●●●●●●

سُورَةُ الإسراء

Al-Isra / The Night Journey

Meccan  ◆  111 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

سُبۡحَـٰنَ ٱلَّذِىٓ أَسۡرَىٰ بِعَبۡدِهِۦ لَيۡلاً مِّنَ ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِ إِلَى ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡأَقۡصَا ٱلَّذِى بَـٰرَكۡنَا حَوۡلَهُۥ لِنُرِيَهُۥ مِنۡ ءَايَـٰتِنَآ‌ۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡبَصِيرُ ١

Exaltedeksiklikten uzaktırپاک ہےsub'ḥāna(is) the One WhoO (Allah) kiوہ ذاتalladhītookyürüttüجو لے گیاasrāHis servantkulunuاپنے بندے کوbiʿabdihi(by) nightgecenin bir vaktindeرات کے وقتlaylanfromMescid-iسےminaAl-Masjid Al-Haraamمسجدl-masjidiAl-Masjid Al-HaraamHaram'danحرامl-ḥarāmitoMescid-iطرفilāAl-Masjid Al-Aqsaمسجدl-masjidiAl-Masjid Al-AqsaAksa'yaاقصی کیl-aqṣāwhichöyle kiوہ جوalladhīWe blessedbereketli kıldığımızبرکت دی ہم نےbāraknāits surroundingsçevresiniاس کے آس پاس کوḥawlahuthat We may show himkendisine göstermemiz içinتاکہ ہم دکھائیں اس کوlinuriyahuofbir bölümünüسےminOur Signsayetlerimizdenاپنی آیات میں (سے)āyātināIndeed Hegerçektenبیشک وہinnahuHeOوہhuwa(is) the All-Hearerişitendirسننے والا ہے،l-samīʿuthe All-Seergörendirدیکھنے والا ہےl-baṣīru

1 Exalted is He who took His Servant by night from al-Masjid al-Haram to al-Masjid al-Aqsa, whose surroundings We have blessed, to show him of Our signs. Indeed, He is the Hearing, the Seeing.

1 Kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescidi Haram'dan (Mekke'den), kendisine bir kısım ayetlerimizi göstermek için, çevresini mübarek kıldığımız Mescidi Aksa'ya (Kudüs'e) götüren Allah'ın şanı yücedir. Doğrusu O, işitir ve görür.

1 Kulu Muhammed'i geceleyin, Mescidi Haram'dan kendisine bazı âyetlerimizi göstermek için, etrafını mübarek kıldığımız Mescidi Aksâ'ya götüren Allah, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. Şüphesiz ki her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla gören O'dur.

1 وہ (ذات) پاک ہے جو ایک رات اپنے بندے کو مسجدالحرام یعنی (خانہٴ کعبہ) سے مسجد اقصیٰ (یعنی بیت المقدس) تک جس کے گردا گرد ہم نے برکتیں رکھی ہیں لے گیا تاکہ ہم اسے اپنی (قدرت کی) نشانیاں دکھائیں۔ بےشک وہ سننے والا (اور) دیکھنے والا ہے

1 پاک ہے وہ جو لے گیا ایک رات اپنے بندے کو مسجد حرام سے دُور کی اُس مسجد تک جس کے ماحول کو اس نے برکت دی ہے، تاکہ اسے اپنی کچھ نشانیوں کا مشاہدہ کرائے۔حقیقت1 میں وہی ہے سب کچھ سُننے اور دیکھنے والا۔

وَءَاتَيۡنَا مُوسَى ٱلۡكِتَـٰبَ وَجَعَلۡنَـٰهُ هُدًى لِّبَنِىٓ إِسۡرٰٓءِيلَ أَلَّا تَتَّخِذُواۡ مِن دُونِى وَكِيلاً ٢

And We gaveve biz verdikاور دی ہم نےwaātaynāMusaMusa'yaموسیٰ کوmūsāthe BookKitabıکتابl-kitābaand made itve onu yaptıkاور بنایا ہم نے اس کوwajaʿalnāhua guidancebir kılavuzہدایت کا ذریعہhudanfor the Childrenoğullarınaبنیlibanī(of) Israelİsrailاسرائیل کے لئےis'rāīlaThat notdiyeکہ نہallāyou takeedinmeyinتم بناؤtattakhidhūother than Mebenden başkaسےminother than Meمیرے سواdūnī(as) a Disposer of affairsbir vekilکار سازwakīlan

2 And We gave Moses the Scripture and made it a guidance for the Children of Israel that you not take other than Me as Disposer of affairs,

2 Musa'ya kitap verdik. Ey Nuh'la beraber taşıyarak kurtardığımız kimselerin soyundan olanlar! Beni bırakıp başkasını vekil edinmeyesiniz diye onu İsrailoğullarına doğruluk rehberi kıldık. Doğrusu Nuh, çok şükreden bir kuldu.

2 Musa'ya da kitap verdik ve beni bırakıp başkasını vekil edinmeyiniz diye onu İsrail oğulları için bir hidayet rehberi kıldık.

2 اور ہم نے موسیٰ کو کتاب عنایت کی تھی اور اس کو بنی اسرائیل کے لئے رہنما مقرر کیا تھا کہ میرے سوا کسی کو کارساز نہ ٹھہرانا

2 م نے اِس سے پہلے موسیٰ کو کتاب دی تھی اور اُسے بنی اسرائیل کے لیے ذریعہٴ ہدایت بنایا تھا،1 اِس تاکید کے ساتھ کہ میرے سوا کسی کو اپنا وکیل نہ بنانا۔2

ذُرِّيَّةَ مَنۡ حَمَلۡنَا مَعَ نُوحٍ‌ۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَبۡدًا شَكُورًا ٣

Offspringsçocuklarıاولاد ہوdhurriyyata(of one) whokimselerinجن کوmanWe carriedtaşıdığımızسوار کیا ہم نےḥamalnāwithile beraberساتھmaʿaNuhنو ح کےnūḥinIndeed, hedoğrusu oبیشکinnahuwasidiوہ تھاkānaa servantbir kulبندہʿabdangratefulçok şükredenشکرگزارshakūran

3 O descendants of those We carried [in the ship] with Noah. Indeed, he was a grateful servant.

3 Musa'ya kitap verdik. Ey Nuh'la beraber taşıyarak kurtardığımız kimselerin soyundan olanlar! Beni bırakıp başkasını vekil edinmeyesiniz diye onu İsrailoğullarına doğruluk rehberi kıldık. Doğrusu Nuh, çok şükreden bir kuldu.

3 Ey Nuh'la beraber gemiye taşıyarak kurtardığımız kimselerin soyundan olanlar! Doğrusu o çok şükredici bir kuldu.

3 اے اُن لوگوں کی اولاد جن کو ہم نے نوح کے ساتھ (کشتی میں) سوار کیا تھا۔ بےشک نوح (ہمارے) شکرگزار بندے تھے

3 تم اُن لوگوں کی اولاد ہو جنہیں ہم نے نُوح ؑ کے ساتھ کشتی پر سوار کیا تھا،1 اور نوحؑ ایک شکر گزار بندہ تھا

وَقَضَيۡنَآ إِلَىٰ بَنِىٓ إِسۡرٰٓءِيلَ فِى ٱلۡكِتَـٰبِ لَتُفۡسِدُنَّ فِى ٱلۡأَرۡضِ مَرَّتَيۡنِ وَلَتَعۡلُنَّ عُلُوًّا كَبِيرًا ٤

And We decreedve şu hükmü verdikاور اطلاع دی ہم نے/ آگاہ کردیا ہم نےwaqaḍaynāforoğullarınaکوilā(the) Childrenبنیbanī(of) Israelİsrailاسرائیلis'rāīlainKitaptaمیںthe Bookکتاب (میں)l-kitābiSurely you will cause corruptionbozgunculuk yapacaksınızالبتہ تم ضرور فساد کرو گےlatuf'sidunnaino ülkedeمیںthe earthزمینl-arḍitwiceiki kezدو بارmarratayniand surely you will reachve çok böbürleneceksinizاور البتہ تم ضرور بلدنی پکڑو گےwalataʿlunnahaughtinessbüyüklenme ileبلندیʿuluwwangreatkibirliبڑیkabīran

4 And We conveyed to the Children of Israel in the Scripture that, "You will surely cause corruption on the earth twice, and you will surely reach [a degree of] great haughtiness.

4 İsrailoğullarına Kitap'da: "Doğrusu yeryüzünde iki defa bozgunculuk yapacak ve kibirlendikçe kibirleneceksiniz" diye bildirdik.

4 Biz İsrailoğulları'na Tevrat'ta şu hükmü verdik: "Muhakkak siz, yeryüzünde iki defa fesat çıkaracaksınız ve muhakkak büyük bir yükselişle yükseleceksiniz."

4 اور ہم نے کتاب میں بنی اسرائیل سے کہہ دیا تھا کہ زمین میں دو دفعہ فساد مچاؤ گے اور بڑی سرکشی کرو گے

4 پھر ہم نے اپنی کتاب 1میں بنی اسرائیل کو اِس بات پر بھی متنبہ کر دیا تھا کہ تم دو مرتبہ زمین میں فسادِ عظیم برپا کرو گے اور بڑی سرکشی دکھاوٴ گے۔2

فَإِذَا جَآءَ وَعۡدُ أُولَـٰهُمَا بَعَثۡنَا عَلَيۡكُمۡ عِبَادًا لَّنَآ أُوۡلِى بَأۡسٍ شَدِيدٍ فَجَاسُواۡ خِلَـٰلَ ٱلدِّيَارِ‌ۚ وَكَانَ وَعۡدًا مَّفۡعُولاً ٥

So whenne zaman kiپھر جبfa-idhācamegelinceآگیاjāa(the) promisezamanıوعدہwaʿdu(for) the first of the twobirincisininان دونوں میں سے پہلاūlāhumāWe raisedgönderdikبھیجا ہم نےbaʿathnāagainst youüzerinizeتم پرʿalaykumservantskullarımızıبندوںʿibādanof Oursbizimاپنے کوlanāthose of great military mightçok güçlüزور والےulīthose of great military mightçok güçlübasinthose of great military mightçok güçlüسختshadīdinand they entered(sizi) araştırdılarتو وہ گھس گئےfajāsūthe inner most partaralarına giripاندرkhilāla(of) the homesevlerinگھروں کےl-diyāriand (it) wasidiاور تھاwakānaa promisebir va'dایک وعدہwaʿdanfulfilledyapılması gerekenپورا ہونے والاmafʿūlan

5 So when the [time of] promise came for the first of them, We sent against you servants of Ours - those of great military might, and they probed [even] into the homes, and it was a promise fulfilled.

5 "Bu ikiden birincisinin vakti gelince, üzerinize pek güçlü olan kullarımızı salacağız. Onlar memleketlerinizde her köşeyi kontrollerine alacaklar. Bu, yerine gelecek bir vaaddir."

5 Birincisinin zamanı gelince, üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. Onlar, evlerin aralarına girip araştırdılar. Bu yerine getirilmesi gereken bir vaad idi.

5 پس جب پہلے (وعدے) کا وقت آیا تو ہم نے سخت لڑائی لڑنے والے بندے تم پر مسلط کردیئے اور وہ شہروں کے اندر پھیل گئے۔ اور وہ وعدہ پورا ہو کر رہا

5 آخرِ کار جب اُن میں سے پہلی سرکشی کا موقع پیش آیا، تو اے بنی اسرائیل، ہم نے تمہارے مقابلے پر اپنے ایسے بندے اُٹھائے جو نہایت زور آور تھے اور وہ تمہارے ملک میں گھُس کر ہر طرف پھیل گئے۔ یہ ایک وعدہ تھا جسے پُورا ہو کر ہی رہنا تھا۔1

ثُمَّ رَدَدۡنَا لَكُمُ ٱلۡكَرَّةَ عَلَيۡهِمۡ وَأَمۡدَدۡنَـٰكُم بِأَمۡوٰلٍ وَبَنِينَ وَجَعَلۡنَـٰكُمۡ أَكۡثَرَ نَفِيرًا ٦

ThensonraپھرthummaWe gave backverdikلوٹائی ہم نےradadnāto yousizeتمہارے لئےlakumuthe return victorytekrarایک مرتبہ واپسیl-karataover themonları yenme imkanıان پرʿalayhimAnd We reinforced youve sizi destekledikاور مدد دی ہم نے تم کوwa-amdadnākumwith the wealthmallarlaساتھ مالوں کےbi-amwālinand sonsve oğullarlaاور بیٹوں کےwabanīnaand made youve yaptık siziاور کردیا ہم نے تم کوwajaʿalnākummoredaha çokزیادہ کثیرaktharanumeroussavaşçılarınızıنفری میںnafīran

6 Then We gave back to you a return victory over them. And We reinforced you with wealth and sons and made you more numerous in manpower

6 "Bunun ardından sizi onlara galip getireceğiz; mallar ve oğullarla size yardım edecek ve sizin sayınızı artıracağız."

6 Sonra sizi tekrar o istilacılar üzerine galip kıldık ve size mallarla ve oğullarla yardım ettik. Ve toplum olarak sizin sayınızı artırdık.

6 پھر ہم نے دوسری بات تم کو اُن پر غلبہ دیا اور مال اور بیٹوں سے تمہاری مدد کی۔ اور تم کو جماعت کثیر بنا دیا

6 اِس کے بعد ہم نے تمہیں اُن پر غلبے کا موقع دے دیا اور تمہیں مال اور اولاد سے مدد دی اور تمہاری تعداد پہلے سے بڑھا دی۔1

إِنۡ أَحۡسَنتُمۡ أَحۡسَنتُمۡ لِأَنفُسِكُمۡ‌ۖ وَإِنۡ أَسَأۡتُمۡ فَلَهَا‌ۚ فَإِذَا جَآءَ وَعۡدُ ٱلۡأَخِرَةِ لِيَسُــۥٓــُٔواۡ وُجُوهَكُمۡ وَلِيَدۡخُلُواۡ ٱلۡمَسۡجِدَ كَمَا دَخَلُوهُ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَلِيُتَبِّرُواۡ مَا عَلَوۡاۡ تَتۡبِيرًا ٧

Ifeğerاگرinyou do goodiyilik edersenizبھلائی کرو گے تمaḥsantumyou do goodiyilik etmiş olursunuzبھلائی کرو گے تمaḥsantumfor yourselveskendinizeاپنے نفسوں کے لئےli-anfusikumand ifve eğerاور اگرwa-inyou do evilkötülük edersenizبرا کیا تم نےasatumthen it is for ito da aleyhinizedirتو اسی کے لئے ہےfalahāSo whenne zaman kiپھر جبfa-idhācamegelinceآگیاjāapromisezamanıوعدہwaʿduthe lastsonuncusununدوسراl-ākhiratito saddenkötü duruma soksunlar diyeتاکہ بگاڑ دیںliyasūūyour facesyüzleriniziتمہارے چہروں کوwujūhakumand to enterve girsinler diyeاور تاکہ وہ داخل ہوںwaliyadkhulūthe MasjidMescid'e (Kudüs'e)مسجد میںl-masjidajust asgibiجیسا کہkamāthey (had) entered itgirdikleriوہ داخل ہوئے اس میںdakhalūhufirstilkپہلیawwalatimekezبارmarratinand to destroyve mahvetsinler diyeاور تاکہ وہ تباہ کردیںwaliyutabbirūwhatşeyleriجس پرthey had conqueredele geçirdikleriغالب آئیںʿalaw(with) destructionhelak ederekتباہ کرناtatbīran

7 [And said], "If you do good, you do good for yourselves; and if you do evil, [you do it] to yourselves." Then when the final promise came, [We sent your enemies] to sadden your faces and to enter the temple in Jerusalem, as they entered it the first time, and to destroy what they had taken over with [total] destruction.

7 İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz. Kötülük ederseniz o da kendinizedir. İki vaadden ikincisinin vakti gelince, yüzünüzü üzüntüye sokmaları, kötülük yapmaları, önceden Mescid'e girdikleri gibi girmeleri, ele geçirdikleri yerleri harap etmeleri için onları tekrar göndereceğiz.

7 Eğer iyilik ederseniz, kendinize iyilik etmiş olursunuz ve eğer kötülük ederseniz yine kendinizedir. Artık diğer fesadınızın zamanı gelince, yüzlerinizi üzüntüye sokmaları, kötülük yapmaları ve ilk kez girdikleri gibi yine Beyti Makdis'e girmeleri, ele geçirdikleri yerleri mahvetmeleri için onları tekrar göndereceğiz.

7 اگر تم نیکوکاری کرو گے تو اپنی جانوں کے لئے کرو گے۔ اور اگر اعمال بد کرو گے تو (اُن کا) وبال بھی تمہاری ہی جانوں پر ہوگا پھر جب دوسرے (وعدے) کا وقت آیا (تو ہم نے پھر اپنے بندے بھیجے) تاکہ تمہارے چہروں کو بگاڑ دیں اور جس طرح پہلی دفعہ مسجد (بیت المقدس) میں داخل ہوگئے تھے اسی طرح پھر اس میں داخل ہوجائیں اور جس چیز پر غلبہ پائیں اُسے تباہ کردیں

7 دیکھو! تم نے بھلائی کی تو وہ تمہارے اپنے ہی لیے بھلائی تھی، اور بُرائی کی تو وہ تمہاری اپنی ذات کے لیے بُرائی ثابت ہوئی۔ پھر جب دُوسرے وعدے کا وقت آیا تو ہم نے دُوسرے دشمنوں کو تم پر مسلّط کیا تا کہ وہ تمہارے چہرے بگاڑ دیں اور مسجد (بیت المَقدِس)میں اُسی طرح گھُس جائیں جس طرح پہلے دُشمن گھُسے تھے اور جس چیز پر ان کا ہاتھ پڑے اُسے تباہ کر کے رکھ دیں1

Surah 17 / Al-Isra / The Night Journey سورة الإسراء 283

سُورَةُ الإسراء

Al-Isra / The Night Journey  ◆  Meccan · 111 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Exaltedeksiklikten uzaktırپاک ہے sub'ḥāna (is) the One WhoO (Allah) kiوہ ذات alladhī tookyürüttüجو لے گیا asrā His servantkulunuاپنے بندے کو biʿabdihi (by) nightgecenin bir vaktindeرات کے وقت laylan fromMescid-iسے mina Al-Masjid Al-Haraamمسجد l-masjidi Al-Masjid Al-HaraamHaram'danحرام l-ḥarāmi
toMescid-iطرف ilā Al-Masjid Al-Aqsaمسجد l-masjidi Al-Masjid Al-AqsaAksa'yaاقصی کی l-aqṣā whichöyle kiوہ جو alladhī We blessedbereketli kıldığımızبرکت دی ہم نے bāraknā its surroundingsçevresiniاس کے آس پاس کو ḥawlahu that We may show himkendisine göstermemiz içinتاکہ ہم دکھائیں اس کو linuriyahu ofbir bölümünüسے min Our Signsayetlerimizdenاپنی آیات میں (سے) āyātinā Indeed Hegerçektenبیشک وہ innahu
HeOوہ huwa (is) the All-Hearerişitendirسننے والا ہے، l-samīʿu the All-Seergörendirدیکھنے والا ہے l-baṣīru١ And We gaveve biz verdikاور دی ہم نے waātaynā MusaMusa'yaموسیٰ کو mūsā the BookKitabıکتاب l-kitāba and made itve onu yaptıkاور بنایا ہم نے اس کو wajaʿalnāhu
a guidancebir kılavuzہدایت کا ذریعہ hudan for the Childrenoğullarınaبنی libanī (of) Israelİsrailاسرائیل کے لئے is'rāīla That notdiyeکہ نہ allā you takeedinmeyinتم بناؤ tattakhidhū other than Mebenden başkaسے min other than Meمیرے سوا dūnī (as) a Disposer of affairsbir vekilکار ساز wakīlan٢
Offspringsçocuklarıاولاد ہو dhurriyyata (of one) whokimselerinجن کو man We carriedtaşıdığımızسوار کیا ہم نے ḥamalnā withile beraberساتھ maʿa Nuhنو ح کے nūḥin Indeed, hedoğrusu oبیشک innahu wasidiوہ تھا kāna a servantbir kulبندہ ʿabdan gratefulçok şükredenشکرگزار shakūran٣
And We decreedve şu hükmü verdikاور اطلاع دی ہم نے/ آگاہ کردیا ہم نے waqaḍaynā foroğullarınaکو ilā (the) Childrenبنی banī (of) Israelİsrailاسرائیل is'rāīla inKitaptaمیں the Bookکتاب (میں) l-kitābi Surely you will cause corruptionbozgunculuk yapacaksınızالبتہ تم ضرور فساد کرو گے latuf'sidunna ino ülkedeمیں the earthزمین l-arḍi
twiceiki kezدو بار marratayni and surely you will reachve çok böbürleneceksinizاور البتہ تم ضرور بلدنی پکڑو گے walataʿlunna haughtinessbüyüklenme ileبلندی ʿuluwwan greatkibirliبڑی kabīran٤ So whenne zaman kiپھر جب fa-idhā camegelinceآگیا jāa (the) promisezamanıوعدہ waʿdu (for) the first of the twobirincisininان دونوں میں سے پہلا ūlāhumā We raisedgönderdikبھیجا ہم نے baʿathnā
against youüzerinizeتم پر ʿalaykum servantskullarımızıبندوں ʿibādan of Oursbizimاپنے کو lanā those of great military mightçok güçlüزور والے ulī those of great military mightçok güçlü basin those of great military mightçok güçlüسخت shadīdin and they entered(sizi) araştırdılarتو وہ گھس گئے fajāsū the inner most partaralarına giripاندر khilāla (of) the homesevlerinگھروں کے l-diyāri
and (it) wasidiاور تھا wakāna a promisebir va'dایک وعدہ waʿdan fulfilledyapılması gerekenپورا ہونے والا mafʿūlan٥ Thensonraپھر thumma We gave backverdikلوٹائی ہم نے radadnā to yousizeتمہارے لئے lakumu the return victorytekrarایک مرتبہ واپسی l-karata over themonları yenme imkanıان پر ʿalayhim
And We reinforced youve sizi destekledikاور مدد دی ہم نے تم کو wa-amdadnākum with the wealthmallarlaساتھ مالوں کے bi-amwālin and sonsve oğullarlaاور بیٹوں کے wabanīna and made youve yaptık siziاور کردیا ہم نے تم کو wajaʿalnākum moredaha çokزیادہ کثیر akthara numeroussavaşçılarınızıنفری میں nafīran٦
Ifeğerاگر in you do goodiyilik edersenizبھلائی کرو گے تم aḥsantum you do goodiyilik etmiş olursunuzبھلائی کرو گے تم aḥsantum for yourselveskendinizeاپنے نفسوں کے لئے li-anfusikum and ifve eğerاور اگر wa-in you do evilkötülük edersenizبرا کیا تم نے asatum then it is for ito da aleyhinizedirتو اسی کے لئے ہے falahā So whenne zaman kiپھر جب fa-idhā camegelinceآگیا jāa
promisezamanıوعدہ waʿdu the lastsonuncusununدوسرا l-ākhirati to saddenkötü duruma soksunlar diyeتاکہ بگاڑ دیں liyasūū your facesyüzleriniziتمہارے چہروں کو wujūhakum and to enterve girsinler diyeاور تاکہ وہ داخل ہوں waliyadkhulū the MasjidMescid'e (Kudüs'e)مسجد میں l-masjida
just asgibiجیسا کہ kamā they (had) entered itgirdikleriوہ داخل ہوئے اس میں dakhalūhu firstilkپہلی awwala timekezبار marratin and to destroyve mahvetsinler diyeاور تاکہ وہ تباہ کردیں waliyutabbirū whatşeyleriجس پر they had conqueredele geçirdikleriغالب آئیں ʿalaw (with) destructionhelak ederekتباہ کرنا tatbīran٧
٢٨٣
‹ 281page 282 of the printed Mushaf283 ›