وَٱلۡبَلَدُ ٱلطَّيِّبُ يَخۡرُجُ نَبَاتُهُۥ بِإِذۡنِ رَبِّهِۦ‌ۖ وَٱلَّذِى خَبُثَ لَا يَخۡرُجُ إِلَّا نَكِدًا‌ۚ كَذٰلِكَ نُصَرِّفُ ٱلۡأَيَـٰتِ لِقَوۡمٍ يَشۡكُرُونَ ٥٨

And the land ve ülkeninاور زمینwal-baladu[the] puregüzel olanجو پاکیزہ (ہوتی) ہےl-ṭayibucomes forthçıkarنکلتی ہےyakhrujuits vegetationbitkisiاس کی نباتاتnabātuhuby (the) permissionizniyleکے اذن سےbi-idh'ni(of) its LordRabbininاس کے ربrabbihibut whicholandan iseاور جوwa-alladhīis bad kötüخراب ہوتی ہےkhabutha(does) notçıkmazنہیںcome forthنکلتی ہےyakhrujuexceptbaşka bir şeyاسی طرحillā(with) difficultyyararsız bitkidenمگر بےفائدہ چیزیںnakidanThusişte biz böyleاسی طرحkadhālikaWe explaindöndürüp açıklarızہم پھیر پھیر کے لاتے ہیںnuṣarrifuthe Signsayetleriنشانیاں/ آیاتl-āyātifor a peoplebir toplum içinان لوگوں کے لئےliqawminwho are gratefulşükredenجو شکر ادا کرتے ہیںyashkurūna

58 And the good land - its vegetation emerges by permission of its Lord; but that which is bad - nothing emerges except sparsely, with difficulty. Thus do We diversify the signs for a people who are grateful.

58 İyi toprak Rabbinin izniyle bitki verir, çorak toprak kavruk bitki çıkarır. Şükredecek millet için böylece ayetleri yerli yerince açıklarız.

58 Güzel memleketin bitkisi, Rabbinin izniyle çıkar; kötü olandan ise yararsız bitkiden başka bir şey çıkmaz. İşte biz, şükreden bir toplum için âyetleri böyle açıklarız.

58 جو زمین پاکیزہ (ہے) اس میں سے سبزہ بھی پروردگار کے حکم سے (نفیس ہی) نکلتا ہے اور جو خراب ہے اس میں جو کچھ ہے ناقص ہوتا ہے۔ اسی طرح ہم آیتوں کو شکرگزار لوگوں کے لئے پھیر پھیر کر بیان کرتے ہیں

58 جو زمین اچھی ہوتی ہے وہ اپنے ربّ کے حکم سے خوب پھل پھول لاتی ہے اور جوزمین خراب ہوتی ہے اس سے ناقص پیداوار کے سوا کچھ نہیں نکلتا۔ 1اس طرح ہم نشانیوں کو بار بار پیش کرتے ہیں اُن لوگوں کے لیے جو شکر گزار ہونے والے ہیں

لَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوۡمِهِۦ فَقَالَ يَـٰقَوۡمِ ٱعۡبُدُواۡ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَـٰهٍ غَيۡرُهُۥٓ إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيۡكُمۡ عَذَابَ يَوۡمٍ عَظِيمٍ ٥٩

Certainlyandolsunالبتہ / تحقیقlaqadWe sentgönderdikبھیجا ہم نےarsalnāNuhNuh'uنوح کوnūḥantokavmineطرفilāhis peopleاس کی قوم کیqawmihiand he saiddedi kiتو اس نے کہاfaqālaO my peopleEy kavmimاے میری قومyāqawmiWorshipkulluk edinعبادت کروuʿ'budūAllahAllah'aاللہ کیl-lahanotyokturنہیںfor yousizinتمہارے لئےlakumanyhiçbirکوئیmingodtanrınızالٰہilāhinother than HimO'ndan başkaاس کے سواghayruhuIndeed, Idoğrusu benبیشک میںinnī[I] fearkorkuyorumمیں ڈرتا ہوںakhāfufor yousizeتم پرʿalaykumpunishmentazabın(ın inmesin)denعذاب سےʿadhāba(of the) Daybir gününدن کےyawminGreatbüyükبڑے (دن کے)ʿaẓīmin

59 We had certainly sent Noah to his people, and he said, "O my people, worship Allah; you have no deity other than Him. Indeed, I fear for you the punishment of a tremendous Day.

59 And olsun ki Nuh'u milletine gönderdik. "Ey milletim! Allah'a kulluk edin, O'ndan başka tanrınız yoktur; doğrusu sizin için büyük günün azabından korkuyorum" dedi.

59 Andolsun ki Nûh'u elçi olarak kavmine gönderdik de dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin sizin O'ndan başka bir ilâhınız yoktur. Doğrusu ben, üstünüze gelecek büyük bir günün azabından korkuyorum."

59 ہم نے نوح کو ان کی قوم کی طرف بھیجا تو انہوں نے (ان سے کہا) اے میری برادری کے لوگو خدا کی عبادت کرو اس کے سوا تمہارا کوئی معبود نہیں۔ مجھے تمہارے بارے میں بڑے دن کے عذاب کا (بہت ہی) ڈر ہے

59 ہم نے نوح ؑ کو اُس کی قوم کی طرف بھیجا۔1 اس نے کہا”اے برادرانِ وقم، اللہ کی بندگی کرو، اُسکے سوا تمہارا کوئی خدا نہیں ہے۔2 میں تمہارے حق میں ایک ہولناک دن کے عذاب سے ڈرتا ہوں۔“

قَالَ ٱلۡمَلَأُ مِن قَوۡمِهِۦٓ إِنَّا لَنَرَىٰكَ فِى ضَلَـٰلٍ مُّبِينٍ ٦٠

Saiddedi(ler) kiکہاqālathe chiefsileri gelenlerسرداروں نےl-mala-uofkavmindenسےminhis peopleاس کی قوم میںqawmihiIndeed, weelbette bizبیشک ہمinnāsurely see youseni görüyoruzالبتہ ہم دیکھتے ہیں تجھ کوlanarākainiçindeمیںerrorbir sapıklıkگمراہیḍalālinclearaçıkکھلیmubīnin

60 Said the eminent among his people, "Indeed, we see you in clear error."

60 Milletinin ileri gelenleri: "Biz senin apaçık sapıklıkta olduğunu görüyoruz" dediler.

60 Kavminden ileri gelenler dediler ki: "Biz seni apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz".

60 تو جو ان کی قوم میں سردار تھے وہ کہنے لگے کہ ہم تمہیں صریح گمراہی میں (مبتلا) دیکھتے ہیں

60 اس کی قوم کے سرداروں نے جواب دیا "ہم کو تو یہ نظر آتا ہے کہ تم صریح گمراہی میں مبتلا ہو"

قَالَ يَـٰقَوۡمِ لَيۡسَ بِى ضَلَـٰلَةٌ وَلَـٰكِنِّى رَسُولٌ مِّن رَّبِّ ٱلۡعَـٰلَمِينَ ٦١

He saiddedi kiاس نے کہاqālaO my peopleEy kavmimاے میری قومyāqawmiThere is notyokturنہیں ہےlaysain mebendeمیرے ساتھerrorbir sapıklıkکوئی گمراہیḍalālatunbut I amfakat benلیکن میںwalākinnīa Messengerbir elçiyimرسول ہوںrasūlunfromtarafındanسےmin(the) LordRabbiربrabbi(of) the worldsalemlerinالعالمین کی طرفl-ʿālamīna

61 [Noah] said, "O my people, there is not error in me, but I am a messenger from the Lord of the worlds."

61 "Ey milletim! Bende bir sapıklık yoktur, ancak ben Alemlerin Rabbinin peygamberiyim, Rabbimin sözlerini size bildiriyor, öğüt veriyorum. Sizin bilmediğinizi Allah katından ben biliyorum. Sakınmanızı ve böylece merhamete uğramanızı sağlamak üzere sizi uyarmak için aranızdan biri vasıtasıyla Rabbinizden size haber gelmesine mi şaşıyorsunuz?" dedi.

61 (Nûh) dedi ki: "Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yok, ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim."

61 انہوں نے کہا اے قوم مجھ میں کسی طرح کی گمراہی نہیں ہے بلکہ میں پروردگار عالم کا پیغمبر ہوں

61 نوحؑ نے کہا "اے برادران قوم، میں کسی گمراہی میں نہیں پڑا ہو ں بلکہ، میں رب العالمین کا رسول ہوں

أُبَلِّغُكُمۡ رِسَـٰلَـٰتِ رَبِّى وَأَنصَحُ لَكُمۡ وَأَعۡلَمُ مِنَ ٱللَّهِ مَا لَا تَعۡلَمُونَ ٦٢

I convey to yousize duyuruyorumمیں پہنچاتا ہوں تم کوuballighukumthe Messagesmesajlarınıپیغاماتrisālāti(of) my LordRabbiminاپنے رب کےrabbīand [I] adviseve öğüt veriyorumاور میں خیر خواہی کرتا ہوںwa-anṣaḥu[to] yousizeتمہارے لئےlakumand I knowve biliyorumاور میں جانتا ہوںwa-aʿlamufromtarafındanسےminaAllahاللہ کی طرف (سے)l-lahiwhatşeyleriجوnotsizin bilmediğinizنہیںyou knowتم جانتےtaʿlamūna

62 I convey to you the messages of my Lord and advise you; and I know from Allah what you do not know.

62 "Ey milletim! Bende bir sapıklık yoktur, ancak ben Alemlerin Rabbinin peygamberiyim, Rabbimin sözlerini size bildiriyor, öğüt veriyorum. Sizin bilmediğinizi Allah katından ben biliyorum. Sakınmanızı ve böylece merhamete uğramanızı sağlamak üzere sizi uyarmak için aranızdan biri vasıtasıyla Rabbinizden size haber gelmesine mi şaşıyorsunuz?" dedi.

62 "Size Rabbimin gönderdiği gerçekleri duyuruyorum, size öğüt veriyorum ve Allah tarafından, sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum."

62 تمہیں اپنے پروردگار کے پیغام پہنچاتا ہوں اور تمہاری خیرخواہی کرتا ہوں اور مجھ کو خدا کی طرف سے ایسی باتیں معلوم ہیں جن سے تم بےخبر ہو

62 تمہیں اپنے رب کے پیغامات پہنچاتا ہوں، تمہارا خیر خواہ ہوں اور مجھے اللہ کی طرف سے وہ کچھ معلوم ہے جو تمھیں معلوم نہیں ہے

أَوَعَجِبۡتُمۡ أَن جَآءَكُمۡ ذِكۡرٌ مِّن رَّبِّكُمۡ عَلَىٰ رَجُلٍ مِّنكُمۡ لِيُنذِرَكُمۡ وَلِتَتَّقُواۡ وَلَعَلَّكُمۡ تُرۡحَمُونَ ٦٣

Do you wonderşaştınız mı?کیا بھلا تعجب ہوا تم کوawaʿajib'tumthatgelmesineکہanhas come to youآئی تمہارے پاسjāakuma reminderbir Zikirایک نصیحتdhik'runfromRabbinizdenسےminyour Lordتمہارے رب کی طرف (سے)rabbikumonaracılığı ileپرʿalāa manbir adamایک شخص (پر)rajulinamong youiçinizdenتمہی میں سےminkumthat he may warn yousizi uyarmak içinتاکہ وہ خبر دار کرے تم کوliyundhirakumand that you may fearve korunmanız içinاور تاکہ تم پرہیزگار ہوجاؤwalitattaqūand so that you mayve belkiاور تاکہ تمwalaʿallakumreceive mercymerhamete uğrarsınız diyeتم رحم کئے جاؤtur'ḥamūna

63 Then do you wonder that there has come to you a reminder from your Lord through a man from among you, that he may warn you and that you may fear Allah so you might receive mercy."

63 "Ey milletim! Bende bir sapıklık yoktur, ancak ben Alemlerin Rabbinin peygamberiyim, Rabbimin sözlerini size bildiriyor, öğüt veriyorum. Sizin bilmediğinizi Allah katından ben biliyorum. Sakınmanızı ve böylece merhamete uğramanızı sağlamak üzere sizi uyarmak için aranızdan biri vasıtasıyla Rabbinizden size haber gelmesine mi şaşıyorsunuz?" dedi.

63 (Allah'ın azabından) sakınıp da rahmete nail olmanız için, içinizden sizi uyaracak bir adam vasıtasıyla size bir zikir(kitap) gelmesine şaştınız mı?"

63 کیا تم کو اس بات سے تعجب ہوا ہے کہ تم میں سے ایک شخص کے ہاتھ تمہارے پروردگار کی طرف سے تمہارے پاس نصیحت آئی تاکہ وہ تم کو ڈرائے اور تاکہ تم پرہیزگار بنو اور تاکہ تم پر رحم کیا جائے

63 کیا تمہیں اس بات پرتعجب ہوا کہ تمہارے پاس خود تمہاری اپنی قوم کے ایک آدمی کے ذریعہ سے تمہارے ربّ کی یاددہانی آئی تاکہ تمہیں خبر دار کرے اور تم غلط روی سے بچ جاوٴ اور تم پر رحم کیا جائے؟1“

فَكَذَّبُوهُ فَأَنجَيۡنَـٰهُ وَٱلَّذِينَ مَعَهُۥ فِى ٱلۡفُلۡكِ وَأَغۡرَقۡنَا ٱلَّذِينَ كَذَّبُواۡ بِـَٔـايَـٰتِنَآ‌ۚ إِنَّهُمۡ كَانُواۡ قَوۡمًا عَمِينَ ٦٤

But they denied himO'nu yalanladılarتو انہوں نے جھٹلایا دیا اس کوfakadhabūhuso We saved himbiz de kurtardıkتو ہم نے نجات دی اس کوfa-anjaynāhuand those whoo kimseleriاور ان لوگوں کوwa-alladhīna(were) with himO'nunla berebarجو اس کے ساتھ تھےmaʿahuinbulunanlarıمیںthe shipgemideکشتی (میں)l-ful'kiAnd We drownedve boğdukاور غرق کردیا ہم نےwa-aghraqnāthose whokimseleriان لوگوں کوalladhīnadeniedyalanlayanlarıجنہوں نے جھٹلایاkadhabūOur Versesayetlerimiziہماری آیات کوbiāyātināIndeed, theyçünkü onlarبیشک وہinnahumwereidilerتھےkānūa peoplebir kavimلوگqawmanblindkörاندھےʿamīna

64 But they denied him, so We saved him and those who were with him in the ship. And We drowned those who denied Our signs. Indeed, they were a blind people.

64 Onu yalanladılar; biz de onu ve gemide beraberinde olanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayanları suda boğduk, çünkü onlar kör bir milletti.

64 O'nu yalanladılar, biz de O'nu ve O'nunla beraber gemide bulunanları kurtardık, âyetlerimizi yalanlayanları boğduk! Çünkü onlar, kalb gözleri körleşmiş bir kavim idiler.

64 مگر ان لوگوں نے ان کی تکذیب کی۔ تو ہم نے نوح کو اور جو ان کے ساتھ کشتی میں سوار تھے ان کو تو بچا لیا اور جن لوگوں نے ہماری آیتوں کو جھٹلایا تھا انہیں غرق کر دیا۔ کچھ شک نہیں کہ وہ اندھے لوگ تھے

64 مگر انہوں نے اس کو جُھٹلادیا۔ آخرِکار ہم نے اسے اور اس کے ساتھیوں کو ایک کشتی میں نجات دی اور اُن لوگوں کو ڈبو دیا جنہوں نے ہماری آیات کو جُھٹلایا تھا، 1یقیناًوہ اندھے لوگ ہیں

۞وَإِلَىٰ عَادٍ أَخَاهُمۡ هُودًا‌ۗ قَالَ يَـٰقَوۡمِ ٱعۡبُدُواۡ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَـٰهٍ غَيۡرُهُۥٓ‌ۚ أَفَلَا تَتَّقُونَ ٦٥

And tove (gönderdik)اور طرفwa-ilāAadAd(kavmin)e deعاد کےʿādin(We sent) their brotherkardeşleriان کے بھائیakhāhumHudHud'uہود کوhūdanHe saiddedi kiاس نے کہاqālaO my peopleEy kavmimاے میری قومyāqawmiWorshipkulluk edinعبادت کروuʿ'budūAllahAllah'aاللہ کیl-lahanotyokturنہیںfor yousizinتمہارے لئےlakumanyhiçbirکوئیmingodtanrınızالٰہilāhinother than HimO'dan başkaاس کے سواghayruhuThen will notsakınmaz mısınız?کیا بھلا نہیںafalāyou fear (Allah)تم تقویٰ اختیار کرو گےtattaqūna

65 And to the 'Aad [We sent] their brother Hud. He said, "O my people, worship Allah; you have no deity other than Him. Then will you not fear Him?"

65 Ad milletine de, kardeşleri Hud'u gönderdik "Ey milletim! Allah'a kulluk edin, O'ndan başka tanrınız yoktur, karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" dedi.

65 Âd (kavmin)e de kardeşleri Hûd'u (gönderdik): "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka bir ilâhınız yoktur. (O'na karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?" dedi.

65 اور (اسی طرح) قوم عاد کی طرف ان کے بھائی ہود کو بھیجا۔ انہوں نے کہا کہ بھائیو خدا ہی کی عبادت کرو۔ اس کے سوا تمہارا کوئی معبود نہیں۔ کیا تم ڈرتے نہیں؟

65 اور عاد 1کی طرف ہم نے ان کے بھائی ہود ؑ کو بھیجا۔ اس نے کہا ”اے برادرانِ قوم، اللہ کی بندگی کرو، اُس کے سِوا تمہارا کوئی خدا نہیں ہے۔ پھر کیا تم غلط روی سے پرہیز نہ کروگے؟“

قَالَ ٱلۡمَلَأُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواۡ مِن قَوۡمِهِۦٓ إِنَّا لَنَرَىٰكَ فِى سَفَاهَةٍ وَإِنَّا لَنَظُنُّكَ مِنَ ٱلۡكَـٰذِبِينَ ٦٦

Saiddedi(ler) kiکہاqālathe chiefsileri gelenسرداروں نےl-mala-u(of) those whokimselerان لوگوں نےalladhīnadisbelievedinkarcılarجنہوں نے کفر کیاkafarūfromkavmindenسےminhis peopleاس کی قوم میں (سے)qawmihiIndeed, weelbette bizبیشک ہمinnāsurely, see youseni görüyoruzالبتہ ہم دیکھتے ہیں تجھ کوlanarākainiçindeمیںfoolishnessbir beyinsizlikحماقت (میں)safāhatinand indeed, weve elbette bizاور بیشک ہمwa-innā[we] think youzannediyoruz ki senالبتہ ہم گمان کرتے ہیں تجھ کو / سمجھتے ہیں تجھ کوlanaẓunnuka(are) ofyalancılardansınسےminathe liarsجھوٹوں میں (سے)l-kādhibīna

66 Said the eminent ones who disbelieved among his people, "Indeed, we see you in foolishness, and indeed, we think you are of the liars."

66 Milletinin inkarcı ileri gelenleri, "Biz senin beyinsiz olduğunu görüyor ve seni yalancılardan sanıyoruz" dediler.

66 Kavminden ileri gelen kâfirler dediler ki: "Biz seni bir çılgınlık içinde görüyoruz, ve gerçekten seni yalancılardan sanıyoruz."

66 تو ان کی قوم کے سردار جو کافر تھے کہنے لگے کہ تم ہمیں احمق نظر آتے ہو اور ہم تمہیں جھوٹا خیال کرتے ہیں

66 اس کی قوم کے سرداروں نے، جو اس کی بات ماننے سے انکار کر رہے تھے، جواب میں کہا "ہم تو تمہیں بے عقلی میں مبتلا سمجھتے ہیں اور ہمیں گمان ہے کہ تم جھوٹے ہو"

قَالَ يَـٰقَوۡمِ لَيۡسَ بِى سَفَاهَةٌ وَلَـٰكِنِّى رَسُولٌ مِّن رَّبِّ ٱلۡعَـٰلَمِينَ ٦٧

He saiddediاس نے کہاqālaO my peopleEy kavmimاے میری قومyāqawmiThere is notyokturنہیں ہےlaysain mebendeمیرے ساتھfoolishnessbeyinsizlikکوئی حماقتsafāhatunbut I amfakat benلیکن میں توwalākinnīa Messengerbir elçiyimپیغمر ہوںrasūlunfromtarafındanسےmin(the) LordRabbiربrabbi(of) the worldsalemlerinالعالمین کی طرف (سے)l-ʿālamīna

67 [Hud] said, "O my people, there is not foolishness in me, but I am a messenger from the Lord of the worlds."

67 "Ey milletim! Ben beyinsiz değil, Alemlerin Rabbinin peygamberiyim.

67 (Hûd), "Ey kavmim! Bende çılgınlık yok, ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim." dedi.

67 انہوں نے کہا کہ بھائیو مجھ میں حماقت کی کوئی بات نہیں ہے بلکہ میں رب العالمین کا پیغمبر ہوں

67 اس نے کہا "اے برادران قوم، میں بے عقلی میں مبتلا نہیں ہوں بلکہ میں رب العالمین کا رسول ہوں

Surah 7 / Al-A'raf / The Heights سورة الأعراف 159
And the land ve ülkeninاور زمین wal-baladu [the] puregüzel olanجو پاکیزہ (ہوتی) ہے l-ṭayibu comes forthçıkarنکلتی ہے yakhruju its vegetationbitkisiاس کی نباتات nabātuhu by (the) permissionizniyleکے اذن سے bi-idh'ni (of) its LordRabbininاس کے رب rabbihi but whicholandan iseاور جو wa-alladhī is bad kötüخراب ہوتی ہے khabutha (does) notçıkmazنہیں come forthنکلتی ہے yakhruju
exceptbaşka bir şeyاسی طرح illā (with) difficultyyararsız bitkidenمگر بےفائدہ چیزیں nakidan Thusişte biz böyleاسی طرح kadhālika We explaindöndürüp açıklarızہم پھیر پھیر کے لاتے ہیں nuṣarrifu the Signsayetleriنشانیاں/ آیات l-āyāti for a peoplebir toplum içinان لوگوں کے لئے liqawmin who are gratefulşükredenجو شکر ادا کرتے ہیں yashkurūna٥٨
Certainlyandolsunالبتہ / تحقیق laqad We sentgönderdikبھیجا ہم نے arsalnā NuhNuh'uنوح کو nūḥan tokavmineطرف ilā his peopleاس کی قوم کی qawmihi and he saiddedi kiتو اس نے کہا faqāla O my peopleEy kavmimاے میری قوم yāqawmi Worshipkulluk edinعبادت کرو uʿ'budū AllahAllah'aاللہ کی l-laha notyokturنہیں for yousizinتمہارے لئے lakum
anyhiçbirکوئی min godtanrınızالٰہ ilāhin other than HimO'ndan başkaاس کے سوا ghayruhu Indeed, Idoğrusu benبیشک میں innī [I] fearkorkuyorumمیں ڈرتا ہوں akhāfu for yousizeتم پر ʿalaykum punishmentazabın(ın inmesin)denعذاب سے ʿadhāba (of the) Daybir gününدن کے yawmin Greatbüyükبڑے (دن کے) ʿaẓīmin٥٩
Saiddedi(ler) kiکہا qāla the chiefsileri gelenlerسرداروں نے l-mala-u ofkavmindenسے min his peopleاس کی قوم میں qawmihi Indeed, weelbette bizبیشک ہم innā surely see youseni görüyoruzالبتہ ہم دیکھتے ہیں تجھ کو lanarāka iniçindeمیں errorbir sapıklıkگمراہی ḍalālin clearaçıkکھلی mubīnin٦٠ He saiddedi kiاس نے کہا qāla
O my peopleEy kavmimاے میری قوم yāqawmi There is notyokturنہیں ہے laysa in mebendeمیرے ساتھ errorbir sapıklıkکوئی گمراہی ḍalālatun but I amfakat benلیکن میں walākinnī a Messengerbir elçiyimرسول ہوں rasūlun fromtarafındanسے min (the) LordRabbiرب rabbi (of) the worldsalemlerinالعالمین کی طرف l-ʿālamīna
٦١ I convey to yousize duyuruyorumمیں پہنچاتا ہوں تم کو uballighukum the Messagesmesajlarınıپیغامات risālāti (of) my LordRabbiminاپنے رب کے rabbī and [I] adviseve öğüt veriyorumاور میں خیر خواہی کرتا ہوں wa-anṣaḥu [to] yousizeتمہارے لئے lakum and I knowve biliyorumاور میں جانتا ہوں wa-aʿlamu fromtarafındanسے mina Allahاللہ کی طرف (سے) l-lahi
whatşeyleriجو notsizin bilmediğinizنہیں you knowتم جانتے taʿlamūna٦٢ Do you wonderşaştınız mı?کیا بھلا تعجب ہوا تم کو awaʿajib'tum thatgelmesineکہ an has come to youآئی تمہارے پاس jāakum a reminderbir Zikirایک نصیحت dhik'run fromRabbinizdenسے min your Lordتمہارے رب کی طرف (سے) rabbikum onaracılığı ileپر ʿalā
a manbir adamایک شخص (پر) rajulin among youiçinizdenتمہی میں سے minkum that he may warn yousizi uyarmak içinتاکہ وہ خبر دار کرے تم کو liyundhirakum and that you may fearve korunmanız içinاور تاکہ تم پرہیزگار ہوجاؤ walitattaqū and so that you mayve belkiاور تاکہ تم walaʿallakum receive mercymerhamete uğrarsınız diyeتم رحم کئے جاؤ tur'ḥamūna٦٣ But they denied himO'nu yalanladılarتو انہوں نے جھٹلایا دیا اس کو fakadhabūhu
so We saved himbiz de kurtardıkتو ہم نے نجات دی اس کو fa-anjaynāhu and those whoo kimseleriاور ان لوگوں کو wa-alladhīna (were) with himO'nunla berebarجو اس کے ساتھ تھے maʿahu inbulunanlarıمیں the shipgemideکشتی (میں) l-ful'ki And We drownedve boğdukاور غرق کردیا ہم نے wa-aghraqnā those whokimseleriان لوگوں کو alladhīna deniedyalanlayanlarıجنہوں نے جھٹلایا kadhabū
Our Versesayetlerimiziہماری آیات کو biāyātinā Indeed, theyçünkü onlarبیشک وہ innahum wereidilerتھے kānū a peoplebir kavimلوگ qawman blindkörاندھے ʿamīna٦٤ And tove (gönderdik)اور طرف wa-ilā AadAd(kavmin)e deعاد کے ʿādin (We sent) their brotherkardeşleriان کے بھائی akhāhum
HudHud'uہود کو hūdan He saiddedi kiاس نے کہا qāla O my peopleEy kavmimاے میری قوم yāqawmi Worshipkulluk edinعبادت کرو uʿ'budū AllahAllah'aاللہ کی l-laha notyokturنہیں for yousizinتمہارے لئے lakum anyhiçbirکوئی min godtanrınızالٰہ ilāhin other than HimO'dan başkaاس کے سوا ghayruhu Then will notsakınmaz mısınız?کیا بھلا نہیں afalā you fear (Allah)تم تقویٰ اختیار کرو گے tattaqūna
٦٥ Saiddedi(ler) kiکہا qāla the chiefsileri gelenسرداروں نے l-mala-u (of) those whokimselerان لوگوں نے alladhīna disbelievedinkarcılarجنہوں نے کفر کیا kafarū fromkavmindenسے min his peopleاس کی قوم میں (سے) qawmihi Indeed, weelbette bizبیشک ہم innā surely, see youseni görüyoruzالبتہ ہم دیکھتے ہیں تجھ کو lanarāka iniçindeمیں
foolishnessbir beyinsizlikحماقت (میں) safāhatin and indeed, weve elbette bizاور بیشک ہم wa-innā [we] think youzannediyoruz ki senالبتہ ہم گمان کرتے ہیں تجھ کو / سمجھتے ہیں تجھ کو lanaẓunnuka (are) ofyalancılardansınسے mina the liarsجھوٹوں میں (سے) l-kādhibīna٦٦ He saiddediاس نے کہا qāla O my peopleEy kavmimاے میری قوم yāqawmi
There is notyokturنہیں ہے laysa in mebendeمیرے ساتھ foolishnessbeyinsizlikکوئی حماقت safāhatun but I amfakat benلیکن میں تو walākinnī a Messengerbir elçiyimپیغمر ہوں rasūlun fromtarafındanسے min (the) LordRabbiرب rabbi (of) the worldsalemlerinالعالمین کی طرف (سے) l-ʿālamīna٦٧
١٥٩
‹ 157page 158 of the printed Mushaf159 ›