فَجَعَلَهُمۡ جُذٰذًا إِلَّا كَبِيرًا لَّهُمۡ لَعَلَّهُمۡ إِلَيۡهِ يَرۡجِعُونَ ٥٨

So he made themnihayet onları ettiتو اس نے کردیا ان کوfajaʿalahum(into) piecesparça parçaٹکڑے ٹکڑےjudhādhanexceptyalnız hariçمگرillāa large (one)büyüğüبڑاkabīranof themonlarınان کاlahumso that they maybelkiشاید کہ وہlaʿallahumto itonaاس کی طرفilayhireturnmüracaat ederler (diye)رجوع کریںyarjiʿūna

58 So he made them into fragments, except a large one among them, that they might return to it [and question].

58 Hepsini paramparça edip, içlerinden büyüğünü ona başvursunlar diye, sağlam bıraktı.

58 Derken o, bunları parça parça etti. Yalnız kendisine başvursunlar diye onların büyüğünü sağlam bıraktı.

58 پھر ان کو توڑ کر ریزہ ریزہ کردیا مگر ایک بڑے (بت) کو (نہ توڑا) تاکہ وہ اس کی طرف رجوع کریں

58 چنانچہ اس نے اُن کو ٹکڑے ٹکڑے کر دیا 1 اور صرف ان کے بڑے کو  چھوڑ دیا تاکہ شاید وہ اس کی طرف رُجوع کریں۔ 2

قَالُواۡ مَن فَعَلَ هَـٰذَا بِـَٔـالِهَتِنَآ إِنَّهُۥ لَمِنَ ٱلظَّـٰلِمِينَ ٥٩

They saiddedilerانہوں نے کہاqālūWhokim?کس نےman(has) doneyaptıکیا ہےfaʿalathisbunuیہhādhāto our godstanrılarımızaہمارے الہوں کے ساتھbiālihatināIndeed, hemuhakkak oیقینا وہinnahu(is) ofbiridirالبتہ سے ہےlaminathe wrongdoerszalimlerdenظالموں میںl-ẓālimīna

59 They said, "Who has done this to our gods? Indeed, he is of the wrongdoers."

59 Milleti: "Tanrılarımıza bunu kim yaptı? Doğrusu o zalimlerden biridir" dediler.

59 (Kavmi) "Tanrılarımıza bunu kim yaptı? Doğrusu o zalimlerden biridir." dediler.

59 کہنے لگے کہ ہمارے معبودوں کے ساتھ یہ معاملہ کس نے کیا؟ وہ تو کوئی ظالم ہے

59 (اُنہوں نے آ کر بتوں کا یہ حال دیکھا تو) کہنے لگے "ہمارے خداؤں کا یہ حال کس نے کر دیا؟ بڑا ہی کوئی ظالم تھا وہ"

قَالُواۡ سَمِعۡنَا فَتًى يَذۡكُرُهُمۡ يُقَالُ لَهُۥٓ إِبۡرٰهِيمُ ٦٠

They saiddedilerانہوں نے کہاqālūWe heardişittikسنا ہم نےsamiʿ'nāa youthbir gençایک نوجوان کوfatanmention themonları diline dolayanجو ذکر کر رہا تھا ان کاyadhkuruhumhe is calleddeniliyormuşکہا جاتا ہےyuqāluhe is calledkendisineاس کوlahuIbrahimİbrahimابراہیمib'rāhīmu

60 They said, "We heard a young man mention them who is called Abraham."

60 Bazıları: "İbrahim denen bir gencin onları diline doladığını duymuştuk" deyince, "O halde bunların şahidlik edebilmeleri için onu halkın gözü önüne getirin" dediler.

60 (Bazıları) "İbrahim denen bir gencin, onları diline doladığını duymuştuk" dediler.

60 لوگوں نے کہا کہ ہم نے ایک جوان کو ان کا ذکر کرتے ہوئے سنا ہے اس کو ابراہیم کہتے ہیں

60 (بعض لوگ) بولے "ہم نے ایک نوجوان کو ان کا ذکر کرتے سُنا تھا جس کا نام ابراہیمؑ ہے"

قَالُواۡ فَأۡتُواۡ بِهِۦ عَلَىٰٓ أَعۡيُنِ ٱلنَّاسِ لَعَلَّهُمۡ يَشۡهَدُونَ ٦١

They saiddedilerانہوں نے کہاqālūThen bringgetirinپس لاؤfatūhimonuاس کوbihibeforeönüneکے سامنے (اسے سب کے سامنے لاؤ)ʿalā(the) eyesgözüآنکھوںaʿyuni(of) the peopleinsanlarınلوگوں کیl-nāsiso that they mayböylece onlarتاکہ وہlaʿallahumbear witnesstanık olsunlarمشاہدہ کریں۔ دیکھیںyashhadūna

61 They said, "Then bring him before the eyes of the people that they may testify."

61 Bazıları: "İbrahim denen bir gencin onları diline doladığını duymuştuk" deyince, "O halde bunların şahidlik edebilmeleri için onu halkın gözü önüne getirin" dediler.

61 "O halde onu insanların gözleri önüne getirin, olur ki (aleyhinde) şahidlik ederler" dediler.

61 وہ بولے کہ اسے لوگوں کے سامنے لاؤ تاکہ گواہ رہیں

61 اُنہوں نے کہا”تو پکڑ لاوٴ اُسے سب کے سامنے تاکہ لوگ دیکھ لیں(اُس کی کیسی خبر لی جاتی ہے)۔“ 1

قَالُوٓاۡ ءَأَنتَ فَعَلۡتَ هَـٰذَا بِـَٔـالِهَتِنَا يَـٰٓإِبۡرٰهِيمُ ٦٢

They saiddediler kiانہوں نے کہاqālūHave yousen mi?کیا تم نےa-antadoneyaptınتم نے کیا تھاfaʿaltathisbunuیہ کامhādhāto our godstanrılarımızaہمارے الہوں کے ساتھbiālihatināO Ibrahimey İbrahimاے ابراہیمyāib'rāhīmu

62 They said, "Have you done this to our gods, O Abraham?"

62 İbrahim gelince, ona: "Ey İbrahim, bunu tanrılarımıza sen mi yaptın?" dediler.

62 (İbrahim gelince ona) "Ey İbrahim! bunu tanrılarımıza sen mi yaptın?" dediler

62 (جب ابراہیم آئے تو) بت پرستوں نے کہا کہ ابراہیم بھلا یہ کام ہمارے معبودوں کے ساتھ تم نے کیا ہے؟

62 (ابراہیمؑ کے آنے پر) اُنہوں نے پوچھا "کیوں ابراہیمؑ، تو نے ہمارے خداؤں کے ساتھ یہ حرکت کی ہے؟"

قَالَ بَلۡ فَعَلَهُۥ كَبِيرُهُمۡ هَـٰذَا فَسۡــَٔلُوهُمۡ إِن كَانُواۡ يَنطِقُونَ ٦٣

He saiddediاس نے کہاqālaNayhayırبلکہbal(some doer) did ityapmışکیا ہے اس کوfaʿalahuTheir chiefbüyükleriان کے بڑے نے (یہ کام)kabīruhum(is) thisişte şuاس نےhādhāSo ask themonlara sorunپس پوچھو ان سےfasalūhumifeğerاگرinthey (can)onlarہیں وہkānūspeakkonuşurlarsaبولتےyanṭiqūna

63 He said, "Rather, this - the largest of them - did it, so ask them, if they should [be able to] speak."

63 İbrahim: "Belki onu şu büyükleri yapmıştır, konuşabiliyorlarsa onlara sorun" dedi.

63 İbrahim: "Belki onu şu büyükleri yapmıştır, konuşabiliyorlarsa onlara sorun" dedi.

63 (ابراہیم نے) کہا (نہیں) بلکہ یہ ان کے اس بڑے (بت) نے کیا (ہوگا)۔ اگر یہ بولتے ہیں تو ان سے پوچھ لو

63 اُس نے جواب دیا”بلکہ یہ سب کچھ اِن کے اس سردار نے کیا ہے، اِن ہی سے پُوچھ لو اگر یہ بولتے ہیں۔“ 1

فَرَجَعُوٓاۡ إِلَىٰٓ أَنفُسِهِمۡ فَقَالُوٓاۡ إِنَّكُمۡ أَنتُمُ ٱلظَّـٰلِمُونَ ٦٤

So they returneddöndülerتو وہ پلٹےfarajaʿūtokendi vicdanlarınaکی طرفilāthemselvesاپنے نفسوںanfusihimand saidve dedilerتو انہوں نے کہاfaqālūIndeed, youhakikaten sizبیشک تمinnakum[you]sizlerتم ہیantumu(are) the wrongdoershaksızsınızظالم ہوl-ẓālimūna

64 So they returned to [blaming] themselves and said [to each other], "Indeed, you are the wrongdoers."

64 Kendi kendilerine: "Doğrusu siz haksızsınız", sonra kafalarında olan eski inançlarına dönerek: "Ey İbrahim! bunların konuşmayacağını, and olsun ki, bilirsin" dediler.

64 Bunun üzerine vicdanlarına dönüp (kendi kendilerine) dediler ki: "Doğrusu siz haksızsınız."

64 انہوں نے اپنے دل غور کیا تو آپس میں کہنے لگے بےشک تم ہی بےانصاف ہو

64 یہ سُن کر وہ لوگ اپنے ضمیر کی طرف پلٹے اور (اپنے دلوں میں) کہنے لگے "واقعی تم خود ہی ظالم ہو"

ثُمَّ نُكِسُواۡ عَلَىٰ رُءُوسِهِمۡ لَقَدۡ عَلِمۡتَ مَا هَـٰٓؤُلَآءِ يَنطِقُونَ ٦٥

Thensonra yineپھرthummathey were turneddöndürüldülerوہ الٹائے گئےnukisūonüzerineپرʿalātheir headseski kafalarıاپنے سروںruūsihimVerilymuhakkakالبتہ تحقیقlaqadyou knowbilirsin kiتو جانتا ہےʿalim'tanotbunlarنہیںtheseہیں یہ (ہستیاں)hāulāi(can) speakkonuşmazlarبولتیںyanṭiqūna

65 Then they reversed themselves, [saying], "You have already known that these do not speak!"

65 Kendi kendilerine: "Doğrusu siz haksızsınız", sonra kafalarında olan eski inançlarına dönerek: "Ey İbrahim! bunların konuşmayacağını, and olsun ki, bilirsin" dediler.

65 Sonra yine (eski) kafalarına döndüler: "And olsun ki (ey İbrahim!) bunların konuşmayacağını (sen de) bilirsin." dediler.

65 پھر (شرمندہ ہو کر) سر نیچا کرلیا (اس پر بھی ابراہیم سے کہنے لگے کہ) تم جانتے ہو یہ بولتے نہیں

65 مگر پھر اُن کی مت پلٹ گئی 1 اور بولے”تُو جانتا ہے کہ یہ بولتے نہیں ہیں۔“

قَالَ أَفَتَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَنفَعُكُمۡ شَيۡــًٔا وَلَا يَضُرُّكُمۡ ٦٦

He saiddedi kiکہاqālaThen do you worshiptapıyor musunuz?کیا بھلا تم عبادت کرتے ہوafataʿbudūnabesidesbırakıp daminbesidesسواdūniAllahAllah'ıاللہ کےl-lahiwhatşeylereجو(does) notaslaنہیںbenefit yousize fayda vermeyenنفع دیتے تم کوyanfaʿukum(in) anythinghiçbirکچھ بھیshayanand notveاور نہwalāharms youzarar vermeyenنقصان دے سکتے ہیںyaḍurrukum

66 He said, "Then do you worship instead of Allah that which does not benefit you at all or harm you?

66 İbrahim: "O halde, Allah'ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara ne diye taparsınız? Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun! Akletmiyor musunuz?" dedi.

66 (İbrahim) dedi: "O halde, Allah'ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara mı tapıyorsunuz?"

66 (ابراہیم نے) کہا پھر تم خدا کو چھوڑ کر کیوں ایسی چیزوں کو پوجتے ہو جو نہ تمہیں کچھ فائدہ دے سکیں اور نقصان پہنچا سکیں؟

66 ابراہیمؑ نے کہا "پھر کیا تم اللہ کو چھوڑ کر اُن چیزوں کو پوج رہے ہو جو نہ تمہیں نفع پہنچانے پر قادر ہیں نہ نقصان

أُفٍّ لَّكُمۡ وَلِمَا تَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ‌ۖ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ ٦٧

Uffyuh olsunاف ہےuffinto yousizeتمہارے لیےlakumand to whatveاور واسطے ان کےwalimāyou worshiptaptıklarınızaجن کی تم عبادت کرتے ہوtaʿbudūnabesidesdışındaminbesidesسواdūniAllahAllah'tanاللہ کےl-lahiThen will notaklınızı kullanmıyor musunuz siz?کیا بھلا نہیںafalāyou use reasonتم عقل سے کام لیتےtaʿqilūna

67 Uff to you and to what you worship instead of Allah. Then will you not use reason?"

67 İbrahim: "O halde, Allah'ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara ne diye taparsınız? Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun! Akletmiyor musunuz?" dedi.

67 "Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun, siz hâlâ akıllanmayacak mısınız?"

67 تف ہے تم پر اور جن کو تم خدا کے سوا پوجتے ہو ان پر بھی کیا تم عقل نہیں رکھتے؟

67 تف ہے تم پر اور تمہارے اِن معبُودوں پر جن کی تم اللہ کو چھوڑ کر پوجا کر رہے ہو کیا تم کچھ بھی عقل نہیں رکھتے؟"

قَالُواۡ حَرِّقُوهُ وَٱنصُرُوٓاۡ ءَالِهَتَكُمۡ إِن كُنتُمۡ فَـٰعِلِينَ ٦٨

They saiddediler kiانہوں نے کہاqālūBurn himonu (İbrahim'i) yakınجلا ڈالو اس کوḥarriqūhuand supportve yardım edinاور مدد کروwa-unṣurūyour godstanrılarınızaاپنے الہوں کیālihatakumifeğerاگرinyou aresizہو تمkuntumdoers(bir iş) yapacaksanızکرنے والےfāʿilīna

68 They said, "Burn him and support your gods - if you are to act."

68 Onlar: "Bir şey yapacaksanız, şunu yakın da tanrılarınıza yardım edin" dediler.

68 Onlar: "Bir şey yapacaksanız, şunu yakın da tanrılarınıza yardım edin" dediler.

68 (تب وہ) کہنے لگے کہ اگر تمہیں (اس سے اپنے معبود کا انتقام لینا اور) کچھ کرنا ہے تو اس کو جلا دو اور اپنے معبودوں کی مدد کرو

68 انہوں نے کہا "جلا ڈالو اس کو اور حمایت کرو اپنے خداؤں کی اگر تمہیں کچھ کرنا ہے"

قُلۡنَا يَـٰنَارُ كُونِى بَرۡدًا وَسَلَـٰمًا عَلَىٰٓ إِبۡرٰهِيمَ ٦٩

We saidbiz de dedik kiکہا ہم نےqul'nāO fireey ateşاے آگyānāruBeolہوجاkūnīcool[ness]serinٹھنڈیbardanand safe[ty]ve esenlikاور سلامتی (والی ہو)wasalāmanforİbrahim'eپرʿalāIbrahimابراہیمib'rāhīma

69 Allah said, "O fire, be coolness and safety upon Abraham."

69 Biz: "Ey ateş! İbrahim'e karşı serin ve zararsız ol" dedik.

69 Biz: "Ey ateş! İbrahim'e karşı serin ve zararsız ol" dedik.

69 ہم نے حکم دیا اے آگ سرد ہوجا اور ابراہیم پر (موجب) سلامتی (بن جا)

69 ہم نے کہا”اے آگ، ٹھنڈی ہو جا اور سلامتی بن جا ابراہیمؑ پر۔“ 1

وَأَرَادُواۡ بِهِۦ كَيۡدًا فَجَعَلۡنَـٰهُمُ ٱلۡأَخۡسَرِينَ ٧٠

And they intendedve istedilerاور انہوں نے ارادہ کیاwa-arādūfor himonaاس کے ساتھbihia planbir tuzak kurmakچال چلنے کاkaydanbut We made thembiz de kendilerini uğrattıkتو بنادیا ہم نے ان کوfajaʿalnāhumuthe greatest losershüsranaسب سے زیادہ خسارہ پانے والےl-akhsarīna

70 And they intended for him harm, but We made them the greatest losers.

70 Ona düzen kurmak istediler, fakat Biz onları hüsrana uğrattık.

70 Ona düzen kurmak istediler, fakat biz kendilerini daha fazla hüsrana uğrattık.

70 اور ان لوگوں نے برا تو ان کا چاہا تھا مگر ہم نے ان ہی کو نقصان میں ڈال دیا

70 وہ چاہتے تھے کہ ابراہیمؑ کے ساتھ بُرائی کریں مگر ہم نے ان کو بُری طرح ناکام کر دیا

وَنَجَّيۡنَـٰهُ وَلُوطًا إِلَى ٱلۡأَرۡضِ ٱلَّتِى بَـٰرَكۡنَا فِيهَا لِلۡعَـٰلَمِينَ ٧١

And We delivered himve onu kurtardıkاور نجات دی ہم نے اس کوwanajjaynāhuand Lutve Lut'uاور لوط کوwalūṭanto(getirerek)کی طرفilāthe landbir yereاس زمینl-arḍiwhichbereketli kıldığımızوہ جوallatīWe (had) blessedبرکت دی تھی ہم نےbāraknā[in it]alemlereاس میںfīhāfor the worldsجہان والوں کے لیےlil'ʿālamīna

71 And We delivered him and Lot to the land which We had blessed for the worlds.

71 Onu da, Lut'u da, alemler için kutsal kıldığımız yere ulaştırıp kurtardık.

71 Onu da, Lût'u da, âlemler için bereketli ve kutsal kıldığımız yere ulaştırıp kurtardık.

71 اور ابراہیم اور لوط کو اس سرزمین کی طرف بچا نکالا جس میں ہم نے اہل عالم کے لئے برکت رکھی تھی

71 اور ہم اُسے اور لوطؑ 1 کو بچا کر اُس سر زمین کی طرف نکال لے گئے جس میں ہم نے دنیا والوں کے لیے برکتیں رکھی ہیں۔ 2

وَوَهَبۡنَا لَهُۥٓ إِسۡحَـٰقَ وَيَعۡقُوبَ نَافِلَةً‌ۖ وَكُلاًّ جَعَلۡنَا صَـٰلِحِينَ ٧٢

And We bestowedve hediye ettikاور عطا کیا ہم نے۔ بخشا ہم نےwawahabnāon himonaاس کے لیےlahuIsaacİshak'ıاسحاق۔ اس کو اسحاقis'ḥāqaand Yaqubve Ya'kub'uاور یعقوبwayaʿqūba(in) additionbağış olarakزائدnāfilatanand allve hepsiniاور سب کوwakullanWe madeyaptıkبنایا ہم نےjaʿalnārighteoussalihlerdenنیکṣāliḥīna

72 And We gave him Isaac and Jacob in addition, and all [of them] We made righteous.

72 İbrahim'e, buna ilaveten İshak ve Yakub'u da verdik, her birini iyi kimseler kıldık.

72 Ona (İbrahim'e) İshak'ı, üstelik bir de Yakub'u ihsan ettik ve herbirini salih kimseler kıldık.

72 اور ہم نے ابراہیم کو اسحق عطا کئے۔ اور مستزاد برآں یعقوب۔ اور سب کو نیک بخت کیا

72 اور ہم نے اسے اسحاقؑ عطا کیا اور یعقوبؑ اس پر مزید، 1 اور ہر ایک کو صالح بنایا

Surah 21 / Al-Anbya / The Prophets سورة الأنبياء 328
So he made themnihayet onları ettiتو اس نے کردیا ان کو fajaʿalahum (into) piecesparça parçaٹکڑے ٹکڑے judhādhan exceptyalnız hariçمگر illā a large (one)büyüğüبڑا kabīran of themonlarınان کا lahum so that they maybelkiشاید کہ وہ laʿallahum to itonaاس کی طرف ilayhi returnmüracaat ederler (diye)رجوع کریں yarjiʿūna
٥٨ They saiddedilerانہوں نے کہا qālū Whokim?کس نے man (has) doneyaptıکیا ہے faʿala thisbunuیہ hādhā to our godstanrılarımızaہمارے الہوں کے ساتھ biālihatinā Indeed, hemuhakkak oیقینا وہ innahu (is) ofbiridirالبتہ سے ہے lamina the wrongdoerszalimlerdenظالموں میں l-ẓālimīna٥٩
They saiddedilerانہوں نے کہا qālū We heardişittikسنا ہم نے samiʿ'nā a youthbir gençایک نوجوان کو fatan mention themonları diline dolayanجو ذکر کر رہا تھا ان کا yadhkuruhum he is calleddeniliyormuşکہا جاتا ہے yuqālu he is calledkendisineاس کو lahu Ibrahimİbrahimابراہیم ib'rāhīmu٦٠ They saiddedilerانہوں نے کہا qālū Then bringgetirinپس لاؤ fatū himonuاس کو bihi
beforeönüneکے سامنے (اسے سب کے سامنے لاؤ) ʿalā (the) eyesgözüآنکھوں aʿyuni (of) the peopleinsanlarınلوگوں کی l-nāsi so that they mayböylece onlarتاکہ وہ laʿallahum bear witnesstanık olsunlarمشاہدہ کریں۔ دیکھیں yashhadūna٦١ They saiddediler kiانہوں نے کہا qālū Have yousen mi?کیا تم نے a-anta doneyaptınتم نے کیا تھا faʿalta
thisbunuیہ کام hādhā to our godstanrılarımızaہمارے الہوں کے ساتھ biālihatinā O Ibrahimey İbrahimاے ابراہیم yāib'rāhīmu٦٢ He saiddediاس نے کہا qāla Nayhayırبلکہ bal (some doer) did ityapmışکیا ہے اس کو faʿalahu Their chiefbüyükleriان کے بڑے نے (یہ کام) kabīruhum
(is) thisişte şuاس نے hādhā So ask themonlara sorunپس پوچھو ان سے fasalūhum ifeğerاگر in they (can)onlarہیں وہ kānū speakkonuşurlarsaبولتے yanṭiqūna٦٣ So they returneddöndülerتو وہ پلٹے farajaʿū tokendi vicdanlarınaکی طرف ilā
themselvesاپنے نفسوں anfusihim and saidve dedilerتو انہوں نے کہا faqālū Indeed, youhakikaten sizبیشک تم innakum [you]sizlerتم ہی antumu (are) the wrongdoershaksızsınızظالم ہو l-ẓālimūna٦٤ Thensonra yineپھر thumma they were turneddöndürüldülerوہ الٹائے گئے nukisū onüzerineپر ʿalā
their headseski kafalarıاپنے سروں ruūsihim Verilymuhakkakالبتہ تحقیق laqad you knowbilirsin kiتو جانتا ہے ʿalim'ta notbunlarنہیں theseہیں یہ (ہستیاں) hāulāi (can) speakkonuşmazlarبولتیں yanṭiqūna٦٥ He saiddedi kiکہا qāla
Then do you worshiptapıyor musunuz?کیا بھلا تم عبادت کرتے ہو afataʿbudūna besidesbırakıp da min besidesسوا dūni AllahAllah'ıاللہ کے l-lahi whatşeylereجو (does) notaslaنہیں benefit yousize fayda vermeyenنفع دیتے تم کو yanfaʿukum (in) anythinghiçbirکچھ بھی shayan and notveاور نہ walā
harms youzarar vermeyenنقصان دے سکتے ہیں yaḍurrukum٦٦ Uffyuh olsunاف ہے uffin to yousizeتمہارے لیے lakum and to whatveاور واسطے ان کے walimā you worshiptaptıklarınızaجن کی تم عبادت کرتے ہو taʿbudūna besidesdışında min besidesسوا dūni AllahAllah'tanاللہ کے l-lahi Then will notaklınızı kullanmıyor musunuz siz?کیا بھلا نہیں afalā
you use reasonتم عقل سے کام لیتے taʿqilūna٦٧ They saiddediler kiانہوں نے کہا qālū Burn himonu (İbrahim'i) yakınجلا ڈالو اس کو ḥarriqūhu and supportve yardım edinاور مدد کرو wa-unṣurū your godstanrılarınızaاپنے الہوں کی ālihatakum ifeğerاگر in you aresizہو تم kuntum
doers(bir iş) yapacaksanızکرنے والے fāʿilīna٦٨ We saidbiz de dedik kiکہا ہم نے qul'nā O fireey ateşاے آگ yānāru Beolہوجا kūnī cool[ness]serinٹھنڈی bardan and safe[ty]ve esenlikاور سلامتی (والی ہو) wasalāman forİbrahim'eپر ʿalā Ibrahimابراہیم ib'rāhīma٦٩
And they intendedve istedilerاور انہوں نے ارادہ کیا wa-arādū for himonaاس کے ساتھ bihi a planbir tuzak kurmakچال چلنے کا kaydan but We made thembiz de kendilerini uğrattıkتو بنادیا ہم نے ان کو fajaʿalnāhumu the greatest losershüsranaسب سے زیادہ خسارہ پانے والے l-akhsarīna٧٠ And We delivered himve onu kurtardıkاور نجات دی ہم نے اس کو wanajjaynāhu
and Lutve Lut'uاور لوط کو walūṭan to(getirerek)کی طرف ilā the landbir yereاس زمین l-arḍi whichbereketli kıldığımızوہ جو allatī We (had) blessedبرکت دی تھی ہم نے bāraknā [in it]alemlereاس میں fīhā for the worldsجہان والوں کے لیے lil'ʿālamīna٧١ And We bestowedve hediye ettikاور عطا کیا ہم نے۔ بخشا ہم نے wawahabnā
on himonaاس کے لیے lahu Isaacİshak'ıاسحاق۔ اس کو اسحاق is'ḥāqa and Yaqubve Ya'kub'uاور یعقوب wayaʿqūba (in) additionbağış olarakزائد nāfilatan and allve hepsiniاور سب کو wakullan We madeyaptıkبنایا ہم نے jaʿalnā righteoussalihlerdenنیک ṣāliḥīna٧٢
٣٢٨
‹ 326page 327 of the printed Mushaf328 ›