مُهۡطِعِينَ مُقۡنِعِى رُءُوسِهِمۡ لَا يَرۡتَدُّ إِلَيۡهِمۡ طَرۡفُهُمۡ‌ۖ وَأَفۡــِٔدَتُهُمۡ هَوَآءٌ ٤٣

Racing aheadkoşarlarتیزی سے دوڑنے والے ہوں گےmuh'ṭiʿīnaraised updikerekاوپر کو سر اٹھانے والے ہوں گےmuq'niʿītheir headsbaşlarınıاپنے سروں کوruūsihimnotdönmezنہیںreturningلوٹے گیyartaddutowards themkendilerineان کی طرفilayhimtheir gazebakışlarıان کی نگاہṭarfuhumand their heartsve yüreklerinin içi deاور ان کے دلwa-afidatuhum(are) emptybomboşturخالی ہوں گے/ اڑتے ہوں گےhawāon

43 Racing ahead, their heads raised up, their glance does not come back to them, and their hearts are void.

43 O gün başları kalkmış, gözleri kendilerine dönemeyecek şekilde sabit kalmış, gönülleri bomboş halde koşup duracaklardır.

43 O gün, başlarını dikerek koşacaklar, gözleri kendilerine bile dönmeyecek ve gönülleri bomboş kalacaktır.

43 (اور لوگ) سر اٹھائے ہوئے (میدان قیامت کی طرف) دوڑ رہے ہوں گے ان کی نگاہیں ان کی طرف لوٹ نہ سکیں گی اور ان کے دل (مارے خوف کے) ہوا ہو رہے ہوں گے

43 سر اُٹھائے بھاگے چلے جارہے ہیں، نظریں اُوپر جمی ہیں1 اور دل اُڑے جاتے ہیں

وَأَنذِرِ ٱلنَّاسَ يَوۡمَ يَأۡتِيهِمُ ٱلۡعَذَابُ فَيَقُولُ ٱلَّذِينَ ظَلَمُواۡ رَبَّنَآ أَخِّرۡنَآ إِلَىٰٓ أَجَلٍ قَرِيبٍ نُّجِبۡ دَعۡوَتَكَ وَنَتَّبِعِ ٱلرُّسُلَ‌ۗ أَوَلَمۡ تَكُونُوٓاۡ أَقۡسَمۡتُم مِّن قَبۡلُ مَا لَكُم مِّن زَوَالٍ ٤٤

And warnve uyarاور خبردار کیجئےwa-andhirithe mankindinsanlarıلوگوں کوl-nāsa(of) a Daygüne (karşı)جس دنyawma(when) will come to themkendilerine geleceğiآئے گا ان کے پاسyatīhimuthe punishmentazabınعذابl-ʿadhābuthen will sayve diyecekleriتو کہیں گےfayaqūluthose whozalimlerinوہ لوگalladhīnadid wrongجنہوں نے ظلم کیاẓalamūOur LordRabbimizاے ہمارے ربrabbanāRespite usbizi erteleمہلت دے دے ہم کوakhir'nāforbir süreye kadarتکilāa termمدتajalinshortyakınقریب کیqarībinwe will answergelelimہم جواب دیںnujibYour callsenin çağrınaتیری پکار کاdaʿwatakaand we will followve uyalımاور ہم پیروی کریںwanattabiʿithe Messengerselçilereرسولوں کیl-rusulaHad notetmemiş miydiniz?کیا نہیںawalamyouتھے تمtakūnūswornyemininiziقسمیں کھاتےaqsamtumbeforeöncedenتم اس سےminbeforeپہلےqablunotolmadığınaنہیںfor yousizin içinتمہارے لئیےlakumanyhiçbirکوئیminendzevalزوالzawālin

44 And, [O Muhammad], warn the people of a Day when the punishment will come to them and those who did wrong will say, "Our Lord, delay us for a short term; we will answer Your call and follow the messengers." [But it will be said], "Had you not sworn, before, that for you there would be no cessation?

44 İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Haksızlık edenler: "Rabbimiz! Bizi yakın bir süreye kadar ertele de çağrına gelelim, peygamberlere uyalım" derler. Siz daha önce, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz! Üstelik kendilerine yazık edenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara, yaptıklarımız da sizlere açıklanmıştı. Size misaller de vermiştik.

44 Ey Peygamber! İnsanları, azabın geleceği gün ile korkut. O gün, zalimler şöyle diyecekler: "Ey Rabbimiz! Bizi yakın bir zamana kadar ertele de senin davetine uyalım ve peygamberlere tâbi olalım." Onlara: "Daha önce ahirete intikal etmeyeceğinize dair yemin etmemiş miydiniz?" denilir.

44 اور لوگوں کو اس دن سے آگاہ کردو جب ان پر عذاب آجائے گا تب ظالم لوگ کہیں گے کہ اے ہمارے پروردگار ہمیں تھوڑی سی مدت مہلت عطا کر۔ تاکہ تیری دعوت (توحید) قبول کریں اور (تیرے) پیغمبروں کے پیچھے چلیں (تو جواب ملے گا) کیا تم پہلے قسمیں نہیں کھایا کرتے تھے کہ تم کو (اس حال سے جس میں تم ہو) زوال (اور قیامت کو حساب اعمال) نہیں ہوگا

44 اے محمدؐ، اُس دن سے تم اِنہیں ڈراؤ جبکہ عذاب اِنہیں آلے گا اُس وقت یہ ظالم کہیں گے کہ "اے ہمارے رب، ہمیں تھوڑی سی مہلت اور دے دے، ہم تیری دعوت کو لبیک کہیں گے اور رسولوں کی پیروی کریں گے" (مگر انہیں صاف جواب دے دیا جائے گا کہ) کیا تم وہی لوگ نہیں ہو جو اِس سے پہلے قسمیں کھا کھا کر کہتے تھے کہ ہم پر تو کبھی زوال آنا ہی نہیں ہے؟

وَسَكَنتُمۡ فِى مَسَـٰكِنِ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓاۡ أَنفُسَهُمۡ وَتَبَيَّنَ لَكُمۡ كَيۡفَ فَعَلۡنَا بِهِمۡ وَضَرَبۡنَا لَكُمُ ٱلۡأَمۡثَالَ ٤٥

And you dweltve oturmuştunuzاور ٹھہرے رہے تمwasakantuminyerlerindeمیںthe dwellingsگھروں (میں)masākini(of) those whokimselerinان لوگوں کےalladhīnawrongedzulmeden(lerin)جنہوں نے ظلم کیاẓalamūthemselveskendilerineاپنی جانوں پرanfusahumand it had become clearve belli olmuştuاور واضح ہوگیاwatabayyanato yousizeتمہارے لئےlakumhownasılکس طرحkayfaWe dealtyaptığımızسلوک کیا ہم نےfaʿalnāwith themonlaraان کے ساتھbihimand We put forthve anlatmıştıkاور بیان کردیں ہم نےwaḍarabnāfor yousizeتمہارے لئےlakumuthe examplesmisallerleمثالیںl-amthāla

45 And you lived among the dwellings of those who wronged themselves, and it had become clear to you how We dealt with them. And We presented for you [many] examples."

45 İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Haksızlık edenler: "Rabbimiz! Bizi yakın bir süreye kadar ertele de çağrına gelelim, peygamberlere uyalım" derler. Siz daha önce, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz! Üstelik kendilerine yazık edenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara, yaptıklarımız da sizlere açıklanmıştı. Size misaller de vermiştik.

45 Siz, kendilerine zulmedenlerin yurtlarında oturdunuz. Onlara nasıl azab ettiğimiz size apaçık belli oldu. Ve size misaller de vermiştik.

45 اور جو لوگ اپنے آپ پر ظلم کرتے تھے تم ان کے مکانوں میں رہتے تھے اور تم پر ظاہر ہوچکا تھا کہ ہم نے ان لوگوں کے ساتھ کس طرح (کا معاملہ) کیا تھا اور تمہارے (سمجھانے) کے لیے مثالیں بیان کر دی تھیں

45 حالانکہ تم ان قوموں کی بستیوں میں رہ بس چکے تھے جنہوں نے اپنے اوپر آپ ظلم کیا تھا اور دیکھ چکے تھے کہ ہم نے اُن سے کیا سلوک کیا اور اُن کی مثالیں دے دے کر ہم تمہیں سمجھا بھی چکے تھے

وَقَدۡ مَكَرُواۡ مَكۡرَهُمۡ وَعِندَ ٱللَّهِ مَكۡرُهُمۡ وَإِن كَانَ مَكۡرُهُمۡ لِتَزُولَ مِنۡهُ ٱلۡجِبَالُ ٤٦

And indeedve kuşkusuzاور تحقیقwaqadthey plannedonlar kurdularانہوں نے چال چلیmakarūtheir plantuzaklarınıاپنی چالmakrahumbut withoysa yanındadırاور پاس ہےwaʿindaAllahAllah'ınاللہ کےl-lahi(was) their planonların tuzaklarıان کی چالmakruhumeven ifeğerاور اگرچہwa-inwasolsa bileتھیkānatheir plantuzaklarıان کی چالmakruhumthat should be movedyerinden kaldıracakکہ ٹل جائیںlitazūlaby itdağlarıاس سےmin'huthe mountainsپہاڑl-jibālu

46 And they had planned their plan, but with Allah is [recorded] their plan, even if their plan had been [sufficient] to do away with the mountains.

46 Şüphesiz onlar düzenlerini kurdular; oysa dağları yerinden oynatacak olsa bile, bu düzenleri hep Allah'ın elindeydi.

46 Gerçekten onlar çeşitli hileler ve tuzaklar kurdular. Allah katında da onlara hilelerine karşı azab var; isterse onların hileleri dağları yerinden oynatacak olsun

46 اور انہوں نے (بڑی بڑی) تدبیریں کیں اور ان کی (سب) تدبیریں خدا کے ہاں (لکھی ہوئی) ہیں گو وہ تدبیریں ایسی (غضب کی) تھیں کہ ان سے پہاڑ بھی ٹل جائیں

46 اُنہوں نے اپنی ساری ہی چالیں چل دیکھیں، مگر اُن کی ہر چال کا توڑ اللہ کے پاس تھا اگرچہ اُن کی چالیں ایسی غضب کی تھیں کہ پہاڑ اُن سے ٹل جائیں۔1

فَلَا تَحۡسَبَنَّ ٱللَّهَ مُخۡلِفَ وَعۡدِهِۦ رُسُلَهُۥٓ‌ۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ ذُو ٱنتِقَامٍ ٤٧

So (do) notsakınتو نہfalāthinksanmaتم سمجھtaḥsabanna(that) AllahAllah'ıاللہ تعالیٰ کوl-lahawill failcayarخلاف کرنے والاmukh'lifa(to) keep His Promiseverdiği sözdenاپنے وعدے کاwaʿdihi(to) His Messengerselçilerineاپنے رسولوں سےrusulahuIndeedçünküبیشکinnaAllahاللہl-laha(is) All-Mightydaima üstündürزبردست ہےʿazīzunOwner (of) Retributionsahibidirوالا ہےdhūOwner (of) Retributionintikamانتقام لینےintiqāmin

47 So never think that Allah will fail in His promise to His messengers. Indeed, Allah is Exalted in Might and Owner of Retribution.

47 Yerin başka bir yerle, göklerin de başka göklerle değiştirildiği, her şeye üstün gelen tek Allah'ın huzuruna çıktıkları günde, sakın Allah'ın peygamberlerine verdiği sözden cayacağını sanma; doğrusu Allah güçlüdür, öç alandır.

47 O halde sakın Allah'ın peygamberlerine olan vaadinden cayacağını sanma! Şüphesiz Allah her şeye galiptir, intikam sahibidir.

47 تو ایسا خیال نہ کرنا کہ خدا نے جو اپنے پیغمبروں سے وعدہ کیا ہے اس کے خلاف کرے گا بےشک خدا زبردست (اور) بدلہ لینے والا ہے

47 پس اے نبی ؐ ، تم ہر گز یہ گمان نہ کرو کہ اللہ کبھی اپنے رسُولوں سے کیے ہوئے وعدے کے خلاف کرے گا۔1 اللہ زبردست ہے اور انتقام لینے والا ہے

يَوۡمَ تُبَدَّلُ ٱلۡأَرۡضُ غَيۡرَ ٱلۡأَرۡضِ وَٱلسَّمَـٰوٰتُ‌ۖ وَبَرَزُواۡ لِلَّهِ ٱلۡوٰحِدِ ٱلۡقَهَّارِ ٤٨

(On the) Dayo günجس دنyawmawill be changeddeğiştirilirبدل دی جائے گیtubaddaluthe earthyerزمینl-arḍu(to) other (than)başkaسوائےghayrathe earthyereاس زمین کےl-arḍiand the heavensve gökler deاور آسمانwal-samāwātuand they will come forthve gelirlerاور وہ سامنے آجائیں گے/ بےنقاب ہوجائیں گےwabarazūbefore AllahAllah'ın huzurunaاللہ کے لئےlillahithe Onetek (olan)جو اکیلا ہےl-wāḥidithe Irresistiblekahredici (olan)زبردست ہےl-qahāri

48 [It will be] on the Day the earth will be replaced by another earth, and the heavens [as well], and all creatures will come out before Allah, the One, the Prevailing.

48 Yerin başka bir yerle, göklerin de başka göklerle değiştirildiği, her şeye üstün gelen tek Allah'ın huzuruna çıktıkları günde, sakın Allah'ın peygamberlerine verdiği sözden cayacağını sanma; doğrusu Allah güçlüdür, öç alandır.

48 O gün yeryüzü bir başka yere, gökler, başka göklere çevirilecek ve bütün varlıklar, kabirlerinden çıkıp bir ve gücüne karşı durulmaz olan Allah'ın huzuruna toplanacaklardır.

48 جس دن یہ زمین دوسری زمین سے بدل دی جائے گی اور آسمان بھی (بدل دیئے جائیں گے) اور سب لوگ خدائے یگانہ وزبردست کے سامنے نکل کھڑے ہوں گے

48 ڈراوٴ انہیں اُس دن سے جب کہ زمین اور آسمان بدل کر کچھ سے کچھ کر دیے جائیں گے1 اور سب کے سب اللہ واحد قہّار کے سامنے بے نقاب حاضر ہو جائیں گے

وَتَرَى ٱلۡمُجۡرِمِينَ يَوۡمَئِذٍ مُّقَرَّنِينَ فِى ٱلۡأَصۡفَادِ ٤٩

And you will seeve görürsünاور تم دیکھو گےwatarāthe criminalssuçlularıمجرموں کوl-muj'rimīna(on) that Dayo günاس دنyawma-idhinbound togetherbirbirine yaklaştırılmışجکڑے ہوئے ہوں گےmuqarranīnainiçindeمیںthe chainszincirlerبیڑیوںl-aṣfādi

49 And you will see the criminals that Day bound together in shackles,

49 O gün, suçluları zincirlere vurulmuş olarak görürsün.

49 O gün, suçluların zincire vurulmuş olduğunu görürsün.

49 اور اس دن تم گنہگاروں کو دیکھو گے کہ زنجیروں میں جکڑے ہوئے ہیں

49 اُس روز تم مجرموں کو دیکھو گے کہ زنجیروں میں ہاتھ پاؤں جکڑے ہونگے

سَرَابِيلُهُم مِّن قَطِرَانٍ وَتَغۡشَىٰ وُجُوهَهُمُ ٱلنَّارُ ٥٠

Their garmentsgömlekleriلباس ان کےsarābīluhumofkatrandandırہوں گےmintarتارکول کےqaṭirāninand will coverve kaplamaktadırاور ڈھانپے ہوئے ہوگیwataghshātheir facesyüzleriniان کے چہروں کوwujūhahumuthe Fireateşاگl-nāru

50 Their garments of liquid pitch and their faces covered by the Fire.

50 Gömlekleri katrandan olacak, yüzlerini ateş bürüyecektir.

50 Gömlekleri katrandandır ve yüzlerini ateş kaplar.

50 ان کے کرتے گندھک کے ہوں گے اور ان کے مونہوں کو آگ لپیٹ رہی ہوگی

50 تارکول1 کے لباس پہنے ہوئے ہوں گے اور آگ کے شعلے اُن کے چہروں پر چھائے جا رہے ہوں گے

لِيَجۡزِىَ ٱللَّهُ كُلَّ نَفۡسٍ مَّا كَسَبَتۡ‌ۚ إِنَّ ٱللَّهَ سَرِيعُ ٱلۡحِسَابِ ٥١

So that Allah may recompensekarşılığını verecektirتاکہ جزا دےliyajziyaSo that Allah may recompenseAllahاللہl-lahueachherہرkullasoulnefsinشخص کوnafsin(for) whatne varsaجوit earnedkazandığıاس نے کمائی کیkasabatIndeedşüphesizبیشکinnaAllahاللہ تعالیٰl-laha(is) Swiftçabuk görendirجلد لینے والا ہےsarīʿu(in) the reckoninghesabıحسابl-ḥisābi

51 So that Allah will recompense every soul for what it earned. Indeed, Allah is swift in account.

51 Bu, Allah herkese yaptığının karşılığını vereceği için böyledir. Doğrusu Allah hesabı çabuk görür.

51 Çünkü Allah, herkesi kazandığı ile cezalandıracaktır. Gerçekten Allah, hesabı çabuk görendir.

51 یہ اس لیے کہ خدا ہر شخص کو اس کے اعمال کا بدلہ دے۔ بےشک خدا جلد حساب لینے والا ہے

51 یہ اِس لیے ہوگا کہ اللہ ہر متنفس کو اس کے کیے کا بدلہ دے گا اللہ کوحساب لیتے کچھ دیر نہیں لگتی

هَـٰذَا بَلَـٰغٌ لِّلنَّاسِ وَلِيُنذَرُواۡ بِهِۦ وَلِيَعۡلَمُوٓاۡ أَنَّمَا هُوَ إِلَـٰهٌ وٰحِدٌ وَلِيَذَّكَّرَ أُوۡلُواۡ ٱلۡأَلۡبَـٰبِ ٥٢

Thisbuیہhādhā(is) a Messagebir tebliğdirپہنچانا ہےbalāghunfor the mankindinsanlaraلوگوں کے لئےlilnnāsithat they may be warneduyarılsınlar diyeاور تاکہ وہ خبردار کئے جائیںwaliyundharūwith itbununlaساتھ اس کےbihiand that they may knowve bilsinler diyeاور تاکہ وہ جان لیںwaliyaʿlamūthat onlyyalnızcaبیشکannamāHeOوہhuwa(is) One Godtanrıdırالٰہ ہےilāhun(is) One Godbirtekاکیلاwāḥidunand that may take heedve öğüt alsınlar diyeاور تاکہ نصیحت پکڑیںwaliyadhakkaramensahipleriوالےulū(of) understandingsağduyuعقلl-albābi

52 This [Qur'an] is notification for the people that they may be warned thereby and that they may know that He is but one God and that those of understanding will be reminded.

52 Bu Kuran, onunla uyarılsınlar ve tek bir Tanrı bulunduğunu bilsinler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye insanlara tebliğ edilmiştir.

52 Bu Kur'ân, kendisiyle uyarılsınlar, Allah'ın ancak bir tek ilâh olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye insanlara gönderilmiş bir tebliğdir.

52 یہ قرآن لوگوں کے نام (خدا کا پیغام) ہے تاکہ ان کو اس سے ڈرایا جائے اور تاکہ وہ جان لیں کہ وہی اکیلا معبود ہے اور تاکہ اہل عقل نصیحت پکڑیں

52 یہ ایک پیغام ہے سب انسانوں کے لیے، اور یہ بھیجا گیا ہے اس لیے کہ اُن کو اِس کے ذریعہ سے خبردار کر دیا جائے اور وہ جان لیں کہ حقیقت میں خدا بس ایک ہی ہے اور جو عقل رکھتے ہیں وہ ہوش میں آ جائیں

Surah 14 / Ibrahim / Abraham سورة ابراهيم 262
Racing aheadkoşarlarتیزی سے دوڑنے والے ہوں گے muh'ṭiʿīna raised updikerekاوپر کو سر اٹھانے والے ہوں گے muq'niʿī their headsbaşlarınıاپنے سروں کو ruūsihim notdönmezنہیں returningلوٹے گی yartaddu towards themkendilerineان کی طرف ilayhim their gazebakışlarıان کی نگاہ ṭarfuhum and their heartsve yüreklerinin içi deاور ان کے دل wa-afidatuhum
(are) emptybomboşturخالی ہوں گے/ اڑتے ہوں گے hawāon٤٣ And warnve uyarاور خبردار کیجئے wa-andhiri the mankindinsanlarıلوگوں کو l-nāsa (of) a Daygüne (karşı)جس دن yawma (when) will come to themkendilerine geleceğiآئے گا ان کے پاس yatīhimu the punishmentazabınعذاب l-ʿadhābu then will sayve diyecekleriتو کہیں گے fayaqūlu those whozalimlerinوہ لوگ alladhīna
did wrongجنہوں نے ظلم کیا ẓalamū Our LordRabbimizاے ہمارے رب rabbanā Respite usbizi erteleمہلت دے دے ہم کو akhir'nā forbir süreye kadarتک ilā a termمدت ajalin shortyakınقریب کی qarībin we will answergelelimہم جواب دیں nujib Your callsenin çağrınaتیری پکار کا daʿwataka and we will followve uyalımاور ہم پیروی کریں wanattabiʿi
the Messengerselçilereرسولوں کی l-rusula Had notetmemiş miydiniz?کیا نہیں awalam youتھے تم takūnū swornyemininiziقسمیں کھاتے aqsamtum beforeöncedenتم اس سے min beforeپہلے qablu notolmadığınaنہیں for yousizin içinتمہارے لئیے lakum
anyhiçbirکوئی min endzevalزوال zawālin٤٤ And you dweltve oturmuştunuzاور ٹھہرے رہے تم wasakantum inyerlerindeمیں the dwellingsگھروں (میں) masākini (of) those whokimselerinان لوگوں کے alladhīna wrongedzulmeden(lerin)جنہوں نے ظلم کیا ẓalamū
themselveskendilerineاپنی جانوں پر anfusahum and it had become clearve belli olmuştuاور واضح ہوگیا watabayyana to yousizeتمہارے لئے lakum hownasılکس طرح kayfa We dealtyaptığımızسلوک کیا ہم نے faʿalnā with themonlaraان کے ساتھ bihim and We put forthve anlatmıştıkاور بیان کردیں ہم نے waḍarabnā
for yousizeتمہارے لئے lakumu the examplesmisallerleمثالیں l-amthāla٤٥ And indeedve kuşkusuzاور تحقیق waqad they plannedonlar kurdularانہوں نے چال چلی makarū their plantuzaklarınıاپنی چال makrahum but withoysa yanındadırاور پاس ہے waʿinda AllahAllah'ınاللہ کے l-lahi
(was) their planonların tuzaklarıان کی چال makruhum even ifeğerاور اگرچہ wa-in wasolsa bileتھی kāna their plantuzaklarıان کی چال makruhum that should be movedyerinden kaldıracakکہ ٹل جائیں litazūla by itdağlarıاس سے min'hu the mountainsپہاڑ l-jibālu
٤٦ So (do) notsakınتو نہ falā thinksanmaتم سمجھ taḥsabanna (that) AllahAllah'ıاللہ تعالیٰ کو l-laha will failcayarخلاف کرنے والا mukh'lifa (to) keep His Promiseverdiği sözdenاپنے وعدے کا waʿdihi (to) His Messengerselçilerineاپنے رسولوں سے rusulahu Indeedçünküبیشک inna Allahاللہ l-laha (is) All-Mightydaima üstündürزبردست ہے ʿazīzun
Owner (of) Retributionsahibidirوالا ہے dhū Owner (of) Retributionintikamانتقام لینے intiqāmin٤٧ (On the) Dayo günجس دن yawma will be changeddeğiştirilirبدل دی جائے گی tubaddalu the earthyerزمین l-arḍu (to) other (than)başkaسوائے ghayra the earthyereاس زمین کے l-arḍi and the heavensve gökler deاور آسمان wal-samāwātu
and they will come forthve gelirlerاور وہ سامنے آجائیں گے/ بےنقاب ہوجائیں گے wabarazū before AllahAllah'ın huzurunaاللہ کے لئے lillahi the Onetek (olan)جو اکیلا ہے l-wāḥidi the Irresistiblekahredici (olan)زبردست ہے l-qahāri٤٨ And you will seeve görürsünاور تم دیکھو گے watarā the criminalssuçlularıمجرموں کو l-muj'rimīna (on) that Dayo günاس دن yawma-idhin
bound togetherbirbirine yaklaştırılmışجکڑے ہوئے ہوں گے muqarranīna iniçindeمیں the chainszincirlerبیڑیوں l-aṣfādi٤٩ Their garmentsgömlekleriلباس ان کے sarābīluhum ofkatrandandırہوں گے min tarتارکول کے qaṭirānin and will coverve kaplamaktadırاور ڈھانپے ہوئے ہوگی wataghshā
their facesyüzleriniان کے چہروں کو wujūhahumu the Fireateşاگ l-nāru٥٠ So that Allah may recompensekarşılığını verecektirتاکہ جزا دے liyajziya So that Allah may recompenseAllahاللہ l-lahu eachherہر kulla soulnefsinشخص کو nafsin (for) whatne varsaجو it earnedkazandığıاس نے کمائی کی kasabat
Indeedşüphesizبیشک inna Allahاللہ تعالیٰ l-laha (is) Swiftçabuk görendirجلد لینے والا ہے sarīʿu (in) the reckoninghesabıحساب l-ḥisābi٥١ Thisbuیہ hādhā (is) a Messagebir tebliğdirپہنچانا ہے balāghun for the mankindinsanlaraلوگوں کے لئے lilnnāsi that they may be warneduyarılsınlar diyeاور تاکہ وہ خبردار کئے جائیں waliyundharū
with itbununlaساتھ اس کے bihi and that they may knowve bilsinler diyeاور تاکہ وہ جان لیں waliyaʿlamū that onlyyalnızcaبیشک annamā HeOوہ huwa (is) One Godtanrıdırالٰہ ہے ilāhun (is) One Godbirtekاکیلا wāḥidun and that may take heedve öğüt alsınlar diyeاور تاکہ نصیحت پکڑیں waliyadhakkara mensahipleriوالے ulū (of) understandingsağduyuعقل l-albābi٥٢
٢٦٢
‹ 260page 261 of the printed Mushaf262 ›