فَأَنجَيۡنَـٰهُ وَأَصۡحَـٰبَ ٱلسَّفِينَةِ وَجَعَلۡنَـٰهَآ ءَايَةً لِّلۡعَـٰلَمِينَ ١٥

But We saved himfakat onu kurtardıkتو نجات دی ہم نے اس کوfa-anjaynāhuand (the) peopleve halkınıاور والوں کوwa-aṣḥāba(of) the shipgemiکشتی (والوں کو)l-safīnatiand We made itve onu yaptıkاور بنادیا ہم نے اس کوwajaʿalnāhāa Signbir ibretایک نشانیāyatanfor the worldsalemlereجہان والوں کے لئےlil'ʿālamīna

15 But We saved him and the companions of the ship, and We made it a sign for the worlds.

15 Ama Biz, Nuh'u ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu dünyalara bir ibret kıldık.

15 Fakat biz onu ve gemidekileri kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret yaptık.

15 پھر ہم نے نوحؑ کو اور کشتی والوں کو نجات دی اور کشتی کو اہل عالم کے لئے نشانی بنا دیا

15 پھر نُوحؑ کو اور  کشتی والوں1 کو ہم نے بچا لیا اور اُسے دنیا والوں کے لیے ایک نشانِ عبرت بنا کر رکھ دیا۔2

وَإِبۡرٰهِيمَ إِذۡ قَالَ لِقَوۡمِهِ ٱعۡبُدُواۡ ٱللَّهَ وَٱتَّقُوهُ‌ۖ ذٰلِكُمۡ خَيۡرٌ لَّكُمۡ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ ١٦

And Ibrahim ve İbrahim(i gönderdik)اور ابراہیم کوwa-ib'rāhīmawhenhaniجبidhhe saiddedi kiاس نے کہا تھاqālato his peoplekavmineاپنی قوم سےliqawmihiWorshipkulluk edinعبادت کروuʿ'budūAllahAllah'aاللہ کیl-lahaand fear Himve O'ndan korkunاور ڈرو اس سےwa-ittaqūhuThatbuیہ باتdhālikum(is) betterdaha hayırlıdırبہتر ہےkhayrunfor yousizin içinتمہارے لئےlakumifeğerاگرinyouisenizہو تمkuntumknowbiliyor(lar)تم جانتےtaʿlamūna

16 And [We sent] Abraham, when he said to his people, "Worship Allah and fear Him. That is best for you, if you should know.

16 İbrahim'i de gönderdik. Milletine: "Allah'a kulluk edin, O'ndan sakının; bilirseniz bu sizin için daha iyidir" dedi.

16 İbrahim'i de gönderdik. O kavmine şöyle demişti: "Allah'a kulluk edin, O'na karşı gelmekten sakının. Eğer bilmiş olsanız bu sizin için daha hayırlıdır."

16 اور ابراہیمؑ کو (یاد کرو) جب اُنہوں نے اپنی قوم سے کہا کہ خدا کی عبادت کرو اور اس سے ڈرو اگر تم سمجھ رکھتے ہو تو یہ تمہارے حق میں بہتر ہے

16 اور ابراہیمؑ کو بھیجا1 جبکہ اُس نے اپنی قوم سے کہا:”اللہ کی بندگی کرو اور اُس سے ڈرو۔2 یہ تمہارے لیے بہتر ہے اگر تم جانو

إِنَّمَا تَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَوۡثَـٰنًا وَتَخۡلُقُونَ إِفۡكًا‌ۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ تَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ لَا يَمۡلِكُونَ لَكُمۡ رِزۡقًا فَٱبۡتَغُواۡ عِندَ ٱللَّهِ ٱلرِّزۡقَ وَٱعۡبُدُوهُ وَٱشۡكُرُواۡ لَهُۥٓ‌ۖ إِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ ١٧

Onlyancakبیشکinnamāyou worshipsiz tapıyorsunuzتم عبادت کرتے ہوtaʿbudūnabesidesbaşkaکےminbesidesسواdūniAllahAllah'tanاللہ کےl-lahiidolsbir takım putlaraبتوں کیawthānanand you createve uyduruyorsunuzاور تم گھڑ رہے ہوwatakhluqūnafalsehoodyalan şeylerجھوٹif'kanIndeedşüphesizبیشکinnathose whomsizin taptıklarınızوہ ہستیاںalladhīnayou worshipتم عبادت کرتے ہوtaʿbudūnabesidesbaşkaسےminbesidesچھوڑ کر (جن کی)dūniAllahAllah'tanاللہ کوl-lahi(do) notgüçleri yetmezنہیںpossessمالک ہوسکتیںyamlikūnafor yousizeتمہارے لئےlakumany provisionrızık vermeyeرزق کیriz'qanSo seeksiz arayınپس تلاش کروfa-ib'taghūfromyanındaپاسʿindaAllahAllah'ınاللہ کےl-lahithe provisionrızkıرزقl-riz'qaand worship Himve O'na tapınاور عبادت کرو اس کیwa-uʿ'budūhuand be gratefulve şükredinاور شکر ادا کروwa-ush'kurūto HimO'naاس کاlahuTo HimO'naاسی کی طرفilayhiyou will be returneddöndürüleceksinizتم لوٹائے جاؤ گےtur'jaʿūna

17 You only worship, besides Allah, idols, and you produce a falsehood. Indeed, those you worship besides Allah do not possess for you [the power of] provision. So seek from Allah provision and worship Him and be grateful to Him. To Him you will be returned."

17 Siz Allah'ı bırakıp sadece bir takım putlara tapıyor, aslı olmayan sözler uyduruyorsunuz. Doğrusu, Allah'tan başka taptıklarınızın size rızık vermeye güçleri yetmez. Artık rızkı Allah katında arayın. O'na kulluk edin. O'na şükredin. Siz O'na döneceksiniz.

17 "Siz Allah'ı bırakıp sadece birtakım putlara tapıyor, asılsız sözler uyduruyorsunuz. Bilmelisiniz ki, Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, size rızık veremezler. O halde rızkı Allah katında arayın. O'na kulluk edin. Ancak O'na döndürüleceksiniz."

17 تو تم خدا کو چھوڑ کر بتوں کو پوجتے اور طوفان باندھتے ہو تو جن لوگوں کو تم خدا کے سوا پوجتے ہو وہ تم کو رزق دینے کا اختیار نہیں رکھتے پس خدا ہی کے ہاں سے رزق طلب کرو اور اسی کی عبادت کرو اور اسی کا شکر کرو اسی کی طرف تم لوٹ کر جاؤ گے

17 تم اللہ کو چھوڑ کر جنہیں پُوج رہے ہو وہ تو محض بُت ہیں اور تم ایک جھُوٹ گھڑ رہے ہو۔1 درحقیقت اللہ کے سوا جن کی تم پرستش کرتے ہو وہ تمہیں کوئی رزق بھی دینے کا اختیار نہیں رکھتے۔ اللہ سے رزق مانگو اور اسی کی بندگی کرو اور اس کا شکر ادا کرو، اسی کی طرف تم پلٹائے جانے والے ہو۔2

وَإِن تُكَذِّبُواۡ فَقَدۡ كَذَّبَ أُمَمٌ مِّن قَبۡلِكُمۡ‌ۖ وَمَا عَلَى ٱلرَّسُولِ إِلَّا ٱلۡبَلَـٰغُ ٱلۡمُبِينُ ١٨

And ifve eğerاور اگرwa-inyou denyyalanlarsanızتم جھٹلاتے ہوtukadhibūthen verilyelbetteپس تحقیقfaqaddeniedyalanlamışlardıجھٹلایاkadhaba(the) nationsümmetler deکچھ گروہوں نےumamunbefore yousizden öncekiسےminbefore youجو تم سے پہلے تھےqablikumAnd notve yokturاور نہیںwamā(is) ondüşenاوپرʿalāthe Messengerelçiyeرسول کےl-rasūliexceptbaşka bir şeyمگرillāthe conveyancetebliğ etmektenپہنچا دیناl-balāghuclearaçıkçaکھلم کھلاl-mubīnu

18 And if you [people] deny [the message] - already nations before you have denied. And there is not upon the Messenger except [the duty of] clear notification.

18 Eğer siz Peygamberi yalanlıyorsanız bilin ki, sizden önceki ümmetler de yalanlamışlardı. Peygambere düşen, sadece apaçık tebliğdir.

18 Eğer (size tebliğ edileni) yalan sayarsanız, bilin ki sizden önceki birçok milletler de yalan saymışlardı. Peygambere düşen yalnız açık bir tebliğdir.

18 اور اگر تم (میری) تکذیب کرو تو تم سے پہلے بھی اُمتیں (اپنے پیغمبروں کی) تکذیب کرچکی ہیں۔ اور پیغمبر کے ذمے کھول کر سنا دینے کے سوا اور کچھ نہیں

18 اور اگر تم جھُٹلا تے ہو تو تم سے پہلے بہت سی قومیں جھُٹلا چکی ہیں،1 اور رسُولؐ پر صاف صاف پیغام پہنچا دینے کے سوا  کوئی ذمّہ داری نہیں ہے۔“

أَوَلَمۡ يَرَوۡاۡ كَيۡفَ يُبۡدِئُ ٱللَّهُ ٱلۡخَلۡقَ ثُمَّ يُعِيدُهُۥٓ‌ۚ إِنَّ ذٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرٌ ١٩

Do notgörmediler mi?کیا بھلا نہیںawalamthey seeانہوں نے دیکھاyarawhownasılکس طرحkayfaAllah originatesbaşlatıyorابتدا کرتا ہےyub'di-uAllah originatesAllahاللہl-lahuthe creationyaratmayıخلق کیl-khalqathensonraپھرthummarepeats itonu iade ediyorاعادہ کرے گا اس کاyuʿīduhuIndeedşüphesizبیشکinnathatbuیہ (بات)dhālikaforgöreاوپرʿalāAllahAllah'aاللہ کےl-lahi(is) easykolaydırآسان ہےyasīrun

19 Have they not considered how Allah begins creation and then repeats it? Indeed that, for Allah, is easy.

19 Allah'ın yaratmaya nasıl başlayıp, sonra onu nasıl tekrar edeceğini anlamazlar mı? Doğrusu bu Allah'a kolaydır.

19 Allah'ın mahlukunu ilk baştan nasıl yarattığını, sonra bunu tekrarladığını görmediler mi? Şüphesiz bu, Allah'a göre kolaydır.

19 کیا اُنہوں نے نہیں دیکھا کہ خدا کس طرح خلقت کو پہلی بار پیدا کرتا پھر (کس طرح) اس کو بار بار پیدا کرتا رہتا ہے۔ یہ خدا کو آسان ہے

19 1کیا اِن لوگوں نے کبھی دیکھا ہی نہیں ہے کہ اللہ کس طرح خلق کی ابتدا کرتا ہے، پھر اُس کا اعادہ کرتا ہے؟ یقیناً یہ (اعادہ تو)اللہ کے لیے آسان تر ہے۔2

قُلۡ سِيرُواۡ فِى ٱلۡأَرۡضِ فَٱنظُرُواۡ كَيۡفَ بَدَأَ ٱلۡخَلۡقَ‌ۚ ثُمَّ ٱللَّهُ يُنشِئُ ٱلنَّشۡأَةَ ٱلۡأَخِرَةَ‌ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىۡءٍ قَدِيرٌ ٢٠

Sayde kiکہہ دیجئےqulTravelgezinچلو پھروsīrūinyeryüzündeمیںthe earthزمین (میں)l-arḍiand seeve bakınپھر دیکھوfa-unẓurūhownasılکس طرحkayfaHe originatedbaşladıاس نے ابتدا کی ہےbada-athe creationyaratmağaتخلیق کیl-khalqaThensonraپھرthummaAllahاللہl-lahuwill produceyapacaktırاٹھائے گاyunshi-uthe creationyaratmayı daاٹھاناl-nashatathe lastsonدوسری بارl-ākhirataIndeedçünküبیشکinnaAllahاللہ تعالیٰl-lahaonüzerineپرʿalāeveryherہرkullithingşeyچیز (پر)shayin(is) All-Powerfulgücü yeterقدرت رکھنے والا ہےqadīrun

20 Say, [O Muhammad], "Travel through the land and observe how He began creation. Then Allah will produce the final creation. Indeed Allah, over all things, is competent."

20 De ki: "Yeryüzünde dolaşın; Allah'ın yaratmaya nasıl başladığını bir görün. İşte Allah aynı şekilde ahiret yaratmasını da yapacaktır. Doğrusu Allah her şeye Kadir'dir. Dilediğine azabeder, dilediğine merhamet eder. O'na çevrileceksiniz.

20 De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın da, Allah ilk baştan nasıl yaratmış bakın. İşte Allah bundan sonra (aynı şekilde) ahiret hayatını da yaratacaktır." Gerçekten Allah her şeye kadirdir.

20 کہہ دو کہ ملک میں چلو پھرو اور دیکھو کہ اس نے کس طرح خلقت کو پہلی دفعہ پیدا کیا ہے پھر خدا ہی پچھلی پیدائش پیدا کرے گا۔ بےشک خدا ہر چیز پر قادر ہے

20 ان سے کہو کہ زمین میں چلو پھرو اور دیکھو کہ اُس نے کس طرح خلق کی ابتدا کی ہے ، پھر اللہ بار دیگر بھی زندگی بخشے گا۔ یقیناً اللہ ہر چیز پر قادر ہے۔1

يُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ وَيَرۡحَمُ مَن يَشَآءُ‌ۖ وَإِلَيۡهِ تُقۡلَبُونَ ٢١

He punishesazabederوہ عذاب دیتا ہےyuʿadhibuwhomkimseyeجس کوmanHe willsdilediğiچاہتا ہےyashāuand has mercyve acırاور رحم فرماتا ہےwayarḥamu(on) whomkimseyeجس پرmanHe willsdilediğiوہ چاہتا ہےyashāuand to Himve hepiniz O'naاور اسی کی طرفwa-ilayhiyou will be returnedçevrilirsinizتم پھیرے جاؤ گےtuq'labūna

21 He punishes whom He wills and has mercy upon whom He wills, and to Him you will be returned.

21 De ki: "Yeryüzünde dolaşın; Allah'ın yaratmaya nasıl başladığını bir görün. İşte Allah aynı şekilde ahiret yaratmasını da yapacaktır. Doğrusu Allah her şeye Kadir'dir. Dilediğine azabeder, dilediğine merhamet eder. O'na çevrileceksiniz.

21 O, dilediğine azab eder, dilediğine rahmet eder. Ancak O'na döndürüleceksiniz.

21 وہ جسے چاہے عذاب دے اور جس پر چاہے رحم کرے۔ اور اُسی کی طرف تم لوٹائے جاؤ گے

21 جسے چاہے سزا دے اور جس پر چاہے رحم فرمائے، اُسی کی طرف تم پھیرے جانے والے ہو

وَمَآ أَنتُم بِمُعۡجِزِينَ فِى ٱلۡأَرۡضِ وَلَا فِى ٱلسَّمَآءِ‌ۖ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّ وَلَا نَصِيرٍ ٢٢

And notve değilsinizاور نہیںwamāyousizتمantumcan escapeaciz bırakacakعاجز کرنے والےbimuʿ'jizīnainyerdeمیںthe earthزمین (میں)l-arḍiand notve ne deاور نہwalāingökteمیںthe heavenآسمان (میں)l-samāiAnd notve yokturاور نہیںwamāfor yousizin içinتمہارے لئےlakumbesidesbaşkaسےminbesidesسواdūniAllahAllah'tanاللہ کےl-lahianyhiçbirکوئیminprotectorkoruyucu(nuz)دوستwaliyyinand notve ne deاور نہwalāa helperbir yardımcı(nız)کوئی مددگارnaṣīrin

22 And you will not cause failure [to Allah] upon the earth or in the heaven. And you have not other than Allah any protector or any helper.

22 Siz ne yeryüzünde ve ne de gökte Allah'ı aciz bırakabilirsiniz. Allah'tan başka bir dost ve yardımcınız da bulunmaz."

22 Siz ne yeryüzünde, ne de gökte (Allah'ı) aciz bırakamazsınız. Allah'tan başka bir dost ve yardımcı da bulamazsınız.

22 اور تم (اُس کو) نہ زمین میں عاجز کرسکتے ہو نہ آسمان میں اور نہ خدا کے سوا تمہارا کوئی دوست ہے اور نہ مددگار

22 تم نہ زمین میں عاجز کرنے والے ہو نہ آسمان میں،1 اور اللہ سے بچانے والا کوئی سرپرست اور مددگار تمہارے لیے نہیں ہے۔2

وَٱلَّذِينَ كَفَرُواۡ بِـَٔـايَـٰتِ ٱللَّهِ وَلِقَآئِهِۦٓ أُوۡلَـٰٓئِكَ يَئِسُواۡ مِن رَّحۡمَتِى وَأُوۡلَـٰٓئِكَ لَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٌ ٢٣

And those whokimselerاور وہ لوگwa-alladhīnadisbelieveinkar eden(ler)جنہوں نے کفر کیاkafarūin (the) Signsayetleriniآیات کاbiāyāti(of) AllahAllah'ınاللہ کیl-lahiand (the) meeting (with) Himve O'nunla buluşmayıاور اس کی ملاقات کاwaliqāihithoseişte onlarیہی لوگulāika(have) despairedümidi kesmişlerdirمایوس ہوگئے ہیںya-isūofbenim rahmetimdenسےminMy Mercyمیری رحمت (سے)raḥmatīAnd thoseve işteاور یہی لوگwa-ulāikafor themonlar için vardırان کے لئےlahum(is) a punishmentbir azabعذاب ہےʿadhābunpainfulacıklıدرد ناکalīmun

23 And the ones who disbelieve in the signs of Allah and the meeting with Him - those have despaired of My mercy, and they will have a painful punishment.

23 Allah'ın ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenler, işte onlar Benim rahmetimden ümitlerini kesmiş olanlardır. İşte can yakıcı azap onlar içindir.

23 Allah'ın âyetlerini ve O'na kavuşmayı inkâr edenler var ya, işte onlar benim rahmetimden ümitlerini kesmişlerdir ve onlar için acıklı bir azab vardır.

23 اور جن لوگوں نے خدا کی آیتوں سے اور اس کے ملنے سے انکار کیا وہ میری رحمت سے نااُمید ہوگئے ہیں اور ان کو درد دینے والا عذاب ہوگا

23 جن لوگوں نے اللہ کی آیات کا اور اس سے ملاقات کا انکار کیا ہے وہ میری رحمت سے مایوس ہو چکے ہیں1 اور ان کے لیے دردناک سزا ہے

Surah 29 / Al-'Ankabut / The Spider سورة العنكبوت 399
But We saved himfakat onu kurtardıkتو نجات دی ہم نے اس کو fa-anjaynāhu and (the) peopleve halkınıاور والوں کو wa-aṣḥāba (of) the shipgemiکشتی (والوں کو) l-safīnati and We made itve onu yaptıkاور بنادیا ہم نے اس کو wajaʿalnāhā a Signbir ibretایک نشانی āyatan for the worldsalemlereجہان والوں کے لئے lil'ʿālamīna
١٥ And Ibrahim ve İbrahim(i gönderdik)اور ابراہیم کو wa-ib'rāhīma whenhaniجب idh he saiddedi kiاس نے کہا تھا qāla to his peoplekavmineاپنی قوم سے liqawmihi Worshipkulluk edinعبادت کرو uʿ'budū AllahAllah'aاللہ کی l-laha and fear Himve O'ndan korkunاور ڈرو اس سے wa-ittaqūhu Thatbuیہ بات dhālikum
(is) betterdaha hayırlıdırبہتر ہے khayrun for yousizin içinتمہارے لئے lakum ifeğerاگر in youisenizہو تم kuntum knowbiliyor(lar)تم جانتے taʿlamūna١٦ Onlyancakبیشک innamā you worshipsiz tapıyorsunuzتم عبادت کرتے ہو taʿbudūna besidesbaşkaکے min
besidesسوا dūni AllahAllah'tanاللہ کے l-lahi idolsbir takım putlaraبتوں کی awthānan and you createve uyduruyorsunuzاور تم گھڑ رہے ہو watakhluqūna falsehoodyalan şeylerجھوٹ if'kan Indeedşüphesizبیشک inna those whomsizin taptıklarınızوہ ہستیاں alladhīna you worshipتم عبادت کرتے ہو taʿbudūna besidesbaşkaسے min
besidesچھوڑ کر (جن کی) dūni AllahAllah'tanاللہ کو l-lahi (do) notgüçleri yetmezنہیں possessمالک ہوسکتیں yamlikūna for yousizeتمہارے لئے lakum any provisionrızık vermeyeرزق کی riz'qan So seeksiz arayınپس تلاش کرو fa-ib'taghū fromyanındaپاس ʿinda AllahAllah'ınاللہ کے l-lahi the provisionrızkıرزق l-riz'qa
and worship Himve O'na tapınاور عبادت کرو اس کی wa-uʿ'budūhu and be gratefulve şükredinاور شکر ادا کرو wa-ush'kurū to HimO'naاس کا lahu To HimO'naاسی کی طرف ilayhi you will be returneddöndürüleceksinizتم لوٹائے جاؤ گے tur'jaʿūna١٧ And ifve eğerاور اگر wa-in you denyyalanlarsanızتم جھٹلاتے ہو tukadhibū
then verilyelbetteپس تحقیق faqad deniedyalanlamışlardıجھٹلایا kadhaba (the) nationsümmetler deکچھ گروہوں نے umamun before yousizden öncekiسے min before youجو تم سے پہلے تھے qablikum And notve yokturاور نہیں wamā (is) ondüşenاوپر ʿalā the Messengerelçiyeرسول کے l-rasūli exceptbaşka bir şeyمگر illā the conveyancetebliğ etmektenپہنچا دینا l-balāghu
clearaçıkçaکھلم کھلا l-mubīnu١٨ Do notgörmediler mi?کیا بھلا نہیں awalam they seeانہوں نے دیکھا yaraw hownasılکس طرح kayfa Allah originatesbaşlatıyorابتدا کرتا ہے yub'di-u Allah originatesAllahاللہ l-lahu the creationyaratmayıخلق کی l-khalqa thensonraپھر thumma
repeats itonu iade ediyorاعادہ کرے گا اس کا yuʿīduhu Indeedşüphesizبیشک inna thatbuیہ (بات) dhālika forgöreاوپر ʿalā AllahAllah'aاللہ کے l-lahi (is) easykolaydırآسان ہے yasīrun١٩ Sayde kiکہہ دیجئے qul Travelgezinچلو پھرو sīrū inyeryüzündeمیں the earthزمین (میں) l-arḍi
and seeve bakınپھر دیکھو fa-unẓurū hownasılکس طرح kayfa He originatedbaşladıاس نے ابتدا کی ہے bada-a the creationyaratmağaتخلیق کی l-khalqa Thensonraپھر thumma Allahاللہ l-lahu will produceyapacaktırاٹھائے گا yunshi-u the creationyaratmayı daاٹھانا l-nashata the lastsonدوسری بار l-ākhirata
Indeedçünküبیشک inna Allahاللہ تعالیٰ l-laha onüzerineپر ʿalā everyherہر kulli thingşeyچیز (پر) shayin (is) All-Powerfulgücü yeterقدرت رکھنے والا ہے qadīrun٢٠ He punishesazabederوہ عذاب دیتا ہے yuʿadhibu whomkimseyeجس کو man He willsdilediğiچاہتا ہے yashāu and has mercyve acırاور رحم فرماتا ہے wayarḥamu
(on) whomkimseyeجس پر man He willsdilediğiوہ چاہتا ہے yashāu and to Himve hepiniz O'naاور اسی کی طرف wa-ilayhi you will be returnedçevrilirsinizتم پھیرے جاؤ گے tuq'labūna٢١ And notve değilsinizاور نہیں wamā yousizتم antum can escapeaciz bırakacakعاجز کرنے والے bimuʿ'jizīna inyerdeمیں
the earthزمین (میں) l-arḍi and notve ne deاور نہ walā ingökteمیں the heavenآسمان (میں) l-samāi And notve yokturاور نہیں wamā for yousizin içinتمہارے لئے lakum besidesbaşkaسے min besidesسوا dūni AllahAllah'tanاللہ کے l-lahi anyhiçbirکوئی min protectorkoruyucu(nuz)دوست waliyyin
and notve ne deاور نہ walā a helperbir yardımcı(nız)کوئی مددگار naṣīrin٢٢ And those whokimselerاور وہ لوگ wa-alladhīna disbelieveinkar eden(ler)جنہوں نے کفر کیا kafarū in (the) Signsayetleriniآیات کا biāyāti (of) AllahAllah'ınاللہ کی l-lahi and (the) meeting (with) Himve O'nunla buluşmayıاور اس کی ملاقات کا waliqāihi
thoseişte onlarیہی لوگ ulāika (have) despairedümidi kesmişlerdirمایوس ہوگئے ہیں ya-isū ofbenim rahmetimdenسے min My Mercyمیری رحمت (سے) raḥmatī And thoseve işteاور یہی لوگ wa-ulāika for themonlar için vardırان کے لئے lahum (is) a punishmentbir azabعذاب ہے ʿadhābun painfulacıklıدرد ناک alīmun٢٣
٣٩٩
‹ 397page 398 of the printed Mushaf399 ›