وَلِبُيُوتِهِمۡ أَبۡوٰبًا وَسُرُرًا عَلَيۡهَا يَتَّكِــُٔونَ ٣٤

And for their housesve evlerineاور ان کے گھروں کے لیےwalibuyūtihimdoorskapılarدوازےabwābanand couchesve koltuklarاور تختwasururanupon whichüzerineاس پرʿalayhāthey reclineyaslanacaklarıوہ تکیہ لگاتے ہوںyattakiūna

34 And for their houses - doors and couches [of silver] upon which to recline

34 Eğer bütün insanlar tek ümmet olma durumuna gelmeyecek olsaydı, Rahman olan Allah'ı inkar edenlerin evlerinin tavanlarını, üzerinde yükseldikleri merdivenleri, evlerinin kapılarını, üzerine yaslanacakları kerevetleri gümüşten yapar ve altın bezeklerle işlerdik. Bunların hepsi ancak dünya hayatının geçimliğidir. Ahiret, Rabbinin katında O'na karşı gelmekten sakınanlaradır.

34 Onların evleri için gümüşten kapılar, üzerine yaslanacakları koltuklar yapardık.

34 اور ان کے گھروں کے دروازے بھی اور تخت بھی جن پر تکیہ لگاتے ہیں

34 اور اُن کے دروازے، اور ان کے تخت جن پر وہ تکیے لگا کر بیٹھتے ہیں

وَزُخۡرُفًا‌ۚ وَإِن كُلُّ ذٰلِكَ لَمَّا مَتَـٰعُ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا‌ۚ وَٱلۡأَخِرَةُ عِندَ رَبِّكَ لِلۡمُتَّقِينَ ٣٥

And ornaments of goldve (nice) süslerاور سونے کےwazukh'rufanAnd not (is)(başka) değilاور بیشکwa-inallbütünسبkulluthatbunlarسامان ہےdhālikabutsadeceاگرچہlammāan enjoymentgeçici menfaatleridirسامان ہےmatāʿu(of) the lifehayatınınزندگیl-ḥayati(of) the worlddünyaدنیا کی کاl-dun'yāAnd the Hereafterahiret iseاور آخرتwal-ākhiratuwithkatındaہاںʿindayour LordRabbininتیرے رب کےrabbika(is) for the righteousmuttakiler içindirمتقی لوگوں کے لیے ہےlil'muttaqīna

35 And gold ornament. But all that is not but the enjoyment of worldly life. And the Hereafter with your Lord is for the righteous.

35 Eğer bütün insanlar tek ümmet olma durumuna gelmeyecek olsaydı, Rahman olan Allah'ı inkar edenlerin evlerinin tavanlarını, üzerinde yükseldikleri merdivenleri, evlerinin kapılarını, üzerine yaslanacakları kerevetleri gümüşten yapar ve altın bezeklerle işlerdik. Bunların hepsi ancak dünya hayatının geçimliğidir. Ahiret, Rabbinin katında O'na karşı gelmekten sakınanlaradır.

35 Daha nice altın ziynetler verirdik. Çünkü bunların bizce hiçbir kıymeti yoktur. Bütün bunlar dünya hayatının geçici menfaatinden başka bir şey değildir. Ahiret ise Rabbin katında takva sahipleri içindir.

35 اور (خوب) تجمل وآرائش (کردیتے) اور یہ سب دنیا کی زندگی کا تھوڑا سا سامان ہے۔ اور آخرت تمہارے پروردگار کے ہاں پرہیزگاروں کے لئے ہے

35 سب چاندی اور سونے کے بنوا دیتے۔1 یہ تو محض حیاتِ دنیا کی متاع ہے، اور آخرت تیرے ربّ کے ہاں صرف متّقین کے لیے ہے

وَمَن يَعۡشُ عَن ذِكۡرِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ نُقَيِّضۡ لَهُۥ شَيۡطَـٰنًا فَهُوَ لَهُۥ قَرِينٌ ٣٦

And whoeverve kimاور جوwamanturns awayyüz çevirirseغفلت برتتا ہے۔ اندھا بنتا ہےyaʿshufromzikrindenسےʿan(the) remembranceذکرdhik'ri(of) the Most GraciousRahman'ınرحمن کےl-raḥmāniWe appointsardırırızہم مقرر کردیتے ہیںnuqayyiḍfor himonaاس کے لیےlahua devilbir şeytanıایک شیطانshayṭānanthen heartık oتو وہfahuwa(is) to himonunاس کاlahua companionarkadaşı olurدوست ہوجاتا ہےqarīnun

36 And whoever is blinded from remembrance of the Most Merciful - We appoint for him a devil, and he is to him a companion.

36 Rahman olan Allah'ı anmayı görmezlikten gelene, yanından ayrılmayacak bir şeytanı arkadaş veririz.

36 Her kim Rahman olan Allah'ın zikrinden yüz çevirirse biz ona bir şeytan musallat ederiz. Artık o şeytan onun yakın dostudur.

36 اور جو کوئی خدا کی یاد سے آنکھیں بند کرکے (یعنی تغافل کرے) ہم اس پر ایک شیطان مقرر کردیتے ہیں تو وہ اس کا ساتھی ہوجاتا ہے

36 جو شخص رحمٰن کے ذکر 1سے تغافل برتتا ہے ، ہم اس پر ایک شیطان مسلّط کر دیتے ہیں اور وہ اُس کا رفیق بن جا تا ہے

وَإِنَّهُمۡ لَيَصُدُّونَهُمۡ عَنِ ٱلسَّبِيلِ وَيَحۡسَبُونَ أَنَّهُم مُّهۡتَدُونَ ٣٧

And indeed, theyelbette onlarاور بیشک وہwa-innahumsurely, turn themonları engellerlerالبتہ روکتے ہیں ان کوlayaṣuddūnahumfromyoldanسےʿanithe Pathراستےl-sabīliand they thinkfakat sanırlarاور وہ سمجھتے ہیںwayaḥsabūnathat theybunlarبیشک وہannahum(are) guideddoğru yolda olduklarınıہدایت یافتہ ہیںmuh'tadūna

37 And indeed, the devils avert them from the way [of guidance] while they think that they are [rightly] guided

37 Şüphesiz onlar bunları yoldan alıkorlar, bunlar da doğru yola eriştiklerini sanırlar.

37 Şüphesiz ki bu şeytanlar onları yoldan çıkarırlar. Onlar da kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.

37 اور یہ (شیطان) ان کو رستے سے روکتے رہتے ہیں اور وہ سمجھتے ہیں کہ سیدھے رستے پر ہیں

37 یہ شیاطین ایسے لوگو ں کو راہ راست پر آنے سے روکتے ہیں، اور وہ اپنی جگہ یہ سمجھتے ہیں کہ ہم ٹھیک جا رہے ہیں

حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَنَا قَالَ يَـٰلَيۡتَ بَيۡنِى وَبَيۡنَكَ بُعۡدَ ٱلۡمَشۡرِقَيۡنِ فَبِئۡسَ ٱلۡقَرِينُ ٣٨

Untilnihayetیہاں تک کہḥattāwhenzamanجبidhāhe comes to Usbize geldiğiوہ آئے گا ہمارے پاسjāanāhe saysder kiکہے گاqālaO would thatey keşke olsaydıاے کاشyālaytabetween mebenimleمیرے درمیانbaynīand between yousenin arandaاور تمہارے درمیانwabaynaka(were the) distancekadar uzaklıkدوری ہوتیbuʿ'da(of) the East and the Westiki doğuدو مشرقوں کیl-mashriqayniHow wretched ismeğer ne kötüتو بہت براfabi'sathe companionarkadaş(mışsın)ساتھی (نکلا)l-qarīnu

38 Until, when he comes to Us [at Judgement], he says [to his companion], "Oh, I wish there was between me and you the distance between the east and west - how wretched a companion."

38 Sonunda Bize gelince arkadaşına: "Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arasındaki kadar uzaklık olsaydı, sen ne kötü arkadaş imişsin!" der. Nedametin bugün size hiç faydası dokunmaz; zira haksızlık etmiştiniz, şimdi azabda ortaksınız.

38 Nihayet kıyamet günü bize gelince, arkadaşına: "Keşke seninle benim aramda doğu ile batı arasındaki kadar bir uzaklık olsaydı. Sen ne kötü arkadaşmışsın!" der.

38 یہاں تک کہ جب ہمارے پاس آئے گا تو کہے گا کہ اے کاش مجھ میں اور تجھ میں مشرق ومغرب کا فاصلہ ہوتا تو برا ساتھی ہے

38 آخر کار جب یہ شخص ہمارے ہاں پہنچے گا تو اپنے شیطان سے کہے گا، "کاش میرے اور تیرے درمیان مشرق و مغرب کا بُعد ہوتا، تُو تو بد ترین ساتھی نکلا"

وَلَن يَنفَعَكُمُ ٱلۡيَوۡمَ إِذ ظَّلَمۡتُمۡ أَنَّكُمۡ فِى ٱلۡعَذَابِ مُشۡتَرِكُونَ ٣٩

And neverve aslaاور ہرگز نہیںwalanwill benefit yousize bir yarar sağlamazنفع دے گا تم کوyanfaʿakumuthe Daybugünآجl-yawmawhençünküجبidhyou have wrongedzulmettinizظلم کیا تم نےẓalamtumthat yousizبیشک تمannakum(will be) inazabdaمیںthe punishmentعذابl-ʿadhābisharingortaksınızمشترک ہوmush'tarikūna

39 And never will it benefit you that Day, when you have wronged, that you are [all] sharing in the punishment.

39 Sonunda Bize gelince arkadaşına: "Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arasındaki kadar uzaklık olsaydı, sen ne kötü arkadaş imişsin!" der. Nedametin bugün size hiç faydası dokunmaz; zira haksızlık etmiştiniz, şimdi azabda ortaksınız.

39 Onlara: "Bugün pişmanlık duymanız size hiçbir fayda sağlamayacaktır. Çünkü siz zulmettiniz. Şimdi de hepiniz azapta ortaksınız." denir.

39 اور جب تم ظلم کرتے رہے تو آج تمہیں یہ بات فائدہ نہیں دے سکتی کہ تم (سب) عذاب میں شریک ہو

39 اُس وقت اِن لوگوں سے کہا جائے گا کہ جب تم ظلم کر چکے تو آج یہ بات تمہارے لیے کچھ بھی نافع نہیں ہے کہ تم اور تمہارے شیاطین عذاب میں مشترک ہیں۔1

أَفَأَنتَ تُسۡمِعُ ٱلصُّمَّ أَوۡ تَهۡدِى ٱلۡعُمۡىَ وَمَن كَانَ فِى ضَلَـٰلٍ مُّبِينٍ ٤٠

Then can yousen mi?کیا بھلا توafa-antacause to hearişittireceksinتو سنوائے گاtus'miʿuthe deafsağıraبہروں کوl-ṣumaoryahut;یاawguideyola ileteceksinتو راہ دکھائے گاtahdīthe blindkörüاندھوں کوl-ʿum'yaand (one) whove kimseyiاور کوئی ہوwamanisolanوہkānainsapıklıktaمیںan errorگمراہیḍalālinclearapaçıkکھلیmubīnin

40 Then will you make the deaf hear, [O Muhammad], or guide the blind or he who is in clear error?

40 Sağırlara sen mi duyuracaksın? Yoksa körleri ve apaçık sapıklıkta olanları doğru yola sen mi eriştireceksin?

40 Ey Muhammed! O halde sağırlara sen mi işittireceksin? Yahut körlere ve apaçık bir sapıklık içinde bulunanlara sen mi doğru yolu göstereceksin?

40 کیا تم بہرے کو سنا سکتے ہو یا اندھے کو رستہ دکھا سکتے ہو اور جو صریح گمراہی میں ہو (اسے راہ پر لاسکتے ہو)

40 اب کیا اے نبی ؐ ، تم بہروں کو سناوٴ گے؟ یا اندھوں اور صریح گمراہی میں پڑے ہوئے لوگوں کو راہ دکھاوٴ گے؟1

فَإِمَّا نَذۡهَبَنَّ بِكَ فَإِنَّا مِنۡهُم مُّنتَقِمُونَ ٤١

And whetherbileپھر اگرfa-immāWe take you awaybiz alıp götürsekہم لے جائیںnadhhabannaWe take you awayseniتجھ کوbikathen indeed, Wemuhakkak bizتو بیشک ہمfa-innāfrom themonlardanان سےmin'hum(will) take retributionöc alırızانتقام لینے والے ہیںmuntaqimūna

41 And whether [or not] We take you away [in death], indeed, We will take retribution upon them.

41 Seni onlardan uzaklaştırsak bile doğrusu Biz kendilerinden öç alırız; yahut onlara vadettiğimizi sana gösteririz. Çünkü onlara karşı gücü yetenleriz.

41 Eğer biz seni onlara azap gelmeden önce alıp götürsek bile onlardan intikam alırız.

41 اگر ہم تم کو (وفات دے کر) اٹھا لیں تو ان لوگوں سے تو ہم انتقام لے کر رہیں گے

41 اب تو ہمیں اِن کو سزا دینی ہے خواہ تمہیں دنیا سے اٹھا لیں

أَوۡ نُرِيَنَّكَ ٱلَّذِى وَعَدۡنَـٰهُمۡ فَإِنَّا عَلَيۡهِم مُّقۡتَدِرُونَ ٤٢

OryahutیاawWe show yousana gösteririzہم دکھائیں آپ کوnuriyannakathat whichşeyiوہ چیزalladhīWe have promised themonları uyardığımızوعدہ کیا ہم نے ان سےwaʿadnāhumthen indeed, Weşüphesiz bizimتو بیشک ہمfa-innāover themonlaraان پرʿalayhimhave full powergücümüz yeterقدرت رکھنے والےmuq'tadirūna

42 Or whether [or not] We show you that which We have promised them, indeed, We are Perfect in Ability.

42 Seni onlardan uzaklaştırsak bile doğrusu Biz kendilerinden öç alırız; yahut onlara vadettiğimizi sana gösteririz. Çünkü onlara karşı gücü yetenleriz.

42 Yahut da onlara vaad ettiğimiz azabı sana gösteririz. Çünkü bizim onlara azap etmeye gücümüz yeter.

42 یا (تمہاری زندگی ہی میں) تمہیں وہ (عذاب) دکھا دیں گے جن کا ہم نے ان سے وعدہ کیا ہے ہم ان پر قابو رکھتے ہیں

42 یا تم کو آنکھوں  سے  اِن کا وہ انجام دکھا دیں جس کا ہم نے  اِن سے وعدہ کیا ہے ، ہمیں اِن پر پُوری قدرت حاصل ہے۔1

فَٱسۡتَمۡسِكۡ بِٱلَّذِىٓ أُوحِىَ إِلَيۡكَ‌ۖ إِنَّكَ عَلَىٰ صِرٰطٍ مُّسۡتَقِيمٍ ٤٣

So hold fastsen sımsıkı sarılپس مضبوط تھام لوfa-is'tamsikto that whichvahyedileneاس چیز کوbi-alladhīis revealedجو وحی کی جاتی ہےūḥiyato yousanaآپ کی طرفilaykaIndeed, youçünkü senبیشک آپinnaka(are) onüzerindesinپر ہیںʿalāa PathyolراستےṣirāṭinStraightdoğruسیدھےmus'taqīmin

43 So adhere to that which is revealed to you. Indeed, you are on a straight path.

43 Sana vahyolunana sarıl, sen, şüphesiz doğru yol üzerindesin.

43 Öyleyse sen, sana vahyedilen Kur'an'a sarıl. Şüphesiz ki sen doğru bir yol üzerindesin.

43 پس تمہاری طرف جو وحی کی گئی ہے اس کو مضبوط پکڑے رہو۔ بےشک تم سیدھے رستے پر ہو

43 تم بہر حال اُس کتاب کو مضبوطی سے تھامے رہو جو وحی کے ذریعہ سے تمہارے پاس بھیجی گئی ہے ، یقیناً تم سیدھے راستے پر ہو۔1

وَإِنَّهُۥ لَذِكۡرٌ لَّكَ وَلِقَوۡمِكَ‌ۖ وَسَوۡفَ تُسۡــَٔلُونَ ٤٤

And indeed, itşüphesiz O (Kur'an)اور بیشک وہwa-innahu(is) surely, a Reminderbir Zikir'dirالبتہ ذکر ہےladhik'runfor yousanaتیرے لیےlakaand your peopleve kavmineاور تیری قوم کے لیےwaliqawmikaand soonve yakındaاور عنقریبwasawfayou will be questionedsorulacaksınızتم پوچھے جاؤ گےtus'alūna

44 And indeed, it is a remembrance for you and your people, and you [all] are going to be questioned.

44 Doğrusu bu Kuran sana ve ümmetine bir öğüttür, ondan sorumlu tutulacaksınız.

44 Doğrusu o Kur'an, senin için de, kavmin için de bir öğüttür ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.

44 اور یہ (قرآن) تمہارے لئے اور تمہاری قوم کے لئے نصیحت ہے اور (لوگو) تم سے عنقریب پرسش ہوگی

44 حقیقت یہ ہے کہ یہ کتاب تمہارے لیے اور تمہاری قوم کے لیے ایک بہت بڑا شرف ہے اور عنقریب تم لوگوں کو اس کی جواب دہی کرنی ہوگی۔1

وَسۡــَٔلۡ مَنۡ أَرۡسَلۡنَا مِن قَبۡلِكَ مِن رُّسُلِنَآ أَجَعَلۡنَا مِن دُونِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ءَالِهَةً يُعۡبَدُونَ ٤٥

And askve sorاور پوچھ لیجئےwasal(those) whomkimseyeجس کوmanWe sentgönderdiğimizبھیجا ہم نےarsalnābefore yousenden önceminbefore youآپ سے قبلqablikaofelçilerimizdenمیں سےminOur Messengersاپنے رسولوںrusulinādid We makeyapmış mıyız?کیا بنائے ہم نےajaʿalnābesidesbaşkaminbesidesسواdūnithe Most GraciousRahman'danرحمن کےl-raḥmānigodstanrılarکچھ الہālihatanto be worshippedtapılacakان کی بندگی کی جائےyuʿ'badūna

45 And ask those We sent before you of Our messengers; have We made besides the Most Merciful deities to be worshipped?

45 Senden önce gönderdiğimiz elçilerimizden sor; Biz, Rahman olan Allah'tan başka, kulluk edilecek tanrılar meşru kılmış mıyız?

45 Ey Muhammed! Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimize de sor, biz Rahman olan Allah'tan başka kendisine ibadet edilecek ilâhlar yapmış mıyız?

45 اور (اے محمدﷺ) جو اپنے پیغمبر ہم نے تم سے پہلے بھیجے ہیں ان سے دریافت کرلو۔ کیا ہم نے (خدائے) رحمٰن کے سوا اور معبود بنائے تھے کہ ان کی عبادت کی جائے

45 تم سے پہلے ہم نے جتنے رسُول بھیجے تھے اُن سب سے پوچھ دیکھو، کیا ہم نے خدائے رحمٰن کے سوا کچھ دُوسرے معبُود بھی مقرر کیے تھے کہ اُن کی بندگی کی جائے؟1

وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا مُوسَىٰ بِـَٔـايَـٰتِنَآ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ وَمَلَإِيۡهِۦ فَقَالَ إِنِّى رَسُولُ رَبِّ ٱلۡعَـٰلَمِينَ ٤٦

And certainlyve andolsunاور البتہ تحقیقwalaqadWe sentbiz gönderdikبھیجا ہم نےarsalnāMusaMusa'yıموسیٰ کوmūsāwith Our Signsayetlerimizleساتھ اپنی نشانیوں کےbiāyātinātoFir'avn'aطرفilāFiraunفرعون کےfir'ʿawnaand his chiefsve ileri gelen adamlarınaاور اس کے سرداروں کےwamala-ihiand he saiddediتو اس نے کہاfaqālaIndeed, I amelbette benبیشک میںinnīa Messengerelçisiyimرسول ہوںrasūlu(of the) LordRabbininربrabbi(of) the worldsalemlerinالعالمین کاl-ʿālamīna

46 And certainly did We send Moses with Our signs to Pharaoh and his establishment, and he said, "Indeed, I am the messenger of the Lord of the worlds."

46 And olsun ki Biz Musa'yı mucizelerimizle Firavun'a ve erkanına göndermiştik, "Şüphesiz ben, Alemlerin Rabbinin elçisiyim" demişti.

46 Andolsun ki, biz Musa'yı mucizelerimizle Firavun'a ve ileri gelen adamlarına gönderdik. Musa: "Ben gerçekten âlemlerin Rabbi olan Allah'ın peygamberiyim." dedi.

46 اور ہم نے موسیٰ کو اپنی نشانیاں دے کر فرعون اور اس کے درباریوں کی طرف بھیجا تو انہوں نے کہا کہ میں پروردگار عالم کا بھیجا ہوا ہوں

46 1ہم نے موسیٰ ؑ کو اپنی نشانیوں کے ساتھ2 فرعون اور اُس کے اعیانِ سلطنت کے پاس بھیجا، اور اس نے جاکر کہا کہ میں ربّ العالمین کا رسُول ہوں

فَلَمَّا جَآءَهُم بِـَٔـايَـٰتِنَآ إِذَا هُم مِّنۡهَا يَضۡحَكُونَ ٤٧

But whenne zaman kiپھر جبfalammāhe came to themonlara gelinceوہ لایا ان کے پاسjāahumwith Our Signsayetlerimizleہماری آیات ۔ نشانیاںbiāyātinābeholdhemenتبidhāTheyonlarوہhumat themonlarlaان پر۔ سےmin'hālaughed(alay edip) gülmeğe başladılarہنستے تھےyaḍḥakūna

47 But when he brought them Our signs, at once they laughed at them.

47 Onlara mucizelerimizi getirdiği zaman, bunlara gülüvermişlerdi.

47 Musa onlara mucizelerimizi getirince onlar hemen bu mucizelere gülüverdiler.

47 جب وہ ان کے پاس ہماری نشانیاں لے کر آئے تو وہ نشانیوں سے ہنسی کرنے لگے

47 پھر جب اُس نے ہماری نشانیاں ان کے سامنے پیش کیں تو وہ ٹھٹھے مارنے لگے

Surah 43 / Az-Zukhruf / The Ornaments of Gold سورة الزخرف 493
And for their housesve evlerineاور ان کے گھروں کے لیے walibuyūtihim doorskapılarدوازے abwāban and couchesve koltuklarاور تخت wasururan upon whichüzerineاس پر ʿalayhā they reclineyaslanacaklarıوہ تکیہ لگاتے ہوں yattakiūna٣٤ And ornaments of goldve (nice) süslerاور سونے کے wazukh'rufan And not (is)(başka) değilاور بیشک wa-in
allbütünسب kullu thatbunlarسامان ہے dhālika butsadeceاگرچہ lammā an enjoymentgeçici menfaatleridirسامان ہے matāʿu (of) the lifehayatınınزندگی l-ḥayati (of) the worlddünyaدنیا کی کا l-dun'yā And the Hereafterahiret iseاور آخرت wal-ākhiratu withkatındaہاں ʿinda your LordRabbininتیرے رب کے rabbika
(is) for the righteousmuttakiler içindirمتقی لوگوں کے لیے ہے lil'muttaqīna٣٥ And whoeverve kimاور جو waman turns awayyüz çevirirseغفلت برتتا ہے۔ اندھا بنتا ہے yaʿshu fromzikrindenسے ʿan (the) remembranceذکر dhik'ri (of) the Most GraciousRahman'ınرحمن کے l-raḥmāni We appointsardırırızہم مقرر کردیتے ہیں nuqayyiḍ for himonaاس کے لیے lahu a devilbir şeytanıایک شیطان shayṭānan
then heartık oتو وہ fahuwa (is) to himonunاس کا lahu a companionarkadaşı olurدوست ہوجاتا ہے qarīnun٣٦ And indeed, theyelbette onlarاور بیشک وہ wa-innahum surely, turn themonları engellerlerالبتہ روکتے ہیں ان کو layaṣuddūnahum fromyoldanسے ʿani the Pathراستے l-sabīli and they thinkfakat sanırlarاور وہ سمجھتے ہیں wayaḥsabūna
that theybunlarبیشک وہ annahum (are) guideddoğru yolda olduklarınıہدایت یافتہ ہیں muh'tadūna٣٧ Untilnihayetیہاں تک کہ ḥattā whenzamanجب idhā he comes to Usbize geldiğiوہ آئے گا ہمارے پاس jāanā he saysder kiکہے گا qāla O would thatey keşke olsaydıاے کاش yālayta between mebenimleمیرے درمیان baynī and between yousenin arandaاور تمہارے درمیان wabaynaka
(were the) distancekadar uzaklıkدوری ہوتی buʿ'da (of) the East and the Westiki doğuدو مشرقوں کی l-mashriqayni How wretched ismeğer ne kötüتو بہت برا fabi'sa the companionarkadaş(mışsın)ساتھی (نکلا) l-qarīnu٣٨ And neverve aslaاور ہرگز نہیں walan will benefit yousize bir yarar sağlamazنفع دے گا تم کو yanfaʿakumu the Daybugünآج l-yawma
whençünküجب idh you have wrongedzulmettinizظلم کیا تم نے ẓalamtum that yousizبیشک تم annakum (will be) inazabdaمیں the punishmentعذاب l-ʿadhābi sharingortaksınızمشترک ہو mush'tarikūna٣٩ Then can yousen mi?کیا بھلا تو afa-anta cause to hearişittireceksinتو سنوائے گا tus'miʿu
the deafsağıraبہروں کو l-ṣuma oryahut;یا aw guideyola ileteceksinتو راہ دکھائے گا tahdī the blindkörüاندھوں کو l-ʿum'ya and (one) whove kimseyiاور کوئی ہو waman isolanوہ kāna insapıklıktaمیں an errorگمراہی ḍalālin clearapaçıkکھلی mubīnin٤٠
And whetherbileپھر اگر fa-immā We take you awaybiz alıp götürsekہم لے جائیں nadhhabanna We take you awayseniتجھ کو bika then indeed, Wemuhakkak bizتو بیشک ہم fa-innā from themonlardanان سے min'hum (will) take retributionöc alırızانتقام لینے والے ہیں muntaqimūna٤١ Oryahutیا aw We show yousana gösteririzہم دکھائیں آپ کو nuriyannaka that whichşeyiوہ چیز alladhī
We have promised themonları uyardığımızوعدہ کیا ہم نے ان سے waʿadnāhum then indeed, Weşüphesiz bizimتو بیشک ہم fa-innā over themonlaraان پر ʿalayhim have full powergücümüz yeterقدرت رکھنے والے muq'tadirūna٤٢ So hold fastsen sımsıkı sarılپس مضبوط تھام لو fa-is'tamsik to that whichvahyedileneاس چیز کو bi-alladhī is revealedجو وحی کی جاتی ہے ūḥiya
to yousanaآپ کی طرف ilayka Indeed, youçünkü senبیشک آپ innaka (are) onüzerindesinپر ہیں ʿalā a Pathyolراستے ṣirāṭin Straightdoğruسیدھے mus'taqīmin٤٣ And indeed, itşüphesiz O (Kur'an)اور بیشک وہ wa-innahu (is) surely, a Reminderbir Zikir'dirالبتہ ذکر ہے ladhik'run for yousanaتیرے لیے laka and your peopleve kavmineاور تیری قوم کے لیے waliqawmika
and soonve yakındaاور عنقریب wasawfa you will be questionedsorulacaksınızتم پوچھے جاؤ گے tus'alūna٤٤ And askve sorاور پوچھ لیجئے wasal (those) whomkimseyeجس کو man We sentgönderdiğimizبھیجا ہم نے arsalnā before yousenden önce min before youآپ سے قبل qablika ofelçilerimizdenمیں سے min Our Messengersاپنے رسولوں rusulinā
did We makeyapmış mıyız?کیا بنائے ہم نے ajaʿalnā besidesbaşka min besidesسوا dūni the Most GraciousRahman'danرحمن کے l-raḥmāni godstanrılarکچھ الہ ālihatan to be worshippedtapılacakان کی بندگی کی جائے yuʿ'badūna٤٥ And certainlyve andolsunاور البتہ تحقیق walaqad We sentbiz gönderdikبھیجا ہم نے arsalnā
MusaMusa'yıموسیٰ کو mūsā with Our Signsayetlerimizleساتھ اپنی نشانیوں کے biāyātinā toFir'avn'aطرف ilā Firaunفرعون کے fir'ʿawna and his chiefsve ileri gelen adamlarınaاور اس کے سرداروں کے wamala-ihi and he saiddediتو اس نے کہا faqāla Indeed, I amelbette benبیشک میں innī a Messengerelçisiyimرسول ہوں rasūlu
(of the) LordRabbininرب rabbi (of) the worldsalemlerinالعالمین کا l-ʿālamīna٤٦ But whenne zaman kiپھر جب falammā he came to themonlara gelinceوہ لایا ان کے پاس jāahum with Our Signsayetlerimizleہماری آیات ۔ نشانیاں biāyātinā beholdhemenتب idhā Theyonlarوہ hum at themonlarlaان پر۔ سے min'hā laughed(alay edip) gülmeğe başladılarہنستے تھے yaḍḥakūna٤٧
٤٩٣
‹ 491page 492 of the printed Mushaf493 ›