●●●●●●

سُورَةُ ص

Sad / The Letter "Saad"

Meccan  ◆  88 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

صٓ‌ۚ وَٱلۡقُرۡءَانِ ذِى ٱلذِّكۡرِ ١

SaadSâdصsadBy the QuranKur'an'a andolsunقسم ہے قرآن کی،wal-qur'ānifull (of) remindersahibiوالےdhīfull (of) reminderşan şeref'نصحیتl-dhik'ri

1 Sad. By the Qur'an containing reminder...

1 Sad. Öğüt veren Kuran'a and olsun ki, inkar edenler gurur ve ayrılık içindedirler.

1 Sâd. Bu zikirle dolu Kur'ân'a bak!

1 ص۔ قسم ہے اس قرآن کی جو نصیحت دینے والا ہے (کہ تم حق پر ہو)

1 ص، 1 قسم ہے نصیحت بھرے 2 قرآن کی

بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواۡ فِى عِزَّةٍ وَشِقَاقٍ ٢

Naydoğrusuبلکہbalithose whokimselerوہ لوگalladhīnadisbelieveinkar eden(ler)جنہوں نے کفر کیاkafarū(are) iniçindedirlerہیںself-glorybir gururغلبے میںʿizzatinand oppositionve ayrılıkاور مخالفت میںwashiqāqin

2 But those who disbelieve are in pride and dissension.

2 Sad. Öğüt veren Kuran'a and olsun ki, inkar edenler gurur ve ayrılık içindedirler.

2 O inkâr edenler bir gurur ve ayrılık içindedirler.

2 مگر جو لوگ کافر ہیں وہ غرور اور مخالفت میں ہیں

2 بلکہ یہی لوگ، جنہوں نے ماننے سے انکار کیا ہے، سخت تکبُّر اور ضِد میں مبتلا ہیں۔ 1

كَمۡ أَهۡلَكۡنَا مِن قَبۡلِهِم مِّن قَرۡنٍ فَنَادَواۡ وَّلَاتَ حِينَ مَنَاصٍ ٣

How manynicesiniکتنی ہی ہلاک کیں ہم نےkamWe destroyedhelak ettikان سے پہلےahlaknābefore themonlardan öncekiبستیوں میں سےminbefore themتو انہوں نے پکارا/ چیخ و پکار کیqablihimofnesillerdenاور نہ تھیmina generationاس وقت کوئی نجاتqarninthen they called outferyad ettilerfanādawwhen there (was) no longerfakat geçmiştiwalātatimezamanıḥīna(for) escapekurtuluşmanāṣin

3 How many a generation have We destroyed before them, and they [then] called out; but it was not a time for escape.

3 Onlardan önce nice nesilleri yok ettik. Feryat ediyorlardı; oysa artık kurtulma zamanı değildi.

3 Kendilerinden önce nicelerini helak ettik. Onlar çağrıştılar. Ama artık kurtuluş vakti değildi.

3 ہم نے ان سے پہلے بہت سی اُمتوں کو ہلاک کردیا تو وہ (عذاب کے وقت) لگے فریاد کرنے اور وہ رہائی کا وقت نہیں تھا

3 اِن سے پہلے ہم ایسی کتنی ہی قوموں کو ہلاک کر چکے ہیں (اور جب اُن کی شامت آئی ہے) تو وہ چیخ اٹھے ہیں، مگر وہ وقت بچنے کا نہیں ہوتا

وَعَجِبُوٓاۡ أَن جَآءَهُم مُّنذِرٌ مِّنۡهُمۡ‌ۖ وَقَالَ ٱلۡكَـٰفِرُونَ هَـٰذَا سَـٰحِرٌ كَذَّابٌ ٤

And they wonderve hayret ettilerاور انہوں نے تعجب کیاwaʿajibūthatonlara gelmesineاس بات پر کہanhas come to themآیا ان کے پاسjāahuma warnerbir uyarıcı (peygamber)ایک ڈرانے والاmundhirunfrom themselveskendilerindenان میں سےmin'humAnd saidve dedi(ler) kiاور کہاwaqālathe disbelieverskafirlerکافروں نےl-kāfirūnaThisbuیہhādhā(is) a magicianbir sihirbazdırساحر ہے/ جادوگر ہےsāḥiruna liaryalancıسخت جھوٹاkadhābun

4 And they wonder that there has come to them a warner from among themselves. And the disbelievers say, "This is a magician and a liar.

4 Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaşmışlardı. İnkarcılar: "Bu, pek yalancı bir sihirbazdır; tanrıları tek bir tanrı mı yaptı? Doğrusu bu tuhaf bir şeydir" demişlerdi.

4 İçlerinden kendilerine uyarıcı bir peygamber geldiğine şaştılar da kâfirler: "Bu bir sihirbazdır, yalancıdır" dediler.

4 اور انہوں نے تعجب کیا کہ ان کے پاس ان ہی میں سے ہدایت کرنے والا آیا اور کافر کہنے لگے کہ یہ تو جادوگر ہے جھوٹا

4 اِن لوگوں کو اس بات پر بڑا تعجّب ہوا کہ ایک ڈرانے والا خود اِنہی میں سے آگیا۔ 1 منکرین کہنے لگے کہ ”یہ ساحِر ہے 2 ، سخت جھُوٹا ہے

أَجَعَلَ ٱلۡأَلِهَةَ إِلَـٰهًا وٰحِدًا‌ۖ إِنَّ هَـٰذَا لَشَىۡءٌ عُجَابٌ ٥

Has he madeyaptı mı?کیا اس نے بنالیاajaʿalathe godstanrılarıبہت سے الٰہوں کوl-ālihata(into) one godtanrıالٰہilāhan(into) one godbir tekایک ہیwāḥidanIndeedşüphesizبیشکinnathisbuیہhādhā(is) certainly a thingbir şeydirالبتہ ایک چیز ہےlashayoncurioustuhafعجیبʿujābun

5 Has he made the gods [only] one God? Indeed, this is a curious thing."

5 Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaşmışlardı. İnkarcılar: "Bu, pek yalancı bir sihirbazdır; tanrıları tek bir tanrı mı yaptı? Doğrusu bu tuhaf bir şeydir" demişlerdi.

5 "İlâhları, bir tek ilâh mı kılmış? Bu gerçekten şaşılacak bir şey, çok tuhaf!"

5 کیا اس نے اتنے معبودوں کی جگہ ایک ہی معبود بنا دیا۔ یہ تو بڑی عجیب بات ہے

5 کیا اِس نے سارے خداؤں کی جگہ بس ایک ہی خدا بنا ڈالا؟ یہ تو بڑی عجیب بات ہے"

وَٱنطَلَقَ ٱلۡمَلَأُ مِنۡهُمۡ أَنِ ٱمۡشُواۡ وَٱصۡبِرُواۡ عَلَىٰٓ ءَالِهَتِكُمۡ‌ۖ إِنَّ هَـٰذَا لَشَىۡءٌ يُرَادُ ٦

And went forthve fırladıاور چل دیئےwa-inṭalaqathe chiefsbir grupسردارl-mala-uamong themonlardanان میں سے (یہ کہتے ہوئے)min'humthatyürüyünکہaniContinueچلوim'shūand be patientve bağlı kalınاور جمے رہوwa-iṣ'birūovertanrılarınızaپرʿalāyour godsاپنے الٰہوںālihatikumIndeedçünküبیشکinnathisbuیہhādhā(is) certainly a thingbir şeydirالبتہ ایک چیز ہےlashayonintendedarzu edilenجو ارادہ کی جاتی ہےyurādu

6 And the eminent among them went forth, [saying], "Continue, and be patient over [the defense of] your gods. Indeed, this is a thing intended.

6 Onlardan ileri gelenler: "Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Başka dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?" dediler. Hayır, bunlar Kuran'ımızdan şüphededirler. Hayır, azabımızı henüz tatmamışlardır.

6 İçlerinden ileri gelenler fırladılar ve dediler ki: "İlâhlarınız üzerinde sabır ve sebat edin. Bu, gerçekten arzu edilen bir murad!"

6 تو ان میں جو معزز تھے وہ چل کھڑے ہوئے (اور بولے) کہ چلو اور اپنے معبودوں (کی پوجا) پر قائم رہو۔ بےشک یہ ایسی بات ہے جس سے (تم پر شرف وفضلیت) مقصود ہے

6 اور سردارانِ قوم یہ کہتے ہوئے نِکل گئے 1 کہ ”چلو اور ڈٹے رہو اپنے معبُودوں کی عبادت پر۔ یہ بات 2 تو کسی اور ہی غرض سے کہی جارہی ہے۔ 3

مَا سَمِعۡنَا بِهَـٰذَا فِى ٱلۡمِلَّةِ ٱلۡأَخِرَةِ إِنۡ هَـٰذَآ إِلَّا ٱخۡتِلَـٰقٌ ٧

Notbiz işitmedikنہیںwe heardسنایا ہم نےsamiʿ'nāof thisbunuاس کے بارے میںbihādhāindindeمیںthe religionملتl-milatithe lastötekiمیںپچھلی/ پچھلےl-ākhiratiNotdeğildirنہیںin(is) thisbuیہhādhābutbaşka bir şeyمگرillāa fabricationuydurma(dan)من گھڑتikh'tilāqun

7 We have not heard of this in the latest religion. This is not but a fabrication.

7 Onlardan ileri gelenler: "Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Başka dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?" dediler. Hayır, bunlar Kuran'ımızdan şüphededirler. Hayır, azabımızı henüz tatmamışlardır.

7 "Biz bunu başka bir dinde işitmedik, bu mutlaka bir uydurmadır."

7 یہ پچھلے مذہب میں ہم نے کبھی سنی ہی نہیں۔ یہ بالکل بنائی ہوئی بات ہے

7 یہ بات ہم نے زمانہٴ قریب کی مِلّت میں کسی سے نہیں سُنی۔ 1 یہ کچھ نہیں ہے مگر ایک من گھڑت بات

أَءُنزِلَ عَلَيۡهِ ٱلذِّكۡرُ مِنۢ بَيۡنِنَا‌ۚ بَلۡ هُمۡ فِى شَكٍّ مِّن ذِكۡرِى‌ۖ بَل لَّمَّا يَذُوقُواۡ عَذَابِ ٨

Has been revealedindirildi mi?کیا اتارا گیا ہےa-unzilato himonaاس پرʿalayhithe MessageZikrذکرl-dhik'rufromaramızdanسےminamong usہمارے درمیانbaynināNaydoğrusuبلکہbalTheyonlarوہhum(are) iniçindedirlerمیں ہیںdoubtşüpheشکshakkinaboutbenim Zikr'imdenسےminMy Messageمیرے ذکرdhik'rīNayhayırبلکہ نہیںbalnot yetonlar henüz tadmadılarانہوں نےlammāthey have tastedچکھاyadhūqūMy punishmentazabımıمیرا عذابʿadhābi

8 Has the message been revealed to him out of [all of] us?" Rather, they are in doubt about My message. Rather, they have not yet tasted My punishment.

8 Onlardan ileri gelenler: "Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Başka dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?" dediler. Hayır, bunlar Kuran'ımızdan şüphededirler. Hayır, azabımızı henüz tatmamışlardır.

8 "Kur'ân aramızdan ona mı indirilmiş?" dediler. Doğrusu onlar benim Kur'ân'ımdan bir kuşku içindeler. Ve doğrusu onlar henüz azabımı tatmadılar.

8 کیا ہم سب میں سے اسی پر نصیحت (کی کتاب) اُتری ہے؟ (نہیں) بلکہ یہ میری نصیحت کی کتاب سے شک میں ہیں۔ بلکہ انہوں نے ابھی میرے عذاب کا مزہ نہیں چکھا

8 کیا ہمارے درمیان بس یہی ایک شخص رہ گیا تھا جس پر اللہ کا ذکر نازل کر دیا گیا؟“اصل بات یہ ہے کہ یہ میرے ”ذِکر“ پر شک کر رہے ہیں، 1 اور یہ ساری باتیں اس لیے کر رہے ہیں کہ انہوں نےمیرے عذاب کا مزا چکھّا نہیں ہے

أَمۡ عِندَهُمۡ خَزَآئِنُ رَحۡمَةِ رَبِّكَ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡوَهَّابِ ٩

Oryoksaکیاamhave theyonların yanında (mı?)ان کے پاسʿindahum(the) treasureshazineleriخزانے ہیںkhazāinu(of the) Mercyrahmetرحمت کےraḥmati(of) your LordRabbininتیرے رب کےrabbikathe All-Mightydaima üstün olanجو غالب ہےl-ʿazīzithe Bestowerçok lutufta bulunanدینے والا ہے/ داتا ہےl-wahābi

9 Or do they have the depositories of the mercy of your Lord, the Exalted in Might, the Bestower?

9 Yoksa, güçlü ve çok ihsan sahibi olan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır?

9 Yoksa sana o Kur'ân'ı veren çok güçlü ve ihsan sahibi Rabbinin hazineleri onların yanında mı?

9 کیا ان کے پاس تمہارے پروردگار کی رحمت کے خزانے ہیں جو غالب اور بہت عطا کرنے والا ہے

9 کیا تیرے داتا اور غالب پروردگار کی رحمت کے خزانے اِن کے قبضے میں ہیں؟

أَمۡ لَهُم مُّلۡكُ ٱلسَّمَـٰوٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَا‌ۖ فَلۡيَرۡتَقُواۡ فِى ٱلۡأَسۡبَـٰبِ ١٠

Oryoksaیاamfor themonların (mı?)ان کے لئےlahum(is the) dominionmülküبادشاہت ہےmul'ku(of) the heavensgöklerinآسمانوں کیl-samāwātiand the earthve yerinاور زمین کیwal-arḍiand whateverve bulunanlarınاور جوwamā(is) between themikisi arasındaان دونوں کے درمیان ہےbaynahumāThen let them ascendöyleyse yükselsinlerپس چاہیے کہ وہ اوپر چڑھ جائیںfalyartaqūbyiçindeمیںthe meanssebepler (vasıtalar)رسیوںl-asbābi

10 Or is theirs the dominion of the heavens and the earth and what is between them? Then let them ascend through [any] ways of access.

10 Yahut, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların hükümranlığı onların elinde midir? Öyle ise sebeplere tevessül edip göğe yükselsinler!

10 Yoksa bütün o göklerin, yerin ve aralarındakilerin mülkü onların mı? Öyle ise bütün imkanlarını seferber ederek yükselsinler de görelim!

10 یا آسمانوں اور زمین اور جو کچھ ان میں ہے ان (سب) پر ان ہی کی حکومت ہے۔ تو چاہیئے کہ رسیاں تان کر (آسمانوں) پر چڑھ جائیں

10 کیا یہ آسمان و زمین اور ان کے درمیان کی چیزوں کے مالک ہیں؟ اچھا تو یہ عالمِ اسباب کی بلندیوں پر چڑھ کر دیکھیں! 1

جُندٌ مَّا هُنَالِكَ مَهۡزُومٌ مِّنَ ٱلۡأَحۡزَابِ ١١

Soldiers bir ordudurیہ ایک لشکر ہےjundunthereşuradathereچھوٹا سا، اسی جگہhunālika(they will be) defeatedbozguna uğratılacakشکست کھانے والا ہےmahzūmunamongderme çatmaمیں سےminathe companiesگروہوںl-aḥzābi

11 [They are but] soldiers [who will be] defeated there among the companies [of disbelievers].

11 Onlar burada takım takım bozguna uğramış perişan bir ordudur.

11 Onlar burada çeşitli partilerden (gruplardan) bozguna uğramış bir ordudur.

11 یہاں شکست کھائے ہوئے گروہوں میں سے یہ بھی ایک لشکر ہے

11 یہ تو جتھوں میں سے ایک چھوٹا سا جتھا ہےجو اِسی جگہ شکست کھانے والا ہے۔ 1

كَذَّبَتۡ قَبۡلَهُمۡ قَوۡمُ نُوحٍ وَعَادٌ وَفِرۡعَوۡنُ ذُو ٱلۡأَوۡتَادِ ١٢

Deniedyalanlamıştıجھٹلایاkadhabatbefore themonlardan önceان سے پہلےqablahum(the) peoplekavmiقومqawmu(of) NuhNuhنوح نےnūḥinand Aadve Ad (kavmi)اور عاد نےwaʿādunand Firaunve Fir'avnاور فرعونwafir'ʿawnu(the) ownersahibiوالے نےdhū(of) the stakeskazıklarمیخوںl-awtādi

12 The people of Noah denied before them, and [the tribe of] 'Aad and Pharaoh, the owner of stakes,

12 Onlardan önce Nuh milleti, Ad, sarsılmaz bir saltanatın sahibi Firavun, Semud, Lut milleti, Eykeliler de peygamberleri yalanlamıştı. İşte bunlar da peygamberlerine karşı birleşen topluluklardır.

12 Onlardan önce Nuh kavmi, Âd kavmi ve saltanat sahibi Firavun da yalanlamışlardı.

12 ان سے پہلے نوح کی قوم اور عاد اور میخوں والا فرعون (اور اس کی قوم کے لوگ) بھی جھٹلا چکے ہیں

12 اِن سے پہلے نوح ؑ کی قوم، اور عاد، اور میخوں والا فرعون 1

وَثَمُودُ وَقَوۡمُ لُوطٍ وَأَصۡحَـٰبُ لۡــَٔيۡكَةِ‌ۚ أُوۡلَـٰٓئِكَ ٱلۡأَحۡزَابُ ١٣

And ThamudSemud (kavmi)اور ثمود نےwathamūduand (the) peopleve kavmiاور قومwaqawmu(of) LutLutلوط نےlūṭinand (the) companionsve halkıاور والوں نےwa-aṣḥābu(of) the woodEykeایکہ (والوں نے)al'aykatiThoseişte onlarیہ سبulāika(were) the companieskabilelerdiگروہ تھےl-aḥzābu

13 And [the tribe of] Thamud and the people of Lot and the companions of the thicket. Those are the companies.

13 Onlardan önce Nuh milleti, Ad, sarsılmaz bir saltanatın sahibi Firavun, Semud, Lut milleti, Eykeliler de peygamberleri yalanlamıştı. İşte bunlar da peygamberlerine karşı birleşen topluluklardır.

13 Semûd kavmi, Lut kavmi ve Eykeliler (Şuayb kavmi) de yalanlamışlardı. İşte o çeşitli partiler bunlardır.

13 اور ثمود اور لوط کی قوم اور بن کے رہنے والے بھی۔ یہی وہ گروہ ہیں

13 اور ثمود، اور قوم لوط، اور اَیکہ والے جھٹلا چکے ہیں جتھے وہ تھے

إِن كُلٌّ إِلَّا كَذَّبَ ٱلرُّسُلَ فَحَقَّ عِقَابِ ١٤

Nothepsi deنہیںinall (of them)سب کے سبkullunbutancakمگرillādeniedyalanladılarانہوں نے جھٹلایاkadhabathe Messengerselçileriرسولوں کوl-rusulaso (was) justve hak ettilerتو ثابت ہوگئیfaḥaqqaMy penaltybenim cezamıمیری سزا/ میرا عذابʿiqābi

14 Each of them denied the messengers, so My penalty was justified.

14 Hepsi peygamberleri yalanladı da azabımı hakettiler.

14 Hepsi de gönderilen peygamberleri yalanladılar da azabım böyle hak oldu.

14 (ان) سب نے پیغمبروں کو جھٹلایا تو میرا عذاب (ان پر) آ واقع ہوا

14 ان میں سے ہر ایک نے رسولوں کو جھٹلایا اور میری عقوبت کا فیصلہ اس پر چسپاں ہو کر رہا

وَمَا يَنظُرُ هَـٰٓؤُلَآءِ إِلَّا صَيۡحَةً وٰحِدَةً مَّا لَهَا مِن فَوَاقٍ ١٥

And notveاور نہیںwamāawaitbeklemiyorlarانتظار کرتےyanẓuruthesebunlarیہ سبhāulāibutbaşka bir şeyمگرillāa shoutna'raایک چیخ کاṣayḥatanonebir tekبس ایک ہیwāḥidatannotolmayanنہیںfor itonaاس کے لئےlahāanygeri dönmesiکوئیmindelayڈھیل/ وقفہfawāqin

15 And these [disbelievers] await not but one blast [of the Horn]; for it there will be no delay.

15 Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan tek bir çığlık beklemektedirler.

15 Onlar da bir tek haykırışa bakıyorlar. Öyle ki onun gecikmesi de yoktur.

15 اور یہ لوگ تو صرف ایک زور کی آواز کا جس میں (شروع ہوئے پیچھے) کچھ وقفہ نہیں ہوگا، انتظار کرتے ہیں

15 یہ لوگ بھی بس ایک دھماکے کے منتظر ہیں جس کے بعد کوئی دوسرا دھماکا نہ ہوگا۔ 1

وَقَالُواۡ رَبَّنَا عَجِّل لَّنَا قِطَّنَا قَبۡلَ يَوۡمِ ٱلۡحِسَابِ ١٦

And they sayve dediler kiاور انہوں نے کہاwaqālūOur LordRabbimizاے ہمارے ربrabbanāHastenhemen verجلدی دے دےʿajjilfor usbizeہمارے لئےlanāour sharebizim (azab) payımızıحصہ ہماراqiṭṭanābeforeönceپہلےqabla(the) Daygünündenدن سےyawmi(of) the Accounthesapحساب کےl-ḥisābi

16 And they say, "Our Lord, hasten for us our share [of the punishment] before the Day of Account"

16 Onlar ise "Rabbimiz! Bizim payımızı hesap gününden önce ver" derler.

16 Bir de: "Ey Rabbimiz! Hesap gününden önce bizim azabdan payımızı acele ver" dediler.

16 اور کہتے ہیں کہ اے ہمارے پروردگار ہم کو ہمارا حصہ حساب کے دن سے پہلے ہی دے دے

16 اور یہ کہتے ہیں کہ اے ہمارے ربّ ، یوم الحساب سے پہلے ہی ہمارا حصّہ ہمیں جلدی سے دے دے۔ 1

Surah 38 / Sad / The Letter "Saad" سورة ص 454

سُورَةُ ص

Sad / The Letter "Saad"  ◆  Meccan · 88 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
SaadSâdص sad By the QuranKur'an'a andolsunقسم ہے قرآن کی، wal-qur'āni full (of) remindersahibiوالے dhī full (of) reminderşan şeref'نصحیت l-dhik'ri١ Naydoğrusuبلکہ bali those whokimselerوہ لوگ alladhīna disbelieveinkar eden(ler)جنہوں نے کفر کیا kafarū (are) iniçindedirlerہیں self-glorybir gururغلبے میں ʿizzatin and oppositionve ayrılıkاور مخالفت میں washiqāqin٢
How manynicesiniکتنی ہی ہلاک کیں ہم نے kam We destroyedhelak ettikان سے پہلے ahlaknā before themonlardan öncekiبستیوں میں سے min before themتو انہوں نے پکارا/ چیخ و پکار کی qablihim ofnesillerdenاور نہ تھی min a generationاس وقت کوئی نجات qarnin then they called outferyad ettiler fanādaw when there (was) no longerfakat geçmişti walāta timezamanı ḥīna (for) escapekurtuluş manāṣin٣ And they wonderve hayret ettilerاور انہوں نے تعجب کیا waʿajibū
thatonlara gelmesineاس بات پر کہ an has come to themآیا ان کے پاس jāahum a warnerbir uyarıcı (peygamber)ایک ڈرانے والا mundhirun from themselveskendilerindenان میں سے min'hum And saidve dedi(ler) kiاور کہا waqāla the disbelieverskafirlerکافروں نے l-kāfirūna Thisbuیہ hādhā (is) a magicianbir sihirbazdırساحر ہے/ جادوگر ہے sāḥirun a liaryalancıسخت جھوٹا kadhābun٤
Has he madeyaptı mı?کیا اس نے بنالیا ajaʿala the godstanrılarıبہت سے الٰہوں کو l-ālihata (into) one godtanrıالٰہ ilāhan (into) one godbir tekایک ہی wāḥidan Indeedşüphesizبیشک inna thisbuیہ hādhā (is) certainly a thingbir şeydirالبتہ ایک چیز ہے lashayon curioustuhafعجیب ʿujābun٥ And went forthve fırladıاور چل دیئے wa-inṭalaqa the chiefsbir grupسردار l-mala-u
among themonlardanان میں سے (یہ کہتے ہوئے) min'hum thatyürüyünکہ ani Continueچلو im'shū and be patientve bağlı kalınاور جمے رہو wa-iṣ'birū overtanrılarınızaپر ʿalā your godsاپنے الٰہوں ālihatikum Indeedçünküبیشک inna thisbuیہ hādhā (is) certainly a thingbir şeydirالبتہ ایک چیز ہے lashayon intendedarzu edilenجو ارادہ کی جاتی ہے yurādu٦
Notbiz işitmedikنہیں we heardسنایا ہم نے samiʿ'nā of thisbunuاس کے بارے میں bihādhā indindeمیں the religionملت l-milati the lastötekiمیںپچھلی/ پچھلے l-ākhirati Notdeğildirنہیں in (is) thisbuیہ hādhā butbaşka bir şeyمگر illā a fabricationuydurma(dan)من گھڑت ikh'tilāqun٧ Has been revealedindirildi mi?کیا اتارا گیا ہے a-unzila
to himonaاس پر ʿalayhi the MessageZikrذکر l-dhik'ru fromaramızdanسے min among usہمارے درمیان bayninā Naydoğrusuبلکہ bal Theyonlarوہ hum (are) iniçindedirlerمیں ہیں doubtşüpheشک shakkin aboutbenim Zikr'imdenسے min My Messageمیرے ذکر dhik'rī Nayhayırبلکہ نہیں bal not yetonlar henüz tadmadılarانہوں نے lammā they have tastedچکھا yadhūqū My punishmentazabımıمیرا عذاب ʿadhābi
٨ Oryoksaکیا am have theyonların yanında (mı?)ان کے پاس ʿindahum (the) treasureshazineleriخزانے ہیں khazāinu (of the) Mercyrahmetرحمت کے raḥmati (of) your LordRabbininتیرے رب کے rabbika the All-Mightydaima üstün olanجو غالب ہے l-ʿazīzi the Bestowerçok lutufta bulunanدینے والا ہے/ داتا ہے l-wahābi٩ Oryoksaیا am for themonların (mı?)ان کے لئے lahum
(is the) dominionmülküبادشاہت ہے mul'ku (of) the heavensgöklerinآسمانوں کی l-samāwāti and the earthve yerinاور زمین کی wal-arḍi and whateverve bulunanlarınاور جو wamā (is) between themikisi arasındaان دونوں کے درمیان ہے baynahumā Then let them ascendöyleyse yükselsinlerپس چاہیے کہ وہ اوپر چڑھ جائیں falyartaqū byiçindeمیں the meanssebepler (vasıtalar)رسیوں l-asbābi١٠
Soldiers bir ordudurیہ ایک لشکر ہے jundun thereşurada thereچھوٹا سا، اسی جگہ hunālika (they will be) defeatedbozguna uğratılacakشکست کھانے والا ہے mahzūmun amongderme çatmaمیں سے mina the companiesگروہوں l-aḥzābi١١ Deniedyalanlamıştıجھٹلایا kadhabat before themonlardan önceان سے پہلے qablahum (the) peoplekavmiقوم qawmu
(of) NuhNuhنوح نے nūḥin and Aadve Ad (kavmi)اور عاد نے waʿādun and Firaunve Fir'avnاور فرعون wafir'ʿawnu (the) ownersahibiوالے نے dhū (of) the stakeskazıklarمیخوں l-awtādi١٢ And ThamudSemud (kavmi)اور ثمود نے wathamūdu and (the) peopleve kavmiاور قوم waqawmu (of) LutLutلوط نے lūṭin and (the) companionsve halkıاور والوں نے wa-aṣḥābu
(of) the woodEykeایکہ (والوں نے) al'aykati Thoseişte onlarیہ سب ulāika (were) the companieskabilelerdiگروہ تھے l-aḥzābu١٣ Nothepsi deنہیں in all (of them)سب کے سب kullun butancakمگر illā deniedyalanladılarانہوں نے جھٹلایا kadhaba the Messengerselçileriرسولوں کو l-rusula
so (was) justve hak ettilerتو ثابت ہوگئی faḥaqqa My penaltybenim cezamıمیری سزا/ میرا عذاب ʿiqābi١٤ And notveاور نہیں wamā awaitbeklemiyorlarانتظار کرتے yanẓuru thesebunlarیہ سب hāulāi butbaşka bir şeyمگر illā a shoutna'raایک چیخ کا ṣayḥatan onebir tekبس ایک ہی wāḥidatan notolmayanنہیں for itonaاس کے لئے lahā
anygeri dönmesiکوئی min delayڈھیل/ وقفہ fawāqin١٥ And they sayve dediler kiاور انہوں نے کہا waqālū Our LordRabbimizاے ہمارے رب rabbanā Hastenhemen verجلدی دے دے ʿajjil for usbizeہمارے لئے lanā our sharebizim (azab) payımızıحصہ ہمارا qiṭṭanā beforeönceپہلے qabla (the) Daygünündenدن سے yawmi (of) the Accounthesapحساب کے l-ḥisābi١٦
٤٥٤
‹ 452page 453 of the printed Mushaf454 ›