قُل لَّن يَنفَعَكُمُ ٱلۡفِرَارُ إِن فَرَرۡتُم مِّنَ ٱلۡمَوۡتِ أَوِ ٱلۡقَتۡلِ وَإِذًا لَّا تُمَتَّعُونَ إِلَّا قَلِيلاً ١٦

Sayde kiکہہ دیجیےqulNeversize fayda vermezہرگز نہیںlanwill benefit youفائدہ دے گا تم کوyanfaʿakumuthe fleeingkaçmakبھاگناl-firāruifeğerاگرinyou fleekaçıyorsanızبھاگے تمfarartumfromölümdenسےminadeathموتl-mawtiorveyaیاawikillingöldürülmektenقتل سےl-qatliand theno zaman bileاور تبwa-idhannotyaşatılmazsınızنہyou will be allowed to enjoyتم فائدہ دیئے جاؤ گےtumattaʿūnaexceptdışındaمگرillāa littlepek azبہت تھوڑاqalīlan

16 Say, [O Muhammad], "Never will fleeing benefit you if you should flee from death or killing; and then [if you did], you would not be given enjoyment [of life] except for a little."

16 De ki: "Eğer ölümden yahut öldürülmekten kaçıyorsanız bilin ki, kaçmak size fayda vermeyecektir; kaçsanız bile az bir zamandan fazla yaşatılmazsınız."

16 De ki: "Eğer ölümden veya öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size asla fayda vermez. Vereceğini var saydığınız takdirde de ancak pek az faydalandırılırsınız."

16 کہہ دو کہ اگر تم مرنے یا مارے سے بھاگتے ہو تو بھاگنا تم کو فائدہ نہیں دے گا اور اس وقت تم بہت ہی کم فائدہ اٹھاؤ گے

16 اے نبیؐ ! ان سے کہو، اگر تم موت یا قتل سے بھاگو تو یہ بھاگنا تمہارے لیے کچھ بھی نفع بخش نہ ہوگا۔ اس کے بعد زندگی کے مزے لُوٹنے کا تھوڑا ہی موقع مل سکے گا۔ 1

قُلۡ مَن ذَا ٱلَّذِى يَعۡصِمُكُم مِّنَ ٱللَّهِ إِنۡ أَرَادَ بِكُمۡ سُوٓءًا أَوۡ أَرَادَ بِكُمۡ رَحۡمَةً‌ۚ وَلَا يَجِدُونَ لَهُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا ١٧

Sayde kiکہہ دیجیےqulWhokimdir?کون ہےman(is) it thatşuوہdhā(is) it thatkimse kiجوalladhī(can) protect yousizi koruyacakبچائے تم کوyaʿṣimukumfromAllahdanسےminaAllahاللہl-lahiIfeğerاگرinHe intendsisteseاس نے ارادہ کیاarādafor yousizeتمہارے ساتھbikumany harmbir kötülükبرائی کاsūanorveyaیاawHe intendsdileseارادہ کیاarādafor yousizeتمہارے ساتھbikuma mercyrahmetرحمت کاraḥmatanAnd notbulamazlarاور نہwalāthey will findوہ پائیں گےyajidūnafor themkendilerineاپنے لیےlahumbesidesbaşkaسےminbesidesسواdūniAllahAllah'tanاللہ کےl-lahiany protectorbir dostکوئی دوستwaliyyanand notne deاور نہwalāany helperbir yardımcıکوئی مددگارnaṣīran

17 Say, "Who is it that can protect you from Allah if He intends for you an ill or intends for you a mercy?" And they will not find for themselves besides Allah any protector or any helper.

17 De ki: "Allah size bir kötülük dilese veya bir rahmet istese, O'na karşı kim sizi koruyabilir? Allah'tan başka dost ve yardımcı da bulamazsınız."

17 De ki: "Eğer Allah size bir felâket diler veya bir rahmet murad ederse, sizi Allah'tan saklamak kimin haddine?" Hem onlar kendilerine Allah'tan başka bir veli de bulamazlar, bir yardımcı da.

17 کہہ دو کہ اگر خدا تمہارے ساتھ برائی کا ارادہ کرے تو کون تم کو اس سے بچا سکتا ہے یا اگر تم پر مہربانی کرنی چاہے تو (کون اس کو ہٹا سکتا ہے) اور یہ لوگ خدا کے سوا کسی کو نہ اپنا دوست پائیں گے اور نہ مددگار

17 اِن سے کہو، کون ہے جو تمہیں اللہ سے بچا سکتا ہو اگر وہ تمہیں نقصان پہنچانا چاہے؟ اور کون اس کی رحمت کو روک سکتا ہے اگر وہ تم پر مہربانی کرنا چاہے؟ اللہ کے مقابلے میں تو یہ لوگ کوئی حامی و مدد گار نہیں پا سکتے ہیں

۞قَدۡ يَعۡلَمُ ٱللَّهُ ٱلۡمُعَوِّقِينَ مِنكُمۡ وَٱلۡقَآئِلِينَ لِإِخۡوٰنِهِمۡ هَلُمَّ إِلَيۡنَا‌ۖ وَلَا يَأۡتُونَ ٱلۡبَأۡسَ إِلَّا قَلِيلاً ١٨

VerilyelbetteتحقیقqadAllah knowsbiliyorجانتا ہےyaʿlamuAllah knowsAllahاللہl-lahuthose who hinderalıkoyanlarıروکنے والوں کوl-muʿawiqīnaamong youiçinizdenتم میں سےminkumand those who sayve diyenleriاور کہنے والوں کوwal-qāilīnato their brotherskardeşlerineاپنے بھائیوں سےli-ikh'wānihimComegelinچلے آؤhalummato usbizeہماری طرفilaynāand notonlar gelmezlerاور نہwalāthey comeآئیں گےyatūna(to) the battlesavaşaوہ لڑائی کوl-basaexceptdışındaمگرillāa fewpek azıبہت تھوڑےqalīlan

18 Already Allah knows the hinderers among you and those [hypocrites] who say to their brothers, "Come to us," and do not go to battle, except for a few,

18 Allah, içinizden sizi alıkoyanları, size Allah'ın yardımını kıskanarak, kardeşlerine "Bize gelin, zorlanmadıkça savaşa gitmeyin" diyenleri bilir. Kalblerine korku gelince ölüm baygınlığı geçiren kimse gibi gözleri dönerek, sana baktıklarını görürsün. Korkuları gidince iyiliğinize olanı çekemeyip sivri dilleriyle sizi incitirler. Bunlar inanmamışlardır, Allah, bu sebeple işlerini boşa çıkarmıştır; bu, Allah için kolaydır.

18 Şüphesiz Allah, içinizden o savsaklayanları ve kardeşlerine: "Bize gelin" diyenleri biliyor. Onlar harbe pek az geliyorlardı.

18 خدا تم میں سے ان لوگوں کو بھی جانتا ہے جو (لوگوں کو) منع کرتے ہیں اور اپنے بھائیوں سے کہتے ہیں کہ ہمارے پاس چلے آؤ۔ اور لڑائی میں نہیں آتے مگر کم

18 اللہ تم میں سے اُن لوگوں کو خوب جانتا ہے جو (جنگ کے کام میں)رُکاوٹیں ڈالنے والے ہیں،جو اپنے بھائیوں سے کہتے ہیں کہ ”آوٴ ہماری طرف1“جو لڑائی میں حصہ لیتے بھی ہیں تو بس نام گنانے کو

أَشِحَّةً عَلَيۡكُمۡ‌ۖ فَإِذَا جَآءَ ٱلۡخَوۡفُ رَأَيۡتَهُمۡ يَنظُرُونَ إِلَيۡكَ تَدُورُ أَعۡيُنُهُمۡ كَٱلَّذِى يُغۡشَىٰ عَلَيۡهِ مِنَ ٱلۡمَوۡتِ‌ۖ فَإِذَا ذَهَبَ ٱلۡخَوۡفُ سَلَقُوكُم بِأَلۡسِنَةٍ حِدَادٍ أَشِحَّةً عَلَى ٱلۡخَيۡرِ‌ۚ أُوۡلَـٰٓئِكَ لَمۡ يُؤۡمِنُواۡ فَأَحۡبَطَ ٱللَّهُ أَعۡمَـٰلَهُمۡ‌ۚ وَكَانَ ذٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرًا ١٩

Miserlycimriler olarakبخیلی کرتے ہوئےashiḥḥatantowards yousize karşıتم پرʿalaykumBut whenne zaman kiپھر جبfa-idhācomesgelinceآتا ہےjāathe fearkorkuخوفl-khawfuyou see themgörürsünتم دیکھتے ہو ان کوra-aytahumlookingbaktıklarınıوہ نظر کرتے ہیںyanẓurūnaat yousanaآپ کی طرفilaykarevolvingdönerekگھومتی ہیںtadūrutheir eyesgözleriآنکھیں ان کیaʿyunuhumlike one whogibiاس شخص کی طرحka-alladhīfaintsbaygınlığıڈھانپ لیا جاتا ہےyugh'shāfaintsonların üstüneاس پرʿalayhifromölümسےmina[the] deathموتl-mawtiBut whenne zaman kiپھر جبfa-idhādepartsgidinceچلا جاتا ہےdhahabathe fearkorkuخوفl-khawfuthey smite yousizi incitirlerبد زبانی کرتے ہیں تم سےsalaqūkumwith tonguesdillerleساتھ زبانوں کےbi-alsinatinsharpsivriتیزḥidādinmiserlydüşkünlük göstererekبخیلی کرنے والےashiḥḥatantowardskarşıاوپرʿalāthe goodhayraبھلائی کےl-khayriThose onlarیہی لوگulāikanotinanmamışlarنہیںlamthey have believedوہ ایمان لائے توyu'minūso Allah made worthlessbu yüzden boşa çıkarmıştırضائع کردیاfa-aḥbaṭaso Allah made worthlessAllahاللہ نےl-lahutheir deedsonların işleriniان کے اعمال کوaʿmālahumAnd isveاور ہےwakānathatbuیہ باتdhālikaforgöreپرʿalāAllahAllah'aاللہl-lahieasykolaydırبہت آسانyasīran

19 Indisposed toward you. And when fear comes, you see them looking at you, their eyes revolving like one being overcome by death. But when fear departs, they lash you with sharp tongues, indisposed toward [any] good. Those have not believed, so Allah has rendered their deeds worthless, and ever is that, for Allah, easy.

19 Allah, içinizden sizi alıkoyanları, size Allah'ın yardımını kıskanarak, kardeşlerine "Bize gelin, zorlanmadıkça savaşa gitmeyin" diyenleri bilir. Kalblerine korku gelince ölüm baygınlığı geçiren kimse gibi gözleri dönerek, sana baktıklarını görürsün. Korkuları gidince iyiliğinize olanı çekemeyip sivri dilleriyle sizi incitirler. Bunlar inanmamışlardır, Allah, bu sebeple işlerini boşa çıkarmıştır; bu, Allah için kolaydır.

19 Size karşı kıskançlık ediyorlardı. Derken o korku hali gelince, gördün onları ki, ölümden baygınlık sarmış kimse gibi gözleri dönerek sana bakıyorlardı. O korku gidince, size keskin keskin diller sıyırdılar. Onlar hayra karşı kıskançlık ediyorlardı. İşte bunlar iman etmediler de Allah amellerini boşa çıkardı. Bu Allah'a göre önemsizdir.

19 (یہ اس لئے کہ) تمہارے بارے میں بخل کرتے ہیں۔ پھر جب ڈر (کا وقت) آئے تو تم ان کو دیکھو کہ تمہاری طرف دیکھ رہے ہیں (اور) اُن کی آنکھیں (اسی طرح) پھر رہی ہیں جیسے کسی کو موت سے غشی آرہی ہو۔ پھر جب خوف جاتا رہے تو تیز زبانوں کے ساتھ تمہارے بارے میں زبان درازی کریں اور مال میں بخل کریں۔ یہ لوگ (حقیقت میں) ایمان لائے ہی نہ تھے تو خدا نے ان کے اعمال برباد کر دیئے۔ اور یہ خدا کو آسان تھا

19 جوتمہارا ساتھ دینے میں سخت بخیل ہیں۔1 خطرے کا وقت آجائے تو اسطرح دِیدے پھراپھراکر تمہاری طرف دیکھتے ہیں جیسے کسی مرنے والے پر غشی طاری ہورہی ہو، مگر جب خطرہ گزر جاتا ہے تو یہی لوگ فائدوں کے حریص بن کر قینچی کی طرح چلتی ہوئی زبانیں لیے تمہارے استقبال کو آجاتے ہیں۔2 یہ لوگ ہرگز ایمان نہیں لائے ،اسی لیے اللہ نے ان کے سارے اعمال ضائع کردیے۔ 3 اور ایسا کرنا اللہ کےلیے بہت آسان ہے۔4

يَحۡسَبُونَ ٱلۡأَحۡزَابَ لَمۡ يَذۡهَبُواۡ‌ۖ وَإِن يَأۡتِ ٱلۡأَحۡزَابُ يَوَدُّواۡ لَوۡ أَنَّهُم بَادُونَ فِى ٱلۡأَعۡرَابِ يَسۡــَٔلُونَ عَنۡ أَنۢبَآئِكُمۡ‌ۖ وَلَوۡ كَانُواۡ فِيكُم مَّا قَـٰتَلُوٓاۡ إِلَّا قَلِيلاً ٢٠

They thinksanıyorlardıوہ سمجھتے ہیںyaḥsabūnathe confederatesordularınگروہوں کوl-aḥzāba(have) notgitmedikleriniنہیںlamwithdrawnوہ گئےyadhhabūAnd ifeğerاور اگرwa-in(should) comegelselerآجائیںyatithe confederatesordularگروہl-aḥzābuthey would wisharzu ederlerdiوہ چاہیں گےyawaddūifkeşkeکاش کہlawthat they (were)kendileriبیشک وہannahumliving in (the) desertçölde bulunmayıجنگل میں رہنے والے ہوتےbādūnaamongarasındaمیںthe BedouinsAraplarاعرابl-aʿrābiaskingsorup öğrenmeyiوہ پوچھتے پھرتے ہیںyasalūnaaboutsizin haberleriniz-denکے بارے میںʿanyour newsتم لوگوں کے حالاتanbāikumAnd ifve şayetاور اگرwalawthey werebulunsalardıوہ ہوتےkānūamong youiçinizdeتم میںfīkumnotdövüşmezlerdiنہthey would fightوہ جنگ کرتےqātalūexceptdışındaمگرillāa littlepek azıبہت کمqalīlan

20 They think the companies have not [yet] withdrawn. And if the companies should come [again], they would wish they were in the desert among the bedouins, inquiring [from afar] about your news. And if they should be among you, they would not fight except for a little.

20 Bunlar, düşman birliklerinin gitmediklerini sanıyorlardı. Bu birlikler tekrar gelmiş olsalardı, kendileri çöllerde bedevilerin yanında bulunup, sadece sizin haberlerinizi sormayı dilerlerdi. Aranızda olsalar ancak pek az savaşırlardı.

20 Onlar ahzabı (düşman birliklerini) gitmedi sanıyorlardı. Eğer o birlikler bir daha gelecek olursa, çölde bedevi Araplar içinde yer alıp, sizin haberlerinizden (başınıza geleceklerden) sormayı isterler. Onlar içinizde kalacak olsalar da pek az harb ederler.

20 (خوف کے سبب) خیال کرتے ہیں کہ فوجیں نہیں گئیں۔ اور اگر لشکر آجائیں تو تمنا کریں کہ (کاش) گنواروں میں جا رہیں (اور) تمہاری خبر پوچھا کریں۔ اور اگر تمہارے درمیان ہوں تو لڑائی نہ کریں مگر کم

20 یہ سمجھ رہے ہیں کہ حملہ آور گروہ ابھی گئے نہیں ہیں اور اگر وہ پھر حملہ آور ہو جائیں تو ان کا جی چاہتا ہے کہ اُس موقع پر یہ کہیں صحرا میں بدوؤں کے درمیان جا بیٹھیں اور وہیں سے تمہارے حالات پوچھتے رہیں تاہم اگر یہ تمہارے درمیان رہے بھی تو لڑائی میں کم ہی حصہ لیں گے

لَّقَدۡ كَانَ لَكُمۡ فِى رَسُولِ ٱللَّهِ أُسۡوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرۡجُواۡ ٱللَّهَ وَٱلۡيَوۡمَ ٱلۡأَخِرَ وَذَكَرَ ٱللَّهَ كَثِيرًا ٢١

Certainlyandolsunالبتہ تحقیقlaqadisvardırہےkānafor yousizin içinتمہارے لیےlakuminElçisindeمیں(the) Messengerرسولrasūli(of) AllahAllah'ınاللہ کےl-lahian excellent examplebir örnekنمونہus'watunan excellent exampleen güzelاچھاḥasanatunfor (one) whokimseler içinواسطے اس کےlimanhaskavuşmaya inananجو ہوkānahopeامید رکھتاyarjū(in) AllahAllah'aاللہ کی (ملاقات کی)l-lahaand the Dayve gününeاور یومwal-yawmathe Lastahiretآخرت کیl-ākhiraand remembersve ananاور یاد کرےwadhakaraAllahAllah'ıاللہ کوl-lahamuchçokçaبہتkathīran

21 There has certainly been for you in the Messenger of Allah an excellent pattern for anyone whose hope is in Allah and the Last Day and [who] remembers Allah often.

21 Ey inananlar! And olsun ki, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok anan kimseler için Resulullah (Allah'ın Elçisi) en güzel örnektir.

21 Şanım hakkı için muhakkak ki size Resullulah'da pek güzel bir örnek vardır. Allah'a ve son güne ümit besler olup da Allah'ı çok zikreden kimseler için.

21 تم کو پیغمبر خدا کی پیروی (کرنی) بہتر ہے (یعنی) اس شخص کو جسے خدا (سے ملنے) اور روز قیامت (کے آنے) کی اُمید ہو اور وہ خدا کا ذکر کثرت سے کرتا ہو

21 درحقیقت تم لوگوں کے لیے اللہ کے رسولؐ میں ایک بہترین نمونہ تھا1 ، ہر اُس شخص کے لیے جو اللہ اور یومِ آخر کا اُمید وار ہو اور کثرت سے اللہ کو یاد کرے۔ 2

وَلَمَّا رَءَا ٱلۡمُؤۡمِنُونَ ٱلۡأَحۡزَابَ قَالُواۡ هَـٰذَا مَا وَعَدَنَا ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَصَدَقَ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ‌ۚ وَمَا زَادَهُمۡ إِلَّآ إِيمَـٰنًا وَتَسۡلِيمًا ٢٢

And whenzamanاور جبwalammāsawgördükleriدیکھاraāthe believersmü'minlerمومنوں نےl-mu'minūnathe confederates(düşman) ordularıگروہوں کوl-aḥzābathey saiddedilerکہنے لگےqālūThisbuیہ ہے وہhādhā(is) whatbize va'dettiğidirجوAllah promised usوعدہ کیا ہم سےwaʿadanāAllah promised usAllah'ınاللہ نےl-lahuand His Messengerve Resulününاور اس کے رسول نےwarasūluhuand Allah spoke the truthve doğrudurاور سچ فرمایاwaṣadaqaand Allah spoke the truthAllahاللہ نےl-lahuand His Messengerve Resulüاور اس کے رسول نےwarasūluhuAnd notveاور نہیںwamāit increased themartırmadıبڑھایا ان کوzādahumexceptbaşka bir şeyمگرillā(in) faithimanlarınıایمان میںīmānanand submissionve teslimiyetleriniاور سپرد کردینے میں۔ سپردگی میں۔ سونپ دینے میںwataslīman

22 And when the believers saw the companies, they said, "This is what Allah and His Messenger had promised us, and Allah and His Messenger spoke the truth." And it increased them only in faith and acceptance.

22 İnananlar, düşman birliklerini gördükleri zaman: "İşte bu, Allah ve Peygamberinin bize vadettiğidir; Allah ve Peygamberi doğru söylemiştir" dediler. Bu onların ancak imanını ve teslimiyetlerini artırdı.

22 Müminler, ahzabı (düşman birliklerini) gördükleri zaman: "İşte bu, Allah'ın ve Resulü'nün bize vaad ettiği şeydir. Allah ve Resulü doğru söyledi." dediler. Bu onların imanını ve teslimiyetini artırmaktan başka bir şey yapmadı.

22 اور جب مومنوں نے (کافروں کے) لشکر کو دیکھا تو کہنے لگے یہ وہی ہے جس کا خدا اور اس کے پیغمبر نے ہم سے وعدہ کیا تھا اور خدا اور اس کے پیغمبر نے سچ کہا تھا۔ اور اس سے ان کا ایمان اور اطاعت اور زیادہ ہوگئی

22 اور سچّے مومنوں  (کا حال اُس وقت یہ تھا کہ 1)جب تم نے حملہ آور لشکروں کو دیکھا تو  پُکار اٹھے کہ”یہ وہی چیز ہے جس کا اللہ اور اُس کے رسولؐ نے ہم سے وعدہ کیا تھا، اللہ اور اُس کے رسولؐ کی بات بالکل سچّی تھی2۔“اِس واقعہ نے اُن کے ایمان اور ان کی سپُردگی کو اور زیادہ بڑھا دیا۔ 3

Surah 33 / Al-Ahzab / The Combined Forces سورة الأحزاب 421
Sayde kiکہہ دیجیے qul Neversize fayda vermezہرگز نہیں lan will benefit youفائدہ دے گا تم کو yanfaʿakumu the fleeingkaçmakبھاگنا l-firāru ifeğerاگر in you fleekaçıyorsanızبھاگے تم farartum fromölümdenسے mina deathموت l-mawti orveyaیا awi killingöldürülmektenقتل سے l-qatli and theno zaman bileاور تب wa-idhan
notyaşatılmazsınızنہ you will be allowed to enjoyتم فائدہ دیئے جاؤ گے tumattaʿūna exceptdışındaمگر illā a littlepek azبہت تھوڑا qalīlan١٦ Sayde kiکہہ دیجیے qul Whokimdir?کون ہے man (is) it thatşuوہ dhā (is) it thatkimse kiجو alladhī (can) protect yousizi koruyacakبچائے تم کو yaʿṣimukum fromAllahdanسے mina Allahاللہ l-lahi Ifeğerاگر in
He intendsisteseاس نے ارادہ کیا arāda for yousizeتمہارے ساتھ bikum any harmbir kötülükبرائی کا sūan orveyaیا aw He intendsdileseارادہ کیا arāda for yousizeتمہارے ساتھ bikum a mercyrahmetرحمت کا raḥmatan And notbulamazlarاور نہ walā they will findوہ پائیں گے yajidūna for themkendilerineاپنے لیے lahum besidesbaşkaسے min besidesسوا dūni AllahAllah'tanاللہ کے l-lahi
any protectorbir dostکوئی دوست waliyyan and notne deاور نہ walā any helperbir yardımcıکوئی مددگار naṣīran١٧ Verilyelbetteتحقیق qad Allah knowsbiliyorجانتا ہے yaʿlamu Allah knowsAllahاللہ l-lahu those who hinderalıkoyanlarıروکنے والوں کو l-muʿawiqīna among youiçinizdenتم میں سے minkum and those who sayve diyenleriاور کہنے والوں کو wal-qāilīna
to their brotherskardeşlerineاپنے بھائیوں سے li-ikh'wānihim Comegelinچلے آؤ halumma to usbizeہماری طرف ilaynā and notonlar gelmezlerاور نہ walā they comeآئیں گے yatūna (to) the battlesavaşaوہ لڑائی کو l-basa exceptdışındaمگر illā a fewpek azıبہت تھوڑے qalīlan١٨ Miserlycimriler olarakبخیلی کرتے ہوئے ashiḥḥatan
towards yousize karşıتم پر ʿalaykum But whenne zaman kiپھر جب fa-idhā comesgelinceآتا ہے jāa the fearkorkuخوف l-khawfu you see themgörürsünتم دیکھتے ہو ان کو ra-aytahum lookingbaktıklarınıوہ نظر کرتے ہیں yanẓurūna at yousanaآپ کی طرف ilayka revolvingdönerekگھومتی ہیں tadūru their eyesgözleriآنکھیں ان کی aʿyunuhum
like one whogibiاس شخص کی طرح ka-alladhī faintsbaygınlığıڈھانپ لیا جاتا ہے yugh'shā faintsonların üstüneاس پر ʿalayhi fromölümسے mina [the] deathموت l-mawti But whenne zaman kiپھر جب fa-idhā departsgidinceچلا جاتا ہے dhahaba the fearkorkuخوف l-khawfu they smite yousizi incitirlerبد زبانی کرتے ہیں تم سے salaqūkum
with tonguesdillerleساتھ زبانوں کے bi-alsinatin sharpsivriتیز ḥidādin miserlydüşkünlük göstererekبخیلی کرنے والے ashiḥḥatan towardskarşıاوپر ʿalā the goodhayraبھلائی کے l-khayri Those onlarیہی لوگ ulāika notinanmamışlarنہیں lam they have believedوہ ایمان لائے تو yu'minū so Allah made worthlessbu yüzden boşa çıkarmıştırضائع کردیا fa-aḥbaṭa
so Allah made worthlessAllahاللہ نے l-lahu their deedsonların işleriniان کے اعمال کو aʿmālahum And isveاور ہے wakāna thatbuیہ بات dhālika forgöreپر ʿalā AllahAllah'aاللہ l-lahi easykolaydırبہت آسان yasīran١٩ They thinksanıyorlardıوہ سمجھتے ہیں yaḥsabūna the confederatesordularınگروہوں کو l-aḥzāba
(have) notgitmedikleriniنہیں lam withdrawnوہ گئے yadhhabū And ifeğerاور اگر wa-in (should) comegelselerآجائیں yati the confederatesordularگروہ l-aḥzābu they would wisharzu ederlerdiوہ چاہیں گے yawaddū ifkeşkeکاش کہ law that they (were)kendileriبیشک وہ annahum living in (the) desertçölde bulunmayıجنگل میں رہنے والے ہوتے bādūna
amongarasındaمیں the BedouinsAraplarاعراب l-aʿrābi askingsorup öğrenmeyiوہ پوچھتے پھرتے ہیں yasalūna aboutsizin haberleriniz-denکے بارے میں ʿan your newsتم لوگوں کے حالات anbāikum And ifve şayetاور اگر walaw they werebulunsalardıوہ ہوتے kānū among youiçinizdeتم میں fīkum
notdövüşmezlerdiنہ they would fightوہ جنگ کرتے qātalū exceptdışındaمگر illā a littlepek azıبہت کم qalīlan٢٠ Certainlyandolsunالبتہ تحقیق laqad isvardırہے kāna for yousizin içinتمہارے لیے lakum inElçisindeمیں (the) Messengerرسول rasūli (of) AllahAllah'ınاللہ کے l-lahi an excellent examplebir örnekنمونہ us'watun
an excellent exampleen güzelاچھا ḥasanatun for (one) whokimseler içinواسطے اس کے liman haskavuşmaya inananجو ہو kāna hopeامید رکھتا yarjū (in) AllahAllah'aاللہ کی (ملاقات کی) l-laha and the Dayve gününeاور یوم wal-yawma the Lastahiretآخرت کی l-ākhira and remembersve ananاور یاد کرے wadhakara AllahAllah'ıاللہ کو l-laha muchçokçaبہت kathīran٢١
And whenzamanاور جب walammā sawgördükleriدیکھا raā the believersmü'minlerمومنوں نے l-mu'minūna the confederates(düşman) ordularıگروہوں کو l-aḥzāba they saiddedilerکہنے لگے qālū Thisbuیہ ہے وہ hādhā (is) whatbize va'dettiğidirجو Allah promised usوعدہ کیا ہم سے waʿadanā Allah promised usAllah'ınاللہ نے l-lahu and His Messengerve Resulününاور اس کے رسول نے warasūluhu
and Allah spoke the truthve doğrudurاور سچ فرمایا waṣadaqa and Allah spoke the truthAllahاللہ نے l-lahu and His Messengerve Resulüاور اس کے رسول نے warasūluhu And notveاور نہیں wamā it increased themartırmadıبڑھایا ان کو zādahum exceptbaşka bir şeyمگر illā (in) faithimanlarınıایمان میں īmānan and submissionve teslimiyetleriniاور سپرد کردینے میں۔ سپردگی میں۔ سونپ دینے میں wataslīman٢٢
٤٢١
‹ 419page 420 of the printed Mushaf421 ›