۞قُلۡ كُونُواۡ حِجَارَةً أَوۡ حَدِيدًا ٥٠

Sayde kiکہہ دیجئےqulBe(ister) olunہوجاؤkūnūstonestaşپتھرḥijāratanorveyaیاawirondemirلوہاḥadīdan

50 Say, "Be you stones or iron

50 De ki: "İster taş veya demir ya da kalbinizde büyüttüğünüz başka bir yaratık olun, yine de dirileceksiniz." "Bizi tekrar kim diriltir?" derler; de ki: "Sizi ilk defa yaratan." Sana başlarını sallayarak: "Ne zamandır bu?" derler. "Yakında olması mümkündür" de.

50 De ki: "İster taş olun, ister demir..."

50 کہہ دو کہ (خواہ تم) پتھر ہوجاؤ یا لوہا

50 ان سے کہو "تم پتھر یا لوہا بھی ہو جاؤ

أَوۡ خَلۡقًا مِّمَّا يَكۡبُرُ فِى صُدُورِكُمۡ‌ۚ فَسَيَقُولُونَ مَن يُعِيدُنَا‌ۖ قُلِ ٱلَّذِى فَطَرَكُمۡ أَوَّلَ مَرَّةٍ‌ۚ فَسَيُنۡغِضُونَ إِلَيۡكَ رُءُوسَهُمۡ وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هُوَ‌ۖ قُلۡ عَسَىٰٓ أَن يَكُونَ قَرِيبًا ٥١

Orveyaیاawa creationyaratıkمخلوقkhalqanof whatherhangi birاس میں سے جوmimmā(is) greatbüyüyenبڑی ہوتی ہےyakburuingönlünüzdeمیںyour breastsتمہارے سینوںṣudūrikumThen they will saydiyecekler kiپس عنقریب وہ کہیں گےfasayaqūlūnaWhokimکونmanwill restore usbizi tekrar döndürebilirلوٹائے گا ہم کوyuʿīdunāSayde kiکہہ دیجئے کہ وہ ہستیquliHe Whosizi yaratanجس نےalladhīcreated youپیدا کیا تم کوfaṭarakum(the) firstilkپہلیawwalatimedefaبارmarratinThen they will shakealaylı alaylı sallayacaklarپس عنقریب سر ہلائیں گےfasayun'ghiḍūnaat yousanaتیری طرفilaykatheir headsbaşlarınıاپنے سروں کوruūsahumand they sayve diyeceklerاور وہ کہیں گےwayaqūlūnaWhen (will)Ne zaman?کب ہےmatāit (be)oوہhuwaSayde kiکہہ دیجئےqulPerhapsbelki deامید ہےʿasāthatolabilirکہan(it) will beوہ ہوyakūnasoonpek yakınقریب ہیqarīban

51 Or [any] creation of that which is great within your breasts." And they will say, "Who will restore us?" Say, "He who brought you forth the first time." Then they will nod their heads toward you and say, "When is that?" Say, "Perhaps it will be soon -

51 De ki: "İster taş veya demir ya da kalbinizde büyüttüğünüz başka bir yaratık olun, yine de dirileceksiniz." "Bizi tekrar kim diriltir?" derler; de ki: "Sizi ilk defa yaratan." Sana başlarını sallayarak: "Ne zamandır bu?" derler. "Yakında olması mümkündür" de.

51 "İsterse gönlünüzde büyüyen başka bir yaratık olun, (Muhakkak öldürülecek ve diriltileceksiniz.) "Onlar: "Bizi kim tekrar diriltecek?" diyecekler. De ki: "Sizi ilk defa yaratmış olan o kudret sahibi." Sana başlarını sallayarak: "Ne zamandır bu." diyecekler. De ki: "Yakın olması gerekir!".

51 یا کوئی اور چیز جو تمہارے نزدیک (پتھر اور لوہے سے بھی) بڑی (سخت) ہو (جھٹ کہیں گے) کہ (بھلا) ہمیں دوبارہ کون جِلائے گا؟ کہہ دو کہ وہی جس نے تم کو پہلی بار پیدا کیا۔ تو (تعجب سے) تمہارے آگے سرہلائیں گے اور پوچھیں گے کہ ایسا کب ہوگا؟ کہہ دو کہ امید ہے جلد ہوگا

51 یا اس سے بھی زیادہ سخت کوئی چیز جو تمہارے ذہن میں قبولِ حیات سے بعید تر ہو“(پھر بھی تم اُٹھ کر رہو گے)۔ وہ ضرور پوچھیں گے”کون ہے وہ جو ہمیں پھر زندگی کی طرف پلٹا کر لائے گا؟“ جواب میں کہو”وہی جس نے پہلی بار تم کو پیدا کیا۔“ وہ سر ہِلا ہِلا کر پوچھیں 1گے”اچھا، تو یہ ہوگا کب؟“ تم کہو”کیا عجب ، وہ وقت قریب ہی آلگا ہو

يَوۡمَ يَدۡعُوكُمۡ فَتَسۡتَجِيبُونَ بِحَمۡدِهِۦ وَتَظُنُّونَ إِن لَّبِثۡتُمۡ إِلَّا قَلِيلاً ٥٢

(On) the Daygünجس دن وہyawmaHe will call yousizi çağıracağıپکارے گا تم کوyadʿūkumand you will respondçağrısına uyarsınızپس تم جواب دوگےfatastajībūnawith His PraiseO'na hamdederekساتھ اس کی حمد سےbiḥamdihiand you will thinkve sanırsınızاور تم سمجھ جاؤ گےwataẓunnūnanot(dünyada) kalmadınızکہ نہیںinyou had remainedٹھہرے تمlabith'tumexceptdışındaمگرillāa little (while)pek az (bir süre)بہت تھوڑاqalīlan

52 On the Day He will call you and you will respond with praise of Him and think that you had not remained [in the world] except for a little."

52 Sizi çağırdığı gün, O'na hamdederek davetine uyarsınız ve kabirlerinizde pek az bir müddet kaldığınızı sanırsınız.

52 (Allah) sizi çağıracağı gün, tam bir hürmetle onun emrine koşacaksınız ve zannedeceksiniz ki, kabirlerinizde pek az bir müddet kaldınız.

52 جس دن وہ تمہیں پکارے گا تو تم اس کی تعریف کے ساتھ جواب دو گے اور خیال کرو گے کہ تم (دنیا میں) بہت کم (مدت) رہے

52 جس روز وہ تمہیں پکارے گا تو تم اس کی حمد کرتے ہوئے اس کی پکار کے جواب میں نکل آوٴ گے اور تمہارا گمان اُس وقت یہ ہوگا کہ ہم بس تھوڑی دیر ہی اِس حالت میں پڑے رہے ہیں۔1“

وَقُل لِّعِبَادِى يَقُولُواۡ ٱلَّتِى هِىَ أَحۡسَنُ‌ۚ إِنَّ ٱلشَّيۡطَـٰنَ يَنزَغُ بَيۡنَهُمۡ‌ۚ إِنَّ ٱلشَّيۡطَـٰنَ كَانَ لِلۡإِنسَـٰنِ عَدُوًّا مُّبِينًا ٥٣

And sayve söyleاور کہہ دیجئےwaqulto My slaveskullarımaمیرے بندوں کوliʿibādī(to) saysöylesinlerوہ کہیںyaqūlūthatoوہ باتallatīwhichجوhiya(is) besten güzel (sözü)زیادہ اچھی ہوaḥsanuIndeedçünküکیونکہinnathe Shaitaanşeytanشیطانl-shayṭānasows discordgirerفساد ڈلواتا ہےyanzaghubetween themaralarınaان کے درمیانbaynahumIndeeddoğrusuبیشکinnathe Shaitaanşeytanشیطانl-shayṭānaisinsanınہےkānato the manانسان کے لئےlil'insānian enemydüşmanıdırدشمنʿaduwwanclearapaçıkکھلاmubīnan

53 And tell My servants to say that which is best. Indeed, Satan induces [dissension] among them. Indeed Satan is ever, to mankind, a clear enemy.

53 İnanan kullarıma söyle, en güzel şekilde konuşsunlar. Doğrusu şeytan aralarını bozmak ister. Şeytan şüphesiz insanın apaçık düşmanıdır.

53 Mümin kullarıma söyle de (kâfirlere) en güzel olan sözü söylesinler. Çünkü şeytan aralarına fesat sokar. Şüphesiz şeytan, insan için apaçık bir düşmandır.

53 اور میرے بندوں سے کہہ دو کہ (لوگوں سے) ایسی باتیں کہا کریں جو بہت پسندیدہ ہوں۔ کیونکہ شیطان (بری باتوں سے) ان میں فساد ڈلوا دیتا ہے۔ کچھ شک نہیں کہ شیطان انسان کا کھلا دشمن ہے

53 اور اے محمد ؐ ، میرے بندوں1 سے کہہ دو کہ زبان سے وہ بات نکالا کریں جو بہترین ہو۔2 دراصل یہ شیطان ہے جو انسانوں کے درمیان فساد ڈلوانے کی کوشش کرتا ہے۔ حقیقت یہ ہے کہ شیطان انسان کا کُھلا دشمن ہے۔3

رَّبُّكُمۡ أَعۡلَمُ بِكُمۡ‌ۖ إِن يَشَأۡ يَرۡحَمۡكُمۡ أَوۡ إِن يَشَأۡ يُعَذِّبۡكُمۡ‌ۚ وَمَآ أَرۡسَلۡنَـٰكَ عَلَيۡهِمۡ وَكِيلاً ٥٤

Your LordRabbinizتمہارا ربrabbukum(is) most knowingdaha iyi bilirخوب جانتا ہےaʿlamuof yousiziتم کوbikumIfeğerاگرinHe willsdilerseوہ چاہےyashaHe will have mercy on yousize acırرحم کرے تم پرyarḥamkumorveyaیاawifeğerاگرinHe willsdilerseچاہےyashaHe will punish yousize azabederعذاب دے تم کوyuʿadhib'kumAnd notbiz seni göndermedikاور نہیںwamāWe have sent youبھیجا ہم نے آپ کوarsalnākaover themonların üzerineان پرʿalayhim(as) a guardianbir vekilکار سازwakīlan

54 Your Lord is most knowing of you. If He wills, He will have mercy upon you; or if He wills, He will punish you. And We have not sent you, [O Muhammad], over them as a manager.

54 Rabbiniz sizi daha iyi bilir. Dilerse size merhamet eder veya dilerse size azabeder. Biz seni onlara vekil olarak göndermedik.

54 Rabbiniz sizi çok daha iyi bilir. Dilerse tevbeniz sebebiyle size merhamet eder, dilerse azab eder. Seni de onların üzerine vekil göndermedik.

54 تمہارا پروردگار تم سے خوب واقف ہے۔ اگر چاہے تو تم پر رحم کرے یا اگر چاہے تو تمہیں عذاب دے۔ اور ہم نے تم کو ان پر داروغہ (بنا کر) نہیں بھیجا

54 تمہارا ربّ تمہارےحال سے زیادہ واقف ہے ، وہ چاہے تو تم پر رحم کرے اور چاہے تو تمہیں عذاب دے دے۔1 اور اے نبی ؐ ، ہم نے تم کو لوگوں پر حوالہ دار بنا کر نہیں بھیجا ہے۔2

وَرَبُّكَ أَعۡلَمُ بِمَن فِى ٱلسَّمَـٰوٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۗ وَلَقَدۡ فَضَّلۡنَا بَعۡضَ ٱلنَّبِيِّــۧنَ عَلَىٰ بَعۡضٍ‌ۖ وَءَاتَيۡنَا دَاوُۥدَ زَبُورًا ٥٥

And your Lordve Rabbinاور تیرا ربwarabbuka(is) most knowingdaha iyi bilirخوب جانتا ہےaʿlamuof whoeverolanlarıاس کو جوbiman(is) ingöklerdeمیں ہےthe heavensآسمانوںl-samāwātiand the earthve yerdeاور زمین میںwal-arḍiAnd verilyve andolsun kiاور البتہ تحقیقwalaqadWe have preferredbiz üstün kıldıkفضیلت دی ہم نےfaḍḍalnāsomekiminiبعضbaʿḍa(of) the Prophetspeygamberlerinنبیوں کوl-nabiyīnatoüzerineپرʿalāotherskimiبعضbaʿḍinAnd We gaveve verdikاور دی ہم نےwaātaynāDawoodDavud'a daداؤد کوdāwūdaZaboorZebur'uزبورzabūran

55 And your Lord is most knowing of whoever is in the heavens and the earth. And We have made some of the prophets exceed others [in various ways], and to David We gave the book [of Psalms].

55 Göklerde ve yerde olan kimseleri Rabbin daha iyi bilir. And olsun ki peygamberleri birbirinden üstün kılmış ve Davud'a Zebur vermişizdir.

55 Rabbin göklerde ve yerde olan kimselerin hepsini en iyi bilendir. Andolsun ki biz, peygamberlerin kimini kimine üstün kıldık. Davud'a da Zebur'u verdik.

55 اور جو لوگ آسمانوں اور زمین میں ہیں تمہارا پروردگار ان سے خوب واقف ہے۔ اور ہم نے بعض پیغمبروں کو بعض پر فضیلت بخشی اور داؤد کو زبور عنایت کی

55 تیرا ربّ زمین اور آسمانوں کی مخلوقات کو زیادہ جانتا ہے۔ ہم نے بعض پیغمبروں کو بعض سے بڑھ کر مرتبے دیے1، اور ہم نے ہی داوٴد ؑ کو زَبور دی تھی۔2

قُلِ ٱدۡعُواۡ ٱلَّذِينَ زَعَمۡتُم مِّن دُونِهِۦ فَلَا يَمۡلِكُونَ كَشۡفَ ٱلضُّرِّ عَنكُمۡ وَلَا تَحۡوِيلاً ٥٦

Sayde kiکہہ دیجئےquliCallyalvarınکہ پکاروid'ʿūthose whom(tanrı olduğunu) sandığınız şeylereان لوگوں کوalladhīnayou claimedتم گمان رکھتے ہوzaʿamtumbesides HimO'ndan başkaسےminbesides Himاس کے سوا توdūnihi[then] not(fakat)نہیںfalāthey have powergüçleri yetmezوہ مالک ہوسکتےyamlikūna(to) removegidermeyeہٹانے کےkashfathe misfortunessıkıntıyıتکلیفl-ḍurifrom yousizdenتم سےʿankumand notveاور نہwalā(to) transfer (it)değiştirmeyeبدلنے کےtaḥwīlan

56 Say, "Invoke those you have claimed [as gods] besides Him, for they do not possess the [ability for] removal of adversity from you or [for its] transfer [to someone else]."

56 De ki: "Allah'tan başka tanrı olduğunu sandıklarınızı çağırın; sizin bir sıkıntınızı gidermeye ve onu değiştirmeye güçleri yetmez."

56 De ki: "Allah'tan başka, ilâh olduğunu sandığınız şeyleri çağırın, size yardım etsinler. Onlar, ne sizden sıkıntıyı kaldırabilirler, ne de değiştirebilirler.

56 کہو کہ (مشرکو) جن لوگوں کی نسبت تمہیں (معبود ہونے کا) گمان ہے ان کو بلا کر دیکھو۔ وہ تم سے تکلیف کے دور کرنے یا اس کے بدل دینے کا کچھ بھی اختیار نہیں رکھتے

56 اِن سے کہو، پکار دیکھو اُن معبودوں کو جن کو تم خدا کے سوا (اپنا کارساز)سمجھتے ہو، وہ کسی تکلیف کو تم سے نہ ہٹا سکتے ہیں نہ بدل سکتے ہیں۔1

أُوۡلَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ يَدۡعُونَ يَبۡتَغُونَ إِلَىٰ رَبِّهِمُ ٱلۡوَسِيلَةَ أَيُّهُمۡ أَقۡرَبُ وَيَرۡجُونَ رَحۡمَتَهُۥ وَيَخَافُونَ عَذَابَهُۥٓ‌ۚ إِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ كَانَ مَحۡذُورًا ٥٧

Thoseonlarınیہulāikawhomkimselerوہ لوگ ہیںalladhīnathey callyalvardıklarıجن کو وہ پکارتے ہیںyadʿūnaseekararlarوہ (خود) تلاش کرتے ہیںyabtaghūnatoRablerineطرفilātheir Lordاپنے رب کیrabbihimuthe means of accessbir vesileکوئی ذریعہl-wasīlatawhich of themhangisiکون سا ان میں سےayyuhum(is) nearesten yakın (diye)قریب ترaqrabuand they hopeve umarlarاور وہ امید رکھتے ہیںwayarjūna(for) His mercyO'nun merhametiniاس کی رحمت کیraḥmatahuand fearve korkarlarاورر وہ ڈرتے ہیںwayakhāfūnaHis punishmentazabındanاس کے عذاب سےʿadhābahuIndeedçünküبیشکinna(the) punishmentazabıعذابʿadhāba(of) your LordRabbininتیرے رب کاrabbikaiscidden korkunçturہےkāna(ever) fearedڈرنے کے لائقmaḥdhūran

57 Those whom they invoke seek means of access to their Lord, [striving as to] which of them would be nearest, and they hope for His mercy and fear His punishment. Indeed, the punishment of your Lord is ever feared.

57 Taptıkları putlar Rablerine daha yakın olmak için vesile ararlar. O'nun rahmetini umar, azabından korkarlar. Zira Rabbinin azabı korkmağa değer.

57 Onların yalvardıkları da, Rablerine daha yakın olmak için vesile ararlar. Ve O'nun merhametini umarlar, azabından korkarlar. Çünkü Rabbinin azabı korkunçtur.

57 یہ لوگ جن کو (خدا کے سوا) پکارتے ہیں وہ خود اپنے پروردگار کے ہاں ذریعہ (تقرب) تلاش کرتے رہتے ہیں کہ کون ان میں (خدا کا) زیادہ مقرب ہوتا ہے اور اس کی رحمت کے امیدوار رہتے ہیں اور اس کے عذاب سے خوف رکھتے ہیں۔ بےشک تمہارے پروردگار کا عذاب ڈرنے کی چیز ہے

57 جن کو یہ لوگ پکارتے ہیں وہ تو خود اپنے ربّ کے حضور رسائی حاصل کرنے کا وسیلہ تلاش کر رہے ہیں کہ کون اُس سے قریب تر ہو جائے اور وہ اُس کی رحمت کے اُمیدوار اور اُس کے عذاب سے خائف ہیں۔1 حقیقت یہ ہے کہ تیرے ربّ کا عذاب ہے ہی ڈرنے کے لائق

وَإِن مِّن قَرۡيَةٍ إِلَّا نَحۡنُ مُهۡلِكُوهَا قَبۡلَ يَوۡمِ ٱلۡقِيَـٰمَةِ أَوۡ مُعَذِّبُوهَا عَذَابًا شَدِيدًا‌ۚ كَانَ ذٰلِكَ فِى ٱلۡكِتَـٰبِ مَسۡطُورًا ٥٨

And notyoktur kiاور نہیںwa-in(is) anyhiçbirسےmintownkentکوئی بستیqaryatinbutancakمگرillāWebizہمnaḥnu(will) destroy itonu yok ederizہلاک کرنے والے ہیں اس کوmuh'likūhābeforeönceپہلےqabla(the) Daygünündenدن سےyawmi(of) the Resurrectionkıyametقیامت کےl-qiyāmatioryahutیاawpunish itona azab ederizعذاب دینے والے ہیں اس کوmuʿadhibūhāwith a punishmentazap ileعذابʿadhābansevereşiddetli birسختshadīdanThat isBuہےkānaThat isیہdhālikainKitaptaمیںthe Bookکتابl-kitābiwrittenyazılmıştırلکھا ہواmasṭūran

58 And there is no city but that We will destroy it before the Day of Resurrection or punish it with a severe punishment. That has ever been in the Register inscribed.

58 Kıyamet gününden önce ortadan kaldırmayacağımız veya çetin azaba uğratmayacağımız bir şehir yoktur. Bu, Kitap'da yazılıdır.

58 Hiç bir şehir (halkı) yoktur ki, kıyamet gününden önce biz onu helak etmeyelim, yahut şiddetli bir azab ile azablandırmayalım. Bu, Kitap'ta (Levhi Mahfuzda) yazılıdır.

58 اور (کفر کرنے والوں کی) کوئی بستی نہیں مگر قیامت کے دن سے پہلے ہم اسے ہلاک کردیں گے یا سخت عذاب سے معذب کریں گے۔ یہ کتاب (یعنی تقدیر) میں لکھا جاچکا ہے

58 اور کوئی بستی ایسی نہیں ہے جسے ہم قیامت سے پہلے ہلاک نہ کریں یا سخت عذاب نہ دیں۔1 یہ نوشتہء الٰہی میں لکھا ہوا ہے

Surah 17 / Al-Isra / The Night Journey سورة الإسراء 288
Sayde kiکہہ دیجئے qul Be(ister) olunہوجاؤ kūnū stonestaşپتھر ḥijāratan orveyaیا aw irondemirلوہا ḥadīdan٥٠ Orveyaیا aw a creationyaratıkمخلوق khalqan of whatherhangi birاس میں سے جو mimmā (is) greatbüyüyenبڑی ہوتی ہے yakburu ingönlünüzdeمیں
your breastsتمہارے سینوں ṣudūrikum Then they will saydiyecekler kiپس عنقریب وہ کہیں گے fasayaqūlūna Whokimکون man will restore usbizi tekrar döndürebilirلوٹائے گا ہم کو yuʿīdunā Sayde kiکہہ دیجئے کہ وہ ہستی quli He Whosizi yaratanجس نے alladhī created youپیدا کیا تم کو faṭarakum (the) firstilkپہلی awwala timedefaبار marratin
Then they will shakealaylı alaylı sallayacaklarپس عنقریب سر ہلائیں گے fasayun'ghiḍūna at yousanaتیری طرف ilayka their headsbaşlarınıاپنے سروں کو ruūsahum and they sayve diyeceklerاور وہ کہیں گے wayaqūlūna When (will)Ne zaman?کب ہے matā it (be)oوہ huwa Sayde kiکہہ دیجئے qul Perhapsbelki deامید ہے ʿasā thatolabilirکہ an
(it) will beوہ ہو yakūna soonpek yakınقریب ہی qarīban٥١ (On) the Daygünجس دن وہ yawma He will call yousizi çağıracağıپکارے گا تم کو yadʿūkum and you will respondçağrısına uyarsınızپس تم جواب دوگے fatastajībūna with His PraiseO'na hamdederekساتھ اس کی حمد سے biḥamdihi
and you will thinkve sanırsınızاور تم سمجھ جاؤ گے wataẓunnūna not(dünyada) kalmadınızکہ نہیں in you had remainedٹھہرے تم labith'tum exceptdışındaمگر illā a little (while)pek az (bir süre)بہت تھوڑا qalīlan٥٢ And sayve söyleاور کہہ دیجئے waqul to My slaveskullarımaمیرے بندوں کو liʿibādī (to) saysöylesinlerوہ کہیں yaqūlū thatoوہ بات allatī whichجو hiya
(is) besten güzel (sözü)زیادہ اچھی ہو aḥsanu Indeedçünküکیونکہ inna the Shaitaanşeytanشیطان l-shayṭāna sows discordgirerفساد ڈلواتا ہے yanzaghu between themaralarınaان کے درمیان baynahum Indeeddoğrusuبیشک inna the Shaitaanşeytanشیطان l-shayṭāna isinsanınہے kāna to the manانسان کے لئے lil'insāni
an enemydüşmanıdırدشمن ʿaduwwan clearapaçıkکھلا mubīnan٥٣ Your LordRabbinizتمہارا رب rabbukum (is) most knowingdaha iyi bilirخوب جانتا ہے aʿlamu of yousiziتم کو bikum Ifeğerاگر in He willsdilerseوہ چاہے yasha He will have mercy on yousize acırرحم کرے تم پر yarḥamkum orveyaیا aw ifeğerاگر in He willsdilerseچاہے yasha
He will punish yousize azabederعذاب دے تم کو yuʿadhib'kum And notbiz seni göndermedikاور نہیں wamā We have sent youبھیجا ہم نے آپ کو arsalnāka over themonların üzerineان پر ʿalayhim (as) a guardianbir vekilکار ساز wakīlan٥٤ And your Lordve Rabbinاور تیرا رب warabbuka (is) most knowingdaha iyi bilirخوب جانتا ہے aʿlamu
of whoeverolanlarıاس کو جو biman (is) ingöklerdeمیں ہے the heavensآسمانوں l-samāwāti and the earthve yerdeاور زمین میں wal-arḍi And verilyve andolsun kiاور البتہ تحقیق walaqad We have preferredbiz üstün kıldıkفضیلت دی ہم نے faḍḍalnā somekiminiبعض baʿḍa (of) the Prophetspeygamberlerinنبیوں کو l-nabiyīna toüzerineپر ʿalā otherskimiبعض baʿḍin
And We gaveve verdikاور دی ہم نے waātaynā DawoodDavud'a daداؤد کو dāwūda ZaboorZebur'uزبور zabūran٥٥ Sayde kiکہہ دیجئے quli Callyalvarınکہ پکارو id'ʿū those whom(tanrı olduğunu) sandığınız şeylereان لوگوں کو alladhīna you claimedتم گمان رکھتے ہو zaʿamtum besides HimO'ndan başkaسے min besides Himاس کے سوا تو dūnihi [then] not(fakat)نہیں falā
they have powergüçleri yetmezوہ مالک ہوسکتے yamlikūna (to) removegidermeyeہٹانے کے kashfa the misfortunessıkıntıyıتکلیف l-ḍuri from yousizdenتم سے ʿankum and notveاور نہ walā (to) transfer (it)değiştirmeyeبدلنے کے taḥwīlan٥٦ Thoseonlarınیہ ulāika whomkimselerوہ لوگ ہیں alladhīna
they callyalvardıklarıجن کو وہ پکارتے ہیں yadʿūna seekararlarوہ (خود) تلاش کرتے ہیں yabtaghūna toRablerineطرف ilā their Lordاپنے رب کی rabbihimu the means of accessbir vesileکوئی ذریعہ l-wasīlata which of themhangisiکون سا ان میں سے ayyuhum (is) nearesten yakın (diye)قریب تر aqrabu and they hopeve umarlarاور وہ امید رکھتے ہیں wayarjūna
(for) His mercyO'nun merhametiniاس کی رحمت کی raḥmatahu and fearve korkarlarاورر وہ ڈرتے ہیں wayakhāfūna His punishmentazabındanاس کے عذاب سے ʿadhābahu Indeedçünküبیشک inna (the) punishmentazabıعذاب ʿadhāba (of) your LordRabbininتیرے رب کا rabbika iscidden korkunçturہے kāna (ever) fearedڈرنے کے لائق maḥdhūran٥٧
And notyoktur kiاور نہیں wa-in (is) anyhiçbirسے min townkentکوئی بستی qaryatin butancakمگر illā Webizہم naḥnu (will) destroy itonu yok ederizہلاک کرنے والے ہیں اس کو muh'likūhā beforeönceپہلے qabla (the) Daygünündenدن سے yawmi (of) the Resurrectionkıyametقیامت کے l-qiyāmati
oryahutیا aw punish itona azab ederizعذاب دینے والے ہیں اس کو muʿadhibūhā with a punishmentazap ileعذاب ʿadhāban severeşiddetli birسخت shadīdan That isBuہے kāna That isیہ dhālika inKitaptaمیں the Bookکتاب l-kitābi writtenyazılmıştırلکھا ہوا masṭūran٥٨
٢٨٨
‹ 286page 287 of the printed Mushaf288 ›