قَالَ ٱلَّذِينَ ٱسۡتَكۡبَرُواۡ لِلَّذِينَ ٱسۡتُضۡعِفُوٓاۡ أَنَحۡنُ صَدَدۡنَـٰكُمۡ عَنِ ٱلۡهُدَىٰ بَعۡدَ إِذۡ جَآءَكُمۖ بَلۡ كُنتُم مُّجۡرِمِينَ ٣٢

Will saydedi(ler) kiکہیں گےqālathose whokimselerوہ لوگalladhīnawere arrogantbüyüklük taslayan(lar)جنہوں نے تکبر کیاis'takbarūto thosekimselereان لوگوں سےlilladhīnawho were oppressedzayıf düşürülen(lere)جو کمزور بنا کر رکھے گئےus'tuḍ'ʿifūDid webiz mi?کیا ہم نےanaḥnuavert youengelledikروکا تھا تم کوṣadadnākumfromhidayettenسےʿanithe guidanceہدایت (سے)l-hudāaftersonraبعدbaʿdawhensize geldiktenاس کےidhit had come to youکہ آگئی تمہارے پاسjāakumNayhayırبلکہbalyou weresiz kendinizتھے تمkuntumcriminalssuç işliyordunuzمجرمmuj'rimīna

32 Those who were arrogant will say to those who were oppressed, "Did we avert you from guidance after it had come to you? Rather, you were criminals."

32 Büyüklük taslayanlar, Güçsüz sayılanlara: "Size doğruluk rehberi geldikten sonra ondan sizi biz mi alıkoyduk? Hayır; zaten suçlu kimselerdiniz" derler.

32 Diğer taraftan büyüklük taslayanlar, zayıf düşürülenlere: "Size hidayet geldikten sonra, sizi ondan biz mi çevirdik? Hayır, siz kendiniz suçluydunuz." derler.

32 بڑے لوگ کمزوروں سے کہیں گے کہ بھلا ہم نے تم کو ہدایت سے جب وہ تمہارے پاس آچکی تھی روکا تھا؟ (نہیں) بلکہ تم ہی گنہگار تھے

32 وہ بڑے بننے والے ان دبے ہوئے لوگوں کو جواب دیں گے”کیا ہم نے تمہیں اُس ہدایت سے روکا تھا جو تمہارے پاس آئی تھی؟نہیں، بلکہ تم خود مجرم تھے 1۔“

وَقَالَ ٱلَّذِينَ ٱسۡتُضۡعِفُواۡ لِلَّذِينَ ٱسۡتَكۡبَرُواۡ بَلۡ مَكۡرُ ٱلَّيۡلِ وَٱلنَّهَارِ إِذۡ تَأۡمُرُونَنَآ أَن نَّكۡفُرَ بِٱللَّهِ وَنَجۡعَلَ لَهُۥٓ أَندَادًاۚ وَأَسَرُّواۡ ٱلنَّدَامَةَ لَمَّا رَأَوُاۡ ٱلۡعَذَابَ وَجَعَلۡنَا ٱلۡأَغۡلَـٰلَ فِىٓ أَعۡنَاقِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواۡۚ هَلۡ يُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا كَانُواۡ يَعۡمَلُونَ ٣٣

And will sayve dedi(ler)اور کہیں گےwaqālathose whokimselerوہ لوگalladhīnawere oppressedzayıf düşürülen(ler)جو کمزور بنا کر رکھے گئےus'tuḍ'ʿifūto those whokimselereان لوگوں کے لیےlilladhīnawere arrogantbüyüklük taslayan(lara)جنہوں نے تکبر کیاis'takbarūNayhayırبلکہbal(it was) a plothileler (kuruyordunuz)چال تھیmakru(by) nightgeceرات کیal-layliand (by) dayve gündüzاور دن کیwal-nahāriwhenbize emrediyordunuzجبidhyou were ordering usتم حکم دیتے تھے ہم کوtamurūnanāthatinkar etmemiziکہanwe disbelieveہم کفر کریںnakfurain AllahAllah'ıساتھ اللہ کےbil-lahiand we set upve koşmamızıاور ہم بنائیںwanajʿalafor HimO'naاس کے لیےlahuequalseşlerگواہandādanBut they will concealve içlerinde gizledilerاور وہ چھپائیں گےwa-asarrūthe regretpişmanlıklarınıندامت کوl-nadāmatawhengördüklerindeجبlammāthey seeوہ دیکھیں گےra-awūthe punishmentazabıعذاب کوl-ʿadhābaAnd We will putbiz de geçirdikاور ہم ڈال دیں گےwajaʿalnāshacklesdemir halkalarطوقl-aghlālaonboyunlarınaمیں(the) necksگردنوں میںaʿnāqi(of) those whokimselerinان لوگوں کیalladhīnadisbelievedinkar eden(ler)جنہوں نے کفر کیاkafarūWillmı?نہیںhalthey be recompensedcezalandırılacaklarوہ جزا دئیے جارہےyuj'zawnaexceptbaşkasıylaمگرillā(for) whatşeylerdenجوthey used toolduklarıتھے وہkānūdoyapıyor(lar)عمل کرتےyaʿmalūna

33 Those who were oppressed will say to those who were arrogant, "Rather, [it was your] conspiracy of night and day when you were ordering us to disbelieve in Allah and attribute to Him equals." But they will [all] confide regret when they see the punishment; and We will put shackles on the necks of those who disbelieved. Will they be recompensed except for what they used to do?

33 Güçsüz sayılanlar da büyüklük taslayanlara: "Hayır gece gündüz hile kuruyor ve bize Allah'ı inkar etmemizi, O'na ortaklar koşmamızı emrediyordunuz" derler. Azabı gördüklerinde, ettiklerine içleri yanar. İnkar edenlerin boyunlarına demir halkalar vururuz. Yaptıklarından başka bir şeyin mi cezasını çekerler?

33 O zayıf düşürülenler de o büyüklük taslayanlara: "Hayır, (işiniz) gece, gündüz hilekârlıktı. Çünkü siz bize Allah'ı inkâr etmemizi ve O'na eş koşmamızı emrediyordunuz." derler. Bunlar azabı gördükleri zaman içlerinden pişmanlık getirmektedirler. Biz de o kâfirlerin boyunlarına demir halkalar geçirmişizdir. Onlar sadece yaptıklarının cezasını çekiyorlardır.

33 اور کمزور لوگ بڑے لوگوں سے کہیں گے (نہیں) بلکہ (تمہاری) رات دن کی چالوں نے (ہمیں روک رکھا تھا) جب تم ہم سے کہتے تھے کہ ہم خدا سے کفر کریں اور اس کا شریک بنائیں۔ اور جب وہ عذاب کو دیکھیں گے تو دل میں پشیمان ہوں گے۔ اور ہم کافروں کی گردنوں میں طوق ڈال دیں گے۔ بس جو عمل وہ کرتے تھے ان ہی کا ان کو بدلہ ملے گا

33 وہ دبے ہوئے لوگ ان بڑے بننے والوں سے کہیں گے”نہیں، بلکہ شب و روز کی مکّاری تھی جب تم ہم سے کہتے تھے کہ ہم اللہ سے کُفر کریں اور دُوسروں کی اس کا ہمسر ٹھہرائیں 1۔“ آخر کار جب یہ لوگ عذاب دیکھیں گے تو اپنے دلوں میں پچھتائیں گے اور ہم اِن مُنکرین کے گلوں میں طَوق ڈال دیں گے۔ کیا لوگوں کو اِس کے سوا اور کوئی بدلہ دیا جا سکتا ہے کہ جیسے اعمال اُن کے تھے ویسی ہی جزا وہ پائیں؟

وَمَآ أَرۡسَلۡنَا فِى قَرۡيَةٍ مِّن نَّذِيرٍ إِلَّا قَالَ مُتۡرَفُوهَآ إِنَّا بِمَآ أُرۡسِلۡتُم بِهِۦ كَـٰفِرُونَ ٣٤

And notveاور نہیںwamāWe sentbiz göndermedikبھیجا ہم نےarsalnātobir ülkeyeمیںa townکسی بستی (میں)qaryatinanyhiçbirکسیminwarneruyarıcıڈرانے والے کوnadhīrinbutbaşkasınıمگرillāsaiddiyendenاس نے کہاqālaits wealthy onesvarlıkla şımarmış kimseleriاس کے خوش حال لوگوں کوmut'rafūhāIndeed weşüphesiz bizبے شک ہمinnāin whatşeyiساتھ اس کے جوbimāyou have been sentsizin gönderildiğinizبھیجے گئے تمur'sil'tumwithonuساتھ اس کےbihi(are) disbelieversinkar ediyoruzانکاری ہیںkāfirūna

34 And We did not send into a city any warner except that its affluent said, "Indeed we, in that with which you were sent, are disbelievers."

34 Doğrusu uyarıcı göndermiş olduğumuz her kentin varlıklı kimseleri, "Biz sizinle gönderilen şeyleri inkar ediyoruz" dediler.

34 Biz herhangi bir memlekete tehlikeyi haber veren bir uyarıcı gönderdikse, mutlaka oranın refah ile şımartılmış olanları: "Biz sizin gönderildiğiniz şeyleri tanımayız." dediler.

34 اور ہم نے کسی بستی میں کوئی ڈرانے والا نہیں بھیجا مگر وہاں کے خوش حال لوگوں نے کہا کہ جو چیز تم دے کر بھیجے گئے ہو ہم اس کے قائل نہیں

34 کبھی ایسا نہیں ہوا کہ ہم نے کسی بستی میں ایک خبردار کرنے والا بھیجا ہو اور اس بستی کے کھاتے پیتے لوگوں نے یہ نہ کہا ہو  جو پیغام تم لے کر آئے ہو اس کو ہم نہیں مانتے 1

وَقَالُواۡ نَحۡنُ أَكۡثَرُ أَمۡوٰلاً وَأَوۡلَـٰدًا وَمَا نَحۡنُ بِمُعَذَّبِينَ ٣٥

And they sayve dediler kiاور انہوں نے کہاwaqālūWebizہمnaḥnu(have) moredaha çoğuzزیادہ ہیںaktharuwealthmalcaمال میںamwālanand childrenve evladçaاور اولاد میںwa-awlādanand notve değilizاور نہیںwamāwebizہمnaḥnuwill be punishedazaba uğratılacakعذاب دیے جانے والےbimuʿadhabīna

35 And they said, "We are more [than the believers] in wealth and children, and we are not to be punished."

35 Ve dediler ki: "Malları ve çocukları en çok olan bizleriz, azaba uğratılacak da değiliz"

35 Ve yine dediler ki: "Biz malca da daha çoğuz, evlatça da, bize azab edilmez."

35 اور (یہ بھی) کہنے لگے کہ ہم بہت سا مال اور اولاد رکھتے ہیں اور ہم کو عذاب نہیں ہوگا

35 انہوں نے ہمیشہ یہی کہا کہ ہم تم سے زیادہ مال اولاد رکھتے ہیں اور ہم ہرگز سزا پانے والے نہیں ہیں 1

قُلۡ إِنَّ رَبِّى يَبۡسُطُ ٱلرِّزۡقَ لِمَن يَشَآءُ وَيَقۡدِرُ وَلَـٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعۡلَمُونَ ٣٦

Sayde kiکہہ دیجئےqulIndeedşüphesizبیشکinnamy LordRabbimمیرا ربrabbīextendsyayarپھیلاتا ہےyabsuṭuthe provisionrızkıرزق کوl-riz'qafor whomkimseyeجس کے لیےlimanHe willsdilediğiچاہتا ہےyashāuand restrictsve kısarاور تنگ کرتا ہےwayaqdirubutfakatاور لیکنwalākinnamostçoğuاکثرakthara[the] peopleinsanlarınلوگl-nāsi(do) notbilmezlerنہیںknowجانتےyaʿlamūna

36 Say, "Indeed, my Lord extends provision for whom He wills and restricts [it], but most of the people do not know."

36 De ki: "Şüphesiz Rabbim rızkı dilediğine genişletir ve bir ölçüye göre verir, fakat insanların çoğu bilmezler."

36 De ki: "Rabbim rızkı dilediğine genişletir, dilediğine sıkar. Fakat insanların çoğu bilmezler."

36 کہہ دو کہ میرا رب جس کے لئے چاہتا ہے روزی فراخ کردیتا ہے (اور جس کے لئے چاہتا ہے) تنگ کردیتا ہے لیکن اکثر لوگ نہیں جانتے

36 اے نبیؐ ، اِن سے کہو میرا ربّ جسے چاہتا ہے کشادہ رزق دیتا ہے اور جسے چاہتا ہے نَپا تُلا عطا کرتا ہے ، مگر اکثر لوگ اس کی حقیقت نہیں جانتے۔  1

وَمَآ أَمۡوٰلُكُمۡ وَلَآ أَوۡلَـٰدُكُم بِٱلَّتِى تُقَرِّبُكُمۡ عِندَنَا زُلۡفَىٰٓ إِلَّا مَنۡ ءَامَنَ وَعَمِلَ صَـٰلِحًا فَأُوۡلَـٰٓئِكَ لَهُمۡ جَزَآءُ ٱلضِّعۡفِ بِمَا عَمِلُواۡ وَهُمۡ فِى ٱلۡغُرُفَـٰتِ ءَامِنُونَ ٣٧

And notve değildirاور نہیںwamāyour wealthmallarınızتمہارے مالamwālukumand notdeğildirاور نہwalāyour childrenevladlarınızتمہاری اولادیںawlādukum[that]sizi yaklaştıranوہ چیزbi-allatīwill bring you closeجو قریب کرتی ہو تم کوtuqarribukumto Uskatımızdaہم سے۔ ہمارے پاسʿindanā(in) positionmertebeceدرجے میں۔ مرتبے میںzul'fābutancak başkaمگرillāwhoeverkimselerجوmanbelievesinanan(lar)ایمان لایاāmanaand doesve yapanlarاور اس نےwaʿamilarighteousnessfaydalı işاچھے عمل کیےṣāliḥanthen thoseişteتو یہی لوگfa-ulāikafor themonlara vardırان کے لیےlahum(will be) rewardmükafatجزا ہےjazāutwo-foldkat kat fazlasıدوگنیl-ḍiʿ'fifor whatyaptıklarınınبوجہ اس کے جوbimāthey didانہوں نے عمل کیےʿamilūand theyve onlarاور وہwahum(will be) insaraylardaمیںthe high dwellingsبالاخانوں میںl-ghurufātisecuregüven içindedirlerامن سے رہنے والے ہوں گےāminūna

37 And it is not your wealth or your children that bring you nearer to Us in position, but it is [by being] one who has believed and done righteousness. For them there will be the double reward for what they did, and they will be in the upper chambers [of Paradise], safe [and secure].

37 Ey insanlar! Sizi Bana yaklaştıracak olan ne mallarınız ve ne de çocuklarınızdır; yalnız, inanıp yararlı iş işleyen kimselerin, işte onların yaptıklarına karşılık mükafatları kat kattır; işte onlar, yüksek derecelerde, güven içindedirler.

37 Halbuki sizi huzurumuza yaklaştıracak olan, mallarınız ve evlatlarınız değildir. Ancak iman edip de salih amel işleyenlere gelince, işte onların amellerine karşı kendilerine kat kat mükafat vardır. Onlar cennet köşklerinde emniyet içindedirler.

37 اور تمہارا مال اور اولاد ایسی چیز نہیں کہ تم کو ہمارا مقرب بنا دیں۔ ہاں (ہمارا مقرب وہ ہے) جو ایمان لایا اور عمل نیک کرتا رہا۔ ایسے ہی لوگوں کو ان کے اعمال کے سبب دگنا بدلہ ملے گا اور وہ خاطر جمع سے بالاخانوں میں بیٹھے ہوں گے

37 یہ تمہاری دولت اور تمہاری اولاد نہیں ہے جو تمہیں ہم سے قریب کرتی ہو۔ ہاں مگر جو ایمان لائے اور نیک عمل کرے۔ 1 یہی لوگ ہیں جن کے لیے اُن کے عمل کی دُہری جزا ہے ، اور وہ بلند و بالا عمارتوں میں اطمینان سے رہیں گے 2

وَٱلَّذِينَ يَسۡعَوۡنَ فِىٓ ءَايَـٰتِنَا مُعَـٰجِزِينَ أُوۡلَـٰٓئِكَ فِى ٱلۡعَذَابِ مُحۡضَرُونَ ٣٨

And those whoçalışanlara gelinceاور وہ لوگwa-alladhīnastriveجو دوڑ دھوپ کرتے ہیںyasʿawnaagainstayetlerimiziمیںOur Versesہماری آیات (میں)āyātinā(to) cause failureetkisiz kılmağaعاجز کرنے والے ہو کرmuʿājizīnathoseonlarیہی لوگulāikaintoiçineمیںthe punishmentazabınعذاب (میں)l-ʿadhābi(will be) broughtgetirileceklerdirحاضر کیے جانے والے ہیںmuḥ'ḍarūna

38 And the ones who strive against Our verses to cause [them] failure - those will be brought into the punishment [to remain].

38 Ayetlerimizi etkisiz kılmaya çalışanlar; işte onlar, azabla yüz yüze bırakılırlar.

38 Âyetlerimizi hükümsüz bırakmak için yarışanlara gelince, işte onlar Hakk'ın huzuruna azab içinde getirileceklerdir.

38 جو لوگ ہماری آیتوں میں کوشش کرتے ہیں کہ ہمیں ہرا دیں وہ عذاب میں حاضر کئے جائیں گے

38 رہے وہ لوگ جو ہماری آیات کو نیچا دکھانے کے لیے دوڑ دھوپ کرتے ہیں، تو وہ عذاب میں مبتلا ہوں گے

قُلۡ إِنَّ رَبِّى يَبۡسُطُ ٱلرِّزۡقَ لِمَن يَشَآءُ مِنۡ عِبَادِهِۦ وَيَقۡدِرُ لَهُۥۚ وَمَآ أَنفَقۡتُم مِّن شَىۡءٍ فَهُوَ يُخۡلِفُهُۖۥ وَهُوَ خَيۡرُ ٱلرّٰزِقِينَ ٣٩

Sayde kiکہہ دیجئےqulIndeedşüphesizبیشکinnamy LordRabbimمیرا ربrabbīextendsyayarپھیلا دیتا ہے۔ کھلا دیتا ہےyabsuṭuthe provisionrızkıرزقl-riz'qafor whomkimseyeجس کے لیےlimanHe willsdilediğiوہ چاہتا ہےyashāuofkullarındanسےminHis slavesاپنے بندوں (میں سے)ʿibādihiand restrictsve kısarاور تنگ کرتا ہے۔ اندازے سے دیتا ہےwayaqdirufor himonaجس کے لیے چاہتا ہےlahuBut whatne kiاور جوwamāyou spendsiz infak etsenizخرچ کرو گے تمanfaqtumofbir şeyکوئیminanythingچیزshayinthen HeOتو وہfahuwawill compensate itonun yerine başkasını verirبدلہ دیتا ہے اس کا۔ پیچھے لاتا ہے اس کوyukh'lifuhuand Heve Oاور وہwahuwa(is the) Besten hayırlısıdırبہتر ہےkhayru(of) the Providersrızık verenlerinسب رزق دینے والوں میںl-rāziqīna

39 Say, "Indeed, my Lord extends provision for whom He wills of His servants and restricts [it] for him. But whatever thing you spend [in His cause] - He will compensate it; and He is the best of providers."

39 De ki: "Doğrusu Rabbim, kullarından dilediğinin rızkını hem genişletir ve hem de ona daraltıp bir ölçüye göre verir; sarfettiğiniz herhangi bir şeyin yerine O daha iyisini koyar, çünkü O rızık verenlerin en hayırlısıdır."

39 De ki: "Gerçekten Rabbim kullarından dilediği kimseye rızkı hem genişletir, hem daraltır. Her neyi hayra harcarsanız O, onun yerine başkasını verir. Hem O, rızık verenlerin en hayırlısıdır."

39 کہہ دو کہ میرا پروردگار اپنے بندوں میں سے جس کے لئے چاہتا ہے روزی فراخ کردیتا ہے اور (جس کے لئے چاہتا ہے) تنگ کردیتا ہے اور تم جو چیز خرچ کرو گے وہ اس کا (تمہیں) عوض دے گا۔ اور وہ سب سے بہتر رزق دینے والا ہے

39 اے نبیؐ ، ان سے کہو”میرا ربّ بندوں میں سے جسے چاہتا ہے کُھلا رزق دیتا ہے اور جسے چاہتا ہے نَپا تُلا دیتا ہے۔ 1 جو کچھ تم خرچ کردیتے ہو اُس کی جگہ وہی تم کو اَور دیتا ہے ، وہ سب رازقوں سے بہتر رازق ہے۔ 2“

Surah 34 / Saba / Sheba سورة سبإ 433
Will saydedi(ler) kiکہیں گے qāla those whokimselerوہ لوگ alladhīna were arrogantbüyüklük taslayan(lar)جنہوں نے تکبر کیا is'takbarū to thosekimselereان لوگوں سے lilladhīna who were oppressedzayıf düşürülen(lere)جو کمزور بنا کر رکھے گئے us'tuḍ'ʿifū Did webiz mi?کیا ہم نے anaḥnu avert youengelledikروکا تھا تم کو ṣadadnākum
fromhidayettenسے ʿani the guidanceہدایت (سے) l-hudā aftersonraبعد baʿda whensize geldiktenاس کے idh it had come to youکہ آگئی تمہارے پاس jāakum Nayhayırبلکہ bal you weresiz kendinizتھے تم kuntum criminalssuç işliyordunuzمجرم muj'rimīna٣٢ And will sayve dedi(ler)اور کہیں گے waqāla those whokimselerوہ لوگ alladhīna
were oppressedzayıf düşürülen(ler)جو کمزور بنا کر رکھے گئے us'tuḍ'ʿifū to those whokimselereان لوگوں کے لیے lilladhīna were arrogantbüyüklük taslayan(lara)جنہوں نے تکبر کیا is'takbarū Nayhayırبلکہ bal (it was) a plothileler (kuruyordunuz)چال تھی makru (by) nightgeceرات کی al-layli and (by) dayve gündüzاور دن کی wal-nahāri whenbize emrediyordunuzجب idh
you were ordering usتم حکم دیتے تھے ہم کو tamurūnanā thatinkar etmemiziکہ an we disbelieveہم کفر کریں nakfura in AllahAllah'ıساتھ اللہ کے bil-lahi and we set upve koşmamızıاور ہم بنائیں wanajʿala for HimO'naاس کے لیے lahu equalseşlerگواہ andādan But they will concealve içlerinde gizledilerاور وہ چھپائیں گے wa-asarrū the regretpişmanlıklarınıندامت کو l-nadāmata
whengördüklerindeجب lammā they seeوہ دیکھیں گے ra-awū the punishmentazabıعذاب کو l-ʿadhāba And We will putbiz de geçirdikاور ہم ڈال دیں گے wajaʿalnā shacklesdemir halkalarطوق l-aghlāla onboyunlarınaمیں (the) necksگردنوں میں aʿnāqi (of) those whokimselerinان لوگوں کی alladhīna disbelievedinkar eden(ler)جنہوں نے کفر کیا kafarū
Willmı?نہیں hal they be recompensedcezalandırılacaklarوہ جزا دئیے جارہے yuj'zawna exceptbaşkasıylaمگر illā (for) whatşeylerdenجو they used toolduklarıتھے وہ kānū doyapıyor(lar)عمل کرتے yaʿmalūna٣٣ And notveاور نہیں wamā We sentbiz göndermedikبھیجا ہم نے arsalnā tobir ülkeyeمیں a townکسی بستی (میں) qaryatin
anyhiçbirکسی min warneruyarıcıڈرانے والے کو nadhīrin butbaşkasınıمگر illā saiddiyendenاس نے کہا qāla its wealthy onesvarlıkla şımarmış kimseleriاس کے خوش حال لوگوں کو mut'rafūhā Indeed weşüphesiz bizبے شک ہم innā in whatşeyiساتھ اس کے جو bimā you have been sentsizin gönderildiğinizبھیجے گئے تم ur'sil'tum withonuساتھ اس کے bihi (are) disbelieversinkar ediyoruzانکاری ہیں kāfirūna٣٤
And they sayve dediler kiاور انہوں نے کہا waqālū Webizہم naḥnu (have) moredaha çoğuzزیادہ ہیں aktharu wealthmalcaمال میں amwālan and childrenve evladçaاور اولاد میں wa-awlādan and notve değilizاور نہیں wamā webizہم naḥnu will be punishedazaba uğratılacakعذاب دیے جانے والے bimuʿadhabīna٣٥
Sayde kiکہہ دیجئے qul Indeedşüphesizبیشک inna my LordRabbimمیرا رب rabbī extendsyayarپھیلاتا ہے yabsuṭu the provisionrızkıرزق کو l-riz'qa for whomkimseyeجس کے لیے liman He willsdilediğiچاہتا ہے yashāu and restrictsve kısarاور تنگ کرتا ہے wayaqdiru butfakatاور لیکن walākinna mostçoğuاکثر akthara [the] peopleinsanlarınلوگ l-nāsi
(do) notbilmezlerنہیں knowجانتے yaʿlamūna٣٦ And notve değildirاور نہیں wamā your wealthmallarınızتمہارے مال amwālukum and notdeğildirاور نہ walā your childrenevladlarınızتمہاری اولادیں awlādukum [that]sizi yaklaştıranوہ چیز bi-allatī will bring you closeجو قریب کرتی ہو تم کو tuqarribukum to Uskatımızdaہم سے۔ ہمارے پاس ʿindanā
(in) positionmertebeceدرجے میں۔ مرتبے میں zul'fā butancak başkaمگر illā whoeverkimselerجو man believesinanan(lar)ایمان لایا āmana and doesve yapanlarاور اس نے waʿamila righteousnessfaydalı işاچھے عمل کیے ṣāliḥan then thoseişteتو یہی لوگ fa-ulāika for themonlara vardırان کے لیے lahum (will be) rewardmükafatجزا ہے jazāu two-foldkat kat fazlasıدوگنی l-ḍiʿ'fi
for whatyaptıklarınınبوجہ اس کے جو bimā they didانہوں نے عمل کیے ʿamilū and theyve onlarاور وہ wahum (will be) insaraylardaمیں the high dwellingsبالاخانوں میں l-ghurufāti securegüven içindedirlerامن سے رہنے والے ہوں گے āminūna٣٧ And those whoçalışanlara gelinceاور وہ لوگ wa-alladhīna striveجو دوڑ دھوپ کرتے ہیں yasʿawna againstayetlerimiziمیں
Our Versesہماری آیات (میں) āyātinā (to) cause failureetkisiz kılmağaعاجز کرنے والے ہو کر muʿājizīna thoseonlarیہی لوگ ulāika intoiçineمیں the punishmentazabınعذاب (میں) l-ʿadhābi (will be) broughtgetirileceklerdirحاضر کیے جانے والے ہیں muḥ'ḍarūna٣٨ Sayde kiکہہ دیجئے qul
Indeedşüphesizبیشک inna my LordRabbimمیرا رب rabbī extendsyayarپھیلا دیتا ہے۔ کھلا دیتا ہے yabsuṭu the provisionrızkıرزق l-riz'qa for whomkimseyeجس کے لیے liman He willsdilediğiوہ چاہتا ہے yashāu ofkullarındanسے min His slavesاپنے بندوں (میں سے) ʿibādihi and restrictsve kısarاور تنگ کرتا ہے۔ اندازے سے دیتا ہے wayaqdiru for himonaجس کے لیے چاہتا ہے lahu But whatne kiاور جو wamā
you spendsiz infak etsenizخرچ کرو گے تم anfaqtum ofbir şeyکوئی min anythingچیز shayin then HeOتو وہ fahuwa will compensate itonun yerine başkasını verirبدلہ دیتا ہے اس کا۔ پیچھے لاتا ہے اس کو yukh'lifuhu and Heve Oاور وہ wahuwa (is the) Besten hayırlısıdırبہتر ہے khayru (of) the Providersrızık verenlerinسب رزق دینے والوں میں l-rāziqīna٣٩
٤٣٣
‹ 431page 432 of the printed Mushaf433 ›