وَقَالُواۡ هَـٰذِهِۦٓ أَنۡعَـٰمٌ وَحَرۡثٌ حِجۡرٌ لَّا يَطۡعَمُهَآ إِلَّا مَن نَّشَآءُ بِزَعۡمِهِمۡ وَأَنۡعَـٰمٌ حُرِّمَتۡ ظُهُورُهَا وَأَنۡعَـٰمٌ لَّا يَذۡكُرُونَ ٱسۡمَ ٱللَّهِ عَلَيۡهَا ٱفۡتِرَآءً عَلَيۡهِ‌ۚ سَيَجۡزِيهِم بِمَا كَانُواۡ يَفۡتَرُونَ ١٣٨

And they saydediler kiاور انہوں نے کہاwaqālūThesebunlarیہhādhihi(are) cattlehayvanlardırمویشی ہیںanʿāmunand cropsve ekinlerdirاور کھیتیاںwaḥarthunforbiddendokunulmazممنوعḥij'runno (one)yiyemezنہیںcan eat themکھا سکتا ان کوyaṭʿamuhāexceptbaşkasıمگرillāwhomkimsedenجس کوmanwe willbizim dilediğimizہم چاہیںnashāuby their claimzanlarıncaان کے گمان کے مطابقbizaʿmihimAnd cattleve hayvanlarاور کچھ مویشیwa-anʿāmunforbiddenyasaklanmışحرام کی گئیںḥurrimat(are) their backssırtı(na binilmesi)ان کی پیٹھیںẓuhūruhāand cattleve hayvanlarاور کچھ مویشیwa-anʿāmunnotanılmayanنہیںthey mentionوہ ذکر کرتےyadhkurūna(the) nameadıنامis'ma(of) AllahAllah'ınاللہ کا نامl-lahion itüzerlerineان پرʿalayhā(as) an inventioniftira ederekجھوٹ گھڑتے ہوئےif'tirāanagainst HimO'na (Allah'a)اس پرʿalayhiHe will recompense themonları cezalandıracaktırعنقریب وہ بدلہ دے گا ان کوsayajzīhimfor whatnedeniyleبوجہ اس کے جوbimāthey used toiftira etmeleriتھےkānūinventوہ افترا پردازی کرتےyaftarūna

138 And they say, "These animals and crops are forbidden; no one may eat from them except whom we will," by their claim. And there are those [camels] whose backs are forbidden [by them] and those upon which the name of Allah is not mentioned - [all of this] an invention of untruth about Him. He will punish them for what they were inventing.

138 "Bu hayvanlar ve ekinleri dilediğimizden başkasının yemesi yasaktır; bir kısım hayvanların sırtlarına yük vurmak da haramdır" iddiasında bulunarak ve bir kısım hayvanları keserken de Allah'ın adını anmamak suretiyle O'na iftira ederler. Allah, yaptıkları iftiralara karşı onları cezalandıracaktır.

138 Zanlarınca dediler ki: "Bunlar dokunulmaz hayvanlar ve ekinlerdir. Bunları bizim dilediğimizden başkası yiyemez. Bunlar da sırtına binilmesi yasaklanmış hayvanlar." Bir kısım hayvanları da üzerlerine Allah'ın adını anmadan boğazlarlar. Bütün bunları Allah'a iftira ederek yaparlar. Allah onları iftiralarıyla cezalandıracaktır.

138 اور اپنے خیال سے یہ بھی کہتے ہیں کہ یہ چارپائے اور کھیتی منع ہے اسے اس شخص کے سوا جسے ہم چاہیں کوئی نہ کھائے اور (بعض) چارپائے ایسے ہیں کہ ان کی پیٹ پر چڑھنا منع کر دیا گیا ہے اور بعض مویشی ایسے ہیں جن پر (ذبح کرتے وقت) خدا کا نام نہیں لیتے سب خدا پر جھوٹ ہے وہ عنقریب ان کو ان کے جھوٹ کا بدلہ دے گا

138 کہتے ہیں یہ جانور اور یہ کھیت محفوظ ہیں، انہیں صرف وہی لوگ کھاسکتے ہیں نہیں ہم کھلانا چاہیں، حالانکہ یہ پابندی ان کی خود ساختہ ہے۔1 پھر کچھ جانور رہیں جن پر سواری اور بار برداری حرام کردی گئی ہے اور کچھ جانور ہیں جن پر اللہ کا نام نہیں لیت2ے، اور یہ سب کچھ انہوں نے اللہ پر افتراکیا ہے،3 عنقریب اللہ انہیں ان افتراپردازیوں کا بدلہ دے گا

وَقَالُواۡ مَا فِى بُطُونِ هَـٰذِهِ ٱلۡأَنۡعَـٰمِ خَالِصَةٌ لِّذُكُورِنَا وَمُحَرَّمٌ عَلَىٰٓ أَزۡوٰجِنَا‌ۖ وَإِن يَكُن مَّيۡتَةً فَهُمۡ فِيهِ شُرَكَآءُ‌ۚ سَيَجۡزِيهِمۡ وَصۡفَهُمۡ‌ۚ إِنَّهُۥ حَكِيمٌ عَلِيمٌ ١٣٩

And they sayve dediler kiاور انہوں نے کہاwaqālūWhatolanlarجو کچھ(is) inkarınlarındaمیں(the) wombsپیٹوں میں ہےbuṭūni(of) thesebuانhādhihicattlehayvanlarınمویشیوں کےl-anʿāmi(is) exclusivelyyalnızخالص ہےkhāliṣatunfor our maleserkeklerimize aittirہمارے مردوں کے لئےlidhukūrināand forbiddenve haramdırاور حرام کیا گیاwamuḥarramunonüzerineپرʿalāour spouseskadınlarımızہماری عورتوں پر / بیویوں پرazwājināBut ifve eğerاور اگرwa-inisolursaہوyakun(born) deadölüوہ مردارmaytatanthen they (all)o zaman hepsiتو وہfahumin itondaاس میںfīhi(are) partnersortaktırسب شریک ہیںshurakāuHe will recompense themcezalarını verecektirعنقریب بدلہ دے گا ان کوsayajzīhim(for) their attributionbu nitelendirmelerininان کے بیان کا / ان کی حالت کاwaṣfahumIndeed, Heçünkü Oبیشک وہinnahu(is) All-Wisehüküm ve hikmet sahibidirحکمت والا ہےḥakīmunAll-Knowingbilendirعلم والا ہےʿalīmun

139 And they say, "What is in the bellies of these animals is exclusively for our males and forbidden to our females. But if it is [born] dead, then all of them have shares therein." He will punish them for their description. Indeed, He is Wise and Knowing.

139 "Bu hayvanların karınlarında olan yavrular yalnız erkeklerimize mahsus olup, eşlerimize yasaktır. Ölü doğacak olursa hepsi ona ortak olurlar" dediler. Allah bu türlü sözlerin cezasını verecektir, çünkü O hakimdir, bilendir.

139 Dediler ki: "Bu hayvanların karınlarındakiler sadece erkeklerimize ait olup kadınlarımıza haramdır". Eğer ölü doğarsa o zaman hepsi onda ortaktır. Bu nitelemelerinden dolayı Allah onların cezasını verecektir. Çünkü O hikmet sahibidir, her şeyi bilendir.

139 اور یہ بھی کہتے ہیں کہ جو بچہ ان چارپایوں کے پیٹ میں ہے وہ خاص ہمارے مردوں کے لئے ہے اور ہماری عورتوں کو (اس کا کھانا) حرام ہے اور اگر وہ بچہ مرا ہوا ہو تو سب اس میں شریک ہیں (یعنی اسے مرد اور عورتیں سب کھائیں) عنقریب خدا ان کو ان کے ڈھکوسلوں کی سزا دے گا بےشک وہ حکمت والا خبردار ہے

139 اور کہتے ہیں کہ جو کچھ ان جانوروں کے پیٹ میں ہے یہ ہمارے مردوں کے لیے مخصوص ہے اور ہماری عورتوں پر حرام، لیکن اگر وہ مُردہ ہو تو دونوں اس کے کھانے میں شریک ہوسکتے ہیں۔1 یہ باتیں جو انہوں نے گھڑلی ہیں ان کا بدلہ اللہ انہیں دے کررہے گا۔ یقیناً وہ حکیم ہے اور سب باتوں کی اسے خبر ہے

قَدۡ خَسِرَ ٱلَّذِينَ قَتَلُوٓاۡ أَوۡلَـٰدَهُمۡ سَفَهَۢا بِغَيۡرِ عِلۡمٍ وَحَرَّمُواۡ مَا رَزَقَهُمُ ٱللَّهُ ٱفۡتِرَآءً عَلَى ٱللَّهِ‌ۚ قَدۡ ضَلُّواۡ وَمَا كَانُواۡ مُهۡتَدِينَ ١٤٠

Certainlymuhakkakتحقیقqad(are) lostziyana uğrarlarنقصان اٹھایاkhasirathose whokimselerان لوگوں نےalladhīnakilledöldüren(ler)جنہوں نے قتل کیاqatalūtheir childrençocuklarınıاپنی اولاد کوawlādahum(in) foolishnessbeyinsizceحماقت میںsafahanwithoutbilgisizlik yüzündenبغیرbighayriknowledgeعلم کےʿil'minand forbidve haram kılanlarاور حرام قرار دیا اس کوwaḥarramūwhatkendilerine verdiği rızkıجو(bas been) provided (to) themرزق دیا ان کوrazaqahumu(by) Allah Allah'ınاللہ نےl-lahuinventing (lies)iftira ederekجھوٹ گھڑتے ہوئےif'tirāanagainstkarşıپرʿalāAllahAllah'aاللہ پرl-lahiCertainlymuhakkakتحقیقqadthey have gone astraysapmışlardırوہ بھٹک گئےḍallūand notve değillerdirاور نہwamāthey areonlarتھےkānūguided-onesyola geliciوہ ہدایت پانے والےmuh'tadīna

140 Those will have lost who killed their children in foolishness without knowledge and prohibited what Allah had provided for them, inventing untruth about Allah. They have gone astray and were not [rightly] guided.

140 Beyinsizlikleri yüzünden, körü körüne çocuklarını öldürenler ve Allah'ın kendilerine verdiği nimetleri Allah'a iftira ederek haram sayanlar mahvolmuşlardır; onlar sapıtmışlardır, zaten doğru yolda da değillerdi.

140 Bilgisizlik yüzünden beyinsizce çocuklarını öldürenler ve Allah'ın kendilerine verdiği rızkı, Allah'a iftira ederek haram kılanlar muhakkak ki, ziyana uğradılar. Bunlar, doğru yoldan sapmışlardır; hidayete erecek de değillerdir.

140 جن لوگوں نے اپنی اولاد کو بیوقوفی سے بے سمجھی سے قتل کیا اور خدا پر افترا کر کے اس کی عطا فرمائی کی ہوئی روزی کو حرام ٹہرایا وہ گھاٹے میں پڑ گئے وہ بےشبہ گمراہ ہیں اور ہدایت یافتہ نہیں ہیں

140 یقیناً خسارے میں پڑگئے وہ لوگ جنہوں نے اپنی اولاد کو جہالت و نادانی کی بنا پر قتل کیا اور اللہ کے دیے ہوئے رزق کو اللہ پر افترا پردازی کرکے حرام ٹھیرالیا۔ یقیناً وہ بھٹک گئے اور ہر گز وہ راہِ راست پانے والوں میں سے نہ تھے۔ 1

۞وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَنشَأَ جَنَّـٰتٍ مَّعۡرُوشَـٰتٍ وَغَيۡرَ مَعۡرُوشَـٰتٍ وَٱلنَّخۡلَ وَٱلزَّرۡعَ مُخۡتَلِفًا أُكُلُهُۥ وَٱلزَّيۡتُونَ وَٱلرُّمَّانَ مُتَشَـٰبِهًا وَغَيۡرَ مُتَشَـٰبِهٍ‌ۚ كُلُواۡ مِن ثَمَرِهِۦٓ إِذَآ أَثۡمَرَ وَءَاتُواۡ حَقَّهُۥ يَوۡمَ حَصَادِهِۦ‌ۖ وَلَا تُسۡرِفُوٓاۡ‌ۚ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلۡمُسۡرِفِينَ ١٤١

And Heve O'durاور وہwahuwa(is) the One Whokiاللہ وہ ذات ہےalladhīproducedyaratanجس نے پیدا کئےansha-agardensbahçeleriباغاتjannātintrellisedçardaklıچھتوں پر چڑھائے ہوئےmaʿrūshātinand other thanveاورwaghayratrellisedçardaksızاور چھتوں پہ نہ چڑھائے ہوئےmaʿrūshātinand the date-palmhurma(ları)اور کجھور کے درختwal-nakhlaand the cropsve ekin(ler)iاور کھیتwal-zarʿadiverseçeşit çeşitمختلف ہیںmukh'talifan(are) its tasteürünleriاس کے کھانےukuluhuand the olivesve zeytinleriاور زیتونwal-zaytūnaand the pomegranatesve narlarıاور انارwal-rumānasimilarbirbirine benzerآپس میں ملتے جلتےmutashābihanand other thanve benzemezاور نہwaghayrasimilarملتے جلتےmutashābihinEatyeyinکھاؤkulūofmeyvasındanسےminits fruitاس کی پیدوار میں سےthamarihiwhenzamanجبidhāit bears fruitmeyva verdiğiوہ پھل لائےathmaraand giveve verinاور دوwaātūits duehakkını (sadakasını)اس کا حقḥaqqahu(on the) daygünüدنyawma(of) its harvesthasatاس کی کٹائی کےḥaṣādihiAnd (do) notve aslaاور نہwalā(be) extravagantisraf etmeyinتم اسراف کروtus'rifūIndeed, Heçünkü Oکیونکہ وہinnahu(does) notsevmezنہیںloveپسند کرتاyuḥibbuthe ones who are extravagantisraf edenleriاسراف کرنے والوں کوl-mus'rifīna

141 And He it is who causes gardens to grow, [both] trellised and untrellised, and palm trees and crops of different [kinds of] food and olives and pomegranates, similar and dissimilar. Eat of [each of] its fruit when it yields and give its due [zakah] on the day of its harvest. And be not excessive. Indeed, He does not like those who commit excess.

141 Çardaklı ve çardaksız bağları inşa eden Allah'tır. Tadları çeşitli ekin ve hurmaları, zeytin ve narı birbirine benzer ve benzemez şekilde yaratan O'dur. Ürün verdiği zaman ürününden yiyin, devşirildiği ve biçildiği gün hakkını verin; israf etmeyin, çünkü Allah müsrifleri sevmez.

141 Asmalı ve asmasız (üzüm) bahçeleri, hurmaları, ürünleri çeşit çeşit ekinleri, zeytinleri ve narları, birbirine benzer ve benzemez biçimde yaratan O'dur. Her biri meyve verince meyvesinden yiyin, hasat günü de hakkını (zekat ve sadakasını) verin; amaisraf etmeyin, çünkü O, israf edenleri sevmez.

141 اور خدا ہی تو ہے جس نے باغ پیدا کئے چھتریوں پر چڑھائے ہوئے بھی اور جو چھتریوں پر نہیں چڑھائے ہوئے وہ بھی اور کھجور اور کھیتی جن کے طرح طرح کے پھل ہوتے ہیں اور زیتون اور انار جو (بعض باتوں میں) ایک دوسرے سے ملتے ہیں جب یہ چیزیں پھلیں تو ان کے پھل کھاؤ اور جس دن (پھل توڑو اور کھیتی) کاٹو تو خدا کا حق بھی اس میں سے ادا کرو اور بےجا نہ اڑاؤ کہ خدا بیجا اڑانے والوں کو دوست نہیں رکھتا

141 وہ اللہ ہی ہے جس نے طرح طرح کے باغ اور تاکستان1 اور نخلستان پیدا کیے، کھیتیاں اُگائیں جن سے قسم قسم کے ماکولات حاصل ہوتے ہیں، زیتون اور انار کے درخت پیدا کیے جن کے پھل صُورت میں مشابہ اور مزے میں مختلف ہوتے ہیں۔ کھاوٴ ان کی پیداوار جب کہ یہ پھلیں ، اور اللہ کا حق ادا کرو جب ان کی فصل کاٹو، اور حد سے نہ گزرو کہ اللہ حد سے گزرنے والوں کو پسند نہیں کرتا

وَمِنَ ٱلۡأَنۡعَـٰمِ حَمُولَةً وَفَرۡشًا‌ۚ كُلُواۡ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ وَلَا تَتَّبِعُواۡ خُطُوٰتِ ٱلشَّيۡطَـٰنِ‌ۚ إِنَّهُۥ لَكُمۡ عَدُوٌّ مُّبِينٌ ١٤٢

And ofhayvanlardanاور سےwaminathe cattleمویشیوں میں (سے کچھ)l-anʿāmi(are some for) burden(kimi) yük taşırاٹھانے والے ہیںḥamūlatanand (some for) meat(kiminin) tüyünden sergi yapılırچھوٹے قد کے / زمین سے لگے ہوئےwafarshanEatyeyinکھاؤkulūof whatsize verdiği rızıktanاس میں سے جوmimmā(has been) provided (to) youرزق دیا تم کوrazaqakumu(by) AllahAllah'ınاللہ نےl-lahuand (do) notizlemeyinاور نہwalāfollowتم پیروی کروtattabiʿū(the) footstepsadımlarınıقدموں کیkhuṭuwāti(of) Shaitaanşeytanınشیطان کےl-shayṭāniIndeed, hezira oبیشک وہinnahu(is) to yousizin içinتمہارے لئےlakuman enemybir düşmandırدشمن ہےʿaduwwunopenapaçıkکھلم کھلاmubīnun

142 And of the grazing livestock are carriers [of burdens] and those [too] small. Eat of what Allah has provided for you and do not follow the footsteps of Satan. Indeed, he is to you a clear enemy.

142 Hayvanları da yük ve kesim için yaratan Allah'tır. Allah'ın size verdiği rızıktan yiyin, şeytana ayak uydurmayın, o size apaçık bir düşmandır.

142 Hayvanlardan da (çeşit çeşit yarattı). Kimi yük taşır, kiminin yününden döşek yapılır. Allah'ın size verdiği rızıktan yiyin ve şeytanın adımlarına uymayın (peşinden gitmeyin); çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır.

142 اور چارپایوں میں بوجھ اٹھانے والے (یعنی بڑے بڑے) بھی پیدا کئے اور زمین سے لگے ہوئے (یعنی چھوٹے چھوٹے) بھی (پس) خدا کا دیا ہوا رزق کھاؤ اور شیطان کے قدموں پر نہ چلو وہ تمہارا صریح دشمن ہے

142 پھر وہی ہے جس نے مویشیوں میں سے وہ جانور بھی پیدا کیے جن سے سواری و بار برداری کا کام لیا جاتا ہے اور وہ بھی جو کھانے اور بچھانے کے کام آتے ہیں۔1 کھاوٴ اُن چیزوں میں سے جو اللہ نے تمہیں بخشی ہیں اور شیطان کی پیروی نہ کرو کہ وہ تمہارا کُھلا دشمن ہے۔2

Surah 6 / Al-An'am / The Cattle سورة الأنعام 147
And they saydediler kiاور انہوں نے کہا waqālū Thesebunlarیہ hādhihi (are) cattlehayvanlardırمویشی ہیں anʿāmun and cropsve ekinlerdirاور کھیتیاں waḥarthun forbiddendokunulmazممنوع ḥij'run no (one)yiyemezنہیں can eat themکھا سکتا ان کو yaṭʿamuhā exceptbaşkasıمگر illā whomkimsedenجس کو man
we willbizim dilediğimizہم چاہیں nashāu by their claimzanlarıncaان کے گمان کے مطابق bizaʿmihim And cattleve hayvanlarاور کچھ مویشی wa-anʿāmun forbiddenyasaklanmışحرام کی گئیں ḥurrimat (are) their backssırtı(na binilmesi)ان کی پیٹھیں ẓuhūruhā and cattleve hayvanlarاور کچھ مویشی wa-anʿāmun notanılmayanنہیں they mentionوہ ذکر کرتے yadhkurūna
(the) nameadıنام is'ma (of) AllahAllah'ınاللہ کا نام l-lahi on itüzerlerineان پر ʿalayhā (as) an inventioniftira ederekجھوٹ گھڑتے ہوئے if'tirāan against HimO'na (Allah'a)اس پر ʿalayhi He will recompense themonları cezalandıracaktırعنقریب وہ بدلہ دے گا ان کو sayajzīhim for whatnedeniyleبوجہ اس کے جو bimā they used toiftira etmeleriتھے kānū
inventوہ افترا پردازی کرتے yaftarūna١٣٨ And they sayve dediler kiاور انہوں نے کہا waqālū Whatolanlarجو کچھ (is) inkarınlarındaمیں (the) wombsپیٹوں میں ہے buṭūni (of) thesebuان hādhihi cattlehayvanlarınمویشیوں کے l-anʿāmi
(is) exclusivelyyalnızخالص ہے khāliṣatun for our maleserkeklerimize aittirہمارے مردوں کے لئے lidhukūrinā and forbiddenve haramdırاور حرام کیا گیا wamuḥarramun onüzerineپر ʿalā our spouseskadınlarımızہماری عورتوں پر / بیویوں پر azwājinā But ifve eğerاور اگر wa-in isolursaہو yakun
(born) deadölüوہ مردار maytatan then they (all)o zaman hepsiتو وہ fahum in itondaاس میں fīhi (are) partnersortaktırسب شریک ہیں shurakāu He will recompense themcezalarını verecektirعنقریب بدلہ دے گا ان کو sayajzīhim (for) their attributionbu nitelendirmelerininان کے بیان کا / ان کی حالت کا waṣfahum Indeed, Heçünkü Oبیشک وہ innahu
(is) All-Wisehüküm ve hikmet sahibidirحکمت والا ہے ḥakīmun All-Knowingbilendirعلم والا ہے ʿalīmun١٣٩ Certainlymuhakkakتحقیق qad (are) lostziyana uğrarlarنقصان اٹھایا khasira those whokimselerان لوگوں نے alladhīna killedöldüren(ler)جنہوں نے قتل کیا qatalū their childrençocuklarınıاپنی اولاد کو awlādahum
(in) foolishnessbeyinsizceحماقت میں safahan withoutbilgisizlik yüzündenبغیر bighayri knowledgeعلم کے ʿil'min and forbidve haram kılanlarاور حرام قرار دیا اس کو waḥarramū whatkendilerine verdiği rızkıجو (bas been) provided (to) themرزق دیا ان کو razaqahumu (by) Allah Allah'ınاللہ نے l-lahu inventing (lies)iftira ederekجھوٹ گھڑتے ہوئے if'tirāan againstkarşıپر ʿalā AllahAllah'aاللہ پر l-lahi
Certainlymuhakkakتحقیق qad they have gone astraysapmışlardırوہ بھٹک گئے ḍallū and notve değillerdirاور نہ wamā they areonlarتھے kānū guided-onesyola geliciوہ ہدایت پانے والے muh'tadīna١٤٠ And Heve O'durاور وہ wahuwa (is) the One Whokiاللہ وہ ذات ہے alladhī
producedyaratanجس نے پیدا کئے ansha-a gardensbahçeleriباغات jannātin trellisedçardaklıچھتوں پر چڑھائے ہوئے maʿrūshātin and other thanveاور waghayra trellisedçardaksızاور چھتوں پہ نہ چڑھائے ہوئے maʿrūshātin and the date-palmhurma(ları)اور کجھور کے درخت wal-nakhla and the cropsve ekin(ler)iاور کھیت wal-zarʿa
diverseçeşit çeşitمختلف ہیں mukh'talifan (are) its tasteürünleriاس کے کھانے ukuluhu and the olivesve zeytinleriاور زیتون wal-zaytūna and the pomegranatesve narlarıاور انار wal-rumāna similarbirbirine benzerآپس میں ملتے جلتے mutashābihan and other thanve benzemezاور نہ waghayra
similarملتے جلتے mutashābihin Eatyeyinکھاؤ kulū ofmeyvasındanسے min its fruitاس کی پیدوار میں سے thamarihi whenzamanجب idhā it bears fruitmeyva verdiğiوہ پھل لائے athmara and giveve verinاور دو waātū its duehakkını (sadakasını)اس کا حق ḥaqqahu (on the) daygünüدن yawma
(of) its harvesthasatاس کی کٹائی کے ḥaṣādihi And (do) notve aslaاور نہ walā (be) extravagantisraf etmeyinتم اسراف کرو tus'rifū Indeed, Heçünkü Oکیونکہ وہ innahu (does) notsevmezنہیں loveپسند کرتا yuḥibbu the ones who are extravagantisraf edenleriاسراف کرنے والوں کو l-mus'rifīna١٤١
And ofhayvanlardanاور سے wamina the cattleمویشیوں میں (سے کچھ) l-anʿāmi (are some for) burden(kimi) yük taşırاٹھانے والے ہیں ḥamūlatan and (some for) meat(kiminin) tüyünden sergi yapılırچھوٹے قد کے / زمین سے لگے ہوئے wafarshan Eatyeyinکھاؤ kulū of whatsize verdiği rızıktanاس میں سے جو mimmā (has been) provided (to) youرزق دیا تم کو razaqakumu
(by) AllahAllah'ınاللہ نے l-lahu and (do) notizlemeyinاور نہ walā followتم پیروی کرو tattabiʿū (the) footstepsadımlarınıقدموں کی khuṭuwāti (of) Shaitaanşeytanınشیطان کے l-shayṭāni Indeed, hezira oبیشک وہ innahu (is) to yousizin içinتمہارے لئے lakum an enemybir düşmandırدشمن ہے ʿaduwwun openapaçıkکھلم کھلا mubīnun١٤٢
١٤٧
‹ 145page 146 of the printed Mushaf147 ›