قُل لِّلۡمُخَلَّفِينَ مِنَ ٱلۡأَعۡرَابِ سَتُدۡعَوۡنَ إِلَىٰ قَوۡمٍ أُوۡلِى بَأۡسٍ شَدِيدٍ تُقَـٰتِلُونَهُمۡ أَوۡ يُسۡلِمُونَ‌ۖ فَإِن تُطِيعُواۡ يُؤۡتِكُمُ ٱللَّهُ أَجۡرًا حَسَنًا‌ۖ وَإِن تَتَوَلَّوۡاۡ كَمَا تَوَلَّيۡتُم مِّن قَبۡلُ يُعَذِّبۡكُمۡ عَذَابًا أَلِيمًا ١٦

Sayde kiکہہ دیجیےqulto those who remained behindgeride kalanlaraپیچھے چھوڑے جانے والوں سے۔ رہ جانے والوں سےlil'mukhallafīnaofdanسےminathe Bedouinsبدوؤں میں (سے)l-aʿrābiYou will be calledsiz yakında da'vet edileceksinizعنقریب تم بلائے جاؤ گےsatud'ʿawnatokarşıطرفilāa peoplebir kavmeایک قوم کےqawminpossessors of military mightsahibiوالیulīpossessors of military mightgüçقوت والیbasingreatçok kuvvetliسختshadīdinyou will fight themonlarla savaşırsınızتمہیں جنگ کرنا ہوگی ان سےtuqātilūnahumoryahutیاawthey will submit(onlar) müslüman olurlarوہ مطیع ہوجائیں گےyus'limūnaThen ifeğerپھر اگرfa-inyou obeyita'at edersenizتم اطاعت کروtuṭīʿūAllah will give yousize verirدے گا تم کوyu'tikumuAllah will give youAllahاللہl-lahua rewardbir mükafatاجرajrangoodgüzelاچھاḥasananbut ifve eğerاور اگرwa-inyou turn awaydönersenizتم منہ موڑ گئےtatawallawasgibiجیسا کہkamāyou turned awaydöndüğünüzتم نے منہ موڑا تھاtawallaytumbeforeöncedenسےminbeforeاس سے پہلےqabluHe will punish yousize azabederوہ عذاب دے گا تم کوyuʿadhib'kum(with) a punishmentbir azaplaعذابʿadhābanpainfulacıklıدردناکalīman

16 Say to those who remained behind of the bedouins, "You will be called to [face] a people of great military might; you may fight them, or they will submit. So if you obey, Allah will give you a good reward; but if you turn away as you turned away before, He will punish you with a painful punishment."

16 Bedevilerden geri kalmış olanlara de ki: "güçlü kuvvetli bir millete karşı, onlar müslüman olana kadar savaşmaya çağrılacaksanız; eğer itaat ederseniz Allah size güzel ecir verir, ama daha önce döndüğünüz gibi yine dönecek olursanız sizi can yakan bir azaba uğratır."

16 A'rabilerin geri bırakılmış olanlarına de ki: Siz yakında çok kuvvetli bir kavme karşı savaşmaya çağırılacaksınız. Onlarla savaşırsınız veya müslüman olurlar. Eğer itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükâfat verir. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönecek olursanız sizi acıklı bir azaba uğratır.

16 جو گنوار پیچھے رہ گئے تھے ان سے کہہ دو کہ تم ایک سخت جنگجو قوم کے (ساتھ لڑائی کے) لئے بلائے جاؤ گے ان سے تم (یا تو) جنگ کرتے رہو گے یا وہ اسلام لے آئیں گے۔ اگر تم حکم مانو گے تو خدا تم کو اچھا بدلہ دے گا۔ اور اگر منہ پھیر لو گے جیسے پہلی دفعہ پھیرا تھا تو وہ تم کو بری تکلیف کی سزا دے گا

16 ان پیچھے چھوڑے جانے والے بدوی عربوں سے کہنا کہ”عنقریب تمہیں ایسے لوگوں سے لڑنے کے لیے بلایا جائے گا جو بڑے زور آور ہیں۔ تم کو ان سے جنگ کرنی ہوگی یا وہ مطیع ہوجائیں گے۔1 اس وقت اگر تم نے حکم جہاد کی اطاعت کی تو اللہ تمہیں اچھا اجر دیگا، اور اگر تم پھر اسی طرح منہ موڑ گئے جس طرح پہلے موڑ چکے ہو تو اللہ تم کو درد ناک سزا دے گا

لَّيۡسَ عَلَى ٱلۡأَعۡمَىٰ حَرَجٌ وَلَا عَلَى ٱلۡأَعۡرَجِ حَرَجٌ وَلَا عَلَى ٱلۡمَرِيضِ حَرَجٌ‌ۗ وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ يُدۡخِلۡهُ جَنَّـٰتٍ تَجۡرِى مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَـٰرُ‌ۖ وَمَن يَتَوَلَّ يُعَذِّبۡهُ عَذَابًا أَلِيمًا ١٧

Not isyokturنہیں ہےlaysauponköreپرʿalāthe blindاندھےl-aʿmāany blamegüçlükکوئی گناہḥarajunand notve yokturاور نہwalāontopalaپرʿalāthe lameلنگڑےl-aʿrajiany blamegüçlükکوئی گناہḥarajunand notve yokturاور نہwalāonhastayaپرʿalāthe sickمریضl-marīḍiany blamegüçlükکوئی گناہḥarajunAnd whoeverve kimاور جوwamanobeysita'at ederseاطاعت کرے گاyuṭiʿiAllahAllah'aاللہ کیl-lahaand His Messengerve Elçisine;اور اس کے رسول کیwarasūlahuHe will admit himonu sokarداخل کرے گا اس کوyud'khil'hu(to) Gardenscennetlereباغوں میںjannātinflowakanبہتی ہیںtajrīfromaltındanسےminunderneath themان کے نیچے سےtaḥtihāthe riversırmaklarنہریںl-anhārubut whoeverve kimاور جو کوئیwamanturns awayyüz çevirirseمنہ پھیرے گاyatawallaHe will punish himonu azablandırırوہ عذاب دے گا اس کوyuʿadhib'hu(with) a punishmentbir azabaعذابʿadhābanpainfulacıklıدردناکalīman

17 There is not upon the blind any guilt or upon the lame any guilt or upon the ill any guilt [for remaining behind]. And whoever obeys Allah and His Messenger - He will admit him to gardens beneath which rivers flow; but whoever turns away - He will punish him with a painful punishment.

17 Ama, gözleri görmeyen kimse savaşa gelmezse ona bir sorumluluk yoktur; topala ve hastaya da sorumluluk yoktur. Kim Allah'a ve peygamberine itaat ederse, Allah onu, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Kim yüz çevirirse, onu can yakıcı azaba uğratır.

17 Köre vebal yoktur, topala da vebal yoktur, hastaya da vebal yoktur. Bununla beraber kim Allah'a ve peygamberine itâat ederse, Allah onu, altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de geri kalırsa, onu acı bir azaba uğratır.

17 نہ تو اندھے پر گناہ ہے (کہ سفر جنگ سے پیچھے رہ جائے) اور نہ لنگڑے پر گناہ ہے اور نہ بیمار پر گناہ ہے۔ اور جو شخص خدا اور اس کے پیغمبر کے فرمان پر چلے گا خدا اس کو بہشتوں میں داخل کرے گا جن کے تلے نہریں بہہ رہی ہیں۔ اور جو روگردانی کرے گا اسے برے دکھ کی سزا دے گا

17 اگر اندھا اور لنگڑا اور مریض جہاد کے لیے نہ آئے تو کوئی حرج نہیں۔1 جو کوئی اللہ اور اس کے رسول  کی اطاعت کرے گا اللہ اسے ان جنّتوں  میں داخل کرے گا جن کے نیچے نہریں بہ رہی ہو ں گی اور جو منہ پھیرے گا  اسے وہ درد ناک عذاب دے گا“

۞لَّقَدۡ رَضِىَ ٱللَّهُ عَنِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ إِذۡ يُبَايِعُونَكَ تَحۡتَ ٱلشَّجَرَةِ فَعَلِمَ مَا فِى قُلُوبِهِمۡ فَأَنزَلَ ٱلسَّكِينَةَ عَلَيۡهِمۡ وَأَثَـٰبَهُمۡ فَتۡحًا قَرِيبًا ١٨

Certainlyandolsunالبتہ تحقیقlaqadAllah was pleasedrazı olmuşturراضی ہوگیاraḍiyaAllah was pleasedAllahاللہl-lahuwithmü'minlerdenسےʿanithe believersمومنوں (سے)l-mu'minīnawhenzamanجبidhthey pledged allegiance to yousana bi'at ettikleriوہ بیعت کر رہے تھے آپ سےyubāyiʿūnakaunderaltındaنیچےtaḥtathe treeağacınدرخت کےl-shajaratiand He knewbildiتو اس نے جان لیاfaʿalimawhatolanıجو(was) inonların kalplerindeمیںtheir heartsان کے دلوں میں تھاqulūbihimso He sent downve indirdiتو اس نے اتاریfa-anzalathe tranquilityhuzur ve güvenسکینت۔ تسکینl-sakīnataupon themonların üzerineان پرʿalayhimand rewarded themve onlara verdiاور عطا کی ان کوwa-athābahum(with) a victorybir fetihفتحfatḥannearyakınقریبیqarīban

18 Certainly was Allah pleased with the believers when they pledged allegiance to you, [O Muhammad], under the tree, and He knew what was in their hearts, so He sent down tranquillity upon them and rewarded them with an imminent conquest

18 Allah inananlardan, ağaç altında sana baş eğerek el verirlerken, and olsun ki hoşnut olmuştur. Gönüllerinde olanı da bilmiş, onlara güvenlik vermiş, onlara yakın bir zafer ve ele geçirecekleri bol ganimetler bahşetmiştir. Allah, güçlü olandır, Hakim olandır.

18 Andolsun o ağacın altında (Hudeybiye'de) sana bey'at ederlerken Allah, müminlerden razı olmuştur. Kalplerinde olanı bilmiş onlara güven indirmiş ve onları pek yakın bir fetih ile mükâfatlandırmıştır.

18 (اے پیغمبر) جب مومن تم سے درخت کے نیچے بیعت کر رہے تھے تو خدا ان سے خوش ہوا۔ اور جو (صدق وخلوص) ان کے دلوں میں تھا وہ اس نے معلوم کرلیا۔ تو ان پر تسلی نازل فرمائی اور انہیں جلد فتح عنایت کی

18 اللہ مومنوں سے خوش ہوگیا جب وہ درخت کے نیچے تم سےبیعت کر رہے تھے۔1 ان کے دلوں کا حال اس کو معلوم تھا، اس لیے اس نے ان پر سکینت نازل فرمائی،2 ان کو انعام میں قریبی فتح بخشی

وَمَغَانِمَ كَثِيرَةً يَأۡخُذُونَهَا‌ۗ وَكَانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا ١٩

And spoils of warve ganimetler (bahşeyledi)اور غنیمتیںwamaghānimamuchbirçokبہت سیkathīratanthat they will takealacaklarıجنہیں وہ لیں گےyakhudhūnahāand isveاور ہےwakānaAllahاللہl-lahuAll-MightyüstündürغالبʿazīzanAll-Wisehüküm ve hikmet sahibidirحکمت والاḥakīman

19 And much war booty which they will take. And ever is Allah Exalted in Might and Wise.

19 Allah inananlardan, ağaç altında sana baş eğerek el verirlerken, and olsun ki hoşnut olmuştur. Gönüllerinde olanı da bilmiş, onlara güvenlik vermiş, onlara yakın bir zafer ve ele geçirecekleri bol ganimetler bahşetmiştir. Allah, güçlü olandır, Hakim olandır.

19 Allah onları elde edecekleri birçok ganimetlerle de mükâfatlandırdı. Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

19 اور بہت سی غنیمتیں جو انہوں نے حاصل کیں۔ اور خدا غالب حکمت والا ہے

19 اور بہت سا مالِ غنیمت انہیں عطا کر دیا جسے وہ (عنقریب) حاصل کریں گے۔1 اللہ زبردست اور حکیم ہے

وَعَدَكُمُ ٱللَّهُ مَغَانِمَ كَثِيرَةً تَأۡخُذُونَهَا فَعَجَّلَ لَكُمۡ هَـٰذِهِۦ وَكَفَّ أَيۡدِىَ ٱلنَّاسِ عَنكُمۡ وَلِتَكُونَ ءَايَةً لِّلۡمُؤۡمِنِينَ وَيَهۡدِيَكُمۡ صِرٰطًا مُّسۡتَقِيمًا ٢٠

Allah has promised yousize va'dettiوعدہ کیا تم سےwaʿadakumuAllah has promised youAllahاللہ نےl-lahuspoils of warganimetlerغنیمتوں کاmaghānimamuchbirçokبہت سیkathīratanthat you will take itelde edeceğinizتم لو گے ان کوtakhudhūnahāand He has hastenedşimdilik verdiتو اس نے جلدی دیfaʿajjalafor yousizeتم کوlakumthisbunu (Hudeybiye Barışı)یہhādhihiand has withheldve çektiاور روک دیاwakaffa(the) handselleriniہاتھوں کوaydiya(of) the peopleinsanlarınلوگوں کےl-nāsifrom you sizdenتم سےʿankumthat it may beolsun diyeاور تاکہ ہوجائےwalitakūnaa signbir ibretایک نشانیāyatanfor the believersinananlaraمومنوں کے لیےlil'mu'minīnaand He may guide youve sizi iletsin diyeاور ہدایت بخشے تم کوwayahdiyakum(to the) Pathyolaراستے کیṣirāṭanStraightdosdoğruسیدھےmus'taqīman

20 Allah has promised you much booty that you will take [in the future] and has hastened for you this [victory] and withheld the hands of people from you - that it may be a sign for the believers and [that] He may guide you to a straight path.

20 Allah size, ele geçireceğiniz bol bol ganimetler vadetmiştir. İnananlar için bir belge olması, sizi doğru yola eriştirmesi için bunları size hemen vermiş ve insanların size uzanan ellerini önlemiştir.

20 Allah size, elde edeceğiniz birçok ganimetler vaad etmiştir. Bunu size hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çekmiştir ki bu, müminlere bir işaret olsun ve Allah sizi doğru yola iletsin.

20 خدا نے تم سے بہت سی غنیمتوں کا وعدہ فرمایا کہ تم ان کو حاصل کرو گے سو اس نے غنیمت کی تمہارے لئے جلدی فرمائی اور لوگوں کے ہاتھ تم سے روک دیئے۔ غرض یہ تھی کہ یہ مومنوں کے لئے (خدا کی) قدرت کا نمونہ ہو اور وہ تم کو سیدھے رستے پر چلائے

20 اللہ تم سے بکثرت اموالِ غنیمت کاوعدہ کرتا ہے جنہیں تم حاصل کرو گے۔1 فوری طور پر تو یہ فتح اس نے تمہیں عطا کر دی2 اور لوگوں  کے ہاتھ تمہارے خلاف اٹھنے سے روک دیے،3 تاکہ یہ مومنوں کےلیے ایک نشانی بن جائے4 اور اللہ سیدھے راستے کی طرف تمہیں ہدایت بخشے۔5

وَأُخۡرَىٰ لَمۡ تَقۡدِرُواۡ عَلَيۡهَا قَدۡ أَحَاطَ ٱللَّهُ بِهَا‌ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىۡءٍ قَدِيرًا ٢١

And othersve başka (şeyler)اور دوسری چیزwa-ukh'rānothenüz ele geçiremedinizنہیںlamyou had powerتم قادر ہوئےtaqdirūover themonlarıاس پرʿalayhāsurelyfakatتحقیقqadAllah encompassedkuşatmıştırگھیر رکھا ہےaḥāṭaAllah encompassedAllahاللہ نےl-lahuthemonlarıاس کوbihāand isveاور ہےwakānaAllahاللہl-lahuoverüzerineپرʿalāallherہرkullithingsşeyچیز (پر)shayinAll-Powerfulkadirdirقدرت رکھنے والاqadīran

21 And [He promises] other [victories] that you were [so far] unable to [realize] which Allah has already encompassed. And ever is Allah, over all things, competent.

21 Bundan başka, sizin gücünüzün yetmediği fakat Allah'ın sizin için sakladığı ganimetler de vardır. Allah her şeye Kadir olandır.

21 Bundan başka sizin güç yetiremediğiniz, ama Allah'ın sizin için kuşattığı ganimetler de vardır. Allah herşeye kâdirdir.

21 اور اَور (غنیمتیں دیں) جن پر تم قدرت نہیں رکھتے تھے (اور) وہ خدا ہی کی قدرت میں تھیں۔ اور خدا ہر چیز پر قادر ہے

21 اِس کے علاوہ دوسری اور غنیمتوں کا بھی وہ تم سے وعدہ کرتا ہے جن پر تم ابھی  تک قادر نہیں ہوئے ہو  اور اللہ نے ان کو گھیر رکھا ہے،1 اللہ ہر چیز پر قادر ہے

وَلَوۡ قَـٰتَلَكُمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواۡ لَوَلَّوُاۡ ٱلۡأَدۡبَـٰرَ ثُمَّ لَا يَجِدُونَ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا ٢٢

And ifve eğerاور اگرwalawfight yousizinle savaşsalardıجنگ کرتے تم سےqātalakumuthose whokimselerوہ لوگalladhīnadisbelieveinkar eden(ler)جنہوں نے کفر کیاkafarūsurely they would turndön(üp kaç)arlardıالبتہ پھیر لیتےlawallawūthe backsarkalarınaپیٹھیںl-adbāraThensonraپھرthummanotbulamazlardıنہthey would findوہ پاتےyajidūnaany protectorbir koruyucuکوئی دوستwaliyyanand notne deاور نہwalāany helperbir yardımcıکوئی مددگارnaṣīran

22 And if those [Makkans] who disbelieve had fought you, they would have turned their backs [in flight]. Then they would not find a protector or a helper.

22 İnkar edenler sizinle savaşsalardı yüzgeri döneceklerdi. Sonra bir dost ve yardımcı da bulamayacaklardı.

22 Eğer kâfirler sizinle savaşsalardı arkalarına dönüp kaçarlardı. Sonra bir dost ve yardımcı da bulamazlardı.

22 اور اگر تم سے کافر لڑتے تو پیٹھ پھیر کر بھاگ جاتے پھر کسی کو دوست نہ پاتے اور نہ مددگار

22 یہ کافر لوگ اگر اس وقت تم سے لڑگئے ہو تے تو یقیناً پیٹھ پھیر جاتے اور کوئی حامی و مدد گار نہ پاتے۔1

سُنَّةَ ٱللَّهِ ٱلَّتِى قَدۡ خَلَتۡ مِن قَبۡلُ‌ۖ وَلَن تَجِدَ لِسُنَّةِ ٱللَّهِ تَبۡدِيلاً ٢٣

(The established) waysünnetidir (yasasadır)طریقہsunnata(of) AllahAllah'ınاللہ کاl-lahiwhichöyle kiوہ جوallatīpassed awaysüregelirتحقیقqadpassed awayگزر چکاkhalatbeforeötedenberiسےminbeforeاس سے پہلےqabluand neverve aslaاور ہرگز نہwalanyou will findbulamazsınتم پاؤ گےtajidain (the) way of Allahyasasındaسنت کو۔ طریقے کوlisunnatiin (the) way of AllahAllah'ınاللہ کیl-lahiany changebir değişmeبدلنے والاtabdīlan

23 [This is] the established way of Allah which has occurred before. And never will you find in the way of Allah any change.

23 Allah'ın önceden gelip geçmişlere uyguladığı yasası budur. Allah'ın yasasında değişme bulamazsın.

23 Allah'ın öteden beri gelen kanunu budur. Allah'ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın.

23 (یہی) خدا کی عادت ہے جو پہلے سے چلی آتی ہے۔ اور تم خدا کی عادت کبھی بدلتی نہ دیکھو گے

23 یہ اللہ کی سنّت ہے جو پہلے سے چلی آرہی ہے1 اور تم اللہ کی سنّت میں کوئی تبدیلی نہ پاؤ گے

Surah 48 / Al-Fath / The Victory سورة الفتح 514
Sayde kiکہہ دیجیے qul to those who remained behindgeride kalanlaraپیچھے چھوڑے جانے والوں سے۔ رہ جانے والوں سے lil'mukhallafīna ofdanسے mina the Bedouinsبدوؤں میں (سے) l-aʿrābi You will be calledsiz yakında da'vet edileceksinizعنقریب تم بلائے جاؤ گے satud'ʿawna tokarşıطرف ilā a peoplebir kavmeایک قوم کے qawmin possessors of military mightsahibiوالی ulī possessors of military mightgüçقوت والی basin greatçok kuvvetliسخت shadīdin
you will fight themonlarla savaşırsınızتمہیں جنگ کرنا ہوگی ان سے tuqātilūnahum oryahutیا aw they will submit(onlar) müslüman olurlarوہ مطیع ہوجائیں گے yus'limūna Then ifeğerپھر اگر fa-in you obeyita'at edersenizتم اطاعت کرو tuṭīʿū Allah will give yousize verirدے گا تم کو yu'tikumu Allah will give youAllahاللہ l-lahu a rewardbir mükafatاجر ajran goodgüzelاچھا ḥasanan
but ifve eğerاور اگر wa-in you turn awaydönersenizتم منہ موڑ گئے tatawallaw asgibiجیسا کہ kamā you turned awaydöndüğünüzتم نے منہ موڑا تھا tawallaytum beforeöncedenسے min beforeاس سے پہلے qablu He will punish yousize azabederوہ عذاب دے گا تم کو yuʿadhib'kum (with) a punishmentbir azaplaعذاب ʿadhāban painfulacıklıدردناک alīman١٦ Not isyokturنہیں ہے laysa
uponköreپر ʿalā the blindاندھے l-aʿmā any blamegüçlükکوئی گناہ ḥarajun and notve yokturاور نہ walā ontopalaپر ʿalā the lameلنگڑے l-aʿraji any blamegüçlükکوئی گناہ ḥarajun and notve yokturاور نہ walā onhastayaپر ʿalā the sickمریض l-marīḍi any blamegüçlükکوئی گناہ ḥarajun
And whoeverve kimاور جو waman obeysita'at ederseاطاعت کرے گا yuṭiʿi AllahAllah'aاللہ کی l-laha and His Messengerve Elçisine;اور اس کے رسول کی warasūlahu He will admit himonu sokarداخل کرے گا اس کو yud'khil'hu (to) Gardenscennetlereباغوں میں jannātin flowakanبہتی ہیں tajrī fromaltındanسے min underneath themان کے نیچے سے taḥtihā the riversırmaklarنہریں l-anhāru
but whoeverve kimاور جو کوئی waman turns awayyüz çevirirseمنہ پھیرے گا yatawalla He will punish himonu azablandırırوہ عذاب دے گا اس کو yuʿadhib'hu (with) a punishmentbir azabaعذاب ʿadhāban painfulacıklıدردناک alīman١٧ Certainlyandolsunالبتہ تحقیق laqad Allah was pleasedrazı olmuşturراضی ہوگیا raḍiya Allah was pleasedAllahاللہ l-lahu withmü'minlerdenسے ʿani
the believersمومنوں (سے) l-mu'minīna whenzamanجب idh they pledged allegiance to yousana bi'at ettikleriوہ بیعت کر رہے تھے آپ سے yubāyiʿūnaka underaltındaنیچے taḥta the treeağacınدرخت کے l-shajarati and He knewbildiتو اس نے جان لیا faʿalima whatolanıجو (was) inonların kalplerindeمیں their heartsان کے دلوں میں تھا qulūbihim
so He sent downve indirdiتو اس نے اتاری fa-anzala the tranquilityhuzur ve güvenسکینت۔ تسکین l-sakīnata upon themonların üzerineان پر ʿalayhim and rewarded themve onlara verdiاور عطا کی ان کو wa-athābahum (with) a victorybir fetihفتح fatḥan nearyakınقریبی qarīban١٨ And spoils of warve ganimetler (bahşeyledi)اور غنیمتیں wamaghānima
muchbirçokبہت سی kathīratan that they will takealacaklarıجنہیں وہ لیں گے yakhudhūnahā and isveاور ہے wakāna Allahاللہ l-lahu All-Mightyüstündürغالب ʿazīzan All-Wisehüküm ve hikmet sahibidirحکمت والا ḥakīman١٩ Allah has promised yousize va'dettiوعدہ کیا تم سے waʿadakumu Allah has promised youAllahاللہ نے l-lahu
spoils of warganimetlerغنیمتوں کا maghānima muchbirçokبہت سی kathīratan that you will take itelde edeceğinizتم لو گے ان کو takhudhūnahā and He has hastenedşimdilik verdiتو اس نے جلدی دی faʿajjala for yousizeتم کو lakum thisbunu (Hudeybiye Barışı)یہ hādhihi and has withheldve çektiاور روک دیا wakaffa (the) handselleriniہاتھوں کو aydiya
(of) the peopleinsanlarınلوگوں کے l-nāsi from you sizdenتم سے ʿankum that it may beolsun diyeاور تاکہ ہوجائے walitakūna a signbir ibretایک نشانی āyatan for the believersinananlaraمومنوں کے لیے lil'mu'minīna and He may guide youve sizi iletsin diyeاور ہدایت بخشے تم کو wayahdiyakum (to the) Pathyolaراستے کی ṣirāṭan
Straightdosdoğruسیدھے mus'taqīman٢٠ And othersve başka (şeyler)اور دوسری چیز wa-ukh'rā nothenüz ele geçiremedinizنہیں lam you had powerتم قادر ہوئے taqdirū over themonlarıاس پر ʿalayhā surelyfakatتحقیق qad Allah encompassedkuşatmıştırگھیر رکھا ہے aḥāṭa Allah encompassedAllahاللہ نے l-lahu themonlarıاس کو bihā
and isveاور ہے wakāna Allahاللہ l-lahu overüzerineپر ʿalā allherہر kulli thingsşeyچیز (پر) shayin All-Powerfulkadirdirقدرت رکھنے والا qadīran٢١ And ifve eğerاور اگر walaw fight yousizinle savaşsalardıجنگ کرتے تم سے qātalakumu those whokimselerوہ لوگ alladhīna disbelieveinkar eden(ler)جنہوں نے کفر کیا kafarū
surely they would turndön(üp kaç)arlardıالبتہ پھیر لیتے lawallawū the backsarkalarınaپیٹھیں l-adbāra Thensonraپھر thumma notbulamazlardıنہ they would findوہ پاتے yajidūna any protectorbir koruyucuکوئی دوست waliyyan and notne deاور نہ walā any helperbir yardımcıکوئی مددگار naṣīran٢٢ (The established) waysünnetidir (yasasadır)طریقہ sunnata
(of) AllahAllah'ınاللہ کا l-lahi whichöyle kiوہ جو allatī passed awaysüregelirتحقیق qad passed awayگزر چکا khalat beforeötedenberiسے min beforeاس سے پہلے qablu and neverve aslaاور ہرگز نہ walan you will findbulamazsınتم پاؤ گے tajida in (the) way of Allahyasasındaسنت کو۔ طریقے کو lisunnati in (the) way of AllahAllah'ınاللہ کی l-lahi any changebir değişmeبدلنے والا tabdīlan٢٣
٥١٤
‹ 512page 513 of the printed Mushaf514 ›