وَمَآ أَصَـٰبَكُمۡ يَوۡمَ ٱلۡتَقَى ٱلۡجَمۡعَانِ فَبِإِذۡنِ ٱللَّهِ وَلِيَعۡلَمَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ١٦٦

And whatve şeyاور جو کچھwamāstruck yousizin başınıza gelenپہنچا تم کوaṣābakum(on the) daygünجس دنyawma(when) metkarşılaştığıملی تھیںl-taqāthe two hostsiki topluluğunدو جماعتیںl-jamʿāni(was) by (the) permissionancak izniyledirپس اذن سےfabi-idh'ni(of) AllahAllah'ınاللہ کےl-lahiand that He (might) make evidentve bilmesi içindirاور تاکہ وہ جان لےwaliyaʿlamathe believersinananlarıمومنوں کوl-mu'minīna

166 And what struck you on the day the two armies met was by permission of Allah that He might make evident the [true] believers.

166 İki topluluğun karşılaştığı günde başınıza gelen, Allah'ın izniyledir. Bu, inananları da, münafıklık edenleri de belirtmesi içindir. Münafıklık edenlere: "gelin, Allah yolunda savaşın, veya hiç olmazsa savunmada bulunun" dendiği zaman: "Eğer savaşmayı bilseydik, ardınızdan gelirdik" dediler. O gün, onlar imandan çok inkara yakındılar. Kalblerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlar. Allah gizlediklerini onlardan iyi bilir.

166 İki topluluğun karşılaştığı günde başınıza gelen musibet de Allah'ın izniyledir. Bu da müminleri belirlemesi ve hem de münafıklık yapanları ayırt etmesi içindir. Ve onlara: "Geliniz, Allah yolunda savaşınız veya (hiç olmazsa) savunmaya geçiniz." denilmişti. Onlar ise: "Biz savaşmasını (veya savaş olacağını) bilseydik arkanızdan gelirdik." demişlerdi. Onlar, o gün, imandan çok küfre yakındılar. kalblerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah neyi gizlediklerini daha iyi bilendir.

166 اور جو مصیبت تم پر دونوں جماعتوں کے مقابلے کے دن واقع ہوئی سو خدا کے حکم سے (واقع ہوئی) اور (اس سے) یہ مقصود تھا کہ خدا مومنوں کو اچھی طرح معلوم

166 جو نقصان لڑائی کے دن تمہیں پہنچا وہ اللہ کے اذن سے تھا اور اس لیے تھا کہ اللہ دیکھ لے تم میں سے مومن کون ہیں

وَلِيَعۡلَمَ ٱلَّذِينَ نَافَقُواۡ‌ۚ وَقِيلَ لَهُمۡ تَعَالَوۡاۡ قَـٰتِلُواۡ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أَوِ ٱدۡفَعُواۡ‌ۖ قَالُواۡ لَوۡ نَعۡلَمُ قِتَالاً لَّٱتَّبَعۡنَـٰكُمۡ‌ۗ هُمۡ لِلۡكُفۡرِ يَوۡمَئِذٍ أَقۡرَبُ مِنۡهُمۡ لِلۡإِيمَـٰنِ‌ۚ يَقُولُونَ بِأَفۡوٰهِهِم مَّا لَيۡسَ فِى قُلُوبِهِمۡ‌ۗ وَٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا يَكۡتُمُونَ ١٦٧

And that He (might) make evidentve bilmesi içindirاور تاکہ وہ جان لےwaliyaʿlamathose whokimseleriان لوگوں کوalladhīna(are) hypocritesiki yüzlülük edenleriجنہوں نے منافقت کیnāfaqūAnd it was saiddendiği haldeاور جبکہ کہا گیاwaqīlato themonlaraان کوlahumComegelinآؤtaʿālawfightsavaşınجنگ کروqātilūinyolundaمیں(the) wayراستےsabīli(of) AllahAllahاللہ کےl-lahiorya daیاawidefendsavununمدافعت کروid'faʿūThey saiddedilerانہوں نے کہاqālūIfeğerاگرlawwe knewbilseydikہم جانتے ہوتےnaʿlamufightingsavaş (olacağını)جنگ کرناqitālancertainly we (would have) followed yousizinle gelirdikالبتہ ہم پیروی کرتے تمہاریla-ittabaʿnākumThey onlarوہhumto disbeliefküfreکفر کے لیےlil'kuf'rithat dayo günاس دنyawma-idhin(were) neareryakın idilerزیادہ قریب تھےaqrabuthan [them]ondanان سےmin'humto the faithimandan (çok)ایمان کے لیے۔ بہ نسبت ایمان کےlil'īmānisayingsöylüyorlarوہ کہہ رہے تھےyaqūlūnawith their mouthsağızlarıylaاپنے مونہوں کے ساتھbi-afwāhihimwhatolmayanıجوwas notنہیں تھاlaysainiçindeمیںtheir heartskalblerininان کے دلوںqulūbihimAnd Allahhalbuki Allahاور اللہwal-lahu(is) Most Knowingçok iyi bilmektedirزیادہ جانتا ہےaʿlamuof whatşeyiساتھ اس کےbimāthey concealiçlerinde sakladıklarıجو وہ چھپاتے ہیںyaktumūna

167 And that He might make evident those who are hypocrites. For it was said to them, "Come, fight in the way of Allah or [at least] defend." They said, "If we had known [there would be] fighting, we would have followed you." They were nearer to disbelief that day than to faith, saying with their mouths what was not in their hearts. And Allah is most Knowing of what they conceal -

167 İki topluluğun karşılaştığı günde başınıza gelen, Allah'ın izniyledir. Bu, inananları da, münafıklık edenleri de belirtmesi içindir. Münafıklık edenlere: "gelin, Allah yolunda savaşın, veya hiç olmazsa savunmada bulunun" dendiği zaman: "Eğer savaşmayı bilseydik, ardınızdan gelirdik" dediler. O gün, onlar imandan çok inkara yakındılar. Kalblerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlar. Allah gizlediklerini onlardan iyi bilir.

167 İki topluluğun karşılaştığı günde başınıza gelen musibet de Allah'ın izniyledir. Bu da müminleri belirlemesi ve hem de münafıklık yapanları ayırt etmesi içindir. Ve onlara: "Geliniz, Allah yolunda savaşınız veya (hiç olmazsa) savunmaya geçiniz." denilmişti. Onlar ise: "Biz savaşmasını (veya savaş olacağını) bilseydik arkanızdan gelirdik." demişlerdi. Onlar, o gün, imandan çok küfre yakındılar. kalblerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah neyi gizlediklerini daha iyi bilendir.

167 اور منافقوں کو بھی معلوم کرلے اور (جب) ان سے کہا گیا کہ آؤ خدا کے رستے میں جنگ کرو یا (کافروں کے) حملوں کو روکو۔ تو کہنے لگے کہ اگر ہم کو لڑائی کی خبر ہوتی تو ہم ضرور تمہارے ساتھ رہتے یہ اس دن ایمان کی نسبت کفر سے زیادہ قریب تھے منہ سے وہ باتیں کہتے ہیں جو ان کے دل میں نہیں ہیں۔ اور جو کچھ یہ چھپاتے ہیں خدا ان سے خوب واقف ہے

167 اور منافق کون۔ وہ منافق کہ جب ان سے کہا گیا آؤ اللہ کی راہ میں جنگ کرو یا کم ازکم(اپنے شہر کی) مدافعت ہی کرو، تو کہنے لگے اگر ہمیں علم ہوتا کہ آج جنگ ہو گی تو ہم ضرور تمہارے ساتھ چلتے۔ 1یہ بات جب وہ کہہ رہے تھے اس وقت وہ ایمان کی بہ نسبت کفر سے زیادہ قریب تھے۔ وہ اپنی زبانوں سے وہ باتیں کہتے ہیں جو ان کے دلوں میں نہیں ہوتیں، اور جو کچھ وہ دلوں میں چھپاتے ہیں اللہ اسےخوب جانتا ہے

ٱلَّذِينَ قَالُواۡ لِإِخۡوٰنِهِمۡ وَقَعَدُواۡ لَوۡ أَطَاعُونَا مَا قُتِلُواۡ‌ۗ قُلۡ فَٱدۡرَءُواۡ عَنۡ أَنفُسِكُمُ ٱلۡمَوۡتَ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِينَ ١٦٨

Those whokimselereوہ لوگalladhīnasaiddiyen(lere)جنہوں نے کہاqālūabout their brotherskardeşleri içinواسطے اپنے بھائیوں کےli-ikh'wānihimwhile they sat(Savaştan geri kalıp) oturarakاور وہ خود بیٹھ گئےwaqaʿadūIfeğerاگرlawthey (had) obeyed usbizim sözümüzü tutsalardıوہ اطاعت کرتے ہماریaṭāʿūnānotöldürülmezlerdiنہthey would have been killedوہ مارے جاتے۔ نہ وہ قتل کیے جاتےqutilūSayde kiکہہ دیجیےqulThen averthaydi savınپس ہٹا لوfa-id'raūfromkendinizdenسےʿanyourselvesاپنے نفسوں سےanfusikumu[the] deathölümüموت کوl-mawtaifeğerاگرinyou areisenizہو تمkuntumtruthfuldoğrulardanسچےṣādiqīna

168 Those who said about their brothers while sitting [at home], "If they had obeyed us, they would not have been killed." Say, "Then prevent death from yourselves, if you should be truthful."

168 Onlar oturup, kardeşleri için: "Bize itaat etselerdi öldürülmezlerdi" dediler. De ki: "Eğer doğru sözlü iseniz, ölümü kendinizden savın".

168 Kendileri oturup kaldıkları halde kardeşleri için: "Eğer bize uysalardı öldürülmezlerdi" dediler. Onlara de ki: "Eğer iddianızda doğru iseniz, kendinizden ölümü uzaklaştırınız".

168 یہ خود تو (جنگ سے بچ کر) بیٹھ ہی رہے تھے مگر (جنہوں نے راہ خدا میں جانیں قربان کردیں) اپنے (ان) بھائیوں کے بارے میں بھی کہتے ہیں کہ اگر ہمارا کہا مانتے تو قتل نہ ہوتے۔ کہہ دو کہ اگر سچے ہو تو اپنے اوپر سے موت کو ٹال دینا

168 یہ وہی لوگ ہیں جو خود تو بیٹھے رہے او ران کے جو بھائی بند لڑنے گئے اور مارے گئے ان کے متعلق انہوں نے کہہ دیا کہ ا گروہ ہماری بات مان لیتے تو نہ مارے جاتے ان سے کہو اگر تم اپنے قول میں سچے ہو تو خود تمہاری موت جب آئے اُسے ٹال کر دکھا دینا

وَلَا تَحۡسَبَنَّ ٱلَّذِينَ قُتِلُواۡ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أَمۡوٰتَۢا‌ۚ بَلۡ أَحۡيَآءٌ عِندَ رَبِّهِمۡ يُرۡزَقُونَ ١٦٩

And (do) notsanmaاور نہwalāthinkتم خیال کروtaḥsabanna(of) those whokimseleriان لوگوں کوalladhīnaare killedöldürülenleriجو مارے گئےqutilūinyolundaمیں(the) wayراستےsabīli(of) AllahAllahاللہ کےl-lahi(as) deadölülerمردہamwātanNaybilakisبلکہbalThey are alive(onlar) diridirlerزندہ ہیںaḥyāonnearkatındaہاںʿindatheir LordRableriاپنے رب کےrabbihimthey are given provisionrızıklanmaktadırlarوہ رزق دیے جاتے ہیںyur'zaqūna

169 And never think of those who have been killed in the cause of Allah as dead. Rather, they are alive with their Lord, receiving provision,

169 Allah yolunda öldürülenleri ölü saymayın, bilakis Rableri katında diridirler. Allah'ın bol nimetinden onlara verdiği şeylerle sevinç içinde rızıklanırlar, arkalarından kendilerine ulaşamayan kimselere, kendilerine korku olmadığını ve kendilerinin üzülmeyeceklerini müjde etmek isterler.

169 Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rab'leri katında rızıklanmaktadırlar.

169 جو لوگ خدا کی راہ میں مارے گئے ان کو مرے ہوئے نہ سمجھنا (وہ مرے ہوئے نہیں ہیں) بلکہ خدا کے نزدیک زندہ ہیں اور ان کو رزق مل رہا ہے

169 جو لوگ اللہ کی راہ میں قتل ہوئے ہیں انھیں مُردہ نہ سمجھو، وہ تو حقیقت میں زندہ ہیں،1 اپنے رب کے پاس رزق پا رہے ہیں،

فَرِحِينَ بِمَآ ءَاتَـٰهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضۡلِهِۦ وَيَسۡتَبۡشِرُونَ بِٱلَّذِينَ لَمۡ يَلۡحَقُواۡ بِهِم مِّنۡ خَلۡفِهِمۡ أَلَّا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ ١٧٠

Rejoicingsevinirlerخوش ہیںfariḥīnain whatşeylerdenساتھ اس کے جوbimābestowed themkendilerine verdikleriعطا کیا ان کوātāhumuAllahAllah'ınاللہ نےl-lahuoflutfundanسےminHis Bountyاپنے فضلfaḍlihiand they receive good tidingsve müjdelemek isterlerاور وہ خوشخبری پاتے ہیںwayastabshirūnaabout those whokimselereان لوگوں کے بارے میںbi-alladhīna(have) nothenüz yetişemeyen(lere)نہیںlamyet joinedوہ ملےyalḥaqū[with] themkendilerineان کوbihim[from]arkalarındanسےmin(but are) left behind ان کے پیچھے سےkhalfihimthat (there will be) nokorku olmadığınaکہ نہیںallāfearکوئی خوفkhawfunon themonlaraان پرʿalayhimand notonlarınاور نہwalātheyوہhumwill grieveüzüntüye uğramayacaklarınaغمگین ہوں گےyaḥzanūna

170 Rejoicing in what Allah has bestowed upon them of His bounty, and they receive good tidings about those [to be martyred] after them who have not yet joined them - that there will be no fear concerning them, nor will they grieve.

170 Allah yolunda öldürülenleri ölü saymayın, bilakis Rableri katında diridirler. Allah'ın bol nimetinden onlara verdiği şeylerle sevinç içinde rızıklanırlar, arkalarından kendilerine ulaşamayan kimselere, kendilerine korku olmadığını ve kendilerinin üzülmeyeceklerini müjde etmek isterler.

170 Allah'ın lütfundan verdiği nimetle sevinçlidirler. Arkalarından kendilerine ulaşamayan kimselere de hiç bir korku olmayacağını ve üzülmeyeceklerini müjdelemek isterler.

170 جو کچھ خدا نے ان کو اپنے فضل سے بخش رکھا ہے اس میں خوش ہیں۔ اور جو لوگ ان کے پیچھے رہ گئے اور( شہید ہوکر) ان میں شامل نہیں ہوسکے ان کی نسبت خوشیاں منا رہے ہیں کہ (قیامت کے دن) ان کو بھی نہ کچھ خوف ہوگا اور نہ وہ غمناک ہوں گے

170 جو کچھ اللہ نے اپنے فضل سے انھیں دیا ہے اُس پر خوش وخُرم ہیں ،1 اور مطمئن ہیں کہ جو اہل ِ ایمان ان کے پیچھے دنیا میں رہ گئے ہیں اور ابھی وہاں نہیں پہنچے ہیں ان کے لیے بھی کسی خوف اور رنج کاموقع نہیں ہے

۞يَسۡتَبۡشِرُونَ بِنِعۡمَةٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَفَضۡلٍ وَأَنَّ ٱللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجۡرَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ١٧١

They receive good tidingsmüjdelerler (sevinirler)وہ خوشیاں مناتے ہیںyastabshirūnaof Favorni'metiniنعمت پرbiniʿ'matinfromAllah'ınسےminaAllahاللہ کی طرفl-lahiand Bountyve lutfunuاور فضل پرwafaḍlinand thatve muhakkakاور بیشکwa-annaAllahAllah'ınاللہ تعالیٰl-laha(does) notzayi etmeyeceğiniنہیںlet go wasteضائع کرتاyuḍīʿu(the) rewardecriniاجرajra(of) the believersmü'minlerinایمان والوں کاl-mu'minīna

171 They receive good tidings of favor from Allah and bounty and [of the fact] that Allah does not allow the reward of believers to be lost -

171 Onlar Allah'tan olan bir nimeti, bolluğu ve Allah'ın, müminlerin ecrini zayi etmeyeceğini müjdelemek isterler.

171 Onlar, Allah'ın nimetini, keremini ve Allah'ın, müminlerin ecrini zayi etmeyeceğini müjdelerler.

171 اور خدا کے انعامات اور فضل سے خوش ہورہے ہیں۔ اور اس سے کہ خدا مومنوں کا اجر ضائع نہیں کرتا

171 وہ اللہ کے انعام اور اس کے فضل پر شاداں و فرحاں ہیں اور ان کو معلوم ہو چکا ہے کہ اللہ مومنوں کے اجر کو ضائع نہیں کرتا

ٱلَّذِينَ ٱسۡتَجَابُواۡ لِلَّهِ وَٱلرَّسُولِ مِنۢ بَعۡدِ مَآ أَصَابَهُمُ ٱلۡقَرۡحُ‌ۚ لِلَّذِينَ أَحۡسَنُواۡ مِنۡهُمۡ وَٱتَّقَوۡاۡ أَجۡرٌ عَظِيمٌ ١٧٢

Those whoO(mü'mi)nler kiوہ لوگalladhīnarespondedçağrısına uydularجنہوں نے لبیک کہاis'tajābūto AllahAllah'ınاللہ کے لیےlillahiand the Messengerve Elçininاور رسول کے لیےwal-rasūlifromsonra bileminafterاس کے بعدbaʿdiwhatne kiجوbefell them isabet ettiپہنچا ان کوaṣābahumuthe injury bir yaraزخمl-qarḥufor those whoonlar için vardırان لوگوں کے لیےlilladhīnadid goodgüzel davrananlarجنہوں نے احسان کیا۔ جنہوں نے نیکی کیaḥsanūamong themonlardanان میں سےmin'humand feared Allahve korunanlar içinاور تقوی اختیار کیاwa-ittaqaw(is) a reward bir ecirاجر ہےajrungreatpek büyükبہت بڑاʿaẓīmun

172 Those [believers] who responded to Allah and the Messenger after injury had struck them. For those who did good among them and feared Allah is a great reward -

172 Kendileri savaşta yara aldıktan sonra Allah ve Peygamberin çağrısına koşanlara, hele onlardan iyilik edip sakınanlara büyük ecir vardır.

172 Kendilerine yara dokunduktan sonra da Allah ve Peygamberi'nin davetine uydular. Hele onlardan iyilik edenlere ve gereğince Allah'tan korkanlara büyük bir mükafat vardır.

172 جنہوں نے باوجود زخم کھانے کے خدا اور رسول (کے حکم) کو قبول کیا جو لوگ ان میں نیکوکار اور پرہیزگار ہیں ان کے لئے بڑا ثواب ہے

172 جن لوگوں نے زخم کھانے کے بعد بھی اللہ اور رسول کی پکار پر لبیک کہا 1 ان میں جو اشخاص نیکو کار اور پرہیز گار ہیں ان کے لیے بڑا اجر ہے

ٱلَّذِينَ قَالَ لَهُمُ ٱلنَّاسُ إِنَّ ٱلنَّاسَ قَدۡ جَمَعُواۡ لَكُمۡ فَٱخۡشَوۡهُمۡ فَزَادَهُمۡ إِيمَـٰنًا وَقَالُواۡ حَسۡبُنَا ٱللَّهُ وَنِعۡمَ ٱلۡوَكِيلُ ١٧٣

Those whoonlar kiوہ لوگalladhīnasaiddeyinceکہاqālato themkendilerineان کوlahumu[the people]halkلوگوں نےl-nāsuIndeedelbetteبیشکinnathe people(Düşman) İnsanlarلوگ۔ گروہl-nāsa(have) certainlymuhakkakتحقیقqadgathered(ordu) toplamışlarجمع ہوگئے ہیںjamaʿūagainst yousize karşıتمہارے لیےlakumso fear themonlardan korkunپس ڈرو ان سےfa-ikh'shawhumBut it increased them(bu söz) onların artırdıاس (بات) نے بڑھا دیا ان کوfazādahum(in) faithimanınıایمان میںīmānanand they saidve dediler kiاور کہا انہوں نےwaqālūSufficient for usbize yeterکافی ہے ہم کوḥasbunā(is) AllahAllahاللہl-lahuand (He is the) bestve ne güzelاور کتنا اچھاwaniʿ'ma[the] Disposer of affairsvekildirکارساز ہےl-wakīlu

173 Those to whom hypocrites said, "Indeed, the people have gathered against you, so fear them." But it [merely] increased them in faith, and they said, "Sufficient for us is Allah, and [He is] the best Disposer of affairs."

173 İnsanlar onlara: "Düşmanınız olan insanlar size karşı bir ordu topladılar, onlardan korkun" dediler. Bu, onların imanını artırdı da: "Allah bize yeter. O ne güzel Vekil'dir" dediler.

173 İnsanlar onlara: "Düşmanlarınız size karşı ordu topladı, onlardan korkun." dediklerinde, bu, onların imanını artırdı ve şöyle dediler: "Allah bize yeter. O ne güzel vekildir".

173 (جب) ان سے لوگوں نے آکر بیان کیا کہ کفار نے تمہارے (مقابلے کے) لئے لشکر کثیر) جمع کیا ہے تو ان سے ڈرو۔ تو ان کا ایمان اور زیادہ ہوگیا۔ اور کہنے لگے ہم کو خدا کافی ہے اور وہ بہت اچھا کارساز ہے

173 اور وہ جن 1سے لوگوں نے کہاکہ”تمہارے خلاف بڑی فوج جمع ہوئی ہیں، ان سے ڈرو“ تو یہ سن کر ان کا ایمان اور بڑھ گیا اور انہوں نے جواب دیا کہ ہمارے لیے اللہ کافی ہے او ر وہی بہترین کارساز ہے

Surah 3 / Ali 'Imran / Family of Imran سورة آل عمران 73
And whatve şeyاور جو کچھ wamā struck yousizin başınıza gelenپہنچا تم کو aṣābakum (on the) daygünجس دن yawma (when) metkarşılaştığıملی تھیں l-taqā the two hostsiki topluluğunدو جماعتیں l-jamʿāni (was) by (the) permissionancak izniyledirپس اذن سے fabi-idh'ni (of) AllahAllah'ınاللہ کے l-lahi and that He (might) make evidentve bilmesi içindirاور تاکہ وہ جان لے waliyaʿlama the believersinananlarıمومنوں کو l-mu'minīna
١٦٦ And that He (might) make evidentve bilmesi içindirاور تاکہ وہ جان لے waliyaʿlama those whokimseleriان لوگوں کو alladhīna (are) hypocritesiki yüzlülük edenleriجنہوں نے منافقت کی nāfaqū And it was saiddendiği haldeاور جبکہ کہا گیا waqīla to themonlaraان کو lahum Comegelinآؤ taʿālaw fightsavaşınجنگ کرو qātilū inyolundaمیں (the) wayراستے sabīli (of) AllahAllahاللہ کے l-lahi
orya daیا awi defendsavununمدافعت کرو id'faʿū They saiddedilerانہوں نے کہا qālū Ifeğerاگر law we knewbilseydikہم جانتے ہوتے naʿlamu fightingsavaş (olacağını)جنگ کرنا qitālan certainly we (would have) followed yousizinle gelirdikالبتہ ہم پیروی کرتے تمہاری la-ittabaʿnākum They onlarوہ hum to disbeliefküfreکفر کے لیے lil'kuf'ri
that dayo günاس دن yawma-idhin (were) neareryakın idilerزیادہ قریب تھے aqrabu than [them]ondanان سے min'hum to the faithimandan (çok)ایمان کے لیے۔ بہ نسبت ایمان کے lil'īmāni sayingsöylüyorlarوہ کہہ رہے تھے yaqūlūna with their mouthsağızlarıylaاپنے مونہوں کے ساتھ bi-afwāhihim whatolmayanıجو was notنہیں تھا laysa
iniçindeمیں their heartskalblerininان کے دلوں qulūbihim And Allahhalbuki Allahاور اللہ wal-lahu (is) Most Knowingçok iyi bilmektedirزیادہ جانتا ہے aʿlamu of whatşeyiساتھ اس کے bimā they concealiçlerinde sakladıklarıجو وہ چھپاتے ہیں yaktumūna١٦٧ Those whokimselereوہ لوگ alladhīna saiddiyen(lere)جنہوں نے کہا qālū about their brotherskardeşleri içinواسطے اپنے بھائیوں کے li-ikh'wānihim
while they sat(Savaştan geri kalıp) oturarakاور وہ خود بیٹھ گئے waqaʿadū Ifeğerاگر law they (had) obeyed usbizim sözümüzü tutsalardıوہ اطاعت کرتے ہماری aṭāʿūnā notöldürülmezlerdiنہ they would have been killedوہ مارے جاتے۔ نہ وہ قتل کیے جاتے qutilū Sayde kiکہہ دیجیے qul Then averthaydi savınپس ہٹا لو fa-id'raū fromkendinizdenسے ʿan yourselvesاپنے نفسوں سے anfusikumu
[the] deathölümüموت کو l-mawta ifeğerاگر in you areisenizہو تم kuntum truthfuldoğrulardanسچے ṣādiqīna١٦٨ And (do) notsanmaاور نہ walā thinkتم خیال کرو taḥsabanna (of) those whokimseleriان لوگوں کو alladhīna are killedöldürülenleriجو مارے گئے qutilū inyolundaمیں
(the) wayراستے sabīli (of) AllahAllahاللہ کے l-lahi (as) deadölülerمردہ amwātan Naybilakisبلکہ bal They are alive(onlar) diridirlerزندہ ہیں aḥyāon nearkatındaہاں ʿinda their LordRableriاپنے رب کے rabbihim they are given provisionrızıklanmaktadırlarوہ رزق دیے جاتے ہیں yur'zaqūna١٦٩ Rejoicingsevinirlerخوش ہیں fariḥīna
in whatşeylerdenساتھ اس کے جو bimā bestowed themkendilerine verdikleriعطا کیا ان کو ātāhumu AllahAllah'ınاللہ نے l-lahu oflutfundanسے min His Bountyاپنے فضل faḍlihi and they receive good tidingsve müjdelemek isterlerاور وہ خوشخبری پاتے ہیں wayastabshirūna about those whokimselereان لوگوں کے بارے میں bi-alladhīna (have) nothenüz yetişemeyen(lere)نہیں lam yet joinedوہ ملے yalḥaqū
[with] themkendilerineان کو bihim [from]arkalarındanسے min (but are) left behind ان کے پیچھے سے khalfihim that (there will be) nokorku olmadığınaکہ نہیں allā fearکوئی خوف khawfun on themonlaraان پر ʿalayhim and notonlarınاور نہ walā theyوہ hum will grieveüzüntüye uğramayacaklarınaغمگین ہوں گے yaḥzanūna١٧٠
They receive good tidingsmüjdelerler (sevinirler)وہ خوشیاں مناتے ہیں yastabshirūna of Favorni'metiniنعمت پر biniʿ'matin fromAllah'ınسے mina Allahاللہ کی طرف l-lahi and Bountyve lutfunuاور فضل پر wafaḍlin and thatve muhakkakاور بیشک wa-anna AllahAllah'ınاللہ تعالیٰ l-laha (does) notzayi etmeyeceğiniنہیں let go wasteضائع کرتا yuḍīʿu (the) rewardecriniاجر ajra
(of) the believersmü'minlerinایمان والوں کا l-mu'minīna١٧١ Those whoO(mü'mi)nler kiوہ لوگ alladhīna respondedçağrısına uydularجنہوں نے لبیک کہا is'tajābū to AllahAllah'ınاللہ کے لیے lillahi and the Messengerve Elçininاور رسول کے لیے wal-rasūli fromsonra bile min afterاس کے بعد baʿdi whatne kiجو
befell them isabet ettiپہنچا ان کو aṣābahumu the injury bir yaraزخم l-qarḥu for those whoonlar için vardırان لوگوں کے لیے lilladhīna did goodgüzel davrananlarجنہوں نے احسان کیا۔ جنہوں نے نیکی کی aḥsanū among themonlardanان میں سے min'hum and feared Allahve korunanlar içinاور تقوی اختیار کیا wa-ittaqaw (is) a reward bir ecirاجر ہے ajrun greatpek büyükبہت بڑا ʿaẓīmun١٧٢
Those whoonlar kiوہ لوگ alladhīna saiddeyinceکہا qāla to themkendilerineان کو lahumu [the people]halkلوگوں نے l-nāsu Indeedelbetteبیشک inna the people(Düşman) İnsanlarلوگ۔ گروہ l-nāsa (have) certainlymuhakkakتحقیق qad gathered(ordu) toplamışlarجمع ہوگئے ہیں jamaʿū against yousize karşıتمہارے لیے lakum so fear themonlardan korkunپس ڈرو ان سے fa-ikh'shawhum
But it increased them(bu söz) onların artırdıاس (بات) نے بڑھا دیا ان کو fazādahum (in) faithimanınıایمان میں īmānan and they saidve dediler kiاور کہا انہوں نے waqālū Sufficient for usbize yeterکافی ہے ہم کو ḥasbunā (is) AllahAllahاللہ l-lahu and (He is the) bestve ne güzelاور کتنا اچھا waniʿ'ma [the] Disposer of affairsvekildirکارساز ہے l-wakīlu١٧٣
٧٣
‹ 71page 72 of the printed Mushaf73 ›