●●●●●●

سُورَةُ لقمان

Luqman / Luqman

Meccan  ◆  34 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

الٓمٓ ١

Alif Lam MeemElif Lâm Mîmالیف لام میم۔alif-lam-meem

1 Alif, Lam, Meem.

1 Elif, Lam, Mim.

1 Elif, Lâm, Mîm.

1 الٓمٓ

1 الم

تِلۡكَ ءَايَـٰتُ ٱلۡكِتَـٰبِ ٱلۡحَكِيمِ ٢

Theseşunlarیہtil'ka(are) Versesayetleridirآیات ہیںāyātu(of) the BookKitabınکتابl-kitābithe Wisehikmetliحکیم کیl-ḥakīmi

2 These are verses of the wise Book,

2 Bunlar, iyi davranan kimseler için rahmet ve doğru yol rehberi olan hikmetli Kitap'ın ayetleridir.

2 Bunlar, o hikmetli kitabın âyetleridir.

2 یہ حکمت کی (بھری ہوئی) کتاب کی آیتیں ہیں

2 یہ کتاب حکیم کی آیات ہیں، 1

هُدًى وَرَحۡمَةً لِّلۡمُحۡسِنِينَ ٣

A guidanceyol göstericidirباعث ہدایتhudanand a mercyve rahmettirاور رحمتwaraḥmatanfor the good-doersgüzel davrananlaraمحسنین کے لیےlil'muḥ'sinīna

3 As guidance and mercy for the doers of good

3 Bunlar, iyi davranan kimseler için rahmet ve doğru yol rehberi olan hikmetli Kitap'ın ayetleridir.

3 O, güzellik ve iyilik yapanlar için bir hidayet ve rahmettir.

3 نیکوکاروں کے لئے ہدایت اور رحمت ہے

3 ہدایت اور رحمت نیکوکار لوگوں کے لیے 1

ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤۡتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُم بِٱلۡأَخِرَةِ هُمۡ يُوقِنُونَ ٤

Those whoonlar kiوہ جوalladhīnaestablishkılarlarقائم کرتے ہیںyuqīmūnathe prayernamazıنمازl-ṣalataand giveve verirlerاور ادا کرتے ہیںwayu'tūnazakahzekatıزکوۃl-zakataand theyve onlarاور وہwahumin the Hereafterahireteساتھ آخرت کےbil-ākhirati[they]onlarوہhumbelieve firmlykesin olarak inanırlarیقین رکھتے ہیںyūqinūna

4 Who establish prayer and give zakah, and they, of the Hereafter, are certain [in faith].

4 O kimseler namazı kılarlar, zekatı verirler; ahirete de yakinen inanırlar.

4 Onlar, namazı kılarlar, zekatı verirler, âhirete de kesin olarak inanırlar.

4 جو نماز کی پابندی کرتے اور زکوٰة دیتے اور آخرت کا یقین رکھتے ہیں

4 جو نماز قائم کرتے ہیں، زکوٰة دیتے ہیں اور آخرت پر یقین رکھتے ہیں۔ 1

أُوۡلَـٰٓئِكَ عَلَىٰ هُدًى مِّن رَّبِّهِمۡ‌ۖ وَأُوۡلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُفۡلِحُونَ ٥

Thoseişte onlarیہی لوگulāika(are) onüzerindedirlerپر ہیںʿalāguidancedoğru bir yolہدایتhudanfromtarafındanسےmintheir LordRableriاپنے رب کی طرفrabbihimand thoseve işteاور یہی لوگwa-ulāika[they]onlarوہ ہیںhumu(are) the successfulumduklarına ereceklerdirجو فلاح پانے والے ہیںl-muf'liḥūna

5 Those are on [right] guidance from their Lord, and it is those who are the successful.

5 İşte onlar Rablerinin yolunda olanlardır, işte onlar saadete erenlerdir.

5 İşte bunlar, Rableri tarafından bir hidayet üzeredirler. Kurtuluşa erecek olanlar da işte onlardır.

5 یہی اپنے پروردگار (کی طرف) سے ہدایت پر ہیں اور یہی نجات پانے والے ہیں

5 یہی لوگ اپنے ربّ کی طرف سے راہِ راست پر ہیں اور یہی فلاح پانے والے ہیں۔ 1

وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَشۡتَرِى لَهۡوَ ٱلۡحَدِيثِ لِيُضِلَّ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ بِغَيۡرِ عِلۡمٍ وَيَتَّخِذَهَا هُزُوًا‌ۚ أُوۡلَـٰٓئِكَ لَهُمۡ عَذَابٌ مُّهِينٌ ٦

And ofveمیں سےwaminathe mankindinsanlardanاور لوگوںl-nāsi(is he) whokimiکوئی وہ ہےmanpurchasessatın alırجو خریدتا ہےyashtarīidle talesboşدل فریبlahwaidle taleshadisi (sözü)کلامl-ḥadīthito misleadsaptırmak içinتاکہ بھٹکائےliyuḍillafromyolundanسےʿan(the) pathراستےsabīli(of) AllahAllah'ınاللہ کےl-lahiwithoutolmaksızınبغیرbighayriknowledgebilgisiعلم کےʿil'minand takes itve onu edinmek içinاور بنا لے اس کوwayattakhidhahā(in) ridiculealay konusuمذاقhuzuwanThoseişteیہی لوگulāikafor themonlara vardırان کے لیےlahum(is) a punishmentbir azabعذاب ہےʿadhābunhumiliatingküçük düşürücüرسوا کرنے والا۔ خوار کرنے والا۔ ذلیل کرنے والاmuhīnun

6 And of the people is he who buys the amusement of speech to mislead [others] from the way of Allah without knowledge and who takes it in ridicule. Those will have a humiliating punishment.

6 İnsanlar arasında, bir bilgisi olmadığı halde Allah yolundan saptırmak için gerçeği boş sözlerle değişenler ve Allah yolunu alaya alanlar vardır. İşte alçaltıcı azap bunlar içindir.

6 Bayağı insanlardan kimi de vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve onu eğlence yerine tutmak için laf eğlencesi (veya boş söz) satın alırlar. İşte onlar için aşağılayıcı bir azab vardır.

6 اور لوگوں میں بعض ایسا ہے جو بیہودہ حکایتیں خریدتا ہے تاکہ( لوگوں کو) بےسمجھے خدا کے رستے سے گمراہ کرے اور اس سے استہزاء کرے یہی لوگ ہیں جن کو ذلیل کرنے والا عذاب ہوگا

6 اور انسانوں ہی میں سے کوئی ایسا بھی ہے 1 جو کلام دلفریب 2 خرید کر لاتا ہے تاکہ لوگوں کو اللہ کے راستہ سے علم کے بغیر 3 بھٹکادے اور اس راستے کی دعوت کو مذاق میں اُڑا دے 4۔ ایسے لوگوں کے لیے سخت ذلیل کرنے والا عذاب ہے۔ 5

وَإِذَا تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِ ءَايَـٰتُنَا وَلَّىٰ مُسۡتَكۡبِرًا كَأَن لَّمۡ يَسۡمَعۡهَا كَأَنَّ فِىٓ أُذُنَيۡهِ وَقۡرًا‌ۖ فَبَشِّرۡهُ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ ٧

And whenve zamanاور جبwa-idhāare recitedokunduğuپڑھی جاتی ہیںtut'lāto himonaاس پرʿalayhiOur Versesayetlerimizہماری آیاتāyātunāhe turns awaysırtını dönerرخ پھیر لیتا ہےwallāarrogantlybüyüklük taslayarakتکبر کرتے ہوئےmus'takbiranas ifsankiگویا کہka-annotonları hiç işitmemişنہیںlamhe (had) heard themاس نے سنا ان کوyasmaʿhāas ifsankiگویا کہka-annainkulaklarındaمیںhis earsاس کے دونوں کانوںudhunayhi(is) deafnessağırlık varmışبوجھ ہےwaqranSo give him tidingsona müjdeleتو خوشخبری دے دو اس کوfabashir'huof a punishmentbir azabıعذاب کیbiʿadhābinpainfulacıklıدردناکalīmin

7 And when our verses are recited to him, he turns away arrogantly as if he had not heard them, as if there was in his ears deafness. So give him tidings of a painful punishment.

7 Ayetlerimiz sapık kimseye okunduğu zaman sanki kulaklarında ağırlık var da işitmiyormuş gibi büyüklenerek sırt çevirir. İşte ona can yakıcı azabı müjde et.

7 Onun karşısında âyetlerimiz okunduğu zaman da sanki onları işitmemiş, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak yüz çevirir. İşte onu, acı verecek bir azab ile müjdele.

7 اور جب اس کو ہماری آیتیں سنائی جاتی ہیں تو اکڑ کر منہ پھیر لیتا ہے گویا اُن کو سنا ہی نہیں جیسے اُن کے کانوں میں ثقل ہے تو اس کو درد دینے والے عذاب کی خوشخبری سنادو

7 اسے جب ہماری آیات سنائی جاتی ہیں تو وہ بڑے گھمنڈ کے ساتھ اس طرح رخ پھیر لیتا ہے گویا کہ اس نے انہیں سنا ہی نہیں، گویا کہ اس کے کان بہرے ہیں اچھا، مژدہ سُنا دو اسے ایک درد ناک عذاب کا

إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواۡ وَعَمِلُواۡ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ لَهُمۡ جَنَّـٰتُ ٱلنَّعِيمِ ٨

Indeedelbetteبیشکinnathose whokimselereوہ لوگalladhīnabelieveinanan(lara)جو ایمان لائےāmanūand dove yapanlaraاور انہوں نے عمل کیےwaʿamilūrighteous deedsiyi işlerاچھےl-ṣāliḥātifor themonlara vardırان کے لیےlahum(are) Gardenscennetlerباغات ہیںjannātu(of) Delightni'meti bolنعمتوں والےl-naʿīmi

8 Indeed, those who believe and do righteous deeds - for them are the Gardens of Pleasure.

8 İnanıp yararlı iş işleyenler için, Allah'ın vadi gereğince temelli kalacakları nimet cennetleri vardır. O; güçlüdür, hakim'dir.

8 Fakat iman edip de salih amel işleyenlere gelince, onlar için nimet cennetleri vardır.

8 جو لوگ ایمان لائے اور نیک کام کرتے رہے اُن کے لئے نعمت کے باغ ہیں

8 البتہ جو لوگ ایمان لے آئیں اور نیک عمل کریں، اُن کے لیے نعمت بھری جنتیں ہیں 1

خَـٰلِدِينَ فِيهَا‌ۖ وَعۡدَ ٱللَّهِ حَقًّا‌ۚ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ ٩

(To) abide foreverebedi kalacaklardırہمیشہ رہنے والے ہیںkhālidīnain itoradaان میںfīhā(The) Promise of Allahva'didirوعدہ ہےwaʿda(The) Promise of AllahAllah'ınاللہ کاl-lahi(is) truegerçekسچاḥaqqanAnd Heve Oاور وہwahuwa(is) the All-Mightyüstündürزبردست ہےl-ʿazīzuthe All-Wisehüküm ve hikmet sahibidir، حکمت والا ہےl-ḥakīmu

9 Wherein they abide eternally; [it is] the promise of Allah [which is] truth. And He is the Exalted in Might, the Wise.

9 İnanıp yararlı iş işleyenler için, Allah'ın vadi gereğince temelli kalacakları nimet cennetleri vardır. O; güçlüdür, hakim'dir.

9 Onlar orada ebedî olarak kalacaklardır. Bu, Allah'ın gerçek bir vaadidir. O, çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

9 ہمیشہ اُن میں رہیں گے۔ خدا کا وعدہ سچا ہے اور وہ غالب حکمت والا ہے

9 جن میں وہ ہمیشہ رہیں گے۔ یہ اللہ کا پختہ وعدہ ہے اور وہ زبردست اور حکیم ہے۔ 1

خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوٰتِ بِغَيۡرِ عَمَدٍ تَرَوۡنَهَا‌ۖ وَأَلۡقَىٰ فِى ٱلۡأَرۡضِ رَوٰسِىَ أَن تَمِيدَ بِكُمۡ وَبَثَّ فِيهَا مِن كُلِّ دَآبَّةٍ‌ۚ وَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءً فَأَنۢبَتۡنَا فِيهَا مِن كُلِّ زَوۡجٍ كَرِيمٍ ١٠

He createdyarattıاس نے پیدا کیاkhalaqathe heavensgökleriآسمان کوl-samāwātiwithoutolmadanبغیرbighayripillarsbir direkستونوں کےʿamadinthat you seegörebildiğinizتم دیکھتے ہو ان کوtarawnahāand has castve attıاور اس نے ڈال دیئےwa-alqāinyereمیںthe earthزمینl-arḍifirm mountainssağlam ve yüksek dağlarپہاڑrawāsiyalestdiyeکہanit (might) shakesarsarڈھلک جائے گی تم کو لیکر۔tamīdawith yousiziساتھ تمہارےbikumand He dispersedve yaydıاور پھیلا دیئےwabathain itoradaاس میںfīhāfromher çeşitمیں سےmineveryہر قسم کےkullicreaturecanlıyıجانوروںdābbatinAnd We sent downve indirdikاور نازل کیا ہم نےwa-anzalnāfromgöktenسےminathe skyآسمانl-samāiwaterbir suپانیmāanthen We caused to growve bitirdikپھر اگائے ہم نےfa-anbatnāthereinoradaاس میںfīhāofher-tenمیں سےmineveryherہرkullikindقسمzawjinnoblegüzel (bitkiler)عمدہkarīmin

10 He created the heavens without pillars that you see and has cast into the earth firmly set mountains, lest it should shift with you, and dispersed therein from every creature. And We sent down rain from the sky and made grow therein [plants] of every noble kind.

10 Allah gökleri gördüğünüz gibi direksiz yaratmış, sizi sallar diye yeryüzüne sabit dağlar koymuş; orada her türlü canlıyı yaymıştır. Gökten su indirip orada her hoş çiftten yetiştirmişizdir.

10 O, gökleri direksiz yarattı, onları görüyorsunuz. Yeryüzüne de sizi çalkalar diye ağır baskılar (sabit ve büyük dağlar) bıraktı ve orada herbir hayvandan üretti. Hem biz gökten bir su indirdik de orada her güzel çiftten (veya her hoş çeşitten) bitkiler yetiştirdik.

10 اُسی نے آسمانوں کو ستونوں کے بغیر پیدا کیا جیسا کہ تم دیکھتے ہو اور زمین پر پہاڑ (بنا کر) رکھ دیئے تاکہ تم کو ہلا ہلا نہ دے اور اس میں ہر طرح کے جانور پھیلا دیئے۔ اور ہم ہی نے آسمانوں سے پانی نازل کیا پھر (اُس سے) اس میں ہر قسم کی نفیس چیزیں اُگائیں

10 1 اس نے آسمانوں کو پیدا کیا بغیر ستونوں کے جو تم کو نظر آئیں۔ 2 اس نے زمین میں پہاڑ جمادیے تاکہ وہ تمہیں لے کر ڈُھلک نہ جائے۔ 3 اس نے ہر طرح کے جانور زمین میں پھیلادیے اور آسمان سے پانی برسایا اور زمین میں قسم قسم کی عمدہ چیزیں اُگادیں

هَـٰذَا خَلۡقُ ٱللَّهِ فَأَرُونِى مَاذَا خَلَقَ ٱلَّذِينَ مِن دُونِهِۦ‌ۚ بَلِ ٱلظَّـٰلِمُونَ فِى ضَلَـٰلٍ مُّبِينٍ ١١

Thisişte bunlarیہ ہےhādhā(is the) creationyarattıklarıdırتخلیقkhalqu(of) AllahAllah'ınاللہ کیl-lahiSo show Megösterin banaتو دکھاؤ مجھ کوfa-arūnīwhatne?کیا کچھmādhāhave createdyarattıپیدا کیاkhalaqathosekimselerان لوگوں نےalladhīnabesides HimO'ndan başkaminbesides Himجو اس کے سوا ہیںdūnihiNaydoğrusuبلکہbalithe wrongdoerso zalimlerظالم لوگl-ẓālimūna(are) iniçindedirlerمیں ہیںerrorbir sapıklıkگمراہیḍalālinclearaçıkکھلیmubīnin

11 This is the creation of Allah. So show Me what those other than Him have created. Rather, the wrongdoers are in clear error.

11 İşte bu Allah'ın yaratışıdır. Ondan başkasının ne yarattığını Bana gösterin. Hayır; gösteremezler, zalimler apaçık sapıklık içindedir.

11 İşte bu, Allah'ın yarattığıdır. Haydi gösterin bana O'ndan başkaları ne yaratmıştır? Fakat o zalimler, apaçık bir sapıklık içindedirler.

11 یہ تو خدا کی پیدائش ہے تو مجھے دکھاؤ کہ خدا کے سوا جو لوگ ہیں اُنہوں نے کیا پیدا کیا ہے؟ حقیقت یہ ہے کہ یہ ظالم صریح گمراہی میں ہیں

11 یہ تو ہے اللہ کی تخلیق ، اب ذرا مجھے دکھاوٴ ، ان دُوسروں نے کیا پیدا کیا ہے؟ 1   ۔۔۔۔اصل بات یہ ہے کہ یہ ظالم لوگ صریح گمراہی میں پڑے ہوئے  ہیں۔ 2

Surah 31 / Luqman / Luqman سورة لقمان 412

سُورَةُ لقمان

Luqman / Luqman  ◆  Meccan · 34 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Alif Lam MeemElif Lâm Mîmالیف لام میم۔ alif-lam-meem١ Theseşunlarیہ til'ka (are) Versesayetleridirآیات ہیں āyātu (of) the BookKitabınکتاب l-kitābi the Wisehikmetliحکیم کی l-ḥakīmi٢ A guidanceyol göstericidirباعث ہدایت hudan and a mercyve rahmettirاور رحمت waraḥmatan
for the good-doersgüzel davrananlaraمحسنین کے لیے lil'muḥ'sinīna٣ Those whoonlar kiوہ جو alladhīna establishkılarlarقائم کرتے ہیں yuqīmūna the prayernamazıنماز l-ṣalata and giveve verirlerاور ادا کرتے ہیں wayu'tūna zakahzekatıزکوۃ l-zakata and theyve onlarاور وہ wahum
in the Hereafterahireteساتھ آخرت کے bil-ākhirati [they]onlarوہ hum believe firmlykesin olarak inanırlarیقین رکھتے ہیں yūqinūna٤ Thoseişte onlarیہی لوگ ulāika (are) onüzerindedirlerپر ہیں ʿalā guidancedoğru bir yolہدایت hudan fromtarafındanسے min their LordRableriاپنے رب کی طرف rabbihim and thoseve işteاور یہی لوگ wa-ulāika
[they]onlarوہ ہیں humu (are) the successfulumduklarına ereceklerdirجو فلاح پانے والے ہیں l-muf'liḥūna٥ And ofveمیں سے wamina the mankindinsanlardanاور لوگوں l-nāsi (is he) whokimiکوئی وہ ہے man purchasessatın alırجو خریدتا ہے yashtarī idle talesboşدل فریب lahwa idle taleshadisi (sözü)کلام l-ḥadīthi
to misleadsaptırmak içinتاکہ بھٹکائے liyuḍilla fromyolundanسے ʿan (the) pathراستے sabīli (of) AllahAllah'ınاللہ کے l-lahi withoutolmaksızınبغیر bighayri knowledgebilgisiعلم کے ʿil'min and takes itve onu edinmek içinاور بنا لے اس کو wayattakhidhahā (in) ridiculealay konusuمذاق huzuwan Thoseişteیہی لوگ ulāika for themonlara vardırان کے لیے lahum
(is) a punishmentbir azabعذاب ہے ʿadhābun humiliatingküçük düşürücüرسوا کرنے والا۔ خوار کرنے والا۔ ذلیل کرنے والا muhīnun٦ And whenve zamanاور جب wa-idhā are recitedokunduğuپڑھی جاتی ہیں tut'lā to himonaاس پر ʿalayhi Our Versesayetlerimizہماری آیات āyātunā he turns awaysırtını dönerرخ پھیر لیتا ہے wallā arrogantlybüyüklük taslayarakتکبر کرتے ہوئے mus'takbiran
as ifsankiگویا کہ ka-an notonları hiç işitmemişنہیں lam he (had) heard themاس نے سنا ان کو yasmaʿhā as ifsankiگویا کہ ka-anna inkulaklarındaمیں his earsاس کے دونوں کانوں udhunayhi (is) deafnessağırlık varmışبوجھ ہے waqran So give him tidingsona müjdeleتو خوشخبری دے دو اس کو fabashir'hu of a punishmentbir azabıعذاب کی biʿadhābin painfulacıklıدردناک alīmin٧
Indeedelbetteبیشک inna those whokimselereوہ لوگ alladhīna believeinanan(lara)جو ایمان لائے āmanū and dove yapanlaraاور انہوں نے عمل کیے waʿamilū righteous deedsiyi işlerاچھے l-ṣāliḥāti for themonlara vardırان کے لیے lahum (are) Gardenscennetlerباغات ہیں jannātu (of) Delightni'meti bolنعمتوں والے l-naʿīmi٨
(To) abide foreverebedi kalacaklardırہمیشہ رہنے والے ہیں khālidīna in itoradaان میں fīhā (The) Promise of Allahva'didirوعدہ ہے waʿda (The) Promise of AllahAllah'ınاللہ کا l-lahi (is) truegerçekسچا ḥaqqan And Heve Oاور وہ wahuwa (is) the All-Mightyüstündürزبردست ہے l-ʿazīzu the All-Wisehüküm ve hikmet sahibidir، حکمت والا ہے l-ḥakīmu٩ He createdyarattıاس نے پیدا کیا khalaqa
the heavensgökleriآسمان کو l-samāwāti withoutolmadanبغیر bighayri pillarsbir direkستونوں کے ʿamadin that you seegörebildiğinizتم دیکھتے ہو ان کو tarawnahā and has castve attıاور اس نے ڈال دیئے wa-alqā inyereمیں the earthزمین l-arḍi firm mountainssağlam ve yüksek dağlarپہاڑ rawāsiya lestdiyeکہ an it (might) shakesarsarڈھلک جائے گی تم کو لیکر۔ tamīda
with yousiziساتھ تمہارے bikum and He dispersedve yaydıاور پھیلا دیئے wabatha in itoradaاس میں fīhā fromher çeşitمیں سے min everyہر قسم کے kulli creaturecanlıyıجانوروں dābbatin And We sent downve indirdikاور نازل کیا ہم نے wa-anzalnā fromgöktenسے mina the skyآسمان l-samāi waterbir suپانی māan then We caused to growve bitirdikپھر اگائے ہم نے fa-anbatnā thereinoradaاس میں fīhā
ofher-tenمیں سے min everyherہر kulli kindقسم zawjin noblegüzel (bitkiler)عمدہ karīmin١٠ Thisişte bunlarیہ ہے hādhā (is the) creationyarattıklarıdırتخلیق khalqu (of) AllahAllah'ınاللہ کی l-lahi So show Megösterin banaتو دکھاؤ مجھ کو fa-arūnī whatne?کیا کچھ mādhā
have createdyarattıپیدا کیا khalaqa thosekimselerان لوگوں نے alladhīna besides HimO'ndan başka min besides Himجو اس کے سوا ہیں dūnihi Naydoğrusuبلکہ bali the wrongdoerso zalimlerظالم لوگ l-ẓālimūna (are) iniçindedirlerمیں ہیں errorbir sapıklıkگمراہی ḍalālin clearaçıkکھلی mubīnin١١
٤١٢
‹ 410page 411 of the printed Mushaf412 ›