وَيَقُولُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواۡ لَسۡتَ مُرۡسَلاً‌ۚ قُلۡ كَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدَۢا بَيۡنِى وَبَيۡنَكُمۡ وَمَنۡ عِندَهُۥ عِلۡمُ ٱلۡكِتَـٰبِ ٤٣

And sayve diyorlar kiاور کہتے ہیںwayaqūluthose whokimselerوہ لوگalladhīnadisbelieveinkar eden(ler)جنہوں نے کفر کیاkafarūYou are notsen değilsinنہیں توlastaa Messengergönderilmiş bir elçiبھیجا ہواmur'salanSayde kiکہہ دیجئےqulSufficientyeterکافی ہےkafā(is) AllahAllah'ınاللہbil-lahi(as) a Witnessşahid olmasıگواہshahīdanbetween mebenimleمیرے درمیانbaynīand between yousizin aranızdaاور تمہارے درمیانwabaynakumand whoeverve bulunanlarınاور جوwaman[he] hasyanındaرکھتا ہے اپنے پاسʿindahuknowledgebilgisiعلمʿil'mu(of) the BookKitapکتاب کاl-kitābi

43 And those who have disbelieved say, "You are not a messenger." Say, [O Muhammad], "Sufficient is Allah as Witness between me and you, and [the witness of] whoever has knowledge of the Scripture."

43 İnkar edenler: "Sen peygamber değilsin" derler; de ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve Kitap'ı bilenler yeter."

43 O kâfirler: "Sen Allah tarafından gönderilmiş bir peygamber değilsin" diyorlar. De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter, bir de yanında kitap ilmi bulunan (yeter)."

43 اور کافر لوگ کہتے ہیں کہ تم (خدا کے) رسول نہیں ہو۔ کہہ دو کہ میرے اور تمہارے درمیان خدا اور وہ شخص جس کے پاس کتاب (آسمانی) کا علم ہے گواہ کافی ہیں

43 یہ منکرین کہتے ہیں کہ تم خدا کے بھیجے ہوئے نہیں ہو۔ کہو، ”میرے اور تمہارے درمیان اللہ کی گواہی کافی ہے اور پھر ہر اُس شخص کی گواہی جو کتابِ آسمانی کا علم رکھتا ہے۔“1

●●●●●●

سُورَةُ ابراهيم

Ibrahim / Abraham

Meccan  ◆  52 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

الٓر‌ۚ كِتَـٰبٌ أَنزَلۡنَـٰهُ إِلَيۡكَ لِتُخۡرِجَ ٱلنَّاسَ مِنَ ٱلظُّلُمَـٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ بِإِذۡنِ رَبِّهِمۡ إِلَىٰ صِرٰطِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡحَمِيدِ ١

Alif Laam RaElif Lam Raا ل رalif-lam-raA Book(Bu) Kitaptır'یہ ایک کتاب ہےkitābunwhich We have revealedindirdiğimizنازل کیا ہم نے اس کوanzalnāhuto yousanaتیری طرفilaykaso that you may bring outçıkarman içinتاکہ تو نکالےlitukh'rijathe mankindinsanlarıلوگوں کوl-nāsafromkaranlıklardanسےminathe darkness[es]اندھیروںl-ẓulumātitoaydınlığaطرفilāthe lightروشنی کیl-nūriby the permissionizniyleاذن سےbi-idh'ni(of) their LordRablerininان کے رب کےrabbihimtoyolunaطرفilāthe Pathراستے کےṣirāṭi(of) the All-MightyAzizزبردستl-ʿazīzithe Praiseworthyve övgüye layık olanınتعریف والے (رب کے)l-ḥamīdi

1 Alif, Lam, Ra. [This is] a Book which We have revealed to you, [O Muhammad], that you might bring mankind out of darknesses into the light by permission of their Lord - to the path of the Exalted in Might, the Praiseworthy -

1 Elif, Lam, Ra; Bu, Allah'ın izniyle, insanları karanlıklardan aydınlığa, güçlü ve övülmeğe layık, göklerde ve yerde olanların sahibi Allah'ın yoluna çıkarman için, sana indirdiğimiz Kitaptır. Uğrayacakları çetin azabdan dolayı vay kafirlerin haline!

1 Elif, Lâm, Râ. Bu Kur'ân öyle büyük bir kitaptır ki, insanları Rablerinin izni ile karanlıklardan aydınlığa, her şeye galip ve hamde lâyık olan Allah'ın yoluna çıkarman için onu sana indirdik.

1 الٓرٰ۔ (یہ) ایک (پُرنور) کتاب (ہے) اس کو ہم نے تم پر اس لیے نازل کیا ہے کہ لوگوں کو اندھیرے سے نکال کر روشنی کی طرف لے جاؤ (یعنی) ان کے پروردگار کے حکم سے غالب اور قابل تعریف (خدا) کے رستے کی طرف

1 ا۔ل۔ر، اے محمد ؐ ، یہ ایک کتاب ہے جس کو ہم نے تمہاری طرف نازل کیا ہے تا کہ تم لوگوں کو تاریکیوں سے نکال کر روشنی میں لاوٴ، ان کے ربّ کی توفیق سے، اُس خدا کے راستے1 پر جو زبردست اور اپنی ذات میں آپ محمُود2 ہے

ٱللَّهِ ٱلَّذِى لَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوٰتِ وَمَا فِى ٱلۡأَرۡضِ‌ۗ وَوَيۡلٌ لِّلۡكَـٰفِرِينَ مِنۡ عَذَابٍ شَدِيدٍ ٢

AllahAllahاللہ تعالیٰal-lahi(is) the Onekiوہ ذاتalladhīto Him (belongs)O'nundurاسی کے لئے ہےlahuwhateverne varsaجو کچھ(is) ingöklerdeمیں ہےthe heavensآسمانوںl-samāwātiand whateverve ne varsaاور جوwamā(is) inyerdeمیں ہےthe earthزمینl-arḍiAnd woevay halineاور ہلاکت ہےwawaylunto the disbelieversşu kafirlerinکافروں کے لئےlil'kāfirīnafromdolayıسےminthe punishmentazabdanعذابʿadhābinsevereçetinسختshadīdin

2 Allah, to whom belongs whatever is in the heavens and whatever is on the earth. And woe to the disbelievers from a severe punishment

2 Elif, Lam, Ra; Bu, Allah'ın izniyle, insanları karanlıklardan aydınlığa, güçlü ve övülmeğe layık, göklerde ve yerde olanların sahibi Allah'ın yoluna çıkarman için, sana indirdiğimiz Kitaptır. Uğrayacakları çetin azabdan dolayı vay kafirlerin haline!

2 O Allah'ın (yolu) ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Şiddetli bir azabdan dolayı vay kâfirlerin haline!

2 وہ خدا کہ جو کچھ آسمانوں اور زمین میں ہے سب اسی کا ہے۔ اور کافروں کے لیے عذاب سخت (کی وجہ) سے خرابی ہے

2 اور زمین اور آسمانوں کی ساری موجودات کا مالک ہے اور سخت تباہ کن سزا ہے قبول حق سے انکار کرنے والوں کے لیے

ٱلَّذِينَ يَسۡتَحِبُّونَ ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَا عَلَى ٱلۡأَخِرَةِ وَيَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَيَبۡغُونَهَا عِوَجًا‌ۚ أُوۡلَـٰٓئِكَ فِى ضَلَـٰلِۭ بَعِيدٍ ٣

Those whoki onlarوہ لوگalladhīnalove moretercih ederlerجو ترجیح دیتے ہیںyastaḥibbūnathe lifehayatınıزندگی کوl-ḥayata(of) the worlddünyaدنیا کیl-dun'yāthankarşılıkپرʿalāthe Hereafterahireteآخرتl-ākhiratiand hinderve engel olurlarاور وہ روکتے ہیںwayaṣuddūnafromyolundanسےʿan(the) Pathراستےsabīli(of) AllahAllah'ınاللہ کےl-lahiand seek in itve onu isterlerاور تلاش کرتے ہیں اس میںwayabghūnahācrookednesseğrilmesiniٹیڑھا پنʿiwajanthoseişte onlarیہی لوگulāika[in]içindedirlerمیں ہیں(are) far astraybir sapıklıkگمراہیḍalālin(are) far astrayderinدور کیbaʿīdin

3 The ones who prefer the worldly life over the Hereafter and avert [people] from the way of Allah, seeking to make it (seem) deviant. Those are in extreme error.

3 Onlar dünya hayatını ahirete tercih ederler, Allah'ın yolundan alıkoyup onun eğriliğini isterler. İşte onlar uzak bir sapıklık içindedirler.

3 Onlar, o kimselerdir ki dünya hayatını ahirete tercih ederler, (insanları) Allah'ın yolundan çevirirler ve onun eğrilmesini isterler. İşte bunlar, çok büyük bir sapıklık içindedirler.

3 جو آخرت کی نسبت دنیا کو پسند کرتے اور (لوگوں کو) خدا کے رستے سے روکتے اور اس میں کجی چاہتے ہیں۔ یہ لوگ پرلے سرے کی گمراہی میں ہیں

3 جو دُنیا کی زندگی کو آخرت پر ترجیح دیتے ہیں،1 جو اللہ کے راستے سے لوگوں کو روک رہے ہیں اور چاہتے ہیں کہ یہ راستہ (ان کی خواہشات کے مطابق)ٹیڑھا ہو جائے۔2 یہ لوگ گمراہی میں بہت دُور نکل گئے ہیں

وَمَآ أَرۡسَلۡنَا مِن رَّسُولٍ إِلَّا بِلِسَانِ قَوۡمِهِۦ لِيُبَيِّنَ لَهُمۡ‌ۖ فَيُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهۡدِى مَن يَشَآءُ‌ۚ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ ٤

And notveاور نہیںwamāWe sentbiz göndermedikبھیجا ہم نےarsalnāanyherکوئیminMessengerelçiyiرسولrasūlinexceptbaşkaمگرillāwith the languagedilindenاس کی زبان میںbilisāni(of) his peoplekendi kavmininقوم کیqawmihiso that he might make clearaçıklasın diyeتاکہ وہ بیان کرےliyubayyinafor themolaraان کے لئےlahumThen Allah lets go astrayşaşırtırپس بھٹکا دیتا ہےfayuḍilluThen Allah lets go astrayAllahاللہl-lahuwhomkimseyiجس کوmanHe willsdilediğinچاہتا ہےyashāuand guidesve yola iletirاور ہدایت دیتا ہےwayahdīwhomkimseyiجس کوmanHe willsdilediğiچاہتا ہےyashāuAnd Heve Oاور وہwahuwa(is) the All-Mightyazizdirزبردست ہے ،l-ʿazīzuthe All-Wisehüküm ve hikmet sahibidirحکمت والا ہےl-ḥakīmu

4 And We did not send any messenger except [speaking] in the language of his people to state clearly for them, and Allah sends astray [thereby] whom He wills and guides whom He wills. And He is the Exalted in Might, the Wise.

4 Kendilerine apaçık anlatabilsin diye, her peygamberi kendi milletinin diliyle gönderdik. Allah dilediğini saptırır ve dilediğini de doğru yola eriştirir; güçlü olan, Hakim olan O'dur.

4 Biz, her peygamberi, ancak bulunduğu kavminin diliyle gönderdik ki, onlara apaçık anlatsın. Bu itibarla Allah dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini de hidayete erdirir. O her şeye galibdir, hükmünde hikmet sahibidir.

4 اور ہم نے کوئی پیغمبر نہیں بھیجا مگر اپنی قوم کی زبان بولتا تھا تاکہ انہیں (احکام خدا) کھول کھول کر بتا دے۔ پھر خدا جسے چاہتا ہے گمراہ کرتا ہے اور جسے چاہتا ہے ہدایت دیتا ہے اور وہ غالب (اور) حکمت والا ہے

4 ہم نے اپنا پیغام دینے کےلیے جب کبھی کوئی رسوُل بھیجا ہے، اُس نے اپنی قوم ہی کی زبان میں پیغام دیا ہے تاکہ وہ اُنہیں اچھی طرح کھول کر بات سمجھائے۔1 پھر اللہ جسے چاہتا ہے بھٹکا دیتا ہے اور جسے چاہتا ہے ہدایت بخشتا ہے،2 وہ بالادست اور حکیم ہے۔ 3

وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا مُوسَىٰ بِـَٔـايَـٰتِنَآ أَنۡ أَخۡرِجۡ قَوۡمَكَ مِنَ ٱلظُّلُمَـٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ وَذَكِّرۡهُم بِأَيَّـٰمِ ٱللَّهِ‌ۚ إِنَّ فِى ذٰلِكَ لَأَيَـٰتٍ لِّكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍ ٥

And verilyve andolsunاور البتہ تحقیقwalaqadWe sentgöndermiştikبھیجا ہم نےarsalnāMusaMusa'yıموسیٰ کوmūsāwith Our Signsayetlerimizle birlikteاپنی آیات کے ساتھbiāyātināthatiçinیہ کہanBring outçıkarmasıنکالakhrijyour peoplekavminiاپنی قوم کوqawmakafromkaranlıklardanسےminathe darkness[es]اندھیروںl-ẓulumātitoaydınlığaطرفilāthe lightروشنی کیl-nūriAnd remind themve onlara hatırlatması içinاور نصیحت کرو ان کوwadhakkir'humof the daysgünleriniدنوں کےbi-ayyāmi(of) AllahAllah'ınساتھ اللہ کےl-lahiIndeedşüphesizبیشکinnainbundaاس میںthatdhālikasurely (are) the signsayetler vardırالبتہ نشانیاں ہیںlaāyātinfor everyoneherkes içinواسطے ہرlikullipatientsabredenبہت صبر کرنے والےṣabbārinand thankfulşükredenبہت شکر کرنے والے کے لئےshakūrin

5 And We certainly sent Moses with Our signs, [saying], "Bring out your people from darknesses into the light and remind them of the days of Allah." Indeed in that are signs for everyone patient and grateful.

5 And olsun ki Musa'yı ayetlerimizle, "Milletini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve Allah'ın günlerini onlara hatırlat" diye göndermiştik. Bunlarda, çokça sabreden ve şükreden herkes için dersler vardır.

5 And olsun ki Musa'yı âyetlerimizle gönderdik. Ona şöyle dedik: Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar, onlara Allah'ın (felaket) günlerini hatırlat. Şüphe yok ki bunda her sabredip şükreden için nice ibretler vardır.

5 اور ہم نے موسیٰ کو اپنی نشانیاں دے کر بھیجا کہ اپنی قوم کو تاریکی سے نکال کر روشنی میں لے جاؤ۔ اور ان کو خدا کے دن یاد دلاؤ اس میں ان لوگوں کے لیے جو صابر وشاکر ہیں (قدرت خدا کی) نشانیاں ہیں

5 ہم اِس سے پہلے موسیٰ ؑ کو بھی اپنی نشانیوں کے ساتھ بھیج چکے ہیں۔ اُسے بھی ہم نے حکم دیا تھا کہ اپنی قوم کو تاریکیوں سے نکال کر روشنی میں لا اور انہیں تاریخِ الٰہی1 کے سبق آموز واقعات سُنا کر نصیحت کر۔ اِن واقعات میں بڑی نشانیاں ہیں2 ہر اُس شخص کے لیے جو صبر اور شکر کرنے والا ہو۔3

Surah 14 / Ibrahim / Abraham سورة ابراهيم 256
And sayve diyorlar kiاور کہتے ہیں wayaqūlu those whokimselerوہ لوگ alladhīna disbelieveinkar eden(ler)جنہوں نے کفر کیا kafarū You are notsen değilsinنہیں تو lasta a Messengergönderilmiş bir elçiبھیجا ہوا mur'salan Sayde kiکہہ دیجئے qul Sufficientyeterکافی ہے kafā (is) AllahAllah'ınاللہ bil-lahi
(as) a Witnessşahid olmasıگواہ shahīdan between mebenimleمیرے درمیان baynī and between yousizin aranızdaاور تمہارے درمیان wabaynakum and whoeverve bulunanlarınاور جو waman [he] hasyanındaرکھتا ہے اپنے پاس ʿindahu knowledgebilgisiعلم ʿil'mu (of) the BookKitapکتاب کا l-kitābi٤٣

سُورَةُ ابراهيم

Ibrahim / Abraham  ◆  Meccan · 52 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Alif Laam RaElif Lam Raا ل ر alif-lam-ra A Book(Bu) Kitaptır'یہ ایک کتاب ہے kitābun which We have revealedindirdiğimizنازل کیا ہم نے اس کو anzalnāhu to yousanaتیری طرف ilayka so that you may bring outçıkarman içinتاکہ تو نکالے litukh'rija the mankindinsanlarıلوگوں کو l-nāsa fromkaranlıklardanسے mina the darkness[es]اندھیروں l-ẓulumāti
toaydınlığaطرف ilā the lightروشنی کی l-nūri by the permissionizniyleاذن سے bi-idh'ni (of) their LordRablerininان کے رب کے rabbihim toyolunaطرف ilā the Pathراستے کے ṣirāṭi (of) the All-MightyAzizزبردست l-ʿazīzi the Praiseworthyve övgüye layık olanınتعریف والے (رب کے) l-ḥamīdi١
AllahAllahاللہ تعالیٰ al-lahi (is) the Onekiوہ ذات alladhī to Him (belongs)O'nundurاسی کے لئے ہے lahu whateverne varsaجو کچھ (is) ingöklerdeمیں ہے the heavensآسمانوں l-samāwāti and whateverve ne varsaاور جو wamā (is) inyerdeمیں ہے the earthزمین l-arḍi And woevay halineاور ہلاکت ہے wawaylun
to the disbelieversşu kafirlerinکافروں کے لئے lil'kāfirīna fromdolayıسے min the punishmentazabdanعذاب ʿadhābin severeçetinسخت shadīdin٢ Those whoki onlarوہ لوگ alladhīna love moretercih ederlerجو ترجیح دیتے ہیں yastaḥibbūna
the lifehayatınıزندگی کو l-ḥayata (of) the worlddünyaدنیا کی l-dun'yā thankarşılıkپر ʿalā the Hereafterahireteآخرت l-ākhirati and hinderve engel olurlarاور وہ روکتے ہیں wayaṣuddūna fromyolundanسے ʿan (the) Pathراستے sabīli (of) AllahAllah'ınاللہ کے l-lahi
and seek in itve onu isterlerاور تلاش کرتے ہیں اس میں wayabghūnahā crookednesseğrilmesiniٹیڑھا پن ʿiwajan thoseişte onlarیہی لوگ ulāika [in]içindedirlerمیں ہیں (are) far astraybir sapıklıkگمراہی ḍalālin (are) far astrayderinدور کی baʿīdin٣ And notveاور نہیں wamā We sentbiz göndermedikبھیجا ہم نے arsalnā
anyherکوئی min Messengerelçiyiرسول rasūlin exceptbaşkaمگر illā with the languagedilindenاس کی زبان میں bilisāni (of) his peoplekendi kavmininقوم کی qawmihi so that he might make clearaçıklasın diyeتاکہ وہ بیان کرے liyubayyina for themolaraان کے لئے lahum Then Allah lets go astrayşaşırtırپس بھٹکا دیتا ہے fayuḍillu Then Allah lets go astrayAllahاللہ l-lahu
whomkimseyiجس کو man He willsdilediğinچاہتا ہے yashāu and guidesve yola iletirاور ہدایت دیتا ہے wayahdī whomkimseyiجس کو man He willsdilediğiچاہتا ہے yashāu And Heve Oاور وہ wahuwa (is) the All-Mightyazizdirزبردست ہے ، l-ʿazīzu the All-Wisehüküm ve hikmet sahibidirحکمت والا ہے l-ḥakīmu
٤ And verilyve andolsunاور البتہ تحقیق walaqad We sentgöndermiştikبھیجا ہم نے arsalnā MusaMusa'yıموسیٰ کو mūsā with Our Signsayetlerimizle birlikteاپنی آیات کے ساتھ biāyātinā thatiçinیہ کہ an Bring outçıkarmasıنکال akhrij
your peoplekavminiاپنی قوم کو qawmaka fromkaranlıklardanسے mina the darkness[es]اندھیروں l-ẓulumāti toaydınlığaطرف ilā the lightروشنی کی l-nūri And remind themve onlara hatırlatması içinاور نصیحت کرو ان کو wadhakkir'hum of the daysgünleriniدنوں کے bi-ayyāmi
(of) AllahAllah'ınساتھ اللہ کے l-lahi Indeedşüphesizبیشک inna inbundaاس میں that dhālika surely (are) the signsayetler vardırالبتہ نشانیاں ہیں laāyātin for everyoneherkes içinواسطے ہر likulli patientsabredenبہت صبر کرنے والے ṣabbārin and thankfulşükredenبہت شکر کرنے والے کے لئے shakūrin٥
٢٥٦
‹ 254page 255 of the printed Mushaf256 ›