۞وَقَالَ ٱلَّذِينَ لَا يَرۡجُونَ لِقَآءَنَا لَوۡلَآ أُنزِلَ عَلَيۡنَا ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ أَوۡ نَرَىٰ رَبَّنَا‌ۗ لَقَدِ ٱسۡتَكۡبَرُواۡ فِىٓ أَنفُسِهِمۡ وَعَتَوۡ عُتُوًّا كَبِيرًا ٢١

And saidve dedi(ler)اور کہاwaqālathose whokimselerان لوگوں نےalladhīna(do) notummayan(lar)نہیںexpectجو امید رکھتےyarjūna(the) meeting with Usbizimle karşılaşmayıہماری ملاقات کیliqāanāWhy notdeğil mi?کیوں نہیںlawlāare sent downindirilmeliاتارے گئے۔ نازل کیے گئےunzilato usbizeہم پرʿalaynāthe Angelsmeleklerفرشتےl-malāikatuoryahutیاawwe seegörmeliydikہم دیکھتےnarāour LordRabbimiziاپنے رب کوrabbanāIndeedandolsun kiالبتہ تحقیقlaqadithey have become arrogantonlar büyüklük tasladılarانہوں نے تکبر کیاis'takbarūwithiniçlerindeمیںthemselveskendiاپنے نفسوںanfusihimand (become) insolentve haddi aştılarاور انہوں نے سرکشی کیwaʿataw(with) insolencebir azgınlıklaسرکشیʿutuwwangreatbüyükبڑیkabīran

21 And those who do not expect the meeting with Us say, "Why were not angels sent down to us, or [why] do we [not] see our Lord?" They have certainly become arrogant within themselves and [become] insolent with great insolence.

21 Bizimle karşılaşmayı ummayanlar: "Bize ya melekler indirilmeli, ya da Rabbimiz'i görmeliyiz" derler. And olsun ki kendi kendilerine büyüklenmişler, azgınlıkta pek ileri gitmişlerdir.

21 Bununla beraber, bize kavuşmayı ummayanlar "Bize ya melekler indirilmeliydi, ya da Rabbimizi görmeliydik" dediler. Andolsun ki, doğrusu nefislerinde kendilerini büyük gördüler ve büyük azgınlık ettiler.

21 اور جو لوگ ہم سے ملنے کی امید نہیں رکھتے۔ کہتے ہیں کہ ہم پر فرشتے کیوں نہ نازل کئے گئے۔ یا ہم اپنی آنکھ سے اپنے پروردگار کو دیکھ لیں۔ یہ اپنے خیال میں بڑائی رکھتے ہیں اور (اسی بنا پر) بڑے سرکش ہو رہے ہی

21 جو لوگ ہمارے حضور پیش ہونے کا اندیشہ نہیں رکھتے وہ کہتے ہیں”کیوں نہ فرشتے ہمارے پاس بھیجے  جائیں؟ 1 یا پھر ہم اپنے رب کو دیکھیں۔ 2“بڑا گھمنڈ لے بیٹھے یہ اپنے نفس میں 3 اور حد سے گزر گئے یہ اپنی سر کشی میں

يَوۡمَ يَرَوۡنَ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةَ لَا بُشۡرَىٰ يَوۡمَئِذٍ لِّلۡمُجۡرِمِينَ وَيَقُولُونَ حِجۡرًا مَّحۡجُورًا ٢٢

(The) Daygünجس دنyawmathey seegördükleriوہ دیکھ لیں گےyarawnathe Angelsmelekleriفرشتوں کوl-malāikatanoyokturنہیںglad tidingsmüjdeخوش خبریbush'rā(will be) that Dayişte o günاس دنyawma-idhinfor the criminalssuçlularaمجرموں کے لیےlil'muj'rimīnaand they will sayve onlar derlerاور وہ کہیں گےwayaqūlūnaA partitionyasaktırبندکیے جاؤḥij'ranforbiddenyasaklanmıştırبند کیا جاناmaḥjūran

22 The day they see the angels - no good tidings will there be that day for the criminals, and [the angels] will say, "Prevented and inaccessible."

22 Melekleri gördükleri gün, işte o gün, suçlulara iyi haber yoktur. Melekler: "İyi haber size yasaktır, yasak!" derler.

22 Melekleri görecekleri gün, işte o gün, günahkarlara hiçbir sevinç haberi yoktur. Ve yasak yasak, diyeceklerdir.

22 جس دن یہ فرشتوں کو دیکھیں گے اس دن گنہگاروں کے لئے خوشی کی بات نہیں ہوگی اور کہیں گے (خدا کرے تم) روک لئے (اور بند کردیئے) جاؤ

22 جس روز یہ فرشتوں کو دیکھیں گےوہ مجرموں کے لیے کسی بشارت کا دن نہ ہو گا 1 ، چیخ اُٹھیں گے کہ پناہ بخدا

وَقَدِمۡنَآ إِلَىٰ مَا عَمِلُواۡ مِنۡ عَمَلٍ فَجَعَلۡنَـٰهُ هَبَآءً مَّنثُورًا ٢٣

And We will proceedönüne geçiririzاور توجہ کی ہم نےwaqadim'nātoşeyiطرف اس کےilāwhateverجوthey didyaptıklarıانہوں نے عمل کیےʿamilūofherکوئی بھیmin(the) deed(s)işinعملʿamalinand We will make themve onu getiririrzتو کردیا ہم نے اس کوfajaʿalnāhu(as) dusttoz zerreleri halineغبار۔ ریتhabāandispersedsaçılmışبکھری ہوئی۔ پراگندہmanthūran

23 And We will regard what they have done of deeds and make them as dust dispersed.

23 Yaptıkları her işi ele alır, onu toz duman ederiz.

23 Onların yaptıkları her bir iyi işi dikkate alırız, fakat onu saçılmış zerreler haline getiririz.

23 اور جو انہوں نے عمل کئے ہوں گے ہم ان کی طرف متوجہ ہوں گے تو ان کو اُڑتی خاک کردیں گے

23 اور جو کچھ بھی ان کا کیا دھرا ہے اُسے لے کر ہم غبار کی طرح اُڑا دیں گے۔ 1

أَصۡحَـٰبُ ٱلۡجَنَّةِ يَوۡمَئِذٍ خَيۡرٌ مُّسۡتَقَرًّا وَأَحۡسَنُ مَقِيلاً ٢٤

(The) companionshalkınınوالےaṣḥābu(of) Paradisecennetجنت (والے)l-janatithat Dayo günاس دنyawma-idhin(will be in) a betterdaha iyidirبہتر ہوں گےkhayrunabodekalacakları yerٹھکانے کے اعتبار سےmus'taqarranand a betterve daha güzeldirاور زیادہ اچھےwa-aḥsanuresting-placedinlenecekleri yerدوپہر گزارنے کی جگہ سےmaqīlan

24 The companions of Paradise, that Day, are [in] a better settlement and better resting place.

24 O gün, cennetliklerin kalacağı yer çok iyi, dinlenecekleri yer çok güzeldir.

24 O gün cennetliklerin kalacakları yer çok iyi, dinlenecekleri yer pek güzeldir.

24 اس دن اہل جنت کا ٹھکانا بھی بہتر ہوگا اور مقام استراحت بھی ہوگا

24 بس وہی لوگ جو جنّت کے مستحق ہیں اُس دن اچھی جگہ ٹھہریں گے اور دوپہر گزارنے کو عمدہ مقام پائیں گے۔ 1

وَيَوۡمَ تَشَقَّقُ ٱلسَّمَآءُ بِٱلۡغَمَـٰمِ وَنُزِّلَ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ تَنزِيلاً ٢٥

And (the) Dayve günاور جس دنwayawmawill split openparçalandığıپھٹ جائے گاtashaqqaquthe heavensgöğünآسمانl-samāuwith the cloudsbulutlarıساتھ بادلوں کےbil-ghamāmiand (will be) sent downve indirildiğiاور اتارے جائیں گےwanuzzilathe Angelsmeleklerinفرشتےl-malāikatudescendingbir indirilişleاتارا جاناtanzīlan

25 And [mention] the Day when the heaven will split open with [emerging] clouds, and the angels will be sent down in successive descent.

25 O gün, gök beyaz bulutlar halinde parçalanacak ve melekler bölük bölük indirilecektir.

25 O gün gökyüzü beyaz bulutlar halinde yarılacak ve melekler bölük bölük indirileceklerdir.

25 اور جس دن آسمان ابر کے ساتھ پھٹ جائے گا اور فرشتے نازل کئے جائیں گے

25 آسمان کو چیرتا ہوا ایک بادل اس روز نمودار ہو گا اور فرشتوں کے پرے کے پرے اتار دیے جائیں گے

ٱلۡمُلۡكُ يَوۡمَئِذٍ ٱلۡحَقُّ لِلرَّحۡمَـٰنِ‌ۚ وَكَانَ يَوۡمًا عَلَى ٱلۡكَـٰفِرِينَ عَسِيرًا ٢٦

The Sovereigntymülkبادشاہتal-mul'kuthat Dayo günآج کے دنyawma-idhin(will be) trulygerçekبرحق ہےl-ḥaqufor the Most GraciousRahmanın'dırرحمن کے لیےlilrraḥmāniAnd (it will) beveاور ہوگاwakānaa Daybir gündürوہ دنyawmanforiçinپرʿalāthe disbelieverskafirlerکافروں (پر)l-kāfirīnadifficultçetinبہت سختʿasīran

26 True sovereignty, that Day, is for the Most Merciful. And it will be upon the disbelievers a difficult Day.

26 O gün gerçek hükümdarlık Rahman'ındır. İnkarcılar için yaman bir gündür.

26 İşte o gün gerçek hükümranlık, çok merhametli olan Allah'ındır. Kâfirler için ise o, pek çetin bir gündür.

26 اس دن سچی بادشاہی خدا ہی کی ہوگی۔ اور وہ دن کافروں پر (سخت) مشکل ہوگا

26 اُس روز حقیقی بادشاہی صرف رحمٰن کی ہوگی۔ 1 اور وہ منکرین کے لیے بڑا سخت دن ہوگا

وَيَوۡمَ يَعَضُّ ٱلظَّالِمُ عَلَىٰ يَدَيۡهِ يَقُولُ يَـٰلَيۡتَنِى ٱتَّخَذۡتُ مَعَ ٱلرَّسُولِ سَبِيلاً ٢٧

And (the) Dayve o günاور جس دنwayawmawill biteısırırکاٹ کھائے گا۔ کاٹے گاyaʿaḍḍuthe wrongdoerzalimظالمl-ẓālimu[on]elleriniپرʿalāhis handsاپنے دونوں ہاتھوںyadayhihe will sayderکہے گاyaqūluO I wishey! ne olurdu keşkeاے کاش کہ میںyālaytanīI had takenben edineydimمیں بنالیتاittakhadhtuwithberaberساتھmaʿathe Messengerelçiyleرسول کےl-rasūlia waybir yolایک راستہsabīlan

27 And the Day the wrongdoer will bite on his hands [in regret] he will say, "Oh, I wish I had taken with the Messenger a way.

27 O gün, zalim kimse ellerini ısırıp: "Keşke Peygamberle beraber bir yol tutsaydım, vay başıma gelene; keşke falancayı dost edinmeseydim. And olsun ki beni, bana gelen Kuran'dan o saptırdı. Şeytan insanı yalnız ve yardımcısız bırakıyor" der.

27 O gün zalim kimse ellerini ısıracak: "Eyvah!" diyecek, "keşke Peygamberin yanında bir yol tutsaydım!"

27 اور جس دن (ناعاقبت اندیش) ظالم اپنے ہاتھ کاٹ کاٹ کر کھائے گا (اور کہے گا) کہ اے کاش میں نے پیغمبر کے ساتھ رشتہ اختیار کیا ہوتا

27 ظالم انسان اپنا ہاتھ چبائے گا اور کہے گا "کاش میں نے رسول کا ساتھ دیا ہوتا

يَـٰوَيۡلَتَىٰ لَيۡتَنِى لَمۡ أَتَّخِذۡ فُلَانًا خَلِيلاً ٢٨

O woe to meeyvah banaہائے افسوس مجھ پرyāwaylatāI wishne olurduکاش کہ میںlaytanīnotben tutmasaydımنہlamI had takenمیں بناتاattakhidhthat onefalanıفلاں شخص کوfulānan(as) a frienddostدوستkhalīlan

28 Oh, woe to me! I wish I had not taken that one as a friend.

28 O gün, zalim kimse ellerini ısırıp: "Keşke Peygamberle beraber bir yol tutsaydım, vay başıma gelene; keşke falancayı dost edinmeseydim. And olsun ki beni, bana gelen Kuran'dan o saptırdı. Şeytan insanı yalnız ve yardımcısız bırakıyor" der.

28 "Eyvah!" diyecek, "keşke falancayı dost edinmeseydim.

28 ہائے شامت کاش میں نے فلاں شخص کو دوست نہ بنایا ہوتا

28 ہائے میری کم بختی، کاش میں نے فلاں شخص کو دوست نہ بنایا ہوتا

لَّقَدۡ أَضَلَّنِى عَنِ ٱلذِّكۡرِ بَعۡدَ إِذۡ جَآءَنِى‌ۗ وَكَانَ ٱلشَّيۡطَـٰنُ لِلۡإِنسَـٰنِ خَذُولاً ٢٩

Verilygerçektenالبتہ تحقیقlaqadhe led me astrayo beni saptırdıاس نے بھٹکادیا مجھ کو۔ گمراہ کردیا مجھ کوaḍallanīfromZikirdenسےʿanithe Reminderذکر (سے) نصیحت (سے)l-dhik'riaftersonraبعدbaʿda[when]bana gelenاس کے کہ جبidhit (had) come to meوہ آگئی میرے پاسjāanīAnd iszatenاور ہےwakānathe Shaitaanşeytanشیطانl-shayṭānuto the maninsan içinانسان کے لیےlil'insānia deserteryüzüstü bırakandırبہت ہے وفا۔ چھوڑ دینے والاkhadhūlan

29 He led me away from the remembrance after it had come to me. And ever is Satan, to man, a deserter."

29 O gün, zalim kimse ellerini ısırıp: "Keşke Peygamberle beraber bir yol tutsaydım, vay başıma gelene; keşke falancayı dost edinmeseydim. And olsun ki beni, bana gelen Kuran'dan o saptırdı. Şeytan insanı yalnız ve yardımcısız bırakıyor" der.

29 Çünkü zikir (Kur'ân) bana gelmişken o, hakikaten beni ondan saptırdı. Şeytan insanı (uçuruma sürükleyip sonra) yapayalnız ve yardımcısız bırakmaktadır.

29 اس نے مجھ کو (کتاب) نصیحت کے میرے پاس آنے کے بعد بہکا دیا۔ اور شیطان انسان کو وقت پر دغا دینے والا ہے

29 اُس کے بہکائے میں آکر میں نے وہ نصیحت نہ مانی جو میرے پاس آئی تھی، شیطان انسان کے حق میں بڑا ہی بے وفا نِکلا۔ 1“

وَقَالَ ٱلرَّسُولُ يَـٰرَبِّ إِنَّ قَوۡمِى ٱتَّخَذُواۡ هَـٰذَا ٱلۡقُرۡءَانَ مَهۡجُورًا ٣٠

And saidve dedi kiاور کہے گاwaqālathe MessengerElçiرسولl-rasūluO my Lordya Rabbiاے میرے ربyārabbiIndeedşüphesizبیشکinnamy peoplekavmimمیری قوم نےqawmītookbıraktılarبنا لیا تھاittakhadhūthisbuاسhādhāthe QuranKur'an'ıقرآن کوl-qur'āna(as) a forsaken thingterk edilmişچھوڑ ہوا۔ ترک کیا ہواmahjūran

30 And the Messenger has said, "O my Lord, indeed my people have taken this Qur'an as [a thing] abandoned."

30 Peygamber: "Ey Rabbim! Doğrusu milletim bu Kuran'ı terketmişti" der.

30 Peygamber dedi ki: "Ey Rabbim! Kavmim bu Kur'ân'ı terkedilmiş (bir şey yerinde) tuttular."

30 اور پیغمبر کہیں گے کہ اے پروردگار میری قوم نے اس قرآن کو چھوڑ رکھا تھا

30 اور رسُولؐ کہے گا کہ ”اے میرے ربّ، میری قوم کے لوگوں نے اس قرآن کو نشانہٴ تضحیک 1 بنا لیا تھا۔“

وَكَذٰلِكَ جَعَلۡنَا لِكُلِّ نَبِىٍّ عَدُوًّا مِّنَ ٱلۡمُجۡرِمِينَ‌ۗ وَكَفَىٰ بِرَبِّكَ هَادِيًا وَنَصِيرًا ٣١

And thusve böyleceاور اسی طرحwakadhālikaWe have madebiz var ettikبنایا ہم نےjaʿalnāfor everyherواسطے ہرlikulliProphetelçiyeنبی کےnabiyyinan enemybir düşmanدشمنʿaduwwanamongsuçlulardanمیں سےminathe criminalsمجرموںl-muj'rimīnaBut sufficient isyeterاور کافی ہےwakafāyour LordRabbinتیراربbirabbika(as) a Guideyol gösterici olarakہدایت دینے والاhādiyanand a Helperve yardımcı olarakاور مددگارwanaṣīran

31 And thus have We made for every prophet an enemy from among the criminals. But sufficient is your Lord as a guide and a helper.

31 Her peygamber için, böylece suçlulardan bir düşman ortaya koyarız. Doğruyu gösterici ve yardımcı olarak, Rabbin yeter.

31 (Resulüm!) Ve işte biz böyle her peygamber için günahkarlardan bir düşman yapmışızdır. Bununla beraber hidayet verici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.

31 اور اسی طرح ہم نے گنہگاروں میں سے ہر پیغمبر کا دشمن بنا دیا۔ اور تمہارا پروردگار ہدایت دینے اور مدد کرنے کو کافی ہے

31 اے محمد ؐ ، ہم نے تو اِسی طرح مجرموں کو ہر نبی کا دشمن بنایا ہے 1 اور تمہارے لیے تمہارا ربّ ہی رہنمائی اور مدد کو کافی ہے۔ 2

وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواۡ لَوۡلَا نُزِّلَ عَلَيۡهِ ٱلۡقُرۡءَانُ جُمۡلَةً وٰحِدَةً‌ۚ كَذٰلِكَ لِنُثَبِّتَ بِهِۦ فُؤَادَكَ‌ۖ وَرَتَّلۡنَـٰهُ تَرۡتِيلاً ٣٢

And saidve dedi(ler)اور کہاwaqālathose whokimselerان لوگوں نےalladhīnadisbelieveinkar eden(ler)جنہوں نے کفر کیاkafarūWhy notdeğil miydi?کیوں نہیںlawlāwas revealedindirilmeliنازل کیا گیاnuzzilato himonaاس پرʿalayhithe QuranKur'anقرآنl-qur'ānuall at oncetoptanبارjum'latanall at oncebir defadaایک ہی (ایک ہی بار)wāḥidatanThusböyle yaptıkاسی طرحkadhālikathat We may strengthenbiz sağlamlaştırmak içinتاکہ ہم جمادیں۔ مضبوط کردیںlinuthabbitatherebyonunlaساتھ اس کےbihiyour heartsenin kalbiniتیرا دلfuādakaand We have recited itve onu okudukاور ٹھہر ٹھہر کر پڑھ سنایا ہم نے اس کوwarattalnāhu(with distinct) recitationağır ağırٹھہر ٹھہر کر پڑھ سناناtartīlan

32 And those who disbelieve say, "Why was the Qur'an not revealed to him all at once?" Thus [it is] that We may strengthen thereby your heart. And We have spaced it distinctly.

32 İnkar edenler: "Kuran ona bir defada indirilmeliydi" derler. Oysa Biz onu böylece senin kalbine yerleştirmek için azar azar indirir ve onu ağır ağır okuruz.

32 Yine o inkâr edenler dediler ki: "O Kur'ân ona, hepsi birden indirilseydi ya"! Biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle (parça parça indirdik) ve onu tane tane (ayırarak) okuduk.

32 اور کافر کہتے ہیں کہ اس پر قرآن ایک ہی دفعہ کیوں نہیں اُتارا گیا۔ اس طرح (آہستہ آہستہ) اس لئے اُتارا گیا کہ اس سے تمہارے دل کو قائم رکھیں۔ اور اسی واسطے ہم اس کو ٹھہر ٹھہر کر پڑھتے رہے ہیں

32 منکرین کہتے ہیں”اِس شخص پر سارا قرآن ایک ہی وقت میں کیوں نہ اُتار دیا گیا؟“ 1۔۔۔۔ ہاں، ایسا اس لیے کیا گیا ہے کہ اس کو اچھی طرح ہم تمہارے ذہن نشین کرتے رہیں 2 اور (اسی غرض کے لیے)ہم نے اس کو ایک خاص ترتیب کے ساتھ الگ الگ اجزاء کی شکل دی ہے

Surah 25 / Al-Furqan / The Criterion سورة الفرقان 363
And saidve dedi(ler)اور کہا waqāla those whokimselerان لوگوں نے alladhīna (do) notummayan(lar)نہیں expectجو امید رکھتے yarjūna (the) meeting with Usbizimle karşılaşmayıہماری ملاقات کی liqāanā Why notdeğil mi?کیوں نہیں lawlā are sent downindirilmeliاتارے گئے۔ نازل کیے گئے unzila to usbizeہم پر ʿalaynā the Angelsmeleklerفرشتے l-malāikatu
oryahutیا aw we seegörmeliydikہم دیکھتے narā our LordRabbimiziاپنے رب کو rabbanā Indeedandolsun kiالبتہ تحقیق laqadi they have become arrogantonlar büyüklük tasladılarانہوں نے تکبر کیا is'takbarū withiniçlerindeمیں themselveskendiاپنے نفسوں anfusihim and (become) insolentve haddi aştılarاور انہوں نے سرکشی کی waʿataw (with) insolencebir azgınlıklaسرکشی ʿutuwwan greatbüyükبڑی kabīran
٢١ (The) Daygünجس دن yawma they seegördükleriوہ دیکھ لیں گے yarawna the Angelsmelekleriفرشتوں کو l-malāikata noyokturنہیں glad tidingsmüjdeخوش خبری bush'rā (will be) that Dayişte o günاس دن yawma-idhin for the criminalssuçlularaمجرموں کے لیے lil'muj'rimīna and they will sayve onlar derlerاور وہ کہیں گے wayaqūlūna
A partitionyasaktırبندکیے جاؤ ḥij'ran forbiddenyasaklanmıştırبند کیا جانا maḥjūran٢٢ And We will proceedönüne geçiririzاور توجہ کی ہم نے waqadim'nā toşeyiطرف اس کے ilā whateverجو they didyaptıklarıانہوں نے عمل کیے ʿamilū ofherکوئی بھی min (the) deed(s)işinعمل ʿamalin and We will make themve onu getiririrzتو کردیا ہم نے اس کو fajaʿalnāhu
(as) dusttoz zerreleri halineغبار۔ ریت habāan dispersedsaçılmışبکھری ہوئی۔ پراگندہ manthūran٢٣ (The) companionshalkınınوالے aṣḥābu (of) Paradisecennetجنت (والے) l-janati that Dayo günاس دن yawma-idhin (will be in) a betterdaha iyidirبہتر ہوں گے khayrun abodekalacakları yerٹھکانے کے اعتبار سے mus'taqarran
and a betterve daha güzeldirاور زیادہ اچھے wa-aḥsanu resting-placedinlenecekleri yerدوپہر گزارنے کی جگہ سے maqīlan٢٤ And (the) Dayve günاور جس دن wayawma will split openparçalandığıپھٹ جائے گا tashaqqaqu the heavensgöğünآسمان l-samāu with the cloudsbulutlarıساتھ بادلوں کے bil-ghamāmi and (will be) sent downve indirildiğiاور اتارے جائیں گے wanuzzila the Angelsmeleklerinفرشتے l-malāikatu
descendingbir indirilişleاتارا جانا tanzīlan٢٥ The Sovereigntymülkبادشاہت al-mul'ku that Dayo günآج کے دن yawma-idhin (will be) trulygerçekبرحق ہے l-ḥaqu for the Most GraciousRahmanın'dırرحمن کے لیے lilrraḥmāni And (it will) beveاور ہوگا wakāna a Daybir gündürوہ دن yawman foriçinپر ʿalā
the disbelieverskafirlerکافروں (پر) l-kāfirīna difficultçetinبہت سخت ʿasīran٢٦ And (the) Dayve o günاور جس دن wayawma will biteısırırکاٹ کھائے گا۔ کاٹے گا yaʿaḍḍu the wrongdoerzalimظالم l-ẓālimu [on]elleriniپر ʿalā his handsاپنے دونوں ہاتھوں yadayhi he will sayderکہے گا yaqūlu
O I wishey! ne olurdu keşkeاے کاش کہ میں yālaytanī I had takenben edineydimمیں بنالیتا ittakhadhtu withberaberساتھ maʿa the Messengerelçiyleرسول کے l-rasūli a waybir yolایک راستہ sabīlan٢٧ O woe to meeyvah banaہائے افسوس مجھ پر yāwaylatā I wishne olurduکاش کہ میں laytanī notben tutmasaydımنہ lam I had takenمیں بناتا attakhidh
that onefalanıفلاں شخص کو fulānan (as) a frienddostدوست khalīlan٢٨ Verilygerçektenالبتہ تحقیق laqad he led me astrayo beni saptırdıاس نے بھٹکادیا مجھ کو۔ گمراہ کردیا مجھ کو aḍallanī fromZikirdenسے ʿani the Reminderذکر (سے) نصیحت (سے) l-dhik'ri aftersonraبعد baʿda [when]bana gelenاس کے کہ جب idh it (had) come to meوہ آگئی میرے پاس jāanī
And iszatenاور ہے wakāna the Shaitaanşeytanشیطان l-shayṭānu to the maninsan içinانسان کے لیے lil'insāni a deserteryüzüstü bırakandırبہت ہے وفا۔ چھوڑ دینے والا khadhūlan٢٩ And saidve dedi kiاور کہے گا waqāla the MessengerElçiرسول l-rasūlu
O my Lordya Rabbiاے میرے رب yārabbi Indeedşüphesizبیشک inna my peoplekavmimمیری قوم نے qawmī tookbıraktılarبنا لیا تھا ittakhadhū thisbuاس hādhā the QuranKur'an'ıقرآن کو l-qur'āna (as) a forsaken thingterk edilmişچھوڑ ہوا۔ ترک کیا ہوا mahjūran٣٠ And thusve böyleceاور اسی طرح wakadhālika
We have madebiz var ettikبنایا ہم نے jaʿalnā for everyherواسطے ہر likulli Prophetelçiyeنبی کے nabiyyin an enemybir düşmanدشمن ʿaduwwan amongsuçlulardanمیں سے mina the criminalsمجرموں l-muj'rimīna But sufficient isyeterاور کافی ہے wakafā your LordRabbinتیرارب birabbika (as) a Guideyol gösterici olarakہدایت دینے والا hādiyan
and a Helperve yardımcı olarakاور مددگار wanaṣīran٣١ And saidve dedi(ler)اور کہا waqāla those whokimselerان لوگوں نے alladhīna disbelieveinkar eden(ler)جنہوں نے کفر کیا kafarū Why notdeğil miydi?کیوں نہیں lawlā was revealedindirilmeliنازل کیا گیا nuzzila to himonaاس پر ʿalayhi the QuranKur'anقرآن l-qur'ānu all at oncetoptanبار jum'latan
all at oncebir defadaایک ہی (ایک ہی بار) wāḥidatan Thusböyle yaptıkاسی طرح kadhālika that We may strengthenbiz sağlamlaştırmak içinتاکہ ہم جمادیں۔ مضبوط کردیں linuthabbita therebyonunlaساتھ اس کے bihi your heartsenin kalbiniتیرا دل fuādaka and We have recited itve onu okudukاور ٹھہر ٹھہر کر پڑھ سنایا ہم نے اس کو warattalnāhu (with distinct) recitationağır ağırٹھہر ٹھہر کر پڑھ سنانا tartīlan٣٢
٣٦٣
‹ 361page 362 of the printed Mushaf363 ›