وَإِذَا مَسَّكُمُ ٱلضُّرُّ فِى ٱلۡبَحۡرِ ضَلَّ مَن تَدۡعُونَ إِلَّآ إِيَّاهُ‌ۖ فَلَمَّا نَجَّـٰكُمۡ إِلَى ٱلۡبَرِّ أَعۡرَضۡتُمۡ‌ۚ وَكَانَ ٱلۡإِنسَـٰنُ كَفُورًا ٦٧

And whenzamanاور جبwa-idhātouches yousize dokunduğuچھو جاتی ہے تم کوmassakumuthe hardshipbir sıkıntıتکلیفl-ḍuruindenizdeمیںthe seaسمندرl-baḥrilostkaybolurگم ہوجاتے ہیںḍalla(are) whobütün yalvardıklarınızجن کوmanyou callتم پکارتے ہوtadʿūnaexceptbaşkaسوائےillāHim AloneO'ndanصرف اس کےiyyāhuBut whenfakat (O)تو جبfalammāHe delivers yousizi kurtarıp çıkarıncaوہ نجات دیتا ہے تم کوnajjākumtokarayaطرفilāthe landخشکی کیl-bariyou turn awayyine yüz çevirirsinizتو تم منہ موڑ جاتے ہوaʿraḍtumAnd isgerçektenاور ہےwakānamaninsanانسانl-insānuungratefulnankördürبڑا ناشکراkafūran

67 And when adversity touches you at sea, lost are [all] those you invoke except for Him. But when He delivers you to the land, you turn away [from Him]. And ever is man ungrateful.

67 Denizde bir sıkıntıya düştüğünüz zaman, Allah'tan başka yalvardıklarınız kaybolup gider, fakat O sizi karaya çıkararak kurtarınca yüz çevirirsiniz. Zaten insan pek nankördür.

67 Denizde başınıza bir felaket geldiği zaman, Allah'tan başka yalvardığınız bütün putlar kaybolur. Allah sizi tehlikeden kurtarıp karaya çıkarınca da yüz çevirirsiniz. Zaten insan çok nankördür.

67 اور جب تم کو دریا میں تکلیف پہنچتی ہے (یعنی ڈوبنے کا خوف ہوتا ہے) تو جن کو تم پکارا کرتے ہو سب اس (پروردگار) کے سوا گم ہوجاتے ہیں۔ پھر جب وہ تم کو (ڈوبنے سے) بچا کر خشکی پر لے جاتا ہے تو تم منہ پھیر لیتے ہو اور انسان ہے ہی ناشکرا

67 جب سمندر میں تم پر مصیبت آتی ہے تو اُس ایک کے سوا دُوسرے جن جن کو تم پکارا کرتے ہو وہ سب گُم ہوجاتے ہیں1، مگر جب وہ تم کو بچا کر خشکی پر پہنچا دیتا ہے تو تم اُس سے منہ موڑ جاتے ہو۔ انسان واقعی بڑا ناشکرا ہے

أَفَأَمِنتُمۡ أَن يَخۡسِفَ بِكُمۡ جَانِبَ ٱلۡبَرِّ أَوۡ يُرۡسِلَ عَلَيۡكُمۡ حَاصِبًا ثُمَّ لَا تَجِدُواۡ لَكُمۡ وَكِيلاً ٦٨

Do you then feel secureemin misiniz?کیا بےخوف ہوگئے تمafa-amintumthat (not)batırmayacağındanکہanHe will cause to swallowوہ دھنسا دےyakhsifayousiziتم کوbikumsideters çeviripجانبjāniba(of) the landkarayıخشکی کےl-barioryahutیاawsendgöndermeyeceğindenبھیجےyur'silaagainst youüzerinizeتم پرʿalaykuma storm of stonestaşlar savuran bir kasırgaپتھروں کی بارشḥāṣibanThensonraپھرthummanotbulamazsınızنہyou will findتم پاؤ گےtajidūfor youkendinizeاپنے لئےlakuma guardianbir koruyucuکوئی کارسازwakīlan

68 Then do you feel secure that [instead] He will not cause a part of the land to swallow you or send against you a storm of stones? Then you would not find for yourselves an advocate.

68 Onun karada da, sizi yere batırmasından veya başınıza taş yağdırmasından güvende misiniz? Sonra kendinize bir koruyucu da bulamazsınız.

68 (Denizden karaya çıktığınızda) O'nun sizi karada yerin dibine geçirmeyeceğinden, yahut üzerinize taş yağdıran bir kasırga gördermeyeceğinden emin misiniz? Sonra kendinize bir vekil de bulamazsınız.

68 کیا تم (اس سے) بےخوف ہو کہ خدا تمہیں خشکی کی طرف (لے جا کر زمین میں) دھنسا دے یا تم پر سنگریزوں کی بھری ہوئی آندھی چلادے۔ پھر تم اپنا کوئی نگہبان نہ پاؤ

68 اچھا، تو کیا تم اِس بات سے بالکل بے خوف ہو کہ خدا کبھی خشکی پر ہی تم کو زمین میں دھنسا دے، یا تم پر پتھراؤ کرنے والی آندھی بھیج دے اور تم اس سے بچانے والا کوئی حمایتی نہ پاؤ؟

أَمۡ أَمِنتُمۡ أَن يُعِيدَكُمۡ فِيهِ تَارَةً أُخۡرَىٰ فَيُرۡسِلَ عَلَيۡكُمۡ قَاصِفًا مِّنَ ٱلرِّيحِ فَيُغۡرِقَكُم بِمَا كَفَرۡتُمۡ‌ۙ ثُمَّ لَا تَجِدُواۡ لَكُمۡ عَلَيۡنَا بِهِۦ تَبِيعًا ٦٩

Oryoksaیاamdo you feel secureemin misiniz?بےخوف ہوگئےamintumthat (not)sizi gönderipکہanHe will send you backوہ لوٹائے تم کوyuʿīdakuminto itorayaاس میںfīhianother timebir kez dahaمرتبہtāratananother timebir kez dahaدوسریukh'rāand sendsalarakپھر بھیجےfayur'silaupon youüstünüzeتم پرʿalaykuma hurricanebir fırtınaگرجنے والی/ توڑنے والیqāṣifanofkırıp geçirenمیں سےminathe windہواl-rīḥiand drown youve sizi boğmayacağındanپھر غرق کردے تم کوfayugh'riqakumbecausedolayıبوجہ اس کےbimāyou disbelievedinkar ettiğinizdenجو ناشکری کی تم نےkafartumThenO zamanپھرthummanotbulamazsınızنہyou will findتم پاؤtajidūfor youkendinizeاپنے لئےlakumagainst Usbize karşıہمارے مقابلے میںʿalaynāthereinonuساتھ اس کےbihian avengerizleyip koruyacak biriniکوئی تابع/ کوئی یپیچھا کرنے والاtabīʿan

69 Or do you feel secure that He will not send you back into the sea another time and send upon you a hurricane of wind and drown you for what you denied? Then you would not find for yourselves against Us an avenger.

69 Yoksa sizi tekrar denize döndürüp, üzerinize ortalığı yıkan bir fırtına gönderip, inkarlarınızdan ötürü sizi suda boğmasından güvende misiniz? O zaman bize soru soracak bir yardımcı da bulamazsınız.

69 Yoksa sizi tekrar denize döndürüp de üzerinize kasırgalar göndermeyeceğinden ve böylece ettiğiniz nankörlük sebebiyle sizi boğmayacağından emin misiniz? Sonra bu yaptığımıza karşı, bizim aleyhimize size yardım edecek bir koruyucu bulamazsınız.

69 یا (اس سے) بےخوف ہو کر تم دوسری دفعہ دریا میں لے جائے پھر تم پر تیز ہوا چلائے اور تمہارے کفر کے سبب تمہیں ڈبو دے۔ پھر تم اس غرق کے سبب اپنے لئے کوئی ہمارا پیچھا کرنے والا نہ پاؤ

69 اور کیا تمہیں اِس کا کوئی اندیشہ نہیں کہ خدا پھر کسی وقت سمندر میں تم کو لے جائے اور تمہاری ناشکری کے بدلے تم پر سخت طوفانی ہوا بھیج کر تمہیں غرق کر دے اور تم کو ایسا کوئی نہ ملے جو اُس سے تمہارے اِس انجام کی پوچھ گچھ کرسکے؟

۞وَلَقَدۡ كَرَّمۡنَا بَنِىٓ ءَادَمَ وَحَمَلۡنَـٰهُمۡ فِى ٱلۡبَرِّ وَٱلۡبَحۡرِ وَرَزَقۡنَـٰهُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَـٰتِ وَفَضَّلۡنَـٰهُمۡ عَلَىٰ كَثِيرٍ مِّمَّنۡ خَلَقۡنَا تَفۡضِيلاً ٧٠

And certainlyve andolsunاور البتہ تحقیقwalaqadWe have honoredbiz çok ikram ettikعزت بخشی ہم نےkarramnā(the) children of Adamoğullarınaبنیbanī(the) children of AdamAdemآدم کوādamaand We carried themve onları taşıdıkاور سوار کیا ہمنے ان کوwaḥamalnāhumonkaradaمیںthe landخشکیl-bariand the seave denizdeاور سمندر میںwal-baḥriand We have provided themve onları besledikاور رزق دیا ہم نے ان کوwarazaqnāhumofgüzel rızıklarlaسےminathe good thingsپاکیزہ چیزوں میں (سے)l-ṭayibātiand We preferred themve onları üstün kıldıkاور فضیلت دی ہم نے ان کوwafaḍḍalnāhumoverüzerineاوپرʿalāmanybir çoğuبہت ساروں کےkathīrinof those whomyarattıklarımızınان میں سے جوmimmanWe have createdپیدا کئے ہم نےkhalaqnā(with) preferencetam bir üstünlükleفضیلت دیناtafḍīlan

70 And We have certainly honored the children of Adam and carried them on the land and sea and provided for them of the good things and preferred them over much of what We have created, with [definite] preference.

70 And olsun ki, biz insanoğullarını şerefli kıldık, onların karada ve denizde gezmesini sağladık, temiz şeylerle onları rızıklandırdık, yaratıklarımızın pek çoğundan üstün kıldık.

70 Andolsun ki biz, insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık. Karada ve denizde taşıtlara yükledik ve temiz yiyeceklerden onları rızıklandırdık. Onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.

70 اور ہم نے بنی آدم کو عزت بخشی اور ان کو جنگل اور دریا میں سواری دی اور پاکیزہ روزی عطا کی اور اپنی بہت سی مخلوقات پر فضیلت دی

70 یہ تو ہماری عنایت ہے کہ ہم نے بنی آدم کو بزرگی دی اور انہیں خشکی و تری میں سواریاں عطا کیں اور ان کو پاکیزہ چیزوں سے رزق دیااور اپنی بہت سی مخلوقات پر نمایاں فوقیت بخشی۔ 1

يَوۡمَ نَدۡعُواۡ كُلَّ أُنَاسِۭ بِإِمَـٰمِهِمۡ‌ۖ فَمَنۡ أُوتِىَ كِتَـٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ فَأُوۡلَـٰٓئِكَ يَقۡرَءُونَ كِتَـٰبَهُمۡ وَلَا يُظۡلَمُونَ فَتِيلاً ٧١

(The) Daygünجس دنyawmaWe will callçağırdığımızہم پکاریں گےnadʿūallherسبkullahuman beingsmilletiلوگوں کوunāsinwith their recordimamıylaساتھ ان کے لیڈر کے/ پیشوا کےbi-imāmihimthen whoeverkimlerinتو جو کوئیfamanis givenverilirseدیا گیاūtiyahis recordKitabıکتاب اپنیkitābahuin his right handsağındanاپنے دائیں ہاتھ میںbiyamīnihithen thoseişte onlarتو یہی لوگfa-ulāikawill readokurlarپڑھیں گےyaqraūnatheir recordsKitaplarınıکتاب اپنیkitābahumand notveاور نہwalāthey will be wrongedhaksızlığa uğratılmazlarوہ ظلم کئے جائیں گےyuẓ'lamūna(even as much as) a hair on a date seeden ufakدھاگے برابرfatīlan

71 [Mention, O Muhammad], the Day We will call forth every people with their record [of deeds]. Then whoever is given his record in his right hand - those will read their records, and injustice will not be done to them, [even] as much as a thread [inside the date seed].

71 Bir gün bütün insanları önderleriyle beraber çağırırız. O gün kitabı sağından verilenler, işte onlar kitablarını okurlar. Onlara kıl kadar haksizlik edilmez.

71 Kıyamet günü bütün insanları önderleriyle çağıracağız. O gün, kimin amel defteri sağ eline verilirse, işte onlar kitaplarını okuyacaklar ve en küçük bir haksızlığa uğratılmayacaklar.

71 جس دن ہم سب لوگوں کو ان کے پیشواؤں کے ساتھ بلائیں گے۔ تو جن (کے اعمال) کی کتاب ان کے داہنے ہاتھ میں دی جائے گی وہ اپنی کتاب کو (خوش ہو ہو کر) پڑھیں گے اور ان پر دھاگے برابر بھی ظلم نہ ہوگا

71 پھر خیال کرو اس دن کا جب کہ ہم ہر انسانی گروہ کو اس کے پیشوا کے ساتھ بلائیں گے۔ اُس وقت جن لوگوں کو ان کا نامہٴ اعمال سیدھے ہاتھ میں دیا گیا وہ اپنا کارنامہ پڑھیں گے1 اور ان پر ذرّہ برابر ظلم نہ ہوگا

وَمَن كَانَ فِى هَـٰذِهِۦٓ أَعۡمَىٰ فَهُوَ فِى ٱلۡأَخِرَةِ أَعۡمَىٰ وَأَضَلُّ سَبِيلاً ٧٢

And whoeverve kimseاور جو کوئیwamanisolanہواkānainşu (dünyada)میںthis (world)اس دنیاhādhihiblindkörاندھاaʿmāthen heoتو وہfahuwainahirette deمیںthe Hereafterآخرت میںl-ākhirati(will be) blindkördürاندھا ہوگاaʿmāand more astrayve daha da sapıktırاور سب سے زیادہ بھٹکا ہواwa-aḍallu(from the) pathyoluراستے کے اعتبار سےsabīlan

72 And whoever is blind in this [life] will be blind in the Hereafter and more astray in way.

72 Bu dünyada kalbi kör olan, ahirette de kör ve daha şaşkındır.

72 Her kim bu dünyada (manen) kör ise ahirette de kördür. Ve gidişçe daha şaşkındır.

72 اور جو شخص اس (دنیا) میں اندھا ہو وہ آخرت میں بھی اندھا ہوگا۔ اور (نجات کے) رستے سے بہت دور

72 اور جو اِس دنیا میں اندھا بن کر رہا وہ آخرت میں بھی اندھا ہی رہے گا بلکہ راستہ پانے میں اندھے سے بھی زیادہ ناکام

وَإِن كَادُواۡ لَيَفۡتِنُونَكَ عَنِ ٱلَّذِىٓ أَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡكَ لِتَفۡتَرِىَ عَلَيۡنَا غَيۡرَهُۥ‌ۖ وَإِذًا لَّٱتَّخَذُوكَ خَلِيلاً ٧٣

And indeedve eğerاور اگر چہwa-inthey were about (to)az daha onlarقریب تھاkādūtempt you awayseni kandıracaklardıکہ وہ دھوکہ دیں تجھ کو/ فتنے میں ڈالیں تجھ کوlayaftinūnakafromvahyettiğimizdenاسʿanithat whichچیز کے بارے میںalladhīWe revealedہم نے وحیawḥaynāto yousanaآپ کی طرفilaykathat you inventiftira atman içinتاکہ تم گھڑ سکوlitaftariyaabout Usüstümüzeہم پرʿalaynāother (than) itondan başkasınıاس کے علاوہghayrahuAnd thenişte o zamanاور تب البتہwa-idhansurely they would take youseni edinirlerdiوہ بنالیتے تجھ کوla-ittakhadhūka(as) a frienddostدوستkhalīlan

73 And indeed, they were about to tempt you away from that which We revealed to you in order to [make] you invent about Us something else; and then they would have taken you as a friend.

73 Seni, sana vahyettiğimizden ayırıp başka bir şeyi Bize karşı uydurman için uğraşırlar. O zaman seni dost edinirler.

73 (Ey Muhammed!) Az kalsın seni bile, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı iftira edesin diye, fitneye düşüreceklerdi ve o takdirde seni dost edineceklerdi.

73 اور اے پیغمبر جو وحی ہم نے تمہاری طرف بھیجی ہے قریب تھا کہ یہ (کافر) لوگ تم کو اس سے بچلا دیں تاکہ تم اس کے سوا اور باتیں ہماری نسبت بنالو۔ اور اس وقت وہ تم کو دوست بنا لیتے

73 اے محمد ؐ ، ان لوگوں نے اِس کوشش میں کوئی کسر اُٹھا نہیں رکھی کہ تمہیں فتنے میں ڈال کر اُس وحی سے پھیر دیں جو ہم نے تمہاری طرف بھیجی ہے تاکہ تم ہمارے نام پر اپنی طرف سے کوئی بات گھڑو۔ 1اگر تم ایسا کرتے تو وہ ضرور تمہیں اپنا دوست بنالیتے

وَلَوۡلَآ أَن ثَبَّتۡنَـٰكَ لَقَدۡ كِدتَّ تَرۡكَنُ إِلَيۡهِمۡ شَيۡــًٔا قَلِيلاً ٧٤

And if noteğer olmasaydıkاور اگر نہ ہوتی یہ باتwalawlā[that]biz seni sağlamlaştırmışکہanWe (had) strengthened youہم ثابت قدم رکھتے تجھ کوthabbatnākacertainlygerçektenالبتہ تحقیقlaqadyou almostneredeyseقریب تھاkidtta(would) have inclinedyanaşacaktınکہ تو جھک جاتاtarkanuto themonlaraان کی طرفilayhim(in) somethingbir parçaچیزshayana littleتھوڑا سا/ تھوڑی سیqalīlan

74 And if We had not strengthened you, you would have almost inclined to them a little.

74 Sana sebat vermemiş olsaydık, and olsun ki, az da olsa onlara meyledecektin.

74 Eğer biz sana sebat vermemiş olsaydık, nerdeyse sen onlara birazcık meyledecektin.

74 اور اگر تم کو ثابت قدم نہ رہنے دیتے تو تم کسی قدر ان کی طرف مائل ہونے ہی لگے تھے

74 اور بعید نہ تھا کہ اگر ہم تمہیں مضبوط نہ رکھتے تو تم ان کی طرف کچھ نہ کچھ جھک جاتے

إِذًا لَّأَذَقۡنَـٰكَ ضِعۡفَ ٱلۡحَيَوٰةِ وَضِعۡفَ ٱلۡمَمَاتِ ثُمَّ لَا تَجِدُ لَكَ عَلَيۡنَا نَصِيرًا ٧٥

Theno takdirdeتبidhanWe (would) have made you tastesana taddırırdıkالبتہ ہم چکھاتے تجھ کوla-adhaqnākadoublekat katدوگناḍiʿ'fa(in) the lifehayatıزندگی میںl-ḥayatiand doubleve kat katاور دوگناwaḍiʿ'fa(after) the deathölümüموت میںl-mamātiThensonraپھرthummanotbulamazdınنہyou (would) have foundتم پاتےtajidufor youkendineاپنے لئےlakaagainst Usbize karşıہم پر/ ہمارے مقابلے پرʿalaynāany helperbir yardımcıکوئی مدد گارnaṣīran

75 Then [if you had], We would have made you taste double [punishment in] life and double [after] death. Then you would not find for yourself against Us a helper.

75 O takdirde sana, hayatın da ölümün de, kat kat azabını tattırırdık. Sonra bize karşı bir yardımcı da bulamazdın.

75 O takdirde, muhakkak hayatın da, ölümün de azabını sana kat kat tattırırdık. Sonra bize karşı kendin için hiçbir yardımcı bulamazdın.

75 اس وقت ہم تم کو زندگی میں (عذاب کا) دونا اور مرنے پر بھی دونا مزا چکھاتے پھر تم ہمارے مقابلے میں کسی کو اپنا مددگار نہ پاتے

75 لیکن اگر تم ایسا کرتے تو ہم تمہیں دُنیا میں بھی دوہرے عذاب کا مزّہ چکھاتے اور آخرت میں بھی دوہرے عذاب کا، پھر ہمارےمقابلے میں تم کوئی مددگار نہ پاتے۔1

Surah 17 / Al-Isra / The Night Journey سورة الإسراء 290
And whenzamanاور جب wa-idhā touches yousize dokunduğuچھو جاتی ہے تم کو massakumu the hardshipbir sıkıntıتکلیف l-ḍuru indenizdeمیں the seaسمندر l-baḥri lostkaybolurگم ہوجاتے ہیں ḍalla (are) whobütün yalvardıklarınızجن کو man you callتم پکارتے ہو tadʿūna exceptbaşkaسوائے illā Him AloneO'ndanصرف اس کے iyyāhu But whenfakat (O)تو جب falammā He delivers yousizi kurtarıp çıkarıncaوہ نجات دیتا ہے تم کو najjākum
tokarayaطرف ilā the landخشکی کی l-bari you turn awayyine yüz çevirirsinizتو تم منہ موڑ جاتے ہو aʿraḍtum And isgerçektenاور ہے wakāna maninsanانسان l-insānu ungratefulnankördürبڑا ناشکرا kafūran٦٧ Do you then feel secureemin misiniz?کیا بےخوف ہوگئے تم afa-amintum that (not)batırmayacağındanکہ an He will cause to swallowوہ دھنسا دے yakhsifa
yousiziتم کو bikum sideters çeviripجانب jāniba (of) the landkarayıخشکی کے l-bari oryahutیا aw sendgöndermeyeceğindenبھیجے yur'sila against youüzerinizeتم پر ʿalaykum a storm of stonestaşlar savuran bir kasırgaپتھروں کی بارش ḥāṣiban Thensonraپھر thumma notbulamazsınızنہ you will findتم پاؤ گے tajidū for youkendinizeاپنے لئے lakum
a guardianbir koruyucuکوئی کارساز wakīlan٦٨ Oryoksaیا am do you feel secureemin misiniz?بےخوف ہوگئے amintum that (not)sizi gönderipکہ an He will send you backوہ لوٹائے تم کو yuʿīdakum into itorayaاس میں fīhi another timebir kez dahaمرتبہ tāratan another timebir kez dahaدوسری ukh'rā and sendsalarakپھر بھیجے fayur'sila
upon youüstünüzeتم پر ʿalaykum a hurricanebir fırtınaگرجنے والی/ توڑنے والی qāṣifan ofkırıp geçirenمیں سے mina the windہوا l-rīḥi and drown youve sizi boğmayacağındanپھر غرق کردے تم کو fayugh'riqakum becausedolayıبوجہ اس کے bimā you disbelievedinkar ettiğinizdenجو ناشکری کی تم نے kafartum ThenO zamanپھر thumma notbulamazsınızنہ you will findتم پاؤ tajidū
for youkendinizeاپنے لئے lakum against Usbize karşıہمارے مقابلے میں ʿalaynā thereinonuساتھ اس کے bihi an avengerizleyip koruyacak biriniکوئی تابع/ کوئی یپیچھا کرنے والا tabīʿan٦٩ And certainlyve andolsunاور البتہ تحقیق walaqad We have honoredbiz çok ikram ettikعزت بخشی ہم نے karramnā (the) children of Adamoğullarınaبنی banī (the) children of AdamAdemآدم کو ādama and We carried themve onları taşıdıkاور سوار کیا ہمنے ان کو waḥamalnāhum
onkaradaمیں the landخشکی l-bari and the seave denizdeاور سمندر میں wal-baḥri and We have provided themve onları besledikاور رزق دیا ہم نے ان کو warazaqnāhum ofgüzel rızıklarlaسے mina the good thingsپاکیزہ چیزوں میں (سے) l-ṭayibāti and We preferred themve onları üstün kıldıkاور فضیلت دی ہم نے ان کو wafaḍḍalnāhum overüzerineاوپر ʿalā
manybir çoğuبہت ساروں کے kathīrin of those whomyarattıklarımızınان میں سے جو mimman We have createdپیدا کئے ہم نے khalaqnā (with) preferencetam bir üstünlükleفضیلت دینا tafḍīlan٧٠ (The) Daygünجس دن yawma We will callçağırdığımızہم پکاریں گے nadʿū allherسب kulla human beingsmilletiلوگوں کو unāsin
with their recordimamıylaساتھ ان کے لیڈر کے/ پیشوا کے bi-imāmihim then whoeverkimlerinتو جو کوئی faman is givenverilirseدیا گیا ūtiya his recordKitabıکتاب اپنی kitābahu in his right handsağındanاپنے دائیں ہاتھ میں biyamīnihi then thoseişte onlarتو یہی لوگ fa-ulāika will readokurlarپڑھیں گے yaqraūna
their recordsKitaplarınıکتاب اپنی kitābahum and notveاور نہ walā they will be wrongedhaksızlığa uğratılmazlarوہ ظلم کئے جائیں گے yuẓ'lamūna (even as much as) a hair on a date seeden ufakدھاگے برابر fatīlan٧١ And whoeverve kimseاور جو کوئی waman isolanہوا kāna inşu (dünyada)میں this (world)اس دنیا hādhihi
blindkörاندھا aʿmā then heoتو وہ fahuwa inahirette deمیں the Hereafterآخرت میں l-ākhirati (will be) blindkördürاندھا ہوگا aʿmā and more astrayve daha da sapıktırاور سب سے زیادہ بھٹکا ہوا wa-aḍallu (from the) pathyoluراستے کے اعتبار سے sabīlan٧٢ And indeedve eğerاور اگر چہ wa-in they were about (to)az daha onlarقریب تھا kādū
tempt you awayseni kandıracaklardıکہ وہ دھوکہ دیں تجھ کو/ فتنے میں ڈالیں تجھ کو layaftinūnaka fromvahyettiğimizdenاس ʿani that whichچیز کے بارے میں alladhī We revealedہم نے وحی awḥaynā to yousanaآپ کی طرف ilayka that you inventiftira atman içinتاکہ تم گھڑ سکو litaftariya about Usüstümüzeہم پر ʿalaynā other (than) itondan başkasınıاس کے علاوہ ghayrahu
And thenişte o zamanاور تب البتہ wa-idhan surely they would take youseni edinirlerdiوہ بنالیتے تجھ کو la-ittakhadhūka (as) a frienddostدوست khalīlan٧٣ And if noteğer olmasaydıkاور اگر نہ ہوتی یہ بات walawlā [that]biz seni sağlamlaştırmışکہ an We (had) strengthened youہم ثابت قدم رکھتے تجھ کو thabbatnāka certainlygerçektenالبتہ تحقیق laqad you almostneredeyseقریب تھا kidtta
(would) have inclinedyanaşacaktınکہ تو جھک جاتا tarkanu to themonlaraان کی طرف ilayhim (in) somethingbir parçaچیز shayan a littleتھوڑا سا/ تھوڑی سی qalīlan٧٤ Theno takdirdeتب idhan We (would) have made you tastesana taddırırdıkالبتہ ہم چکھاتے تجھ کو la-adhaqnāka doublekat katدوگنا ḍiʿ'fa
(in) the lifehayatıزندگی میں l-ḥayati and doubleve kat katاور دوگنا waḍiʿ'fa (after) the deathölümüموت میں l-mamāti Thensonraپھر thumma notbulamazdınنہ you (would) have foundتم پاتے tajidu for youkendineاپنے لئے laka against Usbize karşıہم پر/ ہمارے مقابلے پر ʿalaynā any helperbir yardımcıکوئی مدد گار naṣīran٧٥
٢٩٠
‹ 288page 289 of the printed Mushaf290 ›