فَٱنقَلَبُواۡ بِنِعۡمَةٍ مِّنَ ٱللَّهِ وَفَضۡلٍ لَّمۡ يَمۡسَسۡهُمۡ سُوٓءٌ وَٱتَّبَعُواۡ رِضۡوٰنَ ٱللَّهِ‌ۗ وَٱللَّهُ ذُو فَضۡلٍ عَظِيمٍ ١٧٤

So they returnedgeri döndülerاور وہ پلٹ آئےfa-inqalabūwith (the) Favorbir ni'metleساتھ نعمت کےbiniʿ'matinofAllahtanسےminaAllahاللہ کی طرفl-lahiand Bountyve bolluklaاور فضل کےwafaḍlinnotkendilerine dokunmadıنہیںlamtouched themچھوا ان کوyamsashumany harmhiçbir kötülükکسی تکلیف نے۔ کسی نقصان نےsūonAnd they followedve uydularاور انہوں نے پیروی کیwa-ittabaʿū(the) pleasurerızasınaرضا کیriḍ'wāna(of) AllahAllah'ınاللہ کیl-lahiand AllahAllahاور اللہwal-lahu(is) Possessorsahibidirوالا ہےdhū(of) Bountylutufفضلfaḍlingreatbüyükبڑےʿaẓīmin

174 So they returned with favor from Allah and bounty, no harm having touched them. And they pursued the pleasure of Allah, and Allah is the possessor of great bounty.

174 Bu yüzden kendilerine bir fenalık dokunmadan, Allah'tan nimet ve bollukla geri döndüler; Allah'ın rızasına uydular. Allah büyük, bol nimet sahibidir.

174 Bunun üzerine kendilerine hiç bir kötülük dokunmadan Allah'ın nimeti ve lütfuyla geri döndüler ve Allah'ın rızasına uydular. Allah büyük lütuf sahibidir.

174 پھر وہ خدا کی نعمتوں اور اس کے فضل کے ساتھ (خوش وخرم) واپس آئے ان کو کسی طرح کا ضرر نہ پہنچا۔ اور وہ خدا کی خوشنودی کے تابع رہے۔ اور خدا بڑے فضل کا مالک ہے

174 آخر کار وہ اللہ تعالیٰ کی نعمت اور فضل کے ساتھ پلٹ آئے، ان کو کسی قسم کا ضرر بھی نہ پہنچا اور اللہ کی رضا پر چلنے کا شرف بھی انہیں حاصل ہو گیا، اللہ بڑا فضل فرمانے والا ہے

إِنَّمَا ذٰلِكُمُ ٱلشَّيۡطَـٰنُ يُخَوِّفُ أَوۡلِيَآءَهُۥ فَلَا تَخَافُوهُمۡ وَخَافُونِ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ ١٧٥

(It is) onlyşüphesizبیشکinnamāthatişte oیہdhālikumuthe Shaitaanşeytanشیطان ہےl-shayṭānufrightens (you)sizi korkutuyorجو ڈراتا ہےyukhawwifu(of) his allieskendi dostlarındanاپنے دوستوں کوawliyāahuSo (do) notonlardan korkmayınتو نہfalāfear themتم ڈرو ان سےtakhāfūhumbut fear Mebenden korkunاور ڈرو مجھ سےwakhāfūniifeğerاگرinyou areisenizہو تمkuntumbelieversinanmışمومن۔ ایمان لانے والےmu'minīna

175 That is only Satan who frightens [you] of his supporters. So fear them not, but fear Me, if you are [indeed] believers.

175 İşte o şeytan ancak kendi dostlarını korkutur, inanmışsanız onlardan korkmayın, Benden korkun.

175 (Size o haberi getiren) ancak şeytandır, (sadece) kendi dostlarını korkutabilir. Onlardan korkmayın, eğer mümin iseniz benden korkun.

175 یہ (خوف دلانے والا) تو شیطان ہے جو اپنے دوستوں سے ڈراتا ہے تو اگر تم مومن ہو تو ان سے مت ڈرنا اور مجھ ہی سے ڈرتے رہنا

175 اب تمہیں معلوم ہو گیا کہ وہ دراصل شیطان تھا جو اپنے دوستوں سے خواہ مخواہ ڈرارہاتھا۔ لہٰذا آئندہ تم انسانوں سے نہ ڈرنا، مجھ سےڈرنا اگر تم حقیقت میں صاحب ِ ایمان ہو۔1

وَلَا يَحۡزُنكَ ٱلَّذِينَ يُسَـٰرِعُونَ فِى ٱلۡكُفۡرِ‌ۚ إِنَّهُمۡ لَن يَضُرُّواۡ ٱللَّهَ شَيۡــًٔا‌ۗ يُرِيدُ ٱللَّهُ أَلَّا يَجۡعَلَ لَهُمۡ حَظًّا فِى ٱلۡأَخِرَةِ‌ۖ وَلَهُمۡ عَذَابٌ عَظِيمٌ ١٧٦

And (let) notseni üzmesinاور نہwalāgrieve youغمگین کریں تجھ کوyaḥzunkathose whokimselerوہ لوگalladhīnahastenkoşan(lar)جو جلدی کرتے ہیںyusāriʿūnain(to)inkaraمیں[the] disbeliefکفرl-kuf'riIndeed, theyelbette onlarبیشک وہinnahumneverzarar veremezlerہرگز نہیںlanwill harmنقصان دے سکتےyaḍurrūAllahAllah'aاللہ کوl-laha(in) anythinghiçbirکچھ بھیshayanintendsistiyorچاہتا ہےyurīduAllahاللہl-lahuthat notkoymamakکہ نہallāHe will setرکھےyajʿalafor themonlaraان کے لیےlahumany portionhiçbir nasipکوئی حصہḥaẓẓaninahiretteمیںthe Hereafterآخرت (میں)l-ākhiratiAnd for themve onlar için vardırاور ان کے لیےwalahum(is) a punishmentbir azabعذاب ہےʿadhābungreatbüyükبڑاʿaẓīmun

176 And do not be grieved, [O Muhammad], by those who hasten into disbelief. Indeed, they will never harm Allah at all. Allah intends that He should give them no share in the Hereafter, and for them is a great punishment.

176 Küfürde yarışanlar seni üzmesin; şüphesiz onlar Allah'a bir zarar veremezler. Allah ahirette onlara bir pay vermemek istiyor; onlara büyük azab vardır.

176 Küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar, Allah'a hiç bir şekilde zarar veremezler. Allah onlara ahirette bir pay vermemek istiyor. Onlar için büyük bir azap vardır.

176 اور جو لوگ کفر میں جلدی کرتے ہیں ان (کی وجہ) سے غمگین نہ ہونا۔ یہ خدا کا کچھ نقصان نہیں کرسکتے خدا چاہتا ہے کہ آخرت میں ان کو کچھ حصہ نہ دے اور ان کے لئے بڑا عذاب تیار ہے

176 (اے پیغمبرؐ) جو لوگ آج کفر کی راہ میں بڑی دوڑ دھوپ کر رہے ہیں ان کی سرگرمیاں تمہیں آزردہ نہ کریں، یہ اللہ کا کچھ بھی نہ بگاڑ سکیں گے اللہ کا ارادہ یہ ہے کہ اُن کے لیے آخرت میں کوئی حصہ نہ رکھے، اور بالآخر ان کو سخت سزا ملنے والی ہے

إِنَّ ٱلَّذِينَ ٱشۡتَرَوُاۡ ٱلۡكُفۡرَ بِٱلۡإِيمَـٰنِ لَن يَضُرُّواۡ ٱللَّهَ شَيۡــًٔا وَلَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٌ ١٧٧

Indeedşüphesizبیشکinnathose whokimselerوہ لوگalladhīna(have) purchasedsatın alan(lar)جنہوں نے خرید لیاish'tarawū[the] disbeliefinkarıکفر کوl-kuf'rawith the faithiman karşılığındaبدلے ایمان کےbil-īmānineverzarar vermezlerہرگز نہیںlanwill they harmوہ نقصان دے سکتےyaḍurrūAllahAllah'aاللہ کوl-laha(in) anythinghiçbirکچھ بھیshayanand for themve onlar için vardırاور ان کے لیےwalahum(is) a punishmentbir azabعذاب ہےʿadhābunpainfulacıklıدردناکalīmun

177 Indeed, those who purchase disbelief [in exchange] for faith - never will they harm Allah at all, and for them is a painful punishment.

177 İmanı inkara değişenler, şüphesiz Allah’a bir zarar veremiyeceklerdir. Elem verici azab onlaradır.

177 İman karşılığında inkarı satın alanlar Allah'a hiç bir zarar veremezler. Onlar için acı bir azap vardır.

177 جن لوگوں نے ایمان کے بدلے کفر خریدا وہ خدا کا کچھ نہیں بگاڑ سکتے اور ان کو دکھ دینے والا عذاب ہوگا

177 جو لوگ ایمان کو چھوڑ کر کفر کے خریدار بنے ہیں وہ یقیناً اللہ کا کوئی نقصان نہیں کر رہے ہیں، اُن کے لیے درد ناک عذاب تیار ہے

وَلَا يَحۡسَبَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاۡ أَنَّمَا نُمۡلِى لَهُمۡ خَيۡرٌ لِّأَنفُسِهِمۡ‌ۚ إِنَّمَا نُمۡلِى لَهُمۡ لِيَزۡدَادُوٓاۡ إِثۡمًا‌ۚ وَلَهُمۡ عَذَابٌ مُّهِينٌ ١٧٨

And (let) notsanmasınlarاور نہwalāthinkگمان کریںyaḥsabannathose whokimselerوہ لوگalladhīnadisbelievedinkar edenlerجنہوں نے کفر کیاkafarūthatkiبیشک جوannamāWe give respitesüre vermemizڈھیل دے رہے ہیںnum'līto themkendilerineواسطے ان کےlahum(is) goodhayırlıdırبہتر ہےkhayrunfor themselveskendileri içinان کے نفسوں کے لیےli-anfusihimOnlybiz süre veriyoruzبیشکinnamāWe give respiteہم مہلت دے رہے ہیںnum'līto themonlaraواسطے ان کےlahumso that they may increaseartırsınlar diyeتاکہ وہ بڑھ جائیںliyazdādū(in) sinsgünahıگناہ میںith'manand for themve onlar için vardırاور ان کے لیےwalahum(is) a punishmentbir azabعذاب ہےʿadhābunhumiliatingalçaltıcıرسوا کرنے والاmuhīnun

178 And let not those who disbelieve ever think that [because] We extend their time [of enjoyment] it is better for them. We only extend it for them so that they may increase in sin, and for them is a humiliating punishment.

178 İnkar edenler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz onlara ancak, günahları çoğalsın diye mühlet veriyoruz. Küçültücü azab onlaradır.

178 Kâfirler, kendilerine mühlet vermemizin, şahısları için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz onlara bu mühleti, ancak günahlarını artırsınlar diye veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

178 اور کافر لوگ یہ نہ خیال کریں کہ ہم جو ان کو مہلت دیئے جاتے ہیں تو یہ ان کے حق میں اچھا ہے۔ (نہیں بلکہ) ہم ان کو اس لئے مہلت دیتے ہیں کہ اور گناہ کرلیں۔ آخرکار ان کو ذلیل کرنے والا عذاب ہوگا

178 یہ ڈھیل جو ہم انہیں دیے جاتے ہیں اس کو یہ کافر اپنے حق میں بہتری نہ سمجھیں، ہم تو انہیں اس لیے ڈھیل دے رہے ہیں کہ یہ خوب بار گناہ سمیٹ لیں، پھر اُن کے لیے سخت ذلیل کرنے والی سزا ہے

مَّا كَانَ ٱللَّهُ لِيَذَرَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ عَلَىٰ مَآ أَنتُمۡ عَلَيۡهِ حَتَّىٰ يَمِيزَ ٱلۡخَبِيثَ مِنَ ٱلطَّيِّبِ‌ۗ وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيُطۡلِعَكُمۡ عَلَى ٱلۡغَيۡبِ وَلَـٰكِنَّ ٱللَّهَ يَجۡتَبِى مِن رُّسُلِهِۦ مَن يَشَآءُ‌ۖ فَـَٔـامِنُواۡ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ‌ۚ وَإِن تُؤۡمِنُواۡ وَتَتَّقُواۡ فَلَكُمۡ أَجۡرٌ عَظِيمٌ ١٧٩

NotdeğildirنہیںisہےkānaAllahاللہl-lahuto leavebırakacakکہ چھوڑ دےliyadharathe believersmü'minleriمومنوں کوl-mu'minīnaon(şu) üzerindeاوپرʿalāwhatbulunduğunuz(اس کے) جوyou (are)sizinہو تمantumin [it](hal) üzereاوپر اس کے (جس حال پر ہو)ʿalayhiuntilkadarیہاں تک کہḥattāHe separatesayırıncayaوہ چھانٹ دےyamīzathe evilpis olanıناپاک کوl-khabīthafromtemizdenسےminathe goodپاک سےl-ṭayibiAnd notve değildirاور نہیںwamāisہےkānaAllahاللہ تعالیٰl-lahuto inform yousizi vâkıf kılacakکہ آگاہ کرے تم کوliyuṭ'liʿakumaboutüzerineاوپرʿalāthe unseengaybغیب کےl-ghaybi[and] butfakatاور لیکنwalākinnaAllahاللہ تعالیٰl-lahachoosesseçerچن لیتا ہےyajtabīfromelçilerindenسےminHis Messengersاپنے رسولوں میں سےrusulihiwhomkimiجس کوmanHe willsdiliyorsaچاہتا ہےyashāuso believeo halde inanınپس ایمان لاؤfaāminūin AllahAllah'aاللہ پرbil-lahiand His Messengersve elçilerineاور اس کے رسولوں پرwarusulihiand ifeğerاور اگرwa-inyou believeinanırتم ایمان لاؤ گےtu'minūand fear (Allah)ve korunursanızاور تقوی کرو گےwatattaqūthen for yousizin için vardırتو تمہارے لیے ہےfalakum(is a) rewardbir mükafatاجرajrungreatbüyükبہت بڑاʿaẓīmun

179 Allah would not leave the believers in that [state] you are in [presently] until He separates the evil from the good. Nor would Allah reveal to you the unseen. But [instead], Allah chooses of His messengers whom He wills, so believe in Allah and His messengers. And if you believe and fear Him, then for you is a great reward.

179 Allah inananları sizin durumunuzda bırakacak değildir, temizi pisten ayıracaktır. Allah size gaybı bildirecek değildir; fakat Allah peygamberlerinden dilediğini seçip, ona gaybı bildirir. Artık Allah'a ve peygamberlerine inanın; inanır ve sakınırsanız size büyük ecir vardır.

179 Allah, müminleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir, pisi temizden ayıracaktır. Ve Allah sizi gayba vakıf kılacak da değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçip (gaybı bildirir). O halde Allah'a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve günahlardan korunursanız, sizin için büyük bir mükafat vardır.

179 (لوگو) جب تک خدا ناپاک کو پاک سے الگ نہ کردے گا مومنوں کو اس حال میں جس میں تم ہو ہرگز نہیں رہنے دے گا۔ اور الله تم کوغیب کی باتوں سے بھی مطلع نہیں کرے گاالبتہ خدا اپنے پیغمبروں میں سے جسے چاہتا ہے انتخاب کرلیتا ہے۔ تو تم خدا پر اور اس کے رسولوں پر ایمان لاؤاور اگر ایمان لاؤ گے اور پرہیزگاری کرو گے تو تم کو اجر عظیم ملے گا

179 اللہ مومنوں کو اس حالت میں ہرگز نہ رہنے دے گا جس میں تم اس وقت پائے جاتے ہو۔1 وہ پاک لوگوں کو ناپاک لوگوں سے الگ کرکے رہے گا۔ مگر اللہ کا یہ طریقہ نہیں ہے کہ تم کو غیب پر مطلع کردے۔2 غیب کی باتیں بتانے کے لیے تووہ اپنے رسولوں میں سے جس کو چاہتا ہے منتخب کر لیتا ہے، لہٰذا( اُمورِ غیب کے بارے میں) اللہ اور اس کے رسول پر ایمان رکھو۔ اگر تم ایمان اور خدا ترسی کی روش پر چلو گے تو تم کو بڑا اجر ملے گا

وَلَا يَحۡسَبَنَّ ٱلَّذِينَ يَبۡخَلُونَ بِمَآ ءَاتَـٰهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضۡلِهِۦ هُوَ خَيۡرًا لَّهُم‌ۖ بَلۡ هُوَ شَرٌّ لَّهُمۡ‌ۖ سَيُطَوَّقُونَ مَا بَخِلُواۡ بِهِۦ يَوۡمَ ٱلۡقِيَـٰمَةِ‌ۗ وَلِلَّهِ مِيرٰثُ ٱلسَّمَـٰوٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۗ وَٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ خَبِيرٌ ١٨٠

And (let) notsanmasınlarاور نہwalāthinkگمان کریںyaḥsabannathose whokimselerوہ لوگalladhīnawithholdcimrilik eden(ler)جو بخل کرتے ہیںyabkhalūnaof whatne kiساتھ اس کے جوbimā(has) given themkendilerine vermiştirعطا کیا ان کوātāhumuAllahاللہ نےl-lahuoflütfundanسےminHis Bountyاپنے فضل سےfaḍlihi(that) itoوہhuwa(is) goodhayırlıdırاچھا ہے۔ بہتر ہےkhayranfor themkendileri içinان کے لیےlahumNay(hayır) bilakisبلکہbalitoوہhuwa(is) badşerlidirبرا ہےsharrunfor themkendileri içinان کے لیے۔ بدتر ہے ان کے لیےlahumTheir necks will be encircledboyunlarına dolandırılacaktırعنقریب وہ طوق پہنائے جائیں گے جو۔ اس کاsayuṭawwaqūna(with) whatşeylerجوthey withheldcimrilik ettikleriانہوں نے بخل کیاbakhilū[with it]onunlaساتھ اس کےbihi(on the) Daygünüدنyawma(of) [the] Resurrectionkıyametقیامت کےl-qiyāmatiAnd for AllahAllah'ındırاور اللہ ہی کے لیے ہےwalillahi(is the) heritagemirasıمیراثmīrāthu(of) the heavensgöklerinآسمانوں کیl-samāwātiand the earthve yerinاور زمین کیwal-arḍiAnd AllahAllahاور اللہwal-lahuwith whatne kiساتھ اس کے جوbimāyou doyapıyorsunuzتم عمل کرتے ہوtaʿmalūna(is) All-Awarehaber alandırباخبر ہےkhabīrun

180 And let not those who [greedily] withhold what Allah has given them of His bounty ever think that it is better for them. Rather, it is worse for them. Their necks will be encircled by what they withheld on the Day of Resurrection. And to Allah belongs the heritage of the heavens and the earth. And Allah, with what you do, is [fully] Acquainted.

180 Allah'ın bol nimetinden verdiklerinde cimrilik edenler, sakın bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar, bilakis bu onların kötülüğünedir. Cimrilik yaptıkları şey, kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Allah işlediklerinizden haberdardır.

180 Allah'ın, kendilerine lütfundan verdiği nimetlere karşı cimrilik edenler, bunun, kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır o, kendileri için şerdir. Cimrilik ettikleri şey, kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah'a aittir. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

180 جو لوگ مال میں جو خدا نے اپنے فضل سے ان کو عطا فرمایا ہے بخل کرتے ہیں وہ اس بخل کو اپنے حق میں اچھا نہ سمجھیں۔ (وہ اچھا نہیں) بلکہ ان کے لئے برا ہے وہ جس مال میں بخل کرتے ہیں قیامت کے دن اس کا طوق بنا کر ان کی گردنوں میں ڈالا جائے گا۔ اور آسمانوں اور زمین کا وارث خدا ہی ہے۔ اور جو عمل تم کرتے ہوخدا کو معلوم ہے

180 جن لوگوں کو اللہ نے اپنے فضل سے نوازا ہے اور پھر وہ بخل سے کام لیتےہیں وہ اس خیال میں نہ رہیں کہ یہ بخیلی ا ن کےلیے اچھی ہے۔ نہیں، یہ ان کے حق میں نہایت بری ہے۔ جو کچھ وہ اپنی کنجوسی سے جمع کررہے ہیں وہی قیامت کے روز ان کے گلے کا طوق بن جائے گا۔ زمین اور آسمانوں کی میراث اللہ ہی کے لیے ہے1 اور تم جو کچھ کرتے ہو اللہ اس سے باخبر ہے

Surah 3 / Ali 'Imran / Family of Imran سورة آل عمران 74
So they returnedgeri döndülerاور وہ پلٹ آئے fa-inqalabū with (the) Favorbir ni'metleساتھ نعمت کے biniʿ'matin ofAllahtanسے mina Allahاللہ کی طرف l-lahi and Bountyve bolluklaاور فضل کے wafaḍlin notkendilerine dokunmadıنہیں lam touched themچھوا ان کو yamsashum any harmhiçbir kötülükکسی تکلیف نے۔ کسی نقصان نے sūon And they followedve uydularاور انہوں نے پیروی کی wa-ittabaʿū
(the) pleasurerızasınaرضا کی riḍ'wāna (of) AllahAllah'ınاللہ کی l-lahi and AllahAllahاور اللہ wal-lahu (is) Possessorsahibidirوالا ہے dhū (of) Bountylutufفضل faḍlin greatbüyükبڑے ʿaẓīmin١٧٤ (It is) onlyşüphesizبیشک innamā thatişte oیہ dhālikumu the Shaitaanşeytanشیطان ہے l-shayṭānu
frightens (you)sizi korkutuyorجو ڈراتا ہے yukhawwifu (of) his allieskendi dostlarındanاپنے دوستوں کو awliyāahu So (do) notonlardan korkmayınتو نہ falā fear themتم ڈرو ان سے takhāfūhum but fear Mebenden korkunاور ڈرو مجھ سے wakhāfūni ifeğerاگر in you areisenizہو تم kuntum believersinanmışمومن۔ ایمان لانے والے mu'minīna١٧٥
And (let) notseni üzmesinاور نہ walā grieve youغمگین کریں تجھ کو yaḥzunka those whokimselerوہ لوگ alladhīna hastenkoşan(lar)جو جلدی کرتے ہیں yusāriʿūna in(to)inkaraمیں [the] disbeliefکفر l-kuf'ri Indeed, theyelbette onlarبیشک وہ innahum neverzarar veremezlerہرگز نہیں lan will harmنقصان دے سکتے yaḍurrū AllahAllah'aاللہ کو l-laha
(in) anythinghiçbirکچھ بھی shayan intendsistiyorچاہتا ہے yurīdu Allahاللہ l-lahu that notkoymamakکہ نہ allā He will setرکھے yajʿala for themonlaraان کے لیے lahum any portionhiçbir nasipکوئی حصہ ḥaẓẓan inahiretteمیں the Hereafterآخرت (میں) l-ākhirati And for themve onlar için vardırاور ان کے لیے walahum (is) a punishmentbir azabعذاب ہے ʿadhābun
greatbüyükبڑا ʿaẓīmun١٧٦ Indeedşüphesizبیشک inna those whokimselerوہ لوگ alladhīna (have) purchasedsatın alan(lar)جنہوں نے خرید لیا ish'tarawū [the] disbeliefinkarıکفر کو l-kuf'ra with the faithiman karşılığındaبدلے ایمان کے bil-īmāni neverzarar vermezlerہرگز نہیں lan will they harmوہ نقصان دے سکتے yaḍurrū
AllahAllah'aاللہ کو l-laha (in) anythinghiçbirکچھ بھی shayan and for themve onlar için vardırاور ان کے لیے walahum (is) a punishmentbir azabعذاب ہے ʿadhābun painfulacıklıدردناک alīmun١٧٧ And (let) notsanmasınlarاور نہ walā thinkگمان کریں yaḥsabanna those whokimselerوہ لوگ alladhīna disbelievedinkar edenlerجنہوں نے کفر کیا kafarū
thatkiبیشک جو annamā We give respitesüre vermemizڈھیل دے رہے ہیں num'lī to themkendilerineواسطے ان کے lahum (is) goodhayırlıdırبہتر ہے khayrun for themselveskendileri içinان کے نفسوں کے لیے li-anfusihim Onlybiz süre veriyoruzبیشک innamā We give respiteہم مہلت دے رہے ہیں num'lī to themonlaraواسطے ان کے lahum so that they may increaseartırsınlar diyeتاکہ وہ بڑھ جائیں liyazdādū (in) sinsgünahıگناہ میں ith'man
and for themve onlar için vardırاور ان کے لیے walahum (is) a punishmentbir azabعذاب ہے ʿadhābun humiliatingalçaltıcıرسوا کرنے والا muhīnun١٧٨ Notdeğildirنہیں isہے kāna Allahاللہ l-lahu to leavebırakacakکہ چھوڑ دے liyadhara the believersmü'minleriمومنوں کو l-mu'minīna on(şu) üzerindeاوپر ʿalā whatbulunduğunuz(اس کے) جو
you (are)sizinہو تم antum in [it](hal) üzereاوپر اس کے (جس حال پر ہو) ʿalayhi untilkadarیہاں تک کہ ḥattā He separatesayırıncayaوہ چھانٹ دے yamīza the evilpis olanıناپاک کو l-khabītha fromtemizdenسے mina the goodپاک سے l-ṭayibi And notve değildirاور نہیں wamā isہے kāna Allahاللہ تعالیٰ l-lahu to inform yousizi vâkıf kılacakکہ آگاہ کرے تم کو liyuṭ'liʿakum
aboutüzerineاوپر ʿalā the unseengaybغیب کے l-ghaybi [and] butfakatاور لیکن walākinna Allahاللہ تعالیٰ l-laha choosesseçerچن لیتا ہے yajtabī fromelçilerindenسے min His Messengersاپنے رسولوں میں سے rusulihi whomkimiجس کو man He willsdiliyorsaچاہتا ہے yashāu so believeo halde inanınپس ایمان لاؤ faāminū in AllahAllah'aاللہ پر bil-lahi
and His Messengersve elçilerineاور اس کے رسولوں پر warusulihi and ifeğerاور اگر wa-in you believeinanırتم ایمان لاؤ گے tu'minū and fear (Allah)ve korunursanızاور تقوی کرو گے watattaqū then for yousizin için vardırتو تمہارے لیے ہے falakum (is a) rewardbir mükafatاجر ajrun greatbüyükبہت بڑا ʿaẓīmun١٧٩ And (let) notsanmasınlarاور نہ walā
thinkگمان کریں yaḥsabanna those whokimselerوہ لوگ alladhīna withholdcimrilik eden(ler)جو بخل کرتے ہیں yabkhalūna of whatne kiساتھ اس کے جو bimā (has) given themkendilerine vermiştirعطا کیا ان کو ātāhumu Allahاللہ نے l-lahu oflütfundanسے min His Bountyاپنے فضل سے faḍlihi (that) itoوہ huwa (is) goodhayırlıdırاچھا ہے۔ بہتر ہے khayran
for themkendileri içinان کے لیے lahum Nay(hayır) bilakisبلکہ bal itoوہ huwa (is) badşerlidirبرا ہے sharrun for themkendileri içinان کے لیے۔ بدتر ہے ان کے لیے lahum Their necks will be encircledboyunlarına dolandırılacaktırعنقریب وہ طوق پہنائے جائیں گے جو۔ اس کا sayuṭawwaqūna (with) whatşeylerجو they withheldcimrilik ettikleriانہوں نے بخل کیا bakhilū [with it]onunlaساتھ اس کے bihi (on the) Daygünüدن yawma (of) [the] Resurrectionkıyametقیامت کے l-qiyāmati
And for AllahAllah'ındırاور اللہ ہی کے لیے ہے walillahi (is the) heritagemirasıمیراث mīrāthu (of) the heavensgöklerinآسمانوں کی l-samāwāti and the earthve yerinاور زمین کی wal-arḍi And AllahAllahاور اللہ wal-lahu with whatne kiساتھ اس کے جو bimā you doyapıyorsunuzتم عمل کرتے ہو taʿmalūna (is) All-Awarehaber alandırباخبر ہے khabīrun١٨٠
٧٤
‹ 72page 73 of the printed Mushaf74 ›