlardan herhangi bir ücret de istemiyorsun. O Kur'ân, âlemlere ancak bir öğüttür.

104 اور تم ان سے اس (خیر خواہی) کا کچھ صلا بھی تو نہیں مانگتے۔ یہ قرآن اور کچھ نہیں تمام عالم کے لیے نصیحت ہے

104 حالانکہ تم اس خدمت پر ان سے کوئی اُجرت بھی نہیں مانگتے ہو۔ یہ تو ایک نصیحت ہے جو دنیا والوں کے لیے عام ہے۔ 1

وَكَأَيِّن مِّنۡ ءَايَةٍ فِى ٱلسَّمَـٰوٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ يَمُرُّونَ عَلَيۡهَا وَهُمۡ عَنۡهَا مُعۡرِضُونَ ١٠٥

And how manynice var kiاور کتنی ہیwaka-ayyinofayet(ler)میں سےmina Signنشانیوںāyatiningöklerdeمیںthe heavensآسمانوںl-samāwātiand the earthve yerdeاور زمین (میں)wal-arḍithey passuğrarlar daوہ گزرتے رہتے ہیںyamurrūnaover ityanlarınaان پرʿalayhāwhile theyve onlarاور وہwahum(are) from themondanان سےʿanhāthe ones who turn awayyüzlerini çevirirlerمنہ موڑنے والے ہیںmuʿ'riḍūna

105 And how many a sign within the heavens and earth do they pass over while they, therefrom, are turning away.

105 Göklerde ve yerde nice belgeler vardır ki, yanlarından yüzlerini çevirerek geçerler.

105 Bununla beraber göklerde ve yerde ne kadar âyet var ki, onunla yüz yüze gelirler de yine de yüz çevirip geçerler.

105 اور آسمان و زمین میں بہت سی نشانیاں ہیں جن پر یہ گزرتے ہیں اور ان سے اعراض کرتے ہیں

105 زمین1 اور آسمانوں میں کتنی ہی نشانیاں ہیں جن پر سےیہ لوگ گزرتے ہیں اور ذرا توجّہ نہیں کرتے۔ 2

وَمَا يُؤۡمِنُ أَكۡثَرُهُم بِٱللَّهِ إِلَّا وَهُم مُّشۡرِكُونَ ١٠٦

And notveاور نہیںwamābelieveinanmazlarایمان لاتےyu'minumost of themonların çoğuان میں سے اکثرaktharuhumin AllahAllah'aاللہ کے ساتھbil-lahiexceptdışındaمگرillāwhile theyonlarاور وہwahumassociate partners with Himortak koşmalarıشرک کرنے والے ہوتے ہیںmush'rikūna

106 And most of them believe not in Allah except while they associate others with Him.

106 Onların çoğu, ortak koşmadan Allah'a inanmazlar.

106 Onların çoğu şirk koşmadan Allah'a iman etmezler (imanlarına az çok bir şirk karıştırırlar).

106 اور یہ اکثر خدا پر ایمان نہیں رکھتے۔ مگر (اس کے ساتھ) شرک کرتے ہیں

106 ان میں سے اکثر اللہ کو مانتے ہیں مگر اس طرح کہ اُس کے ساتھ دوسروں کو شریک ٹھہراتے ہیں۔1

أَفَأَمِنُوٓاۡ أَن تَأۡتِيَهُمۡ غَـٰشِيَةٌ مِّنۡ عَذَابِ ٱللَّهِ أَوۡ تَأۡتِيَهُمُ ٱلسَّاعَةُ بَغۡتَةً وَهُمۡ لَا يَشۡعُرُونَ ١٠٧

Do they then feel secureonlar emin midirler?کیا بھلا وہ بےخوف ہوگئے/ امن میں آگئےafa-aminū(against) thatkendilerine gelmeyeceğindenکہancomes to themآئے ان کے پاسtatiyahuman overwhelmingsargın bir belanınایک ڈھانپ لینے والیghāshiyatun[of]azabındanسےminpunishmentعذاب میں (سے)ʿadhābi(of) AllahAlah'ınاللہ کےl-lahiorveyaیاawcomes to themkendilerine gelmeyeceğindenآئے ان کے پاسtatiyahumuthe HourO sa'atinقیامت کی گھڑیl-sāʿatusuddenlyansızınاچانکbaghtatanwhile theyve onlarاور وہwahum(do) nothiçنہperceivefarkında değillerkenشعور رکھتے ہوںyashʿurūna

107 Then do they feel secure that there will not come to them an overwhelming [aspect] of the punishment of Allah or that the Hour will not come upon them suddenly while they do not perceive?

107 Allah tarafından, onları kuşatacak bir azaba uğramalarından veya farkına varmadan, kıyamet saatinin ansızın gelmesinden güvende midirler?

107 Yoksa bunlar Allah'ın azabından hepsini saracak bir felaket gelmesinden veya farkında değillerken ansızın başlarına kıyametin kopuvermesinden güven içinde midirler?

107 کیا یہ اس (بات) سے بےخوف ہیں کہ ان پر خدا کا عذاب نازل ہو کر ان کو ڈھانپ لے یا ان پر ناگہاں قیامت آجائے اور انہیں خبر بھی نہ ہو

107 کیا یہ مطمئن ہیں کہ خدا کے عذاب کی کوئی بلا انہیں دبوچ نہ لے گی یا بے خبری میں قیامت کی گھڑی اچانک ان پر نہ آجائے گی؟1

قُلۡ هَـٰذِهِۦ سَبِيلِىٓ أَدۡعُوٓاۡ إِلَى ٱللَّهِ‌ۚ عَلَىٰ بَصِيرَةٍ أَنَاۡ وَمَنِ ٱتَّبَعَنِى‌ۖ وَسُبۡحَـٰنَ ٱللَّهِ وَمَآ أَنَاۡ مِنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ ١٠٨

Sayde kiکہہ دیجئےqulThisişte budurیہhādhihi(is) my waybenim yolumمیرا راستہ ہےsabīlīI inviteda'vet ederimمیں بلاتا ہوںadʿūtoAllah'aطرفilāAllahاللہ کیl-lahiwithbasiretleکے ساتھʿalāinsightبصیرتbaṣīratinIbenمیںanāand whoeverve kimselerاور جو کوئیwamanifollows mebana uyan(lar)پیروی کرے میریittabaʿanīAnd Glory beve şanı yücedirاور پاک ہےwasub'ḥāna(to) AllahAllah'ınاللہl-lahiand notve değilimاور نہیںwamāI ambenمیںanāofortak koşanlardanمیں سےminathe polytheistsشرک کرنے والوںl-mush'rikīna

108 Say, "This is my way; I invite to Allah with insight, I and those who follow me. And exalted is Allah; and I am not of those who associate others with Him."

108 De ki: "Benim yolum budur; ben ve bana uyanlar bilerek insanları Allah'a çağırırız. Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim. Ben asla Allah'a eş koşanlardan değilim."

108 De ki: İşte benim yolum budur; basiret üzere Allah'a davet ediyorum. Ben ve bana uyanlar (işte böyleyiz). Ben Allah'ı tesbih ederim ve ben müşriklerden değilim.

108 کہہ دو میرا رستہ تو یہ ہے میں خدا کی طرف بلاتا ہوں (از روئے یقین وبرہان) سمجھ بوجھ کر میں بھی (لوگوں کو خدا کی طرف بلاتا ہوں) اور میرے پیرو بھی۔ اور خدا پاک ہے۔ اور میں شرک کرنے والوں میں سے نہیں ہوں

108 تم ان سے صاف کہہ دو کہ ”میرا رستہ تو یہ ہے، میں اللہ کی طرف بُلاتا ہوں، میں خود بھی پوری روشنی میں اپنا راستہ دیکھ رہا ہوں اور میرے ساتھی بھی، اور اللہ پاک ہے1 اور شرک کرنے والوں سے میرا کوئی واسطہ نہیں۔“

وَمَآ أَرۡسَلۡنَا مِن قَبۡلِكَ إِلَّا رِجَالاً نُّوحِىٓ إِلَيۡهِم مِّنۡ أَهۡلِ ٱلۡقُرَىٰٓ‌ۗ أَفَلَمۡ يَسِيرُواۡ فِى ٱلۡأَرۡضِ فَيَنظُرُواۡ كَيۡفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ‌ۗ وَلَدَارُ ٱلۡأَخِرَةِ خَيۡرٌ لِّلَّذِينَ ٱتَّقَوۡاۡ‌ۗ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ ١٠٩

And notgöndermedikاور نہیںwamāWe sentبھیجا ہم نےarsalnābefore yousenden önceآپ سےminbefore youپہلےqablikabutbaşkaمگرillāmenerkeklerdenمردوں کوrijālanWe revealedvahyettiğimizہم وحی کرتے تھےnūḥīto themkendilerineان کی طرفilayhimfrom (among)halkındanمیں سےmin(the) peopleوالوںahli(of) the townshipskentlerبستیl-qurāSo have nothiç gezmediler mi?کیا پھر نہیںafalamthey traveledوہ چلے پھرےyasīrūinyeryüzündeمیںthe earthزمینl-arḍiand seengörsünlerتو وہ دیکھتےfayanẓurūhownasılکس طرحkayfawasolduğunuہواkāna(the) endsonununانجامʿāqibatu(of) those whokimselerinان لوگوں کاalladhīna(were) before themkendilerinden öncekiان سےmin(were) before themپہلےqablihimAnd surely the homeve yurduاور البتہ گھرwaladāru(of) the Hereafterahiretآخرت کاl-ākhirati(is) bestdaha iyidirبہتر ہےkhayrunfor those whokorunanlar içinان لوگوں کے لئےlilladhīnafear Allahجو تقویٰ اختیار کریںittaqawThen will notaklınızı kullanmıyor musunuz?کیا تمafalāyou use reasonعقل سے کام نہیں لیتے ہوtaʿqilūna

109 And We sent not before you [as messengers] except men to whom We revealed from among the people of cities. So have they not traveled through the earth and observed how was the end of those before them? And the home of the Hereafter is best for those who fear Allah; then will you not reason?

109 Senden önce kasabalar halkından şüphesiz, kendilerine vahyettiğimiz bir takım insanlar gönderdik. Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki, kendilerinden önce geçenlerin sonlarının ne olduğunu görsünler? Ahiret yurdu Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için hayırlıdır. Akletmez misiniz?

109 Senden önce gönderdiğimiz peygamberler de o memleketlerin halkındandı, onlar da kendilerine vahiy verdiğimiz birtakım erkeklerden başkası değillerdi. Şimdi o yerlerde şöyle bir gezip görmediler mi? Kendilerinden önce gelip geçenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bir baksalar ya!... Elbette ahiret yurdu müttakiler için daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı başınıza toplamayacak mısınız?

109 اور ہم نے تم سے پہلے بستیوں کے رہنے والوں میں سے مرد ہی بھیجے تھے جن کی طرف ہم وحی بھیجتے تھے۔ کیا ان لوگوں نے ملک میں سیر (وسیاحت) نہیں کی کہ دیکھ لیتے کہ جو لوگ ان سے پہلے تھے ان کا انجام کیا ہوا۔ اور متّقیوں کے لیے آخرت کا گھر بہت اچھا ہے۔ کیا تم سمجھتے نہیں؟

109 اے محمد ؐ ، تم سے پہلے ہم نے جو پیغمبر بھیجے تھے وہ سب بھی انسان ہی تھے، اور اِنہی بستیوں کے رہنے والوں میں تھے، اور اُنہی کی طرف ہم وحی بھیجتے رہے ہیں۔ پھر کیا یہ لوگ زمین میں چلے پھرے نہیں ہیں کہ اُن قوموں کا انجام اِنہیں نظر نہ آیا جو ان سے پہلے گزر چکی ہیں؟ یقیناً آخرت کا گھر اُن لوگوں کے لیے اَور زیادہ بہتر ہے جنہوں نے (پیغمبروں کی بات مان کر)تقوٰی کی روش اختیار کی۔ کیا اب بھی تم لوگ نہ سمجھو گے؟1

حَتَّىٰٓ إِذَا ٱسۡتَيۡــَٔسَ ٱلرُّسُلُ وَظَنُّوٓاۡ أَنَّهُمۡ قَدۡ كُذِبُواۡ جَآءَهُمۡ نَصۡرُنَا فَنُجِّىَ مَن نَّشَآءُ‌ۖ وَلَا يُرَدُّ بَأۡسُنَا عَنِ ٱلۡقَوۡمِ ٱلۡمُجۡرِمِينَ ١١٠

Untilhattaیہاں تک کہḥattāwhenne zaman kiجبidhāgave up hopeumutlarını kestilerمایوس ہوگئےis'tayasathe Messengerselçilerرسولl-rusuluand thoughtve sandılarاور لوگوں نے سمجھاwaẓannūthat theykendilerininکہ بیشک وہannahumcertainlygerçektenتحقیقqadwere deniedyalanlandıklarınıوہ جھوٹ بولے گئےkudhibūthen came to themonlara geldiآئی ان کے پاسjāahumOur helpyardımımızمدد ہماریnaṣrunāand was savedve kurtarıldıتو بچالیا گیاfanujjiyawhomkimselerجس کوmanWe willeddilediğimizہم نے چاہاnashāuAnd notaslaاور نہیںwalā(can) be repelledgeri çevrilmezپھیرا جاتاyuradduOur punishmentazabımızعذاب ہماراbasunāfromtopluluğundanسےʿanithe peopleقومl-qawmi(who are) criminalssuçlularمجرمl-muj'rimīna

110 [They continued] until, when the messengers despaired and were certain that they had been denied, there came to them Our victory, and whoever We willed was saved. And Our punishment cannot be repelled from the people who are criminals.

110 Öyle ki, peygamberler ümitsizliğe düşüp, yalanlandıklarını sandıkları bir sırada onlara yardımımız gelmiştir. Böylece, istediğimizi kurtarırız. Azabımız suçlu milletten geri çevrilemeyecektir.

110 Nihayet peygamberleri (onların iman etmelerinden) ümit kesecek hale gelince ve kendilerinin yalancı durumuna düştüklerini sanınca, onlara yardımımız geldi, yetişti; dilediklerimiz kurtarıldı. Suçlular topluluğundan bizim azabımız geri çevrilemez.

110 یہاں تک کہ جب پیغمبر ناامید ہوگئے اور انہوں نے خیال کیا کہ اپنی نصرت کے بارے میں جو بات انہوں نے کہی تھی (اس میں) وہ سچے نہ نکلے تو ان کے پاس ہماری مدد آ پہنچی۔ پھر جسے ہم نے چاہا بچا دیا۔ اور ہمارا عذاب (اتر کر) گنہگار لوگوں سے پھرا نہیں کرتا

110 (پہلے پیغمبروں کے ساتھ بھی یہی ہوتا رہا ہے کہ وہ مدتوں نصیحت کرتے رہے اور لوگوں نے سن کر نہ دیا) یہاں تک کہ جب پیغمبر لوگوں سے مایوس ہو گئے اور لوگوں نے بھی سمجھ لیا کہ اُن سے جھوٹ بولا گیا تھا، تو یکا یک ہماری مدد پیغمبروں کو پہنچ گئی پھر جب ایسا موقع آ جاتا ہے تو ہمارا قاعدہ یہ ہے کہ جسے ہم چاہتے ہیں بچا لیتے ہیں اور مجرموں پر سے تو ہمارا عذاب ٹالا ہی نہیں جا سکتا

لَقَدۡ كَانَ فِى قَصَصِهِمۡ عِبۡرَةٌ لِّأُوۡلِى ٱلۡأَلۡبَـٰبِ‌ۗ مَا كَانَ حَدِيثًا يُفۡتَرَىٰ وَلَـٰكِن تَصۡدِيقَ ٱلَّذِى بَيۡنَ يَدَيۡهِ وَتَفۡصِيلَ كُلِّ شَىۡءٍ وَهُدًى وَرَحۡمَةً لِّقَوۡمٍ يُؤۡمِنُونَ ١١١

Verilyelbetteالبتہ تحقیقlaqad(there) isvardırہےkānainمیںtheir storiesonların hikayelerindeان کے قصوںqaṣaṣihima lessonibretعبرتʿib'ratunfor mensahipleri içinوالوں کے لئےli-ulī(of) understandingakılعقلl-albābiNot(bu) değildirنہیں(it) isہےkānaa narrationbir sözباتḥadīthaninventeduydurulacakجو گھڑ لیyuf'tarābutancakلیکنwalākina confirmationdoğrulanmasıdırتصدیق ہےtaṣdīqa(of that) whichkimseninاس چیز کیalladhī(was) before itkendinden öncekininپہلے ہےbayna(was) before itجو اس سےyadayhiand a detailed explanationve açıklamasıdırاور تفصیلwatafṣīla(of) allherہرkullithingsşeyinچیز کیshayinand a guidanceve bir hidayettirاور ہدایتwahudanand mercyve rahmettirاور رحمت ہےwaraḥmatanfor a peopletoplumlar içinاس قوم کے لئےliqawminwho believeinananجو ایمان لاتی ہوyu'minūna

111 There was certainly in their stories a lesson for those of understanding. Never was the Qur'an a narration invented, but a confirmation of what was before it and a detailed explanation of all things and guidance and mercy for a people who believe.

111 And olsun ki, peygamberlerin kıssalarında, aklı olanlar için ibretler vardır. Kuran uydurulabilen bir söz değildir. Fakat kendinden önceki Kitapları tasdik eden, inanan millete her şeyi açıklayan, doğru yolu gösteren bir rehber ve rahmettir.

111 Gerçekten de onların kıssalarında üstün akıllılar için bir ibret vardır. Bu Kur'ân uydurulmuş herhangi bir söz değildir. Lâkin kendisinden önce gelen kitapların tasdiki her şeyin ayrıntılarıyla açıklayıcısı ve iman edecek bir kavim için hidayet ve rahmettir.

111 ان کے قصے میں عقلمندوں کے لیے عبرت ہے۔ یہ (قرآن) ایسی بات نہیں ہے جو (اپنے دل سے) بنائی گئی ہو بلکہ جو (کتابیں) اس سے پہلے نازل ہوئی ہیں ان کی تصدیق (کرنے والا) ہے اور مومنوں کے لیے ہدایت اور رحمت ہے

111 اگلے لوگوں کے ان قصّوں میں عقل و ہوش رکھنے والوں کے لیے عبرت ہے۔ یہ جو کچھ قرآن میں بیان کیا جا رہا ہے یہ بناوٹی باتیں نہیں ہیں بلکہ جو کتابیں اس سے پہلے آئی ہوئی ہیں انہی کی تصدیق ہے اور ہر چیز کی تفصیل1 اور ایمان لانے والوں کے لیے ہدایت اور رحمت۔

Surah 12 / Yusuf / Joseph سورة يوسف 249
And notsen istemiyorsunاور نہیں wamā you ask themتم سوال کرتے ان سے tasaluhum for itbuna karşılıkاس پر ʿalayhi anybirکسی min rewardücretاجر کا ajrin NotOنہیں ہے in (is) itوہ huwa butsadeceمگر illā a reminderbir öğüttürایک ذکر dhik'run to the worldsbütün alemler içinسارے جہان والوں کے لئے lil'ʿālamīna١٠٤
And how manynice var kiاور کتنی ہی waka-ayyin ofayet(ler)میں سے min a Signنشانیوں āyatin ingöklerdeمیں the heavensآسمانوں l-samāwāti and the earthve yerdeاور زمین (میں) wal-arḍi they passuğrarlar daوہ گزرتے رہتے ہیں yamurrūna over ityanlarınaان پر ʿalayhā
while theyve onlarاور وہ wahum (are) from themondanان سے ʿanhā the ones who turn awayyüzlerini çevirirlerمنہ موڑنے والے ہیں muʿ'riḍūna١٠٥ And notveاور نہیں wamā believeinanmazlarایمان لاتے yu'minu most of themonların çoğuان میں سے اکثر aktharuhum in AllahAllah'aاللہ کے ساتھ bil-lahi exceptdışındaمگر illā
while theyonlarاور وہ wahum associate partners with Himortak koşmalarıشرک کرنے والے ہوتے ہیں mush'rikūna١٠٦ Do they then feel secureonlar emin midirler?کیا بھلا وہ بےخوف ہوگئے/ امن میں آگئے afa-aminū (against) thatkendilerine gelmeyeceğindenکہ an comes to themآئے ان کے پاس tatiyahum an overwhelmingsargın bir belanınایک ڈھانپ لینے والی ghāshiyatun [of]azabındanسے min punishmentعذاب میں (سے) ʿadhābi (of) AllahAlah'ınاللہ کے l-lahi
orveyaیا aw comes to themkendilerine gelmeyeceğindenآئے ان کے پاس tatiyahumu the HourO sa'atinقیامت کی گھڑی l-sāʿatu suddenlyansızınاچانک baghtatan while theyve onlarاور وہ wahum (do) nothiçنہ perceivefarkında değillerkenشعور رکھتے ہوں yashʿurūna١٠٧ Sayde kiکہہ دیجئے qul Thisişte budurیہ hādhihi
(is) my waybenim yolumمیرا راستہ ہے sabīlī I inviteda'vet ederimمیں بلاتا ہوں adʿū toAllah'aطرف ilā Allahاللہ کی l-lahi withbasiretleکے ساتھ ʿalā insightبصیرت baṣīratin Ibenمیں anā and whoeverve kimselerاور جو کوئی wamani follows mebana uyan(lar)پیروی کرے میری ittabaʿanī And Glory beve şanı yücedirاور پاک ہے wasub'ḥāna
(to) AllahAllah'ınاللہ l-lahi and notve değilimاور نہیں wamā I ambenمیں anā ofortak koşanlardanمیں سے mina the polytheistsشرک کرنے والوں l-mush'rikīna١٠٨ And notgöndermedikاور نہیں wamā We sentبھیجا ہم نے arsalnā before yousenden önceآپ سے min before youپہلے qablika
butbaşkaمگر illā menerkeklerdenمردوں کو rijālan We revealedvahyettiğimizہم وحی کرتے تھے nūḥī to themkendilerineان کی طرف ilayhim from (among)halkındanمیں سے min (the) peopleوالوں ahli (of) the townshipskentlerبستی l-qurā So have nothiç gezmediler mi?کیا پھر نہیں afalam they traveledوہ چلے پھرے yasīrū inyeryüzündeمیں
the earthزمین l-arḍi and seengörsünlerتو وہ دیکھتے fayanẓurū hownasılکس طرح kayfa wasolduğunuہوا kāna (the) endsonununانجام ʿāqibatu (of) those whokimselerinان لوگوں کا alladhīna (were) before themkendilerinden öncekiان سے min (were) before themپہلے qablihim
And surely the homeve yurduاور البتہ گھر waladāru (of) the Hereafterahiretآخرت کا l-ākhirati (is) bestdaha iyidirبہتر ہے khayrun for those whokorunanlar içinان لوگوں کے لئے lilladhīna fear Allahجو تقویٰ اختیار کریں ittaqaw Then will notaklınızı kullanmıyor musunuz?کیا تم afalā you use reasonعقل سے کام نہیں لیتے ہو taʿqilūna١٠٩ Untilhattaیہاں تک کہ ḥattā
whenne zaman kiجب idhā gave up hopeumutlarını kestilerمایوس ہوگئے is'tayasa the Messengerselçilerرسول l-rusulu and thoughtve sandılarاور لوگوں نے سمجھا waẓannū that theykendilerininکہ بیشک وہ annahum certainlygerçektenتحقیق qad were deniedyalanlandıklarınıوہ جھوٹ بولے گئے kudhibū then came to themonlara geldiآئی ان کے پاس jāahum
Our helpyardımımızمدد ہماری naṣrunā and was savedve kurtarıldıتو بچالیا گیا fanujjiya whomkimselerجس کو man We willeddilediğimizہم نے چاہا nashāu And notaslaاور نہیں walā (can) be repelledgeri çevrilmezپھیرا جاتا yuraddu Our punishmentazabımızعذاب ہمارا basunā fromtopluluğundanسے ʿani the peopleقوم l-qawmi (who are) criminalssuçlularمجرم l-muj'rimīna
١١٠ Verilyelbetteالبتہ تحقیق laqad (there) isvardırہے kāna inمیں their storiesonların hikayelerindeان کے قصوں qaṣaṣihim a lessonibretعبرت ʿib'ratun for mensahipleri içinوالوں کے لئے li-ulī (of) understandingakılعقل l-albābi Not(bu) değildirنہیں (it) isہے kāna
a narrationbir sözبات ḥadīthan inventeduydurulacakجو گھڑ لی yuf'tarā butancakلیکن walākin a confirmationdoğrulanmasıdırتصدیق ہے taṣdīqa (of that) whichkimseninاس چیز کی alladhī (was) before itkendinden öncekininپہلے ہے bayna (was) before itجو اس سے yadayhi
and a detailed explanationve açıklamasıdırاور تفصیل watafṣīla (of) allherہر kulli thingsşeyinچیز کی shayin and a guidanceve bir hidayettirاور ہدایت wahudan and mercyve rahmettirاور رحمت ہے waraḥmatan for a peopletoplumlar içinاس قوم کے لئے liqawmin who believeinananجو ایمان لاتی ہو yu'minūna١١١
٢٤٩
‹ 247page 248 of the printed Mushaf249 ›