وَلَوۡ أَنَّهُمۡ صَبَرُواۡ حَتَّىٰ تَخۡرُجَ إِلَيۡهِمۡ لَكَانَ خَيۡرًا لَّهُمۡ‌ۚ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ ٥

And ifve şayetاور اگرwalawtheyonlarبیشک وہannahumhad been patientbekleselerdiوہ صبر کریںṣabarūuntilkadarیہاں تک کہḥattāyou came outsen çıkıncayaتم نکلوtakhrujato themkendilerinin yanınaان کی طرفilayhimcertainly it would beelbette olurduالبتہ ہوlakānabetterdaha iyiبہترkhayranfor themkendileri içinان کے لیےlahumAnd AllahAllahاور اللہwal-lahu(is) Oft-ForgivingbağışlayandırغفورghafūrunMost Mercifulesirgeyendirرحیم ہےraḥīmun

5 And if they had been patient until you [could] come out to them, it would have been better for them. But Allah is Forgiving and Merciful.

5 Eğer onlar, sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi şüphesiz onlar için daha iyi olurdu. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.

5 Eğer onlar, sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Bununla beraber Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

5 اور اگر وہ صبر کئے رہتے یہاں تک کہ تم خود نکل کر ان کے پاس آتے تو یہ ان کے لئے بہتر تھا۔ اور خدا تو بخشنے والا مہربان ہے

5 اگر وہ تمہارے برآمد ہونے تک صبر کرتے تو انہی کے لیے بہتر تھا،1 اللہ درگزر کرنے والا اور رحیم ہے۔2

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاۡ إِن جَآءَكُمۡ فَاسِقُۢ بِنَبَإٍ فَتَبَيَّنُوٓاۡ أَن تُصِيبُواۡ قَوۡمَۢا بِجَهَـٰلَةٍ فَتُصۡبِحُواۡ عَلَىٰ مَا فَعَلۡتُمۡ نَـٰدِمِينَ ٦

O you who believeeyاےyāayyuhāO you who believekimselerلوگو !alladhīnaO you who believeinanan(lar)جو ایمان لائے ہوāmanūIfsize gelirseاگرincomes to youآئے تمہارے پاسjāakuma wicked personbir fasıkکوئی فاسقfāsiqunwith informationbir haberleساتھ ایک خبر کے۔ کسی خبر کےbinaba-ininvestigateonu araştırınتو تحقیق کرلیا کروfatabayyanūlestyoksa kötülük edersinizکہanyou harmتم جا پڑو۔ پہنچاؤtuṣībūa peoplebir topluluğa karşıایک قوم کوqawmanin ignorancebilmeyerekساتھ جہالت کےbijahālatinthen you becomesonra olursunuzپھر تم ہوجاؤfatuṣ'biḥūoverüzerineاوپرʿalāwhatşeyاس کے جوyou have doneyaptığınızتم نے کیاfaʿaltumregretfulpişmanنادم ہونے والےnādimīna

6 O you who have believed, if there comes to you a disobedient one with information, investigate, lest you harm a people out of ignorance and become, over what you have done, regretful.

6 Ey inananlar! Eğer yoldan çıkmışın biri size bir haber getirirse, onun iç yüzünü araştırın, yoksa bilmeden bir millete fenalık edersiniz de sonra ettiğinize pişman olursunuz.

6 Ey iman edenler! Eğer fasıkın biri size bir haber getirirsen onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa sataşırsınız da sonra yaptığınızdan pişman olursunuz.

6 مومنو! اگر کوئی بدکردار تمہارے پاس کوئی خبر لے کر آئے تو خوب تحقیق کرلیا کرو (مبادا) کہ کسی قوم کو نادانی سے نقصان پہنچا دو۔ پھر تم کو اپنے کئے پر نادم ہونا پڑے

6 اے لوگو جو ایمان لائے ہو، اگر کوئی فاسق تمہارے پاس  کوئی خبر لے کر آئے تو تحقیق کر لیا کرو، کہیں ایسا نہ ہو کہ تم کسی گروہ کو نادانستہ نقصان پہنچا بیٹھو اور پھر اپنے کیے پر پشیمان ہو۔1

وَٱعۡلَمُوٓاۡ أَنَّ فِيكُمۡ رَسُولَ ٱللَّهِ‌ۚ لَوۡ يُطِيعُكُمۡ فِى كَثِيرٍ مِّنَ ٱلۡأَمۡرِ لَعَنِتُّمۡ وَلَـٰكِنَّ ٱللَّهَ حَبَّبَ إِلَيۡكُمُ ٱلۡإِيمَـٰنَ وَزَيَّنَهُۥ فِى قُلُوبِكُمۡ وَكَرَّهَ إِلَيۡكُمُ ٱلۡكُفۡرَ وَٱلۡفُسُوقَ وَٱلۡعِصۡيَانَ‌ۚ أُوۡلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلرّٰشِدُونَ ٧

And knowve bilin kiاور جان لوwa-iʿ'lamūthatelbetteبیشکannaamong youiçinizdedirتم میںfīkum(is the) Messenger of AllahElçisiرسول ہیںrasūla(is the) Messenger of AllahAllah'ınاللہ کےl-lahiIfşayetاگرlawhe were to obey yousize uysaydıوہ اطاعت کریں تمہاریyuṭīʿukuminbirçokمیںmuchبہتkathīrinofişteسےminathe matterمعاملات (میں)l-amrisurely you would be in difficultysıkıntıya düşerdinizالبتہ مشکل میں پڑجاؤ تمlaʿanittumbutfakatلیکنwalākinnaAllahاللہ تعالیٰl-lahahas endearedsevdirdiدل پسند بنادیاḥabbabato yousizeتمہاری طرفilaykumuthe Faithimanıایمان کوl-īmānaand has made it pleasingve onu süslediاور اسے سجا دیا۔ مزین کردیاwazayyanahuinsizin kalblerinizdeمیںyour heartsتمہارے دلوں (میں)qulūbikumand has made hatefulve çirkin gösterdiاور مکروہ کیا ہے۔ متنفر کردیا ہےwakarrahato yousizeتمہاری طرفilaykumudisbeliefküfrüکفر کوl-kuf'raand defianceve fıskıاور گناہ کوwal-fusūqaand disobedienceve isyanıاور نافرمانی کوwal-ʿiṣ'yānaThoseişteیہی لوگulāika(are) they bunlardırوہhumuthe guided onesdoğru yolda olanlarجو راست رو ہیں۔ جو ہدایت یافتہ ہیںl-rāshidūna

7 And know that among you is the Messenger of Allah. If he were to obey you in much of the matter, you would be in difficulty, but Allah has endeared to you the faith and has made it pleasing in your hearts and has made hateful to you disbelief, defiance and disobedience. Those are the [rightly] guided.

7 Bilin ki, içinizde Allah'ın Peygamberi bulunmaktadır. Eğer o, bir çok işlerde size uymuş olsaydı şüphesiz kötü duruma düşerdiniz; ama Allah size imanı sevdirmiş, onu gönüllerinize güzel göstermiş; inkarcılığı, yoldan çıkmayı ve baş kaldırmayı size iğrenç göstermiştir. İşte böyle olanlar, Allah katından bir lütuf ve nimet sayesinde doğru yolda bulunanlardır. Allah bilendir, Hakim'dir.

7 Hem bilin ki, içinizde Allah'ın elçisi vardır. Şayet o, birçok işlerde size uysaydı, sıkıntıya düşerdiniz. Fakat Allah size imanı sevdirmiş ve onu kalplerinize zinet yapmıştır. Küfrü, fasıklığı ve isyanı da size çirkin göstermiştir. İşte doğru yolda olanlar bunlardır.

7 اور جان رکھو کہ تم میں خدا کے پیغمبرﷺ ہیں۔ اگر بہت سی باتوں میں وہ تمہارا کہا مان لیا کریں تو تم مشکل میں پڑ جاؤ لیکن خدا نے تم کو ایمان عزیز بنا دیا اور اس کو تمہارے دلوں میں سجا دیا اور کفر اور گناہ اور نافرمانی سے تم کو بیزار کردیا۔ یہی لوگ راہ ہدایت پر ہیں

7 خوب جان رکھو کے تمہارے درمیان اللہ کا رسول موجود ہے۔ اگر وہ بہت سے معاملات میں تمہاری بات مان لیا کرے تو تم خود ہی مشکلات میں مبتلا ہو جاؤ۔1 مگر اللہ نے تم کو ایمان کی محبت دی اور اس کو تمہارے لیے دل پسند بنا دیا، اور کفر وفسق اور نافرمانی سے تم کو متنفر کردیا

فَضۡلاً مِّنَ ٱللَّهِ وَنِعۡمَةً‌ۚ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ ٨

A Bountybir lutufturفضل ہےfaḍlanfrom AllahAllahtanسےminafrom Allahاللہ کی طرف(سے)l-lahiand favorve ni'metdirاور نعمتwaniʿ'matanAnd Allahve Allahاور اللہwal-lahu(is) All-Knowerbilendirعلم والا ہےʿalīmunAll-Wisehakimdirحکمت والا ہےḥakīmun

8 [It is] as bounty from Allah and favor. And Allah is Knowing and Wise.

8 Bilin ki, içinizde Allah'ın Peygamberi bulunmaktadır. Eğer o, bir çok işlerde size uymuş olsaydı şüphesiz kötü duruma düşerdiniz; ama Allah size imanı sevdirmiş, onu gönüllerinize güzel göstermiş; inkarcılığı, yoldan çıkmayı ve baş kaldırmayı size iğrenç göstermiştir. İşte böyle olanlar, Allah katından bir lütuf ve nimet sayesinde doğru yolda bulunanlardır. Allah bilendir, Hakim'dir.

8 Bu, Allah'tan bir lütuf ve nimettir. Allah herşeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir.

8 (یعنی) خدا کے فضل اور احسان سے۔ اور خدا جاننے والا (اور) حکمت والا ہے

8 ایسے ہی لوگ اللہ کے فضل و احسان سے راست رو ہیں1 اور اللہ علیم و حکیم ہے۔2

وَإِن طَآئِفَتَانِ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ٱقۡتَتَلُواۡ فَأَصۡلِحُواۡ بَيۡنَهُمَا‌ۖ فَإِنۢ بَغَتۡ إِحۡدَىٰهُمَا عَلَى ٱلۡأُخۡرَىٰ فَقَـٰتِلُواۡ ٱلَّتِى تَبۡغِى حَتَّىٰ تَفِىٓءَ إِلَىٰٓ أَمۡرِ ٱللَّهِ‌ۚ فَإِن فَآءَتۡ فَأَصۡلِحُواۡ بَيۡنَهُمَا بِٱلۡعَدۡلِ وَأَقۡسِطُوٓاۡ‌ۖ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلۡمُقۡسِطِينَ ٩

And ifve eğerاور اگرwa-intwo partiesiki grupدو گروہṭāifatāniamonginananlardanسےminathe believersمومنوں میں(سے)l-mu'minīnafightvuruşurlarsaباہم لڑ پڑیںiq'tatalūthen make peacedüzeltinتو صلح کرا دوfa-aṣliḥūbetween both of themonların arasınıان دونوں کے درمیانbaynahumāBut ifşayetپھر اگرfa-inoppressessaldırırsaزیادتی کرےbaghatone of thembiriان دونوں میں سے ایکiḥ'dāhumāonüzerineپرʿalāthe otherötekiدوسرے (پر)l-ukh'rāthen fightvuruşunتو لڑوfaqātilūone whichsaldıran taraflaاس سے جوallatīoppressesزیادتی کرےtabghīuntilkadarیہاں تک کہḥattāit returnsdönünceyeوہ پلٹ آئےtafīatobuyruğunaطرفilā(the) commandحکم کی طرفamri(of) AllahAllah'ınاللہ کےl-lahiThen ifeğerپھر اگرfa-init returnsdönerseوہ پلٹ آئےfāatthen make peaceartık düzeltinتو صلح کرا دوfa-aṣliḥūbetween themonların arasınıان دونوں کے درمیانbaynahumāwith justiceadaletleانصاف کے ساتھbil-ʿadliand act justlyve daima adil olunاور انصاف کروwa-aqsiṭūIndeedçünküبیشکinnaAllahاللہ تعالیٰl-lahalovesseverپسند کرتا ہےyuḥibbuthose who act justlyadalet yapanlarıانصاف کرنے والوں کوl-muq'siṭīna

9 And if two factions among the believers should fight, then make settlement between the two. But if one of them oppresses the other, then fight against the one that oppresses until it returns to the ordinance of Allah. And if it returns, then make settlement between them in justice and act justly. Indeed, Allah loves those who act justly.

9 Eğer müminlerden iki topluluk birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltiniz; eğer biri diğeri üzerine saldırırsa, saldıranlarla Allah'ın buyruğuna dönmelerine kadar savaşınız; eğer dönerlerse aralarını adaletle bulunuz, adil davranınız, şüphesiz Allah adil davrananları sever.

9 Eğer müminlerden iki grup birbirleriyle vuruşurlarsa aralarını düzeltin. Şayet biri ötekine saldırırsa, Allah'ın buyruğuna dönünceye kadar saldıran tarafla savaşın. Eğer dönerse aralarını adaletle düzeltin ve (her işte) adaletli davranın. Şüphesiz ki Allah, adil davrananları sever.

9 اور اگر مومنوں میں سے کوئی دو فریق آپس میں لڑ پڑیں تو ان میں صلح کرا دو۔ اور اگر ایک فریق دوسرے پر زیادتی کرے تو زیادتی کرنے والے سے لڑو یہاں تک کہ وہ خدا کے حکم کی طرف رجوع لائے۔ پس جب وہ رجوع لائے تو وہ دونوں فریق میں مساوات کے ساتھ صلح کرا دو اور انصاف سے کام لو۔ کہ خدا انصاف کرنے والوں کو پسند کرتا ہے

9 اور اگر اہل ایمان میں سے دو گروہ آپس میں لڑجائیں1 تو ان کے درمیان صلح کراؤ۔2 پھر اگر ان میں سے ایک گروہ دوسرے گروہ سے زیادتی کرے تو زیادتی کرنے والے سے لڑو3 یہاں تک کہ وہ اللہ کے حکم کی طرف پلٹ آئے۔4 پھر اگر وہ پلٹ آئے تو ان کے درمیان عدل کے ساتھ صلح کرادو۔5 اور انصاف کرو کہ اللہ انصاف کرنے والوں کو پسند کرتا ہے۔6

إِنَّمَا ٱلۡمُؤۡمِنُونَ إِخۡوَةٌ فَأَصۡلِحُواۡ بَيۡنَ أَخَوَيۡكُمۡ‌ۚ وَٱتَّقُواۡ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمۡ تُرۡحَمُونَ ١٠

Onlymuhakkakبیشکinnamāthe believersmü'minlerمومنl-mu'minūna(are) brotherskardeştirlerبھائی بھائی ہیںikh'watunso make peaceo halde düzeltinتو صلح کرا دوfa-aṣliḥūbetweenarasınıدرمیانbaynayour brotherskardeşlerinizinاپنے بھائیوں کےakhawaykumand fear Allahve korkunاور ڈروwa-ittaqūand fear AllahAllah'tanاللہ سےl-lahaso that you mayumulur kiتاکہ تمlaʿallakumreceive mercysize rahmet edilsinتم رحم کیے جاؤtur'ḥamūna

10 The believers are but brothers, so make settlement between your brothers. And fear Allah that you may receive mercy.

10 Şüphesiz müminler birbiri ile kardeştirler; öyle ise dargın olan kardeşlerinizin arasını düzeltin; Allah'tan sakının ki size acısın.

10 Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki rahmete eresiniz.

10 مومن تو آپس میں بھائی بھائی ہیں۔ تو اپنے دو بھائیوں میں صلح کرادیا کرو۔ اور خدا سے ڈرتے رہو تاکہ تم پر رحمت کی جائے

10 مومن تو ایک دوسرے کے بھائی ہیں، لہٰذا اپنے بھائیوں کے درمیان  تعلقات کو درست کرو1 اور اللہ سے ڈرو، امید ہے کہ تم پر رحم کیا جائے گا

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواۡ لَا يَسۡخَرۡ قَوۡمٌ مِّن قَوۡمٍ عَسَىٰٓ أَن يَكُونُواۡ خَيۡرًا مِّنۡهُمۡ وَلَا نِسَآءٌ مِّن نِّسَآءٍ عَسَىٰٓ أَن يَكُنَّ خَيۡرًا مِّنۡهُنَّ‌ۖ وَلَا تَلۡمِزُوٓاۡ أَنفُسَكُمۡ وَلَا تَنَابَزُواۡ بِٱلۡأَلۡقَـٰبِ‌ۖ بِئۡسَ ٱلِٱسۡمُ ٱلۡفُسُوقُ بَعۡدَ ٱلۡإِيمَـٰنِ‌ۚ وَمَن لَّمۡ يَتُبۡ فَأُوۡلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّـٰلِمُونَ ١١

O you who believeeyاےyāayyuhāO you who believekimselerلوگو !alladhīnaO you who believeinanan(lar)جو ایمان لائے ہوāmanū(Let) notalay etmesinنہridiculeمذاق اڑائےyaskhara peoplebir toplulukایک قوم۔ ایک گروہqawmun[of](başka bir)کاmin(another) peopletopluluklaدوسری قوم کا۔ دوسرے گروہ کاqawminperhapsbelkiہوسکتا ہےʿasāthatolurlarکہanthey may beوہ ہوںyakūnūbetterdaha iyiبہترkhayranthan themkendilerindenان سےmin'humand (let) notve ne deاور نہwalāwomenkadınlarعورتیںnisāon[of](başka)سےmin(other) womenkadınlarlaعورتوں کاnisāinperhapsbelkiہوسکتا ہےʿasāthatolurlarکہanthey may beوہ ہوںyakunnabetterdaha iyiبہترkhayranthan themonlar kendilerindenان سےmin'hunnaAnd (do) notveاور نہwalāinsultkusur aramayınعیب لگاؤtalmizūyourselvesbirbirinizdeاپنے نفسوں کوanfusakumand (do) notveاور نہwalācall each otherbirbirinizi çağırmayınتم باہم بدنام کروtanābazūby nicknameskötü lakaplarlaساتھ القاب کےbil-alqābiWretched isne kötü bir şeydirکتنا برا ہےbi'sathe nameadıنامl-s'mu(of) disobediencefıskفسق میںl-fusūquaftersonraبعدbaʿdathe faithinandıktanایمان کےl-īmāniAnd whoeverve kimاور جوwaman(does) nottevbe etmezseنہlamrepentتوبہ کرےyatubthen those işteتو یہی لوگfa-ulāikatheyonlarوہhumu(are) the wrongdoerszalimdirlerجو ظالم ہیںl-ẓālimūna

11 O you who have believed, let not a people ridicule [another] people; perhaps they may be better than them; nor let women ridicule [other] women; perhaps they may be better than them. And do not insult one another and do not call each other by [offensive] nicknames. Wretched is the name of disobedience after [one's] faith. And whoever does not repent - then it is those who are the wrongdoers.

11 Ey inananlar! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın, belki de onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da başka kadınları alaya almasınlar, belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın; birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın; inandıktan sonra yoldan çıkmış olmak ne kötü bir addır. Tevbe etmeyenler, işte onlar zalimlerdir.

11 Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sora fâsıklık ne kötü bir isimdir! Kim de tevbe etmezse işte bu kimseler zalimlerdir.

11 مومنو! کوئی قوم کسی قوم سے تمسخر نہ کرے ممکن ہے کہ وہ لوگ ان سے بہتر ہوں اور نہ عورتیں عورتوں سے (تمسخر کریں) ممکن ہے کہ وہ ان سے اچھی ہوں۔ اور اپنے (مومن بھائی) کو عیب نہ لگاؤ اور نہ ایک دوسرے کا برا نام رکھو۔ ایمان لانے کے بعد برا نام (رکھنا) گناہ ہے۔ اور جو توبہ نہ کریں وہ ظالم ہیں

11 1اے لوگو جو ایمان لائے  ہو ، نہ مرد دوسرے مردوں کا مذاق اڑائیں، ہوسکتا ہے کہ وہ ان سے بہتر ہوں، اور نہ عورتیں دوسری عورتوں کا مذاق اڑائیں ، ہوسکتا ہے کہ وہ ان سے بہتر ہوں۔2 آپس میں ایک دوسرے پر طعن نہ کرو3 اور نہ ایک دوسرے کو بُرے القاب سے یاد کرو۔4 ایمان لانے کے بعد فسق میں نام پیدا کرنا بہت بری بات ہے۔5 جو لوگ اس روش سے باز نہ آئیں وہی ظالم ہیں

Surah 49 / Al-Hujurat / The Rooms سورة الحجرات 517
And ifve şayetاور اگر walaw theyonlarبیشک وہ annahum had been patientbekleselerdiوہ صبر کریں ṣabarū untilkadarیہاں تک کہ ḥattā you came outsen çıkıncayaتم نکلو takhruja to themkendilerinin yanınaان کی طرف ilayhim certainly it would beelbette olurduالبتہ ہو lakāna betterdaha iyiبہتر khayran for themkendileri içinان کے لیے lahum And AllahAllahاور اللہ wal-lahu (is) Oft-Forgivingbağışlayandırغفور ghafūrun
Most Mercifulesirgeyendirرحیم ہے raḥīmun٥ O you who believeeyاے yāayyuhā O you who believekimselerلوگو ! alladhīna O you who believeinanan(lar)جو ایمان لائے ہو āmanū Ifsize gelirseاگر in comes to youآئے تمہارے پاس jāakum a wicked personbir fasıkکوئی فاسق fāsiqun with informationbir haberleساتھ ایک خبر کے۔ کسی خبر کے binaba-in investigateonu araştırınتو تحقیق کرلیا کرو fatabayyanū
lestyoksa kötülük edersinizکہ an you harmتم جا پڑو۔ پہنچاؤ tuṣībū a peoplebir topluluğa karşıایک قوم کو qawman in ignorancebilmeyerekساتھ جہالت کے bijahālatin then you becomesonra olursunuzپھر تم ہوجاؤ fatuṣ'biḥū overüzerineاوپر ʿalā whatşeyاس کے جو you have doneyaptığınızتم نے کیا faʿaltum regretfulpişmanنادم ہونے والے nādimīna٦
And knowve bilin kiاور جان لو wa-iʿ'lamū thatelbetteبیشک anna among youiçinizdedirتم میں fīkum (is the) Messenger of AllahElçisiرسول ہیں rasūla (is the) Messenger of AllahAllah'ınاللہ کے l-lahi Ifşayetاگر law he were to obey yousize uysaydıوہ اطاعت کریں تمہاری yuṭīʿukum inbirçokمیں muchبہت kathīrin ofişteسے mina the matterمعاملات (میں) l-amri surely you would be in difficultysıkıntıya düşerdinizالبتہ مشکل میں پڑجاؤ تم laʿanittum
butfakatلیکن walākinna Allahاللہ تعالیٰ l-laha has endearedsevdirdiدل پسند بنادیا ḥabbaba to yousizeتمہاری طرف ilaykumu the Faithimanıایمان کو l-īmāna and has made it pleasingve onu süslediاور اسے سجا دیا۔ مزین کردیا wazayyanahu insizin kalblerinizdeمیں your heartsتمہارے دلوں (میں) qulūbikum and has made hatefulve çirkin gösterdiاور مکروہ کیا ہے۔ متنفر کردیا ہے wakarraha to yousizeتمہاری طرف ilaykumu
disbeliefküfrüکفر کو l-kuf'ra and defianceve fıskıاور گناہ کو wal-fusūqa and disobedienceve isyanıاور نافرمانی کو wal-ʿiṣ'yāna Thoseişteیہی لوگ ulāika (are) they bunlardırوہ humu the guided onesdoğru yolda olanlarجو راست رو ہیں۔ جو ہدایت یافتہ ہیں l-rāshidūna٧
A Bountybir lutufturفضل ہے faḍlan from AllahAllahtanسے mina from Allahاللہ کی طرف(سے) l-lahi and favorve ni'metdirاور نعمت waniʿ'matan And Allahve Allahاور اللہ wal-lahu (is) All-Knowerbilendirعلم والا ہے ʿalīmun All-Wisehakimdirحکمت والا ہے ḥakīmun٨ And ifve eğerاور اگر wa-in two partiesiki grupدو گروہ ṭāifatāni
amonginananlardanسے mina the believersمومنوں میں(سے) l-mu'minīna fightvuruşurlarsaباہم لڑ پڑیں iq'tatalū then make peacedüzeltinتو صلح کرا دو fa-aṣliḥū between both of themonların arasınıان دونوں کے درمیان baynahumā But ifşayetپھر اگر fa-in oppressessaldırırsaزیادتی کرے baghat one of thembiriان دونوں میں سے ایک iḥ'dāhumā
onüzerineپر ʿalā the otherötekiدوسرے (پر) l-ukh'rā then fightvuruşunتو لڑو faqātilū one whichsaldıran taraflaاس سے جو allatī oppressesزیادتی کرے tabghī untilkadarیہاں تک کہ ḥattā it returnsdönünceyeوہ پلٹ آئے tafīa tobuyruğunaطرف ilā (the) commandحکم کی طرف amri (of) AllahAllah'ınاللہ کے l-lahi Then ifeğerپھر اگر fa-in it returnsdönerseوہ پلٹ آئے fāat
then make peaceartık düzeltinتو صلح کرا دو fa-aṣliḥū between themonların arasınıان دونوں کے درمیان baynahumā with justiceadaletleانصاف کے ساتھ bil-ʿadli and act justlyve daima adil olunاور انصاف کرو wa-aqsiṭū Indeedçünküبیشک inna Allahاللہ تعالیٰ l-laha lovesseverپسند کرتا ہے yuḥibbu those who act justlyadalet yapanlarıانصاف کرنے والوں کو l-muq'siṭīna
٩ Onlymuhakkakبیشک innamā the believersmü'minlerمومن l-mu'minūna (are) brotherskardeştirlerبھائی بھائی ہیں ikh'watun so make peaceo halde düzeltinتو صلح کرا دو fa-aṣliḥū betweenarasınıدرمیان bayna your brotherskardeşlerinizinاپنے بھائیوں کے akhawaykum and fear Allahve korkunاور ڈرو wa-ittaqū and fear AllahAllah'tanاللہ سے l-laha
so that you mayumulur kiتاکہ تم laʿallakum receive mercysize rahmet edilsinتم رحم کیے جاؤ tur'ḥamūna١٠ O you who believeeyاے yāayyuhā O you who believekimselerلوگو ! alladhīna O you who believeinanan(lar)جو ایمان لائے ہو āmanū (Let) notalay etmesinنہ ridiculeمذاق اڑائے yaskhar a peoplebir toplulukایک قوم۔ ایک گروہ qawmun [of](başka bir)کا min (another) peopletopluluklaدوسری قوم کا۔ دوسرے گروہ کا qawmin
perhapsbelkiہوسکتا ہے ʿasā thatolurlarکہ an they may beوہ ہوں yakūnū betterdaha iyiبہتر khayran than themkendilerindenان سے min'hum and (let) notve ne deاور نہ walā womenkadınlarعورتیں nisāon [of](başka)سے min (other) womenkadınlarlaعورتوں کا nisāin perhapsbelkiہوسکتا ہے ʿasā thatolurlarکہ an they may beوہ ہوں yakunna betterdaha iyiبہتر khayran
than themonlar kendilerindenان سے min'hunna And (do) notveاور نہ walā insultkusur aramayınعیب لگاؤ talmizū yourselvesbirbirinizdeاپنے نفسوں کو anfusakum and (do) notveاور نہ walā call each otherbirbirinizi çağırmayınتم باہم بدنام کرو tanābazū by nicknameskötü lakaplarlaساتھ القاب کے bil-alqābi Wretched isne kötü bir şeydirکتنا برا ہے bi'sa the nameadıنام l-s'mu
(of) disobediencefıskفسق میں l-fusūqu aftersonraبعد baʿda the faithinandıktanایمان کے l-īmāni And whoeverve kimاور جو waman (does) nottevbe etmezseنہ lam repentتوبہ کرے yatub then those işteتو یہی لوگ fa-ulāika theyonlarوہ humu (are) the wrongdoerszalimdirlerجو ظالم ہیں l-ẓālimūna١١
٥١٧
‹ 515page 516 of the printed Mushaf517 ›