وَإِمَّا تُعۡرِضَنَّ عَنۡهُمُ ٱبۡتِغَآءَ رَحۡمَةٍ مِّن رَّبِّكَ تَرۡجُوهَا فَقُل لَّهُمۡ قَوۡلاً مَّيۡسُورًا ٢٨

And ifve eğerاور اگرwa-immāyou turn awayyüz çevirecek olursanتم اعراض ہو توtuʿ'riḍannafrom themonlardanان سےʿanhumuseekingbekleyerekچاہنے کوib'tighāamercybir rahmetiرحمتraḥmatinfromRabbindenطرف سےminyour Lordاپنے رب کیrabbikawhich you expectumduğunتم امید رکھتے ہو اس کیtarjūhāthen saybari söyleتو کہوfaqulto themonlaraان سےlahuma wordbir sözباتqawlangentleyumuşakنرمی والی/ عمدگی کے ساتھmaysūran

28 And if you [must] turn away from the needy awaiting mercy from your Lord which you expect, then speak to them a gentle word.

28 Rabbin'den umduğun rahmeti elde etmek için, hak sahiblerinden yüz çevirmek zorunda kalırsan, onlara hiç değilse tatlı bir söz söyle.

28 Eğer Rabbinden beklediğin bir rahmet (rızık) için, onlardan yüz çevirmek mecburiyetinde kalırsan, o vakit de onlara yumuşak ve tatlı bir söz söyle.

28 اور اگر تم نے اپنے پروردگار کی رحمت (یعنی فراخ دستی) کے انتظار میں جس کی تمہیں امید ہو ان (مستحقین) کی طرف توجہ نہ کرسکو اُن سے نرمی سے بات کہہ دیا کرو

28 اگر اُن سے (یعنی حاجت مند رشتہ داروں ، مسکینوں اور مسافروں سے)تمہیں کترانا ہو، اس بنا پر کہ ابھی تم اللہ کی اُس رحمت کو جس کے تم اُمیدوار ہو تلاش کر رہے ہو، تو انہیں نرم جواب دے دو۔ 1

وَلَا تَجۡعَلۡ يَدَكَ مَغۡلُولَةً إِلَىٰ عُنُقِكَ وَلَا تَبۡسُطۡهَا كُلَّ ٱلۡبَسۡطِ فَتَقۡعُدَ مَلُومًا مَّحۡسُورًا ٢٩

And (do) notve aslaاور نہwalāmakeyapmaتو رکھtajʿalyour handel(ler)iniاپنا ہاتھyadakachainedbağlanmışبندھا ہواmaghlūlatantoboynunaکی طرفilāyour neckاپنی گردنʿunuqikaand notveاور نہwalāextend itaçmaتو پھیلادے اس کوtabsuṭ'hā(to its) utmosttamamenپوراkullareachaçarakہر طرح پھیلا دیناl-basṭiso that you sitsonra kalırsınتو بیٹھ جائے گاfataqʿudablameworthykınanmışملامت زدہmalūmaninsolventhasret içindeحسرت زدہmaḥsūran

29 And do not make your hand [as] chained to your neck or extend it completely and [thereby] become blamed and insolvent.

29 Elini boynuna bağlayıp cimri kesilme, büsbütün de açıp tutumsuz olma, yoksa pişman olur, açıkta kalırsın.

29 Elini boynuna asıp bağlama (cimri olma), hem de onu büsbütün açıp saçma (israf etme); aksi halde kınanmış olursun ve eli boş açıkta kalırsın.

29 اور اپنے ہاتھ کو نہ تو گردن سے بندھا ہوا (یعنی بہت تنگ) کرلو (کہ کسی کچھ دو ہی نہیں) اور نہ بالکل کھول ہی دو (کہ سبھی دے ڈالو اور انجام یہ ہو) کہ ملامت زدہ اور درماندہ ہو کر بیٹھ جاؤ

29 نہ تو اپنا ہاتھ گردن سے باندھ رکھو اور نہ اسے بالکل ہی کُھلا چھوڑ دو کہ ملامت زدہ اور عاجز بن کر رہ جاوٴ۔1

إِنَّ رَبَّكَ يَبۡسُطُ ٱلرِّزۡقَ لِمَن يَشَآءُ وَيَقۡدِرُ‌ۚ إِنَّهُۥ كَانَ بِعِبَادِهِۦ خَبِيرَۢا بَصِيرًا ٣٠

Indeedşüphesizبیشکinnayour LordRabbinرب تیراrabbakaextendsaçar (bol bol verir)پھیلاتا ہےyabsuṭuthe provisionrızkıرزق کوl-riz'qafor whomkimseyeجس کے لئےlimanHe willsdilediğiوہ چاہتا ہےyashāuand straitensve kısarاور تنگ کردیتا ہےwayaqdiruIndeed, Heçünkü Oبیشک وہinnahuiskullarınıہےkānaof His slavesاپنے بندوں کے ساتھbiʿibādihiAll-Awarebilirخبر رکھنے والا،khabīranAll-Seergörürدیکھنے والاbaṣīran

30 Indeed, your Lord extends provision for whom He wills and restricts [it]. Indeed He is ever, concerning His servants, Acquainted and Seeing.

30 Doğrusu senin Rabbin dilediği kimsenin rızkını genişletir ve bir ölçüye göre verir. O kullarını gören ve haberdar olandır.

30 Gerçekten senin Rabbin, kullarından dilediğinin rızkını genişletir ve dilediğini kısar. Şüphesiz ki Allah, kullarının durumlarından haberdardır, her şeyi görendir.

30 بےشک تمہارا پروردگار جس کی روزی چاہتا ہے فراخ کردیتا ہے اور (جس کی روزی چاہتا ہے) تنگ کردیتا ہے وہ اپنے بندوں سے خبردار ہے اور (ان کو) دیکھ رہا ہے

30 تیرا ربّ جس کے لیے چاہتا ہے رزق کشادہ کرتا ہے اور جس کے لیے چاہتا ہے تنگ کر دیتا ہے۔ وہ اپنے بندوں کے حال سے باخبر ہے اور انہیں دیکھ رہا ہے۔1

وَلَا تَقۡتُلُوٓاۡ أَوۡلَـٰدَكُمۡ خَشۡيَةَ إِمۡلَـٰقٍ‌ۖ نَّحۡنُ نَرۡزُقُهُمۡ وَإِيَّاكُمۡ‌ۚ إِنَّ قَتۡلَهُمۡ كَانَ خِطۡــًٔا كَبِيرًا ٣١

And (do) notöldürmeyinاور نہwalākillتم قتل کروtaqtulūyour childrençocuklarınızıاپنی اولاد کوawlādakum(for) fearkorkusuylaخوف سےkhashyata(of) povertyfakirlikمفلسی کےim'lāqinWebizہمnaḥnu(We) provide for themsizi de besliyoruzہم رزق دیتے ہیں ان کوnarzuquhumand for youonları daاور تم کو (بھی)wa-iyyākumIndeedşüphesizبیشکinnatheir killingonları öldürmekان کا قتل کرناqatlahumisgünahtırہےkānaa sinخطاkhiṭ'angreatbüyükبہت بڑیkabīran

31 And do not kill your children for fear of poverty. We provide for them and for you. Indeed, their killing is ever a great sin.

31 Çocuklarınızı yoksulluk korkusuyla öldürmeyin. Biz onlara da size de rızık veririz. Onları öldürmek, şüphesiz büyük bir günahtır.

31 Bir de geçim korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin, onlara da, size de rızkı biz veririz. Şüphesiz ki onları öldürmek, çok büyük bir suçtur.

31 اور اپنی اولاد کو مفلسی کے خوف سے قتل نہ کرنا۔ (کیونکہ) ان کو اور تم کو ہم ہی رزق دیتے ہیں۔ کچھ شک نہیں کہ ان کا مار ڈالنا بڑا سخت گناہ ہے

31 اپنی اولاد کو افلاس کے اندیشے سے قتل نہ کرو۔ ہم انہیں بھی رزق دیں گے اور تمہیں بھی۔ درحقیقت اُن کا قتل ایک بڑی خطا ہے۔1

وَلَا تَقۡرَبُواۡ ٱلزِّنَىٰٓ‌ۖ إِنَّهُۥ كَانَ فَـٰحِشَةً وَسَآءَ سَبِيلاً ٣٢

And (do) notve aslaاور نہwalāgo nearyaklaşmayınتم قریب جاؤtaqrabūadulteryzinayaزنا کےl-zināIndeed, itçünkü oکیونکہ وہinnahuisaçık bir kötülüktürہےkānaan immoralityبےحیائیfāḥishatanand (an) evilve çok kötüاور براwasāawaybir yoldur;راستہsabīlan

32 And do not approach unlawful sexual intercourse. Indeed, it is ever an immorality and is evil as a way.

32 Sakın zinaya yaklaşmayın; doğrusu bu çirkindir, kötü bir yoldur.

32 Zinaya da yaklaşmayın, çünkü o pek çirkindir ve kötü bir yoldur.

32 اور زنا کے بھی پاس نہ جانا کہ وہ بےحیائی اور بری راہ ہے

32 زنا کے قریب نہ پھٹکو، وہ بہت بُرا فعل اور بڑا ہی بُرا راستہ۔1

وَلَا تَقۡتُلُواۡ ٱلنَّفۡسَ ٱلَّتِى حَرَّمَ ٱللَّهُ إِلَّا بِٱلۡحَقِّ‌ۗ وَمَن قُتِلَ مَظۡلُومًا فَقَدۡ جَعَلۡنَا لِوَلِيِّهِۦ سُلۡطَـٰنًا فَلَا يُسۡرِف فِّى ٱلۡقَتۡلِ‌ۖ إِنَّهُۥ كَانَ مَنصُورًا ٣٣

And (do) notve aslaاور نہwalākillöldürmeyinتم قتل کروtaqtulūthe soulcanıکسی جان کوl-nafsawhichharam kıldığıوہ جوallatīAllah has forbiddenحرام کیḥarramaAllah has forbiddenAllah'ınاللہ نےl-lahuexcepthaksız yereمگرillāby rightحق کے ساتھbil-ḥaqiAnd whoeverve kimاور جوwaman(is) killedöldürülürseقتل کیا گیاqutilawrongfullyhaksızlıklaظلم کے ساتھmaẓlūmanverilymuhakkakتو تحقیقfaqadWe have madevermişizdirبنایا ہم نےjaʿalnāfor his heironun velisineاس کے ولی کے لئےliwaliyyihian authoritybir yetkiحق/ قوتsul'ṭānanbut notfakatتو نہfalāhe should exceedaşırı gitmesinوہ زیادتی کرے/ حد سے بڑھےyus'rifinöldürmedeمیںthe killingقتل کرنےl-qatliIndeed, heçünküبیشک وہinnahuiskendisine yardım edilmiştirہےkānahelpedمدد کیا ہواmanṣūran

33 And do not kill the soul which Allah has forbidden, except by right. And whoever is killed unjustly - We have given his heir authority, but let him not exceed limits in [the matter of] taking life. Indeed, he has been supported [by the law].

33 Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymayın. Haksız yere öldürülenin velisine bir yetki tanımışızdır. Artık o da öldürmekte aşırı gitmesin. Zira kendisi ne de olsa yardım görmüştür.

33 Haklı bir sebep olmadıkça, Allah'ın öldürülmesini haram kıldığı canı öldürmeyin. Kim haksız yere öldürülürse, biz onun velisine bir yetki verdik. O da öldürmede aşırı gitmesin. Çünkü ona (dinin kendisine verdiği yetki ile) yardım olunmuştur.

33 اور جس کا جاندار کا مارنا خدا نے حرام کیا ہے اسے قتل نہ کرنا مگر جائز طور پر (یعنی بفتویٰ شریعت)۔ اور جو شخص ظلم سے قتل کیا جائے ہم نے اس کے وارث کو اختیار دیا ہے (کہ ظالم قاتل سے بدلہ لے) تو اس کو چاہیئے کہ قتل (کے قصاص) میں زیادتی نہ کرے کہ وہ منصورو فتحیاب ہے

33 قتلِ نفس کا ارتکاب نہ کرو جسے اللہ نے حرام کیا ہے1 مگر حق کے ساتھ۔2 اور جو شخص مظلومانہ قتل کیا گیا ہو اس کے ولی کو ہم نے قصاص کے مطالبے کا حق عطا کیا ہے،3 پس چاہیے کے وہ قتل میں حد سے نہ گزرے،4 اُس کی مدد کی جائے گی5

وَلَا تَقۡرَبُواۡ مَالَ ٱلۡيَتِيمِ إِلَّا بِٱلَّتِى هِىَ أَحۡسَنُ حَتَّىٰ يَبۡلُغَ أَشُدَّهُۥ‌ۚ وَأَوۡفُواۡ بِٱلۡعَهۡدِ‌ۖ إِنَّ ٱلۡعَهۡدَ كَانَ مَسۡــُٔولاً ٣٤

And (do) notve aslaاور نہwalācome nearyaklaşmayınتم قریب جاؤtaqrabū(the) wealthmalınaمال کےmāla(of) the orphanyetiminیتیم کےl-yatīmiexceptdışındaمگرillāwith whatoساتھ اس طریقے کےbi-allatī[it] isوہhiyabesten güzel tarzزیادہ اچھا ہےaḥsanuuntilkadarیہاں تک کہḥattāhe reacheserginlik çağınaوہ پہنچ جائےyablughahis maturityerişinceyeاپنی جوانی کوashuddahuAnd fulfilve yerine getirinاور پورا کروwa-awfūthe covenantahdiعہد کوbil-ʿahdiIndeedçünküکیونکہinnathe covenantahd'denعہدl-ʿahdawill besorulacaktırہےkānaquestionedپوچھا جانے والاmasūlan

34 And do not approach the property of an orphan, except in the way that is best, until he reaches maturity. And fulfill [every] commitment. Indeed, the commitment is ever [that about which one will be] questioned.

34 Yetimin malına ergin çağa ulaşana kadar en güzel şeklin dışında yaklaşmayın. Ahdi de yerine getirin, doğrusu verilen ahidde sorumluluk vardır.

34 Yetimin malına da yaklaşmayın. Ancak rüşdüne erinceye kadar en güzel bir şekilde yaklaşabilirsiniz. Ahdi de yerine getirin. Çünkü verilen sözde elbette sorumluluk bulunuyor.

34 اور یتیم کے مال کے پاس بھی نہ پھٹکنا مگر ایسے طریق سے کہ بہت بہتر ہو یہاں تک کہ ہو جوانی کو پہنچ جائے۔ اور عہد کو پورا کرو کہ عہد کے بارے میں ضرور پرسش ہوگی

34 مالِ یتیم کے پاس نہ پھٹکو مگر احسن طریقے سے، یہاں تک کہ وہ اپنے شباب کو پہنچ جائے۔1عہد کی پابندی کرو، بے شک عہد کے بارے میں تم کو جواب دہی کرنی ہوگی۔2

وَأَوۡفُواۡ ٱلۡكَيۡلَ إِذَا كِلۡتُمۡ وَزِنُواۡ بِٱلۡقِسۡطَاسِ ٱلۡمُسۡتَقِيمِ‌ۚ ذٰلِكَ خَيۡرٌ وَأَحۡسَنُ تَأۡوِيلاً ٣٥

And give fulltam yapınاور پورا کروwa-awfū[the] measureölçüyüناپl-kaylawhenzamanجبidhāyou measureölçtüğünüzناپو تمkil'tumand weightartınاور تولوwazinūwith the balanceterazi ileساتھ ترازو کےbil-qis'ṭāsithe straightdoğruسیدھی/ درستl-mus'taqīmiThatbuیہdhālika(is) gooddaha iyidirبہتر ہےkhayrunand bestve daha güzeldirاور زیادہ اچھا ہےwa-aḥsanu(in) resultsonuç bakımındanانجام کے اعتبار سےtawīlan

35 And give full measure when you measure, and weigh with an even balance. That is the best [way] and best in result.

35 Bir şeyi ölçtüğünüz zaman, ölçüyü tam tutun, doğru teraziyle tartın. Böyle yapmak, sonuç itibariyle daha güzel ve daha iyidir.

35 Ölçtüğünüz zaman tam ölçün ve doğru terazi ile tartın. Bu hem daha hayırlıdır ve sonuç itibariyle de daha güzeldir.

35 اور جب (کوئی چیز) ناپ کر دینے لگو تو پیمانہ پورا بھرا کرو اور (جب تول کر دو تو) ترازو سیدھی رکھ کر تولا کرو۔ یہ بہت اچھی بات اور انجام کے لحاظ سے بھی بہت بہتر ہے

35 پیمانے سے دو تو پُورا بھر کر دو، اور تولو تو ٹھیک ترازو سے تولو۔ 1یہ اچھا طریقہ ہے اور ہلحاظِ انجام بھی یہی بہتر ہے۔2

وَلَا تَقۡفُ مَا لَيۡسَ لَكَ بِهِۦ عِلۡمٌ‌ۚ إِنَّ ٱلسَّمۡعَ وَٱلۡبَصَرَ وَٱلۡفُؤَادَ كُلُّ أُوۡلَـٰٓئِكَ كَانَ عَنۡهُ مَسۡــُٔولاً ٣٦

And (do) notveاور نہwalāpursueardına düşmeپیچھے پڑوtaqfuwhatşeyinجوnotolmayanنہیںlaysayou haveseninتیرے لئےlakaof ithakkındaاس کا کوئیbihiany knowledgebilginعلمʿil'munIndeedçünküبیشکinnathe hearingkulakکانl-samʿaand the sightve gözاور آنکھwal-baṣaraand the heartve gönülاور دلwal-fuādaallhepsiیہ سبkulluthosebunlarınulāikawill beo(yaptığı)ndanہےkāna[about it]ان کے بارے میںʿanhuquestionedsorumludurسوال کیا جانے والاmasūlan

36 And do not pursue that of which you have no knowledge. Indeed, the hearing, the sight and the heart - about all those [one] will be questioned.

36 Bilmediğin şeyin ardına düşme; doğrusu kulak, göz ve kalp, bunların hepsi o şeyden sorumlu olur.

36 Bir de hiç bilmediğin bir şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz, gönül, bunların her biri yaptıklarından sorumludurlar.

36 اور (اے بندے) جس چیز کا تجھے علم نہیں اس کے پیچھے نہ پڑ۔ کہ کان اور آنکھ اور دل ان سب (جوارح) سے ضرور باز پرس ہوگی

36 کسی ایسی چیز کے پیچھے نہ لگو جس کا تمہیں علم نہ ہو، یقیناً آنکھ، کان اور دل سب ہی کی باز پرس ہونی ہے1

وَلَا تَمۡشِ فِى ٱلۡأَرۡضِ مَرَحًا‌ۖ إِنَّكَ لَن تَخۡرِقَ ٱلۡأَرۡضَ وَلَن تَبۡلُغَ ٱلۡجِبَالَ طُولاً ٣٧

And (do) notveاور نہwalāwalkyürümeتم چلوtamshiinyeryüzündeمیںthe earthزمین (میں)l-arḍi(with) insolencekabara kabaraاکڑ کرmaraḥanIndeed, youçünkü senکیونکہ تمinnakawill neveryırtamazsınہرگز نہیںlantearپھاڑ سکتےtakhriqathe earthyeriزمین کوl-arḍaand will neverveاور ہرگز نہیںwalanreacherişemezsinپہنچ سکتےtablughathe mountainsdağlaraپہاڑوں کوl-jibāla(in) heightboycaاونچائی میں/ بلندی میں/ لمبائی میںṭūlan

37 And do not walk upon the earth exultantly. Indeed, you will never tear the earth [apart], and you will never reach the mountains in height.

37 Yeryüzünde böbürlenerek yürüme, çünkü sen ne yeri delebilir ve ne de boyca dağlara ulaşabilirsin.

37 Yeryüzünde kibir ve azametle yürüme! Çünkü sen asla yeri yaramazsın ve boyca da dağlara erişemezsin.

37 اور زمین پر اکڑ کر (اور تن کر) مت چل کہ تو زمین کو پھاڑ تو نہیں ڈالے گا اور نہ لمبا ہو کر پہاڑوں (کی چوٹی) تک پہنچ جائے گا

37 زمین میں اکڑ کر نہ چلو، تم نہ زمین کو پھاڑ سکتے ہو، نہ پہاڑوں کی بلندی کو پہنچ سکتے ہو۔ 1

كُلُّ ذٰلِكَ كَانَ سَيِّئُهُۥ عِندَ رَبِّكَ مَكۡرُوهًا ٣٨

Allhepsiیہ سبkulluthatbunlarındhālikaisolandırہےkāna[its] evilkötüاس کی برائیsayyi-uhunearkatındaنزدیکʿindayour LordRabbininتیرے رب کےrabbikahatefulhoş görülmeyen şeylerdirمکروہ/ ناپسندیدہmakrūhan

38 All that - its evil is ever, in the sight of your Lord, detested.

38 Rabbinin katında bunların hepsi beğenilmeyen kötü şeylerdir.

38 Kötü olan bütün bu yasaklar, Rabbinizin sevmediği şeylerdir.

38 ان سب (عادتوں) کی برائی تیرے پروردگار کے نزدیک بہت ناپسند ہے

38 اِن امور میں سے ہر ایک کا بُرا پہلو تیرے ربّ کے نزدیک ناپسندیدہ ہے۔1

Surah 17 / Al-Isra / The Night Journey سورة الإسراء 286
And ifve eğerاور اگر wa-immā you turn awayyüz çevirecek olursanتم اعراض ہو تو tuʿ'riḍanna from themonlardanان سے ʿanhumu seekingbekleyerekچاہنے کو ib'tighāa mercybir rahmetiرحمت raḥmatin fromRabbindenطرف سے min your Lordاپنے رب کی rabbika which you expectumduğunتم امید رکھتے ہو اس کی tarjūhā then saybari söyleتو کہو faqul to themonlaraان سے lahum a wordbir sözبات qawlan
gentleyumuşakنرمی والی/ عمدگی کے ساتھ maysūran٢٨ And (do) notve aslaاور نہ walā makeyapmaتو رکھ tajʿal your handel(ler)iniاپنا ہاتھ yadaka chainedbağlanmışبندھا ہوا maghlūlatan toboynunaکی طرف ilā your neckاپنی گردن ʿunuqika and notveاور نہ walā extend itaçmaتو پھیلادے اس کو tabsuṭ'hā
(to its) utmosttamamenپورا kulla reachaçarakہر طرح پھیلا دینا l-basṭi so that you sitsonra kalırsınتو بیٹھ جائے گا fataqʿuda blameworthykınanmışملامت زدہ malūman insolventhasret içindeحسرت زدہ maḥsūran٢٩ Indeedşüphesizبیشک inna your LordRabbinرب تیرا rabbaka extendsaçar (bol bol verir)پھیلاتا ہے yabsuṭu the provisionrızkıرزق کو l-riz'qa
for whomkimseyeجس کے لئے liman He willsdilediğiوہ چاہتا ہے yashāu and straitensve kısarاور تنگ کردیتا ہے wayaqdiru Indeed, Heçünkü Oبیشک وہ innahu iskullarınıہے kāna of His slavesاپنے بندوں کے ساتھ biʿibādihi All-Awarebilirخبر رکھنے والا، khabīran All-Seergörürدیکھنے والا baṣīran٣٠ And (do) notöldürmeyinاور نہ walā killتم قتل کرو taqtulū
your childrençocuklarınızıاپنی اولاد کو awlādakum (for) fearkorkusuylaخوف سے khashyata (of) povertyfakirlikمفلسی کے im'lāqin Webizہم naḥnu (We) provide for themsizi de besliyoruzہم رزق دیتے ہیں ان کو narzuquhum and for youonları daاور تم کو (بھی) wa-iyyākum Indeedşüphesizبیشک inna their killingonları öldürmekان کا قتل کرنا qatlahum isgünahtırہے kāna
a sinخطا khiṭ'an greatbüyükبہت بڑی kabīran٣١ And (do) notve aslaاور نہ walā go nearyaklaşmayınتم قریب جاؤ taqrabū adulteryzinayaزنا کے l-zinā Indeed, itçünkü oکیونکہ وہ innahu isaçık bir kötülüktürہے kāna an immoralityبےحیائی fāḥishatan and (an) evilve çok kötüاور برا wasāa
waybir yoldur;راستہ sabīlan٣٢ And (do) notve aslaاور نہ walā killöldürmeyinتم قتل کرو taqtulū the soulcanıکسی جان کو l-nafsa whichharam kıldığıوہ جو allatī Allah has forbiddenحرام کی ḥarrama Allah has forbiddenAllah'ınاللہ نے l-lahu excepthaksız yereمگر illā by rightحق کے ساتھ bil-ḥaqi And whoeverve kimاور جو waman
(is) killedöldürülürseقتل کیا گیا qutila wrongfullyhaksızlıklaظلم کے ساتھ maẓlūman verilymuhakkakتو تحقیق faqad We have madevermişizdirبنایا ہم نے jaʿalnā for his heironun velisineاس کے ولی کے لئے liwaliyyihi an authoritybir yetkiحق/ قوت sul'ṭānan but notfakatتو نہ falā he should exceedaşırı gitmesinوہ زیادتی کرے/ حد سے بڑھے yus'rif inöldürmedeمیں
the killingقتل کرنے l-qatli Indeed, heçünküبیشک وہ innahu iskendisine yardım edilmiştirہے kāna helpedمدد کیا ہوا manṣūran٣٣ And (do) notve aslaاور نہ walā come nearyaklaşmayınتم قریب جاؤ taqrabū (the) wealthmalınaمال کے māla (of) the orphanyetiminیتیم کے l-yatīmi exceptdışındaمگر illā with whatoساتھ اس طریقے کے bi-allatī
[it] isوہ hiya besten güzel tarzزیادہ اچھا ہے aḥsanu untilkadarیہاں تک کہ ḥattā he reacheserginlik çağınaوہ پہنچ جائے yablugha his maturityerişinceyeاپنی جوانی کو ashuddahu And fulfilve yerine getirinاور پورا کرو wa-awfū the covenantahdiعہد کو bil-ʿahdi Indeedçünküکیونکہ inna the covenantahd'denعہد l-ʿahda will besorulacaktırہے kāna
questionedپوچھا جانے والا masūlan٣٤ And give fulltam yapınاور پورا کرو wa-awfū [the] measureölçüyüناپ l-kayla whenzamanجب idhā you measureölçtüğünüzناپو تم kil'tum and weightartınاور تولو wazinū with the balanceterazi ileساتھ ترازو کے bil-qis'ṭāsi the straightdoğruسیدھی/ درست l-mus'taqīmi
Thatbuیہ dhālika (is) gooddaha iyidirبہتر ہے khayrun and bestve daha güzeldirاور زیادہ اچھا ہے wa-aḥsanu (in) resultsonuç bakımındanانجام کے اعتبار سے tawīlan٣٥ And (do) notveاور نہ walā pursueardına düşmeپیچھے پڑو taqfu whatşeyinجو notolmayanنہیں laysa you haveseninتیرے لئے laka of ithakkındaاس کا کوئی bihi any knowledgebilginعلم ʿil'mun
Indeedçünküبیشک inna the hearingkulakکان l-samʿa and the sightve gözاور آنکھ wal-baṣara and the heartve gönülاور دل wal-fuāda allhepsiیہ سب kullu thosebunların ulāika will beo(yaptığı)ndanہے kāna [about it]ان کے بارے میں ʿanhu questionedsorumludurسوال کیا جانے والا masūlan٣٦
And (do) notveاور نہ walā walkyürümeتم چلو tamshi inyeryüzündeمیں the earthزمین (میں) l-arḍi (with) insolencekabara kabaraاکڑ کر maraḥan Indeed, youçünkü senکیونکہ تم innaka will neveryırtamazsınہرگز نہیں lan tearپھاڑ سکتے takhriqa the earthyeriزمین کو l-arḍa and will neverveاور ہرگز نہیں walan reacherişemezsinپہنچ سکتے tablugha
the mountainsdağlaraپہاڑوں کو l-jibāla (in) heightboycaاونچائی میں/ بلندی میں/ لمبائی میں ṭūlan٣٧ Allhepsiیہ سب kullu thatbunların dhālika isolandırہے kāna [its] evilkötüاس کی برائی sayyi-uhu nearkatındaنزدیک ʿinda your LordRabbininتیرے رب کے rabbika hatefulhoş görülmeyen şeylerdirمکروہ/ ناپسندیدہ makrūhan٣٨
٢٨٦
‹ 284page 285 of the printed Mushaf286 ›