فَمَنۡ خَافَ مِن مُّوصٍ جَنَفًا أَوۡ إِثۡمًا فَأَصۡلَحَ بَيۡنَهُمۡ فَلَآ إِثۡمَ عَلَيۡهِ‌ۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ ١٨٢

But whoeverher kim deتو جو کوئیfamanfearskorkar daخوف کرےkhāfafromvasiyyet edendenسےmin(the) testatorوصیت کرنے والےmūṣin(any) errorhata(sından)طرف داری کاjanafanorveyaیاawsingünah(ından)گناہ کاith'manthen reconcilesve düzeltirseتو اصلاح کرا دےfa-aṣlaḥabetween themaralarınıان کے درمیانbaynahumthen (there is) noyokturتو نہیں ہےfalāsingünahکوئی گناہith'maon himonaاس پرʿalayhiIndeedelbetteبیشکinnaAllahاللہl-laha(is) Oft-Forgivingbağışlayandırبخشنے والاghafūrunAll-Mercifulesirgeyendirبڑا مہربان ہےraḥīmun

182 But if one fears from the bequeather [some] error or sin and corrects that which is between them, there is no sin upon him. Indeed, Allah is Forgiving and Merciful.

182 Vasiyet edenin yanılacağından veya günaha gireceğinden endişe duyan kimse, ilgililerin arasını düzeltirse ona günah yoktur. Allah şüphesiz bağışlar ve merhamet eder.

182 Her kim de vasiyet edenin, bir hata işlemesinden veya bir günaha girmesinden endişe eder de tarafların arasını düzeltirse, ona bir vebal yoktur. Şüphesiz ki, Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

182 اگر کسی کو وصیت کرنے والے کی طرف سے (کسی وارث کی) طرفداری یا حق تلفی کا اندیشہ ہو تو اگر وہ (وصیت کو بدل کر) وارثوں میں صلح کرادے تو اس پر کچھ گناہ نہیں۔ بےشک خدا بخشنے والا (اور) رحم والا ہے

182 البتہ جس کو یہ اندیشہ ہو کہ وصیت کرنے والے نے نادانستہ یا قصداً حق تلفی کی ہے، اور پھر معاملے سے تعلق رکھنے والوں کے درمیان وہ اصلاح کرے، تو اس پر کچھ گناہ نہیں ہے، اللہ بخشنے والا اور رحم فرمانے والا ہے

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواۡ كُتِبَ عَلَيۡكُمُ ٱلصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تَتَّقُونَ ١٨٣

O youeyاےyāayyuhāwhokimselerلوگوalladhīnabelieve[d]iman edenجو ایمان لائے ہوāmanūIs prescribedyazıldıلکھ دیے گئےkutibafor yousizin üzerinize deتم پرʿalaykumu[the] fastingoruçروزےl-ṣiyāmuasgibiجیسا کہkamāwas prescribedyazıldığıلکھ دیے گئےkutibatoüzerineاوپرʿalāthosekimselerان لوگوں کےalladhīnafromsizden önceki(ler)سےminbefore youجو تم سے پہلے تھےqablikumso that you mayumulur ki sizتاکہ تمlaʿallakum(become) righteouskorunursunuzتقوی اختیار کرو۔ متقی بن جاؤtattaqūna

183 O you who have believed, decreed upon you is fasting as it was decreed upon those before you that you may become righteous -

183 Ey İnananlar! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allah'a karşı gelmekten sakınasınız diye, size sayılı günlerde farz kılındı. İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde tutar. Oruca dayanamıyanlar, bir düşkünü doyuracak kadar fidye verir. Kim gönülden iyilik yaparsa o iyilik kendisinedir. Oruç tutmanız eğer bilirseniz sizin için hayırlıdır.

183 Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.

183 مومنو! تم پر روزے فرض کئے گئے ہیں۔ جس طرح تم سے پہلے لوگوں پر فرض کئے گئے تھے تاکہ تم پرہیزگار بنو

183 اے لوگو جو ایمان لائے ہو ، تم پر روزے فرض کر دیے گئے ، جس طرح تم سے پہلے انبیا کے پیرووں پر فرض کیے گئے تھے۔ اس سے توقع ہے کہ تم میں تقویٰ کی صفت پیدا ہوگی۔1

أَيَّامًا مَّعۡدُودٰتٍ‌ۚ فَمَن كَانَ مِنكُم مَّرِيضًا أَوۡ عَلَىٰ سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنۡ أَيَّامٍ أُخَرَ‌ۚ وَعَلَى ٱلَّذِينَ يُطِيقُونَهُۥ فِدۡيَةٌ طَعَامُ مِسۡكِينٍ‌ۖ فَمَن تَطَوَّعَ خَيۡرًا فَهُوَ خَيۡرٌ لَّهُۥ‌ۚ وَأَن تَصُومُواۡ خَيۡرٌ لَّكُمۡ‌ۖ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ ١٨٤

(Fasting for) daysgünlerdirیہ دن ہیںayyāmannumberedsayılıگنے چنےmaʿdūdātinSo whoeverkimتو جو کوئیfamanisolursaہوkānaamong yousizdenتم میں سےminkumsickhastaمریض۔ بیمارmarīḍanorveyaیاawonseferdeہو اوپرʿalāa journeyسفر کےsafarinthen a prescribed numbersayısınca tutarتو گنتی پوری کرنا ہےfaʿiddatunofgünlerdeسےmindaysدنوںayyāminotherbaşkaدوسرےukharaAnd onve (lazımdır)اور اوپرwaʿalāthose whokimselerinان لوگوں کےalladhīnacan afford itona (güç) dayanan(lar)جو طاقت رکھتے ہوں اس کیyuṭīqūnahua ransomfidye vermesiفدیہ ہےfid'yatun(of) feedingdoyuracakکھاناṭaʿāmua poorbir yoksuluایک مسکین کاmis'kīninAnd whoeverartık kimتو جو کوئیfamanvolunteersgönüldenخوشی سے کرےtaṭawwaʿagoodbir iyilik yaparsaکوئی نیکیkhayranthen itoتو وہfahuwa(is) betterhayırlıdırبہتر ہے۔ اچھا ہےkhayrunfor himkendisi içinاس کے لیےlahuAnd toveاور یہ کہwa-anfastoruç tutmanızتم روزے رکھوtaṣūmū(is) betterdaha hayırlıdırبہتر ہے۔ اچھا ہےkhayrunfor yousizin içinتمہارے لیےlakumifeğerاگرinyousizہو تمkuntumknowbilirsenizتم جانتےtaʿlamūna

184 [Fasting for] a limited number of days. So whoever among you is ill or on a journey [during them] - then an equal number of days [are to be made up]. And upon those who are able [to fast, but with hardship] - a ransom [as substitute] of feeding a poor person [each day]. And whoever volunteers excess - it is better for him. But to fast is best for you, if you only knew.

184 Ey İnananlar! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allah'a karşı gelmekten sakınasınız diye, size sayılı günlerde farz kılındı. İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde tutar. Oruca dayanamıyanlar, bir düşkünü doyuracak kadar fidye verir. Kim gönülden iyilik yaparsa o iyilik kendisinedir. Oruç tutmanız eğer bilirseniz sizin için hayırlıdır.

184 (Size farz kılınan oruç), sayılı günlerdedir. İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan ise, diğer günlerde, tutamadığı günler sayısınca tutar. Ona dayanıp kalacaklar üzerine de bir yoksulu doyuracak kadar fidye gerekir. Her kim de hayrına fidyeyi artırırsa, hakkında daha hayırlıdır. Bununla beraber, eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.

184 (روزوں کے دن) گنتی کے چند روز ہیں تو جو شخص تم میں سے بیمار ہو یا سفر میں ہو تو دوسرے دنوں میں روزوں کا شمار پورا کرلے اور جو لوگ روزہ رکھنے کی طاقت رکھیں (لیکن رکھیں نہیں) وہ روزے کے بدلے محتاج کو کھانا کھلا دیں اور جو کوئی شوق سے نیکی کرے تو اس کے حق میں زیادہ اچھا ہے۔ اور اگر سمجھو تو روزہ رکھنا ہی تمہارے حق میں بہتر ہے

184 چند مقرر دنوں کے روزے ہیں۔ اگر تم میں سے کوئی بیمار ہو ، یا سفر پر ہو تو دُوسرے دنوں میں اتنی ہی تعداد پوری کر لے۔ اور جو لوگ روزہ رکھنے کی قدرت رکھتے ہوں(پھر نہ رکھیں) تو وہ فدیہ دیں۔ ایک روزے کا فدیہ ایک مسکین کو کھانا کھلانا ہے اور جو اپنی خوشی سے زیادہ بھلائی کرے1 ، تو یہ اسی کے لیے بہتر ہے۔ لیکن اگر تم سمجھو ، تو تمہارے حق میں اچھا یہی ہے کہ تم روزہ رکھو۔ 2

شَهۡرُ رَمَضَانَ ٱلَّذِىٓ أُنزِلَ فِيهِ ٱلۡقُرۡءَانُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَـٰتٍ مِّنَ ٱلۡهُدَىٰ وَٱلۡفُرۡقَانِ‌ۚ فَمَن شَهِدَ مِنكُمُ ٱلشَّهۡرَ فَلۡيَصُمۡهُ‌ۖ وَمَن كَانَ مَرِيضًا أَوۡ عَلَىٰ سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنۡ أَيَّامٍ أُخَرَ‌ۗ يُرِيدُ ٱللَّهُ بِكُمُ ٱلۡيُسۡرَ وَلَا يُرِيدُ بِكُمُ ٱلۡعُسۡرَ وَلِتُكۡمِلُواۡ ٱلۡعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُواۡ ٱللَّهَ عَلَىٰ مَا هَدَىٰكُمۡ وَلَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ ١٨٥

Monthayıمہینہshahru(of) Ramadhaanramazanرمضان کاramaḍāna(is) thatkiوہ ہے جوalladhīwas revealedindirilmiştirنازل کیا گیاunzilathereinondaاس میںfīhithe QuranKur'anقرآنl-qur'ānua Guidancehidayet olarakجو ہدایت ہےhudanfor mankindinsanlaraلوگوں کے لیےlilnnāsiand clear proofsve açıklayıcıاور روشن نشانیاں ہیں۔ دلائل ہیںwabayyinātinofhidayetiسےmina[the] Guidanceہدایت میںl-hudāand the Criteriondoğruyu ve yanlışı ayırdetmeyiاور فرقان سےwal-fur'qāniSo whoeverkimتو جو کوئیfamanwitnessesşahit olursaپائے۔ حاضر ہوshahidaamong youiçinizdenتم میں سےminkumuthe montho ayaمہینے کوl-shahrathen he should fast in itoruç tutsunپس چاہیے کہ وہ روزے رکھے اس کےfalyaṣum'huand whoeverkimاور جوwamanisolurہوkānasickhastaمریض۔ بیمارmarīḍanoryahutیاawonüzere olursaاوپرʿalāa journeyseferسفر کےsafarinthen prescribed number (should be made up)sayısınca tutsunتو گنتی (پوری کرنا ہے)faʿiddatunfromgünlerdeسےmindaysدنوںayyāminotherbaşkaدوسرےukharaIntendsisterچاہتا ہےyurīduAllahاللہl-lahufor yousizin içinساتھ تمہارےbikumu[the] easekolaylıkآسانیl-yus'raand notistemezاور نہیںwalāintendsچاہتاyurīdufor yousizin içinساتھ تمہارےbikumu[the] hardshipgüçlükتنگیl-ʿus'raso that you completeve tamamlamanızı (ister)اور تاکہ تم مکمل کرو۔ تم پوری کروwalituk'milūthe prescribed periodsayıyıگنتی کوl-ʿidataand that you magnifyve yüceltmenizi (ister)اور تاکہ تم بڑائی بیان کروwalitukabbirūAllahAllah'ıاللہ کیl-lahafordolayıاوپرʿalā[what]size doğru yolu gösterdiğinden(اس کے) جوHe guided youاس نے ہدایت دی تم کوhadākumso that you mayve umulur ki sizاور تاکہ تمwalaʿallakum(be) gratefulşükredersinizتم شکر ادا کروtashkurūna

185 The month of Ramadhan [is that] in which was revealed the Qur'an, a guidance for the people and clear proofs of guidance and criterion. So whoever sights [the new moon of] the month, let him fast it; and whoever is ill or on a journey - then an equal number of other days. Allah intends for you ease and does not intend for you hardship and [wants] for you to complete the period and to glorify Allah for that [to] which He has guided you; and perhaps you will be grateful.

185 Ramazan ayı, ki onda Kuran, insanlara yol gösterici ve doğruyu yanlıştan ayırıcı belgeler olarak indirildi. Sizden bu ayı idrak eden, onda oruç tutsun; hasta veya yolculukta olan, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde tutsun. Allah size kolaylık ister, zorluk istemez. Bu kolaylıkları, sayıyı tamamlamanız ve size yol gösterdiğine karşılık O'nu ululamanız için meşru kılmıştır; ola ki şükredersiniz.

185 O Ramazan ayı ki, insanları irşad için, hak ile batılı ayıracak olan, hidayet rehberi ve deliller halinde bulunan Kur'ân onda indirildi. Onun için sizden her kim bu aya şahit olursa onda oruç tutsun. Kim de hasta, yahut yolculukta ise tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde kaza etsin. Allah size kolaylık diler zorluk dilemez. Sayıyı tamamlamanızı, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah'ı tekbir etmenizi ister. Umulur ki şükredersiniz.

185 (روزوں کا مہینہ) رمضان کا مہینہ (ہے) جس میں قرآن (اول اول) نازل ہوا جو لوگوں کا رہنما ہے اور (جس میں) ہدایت کی کھلی نشانیاں ہیں اور (جو حق و باطل کو) الگ الگ کرنے والا ہے تو جو کوئی تم میں سے اس مہینے میں موجود ہو چاہیئے کہ پورے مہینے کے روزے رکھے اور جو بیمار ہو یا سفر میں ہو تو دوسرے دنوں میں (رکھ کر) ان کا شمار پورا کرلے۔ خدا تمہارے حق میں آسانی چاہتا ہے اور سختی نہیں چاہتا اور (یہ آسانی کا حکم) اس لئے (دیا گیا ہے) کہ تم روزوں کا شمار پورا کرلو اور اس احسان کے بدلے کہ خدا نے تم کو ہدایت بخشی ہے تم اس کو بزرگی سے یاد کر واور اس کا شکر کرو

185 رمضان وہ مہینہ ہے ، جس میں قرآن نازل کیا گیا جو انسانوں کے لیے سراسر ہدایت ہے اور ایسی واضح تعلیمات پر مشتمل ہے ، جو راہِ راست دکھانے والی اور حق و باطل کا فرق کھول کر رکھ دینے والی ہے۔ لہٰذا اب سے جو شخص اس مہینے کو پائے ، اُس پر لازم ہے کہ اس پورے مہینے کے روزے رکھے۔ اور جو کوئی مریض ہویا سفر پر ہو ، تو وہ دُوسرے دنوں میں تعداد پوری کرے۔1 اللہ تمہارے ساتھ نرمی کرنا چاہتا ہے ، سختی کرنا نہیں چاہتا۔ اس لیے یہ طریقہ تمہیں بتایا جارہا ہے تاکہ تم روزوں کی تعداد پوری کرسکو اور جس ہدایت سے اللہ نے تمہیں سرفراز کیا ہے ، اُس پر اللہ کی کبریائی کا اظہار واعتراف کرو اور شکر گزار بنو۔2

وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِى عَنِّى فَإِنِّى قَرِيبٌ‌ۖ أُجِيبُ دَعۡوَةَ ٱلدَّاعِ إِذَا دَعَانِ‌ۖ فَلۡيَسۡتَجِيبُواۡ لِى وَلۡيُؤۡمِنُواۡ بِى لَعَلَّهُمۡ يَرۡشُدُونَ ١٨٦

And whenve ne zamanاور جبwa-idhāask yousana sorar(lar)saسوال کریں تجھ سےsa-alakaMy servantskullarımمیرے بندےʿibādīabout Mebendenمیرے بارے میںʿannīthen indeed I amşüphesiz benتو بیشک میںfa-innīnear(onlara) yakınımقریب ہوںqarībunI respondkarşılık veririmمیں جواب دیتا ہوںujību(to the) invocationdu'asınaپکار کا۔ دعا کاdaʿwata(of) the supplicantdu'a edeninپکارنے والے کیl-dāʿiwhenzamanجب بھیidhāhe calls Mebana du'a ettiğiوہ پکارے مجھے۔ وہ پکارتا ہے مجھ کوdaʿāniSo let them respondO halde onlar da karşılık versinlerپس چاہیے کہ وہ بات مانیںfalyastajībūto Mebanaمیرے لیےand let them believeinansınlar kiاور چاہیے کہ وہ ایمان لائیں۔ یقین رکھیںwalyu'minūin Mebanaساتھ میرےso that they mayböylece onlarتاکہ وہlaʿallahum(be) led arightdoğru yola erişirlerوہ راہ راست پائیںyarshudūna

186 And when My servants ask you, [O Muhammad], concerning Me - indeed I am near. I respond to the invocation of the supplicant when he calls upon Me. So let them respond to Me [by obedience] and believe in Me that they may be [rightly] guided.

186 Kullarım sana Beni sorarlarsa, bilsinler ki Ben, şüphesiz onlara yakınım. Benden isteyenin, dua ettiğinde duasını kabul ederim. Artık onlar da davetimi kabul edip Bana inansınlar ki doğru yolda yürüyenlerden olsunlar.

186 Şayet kullarım, sana benden sordularsa, gerçekten ben çok yakınımdır. Bana dua edince, duacının duasını kabul ederim. O halde onlar da benim davetime koşsunlar ve bana hakkıyla iman etsinler ki, doğru yola gidebilsinler.

186 اور (اے پیغمبر) جب تم سے میرے بندے میرے بارے میں دریافت کریں تو (کہہ دو کہ) میں تو (تمہارے) پاس ہوں جب کوئی پکارنے والا مجھے پکارتا ہے تو میں اس کی دعا قبول کرتا ہوں تو ان کو چاہیئے کہ میرے حکموں کو مانیں اور مجھ پر ایمان لائیں تاکہ نیک رستہ پائیں

186 اور اے نبیؐ ، میرے بندے اگر تم سے میرے متعلق پوچھیں، تو اُ نھیں بتا دو کہ میں اُن سے قریب ہی ہوں۔پکارنے والا جب مجھے پکارتا ہے ، میں اُس کی پکار سنتا اور جواب دیتا ہوں۔ لہٰذا انھیں چاہیے کہ میری دعوت پر لبیک کہیں اور مجھ پر ایمان لائیں 1یہ بات تم اُنھیں سُنادو شاید کہ وہ راہِ راست پالیں۔2

Surah 2 / Al-Baqarah / The Cow سورة البقرة 29
But whoeverher kim deتو جو کوئی faman fearskorkar daخوف کرے khāfa fromvasiyyet edendenسے min (the) testatorوصیت کرنے والے mūṣin (any) errorhata(sından)طرف داری کا janafan orveyaیا aw singünah(ından)گناہ کا ith'man then reconcilesve düzeltirseتو اصلاح کرا دے fa-aṣlaḥa between themaralarınıان کے درمیان baynahum then (there is) noyokturتو نہیں ہے falā singünahکوئی گناہ ith'ma
on himonaاس پر ʿalayhi Indeedelbetteبیشک inna Allahاللہ l-laha (is) Oft-Forgivingbağışlayandırبخشنے والا ghafūrun All-Mercifulesirgeyendirبڑا مہربان ہے raḥīmun١٨٢ O youeyاے yāayyuhā whokimselerلوگو alladhīna believe[d]iman edenجو ایمان لائے ہو āmanū Is prescribedyazıldıلکھ دیے گئے kutiba
for yousizin üzerinize deتم پر ʿalaykumu [the] fastingoruçروزے l-ṣiyāmu asgibiجیسا کہ kamā was prescribedyazıldığıلکھ دیے گئے kutiba toüzerineاوپر ʿalā thosekimselerان لوگوں کے alladhīna fromsizden önceki(ler)سے min before youجو تم سے پہلے تھے qablikum
so that you mayumulur ki sizتاکہ تم laʿallakum (become) righteouskorunursunuzتقوی اختیار کرو۔ متقی بن جاؤ tattaqūna١٨٣ (Fasting for) daysgünlerdirیہ دن ہیں ayyāman numberedsayılıگنے چنے maʿdūdātin So whoeverkimتو جو کوئی faman isolursaہو kāna among yousizdenتم میں سے minkum
sickhastaمریض۔ بیمار marīḍan orveyaیا aw onseferdeہو اوپر ʿalā a journeyسفر کے safarin then a prescribed numbersayısınca tutarتو گنتی پوری کرنا ہے faʿiddatun ofgünlerdeسے min daysدنوں ayyāmin otherbaşkaدوسرے ukhara And onve (lazımdır)اور اوپر waʿalā those whokimselerinان لوگوں کے alladhīna
can afford itona (güç) dayanan(lar)جو طاقت رکھتے ہوں اس کی yuṭīqūnahu a ransomfidye vermesiفدیہ ہے fid'yatun (of) feedingdoyuracakکھانا ṭaʿāmu a poorbir yoksuluایک مسکین کا mis'kīnin And whoeverartık kimتو جو کوئی faman volunteersgönüldenخوشی سے کرے taṭawwaʿa goodbir iyilik yaparsaکوئی نیکی khayran then itoتو وہ fahuwa (is) betterhayırlıdırبہتر ہے۔ اچھا ہے khayrun
for himkendisi içinاس کے لیے lahu And toveاور یہ کہ wa-an fastoruç tutmanızتم روزے رکھو taṣūmū (is) betterdaha hayırlıdırبہتر ہے۔ اچھا ہے khayrun for yousizin içinتمہارے لیے lakum ifeğerاگر in yousizہو تم kuntum knowbilirsenizتم جانتے taʿlamūna١٨٤ Monthayıمہینہ shahru
(of) Ramadhaanramazanرمضان کا ramaḍāna (is) thatkiوہ ہے جو alladhī was revealedindirilmiştirنازل کیا گیا unzila thereinondaاس میں fīhi the QuranKur'anقرآن l-qur'ānu a Guidancehidayet olarakجو ہدایت ہے hudan for mankindinsanlaraلوگوں کے لیے lilnnāsi
and clear proofsve açıklayıcıاور روشن نشانیاں ہیں۔ دلائل ہیں wabayyinātin ofhidayetiسے mina [the] Guidanceہدایت میں l-hudā and the Criteriondoğruyu ve yanlışı ayırdetmeyiاور فرقان سے wal-fur'qāni So whoeverkimتو جو کوئی faman witnessesşahit olursaپائے۔ حاضر ہو shahida among youiçinizdenتم میں سے minkumu the montho ayaمہینے کو l-shahra
then he should fast in itoruç tutsunپس چاہیے کہ وہ روزے رکھے اس کے falyaṣum'hu and whoeverkimاور جو waman isolurہو kāna sickhastaمریض۔ بیمار marīḍan oryahutیا aw onüzere olursaاوپر ʿalā a journeyseferسفر کے safarin then prescribed number (should be made up)sayısınca tutsunتو گنتی (پوری کرنا ہے) faʿiddatun fromgünlerdeسے min
daysدنوں ayyāmin otherbaşkaدوسرے ukhara Intendsisterچاہتا ہے yurīdu Allahاللہ l-lahu for yousizin içinساتھ تمہارے bikumu [the] easekolaylıkآسانی l-yus'ra and notistemezاور نہیں walā intendsچاہتا yurīdu for yousizin içinساتھ تمہارے bikumu
[the] hardshipgüçlükتنگی l-ʿus'ra so that you completeve tamamlamanızı (ister)اور تاکہ تم مکمل کرو۔ تم پوری کرو walituk'milū the prescribed periodsayıyıگنتی کو l-ʿidata and that you magnifyve yüceltmenizi (ister)اور تاکہ تم بڑائی بیان کرو walitukabbirū AllahAllah'ıاللہ کی l-laha fordolayıاوپر ʿalā [what]size doğru yolu gösterdiğinden(اس کے) جو
He guided youاس نے ہدایت دی تم کو hadākum so that you mayve umulur ki sizاور تاکہ تم walaʿallakum (be) gratefulşükredersinizتم شکر ادا کرو tashkurūna١٨٥ And whenve ne zamanاور جب wa-idhā ask yousana sorar(lar)saسوال کریں تجھ سے sa-alaka
My servantskullarımمیرے بندے ʿibādī about Mebendenمیرے بارے میں ʿannī then indeed I amşüphesiz benتو بیشک میں fa-innī near(onlara) yakınımقریب ہوں qarībun I respondkarşılık veririmمیں جواب دیتا ہوں ujību (to the) invocationdu'asınaپکار کا۔ دعا کا daʿwata (of) the supplicantdu'a edeninپکارنے والے کی l-dāʿi whenzamanجب بھی idhā he calls Mebana du'a ettiğiوہ پکارے مجھے۔ وہ پکارتا ہے مجھ کو daʿāni
So let them respondO halde onlar da karşılık versinlerپس چاہیے کہ وہ بات مانیں falyastajībū to Mebanaمیرے لیے and let them believeinansınlar kiاور چاہیے کہ وہ ایمان لائیں۔ یقین رکھیں walyu'minū in Mebanaساتھ میرے so that they mayböylece onlarتاکہ وہ laʿallahum (be) led arightdoğru yola erişirlerوہ راہ راست پائیں yarshudūna١٨٦
٢٩
‹ 27page 28 of the printed Mushaf29 ›