أُحِلَّ لَكُمۡ لَيۡلَةَ ٱلصِّيَامِ ٱلرَّفَثُ إِلَىٰ نِسَآئِكُمۡ‌ۚ هُنَّ لِبَاسٌ لَّكُمۡ وَأَنتُمۡ لِبَاسٌ لَّهُنَّ‌ۗ عَلِمَ ٱللَّهُ أَنَّكُمۡ كُنتُمۡ تَخۡتَانُونَ أَنفُسَكُمۡ فَتَابَ عَلَيۡكُمۡ وَعَفَا عَنكُمۡ‌ۖ فَٱلۡـَٔـٰنَ بَـٰشِرُوهُنَّ وَٱبۡتَغُواۡ مَا كَتَبَ ٱللَّهُ لَكُمۡ‌ۚ وَكُلُواۡ وَٱشۡرَبُواۡ حَتَّىٰ يَتَبَيَّنَ لَكُمُ ٱلۡخَيۡطُ ٱلۡأَبۡيَضُ مِنَ ٱلۡخَيۡطِ ٱلۡأَسۡوَدِ مِنَ ٱلۡفَجۡرِ‌ۖ ثُمَّ أَتِمُّواۡ ٱلصِّيَامَ إِلَى ٱلَّيۡلِ‌ۚ وَلَا تُبَـٰشِرُوهُنَّ وَأَنتُمۡ عَـٰكِفُونَ فِى ٱلۡمَسَـٰجِدِ‌ۗ تِلۡكَ حُدُودُ ٱللَّهِ فَلَا تَقۡرَبُوهَا‌ۗ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ ءَايَـٰتِهِۦ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمۡ يَتَّقُونَ ١٨٧

Permittedhelal kılındıحلال کیا گیاuḥillafor yousizeتمہارے لیےlakum(in the) nightsgecesiرات میںlaylata(of) fastingoruçروزوں کوl-ṣiyāmi(is) the approachyaklaşmakرغبت کرناl-rafathutokadınlarınızaطرفilāyour wivesتمہاری بیویوں کےnisāikumTheyonlarوہhunna(are) garmentselbisenizdirلباس ہیںlibāsunfor yousizinتمہارے لیےlakumand youve siz deاور تمwa-antum(are) garmentselbisesisinizلباس ہوlibāsunfor themonlarınان کے لیےlahunnaKnowsbildiجان لیاʿalimaAllahاللہ نےl-lahuthat yougerçekten sizبیشک تمannakumused toolduğunuzuتھے تمkuntumdeceiveyazık ediyorsunuzتم خیانت کرتے۔ تم خیانت کر رہےtakhtānūnayourselveskendinizeاپنے نفسوں سےanfusakumso He turnedtevbenizi kabul ettiتو وہ مہربان ہواfatābatowards yousizdenتم پرʿalaykumand He forgaveve affettiاور اس نے درگزر کیاwaʿafā[on] yousiziتم سےʿankumSo nowartık şimdiتو (پس) ابfal-ānahave relations with themonlara yaklaşınمباشرت کرو ان سےbāshirūhunnaand seekve arayınاور تلاش کروwa-ib'taghūwhatşeyleriجوhas ordainedyaz(ıp takdir etmiş ol)duğuلکھاkatabaAllahAllah'ınاللہ نےl-lahufor yousizin içinتمہارے لیےlakumAnd eatve yiyinاور کھاؤwakulūand drinkve içinاور پیوwa-ish'rabūuntilkadarیہاں تک کہḥattābecomes distinctayırdelinceyeواضح ہوجائے۔ ظاہر ہوجائےyatabayyanato yousizceتمہارے لیےlakumuthe threadiplikدھاگہl-khayṭu[the] whitebeyazسفیدl-abyaḍufromipliktenسےminathe threadدھاگےl-khayṭi[the] blacksiyahسیاہ (سے)l-aswadiofşafağınسےmina[the] dawnفجر سے (فجر کے وقت)l-fajriThensonraپھرthummacompletetamamlayınتم پورا کروatimmūthe fastorucuروزے کوl-ṣiyāmatilldekتکilāthe nightgece (oluncaya)راتal-layliAnd (do) not(kadınlara) yaklaşmayınاور نہwalāhave relations with themتم مباشرت کرو ان سےtubāshirūhunnawhile yousizاس حال میں کہ تمwa-antum(are) secludedibadete çekilmiş ikenاعتکاف کرنے والے ہوʿākifūnainmescidlerdeمیںthe masajidمسجدوں (میں)l-masājidiThesebunlarیہtil'ka(are the) limitssınırlarıdırحدود ہیںḥudūdu(set by) AllahAllah'ınاللہ کیl-lahiso (do) notbunlara yaklaşmayınتو نہfalāapproach themتم قریب جانا ان کےtaqrabūhāThusişte böyleاسی طرحkadhālikamakes clearaçıklar kiبیان کرتا ہےyubayyinuAllahاللہl-lahuHis versesayetleriniآیات اپنیāyātihifor [the] peopleinsanlaraلوگوں کے لیےlilnnāsiso that they mayumulur kiتاکہ وہlaʿallahum(become) righteouskorunup sakınırlarبچیںyattaqūna

187 It has been made permissible for you the night preceding fasting to go to your wives [for sexual relations]. They are clothing for you and you are clothing for them. Allah knows that you used to deceive yourselves, so He accepted your repentance and forgave you. So now, have relations with them and seek that which Allah has decreed for you. And eat and drink until the white thread of dawn becomes distinct to you from the black thread [of night]. Then complete the fast until the sunset. And do not have relations with them as long as you are staying for worship in the mosques. These are the limits [set by] Allah, so do not approach them. Thus does Allah make clear His ordinances to the people that they may become righteous.

187 Oruç tuttuğunuz günlerin gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız size helal kılındı, onlar sizin örtünüz, siz de onların örtülerisiniz. Allah, nefsinize güvenemiyeceğinizi biliyordu, bu sebeple tevbenizi kabul edip sizi affetti; artık onlara yaklaşabilirsiniz. Allah'ın sizin için takdir ettiğini dileyin. Tan yerinde, beyaz iplik siyah iplikten sizce ayırdedilinceye kadar, yiyin için, sonra orucu geceye kadar tamamlayın. Mescidlerde itikafa çekildiğinizde kadınlarınıza yaklaşmayın. Allah insanlara yasaklardan sakınsınlar diye ayetlerini böylece apaçık bildirir.

187 Oruç gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız, size helâl kılındı. Onlar, sizin için bir örtü, siz de onlar için bir örtü durumundasınız. Allah, nefsinize güvenemeyeceğinizi bildiği için müracaatınızı kabul buyurdu ve sizi bağışladı. Şimdi onlara yaklaşın ve Allah'ın sizler için yazdığını isteyin. Ta fecrin beyaz ipliği siyah iplikden size seçilinceye kadar yiyin, için. Sonra da ertesi geceye kadar orucu tam tutun. Bununla beraber siz mescitlerde îtikaf halinde iken onlara yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ınsınırlarıdır, sakın onlara yaklaşmayın. Allah, âyetlerini insanlara böyle açıklıyor ki sakınıp korunsunlar.

187 روزوں کی راتوں میں تمہارے لئے اپنی عورتوں کے پاس جانا کردیا گیا ہے وہ تمہاری پوشاک ہیں اور تم ان کی پوشاک ہو خدا کو معلوم ہے کہ تم (ان کے پاس جانے سے) اپنے حق میں خیانت کرتے تھے سو اس نے تم پر مہربانی کی اور تمہاری حرکات سےدرگزرفرمائی۔اب (تم کو اختیار ہے کہ) ان سے مباشرت کرو۔ اور خدا نے جو چیز تمہارے لئے لکھ رکھی ہے (یعنی اولاد) اس کو (خدا سے) طلب کرو اور کھاؤ پیو یہاں تک کہ صبح کی سفید دھاری (رات کی) سیاہ دھاری سے الگ نظر آنے لگے۔ پھر روزہ (رکھ کر) رات تک پورا کرو اور جب تم مسجدوں میں اعتکاف بیٹھے ہو تو ان سے مباشرت نہ کرو۔ یہ خدا کی حدیں ہیں ان کے پاس نہ جانا۔ اسی طرح خدا اپنی آیتیں لوگوں کے (سمجھانے کے) لئے کھول کھول کر بیان فرماتا ہے تاکہ وہ پرہیزگار بنیں

187 تمہارے لیے روزوں کے زمانے میں راتوں کو اپنی بیویوں کے پاس جانا حلال کردیا گیا ہے۔ وہ تمہارے لیے لباس ہیں اور تم اُن کے لیے۔1 اللہ کو معلوم ہوگیا کہ تم لوگ چُپکے چُپکے اپنے آپ سے خیانت کر رہے تھے ، مگر اُس نے تمہارا قصُور معاف کر دیا اور تم سے درگزر فرمایا۔ اب تم اپنی بیویوں کے ساتھ شب باشی کرو اور جو لُطف اللہ نے تمہارے لیے جائز کردیا ہے ، اُسے حاصل کرو۔2 نیز راتوں کو کھاوٴ پیو3 یہاں تک کہ تم کو سیاہیِ شب کی دھاری سے سپیدہ ٴ صبح کی دھاری نمایا ں نظر آجائے۔4 تب یہ سب کام چھوڑ کر رات تک اپنا روزہ پُورا کرو۔5 اور جب تم مسجدوں میں معتکف ہو ، تو بیویوں سے مباشرت نہ کرو۔6 یہ اللہ کی باندھی ہوئی حدیں ہیں، ان کے قریب نہ پھٹکنا۔7 اس طرح اللہ اپنے احکام لوگوں کے لیے بصراحت بیان کرتا ہے ، توقع ہے کہ وہ غلط رویےّ سے بچیں گے

وَلَا تَأۡكُلُوٓاۡ أَمۡوٰلَكُم بَيۡنَكُم بِٱلۡبَـٰطِلِ وَتُدۡلُواۡ بِهَآ إِلَى ٱلۡحُكَّامِ لِتَأۡكُلُواۡ فَرِيقًا مِّنۡ أَمۡوٰلِ ٱلنَّاسِ بِٱلۡإِثۡمِ وَأَنتُمۡ تَعۡلَمُونَ ١٨٨

And (do) notyemeyinاور نہwalāeatتم کھاؤtakulūyour propertiesmallarınızıاپنے مالamwālakumamong yourselvesaranızdaآپس میںbaynakumwrongfullybatıl (sebepler) ileساتھ باطل طریقے کےbil-bāṭiliand presentve atmayınاور تم پہنچاتے ہوwatud'lū[with] itonlarıان کوbihātohakimler(in önün)eطرفilāthe authoritiesحاکموں کےl-ḥukāmiso that you may eatyemeniz içinتاکہ تم کھاؤlitakulūa portionbir kısmınıایک حصہfarīqanfrommallarındanسےmin(the) wealthمالamwāli(of) the peopleinsanlarınلوگوں کےl-nāsisinfullygünah bir biçimdeساتھ گناہ کےbil-ith'miwhile youve sizحالانکہ تمwa-antumknowbildiğiniz haldeتم جانتے ہوtaʿlamūna

188 And do not consume one another's wealth unjustly or send it [in bribery] to the rulers in order that [they might aid] you [to] consume a portion of the wealth of the people in sin, while you know [it is unlawful].

188 Aranızda mallarınızı haksızlıkla yemeyin; bildiğiniz halde günaha girerek insanların mallarından bir kısmını yemek için onu hakimlere aktarmayın.

188 Bir de aranızda mallarınızı batıl sebeplerle yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günah ile yemek için, o malları hakimlere rüşvet olarak vermeyin.

188 اور ایک دوسرے کا مال ناحق نہ کھاؤ اورنہ اس کو (رشوةً) حاکموں کے پاس پہنچاؤ تاکہ لوگوں کے مال کا کچھ حصہ ناجائز طور پر کھا جاؤ اور (اسے) تم جانتے بھی ہو

188 اور تم لوگ نہ تو آپس میں ایک دُوسرے کے مال ناروا طریقہ سے کھاوٴ اور نہ حاکموں کے آگے ان کو اس غرض کے لیے پیش کرو کہ تمہیں دُوسروں کے مال کا کوئی حصہّ قصداً ظالمانہ طریقے سے کھانے کا موقع مل جائے۔1

۞يَسۡــَٔلُونَكَ عَنِ ٱلۡأَهِلَّةِ‌ۖ قُلۡ هِىَ مَوٰقِيتُ لِلنَّاسِ وَٱلۡحَجِّ‌ۗ وَلَيۡسَ ٱلۡبِرُّ بِأَن تَأۡتُواۡ ٱلۡبُيُوتَ مِن ظُهُورِهَا وَلَـٰكِنَّ ٱلۡبِرَّ مَنِ ٱتَّقَىٰ‌ۗ وَأۡتُواۡ ٱلۡبُيُوتَ مِنۡ أَبۡوٰبِهَا‌ۚ وَٱتَّقُواۡ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمۡ تُفۡلِحُونَ ١٨٩

They ask yousana soruyorlarوہ سوال کرتے ہیں آپ سےyasalūnakaabouthilallerdenبارے میںʿanithe new moons(نئے) چاند کے بارے میںl-ahilatiSayde kiکہہ دیجیےqulTheyonlarوہhiya(are) indicators of periodsvakit ölçüleridirاوقات کا مقرر کرنا ہےmawāqītufor the peopleinsanlar içinلوگوں کے لیےlilnnāsiand (for) the Hajjve hacاور حج کے لیےwal-ḥajiAnd it is notve değildirاور نہیں ہےwalaysa[the] righteousnessiyilikنیکی۔ نیک ہوناl-biruthatgirmekیہ کہbi-anyou comeتم آؤtatū(to) the housesevlereگھروں کوl-buyūtafromarkalarındanسےmintheir backsان کی پچھلی طرف سےẓuhūrihā[and] butfakatاور لیکنwalākinna[the] righteousiyilikنیکی۔ نیک ہوناl-bira(is one) whokişininجوmanifears (Allah)takvasıdırتقویٰ اختیار کرےittaqāAnd comeve girinاور آؤ تمwatū(to) the housesevlereگھروں کوl-buyūtafromkapılarındanسےmintheir doorsان کے دروازوں سےabwābihāAnd fearve sakınınاور ڈروwa-ittaqūAllahAllah'tanاللہ سےl-lahaso that you mayumulur kiتاکہ تمlaʿallakum(be) successfulkurtuluşa erersinizتم فلاح پا جاؤtuf'liḥūna

189 They ask you, [O Muhammad], about the new moons. Say, "They are measurements of time for the people and for Hajj." And it is not righteousness to enter houses from the back, but righteousness is [in] one who fears Allah. And enter houses from their doors. And fear Allah that you may succeed.

189 Sana hilal halindeki ayları sorarlar. De ki: "Onlar, insanların ve hac vakitlerinin ölçüsüdür". Evlere arkalarından girmeniz iyilik değildir; iyi kimse kötülükten sakınan kimsedir. Evlere kapılarından girin; Allah'tan sakının ki muradınıza erersiniz.

189 Sana hilâllerden soruyorlar. De ki: Onlar insanlar için de, hac için de vakit ölçüleridir. Bununla beraber iyilik, evlere arkalarından gelmeniz değildir. Fakat iyiliğe eren, kötülükten korunan kimsedir. Evlere kapılarından gelin, Allah'tan korkun ki, kurtuluşa eresiniz.

189 (اے محمدﷺ) لوگ تم سے نئے چاند کے بارے میں دریافت کرتے ہیں (کہ گھٹتا بڑھتا کیوں ہے) کہہ دو کہ وہ لوگوں کے (کاموں کی میعادیں) اور حج کے وقت معلوم ہونے کا ذریعہ ہے اور نیکی اس بات میں نہیں کہ (احرام کی حالت میں) گھروں میں ان کے پچھواڑے کی طرف سے آؤ۔ بلکہ نیکوکار وہ ہے جو پرہیز گار ہو اور گھروں میں ان کے دروازوں سے آیا کرو اور خدا سے ڈرتے رہو تاکہ نجات پاؤ

189 لوگ تم سے چاند کی گھٹتی بڑھتی صورتوں کے متعلق پوچھتے ہیں۔ کہو : یہ لوگوں کے لیے تاریخوں کی تعیین کی اور حج کی علامتیں ہیں۔1 نیز ان سےکہو : یہ کوئی نیکی کا کام نہیں ہے کہ تم اپنے گھروں میں پیچھے کی طرف سے داخل ہوتے ہو۔نیکی تو اصل میں یہ ہے کہ آدمی اللہ کی ناراضی سے بچے۔ لہٰذا تم اپنے گھروں میں دروازےہی سے آیا کرو۔ البتہ اللہ سے ڈرتے رہو۔ شاید کہ تمھیں فلاح نصیب ہو جائے۔2

وَقَـٰتِلُواۡ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ٱلَّذِينَ يُقَـٰتِلُونَكُمۡ وَلَا تَعۡتَدُوٓاۡ‌ۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلۡمُعۡتَدِينَ ١٩٠

And fightve savaşınاور لڑوwaqātilūinyolundaمیں(the) wayراستےsabīli(of) AllahAllahاللہ کےl-lahithose whokimselerleان لوگوں سےalladhīnafight yousizinle savaşan(lar)جو لڑتے ہیں تم سےyuqātilūnakumand (do) notaşırı gitmeyinاور نہwalātransgressتم زیادتی کروtaʿtadūIndeedşüphesizبیشکinnaAllahاللہl-laha(does) notsevmezنہیںlikeپسند کرتاyuḥibbuthe transgressorsaşırı gidenleriزیادتی کرنے والوں کوl-muʿ'tadīna

190 Fight in the way of Allah those who fight you but do not transgress. Indeed. Allah does not like transgressors.

190 Sizinle savaşanlarla Allah yolunda savaşın, aşırı gitmeyin; doğrusu Allah aşırı gidenleri sevmez.

190 Size savaş açanlarla Allah yolunda çarpışın. Fakat haksız saldırıda bulunmayın. Çünkü Allah, haksız saldırıda bulunanları sevmez.

190 اور جو لوگ تم سے لڑتے ہیں تم بھی خدا کی راہ میں ان سے لڑو مگر زیادتی نہ کرنا کہ خدا زیادتی کرنے والوں کو دوست نہیں رکھتا

190 اور تم اللہ کی راہ میں ان لوگوں سے لڑو، جو تم سے لڑتے ہیں1 ، مگر زیادتی نہ کرو کہ اللہ زیادتی کرنے والوں کو پسند نہیں کرتا 2

Surah 2 / Al-Baqarah / The Cow سورة البقرة 30
Permittedhelal kılındıحلال کیا گیا uḥilla for yousizeتمہارے لیے lakum (in the) nightsgecesiرات میں laylata (of) fastingoruçروزوں کو l-ṣiyāmi (is) the approachyaklaşmakرغبت کرنا l-rafathu tokadınlarınızaطرف ilā your wivesتمہاری بیویوں کے nisāikum Theyonlarوہ hunna (are) garmentselbisenizdirلباس ہیں libāsun
for yousizinتمہارے لیے lakum and youve siz deاور تم wa-antum (are) garmentselbisesisinizلباس ہو libāsun for themonlarınان کے لیے lahunna Knowsbildiجان لیا ʿalima Allahاللہ نے l-lahu that yougerçekten sizبیشک تم annakum used toolduğunuzuتھے تم kuntum deceiveyazık ediyorsunuzتم خیانت کرتے۔ تم خیانت کر رہے takhtānūna
yourselveskendinizeاپنے نفسوں سے anfusakum so He turnedtevbenizi kabul ettiتو وہ مہربان ہوا fatāba towards yousizdenتم پر ʿalaykum and He forgaveve affettiاور اس نے درگزر کیا waʿafā [on] yousiziتم سے ʿankum So nowartık şimdiتو (پس) اب fal-āna have relations with themonlara yaklaşınمباشرت کرو ان سے bāshirūhunna
and seekve arayınاور تلاش کرو wa-ib'taghū whatşeyleriجو has ordainedyaz(ıp takdir etmiş ol)duğuلکھا kataba AllahAllah'ınاللہ نے l-lahu for yousizin içinتمہارے لیے lakum And eatve yiyinاور کھاؤ wakulū and drinkve içinاور پیو wa-ish'rabū untilkadarیہاں تک کہ ḥattā becomes distinctayırdelinceyeواضح ہوجائے۔ ظاہر ہوجائے yatabayyana to yousizceتمہارے لیے lakumu
the threadiplikدھاگہ l-khayṭu [the] whitebeyazسفید l-abyaḍu fromipliktenسے mina the threadدھاگے l-khayṭi [the] blacksiyahسیاہ (سے) l-aswadi ofşafağınسے mina [the] dawnفجر سے (فجر کے وقت) l-fajri Thensonraپھر thumma completetamamlayınتم پورا کرو atimmū the fastorucuروزے کو l-ṣiyāma
tilldekتک ilā the nightgece (oluncaya)رات al-layli And (do) not(kadınlara) yaklaşmayınاور نہ walā have relations with themتم مباشرت کرو ان سے tubāshirūhunna while yousizاس حال میں کہ تم wa-antum (are) secludedibadete çekilmiş ikenاعتکاف کرنے والے ہو ʿākifūna inmescidlerdeمیں the masajidمسجدوں (میں) l-masājidi
Thesebunlarیہ til'ka (are the) limitssınırlarıdırحدود ہیں ḥudūdu (set by) AllahAllah'ınاللہ کی l-lahi so (do) notbunlara yaklaşmayınتو نہ falā approach themتم قریب جانا ان کے taqrabūhā Thusişte böyleاسی طرح kadhālika makes clearaçıklar kiبیان کرتا ہے yubayyinu Allahاللہ l-lahu His versesayetleriniآیات اپنی āyātihi
for [the] peopleinsanlaraلوگوں کے لیے lilnnāsi so that they mayumulur kiتاکہ وہ laʿallahum (become) righteouskorunup sakınırlarبچیں yattaqūna١٨٧ And (do) notyemeyinاور نہ walā eatتم کھاؤ takulū your propertiesmallarınızıاپنے مال amwālakum among yourselvesaranızdaآپس میں baynakum
wrongfullybatıl (sebepler) ileساتھ باطل طریقے کے bil-bāṭili and presentve atmayınاور تم پہنچاتے ہو watud'lū [with] itonlarıان کو bihā tohakimler(in önün)eطرف ilā the authoritiesحاکموں کے l-ḥukāmi so that you may eatyemeniz içinتاکہ تم کھاؤ litakulū a portionbir kısmınıایک حصہ farīqan frommallarındanسے min
(the) wealthمال amwāli (of) the peopleinsanlarınلوگوں کے l-nāsi sinfullygünah bir biçimdeساتھ گناہ کے bil-ith'mi while youve sizحالانکہ تم wa-antum knowbildiğiniz haldeتم جانتے ہو taʿlamūna١٨٨ They ask yousana soruyorlarوہ سوال کرتے ہیں آپ سے yasalūnaka
abouthilallerdenبارے میں ʿani the new moons(نئے) چاند کے بارے میں l-ahilati Sayde kiکہہ دیجیے qul Theyonlarوہ hiya (are) indicators of periodsvakit ölçüleridirاوقات کا مقرر کرنا ہے mawāqītu for the peopleinsanlar içinلوگوں کے لیے lilnnāsi and (for) the Hajjve hacاور حج کے لیے wal-ḥaji And it is notve değildirاور نہیں ہے walaysa [the] righteousnessiyilikنیکی۔ نیک ہونا l-biru
thatgirmekیہ کہ bi-an you comeتم آؤ tatū (to) the housesevlereگھروں کو l-buyūta fromarkalarındanسے min their backsان کی پچھلی طرف سے ẓuhūrihā [and] butfakatاور لیکن walākinna [the] righteousiyilikنیکی۔ نیک ہونا l-bira (is one) whokişininجو mani fears (Allah)takvasıdırتقویٰ اختیار کرے ittaqā
And comeve girinاور آؤ تم watū (to) the housesevlereگھروں کو l-buyūta fromkapılarındanسے min their doorsان کے دروازوں سے abwābihā And fearve sakınınاور ڈرو wa-ittaqū AllahAllah'tanاللہ سے l-laha so that you mayumulur kiتاکہ تم laʿallakum
(be) successfulkurtuluşa erersinizتم فلاح پا جاؤ tuf'liḥūna١٨٩ And fightve savaşınاور لڑو waqātilū inyolundaمیں (the) wayراستے sabīli (of) AllahAllahاللہ کے l-lahi those whokimselerleان لوگوں سے alladhīna fight yousizinle savaşan(lar)جو لڑتے ہیں تم سے yuqātilūnakum
and (do) notaşırı gitmeyinاور نہ walā transgressتم زیادتی کرو taʿtadū Indeedşüphesizبیشک inna Allahاللہ l-laha (does) notsevmezنہیں likeپسند کرتا yuḥibbu the transgressorsaşırı gidenleriزیادتی کرنے والوں کو l-muʿ'tadīna١٩٠
٣٠
‹ 28page 29 of the printed Mushaf30 ›