قَالُوٓاۡ أَوَلَمۡ تَكُ تَأۡتِيكُمۡ رُسُلُكُم بِٱلۡبَيِّنَـٰتِۖ قَالُواۡ بَلَىٰۚ قَالُواۡ فَٱدۡعُواۡۗ وَمَا دُعَـٰٓؤُاۡ ٱلۡكَـٰفِرِينَ إِلَّا فِى ضَلَـٰلٍ ٥٠

They (will) saydedilerوہ کہیں گےqālūDid there notdeğilmiydi?کیا بھلا نہawalamDid there notتھےtakucome to yousize geliyorآئے تمہارے پاسtatīkumyour Messengerselçilerinizتمہارے رسولrusulukumwith clear proofsaçık kanıtlarlaساتھ روشن دلائل کےbil-bayinātiThey (will) saydedilerوہ کہیں گےqālūYesevet (gelirlerdi)کیوں نہیںbalāThey (will) saydedilerوہ کہیں گےqālūThen callöyle ise yalvar(ıp dur)unپس دعا کروfa-id'ʿūbut notfakat değildirاور نہیںwamā(is the) callyalvarmasıدعاduʿāu(of) the disbelieverskafirlerinکافروں کیl-kāfirīnaexceptbaşkasıمگرillāindalalettenمیںerrorگمراہی (میں) گم ہونے والیḍalālin

50 They will say, "Did there not come to you your messengers with clear proofs?" They will say, "Yes." They will reply, "Then supplicate [yourselves], but the supplication of the disbelievers is not except in error."

50 Bekçiler: "Size, belgelerle peygamberleriniz gelmiş miydi?" derler. Onlar da: "Evet, gelmişti" derler. Bekçiler: "O halde kendiniz yalvarın" derler. İnkarcıların yalvarışı şüphesiz boşunadır.

50 Bekçiler de: "Size peygamberleriniz mucizelerle gelmiyorlar mıydı?" diye sorarlar. Onlar: "Evet" derler. Bekçiler: "Öyle ise kendiniz dua edin" derler. Kâfirlerin duası ise hep çıkmazdadır.

50 وہ کہیں گے کہ کیا تمہارے پاس تمہارے پیغمبر نشانیاں لے کر نہیں آئے تھے۔ وہ کہیں گے کیوں نہیں تو وہ کہیں گے کہ تم ہی دعا کرو۔ اور کافروں کی دعا (اس روز) بےکار ہوگی

50 وہ پوچھیں گے”کیا تمہارے پاس تمہارے رسُول بیّنات لے کر نہیں آتے رہے تھے؟“وہ کہیں گے”ہاں۔“ جہنّم کے اہل کار بولیں گے”پھر تو تم ہی دُعا کرو ، اور کافروں کی دُعا اکارت ہی جانے والی ہے۔“ 1

إِنَّا لَنَنصُرُ رُسُلَنَا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواۡ فِى ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَيَوۡمَ يَقُومُ ٱلۡأَشۡهَـٰدُ ٥١

Indeed Weelbette bizبیشک ہمinnāWe will surely helpyardım ederizالبتہ ہم مدد کرتے ہیںlananṣuruOur Messengerselçilerimizeاپنے رسولوں کیrusulanāand those whove kimselereاور ان لوگوں کیwa-alladhīnabelieveinanan(lara)جو ایمان لائےāmanūinhayatındaمیںthe lifeزندگی میںl-ḥayati(of) the worlddünyaدنیا کیl-dun'yāand (on the) Dayve gündeاور جس دنwayawma(when) will stand(şahidliğe) duracaklarıکھڑے ہوں گےyaqūmuthe witnessesşahidlerinگواہl-ashhādu

51 Indeed, We will support Our messengers and those who believe during the life of this world and on the Day when the witnesses will stand -

51 Doğrusu Biz, peygamberlerimize ve inananlara dünya hayatında ve şahidlerin şahidlik edecekleri günde yardım ederiz.

51 Biz peygamberimize ve inananlara hem dünya hayatında hem de şahitlerin şahitlik edecekleri günde (kıyamette) elbette yardım ederiz.

51 ہم اپنے پیغمبروں کی اور جو لوگ ایمان لائے ہیں ان کی دنیا کی زندگی میں بھی مدد کرتے ہیں اور جس دن گواہ کھڑے ہوں گے (یعنی قیامت کو بھی)

51 یقین جانوکہ ہم اپنے رسولوں اور ایمان لانے والوں کی مدد اِس دُنیا کی زندگی میں بھی لازماً کرتے ہیں،1 اور اُس روز بھی کریں گے جب گواہ کھڑے ہوں گے،2

يَوۡمَ لَا يَنفَعُ ٱلظَّـٰلِمِينَ مَعۡذِرَتُهُمۡۖ وَلَهُمُ ٱللَّعۡنَةُ وَلَهُمۡ سُوٓءُ ٱلدَّارِ ٥٢

(The) Dayo günجس دنyawmanotfayda vermezنہwill benefitنفع دے گیyanfaʿuthe wrongdoerszalimlereظالموں کوl-ẓālimīnatheir excusema'zeretleriان کی معذرتmaʿdhiratuhumand for themve onlar için vardırاور ان کے لیےwalahumu(is) the cursela'netلعنت ہےl-laʿnatuand for themve onlara vardırاور ان کے لیےwalahum(is the) worsten kötüsüبدترینsūuhomeyurt(lar)ınگھر ہے (برا ٹھکانہ ہے)l-dāri

52 The Day their excuse will not benefit the wrongdoers, and they will have the curse, and they will have the worst home.

52 O gün zalimlere, özür beyan etmeleri fayda vermez. Lanet onlaradır. Yurdun kötüsü de onlaradır.

52 O gün zalimlere özür dilemeleri fayda vermez. Onlara lanet vardır, onlara yurdun kötüsü (cehennem) vardır.

52 جس دن ظالموں کو ان کی معذرت کچھ فائدہ نہ دے گی اور ان کے لئے لعنت اور برا گھر ہے

52 جب ظالموں کو ان کی معذرت کچھ بھی فائدہ نہ دے گی اور اُن پر لعنت پڑے گی اور بد ترین ٹھکانا اُن کے حصے میں آئے گا

وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا مُوسَى ٱلۡهُدَىٰ وَأَوۡرَثۡنَا بَنِىٓ إِسۡرٰٓءِيلَ ٱلۡكِتَـٰبَ ٥٣

And certainlyve andolsunاور البتہ تحقیقwalaqadWe gavebiz verdikدی ہم نےātaynāMusaMusa'yaموسیٰ کوmūsāthe guidancehidayetہدایتl-hudāand We caused to inheritve miras kıldıkاور وارث بنایا ہم نےwa-awrathnā(the) Children of Israeloğullarınaبنیbanī(the) Children of Israelİsrailاسرائیل کوis'rāīlathe BookKitabıکتاب کاl-kitāba

53 And We had certainly given Moses guidance, and We caused the Children of Israel to inherit the Scripture

53 And olsun ki Biz Musa'ya doğruluk rehberi verdik. İsrailoğullarını da, akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olan Kitap'a, Tevrat'a varis kıldık.

53 Andolsun ki biz Musa'ya o hidayeti verdik ve İsrailoğullarına o kitabı miras kıldık.

53 اور ہم نے موسیٰ کو ہدایت (کی کتاب) دی اور بنی اسرائیل کو اس کتاب کا وارث بنایا

53 آخر دیکھ لو کہ موسیٰؑ کی ہم نے رہنمائی کی 1اور بنی اسرائیل کو اس کتاب کا وارث بنا دیا

هُدًى وَذِكۡرَىٰ لِأُوۡلِى ٱلۡأَلۡبَـٰبِ ٥٤

A guidebir yol göstericidirجو ہدایتhudanand a reminderve öğüttürاور نصیحت تھیwadhik'rāfor thosesahiplerineوالوں کے لیےli-ulī(of) understandingsağduyuعقل (والوں کے لیے)l-albābi

54 As guidance and a reminder for those of understanding.

54 And olsun ki Biz Musa'ya doğruluk rehberi verdik. İsrailoğullarını da, akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olan Kitap'a, Tevrat'a varis kıldık.

54 (Bunu) Aklı başında olanlara bir yol gösterici ve bir hatırlatma olsun diye (böyle yaptık).

54 عقل والوں کے لئے ہدایت اور نصیحت ہے

54 جو عقل و دانش رکھنے والوں کے لیے ہدایت و نصیحت تھی۔1

فَٱصۡبِرۡ إِنَّ وَعۡدَ ٱللَّهِ حَقٌّ وَٱسۡتَغۡفِرۡ لِذَنۢبِكَ وَسَبِّحۡ بِحَمۡدِ رَبِّكَ بِٱلۡعَشِىِّ وَٱلۡإِبۡكَـٰرِ ٥٥

So be patiento halde sabretپس صبر کیجیےfa-iṣ'birindeedmutlakaبیشکinna(the) Promise of Allahva'diوعدہwaʿda(the) Promise of AllahAllah'ınاللہ کاl-lahi(is) truegerçektirسچا ہےḥaqqunAnd ask forgivenessve istiğfar etاور بخشش مانگیئےwa-is'taghfirfor your singünahınaاپنے قصور کے لیےlidhanbikaand glorifyve anاور تسبیح کیجیےwasabbiḥ(the) praiseövgü ileحمد کے ساتھbiḥamdi(of) your LordRabbiniاپنے رب کیrabbikain the eveningakşamشام کو۔ پچھلے پہرbil-ʿashiyiand the morningsabahاور صبح کو۔ پہلے پہرwal-ib'kāri

55 So be patient, [O Muhammad]. Indeed, the promise of Allah is truth. And ask forgiveness for your sin and exalt [Allah] with praise of your Lord in the evening and the morning.

55 Sabret, Allah'ın verdiği söz şüphesiz gerçektir. Suçunun bağışlanmasını dile; Rabbini akşam, sabah, överek tesbih et.

55 O halde sabret. Çünkü Allah'ın vaadi haktır. Hem günahından dolayı istiğfar et ve akşam sabah Rabbini hamdiyle tesbih et.

55 تو صبر کرو بےشک خدا کا وعدہ سچا ہے اور اپنے گناہوں کی معافی مانگو اور صبح وشام اپنے پروردگار کی تعریف کے ساتھ تسبیح کرتے رہو

55 پس اے نبیؐ ، صبر کرو،1 اللہ وعدہ بر حق ہے2 ، اپنے قصُور کی معافی چاہو،3 اور صبح و شام اپنے ربّ کی حمد کے ساتھ اس کی تسبیح کرتے رہو۔4

إِنَّ ٱلَّذِينَ يُجَـٰدِلُونَ فِىٓ ءَايَـٰتِ ٱللَّهِ بِغَيۡرِ سُلۡطَـٰنٍ أَتَـٰهُمۡۙ إِن فِى صُدُورِهِمۡ إِلَّا كِبۡرٌ مَّا هُم بِبَـٰلِغِيهِۚ فَٱسۡتَعِذۡ بِٱللَّهِۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡبَصِيرُ ٥٦

Indeedşüphesizبیشکinnathose whokimselerوہ لوگalladhīnadisputetartışan(lar)جو جھگڑتے ہیںyujādilūnaconcerninghakkındaمیں(the) Signsayetleriآیات (میں)āyāti(of) AllahAllah'ınاللہ کیl-lahiwithoutolmadanبغیرbighayriany authority(hiçbir) delilکسی دلیل کےsul'ṭānin(which) came to themkendilerine gelenآئی ان کے پاسatāhumnotyokturنہیںin(is) inonların göğüslerindeمیںtheir breastsان کے سینوں (میں)ṣudūrihimbutbaşka bir şeyمگرillāgreatnessbüyüklük (taslamaktan)تکبر۔ بڑائیkib'runnotonlarنہیںtheyوہhum(can) reach iterişemeyecekleriپہنچنے والے اس کوbibālighīhiSo seek refugesen sığınپس پناہ مانگیے۔ پناہ طلب کیجیےfa-is'taʿidhin AllahAllah'aاللہ کیbil-lahiIndeed Heçünkü Oبیشک وہinnahuHeO'durوہیhuwa(is) the All-Hearerişitenسننے والا ہےl-samīʿuthe All-Seergörenدیکھنے والا ہےl-baṣīru

56 Indeed, those who dispute concerning the signs of Allah without [any] authority having come to them - there is not within their breasts except pride, [the extent of] which they cannot reach. So seek refuge in Allah. Indeed, it is He who is the Hearing, the Seeing.

56 Allah'ın ayetleri üzerinde kendilerine gelen bir delil olmadan tartışanların gönüllerinde, ulaşamayacakları bir büyüklenme vardır. Sen Allah'a sığın. O şüphesiz işitendir, görendir.

56 Kendilerine gelmiş kesin bir delil olmaksızın, Allah'ın âyetleri hakkında mücadele edenlerin göğüslerinde ancak yetişemeyecekleri bir kibir vardır. Sen hemen Allah'a sığın. Çünkü her şeyi işiten ve gören O'dur.

56 جو لوگ بغیر کسی دلیل کے جو ان کے پاس آئی ہو خدا کی آیتوں میں جھگڑتے ہیں ان کے دلوں میں اور کچھ نہیں (ارادہٴ) عظمت ہے اور وہ اس کو پہنچنے والے نہیں تو خدا کی پناہ مانگو۔ بےشک وہ سننے والا (اور) دیکھنے والا ہے

56 حقیقت یہ ہے کہ جو لوگ کسی سَنَد و حجّت کے بغیر جو اُن کے پاس آئی ہو، اللہ کی آیات میں جھگڑے کر رہے ہیں اُن کے دلوں میں کِبر بھرا ہوا ہے1، مگر وہ اُس بڑائی کو پہنچنے  والے نہیں ہیں جس کا وہ گھمنڈ رکھتے ہیں۔2 بس اللہ کی پناہ مانگ لو،3 وہ سب کچھ دیکھتا اور سُنتا ہے

لَخَلۡقُ ٱلسَّمَـٰوٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ أَكۡبَرُ مِنۡ خَلۡقِ ٱلنَّاسِ وَلَـٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعۡلَمُونَ ٥٧

Surely, (the) creationyaratmakیقینا پیدائشlakhalqu(of) the heavensgökleriآسمانوں کیl-samāwātiand the earthve yeriاور زمین کیwal-arḍi(is) greaterçok daha zordurزیادہ بڑی ہےakbaruthanyaratmaktanسےmin(the) creationپیدائش (سے)khalqi(of) the mankindinsanlarıانسانوں کیl-nāsibutfakatاور لیکنwalākinnamostçoğuاکثرakthara(of) the peopleinsanlarınلوگl-nāsi(do) notbilmezlerنہیںknowعلم رکھتےyaʿlamūna

57 The creation of the heavens and earth is greater than the creation of mankind, but most of the people do not know.

57 Göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Fakat insanların çoğu bilmezler.

57 Elbette göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyüktür. Fakat insanların çoğu bilmezler.

57 آسمانوں اور زمین کا پیدا کرنا لوگوں کے پیدا کرنے کی نسبت بڑا (کام) ہے لیکن اکثر لوگ نہیں جانتے

57 1آسمانوں اور زمین کا پیدا کرنا انسانوں کو پیدا کرنے کی بہ نسبت یقیناً زیادہ بڑا کام ہے ، مگر اکثر لوگ جانتے نہیں ہیں۔2

وَمَا يَسۡتَوِى ٱلۡأَعۡمَىٰ وَٱلۡبَصِيرُ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواۡ وَعَمِلُواۡ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَلَا ٱلۡمُسِىٓءُۚ قَلِيلاً مَّا تَتَذَكَّرُونَ ٥٨

And notolmazاور نہیںwamā(are) equaleşitبرابر ہوسکتےyastawīthe blindkörاندھاl-aʿmāand the seeingve görenاور دیکھنے والاwal-baṣīruand those whove kimselerاور وہ لوگwa-alladhīnabelieveinanan(lar)جو ایمان لائےāmanūand dove yapanlarاور انہوں نے عمل کیےwaʿamilūrighteous deedsiyi işlerاچھےl-ṣāliḥātiand notve ne deاور نہwalāthe evildoerkötülük yapanبدکار۔ برے کام کرنے والےl-musīuLittleazکتناqalīlan(is) whatne kadarکمyou take heeddüşünüyorsunuzتم نصیحت پکڑتے ہوtatadhakkarūna

58 And not equal are the blind and the seeing, nor are those who believe and do righteous deeds and the evildoer. Little do you remember.

58 Körle gören, inanıp yararlı iş işleyenlerle kötülük yapan bir değildir. Ne kadar az düşünüyorsunuz?

58 Kör ile gören bir olmaz, iman edip salih ameller işleyen kimseler ile kötülük yapan da bir değildir. Ne kadar da az düşünüyorsunuz!

58 اور اندھا اور آنکھ والا برابر نہیں۔ اور نہ ایمان لانے والے نیکوکار اور نہ بدکار (برابر ہیں) (حقیقت یہ ہے کہ) تم بہت کم غور کرتے ہو

58 اور یہ نہیں ہو سکتا کہ اندھا اور بینا یکساں ہو جائے اور ایماندار و صالح اور بدکار  برابر ٹھہریں۔ مگر تم لوگ کم ہی کچھ سمجھتے ہو۔1

Surah 40 / Ghafir / The Forgiver سورة غافر 474
They (will) saydedilerوہ کہیں گے qālū Did there notdeğilmiydi?کیا بھلا نہ awalam Did there notتھے taku come to yousize geliyorآئے تمہارے پاس tatīkum your Messengerselçilerinizتمہارے رسول rusulukum with clear proofsaçık kanıtlarlaساتھ روشن دلائل کے bil-bayināti They (will) saydedilerوہ کہیں گے qālū
Yesevet (gelirlerdi)کیوں نہیں balā They (will) saydedilerوہ کہیں گے qālū Then callöyle ise yalvar(ıp dur)unپس دعا کرو fa-id'ʿū but notfakat değildirاور نہیں wamā (is the) callyalvarmasıدعا duʿāu (of) the disbelieverskafirlerinکافروں کی l-kāfirīna exceptbaşkasıمگر illā indalalettenمیں errorگمراہی (میں) گم ہونے والی ḍalālin
٥٠ Indeed Weelbette bizبیشک ہم innā We will surely helpyardım ederizالبتہ ہم مدد کرتے ہیں lananṣuru Our Messengerselçilerimizeاپنے رسولوں کی rusulanā and those whove kimselereاور ان لوگوں کی wa-alladhīna believeinanan(lara)جو ایمان لائے āmanū inhayatındaمیں the lifeزندگی میں l-ḥayati (of) the worlddünyaدنیا کی l-dun'yā
and (on the) Dayve gündeاور جس دن wayawma (when) will stand(şahidliğe) duracaklarıکھڑے ہوں گے yaqūmu the witnessesşahidlerinگواہ l-ashhādu٥١ (The) Dayo günجس دن yawma notfayda vermezنہ will benefitنفع دے گی yanfaʿu the wrongdoerszalimlereظالموں کو l-ẓālimīna their excusema'zeretleriان کی معذرت maʿdhiratuhum
and for themve onlar için vardırاور ان کے لیے walahumu (is) the cursela'netلعنت ہے l-laʿnatu and for themve onlara vardırاور ان کے لیے walahum (is the) worsten kötüsüبدترین sūu homeyurt(lar)ınگھر ہے (برا ٹھکانہ ہے) l-dāri٥٢ And certainlyve andolsunاور البتہ تحقیق walaqad We gavebiz verdikدی ہم نے ātaynā MusaMusa'yaموسیٰ کو mūsā
the guidancehidayetہدایت l-hudā and We caused to inheritve miras kıldıkاور وارث بنایا ہم نے wa-awrathnā (the) Children of Israeloğullarınaبنی banī (the) Children of Israelİsrailاسرائیل کو is'rāīla the BookKitabıکتاب کا l-kitāba٥٣ A guidebir yol göstericidirجو ہدایت hudan
and a reminderve öğüttürاور نصیحت تھی wadhik'rā for thosesahiplerineوالوں کے لیے li-ulī (of) understandingsağduyuعقل (والوں کے لیے) l-albābi٥٤ So be patiento halde sabretپس صبر کیجیے fa-iṣ'bir indeedmutlakaبیشک inna (the) Promise of Allahva'diوعدہ waʿda (the) Promise of AllahAllah'ınاللہ کا l-lahi
(is) truegerçektirسچا ہے ḥaqqun And ask forgivenessve istiğfar etاور بخشش مانگیئے wa-is'taghfir for your singünahınaاپنے قصور کے لیے lidhanbika and glorifyve anاور تسبیح کیجیے wasabbiḥ (the) praiseövgü ileحمد کے ساتھ biḥamdi (of) your LordRabbiniاپنے رب کی rabbika in the eveningakşamشام کو۔ پچھلے پہر bil-ʿashiyi
and the morningsabahاور صبح کو۔ پہلے پہر wal-ib'kāri٥٥ Indeedşüphesizبیشک inna those whokimselerوہ لوگ alladhīna disputetartışan(lar)جو جھگڑتے ہیں yujādilūna concerninghakkındaمیں (the) Signsayetleriآیات (میں) āyāti
(of) AllahAllah'ınاللہ کی l-lahi withoutolmadanبغیر bighayri any authority(hiçbir) delilکسی دلیل کے sul'ṭānin (which) came to themkendilerine gelenآئی ان کے پاس atāhum notyokturنہیں in (is) inonların göğüslerindeمیں their breastsان کے سینوں (میں) ṣudūrihim butbaşka bir şeyمگر illā greatnessbüyüklük (taslamaktan)تکبر۔ بڑائی kib'run
notonlarنہیں theyوہ hum (can) reach iterişemeyecekleriپہنچنے والے اس کو bibālighīhi So seek refugesen sığınپس پناہ مانگیے۔ پناہ طلب کیجیے fa-is'taʿidh in AllahAllah'aاللہ کی bil-lahi Indeed Heçünkü Oبیشک وہ innahu HeO'durوہی huwa (is) the All-Hearerişitenسننے والا ہے l-samīʿu
the All-Seergörenدیکھنے والا ہے l-baṣīru٥٦ Surely, (the) creationyaratmakیقینا پیدائش lakhalqu (of) the heavensgökleriآسمانوں کی l-samāwāti and the earthve yeriاور زمین کی wal-arḍi (is) greaterçok daha zordurزیادہ بڑی ہے akbaru thanyaratmaktanسے min
(the) creationپیدائش (سے) khalqi (of) the mankindinsanlarıانسانوں کی l-nāsi butfakatاور لیکن walākinna mostçoğuاکثر akthara (of) the peopleinsanlarınلوگ l-nāsi (do) notbilmezlerنہیں knowعلم رکھتے yaʿlamūna٥٧
And notolmazاور نہیں wamā (are) equaleşitبرابر ہوسکتے yastawī the blindkörاندھا l-aʿmā and the seeingve görenاور دیکھنے والا wal-baṣīru and those whove kimselerاور وہ لوگ wa-alladhīna believeinanan(lar)جو ایمان لائے āmanū and dove yapanlarاور انہوں نے عمل کیے waʿamilū
righteous deedsiyi işlerاچھے l-ṣāliḥāti and notve ne deاور نہ walā the evildoerkötülük yapanبدکار۔ برے کام کرنے والے l-musīu Littleazکتنا qalīlan (is) whatne kadarکم you take heeddüşünüyorsunuzتم نصیحت پکڑتے ہو tatadhakkarūna٥٨
٤٧٤
‹ 472page 473 of the printed Mushaf474 ›