وَٱلَّذِينَ كَفَرُواۡ وَكَذَّبُواۡ بِـَٔـايَـٰتِنَآ أُوۡلَـٰٓئِكَ أَصۡحَـٰبُ ٱلنَّارِ خَـٰلِدِينَ فِيهَا‌ۖ وَبِئۡسَ ٱلۡمَصِيرُ ١٠

But those whove kimselerاور وہ لوگwa-alladhīnadisbelievedinkar eden(ler)جنہوں نے کفر کیاkafarūand deniedve yalanlayanlarاور جھٹلایاwakadhabū[in] Our Versesayetlerimiziہماری آیات کوbiāyātināthoseişte onlarیہی لوگulāika(are the) companionshalkıdırوالےaṣḥābu(of) the Fireateşآگ (والے ہیں)l-nāriabiding foreversürekli kalacaklardırہمیشہ رہنے والے ہیںkhālidīnathereinoradaاس میںfīhāAnd wretched isne kötüاور کتنا براwabi'sathe destinationgidilecek yerdir orasıٹھکانہ ہےl-maṣīru

10 But the ones who disbelieved and denied Our verses - those are the companions of the Fire, abiding eternally therein; and wretched is the destination.

10 İnkar edip, ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar da ateşliklerdir, orada temellidirler. Ne kötü bir dönüştür!

10 İnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar cehennem ehlidirler. Orada ebedi kalacaklardır. Ne kötü gidilecek yerdir orası!

10 اور جنہوں نے کفر کیا اور ہماری آیتوں کو جھٹلایا وہی اہل ذوزخ ہیں۔ ہمیشہ اس میں رہیں گے۔ اور وہ بری جگہ ہے

10 اور جن لوگوں نے کُفر کیا ہے اور ہماری آیات کو جُھٹلایا ہے 1 وہ دوزخ کے باشندے ہوں گے جس میں وہ ہمیشہ رہیں گے اور وہ بد ترین ٹھکانہ ہے

مَآ أَصَابَ مِن مُّصِيبَةٍ إِلَّا بِإِذۡنِ ٱللَّهِ‌ۗ وَمَن يُؤۡمِنۢ بِٱللَّهِ يَهۡدِ قَلۡبَهُۥ‌ۚ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَىۡءٍ عَلِيمٌ ١١

Notisabet etmezنہیںstrikesپہنچتیaṣābaanyhiçbirکوئیmindisastermusibetمصیبتmuṣībatinexceptdışındaمگرillāby (the) permissionizniاذن سےbi-idh'ni(of) AllahAllah'ınاللہ کےl-lahiAnd whoeverve kimاور جو کوئیwamanbelievesinanırsaایمان لاتا ہےyu'minin AllahAllah'aاللہ پرbil-lahiHe guidesdoğruya iletirوہ رہنمائی کرتا ہےyahdihis heartonun kalbiniاس کے دل کیqalbahuAnd Allahve Allahاور اللہwal-lahuof everyherہرbikullithingşeyiچیز کوshayin(is) All-Knowingbilendirجاننے والا ہےʿalīmun

11 No disaster strikes except by permission of Allah. And whoever believes in Allah - He will guide his heart. And Allah is Knowing of all things.

11 Başa gelen hiçbir musibet Allah'ın izni olmaksızın olamaz; Allah'a kim inanırsa onun gönlünü doğruya yöneltir. Allah herşeyi bilendir.

11 Allah'ın izni olmayınca hiç bir musibet isabet etmez. Kim Allah'a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya götürür. Allah her şeyi bilendir.

11 کوئی مصیبت نازل نہیں ہوتی مگر خدا کے حکم سے۔ اور جو شخص خدا پر ایمان لاتا ہے وہ اس کے دل کو ہدایت دیتا ہے۔ اور خدا ہر چیز سے باخبر ہے

11 1 کوئی مصیبت کبھی نہیں آتی مگر اللہ کے اِذن ہی سے آتی ہے۔ 2 جو شخص اللہ پر ایمان رکھتا ہو اللہ اس کے دل کو ہدایت بخشتا ہے، 3 اور اللہ کو ہر چیز کا علم ہے۔ 4

وَأَطِيعُواۡ ٱللَّهَ وَأَطِيعُواۡ ٱلرَّسُولَ‌ۚ فَإِن تَوَلَّيۡتُمۡ فَإِنَّمَا عَلَىٰ رَسُولِنَا ٱلۡبَلَـٰغُ ٱلۡمُبِينُ ١٢

So obeyo halde ita'at edinاور اطاعت کروwa-aṭīʿūAllahAllah'aاللہ کیl-lahaand obeyve ita'at edinاور اطاعت کروwa-aṭīʿūthe MessengerElçiyeرسول کیl-rasūlabut ifeğerپھر اگرfa-inyou turn awaydönersenizمنہ موڑو تمtawallaytumthen onlyşüphesizتو بیشکfa-innamāupondüşenپرʿalāOur MessengerElçimizeہمارے رسول (پر)rasūlinā(is) the conveyanceduyurmaktırپہنچانا ہےl-balāghuclearaçıkçaکھلم کھلاl-mubīnu

12 And obey Allah and obey the Messenger; but if you turn away - then upon Our Messenger is only [the duty of] clear notification.

12 Allah'a itaat edin; eğer bundan yüz çevirirseniz bilin ki Peygamberimize düşen apaçık tebliğdir.

12 Allah'a itaat edin, Peygamber'e de itaat edin. Yüz çevirirseniz bilin ki, elçimize düşen apaçık bir duyurmadır.

12 اور خدا کی اطاعت کرو اور اس کے رسول کی اطاعت کرو۔ اگر تم منہ پھیر لو گے تو ہمارے پیغمبر کے ذمے تو صرف پیغام کا کھول کھول کر پہنچا دینا ہے

12 اللہ کی اطاعت کرو اوررسُول کی طاعت کرو۔ لیکن اگر تم اطاعت سےمُنہ موڑتے ہو تو ہمارے رسُول پر صاف صاف حق پہنچادینے کے سوا کوئی ذمہ داری نہیں ہے۔ 1

ٱللَّهُ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ‌ۚ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلۡيَتَوَكَّلِ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ ١٣

AllahAllah (ki)اللہ تعالیٰal-lahu(there is) noyokturنہیں کوئیgodtanrıالہ برحقilāhaexceptbaşkaمگرillāHimO'ndanوہیhuwaAnd uponveاور پرwaʿalāAllahAllah'aاللہ (پر) ہیl-lahilet put (their) trustdayansınlarپس چاہیے کہ توکل کریںfalyatawakkalithe believersmü'minlerمومنl-mu'minūna

13 Allah - there is no deity except Him. And upon Allah let the believers rely.

13 Allah vardır, O'ndan başka tanrı yoktur. İnananlar yalnız Allah 'a güvensinler.

13 Allah ki O'ndan başka tanrı yoktur. Müminler Allah'a dayansınlar.

13 خدا (جو معبود برحق ہے اس) کے سوا کوئی عبادت کے لائق نہیں تو مومنوں کو چاہیئے کہ خدا ہی پر بھروسا رکھیں

13 اللہ وہ ہے جس کے سوا کوئی  خدا نہیں، لہٰذا ایمان لانے والوں کو اللہ ہی پر بھروسہ رکھنا چاہیے۔ 1

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاۡ إِنَّ مِنۡ أَزۡوٰجِكُمۡ وَأَوۡلَـٰدِكُمۡ عَدُوًّا لَّكُمۡ فَٱحۡذَرُوهُمۡ‌ۚ وَإِن تَعۡفُواۡ وَتَصۡفَحُواۡ وَتَغۡفِرُواۡ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ ١٤

Oeyاےyāayyuhā(you) whokimselerلوگوalladhīnabelieveinanan(lar)جو ایمان لائے ہوāmanūIndeedşüphesizبیشکinnafromeşlerinizden (bazıları)سےminyour spousesتمہاری بیویوں میں سےazwājikumand your childrenve çocuklarınızdanاور تمہارے بچوں میں سےwa-awlādikum(are) enemiesdüşmandırدشمن ہیںʿaduwwanto yousizeتمہارے لیےlakumso beware of themonlardan sakınınپس بچو ان سےfa-iḥ'dharūhumBut ifamaاور اگرwa-inyou pardonaffedersenizتم معاف کردو گےtaʿfūand overlookve hoşgörürsenizاور درگزر کرو گےwataṣfaḥūand forgiveve bağışlarsanızاور بخش دو گےwataghfirūthen indeedmuhakkak kiتو بیشکfa-innaAllahAllah (da)اللہ تعالیٰl-laha(is) Oft-ForgivingbağışlayandırغفورghafūrunMost Mercifulesirgeyendirرحیم ہےraḥīmun

14 O you who have believed, indeed, among your wives and your children are enemies to you, so beware of them. But if you pardon and overlook and forgive - then indeed, Allah is Forgiving and Merciful.

14 Ey inananlar! Eşleriniz ve çocuklarınızdan size düşmanlık edenler olur, onlardan sakının; ama, siz affeder, suçlarını örter ve bağışlarsanız bilin ki Allah da bağışlar ve acır.

14 Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar da vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, kusurlarını başlarına kakmaz, hoş görür ve bağışlarsanız, bilin ki Allah çok bağışlayan çok merhamet edendir.

14 مومنو! تمہاری عورتیں اور اولاد میں سے بعض تمہارے دشمن (بھی) ہیں سو ان سے بچتے رہو۔ اور اگر معاف کردو اور درگزر کرو اور بخش دو تو خدا بھی بخشنے والا مہربان ہے

14 اے لوگو جو ایمان لائے ہو، تمہاری بیویوں اور تمہاری اولاد میں سے بعض تمہارے دشمن ہیں، ان سے ہوشیار رہو۔ اور اگر تم عفوودرگزر سے کام لو اور معاف کردو تو اللہ غفور و رحیم ہے۔ 1

إِنَّمَآ أَمۡوٰلُكُمۡ وَأَوۡلَـٰدُكُمۡ فِتۡنَةٌ‌ۚ وَٱللَّهُ عِندَهُۥٓ أَجۡرٌ عَظِيمٌ ١٥

Onlyelbetteبیشکinnamāyour wealthmallarınızمال تمہارےamwālukumand your childrenve evladlarınızاور اولاد تمہاریwa-awlādukum(are) a trialbir imtihandırآزمائش ہیںfit'natunand Allah Allah iseاور اللہwal-lahuwith HimO'nun yanındadırاس کے پاسʿindahu(is) a rewardödülاجرajrungreatbüyükعظیم ہےʿaẓīmun

15 Your wealth and your children are but a trial, and Allah has with Him a great reward.

15 Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız bir imtihandır. Büyük ecir ise Allah katındadır.

15 Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır. Büyük mükafat ise Allah'ın yanındadır.

15 تمہارا مال اور تمہاری اولاد تو آزمائش ہے۔ اور خدا کے ہاں بڑا اجر ہے

15 تمہارے مال اور تمہاری اولاد تو ایک آزمائش  ہیں، اور اللہ ہی ہے جس کے پاس بڑا اجر ہے۔ 1

فَٱتَّقُواۡ ٱللَّهَ مَا ٱسۡتَطَعۡتُمۡ وَٱسۡمَعُواۡ وَأَطِيعُواۡ وَأَنفِقُواۡ خَيۡرًا لِّأَنفُسِكُمۡ‌ۗ وَمَن يُوقَ شُحَّ نَفۡسِهِۦ فَأُوۡلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُفۡلِحُونَ ١٦

So fearöyle ise korkunپس ڈروfa-ittaqūAllahAllah'tanاللہ سےl-lahawhatgücünüz yettiği kadarجتنیyou are ableتم میں استطاعت ہےis'taṭaʿtumand listenve dinleyinاور سنوwa-is'maʿūand obeyve ita'at edinاور اطاعت کروwa-aṭīʿūand spendve infak edinاور خرچ کروwa-anfiqū(it is) betteren hayırlı olanıبہتر ہےkhayranfor yourselveskendiniz içinتمہارے نفسوں کے لیےli-anfusikumAnd whoeverve kimاور جوwamanis savedkorunursaبچالیا گیاyūqa(from the) greedinesscimriliğindenبخیلی سےshuḥḥa(of) his soulnefsininاپنے نفس کیnafsihithen thoseişteتو یہی لوگfa-ulāika[they]onlarوہ ہیںhumu(are) the successful onesbaşarıya erenlerdirفلاح پانے والے ہیںl-muf'liḥūna

16 So fear Allah as much as you are able and listen and obey and spend [in the way of Allah]; it is better for your selves. And whoever is protected from the stinginess of his soul - it is those who will be the successful.

16 Allah'a karşı gelmekten gücünüzün yettiği kadar sakının, buyruklarını dinleyin, itaat edin; kendinizin iyiliğine olarak mallarınızdan sarfedin; nefsinin tamahkarlığından korunan kimseler, işte onlar saadete erenlerdir.

16 O halde gücünüzün yettiği kadar Allah'tan korkun, dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğinize olarak harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

16 سو جہاں تک ہوسکے خدا سے ڈرو اور (اس کے احکام کو) سنو اور (اس کے) فرمانبردار رہو اور (اس کی راہ میں) خرچ کرو (یہ) تمہارے حق میں بہتر ہے۔ اور جو شخص طبعیت کے بخل سے بچایا گیا تو ایسے ہی لوگ راہ پانے والے ہیں

16 لہٰذا جہاں تک تمہارے بس میں ہو اللہ سے ڈرتے رہو، 1 اور سنو اور اطاعت کرو،  اوراپنے مال خرچ کرو، یہ تمہارے ہی لیے بہتر ہے۔ جو اپنے دل کی تنگی سے محفوظ رہ گئے بس وہی فلاح پانے والے ہیں۔ 2

إِن تُقۡرِضُواۡ ٱللَّهَ قَرۡضًا حَسَنًا يُضَـٰعِفۡهُ لَكُمۡ وَيَغۡفِرۡ لَكُمۡ‌ۚ وَٱللَّهُ شَكُورٌ حَلِيمٌ ١٧

Ifeğerاگرinyou loanborç verirsenizتم قرض دو گےtuq'riḍū(to) AllahAllah'aاللہ کوl-lahaa loanbir borçlaقرضqarḍangoodlygüzelحسنہḥasananHe will multiply itonu kat kat yaparوہ دوگنا کردے گا اس کوyuḍāʿif'hufor yousizin içinتمہارے لیےlakumand will forgiveve bağışlarاور بخش دے گاwayaghfiryousiziتم کوlakumAnd AllahAllahاور اللہwal-lahu(is) Most Appreciativekarşılık verendirقدردان ہےshakūrunMost Forbearinghalimdirبردبار ہےḥalīmun

17 If you loan Allah a goodly loan, He will multiply it for you and forgive you. And Allah is Most Appreciative and Forbearing.

17 Eğer Allah'a güzel bir ödünç takdiminde bulunursanız, onu sizin için kat kat yapar ve sizi bağışlar; Allah, şükrün karşılığını verendir; Halim'dir.

17 Eğer Allah'a güzel bir borç verirseniz, Allah onu sizin için kat kat yapar ve sizi bağışlar. Allah çok mükafat verendir, halimdir.

17 اگر تم خدا کو (اخلاص اور نیت) نیک (سے) قرض دو گے تو وہ تم کو اس کا دوچند دے گا اور تمہارے گناہ بھی معاف کردے گا۔ اور خدا قدر شناس اور بردبار ہے

17 اگر تم اللہ کو قرضِ حَسَن دو تو وہ تمہیں کئی گُنا بڑھا کر دے گا 1 اور تمہارے قصوروں سے در گزر فرمائے گا، اللہ بڑا قدردان اور بردبار ہے، 2

عَـٰلِمُ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَـٰدَةِ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ ١٨

(The) Knowerbilendirجاننے والا ہےʿālimu(of) the unseengörünmeyeniغیب کوl-ghaybiand the witnessedve görüneniاور حاضر کوwal-shahādatithe All-Mightyazizdirزبردست ہےl-ʿazīzuthe All-Wisehakimdirحکمت والاl-ḥakīmu

18 Knower of the unseen and the witnessed, the Exalted in Might, the Wise.

18 Görüleni görülmeyeni bilendir, güçlüdür. Hakim'dir.

18 Görünmeyeni ve görüneni bilendir. Üstündür, hikmet sahibidir.

18 پوشیدہ اور ظاہر کا جاننے والا غالب اور حکمت والا ہے

18 حاضر اور غائب ہر چیز کو جانتا ہے، زبردست اور دانا ہے

Surah 64 / At-Taghabun / The Mutual Disillusion سورة التغابن 558
But those whove kimselerاور وہ لوگ wa-alladhīna disbelievedinkar eden(ler)جنہوں نے کفر کیا kafarū and deniedve yalanlayanlarاور جھٹلایا wakadhabū [in] Our Versesayetlerimiziہماری آیات کو biāyātinā thoseişte onlarیہی لوگ ulāika (are the) companionshalkıdırوالے aṣḥābu
(of) the Fireateşآگ (والے ہیں) l-nāri abiding foreversürekli kalacaklardırہمیشہ رہنے والے ہیں khālidīna thereinoradaاس میں fīhā And wretched isne kötüاور کتنا برا wabi'sa the destinationgidilecek yerdir orasıٹھکانہ ہے l-maṣīru١٠ Notisabet etmezنہیں strikesپہنچتی aṣāba anyhiçbirکوئی min
disastermusibetمصیبت muṣībatin exceptdışındaمگر illā by (the) permissionizniاذن سے bi-idh'ni (of) AllahAllah'ınاللہ کے l-lahi And whoeverve kimاور جو کوئی waman believesinanırsaایمان لاتا ہے yu'min in AllahAllah'aاللہ پر bil-lahi He guidesdoğruya iletirوہ رہنمائی کرتا ہے yahdi his heartonun kalbiniاس کے دل کی qalbahu And Allahve Allahاور اللہ wal-lahu of everyherہر bikulli
thingşeyiچیز کو shayin (is) All-Knowingbilendirجاننے والا ہے ʿalīmun١١ So obeyo halde ita'at edinاور اطاعت کرو wa-aṭīʿū AllahAllah'aاللہ کی l-laha and obeyve ita'at edinاور اطاعت کرو wa-aṭīʿū the MessengerElçiyeرسول کی l-rasūla but ifeğerپھر اگر fa-in
you turn awaydönersenizمنہ موڑو تم tawallaytum then onlyşüphesizتو بیشک fa-innamā upondüşenپر ʿalā Our MessengerElçimizeہمارے رسول (پر) rasūlinā (is) the conveyanceduyurmaktırپہنچانا ہے l-balāghu clearaçıkçaکھلم کھلا l-mubīnu١٢ AllahAllah (ki)اللہ تعالیٰ al-lahu (there is) noyokturنہیں کوئی godtanrıالہ برحق ilāha
exceptbaşkaمگر illā HimO'ndanوہی huwa And uponveاور پر waʿalā AllahAllah'aاللہ (پر) ہی l-lahi let put (their) trustdayansınlarپس چاہیے کہ توکل کریں falyatawakkali the believersmü'minlerمومن l-mu'minūna١٣ Oeyاے yāayyuhā
(you) whokimselerلوگو alladhīna believeinanan(lar)جو ایمان لائے ہو āmanū Indeedşüphesizبیشک inna fromeşlerinizden (bazıları)سے min your spousesتمہاری بیویوں میں سے azwājikum and your childrenve çocuklarınızdanاور تمہارے بچوں میں سے wa-awlādikum (are) enemiesdüşmandırدشمن ہیں ʿaduwwan
to yousizeتمہارے لیے lakum so beware of themonlardan sakınınپس بچو ان سے fa-iḥ'dharūhum But ifamaاور اگر wa-in you pardonaffedersenizتم معاف کردو گے taʿfū and overlookve hoşgörürsenizاور درگزر کرو گے wataṣfaḥū and forgiveve bağışlarsanızاور بخش دو گے wataghfirū
then indeedmuhakkak kiتو بیشک fa-inna AllahAllah (da)اللہ تعالیٰ l-laha (is) Oft-Forgivingbağışlayandırغفور ghafūrun Most Mercifulesirgeyendirرحیم ہے raḥīmun١٤ Onlyelbetteبیشک innamā your wealthmallarınızمال تمہارے amwālukum and your childrenve evladlarınızاور اولاد تمہاری wa-awlādukum
(are) a trialbir imtihandırآزمائش ہیں fit'natun and Allah Allah iseاور اللہ wal-lahu with HimO'nun yanındadırاس کے پاس ʿindahu (is) a rewardödülاجر ajrun greatbüyükعظیم ہے ʿaẓīmun١٥ So fearöyle ise korkunپس ڈرو fa-ittaqū AllahAllah'tanاللہ سے l-laha whatgücünüz yettiği kadarجتنی you are ableتم میں استطاعت ہے is'taṭaʿtum
and listenve dinleyinاور سنو wa-is'maʿū and obeyve ita'at edinاور اطاعت کرو wa-aṭīʿū and spendve infak edinاور خرچ کرو wa-anfiqū (it is) betteren hayırlı olanıبہتر ہے khayran for yourselveskendiniz içinتمہارے نفسوں کے لیے li-anfusikum And whoeverve kimاور جو waman
is savedkorunursaبچالیا گیا yūqa (from the) greedinesscimriliğindenبخیلی سے shuḥḥa (of) his soulnefsininاپنے نفس کی nafsihi then thoseişteتو یہی لوگ fa-ulāika [they]onlarوہ ہیں humu (are) the successful onesbaşarıya erenlerdirفلاح پانے والے ہیں l-muf'liḥūna١٦ Ifeğerاگر in you loanborç verirsenizتم قرض دو گے tuq'riḍū
(to) AllahAllah'aاللہ کو l-laha a loanbir borçlaقرض qarḍan goodlygüzelحسنہ ḥasanan He will multiply itonu kat kat yaparوہ دوگنا کردے گا اس کو yuḍāʿif'hu for yousizin içinتمہارے لیے lakum and will forgiveve bağışlarاور بخش دے گا wayaghfir yousiziتم کو lakum And AllahAllahاور اللہ wal-lahu (is) Most Appreciativekarşılık verendirقدردان ہے shakūrun
Most Forbearinghalimdirبردبار ہے ḥalīmun١٧ (The) Knowerbilendirجاننے والا ہے ʿālimu (of) the unseengörünmeyeniغیب کو l-ghaybi and the witnessedve görüneniاور حاضر کو wal-shahādati the All-Mightyazizdirزبردست ہے l-ʿazīzu the All-Wisehakimdirحکمت والا l-ḥakīmu١٨
٥٥٨
‹ 556page 557 of the printed Mushaf558 ›