أَمۡ تَحۡسَبُ أَنَّ أَكۡثَرَهُمۡ يَسۡمَعُونَ أَوۡ يَعۡقِلُونَ‌ۚ إِنۡ هُمۡ إِلَّا كَٱلۡأَنۡعَـٰمِ‌ۖ بَلۡ هُمۡ أَضَلُّ سَبِيلاً ٤٤

Oryoksaیاamdo you thinksanıyor musun ki?تم سمجھتے ہوtaḥsabuthatgerçektenکہ بیشکannamost of themonların çoğuان میں سے اکثرaktharahumhearişitiyorlarسنتے ہیںyasmaʿūnaorveyaیاawunderstanddüşünüyorlarعقل رکھتے ہیںyaʿqilūnaNotdeğildirنہیںintheyonlarوہhum(are) exceptancakمگرillālike cattlehayvanlar gibidirجانوروں کی طرحkal-anʿāmiNayhattaبلکہbaltheyonlarوہhum(are) more astraydaha sapıktırزیادہ بھٹکے ہوئے ہیںaḍallu(from the) wayyolcaراستے کے اعتبار سےsabīlan

44 Or do you think that most of them hear or reason? They are not except like livestock. Rather, they are [even] more astray in [their] way.

44 Yoksa çoklarının söz dinlediklerini veya aklettiklerini mi sanırsın? Onlar şüphesiz davarlar gibidir, belki daha da sapık yolludurlar.

44 Yoksa sen, onların çoğunun gerçekten söz dinleyeceğini yahut akıllanacağını mı sanıyorsun? Gerçekte onlar hayvanlar gibidir, hatta gidişçe daha sapıktırlar.

44 یا تم یہ خیال کرتے ہو کہ ان میں اکثر سنتے یا سمجھتے ہیں (نہیں) یہ تو چوپایوں کی طرح ہیں بلکہ ان سے بھی زیادہ گمراہ ہیں

44 کیا تم سمجھتے ہو کہ ان میں سے اکثر لوگ سُنتے اور سمجھتے ہیں؟ یہ تو جانوروں کی طرح ہیں، بلکہ  اُن سے بھی گئے گُزرے۔  1

أَلَمۡ تَرَ إِلَىٰ رَبِّكَ كَيۡفَ مَدَّ ٱلظِّلَّ وَلَوۡ شَآءَ لَجَعَلَهُۥ سَاكِنًا ثُمَّ جَعَلۡنَا ٱلشَّمۡسَ عَلَيۡهِ دَلِيلاً ٤٥

Do you notgörmedin mi?کیا تم نےalamseeدیکھا نہیںtara[to]Rabbiniکی طرفilāyour Lordاپنے ربrabbikahownasıl?کس طرحkayfaHe extendsuzattıاس نے پھیلا دیاmaddathe shadowgölgeyiسائے کوl-ẓilaAnd ifve şayetاور اگرwalawHe willeddileseydiوہ چاہتاshāasurely He (could) have made itonu yapardıالبتہ کردیتا اس کوlajaʿalahustationarydurgunٹھہرا ہواsākinanThensonraپھرthummaWe madekıldıkبنایا ہم نےjaʿalnāthe sungüneşiسورج کوl-shamsafor itonaاس پرʿalayhian indicationbir delilنشانی ۔ رہبرdalīlan

45 Have you not considered your Lord - how He extends the shadow, and if He willed, He could have made it stationary? Then We made the sun for it an indication.

45 Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu durdururdu. Sonra Biz güneşi, ona delil kılıp yavaş yavaş kendimize çekmişizdir.

45 Rabbinin gölgeyi nasıl uzatmakta olduğunu görmedin mi? Dileseydi onu elbet hareketsiz de kılardı. Sonra biz güneşi, ona (gölgeye) delil kılmışızdır.

45 بلکہ تم نے اپنے پروردگار (کی قدرت) کو نہیں دیکھا کہ وہ سائے کو کس طرح دراز کر (کے پھیلا) دیتا ہے۔ اور اگر وہ چاہتا تو اس کو (بےحرکت) ٹھیرا رکھتا پھر سورج کو اس کا رہنما بنا دیتا ہے

45 تم نے دیکھا نہیں کہ تمہارا ربّ کس طرح سایہ پھیلا دیتا ہے؟ اگر وہ چاہتا تو اسے دائمی سایہ بنا دیتا۔ ہم نے سُورج کو اُس پر دلیل 1 بنایا

ثُمَّ قَبَضۡنَـٰهُ إِلَيۡنَا قَبۡضًا يَسِيرًا ٤٦

ThensonraپھرthummaWe withdraw itçekip aldıkقبض کرلیا ہم نے اس کو۔ سمیٹ لیا ہم نے اس کوqabaḍnāhuto Uskendimizeاپنی طرفilaynāa withdrawalyavaş yavaşسٹیمناqabḍangradualkolaycaآسان سےyasīran

46 Then We hold it in hand for a brief grasp.

46 Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu durdururdu. Sonra Biz güneşi, ona delil kılıp yavaş yavaş kendimize çekmişizdir.

46 Sonra da onu yavaş yavaş kendimize (başka yöne) çekmekteyiz.

46 پھر اس کو ہم آہستہ آہستہ اپنی طرف سمیٹ لیتے ہیں

46 پھر (جیسے جیسے سُورج اُٹھتا جاتا ہے)ہم اس سائے کو رفتہ رفتہ اپنی طرف سمیٹتے چلے جاتے ہیں۔ 1

وَهُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلَّيۡلَ لِبَاسًا وَٱلنَّوۡمَ سُبَاتًا وَجَعَلَ ٱلنَّهَارَ نُشُورًا ٤٧

And HeOاور وہwahuwa(is) the One Whokiاللہ وہ ذات ہےalladhīmadeyaptıجس نے بنایاjaʿalafor yousizin içinتمہارے لیےlakumuthe nightgeceyiرات کوal-layla(as) a coveringelbiseلباسlibāsanand the sleepve uykuyuاور نیند کوwal-nawmaa restdinlenmeباعث آرامsubātanand madeve yaptıاور بنایاwajaʿalathe daygündüzüدن کوl-nahāraa resurrectionkalkıp çalışma zamanıجی اٹھنے کا وقتnushūran

47 And it is He who has made the night for you as clothing and sleep [a means for] rest and has made the day a resurrection.

47 Size geceyi örtü, uykuyu rahatlık kılan, gündüzü çalışma zamanı yapan Allah'tır.

47 Sizin için geceyi örtü, uykuyu istirahat kılan, gündüzü yayılıp çalışma (zamanı) yapan O'dur.

47 اور وہی تو ہے جس نے رات کو تمہارے لئے پردہ اور نیند کو آرام بنایا اور دن کو اُٹھ کھڑے ہونے کا وقت ٹھہرایا

47 اور وہ اللہ ہی ہے جس نے رات کو تمہارے لیے لباس 1 ، اور نیند کو سکونِ موت، اور دن کو جی اُٹھنے کا وقت بنایا۔ 2

وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَرۡسَلَ ٱلرِّيَـٰحَ بُشۡرَۢا بَيۡنَ يَدَىۡ رَحۡمَتِهِۦ‌ۚ وَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً طَهُورًا ٤٨

And Heve Oاور وہ اللہwahuwa(is) the One Whokiوہ ذات ہےalladhīsendsgönderdiجس نے بھیجاarsalathe windsrüzgarlarıہواؤں کوl-riyāḥa(as) glad tidingsmüjdeciخوش خبری کے طور پرbush'ranbeforearasında (önünde)آگے آگےbaynabeforeellerinin (önünde)yadayHis Mercyrahmetininاپنی رحمت کےraḥmatihiand We send downve indirdikاور نازل کیا ہم نےwa-anzalnāfromgöktenسےminathe skyآسمان (سے)l-samāiwaterbir suپاکmāanpuretertemizپانیṭahūran

48 And it is He who sends the winds as good tidings before His mercy, and We send down from the sky pure water

48 Rüzgarları rahmetinin önünde müjdeci gönderen O'dur. Ölü bir yeri diriltmek ve yarattığımız nice hayvan ve insanları sulamak için gökten tertemiz su indirmişizdir.

48 Rüzgarları rahmetinin önünde müjdeci olarak gönderen ve gökten tertemiz bir su indiren O'dur.

48 اور وہی تو ہے جو اپنی رحمت کے مینھہ کے آگے ہواؤں کو خوش خبری بنا کر بھیجتا ہے۔ اور ہم آسمان سے پاک (اور نتھرا ہوا) پانی برساتے ہیں

48 اور وہی ہے جو اپنی رحمت کے آگے آگے ہواوٴں کو بشارت بنا کر بھیجتا ہے۔ پھر آسمان سے پاک 1 پانی نازل کرتا ہے

لِّنُحۡــِۧىَ بِهِۦ بَلۡدَةً مَّيۡتًا وَنُسۡقِيَهُۥ مِمَّا خَلَقۡنَآ أَنۡعَـٰمًا وَأَنَاسِىَّ كَثِيرًا ٤٩

That We may give lifediriltelim diyeتاکہ ہم زندہ کریںlinuḥ'yiyatherebyonunlaساتھ اس کےbihi(to) a landbir ülkeyiشہر کوbaldatandeadölüمردہmaytanand We give drinkve onunla sulayalım diyeاور ہم سیراب کریں اس سےwanus'qiyahuthereofyarattığımızان میں سے جوmimmā(to those) We createdپیدا کیا ہم نےkhalaqnācattlehayvanlardan;مویشی جانورanʿāmanand menve insanlardanاور انسانwa-anāsiyyamanybirçoğunuبہت سےkathīran

49 That We may bring to life thereby a dead land and give it as drink to those We created of numerous livestock and men.

49 Rüzgarları rahmetinin önünde müjdeci gönderen O'dur. Ölü bir yeri diriltmek ve yarattığımız nice hayvan ve insanları sulamak için gökten tertemiz su indirmişizdir.

49 Ki biz (o suyla) ölü toprağa can verelim, yarattığımız nice hayvanlara ve insanlara su sağlayalım, diye.

49 تاکہ اس سے شہر مردہ (یعنی زمین افتادہ) کو زندہ کردیں اور پھر اسے بہت سے چوپایوں اور آدمیوں کو جو ہم نے پیدا کئے ہیں پلاتے ہیں

49 تاکہ ایک مُردہ علاقے کو اس کے ذریعے زندگی بخشے اور اپنی مخلوق میں سے بہت سے جانوروں اور انسانوں کو سیراب کرے۔ 1

وَلَقَدۡ صَرَّفۡنَـٰهُ بَيۡنَهُمۡ لِيَذَّكَّرُواۡ فَأَبَىٰٓ أَكۡثَرُ ٱلنَّاسِ إِلَّا كُفُورًا ٥٠

And verilyve andolsunاور البتہ تحقیقwalaqadWe have distributed itetraflıca anlattıkپھیر پھیر کے لائے ہم اس کوṣarrafnāhuamong themonların aralarındaان کے درمیانbaynahumthat they may rememberöğüt alsınlar diyeتاکہ وہ کچھ سبق لیںliyadhakkarūbut refuseama direnmektedirتو انکار کیاfa-abāmostçoğuاکثرaktharu(of) the peopleinsanlarınلوگوں نےl-nāsiexceptancakمگرillādisbeliefinkardaسخت ناشکری (کے)kufūran

50 And We have certainly distributed it among them that they might be reminded, but most of the people refuse except disbelief.

50 And olsun ki öğüt almaları için ülkeler arasında yer yer türlü türlü yağmur yağdırmışızdır. Buna rağmen insanların çoğu nankörlükte direnmiştir.

50 Andolsun bunu, insanların öğüt almaları için, aralarında çeşit çeşit şekillerde anlatmışızdır; ama insanların çoğu ille nankörlük edip diretmiştir.

50 اور ہم نے اس (قرآن کی آیتوں) کو طرح طرح سے لوگوں میں بیان کیا تاکہ نصیحت پکڑیں مگر بہت سے لوگوں نے انکار کے سوا قبول نہ کیا

50 اس کرشمے کو ہم بار بار ان کے سامنے لاتے ہیں 1 تاکہ وہ کچھ سبق لیں، مگر اکثر لوگ کُفر اور ناشکری کے سوا کوئی دُوسرا رویّہ اختیار کرنے سے انکار کر دیتے ہیں۔ 2

وَلَوۡ شِئۡنَا لَبَعَثۡنَا فِى كُلِّ قَرۡيَةٍ نَّذِيرًا ٥١

And ifve eğerاور اگرwalawWe willedbiz dileseydikہم چاہتےshi'nāsurely, We (would) have raisedgönderirdikالبتہ ہم اٹھاتےlabaʿathnāinherمیںeveryہرkullitownkenteبستیqaryatina warnerbir uyarıcıایک ڈرانے والاnadhīran

51 And if We had willed, We could have sent into every city a warner.

51 Dileseydik, her kente bir uyarıcı gönderirdik.

51 (Habibim!) Şayet dileseydik elbette her köye bir uyarıcı (peygamber) gönderirdik.

51 اور اگر ہم چاہتے تو ہر بستی میں ڈرانے والا بھیج دیتے

51 اگر ہم چاہتے تو ایک ایک بستی میں ایک ایک نذیر اُٹھا کھڑا کرتے 1

فَلَا تُطِعِ ٱلۡكَـٰفِرِينَ وَجَـٰهِدۡهُم بِهِۦ جِهَادًا كَبِيرًا ٥٢

So (do) notboyun eğmeتو نہfalāobeyتم اطاعت کروtuṭiʿithe disbelieverskafirlereکافروں کیl-kāfirīnaand strive (against) themve onlarla cihad etاور جہاد کرو ان کے ساتھwajāhid'humwith itbununla (Kur'an)اس کے ذریعےbihia strivingbir cihadlaجہادjihādangreatbüyükبڑاkabīran

52 So do not obey the disbelievers, and strive against them with the Qur'an a great striving.

52 Sen, inkarcılara uyma, onlara karşı olanca gücünle mücadele et.

52 (Madem ki yalnız seni gönderdik) Öyleyse kâfirlere boyun eğme ve bununla (Kur'ân ile) onlara karşı olanca gücünle büyük bir savaş ver!

52 تو تم کافروں کا کہا نہ مانو اور ان سے اس قرآن کے حکم کے مطابق بڑے شدومد سے لڑو

52 پس اے نبیؐ ، کافروں کی بات ہر گز نہ مانو اور اس قرآن کو لے کر ان کے ساتھ جہاد کبیر 1 کرو

۞وَهُوَ ٱلَّذِى مَرَجَ ٱلۡبَحۡرَيۡنِ هَـٰذَا عَذۡبٌ فُرَاتٌ وَهَـٰذَا مِلۡحٌ أُجَاجٌ وَجَعَلَ بَيۡنَهُمَا بَرۡزَخًا وَحِجۡرًا مَّحۡجُورًا ٥٣

And Heve Oاور وہ اللہwahuwa(is) the One Whobirbirine salmıştırوہ ذات ہےalladhī(has) releasedجس نے ملائےmarajathe two seasiki deniziدو سمندرl-baḥrayni[this] (one)buیہhādhāpalatabletatlıمیٹھا ہےʿadhbunand sweetsusuzluğu gidericiشیریں ہیںfurātunand [this] (one)ve buاور یہwahādhāsaltytuzluنمکین ہےmil'ḥun(and) bitterve acıdırکھاری ہے۔ کڑوا ہےujājunand He has madeve koymuşturاور اس نے بنادیاwajaʿalabetween themikisinin arasınaان دونوں کے درمیانbaynahumāa barrierbir engelایک پردہbarzakhanand a partitionve bir perdeاور ایک بندwaḥij'ranforbiddenkavuşmalarına engelبندھا ہواmaḥjūran

53 And it is He who has released [simultaneously] the two seas, one fresh and sweet and one salty and bitter, and He placed between them a barrier and prohibiting partition.

53 Birinin suyu tatlı ve kolay içimli, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da, karışmalarına engel olan bir sınır koyan Allah'tır.

53 Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı iki denizi salıveren ve aralarına bir engel, aşılmaz bir serhat koyan O'dur.

53 اور وہی تو ہے جس نے دو دریاؤں کو ملا دیا ایک کا پانی شیریں ہے پیاس بجھانے والا اور دوسرے کا کھاری چھاتی جلانے والا۔ اور دونوں کے درمیان ایک آڑ اور مضبوط اوٹ بنادی

53 اور وہی ہے جس نے دوسمندروں کو ملا رکھا ہے۔ ایک لذیذ و شیریں، دُوسرا تلخ و شور۔ اور دونوں کے درمیان ایک پردہ حائل ہے۔ ایک رکاوٹ ہے جو انہیں گڈ مڈ ہونے سے روکے ہوئے ہے۔ 1

وَهُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ مِنَ ٱلۡمَآءِ بَشَرًا فَجَعَلَهُۥ نَسَبًا وَصِهۡرًا‌ۗ وَكَانَ رَبُّكَ قَدِيرًا ٥٤

And Heve Oاور وہ اللہwahuwa(is) the One Whoyarattıوہ ذات ہےalladhīhas createdجس نے پیدا کیاkhalaqafromsudanسےminathe waterپانیl-māihuman beingbir insanانسان کوbasharanand has made (for) himve onu kıldıپھر بنایا اس کوfajaʿalahublood relationshipnesepنسب والاnasabanand marriage relationshipve sıhrاور سسرال والاwaṣih'ranAnd isveاور ہےwakānayour LordRabbinرب تیراrabbukaAll-Powerfulher şeye gücü yetendirقدرت والاqadīran

54 And it is He who has created from water a human being and made him [a relative by] lineage and marriage. And ever is your Lord competent [concerning creation].

54 İnsanı sudan yaratarak, ona soy sop veren O'dur. Rabbin herşeye Kadir'dir.

54 O (hakir) sudan, bir insan yaratıp ona bir neseb bahşeden ve sıhriyet bağı ile akraba yapan O'dur. Rabbinin her şeye gücü yeter.

54 اور وہی تو ہے جس نے پانی سے آدمی پیدا کیا۔ پھر اس کو صاحب نسب اور صاحب قرابت دامادی بنایا۔ اور تمہارا پروردگار (ہر طرح کی) قدرت رکھتا ہے

54 اور وہی ہے جس نے پانی سے ایک بشر پیدا کیا، پھر اس نے نسب اور سُسرال کے دو الگ سلسلے چلائے۔ 1 تیرا ربّ بڑا ہی قدرت والا ہے

وَيَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَنفَعُهُمۡ وَلَا يَضُرُّهُمۡ‌ۗ وَكَانَ ٱلۡكَافِرُ عَلَىٰ رَبِّهِۦ ظَهِيرًا ٥٥

But they worshipve tapıyorlarاور وہ عبادت کرتے ہیںwayaʿbudūnabesides Allahbaşkaminbesides Allahسواdūnibesides AllahAllah'tanاللہ کےl-lahiwhatşeylereان کی جوnot profits themfayda vermeyenنہیںnot profits themنفع دیتے ان کوyanfaʿuhumand notve ne deاور نہیںwalāharms themzarar vermeyenنقصان دیتے ہیں ان کوyaḍurruhumand isve olanاور ہےwakānathe disbelieverkafirکافرl-kāfiruagainstkarşıپرʿalāhis LordRabbineاپنے رب کے مقابلہrabbihia helper(şeytana) yardımcıdırپیٹھ پھیرنے والاẓahīran

55 But they worship rather than Allah that which does not benefit them or harm them, and the disbeliever is ever, against his Lord, an assistant [to Satan].

55 Allah'ı bırakıp, kendilerine fayda da zarar da veremeyen şeylere kulluk ederler. İnkar eden, Rabbine karşı gelenin (şeytanın) yardımcısıdır.

55 (Böyle iken inkârcılar) Allah'ı bırakıp kendilerine ne fayda, ne zarar veremeyen şeylere kulluk ediyorlar. İnkârcı olan kimse Rabbine karşı uğraşıp durmaktadır.

55 اور یہ لوگ خدا کو چھوڑ کر ایسی چیز کی پرستش کر تے ہیں جو نہ ان کو فائدہ پہنچا سکے اور نہ ضرر۔ اور کافر اپنے پروردگار کی مخالفت میں بڑا زور مارتا ہے

55 اس خدا کو چھوڑ کر لوگ اُن کو پُوج رہے ہیں جو نہ ان کو نفع پہنچا سکتے ہیں نہ نقصان ، اور اوپر سے مزید یہ کہ کافر اپنے ربّ کے مقابلے میں ہر باغی کا مددگار بنا ہوا ہے۔ 1

Surah 25 / Al-Furqan / The Criterion سورة الفرقان 365
Oryoksaیا am do you thinksanıyor musun ki?تم سمجھتے ہو taḥsabu thatgerçektenکہ بیشک anna most of themonların çoğuان میں سے اکثر aktharahum hearişitiyorlarسنتے ہیں yasmaʿūna orveyaیا aw understanddüşünüyorlarعقل رکھتے ہیں yaʿqilūna Notdeğildirنہیں in theyonlarوہ hum (are) exceptancakمگر illā
like cattlehayvanlar gibidirجانوروں کی طرح kal-anʿāmi Nayhattaبلکہ bal theyonlarوہ hum (are) more astraydaha sapıktırزیادہ بھٹکے ہوئے ہیں aḍallu (from the) wayyolcaراستے کے اعتبار سے sabīlan٤٤ Do you notgörmedin mi?کیا تم نے alam seeدیکھا نہیں tara [to]Rabbiniکی طرف ilā your Lordاپنے رب rabbika hownasıl?کس طرح kayfa He extendsuzattıاس نے پھیلا دیا madda
the shadowgölgeyiسائے کو l-ẓila And ifve şayetاور اگر walaw He willeddileseydiوہ چاہتا shāa surely He (could) have made itonu yapardıالبتہ کردیتا اس کو lajaʿalahu stationarydurgunٹھہرا ہوا sākinan Thensonraپھر thumma We madekıldıkبنایا ہم نے jaʿalnā the sungüneşiسورج کو l-shamsa for itonaاس پر ʿalayhi an indicationbir delilنشانی ۔ رہبر dalīlan
٤٥ Thensonraپھر thumma We withdraw itçekip aldıkقبض کرلیا ہم نے اس کو۔ سمیٹ لیا ہم نے اس کو qabaḍnāhu to Uskendimizeاپنی طرف ilaynā a withdrawalyavaş yavaşسٹیمنا qabḍan gradualkolaycaآسان سے yasīran٤٦ And HeOاور وہ wahuwa (is) the One Whokiاللہ وہ ذات ہے alladhī madeyaptıجس نے بنایا jaʿala
for yousizin içinتمہارے لیے lakumu the nightgeceyiرات کو al-layla (as) a coveringelbiseلباس libāsan and the sleepve uykuyuاور نیند کو wal-nawma a restdinlenmeباعث آرام subātan and madeve yaptıاور بنایا wajaʿala the daygündüzüدن کو l-nahāra a resurrectionkalkıp çalışma zamanıجی اٹھنے کا وقت nushūran٤٧
And Heve Oاور وہ اللہ wahuwa (is) the One Whokiوہ ذات ہے alladhī sendsgönderdiجس نے بھیجا arsala the windsrüzgarlarıہواؤں کو l-riyāḥa (as) glad tidingsmüjdeciخوش خبری کے طور پر bush'ran beforearasında (önünde)آگے آگے bayna beforeellerinin (önünde) yaday His Mercyrahmetininاپنی رحمت کے raḥmatihi and We send downve indirdikاور نازل کیا ہم نے wa-anzalnā
fromgöktenسے mina the skyآسمان (سے) l-samāi waterbir suپاک māan puretertemizپانی ṭahūran٤٨ That We may give lifediriltelim diyeتاکہ ہم زندہ کریں linuḥ'yiya therebyonunlaساتھ اس کے bihi (to) a landbir ülkeyiشہر کو baldatan deadölüمردہ maytan and We give drinkve onunla sulayalım diyeاور ہم سیراب کریں اس سے wanus'qiyahu
thereofyarattığımızان میں سے جو mimmā (to those) We createdپیدا کیا ہم نے khalaqnā cattlehayvanlardan;مویشی جانور anʿāman and menve insanlardanاور انسان wa-anāsiyya manybirçoğunuبہت سے kathīran٤٩ And verilyve andolsunاور البتہ تحقیق walaqad We have distributed itetraflıca anlattıkپھیر پھیر کے لائے ہم اس کو ṣarrafnāhu among themonların aralarındaان کے درمیان baynahum
that they may rememberöğüt alsınlar diyeتاکہ وہ کچھ سبق لیں liyadhakkarū but refuseama direnmektedirتو انکار کیا fa-abā mostçoğuاکثر aktharu (of) the peopleinsanlarınلوگوں نے l-nāsi exceptancakمگر illā disbeliefinkardaسخت ناشکری (کے) kufūran٥٠ And ifve eğerاور اگر walaw We willedbiz dileseydikہم چاہتے shi'nā
surely, We (would) have raisedgönderirdikالبتہ ہم اٹھاتے labaʿathnā inherمیں everyہر kulli townkenteبستی qaryatin a warnerbir uyarıcıایک ڈرانے والا nadhīran٥١ So (do) notboyun eğmeتو نہ falā obeyتم اطاعت کرو tuṭiʿi the disbelieverskafirlereکافروں کی l-kāfirīna
and strive (against) themve onlarla cihad etاور جہاد کرو ان کے ساتھ wajāhid'hum with itbununla (Kur'an)اس کے ذریعے bihi a strivingbir cihadlaجہاد jihādan greatbüyükبڑا kabīran٥٢ And Heve Oاور وہ اللہ wahuwa (is) the One Whobirbirine salmıştırوہ ذات ہے alladhī (has) releasedجس نے ملائے maraja
the two seasiki deniziدو سمندر l-baḥrayni [this] (one)buیہ hādhā palatabletatlıمیٹھا ہے ʿadhbun and sweetsusuzluğu gidericiشیریں ہیں furātun and [this] (one)ve buاور یہ wahādhā saltytuzluنمکین ہے mil'ḥun (and) bitterve acıdırکھاری ہے۔ کڑوا ہے ujājun and He has madeve koymuşturاور اس نے بنادیا wajaʿala between themikisinin arasınaان دونوں کے درمیان baynahumā a barrierbir engelایک پردہ barzakhan
and a partitionve bir perdeاور ایک بند waḥij'ran forbiddenkavuşmalarına engelبندھا ہوا maḥjūran٥٣ And Heve Oاور وہ اللہ wahuwa (is) the One Whoyarattıوہ ذات ہے alladhī has createdجس نے پیدا کیا khalaqa fromsudanسے mina the waterپانی l-māi human beingbir insanانسان کو basharan and has made (for) himve onu kıldıپھر بنایا اس کو fajaʿalahu
blood relationshipnesepنسب والا nasaban and marriage relationshipve sıhrاور سسرال والا waṣih'ran And isveاور ہے wakāna your LordRabbinرب تیرا rabbuka All-Powerfulher şeye gücü yetendirقدرت والا qadīran٥٤ But they worshipve tapıyorlarاور وہ عبادت کرتے ہیں wayaʿbudūna besides Allahbaşka min besides Allahسوا dūni besides AllahAllah'tanاللہ کے l-lahi
whatşeylereان کی جو not profits themfayda vermeyenنہیں not profits themنفع دیتے ان کو yanfaʿuhum and notve ne deاور نہیں walā harms themzarar vermeyenنقصان دیتے ہیں ان کو yaḍurruhum and isve olanاور ہے wakāna the disbelieverkafirکافر l-kāfiru againstkarşıپر ʿalā his LordRabbineاپنے رب کے مقابلہ rabbihi a helper(şeytana) yardımcıdırپیٹھ پھیرنے والا ẓahīran٥٥
٣٦٥
‹ 363page 364 of the printed Mushaf365 ›