قُلۡ جَآءَ ٱلۡحَقُّ وَمَا يُبۡدِئُ ٱلۡبَـٰطِلُ وَمَا يُعِيدُ ٤٩

Sayde kiکہہ دیجئےqulHas comegeldiآگیاjāathe truthhakحقl-ḥaquand notartıkاور نہیںwamā(can) originatebir şey ortaya çıkaramazپیدا کرتا (پہلی بار)yub'di-uthe falsehoodbatılباطلl-bāṭiluand notveاور نہwamārepeatgeri getiremezاعادہ کرتا ہےyuʿīdu

49 Say, "The truth has come, and falsehood can neither begin [anything] nor repeat [it]."

49 De ki: "Hak geldi; artık batıl ne yeniden başlar, ne de geri gelir."

49 De ki: "Hak geldi, batılın önü de kalmaz, sonu da."

49 کہہ دو کہ حق آچکا اور (معبود) باطل نہ تو پہلی بار پیدا کرسکتا ہے اور نہ دوبارہ پیدا کرے گا

49 کہو "حق آگیا ہے اور اب باطل کے کیے کچھ نہیں ہو سکتا"

قُلۡ إِن ضَلَلۡتُ فَإِنَّمَآ أَضِلُّ عَلَىٰ نَفۡسِىۖ وَإِنِ ٱهۡتَدَيۡتُ فَبِمَا يُوحِىٓ إِلَىَّ رَبِّىٓۚ إِنَّهُۥ سَمِيعٌ قَرِيبٌ ٥٠

Sayde kiکہہ دیجئےqulIfeğerاگرinI errsaparsamمیں بھٹک گیاḍalaltuthen onlyşüphesizتو بیشکfa-innamāI will errsapmış olurumمیں بھٹکتا ہوںaḍilluagainst(zararıma)پرʿalāmyselfkendiاپنی ذات (پر)nafsīBut ifve eğerاور اگرwa-iniI am guidedyolu bulursamمیں ہدایت پا گیاih'tadaytuthen it is by whatşüphesiz sayesindedirپس بوجہ اس کے جوfabimārevealsvahyettiğiوحی کیyūḥīto mebanaمیری طرفilayyamy LordRabbiminمیرے رب نےrabbīIndeed, Heşüphesiz Oبیشک وہinnahu(is) All-Hearerişitendirسننے والا ہےsamīʿunEver-Nearyakındırقریب ہےqarībun

50 Say, "If I should err, I would only err against myself. But if I am guided, it is by what my Lord reveals to me. Indeed, He is Hearing and near."

50 De ki: "Eğer saparsam, kendi zararıma sapmış olurum. Doğru yolda olursam, bu Rabbim'in bana vahyetmesiyledir. Doğrusu O, işitendir, yakın olandır"

50 De ki: "Eğer ben yanılırsam, yalnız kendi adıma yanılırım. Ve eğer hidayeti bulmuşsam, bilinmeli ki Rabbimin bana vahiy vermesiyledir. Çünkü O, yakındır, işitir, işittirir."

50 کہہ دو کہ اگر میں گمراہ ہوں تو میری گمراہی کا ضرر مجھی کو ہے۔ اور اگر ہدایت پر ہوں تو یہ اس کا طفیل ہے جو میرا پروردگار میری طرف وحی بھیجتا ہے۔ بےشک وہ سننے والا (اور) نزدیک ہے

50 کہو”اگر میں گمراہ ہو گیا ہوں تو میری گمراہی کا وبال مجھ پر ہے، اور اگر میں ہدایت پر ہوں تو اُس وحی کی بنا پر ہوں جو میرا ربّ میرے اُوپر نازل کرتا ہے، وہ سب کچھ سُنتا ہے اور قریب ہی ہے۔ 1

وَلَوۡ تَرَىٰٓ إِذۡ فَزِعُواۡ فَلَا فَوۡتَ وَأُخِذُواۡ مِن مَّكَانٍ قَرِيبٍ ٥١

And ifşayetاور کاشwalawyou (could) seebir görsenتم دیکھتےtarāwhenzamanجبidhthey will be terrifiedtelaşa düştükleriوہ گھبرا جائیں گےfaziʿūbut (there will be) nohiçbiri kurtulamazتو نہfalāescapeبھاگ سکیں گےfawtaand they will be seizedve yakalanmışlardırاور پکڑ لیے جائیں گےwa-ukhidhūfromyerdenسےmina placeجگہ (سے)makāninnearyakınقریب کیqarībin

51 And if you could see when they are terrified but there is no escape, and they will be seized from a place nearby.

51 Onları korktukları zaman bir görsen; artık kurtuluş yoktur, cehenneme yakın bir yerde yakalanmışlardır. O zaman, "Allah'a inandık" derler ama, ahiret gibi uzak bir yerden imana nasıl kolayca ulaşırlar?

51 Onları telaşa düştükleri zaman görsen: Artık kaçamak yoktur. Yakın yerden yakalanmışlardır.

51 اور کاش تم دیکھو جب یہ گھبرا جائیں گے تو (عذاب سے) بچ نہیں سکیں گے اور نزدیک ہی سے پکڑ لئے جائیں گے

51 کاش  تم دیکھو انہیں اُس وقت جب یہ لوگ گھبرائے پھر رہے ہوں گے اور کہیں بچ کر نہ جا سکیں گے، بلکہ قریب ہی سے پکڑ لیے جائیں گے۔ 1

وَقَالُوٓاۡ ءَامَنَّا بِهِۦ وَأَنَّىٰ لَهُمُ ٱلتَّنَاوُشُ مِن مَّكَانِۭ بَعِيدٍ ٥٢

And they will sayve demektedirlerور وہ کہیں گےwaqālūWe believeinandıkہم ایمان لائےāmannāin itonaاس پرbihiBut howama nasıl olur?اور کہاں سے ہےwa-annāfor themonlar içinان کے لیےlahumu(will be) the receivingelde etmeleriپکڑناl-tanāwushufromyerdenسےmina placeجگہ (سے)makāninfar offuzakدور کیbaʿīdin

52 And they will [then] say, "We believe in it!" But how for them will be the taking [of faith] from a place far away?

52 Onları korktukları zaman bir görsen; artık kurtuluş yoktur, cehenneme yakın bir yerde yakalanmışlardır. O zaman, "Allah'a inandık" derler ama, ahiret gibi uzak bir yerden imana nasıl kolayca ulaşırlar?

52 Ve: "O'na iman ettik" demektedirler. Fakat onlar için (âhiret gibi) uzak bir yerden (imana) el sunmak (ulaşabilmek) nerede?

52 اور کہیں گے کہ ہم اس پر ایمان لے آئے اور (اب) اتنی دور سے ان کا ہاتھ ایمان کے لینے کو کیونکر پہنچ سکتا ہے

52 اُس وقت یہ کہیں  گے کہ ہم اُس پر ایمان لے آئے۔ 1 حالانکہ اب دُور نکلی ہوئی چیز کہاں  ہاتھ آسکتی ہے۔ 2

وَقَدۡ كَفَرُواۡ بِهِۦ مِن قَبۡلُۖ وَيَقۡذِفُونَ بِٱلۡغَيۡبِ مِن مَّكَانِۭ بَعِيدٍ ٥٣

And certainlyoysa andolsunاور تحقیقwaqadthey disbelievedinkar etmişlerdiانہوں نے کفر کیاkafarūin itonuاس کوbihibeforedaha önceسےminbeforeاس سے پہلےqabluAnd they utter conjecturesve atıyorlardıاور وہ پھینکتے ہیںwayaqdhifūnaabout the unseengörülmeyeneبن دیکھےbil-ghaybifromyerdenسےmina placeجگہ (سے)makāninfar offuzakدور کیbaʿīdin

53 And they had already disbelieved in it before and would assault the unseen from a place far away.

53 Oysa onu daha önce inkar etmişler, uzak bir yer olan dünyadan görünmeyene dil uzatmışlardı.

53 Halbuki daha önce (dünyada) O'nu inkâr etmişlerdi. Uzak yerden gayba taş atıyorlardı.

53 اور پہلے تو اس سے انکار کرتے رہے اور بن دیکھے دور ہی سے (ظن کے) تیر چلاتے رہے

53 اِس سے پہلے یہ کُفر کر چکے تھےاور بلا تحقیق دُور دُور کی کوڑیاں لایا کرتے تھے 1

وَحِيلَ بَيۡنَهُمۡ وَبَيۡنَ مَا يَشۡتَهُونَ كَمَا فُعِلَ بِأَشۡيَاعِهِم مِّن قَبۡلُۚ إِنَّهُمۡ كَانُواۡ فِى شَكٍّ مُّرِيبِۭ ٥٤

And a barrier will be placedperde çekildiاور حائل کردیا جائے گاwaḥīlabetween themonların arasınaان کے درمیانbaynahumand betweenve arasınaاور اس کے درمیانwabaynawhatşeylerجوthey desirearzu ettikleriوہ خواہش کرتے ہیںyashtahūnaasgibiجیسےkamāwas doneyapıldığıکیا گیاfuʿilawith their kindbenzerlerineان کے ہم جنسوں کے ساتھ۔ پیش روؤں کے ساتھbi-ashyāʿihimbeforebundan önceسےminbeforeاس سے پہلےqabluIndeed, theydoğrusu onlarبیشک وہinnahumwereiçindedirlerتھےkānūinمیںdoubtbir kuşkuشک (میں)shakkindisquietingkatmerliبےچین کرنے والےmurībin

54 And prevention will be placed between them and what they desire, as was done with their kind before. Indeed, they were in disquieting denial.

54 Kendileriyle, arzuladıkları şeyler arasına artık engel konur; nitekim, daha önce, kendilerine benzeyenlere de aynı şey yapılmıştı. Çünkü onlar şüphe ve endişe içindeydiler.

54 Artık kendileriyle arzularının arasına set çekilmiştir. Tıpkı bundan önce benzerlerine yapıldığı gibi. Çünkü hepsi işkilli bir şüphe içinde bulunuyorlardı

54 اور ان میں اور ان کی خواہش کی چیزوں میں پردہ حائل کردیا گیا جیسا کہ پہلے ان کے ہم جنسوں سے کیا گیا وہ بھی الجھن میں ڈالنے والے شک میں پڑے ہوئے تھے

54 اُس وقت جس چیز کی یہ تمنّا کر رہے ہوں گے اس سے محرُوم کر دیے جائیں گے جس طرح اِن کے پیش رَو ہم مشرب محروم ہو ں گے۔ یہ بڑے گمراہ کُن شک  میں پڑے ہوئے تھے۔ 1

●●●●●●

سُورَةُ فاطر

Fatir / Originator

Meccan  ◆  45 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ فَاطِرِ ٱلسَّمَـٰوٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ جَاعِلِ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةِ رُسُلاً أُوۡلِىٓ أَجۡنِحَةٍ مَّثۡنَىٰ وَثُلَـٰثَ وَرُبَـٰعَۚ يَزِيدُ فِى ٱلۡخَلۡقِ مَا يَشَآءُۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىۡءٍ قَدِيرٌ ١

All praiseshamd olsunسب تعریفal-ḥamdu(be) to AllahAllah'aاللہ کے لیے ہےlillahiOriginatoryoktan var edenپیدا کرنے والا ہےfāṭiri(of) the heavensgökleriآسمانوں کاl-samāwātiand the earthve yeriاور زمین کاwal-arḍi(Who) makesyapanبنانے والا ہےjāʿilithe Angelsmelekleriفرشتوں کوl-malāikatimessengerselçilerپیغام برrusulanhaving wingssahibiوالےulīhaving wingskanatlarپروں والےajniḥatintwoikişerدو ، دوmathnāor threeve üçerاور تین، تینwathulāthaor fourve dörderاور چار، چارwarubāʿaHe increasesartırırاضافہ کرتا ہےyazīduinyaratmadaمیںthe creationپیدائش (میں)l-khalqiwhatne kadarجوHe willsdilerseوہ چاہتا ہےyashāuIndeedşüphesizبیشکinnaAllahاللہ تعالیٰl-laha(is) onherپرʿalāeveryہرkullithingşeyiچیزshayinAll-Powerfulyapabilendirقادر ہےqadīrun

1 [All] praise is [due] to Allah, Creator of the heavens and the earth, [who] made the angels messengers having wings, two or three or four. He increases in creation what He wills. Indeed, Allah is over all things competent.

1 Hamd, gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler kılan Allah'a mahsustur. Yaratmada dilediğini artırır. Doğrusu Allah, her şeye Kadir olandır.

1 Hamd, gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler kılan Allah'a mahsustur. O, yaratmada dilediği kadar artırır. Gerçekten Allah her şeye kâdirdir.

1 سب تعریف خدا ہی کو (سزاوار ہے) جو آسمانوں اور زمین کا پیدا کرنے والا (اور) فرشتوں کو قاصد بنانے والا ہے جن کے دو دو اور تین تین اور چار چار پر ہیں۔ وہ (اپنی) مخلوقات میں جو چاہتا ہے بڑھاتا ہے۔ بےشک خدا ہر چیز پر قادر ہے

1 تعریف اللہ ہی کے لیے ہے جو آسمانوں اور زمین کا بنانے والا اور فرشتوں کو پیغام رساں مقرر کرنے والا ہے، 1 (ایسے فرشتے)جن کے دو دو اور تین تین اور چار چار بازو ہیں۔ 2 وہ اپنی مخلوق کی ساخت میں جیسا چاہتا ہے اضافہ کرتا ہے۔ 3 یقیناً اللہ ہر چیز پر قادر ہے

مَّا يَفۡتَحِ ٱللَّهُ لِلنَّاسِ مِن رَّحۡمَةٍ فَلَا مُمۡسِكَ لَهَاۖ وَمَا يُمۡسِكۡ فَلَا مُرۡسِلَ لَهُۥ مِنۢ بَعۡدِهِۚۦ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ ٢

Whatne kiجوAllah grants(Allah) açarکھولتا ہےyaftaḥiAllah grantsAllahاللہl-lahuto mankindinsanlar içinلوگوں کے لیےlilnnāsiofrahmettenکوئیminMercyرحمتraḥmatinthen noneolamazتو نہیںfalā(can) withholdtutanروکنے والاmum'sikaitonuاس کوlahāAnd whatve ne kiاور جوwamāHe withholds(Allah) tutarوہ روکتا ہےyum'sikthen noneolmazتو نہیںfalā(can) releasesalıverecekکوئی بھیجنے والاmur'silaitonuاس کوlahuthereafterO'ndan sonraکےminthereafterاس کے بعدbaʿdihiAnd Heve Oاور وہwahuwa(is) the All-Mightyüstündürزبردست ہےl-ʿazīzuthe All-Wisehüküm ve hikmet sahibidirحکمت والا ہےl-ḥakīmu

2 Whatever Allah grants to people of mercy - none can withhold it; and whatever He withholds - none can release it thereafter. And He is the Exalted in Might, the Wise.

2 Allah'ın insanlara verdiği rahmeti önleyebilecek yoktur. O'nun önlediğini de ardından salıverecek yoktur. O, güçlü'dür, Hakim'dir.

2 Allah, insanlara rahmetinden neyi açarsa artık onu tutacak, kısacak olan yoktur. Her neyi de tutar kısarsa, onu da, ondan sonra salacak yoktur. O, çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

2 خدا جو اپنی رحمت (کا دروازہ) کھول دے تو کوئی اس کو بند کرنے والا نہیں۔ اور جو بند کردے تو اس کے بعد کوئی اس کو کھولنے والا نہیں۔ اور وہ غالب حکمت والا ہے

2 اللہ جس رحمت کا دروازہ بھی لوگوں کے لیے کھول دے اسے کوئی روکنے والا نہیں اور جسے وہ بند کر دے اسے اللہ کے بعد پھر کوئی دوسرا کھولنے والا نہیں۔ 1 وہ زبردست اور حکیم ہے۔ 2

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱذۡكُرُواۡ نِعۡمَتَ ٱللَّهِ عَلَيۡكُمۡۚ هَلۡ مِنۡ خَـٰلِقٍ غَيۡرُ ٱللَّهِ يَرۡزُقُكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِۚ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَۖ فَأَنَّىٰ تُؤۡفَكُونَ ٣

Oeyاےyāayyuhāmankindinsanlarلوگو !l-nāsuRememberhatırlayınیاد کروudh'kurū(the) Favorni'metiniنعمت کوniʿ'mata(of) AllahAllah'ınاللہ کیl-lahiupon yousize olanجو تم پر ہےʿalaykumIsvar mı?کیاhal(there) anyhiçکوئیmincreatoryaratıcıپیدا کرنے والا ہےkhāliqinother (than) AllahAllahtan başkaعلاوہghayruother (than) Allahاللہ کےl-lahiwho provides for yousize rızık verecekجو رزق دیتا ہو تم کوyarzuqukumfromgöktenسےminathe skyآسمان (سے)l-samāiand the earthve yerdenاور زمین سےwal-arḍi(There is) noyokturنہیںgodtanrıکوئی الہ برحقilāhabutbaşkaمگرillāHeO'ndanوہیhuwaThen, hownasıl oluyor da?تو کہاں سےfa-annā(are) you deludedçevriliyorsunuzتم پھیرے جاتے ہوtu'fakūna

3 O mankind, remember the favor of Allah upon you. Is there any creator other than Allah who provides for you from the heaven and earth? There is no deity except Him, so how are you deluded?

3 Ey insanlar! Allah'ın size olan nimetini anın; sizi gökten ve yerden rızıklandıran Allah'tan başka bir yaratan var mıdır? O'ndan başka tanrı yoktur. Nasıl aldatılıp da döndürülürsünüz?

3 Ey insanlar! Allah'ın üzerinizdeki nimetini anın. Allah'tan başka bir yaratıcı mı var? O size gökten ve yerden rızık verir. O'ndan başka ilâh yoktur. O halde (haktan) nasıl çevrilirsiniz?

3 لوگو خدا کے جو تم پر احسانات ہیں ان کو یاد کرو۔ کیا خدا کے سوا کوئی اور خالق (اور رازق ہے) جو تم کو آسمان اور زمین سے رزق دے۔ اس کے سوا کوئی معبود نہیں پس تم کہاں بہکے پھرتے ہو؟

3 لوگو، تم پر اللہ کے جو احسانات ہیں انہیں یاد رکھو۔ 1 کیا اللہ کے سوا کوئی اور خالق بھی ہے جو تمہیں آسمان اور زمین سے رزق دیتا ہو؟۔۔۔۔ کوئی معبُود اُس کے سوا نہیں، آخر تم کہاں سے دھوکا کھا رہے ہو؟ 2

Surah 35 / Fatir / Originator سورة فاطر 435
Sayde kiکہہ دیجئے qul Has comegeldiآگیا jāa the truthhakحق l-ḥaqu and notartıkاور نہیں wamā (can) originatebir şey ortaya çıkaramazپیدا کرتا (پہلی بار) yub'di-u the falsehoodbatılباطل l-bāṭilu and notveاور نہ wamā repeatgeri getiremezاعادہ کرتا ہے yuʿīdu٤٩ Sayde kiکہہ دیجئے qul Ifeğerاگر in I errsaparsamمیں بھٹک گیا ḍalaltu
then onlyşüphesizتو بیشک fa-innamā I will errsapmış olurumمیں بھٹکتا ہوں aḍillu against(zararıma)پر ʿalā myselfkendiاپنی ذات (پر) nafsī But ifve eğerاور اگر wa-ini I am guidedyolu bulursamمیں ہدایت پا گیا ih'tadaytu then it is by whatşüphesiz sayesindedirپس بوجہ اس کے جو fabimā revealsvahyettiğiوحی کی yūḥī to mebanaمیری طرف ilayya my LordRabbiminمیرے رب نے rabbī Indeed, Heşüphesiz Oبیشک وہ innahu
(is) All-Hearerişitendirسننے والا ہے samīʿun Ever-Nearyakındırقریب ہے qarībun٥٠ And ifşayetاور کاش walaw you (could) seebir görsenتم دیکھتے tarā whenzamanجب idh they will be terrifiedtelaşa düştükleriوہ گھبرا جائیں گے faziʿū but (there will be) nohiçbiri kurtulamazتو نہ falā escapeبھاگ سکیں گے fawta and they will be seizedve yakalanmışlardırاور پکڑ لیے جائیں گے wa-ukhidhū fromyerdenسے min
a placeجگہ (سے) makānin nearyakınقریب کی qarībin٥١ And they will sayve demektedirlerور وہ کہیں گے waqālū We believeinandıkہم ایمان لائے āmannā in itonaاس پر bihi But howama nasıl olur?اور کہاں سے ہے wa-annā for themonlar içinان کے لیے lahumu (will be) the receivingelde etmeleriپکڑنا l-tanāwushu fromyerdenسے min
a placeجگہ (سے) makānin far offuzakدور کی baʿīdin٥٢ And certainlyoysa andolsunاور تحقیق waqad they disbelievedinkar etmişlerdiانہوں نے کفر کیا kafarū in itonuاس کو bihi beforedaha önceسے min beforeاس سے پہلے qablu And they utter conjecturesve atıyorlardıاور وہ پھینکتے ہیں wayaqdhifūna
about the unseengörülmeyeneبن دیکھے bil-ghaybi fromyerdenسے min a placeجگہ (سے) makānin far offuzakدور کی baʿīdin٥٣ And a barrier will be placedperde çekildiاور حائل کردیا جائے گا waḥīla between themonların arasınaان کے درمیان baynahum and betweenve arasınaاور اس کے درمیان wabayna whatşeylerجو they desirearzu ettikleriوہ خواہش کرتے ہیں yashtahūna
asgibiجیسے kamā was doneyapıldığıکیا گیا fuʿila with their kindbenzerlerineان کے ہم جنسوں کے ساتھ۔ پیش روؤں کے ساتھ bi-ashyāʿihim beforebundan önceسے min beforeاس سے پہلے qablu Indeed, theydoğrusu onlarبیشک وہ innahum wereiçindedirlerتھے kānū inمیں doubtbir kuşkuشک (میں) shakkin disquietingkatmerliبےچین کرنے والے murībin٥٤

سُورَةُ فاطر

Fatir / Originator  ◆  Meccan · 45 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
All praiseshamd olsunسب تعریف al-ḥamdu (be) to AllahAllah'aاللہ کے لیے ہے lillahi Originatoryoktan var edenپیدا کرنے والا ہے fāṭiri (of) the heavensgökleriآسمانوں کا l-samāwāti and the earthve yeriاور زمین کا wal-arḍi (Who) makesyapanبنانے والا ہے jāʿili the Angelsmelekleriفرشتوں کو l-malāikati messengerselçilerپیغام بر rusulan having wingssahibiوالے ulī
having wingskanatlarپروں والے ajniḥatin twoikişerدو ، دو mathnā or threeve üçerاور تین، تین wathulātha or fourve dörderاور چار، چار warubāʿa He increasesartırırاضافہ کرتا ہے yazīdu inyaratmadaمیں the creationپیدائش (میں) l-khalqi whatne kadarجو He willsdilerseوہ چاہتا ہے yashāu Indeedşüphesizبیشک inna Allahاللہ تعالیٰ l-laha (is) onherپر ʿalā everyہر kulli
thingşeyiچیز shayin All-Powerfulyapabilendirقادر ہے qadīrun١ Whatne kiجو Allah grants(Allah) açarکھولتا ہے yaftaḥi Allah grantsAllahاللہ l-lahu to mankindinsanlar içinلوگوں کے لیے lilnnāsi ofrahmettenکوئی min Mercyرحمت raḥmatin then noneolamazتو نہیں falā (can) withholdtutanروکنے والا mum'sika itonuاس کو lahā
And whatve ne kiاور جو wamā He withholds(Allah) tutarوہ روکتا ہے yum'sik then noneolmazتو نہیں falā (can) releasesalıverecekکوئی بھیجنے والا mur'sila itonuاس کو lahu thereafterO'ndan sonraکے min thereafterاس کے بعد baʿdihi And Heve Oاور وہ wahuwa (is) the All-Mightyüstündürزبردست ہے l-ʿazīzu the All-Wisehüküm ve hikmet sahibidirحکمت والا ہے l-ḥakīmu٢ Oeyاے yāayyuhā
mankindinsanlarلوگو ! l-nāsu Rememberhatırlayınیاد کرو udh'kurū (the) Favorni'metiniنعمت کو niʿ'mata (of) AllahAllah'ınاللہ کی l-lahi upon yousize olanجو تم پر ہے ʿalaykum Isvar mı?کیا hal (there) anyhiçکوئی min creatoryaratıcıپیدا کرنے والا ہے khāliqin other (than) AllahAllahtan başkaعلاوہ ghayru other (than) Allahاللہ کے l-lahi who provides for yousize rızık verecekجو رزق دیتا ہو تم کو yarzuqukum
fromgöktenسے mina the skyآسمان (سے) l-samāi and the earthve yerdenاور زمین سے wal-arḍi (There is) noyokturنہیں godtanrıکوئی الہ برحق ilāha butbaşkaمگر illā HeO'ndanوہی huwa Then, hownasıl oluyor da?تو کہاں سے fa-annā (are) you deludedçevriliyorsunuzتم پھیرے جاتے ہو tu'fakūna٣
٤٣٥
‹ 433page 434 of the printed Mushaf435 ›